İletişim

Aşağıdaki formu kullanarak bizimle iletişim kurabilirsiniz. Göndereceğiniz iletiler uygun görülürse bu sayfada yayınlanmaktadır.

IslamDergisi.Com

DIKKAT: Sitemize ya da yazarlarımıza hakaret veya küfür eden ve yazarlarımızı tehdit eden şahısların IP adresleri ve giriş saatleri sistemimiz tarafından kaydedilmektedir. Avukatımız aracılığıyla bu kişiler hakkında gerekli yasal işlemler başlatılacaktır. Yorum göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Dikkat! Yorum yazmadan önce aşağıdaki uyarıyı okuyunuz:
5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 125 Hakaret (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

Türk Ceza Kanununun yukarıda belirtilen maddelerine göre, sitemiz veya yazarlarımızın onur, şeref ve saygınlığını zedelemeye yönelik mesajlar gönderenler hakkında  gerekli yasal haklarımızı kullanacağımızı önceden bildiririz. Yorum yazarken nezaket kurallarına dikkat ediniz.

“İletişim” üzerine 828 yorum.

  1. selamünaleyküm,
    Muhsin İyi beyin hemen hemen tüm yazılarını okudum, doğrusu çok hoş yazılar.
    özellikle letaifler ve anasır-ı erbaa arasındaki ilişki.
    sürekli kafamı kurcalayan bir mesele var ;eğer 4 unsur bir insanda mutlak manada eşitlenirse ne olur?yani ; %25 toprak ,%25su, %25ateş ,%25hava
    Muhsin bey cevaplayabilirseniz çok sevinirim

    1. Rabia Hanım, rüya kategorisine giriniz sayfanın sonundaki yorum yaz bölümüne yazıp gönderebilirsiniz. Onu yapamaz iseniz buradan da gönderebilirsiniz.

  2. naksıbendı sılsılesı kolarını sayarken sebebi nedır kş seyh nazım kıbrısıyı almıyorsunuz.. hakkani kolunu nıye gormezlıkten geliyorsunuz…?

    1. Sayın Ali Enes. Her silsilenin müntesibi kendi silsile büyüklerinin listesinin bize meyille gönderiyor biz de yayınlıyoruz. Sizler böyle bir gönderi göndermediniz ki bize sitem edebilesiniz.

  3. Sayın Fevziye Hanım. Sıkıntınız ne ise size yardımcı oluruz Allah’ın inayeti ile. Siz durumunuzu İslam Dergisi Facebook sayfasına mesaj olarak yazabilirsiniz.

  4. Sa
    Burda sitede hashasi diyenlerle ilgili bir aciklamaniz vardi noldu bulamiyorum bir turlu?
    Niye kaldirdiniz? Hashasilerin tanimimi degisti ?yoksa baskimi geldi?
    Selamlar

    1. Sayın Oğuzhan Bey. Sanırım siz yurt dışından yazmaktasınız. Biliniz ki, üç bine yakın soru ve cevap içinden onu bulmak elbette kolay olmayacaktır. Ancak size verdiğimiz o cevabı ve sorunuzu hatırlıyoruz. Siz bizi, dün söylediğinin bugün tersini savunan çıkarcı, çıkarı için dinini kullanan kimselerden mi sanıyorsunuz.? Ki, bize karşı böyle ağır bir ithamda bulunuyorsunuz..?
      Bir kimse bir Müslümana kafir anlamında “haşhaşi” derse, o kimse elbette küfre girer ve kendisi kafir olur.. Ancak, haşhaşilik atfı yapılan kimsede haşhaşilik emareleri bariz olarak varsa, o zaman o haşhaşilik atfını yapan kimse yerinde bir atıfta bulunmuş olur..

    2. Abdullah bey
      Alinmaniza gerek yok ..
      Sitenizi fetvanizi kaynak gosterecektim .bulamadim .sordum.
      Bu kadar alinmanizi anlayamadim.
      fakat malesef yok tekrar tekrar yine baktim
      Evet yurtdisindan yaziyorum.

    3. Oğuzhan Bey. Alınmamıza gerek olmadığını yazıyorsunuz.. Bakınız yazdığınıza:
      “Niye kaldirdiniz? Hashasilerin tanimimi degisti ?yoksa baskimi geldi?”
      Allah için dini anlatan birsinin yazacağı yorumlarının olumsuz yönde değişmesinin ne demek olduğunu siz de en az bizim kadar bilirsiniz. O halde siz olun da bu söze alınmayın.

  5. Selamünaleyküm
    Ateizmin Kör Noktası Kur’an’a Kör Kalmaktır
    Konu başlıklı yazını okurken ”İşte Rabbiniz Allah O’dur. Mülk O’nundur, O’ndan başka tanrı yoktur. ” cümlesinde neden ‘ ilah ‘ yazmak yerine ‘tanrı’ yazıldığını merak ediyorum bilgilendirirseniz sevinirim.
    Selamünaleyküm

    1. Aleykümselam sayın Muhammed. Orada ateistler o ayetteki ilah kelimesi yerine tanrı kelimesini yazmışlar bizde ilgili ayetin izahatını yaptık.
      Biz İlah kelimesi yerine Tanrı kelimesini kullanmıyoruz ama şunu da bilmek gerekir ki İlah kelimesi yerine Tanrı kelimesi kullanılabilir. Zira Tanrı ve İlah kelimesi eş anlamlıdır. Ancak birisi kalkıpta Allah lafzı yerine Tanrı kelimesini kullanamaz. Çünkü Allah ismi özel isimdir. İlah veya Tanrı ise böyle değildir. Kur’an’da âliheh kelimesi geçer ki, bunun anlamı ilahlar demektir. Halbuki bir kimse Allahlar diyemez.

    2. Aleykümselam.
      SORU: “Ateizmin Kör Noktası Kur’an’a Kör Kalmaktır
      Konu başlıklı yazını okurken ”İşte Rabbiniz Allah O’dur. Mülk O’nundur, O’ndan başka tanrı yoktur. ” cümlesinde neden ‘ ilah ‘ yazmak yerine ‘tanrı’ yazıldığını merak ediyorum bilgilendirirseniz sevinirim.”
      CEVAP:
      Tanrı sözcüğü Arapça İlah sözcüğünün karşılığıdır. İlah yerine Türkçe de Tanrı, Farsça da Hüda, başka dillerde de başka sözcükler de kullanılabilir ama Allah lafzının yerine hiçbirisi kullanılamaz.

  6. Makalaleleri kar amacı gütmeden islamı yaymak amacıyla paylaşıyoruz fakat sitenizin adını vermeden “Alıntıdır.” diyerek paylaşıyoruz telif ödememiz gerekir mi?

    1. Yazılarımızı paylaştığınız için Allahu Teala sizlerden razı olsun kardeşim. Kâr amacı güdülmeden paylaşılan yazılarımız için hiç bir şey ödemeniz gerekmez. Ehli sünneti Allah rızası için yaymak en büyük kârımızdır. Ancak yazılar için sitemizi kaynak göstermeniz icab eder.
      Allah’a emanet olunuz.

  7. Mezhep ile ilgili yorumlarınızı çok bağnazca buldum.Peygamber efendimiz öldükten sonra insanların kendi aralarında düştüğü ayrılıkları desteklemenın tek bir din tek bir kitap olarak ikilik ve şirke bu kadar karşı bir dine ne gibi faydası vardır.MEZHEPSİZ VB GİBİ İTHAMLARLA İNSANLARI ÜRKÜTMENİN ANLAMI YOK.Bu yol diye incelttiğiniz ve bugün birçok insanın ölmesine sebep olan mezhep ayrımcılığını İLAHİ saymak için bir tek mantıklı nedeniniz yok…İslamiyet gibi yüce bir dini parçalamaya hakkınız yok…

    1. Sayın Serpil Hanım. Belki ilk bakışta bağnaz gibi gördüğünüz yazımız aslında bir ilaçtır. Zira ilaçlar acıdır ama neticesi tatlıdır.
      Sizin anladığınız mezhepçilik ile bizim anlatmak istediğimiz ehli sünnet mezhebinin bugün ve geçmişte siyasi sebeplerden dolayı birbirini mezhepçilik adına katleden zalimlerle bir alakası yoktur. Ayrıca şunuda belirtelim ki Peygamber efendimizin vefatından sonra hiç kimse ayrılığa ve çelişkiye düşmedi. Siz bunu nereden öğrendiyseniz biliniz ki o kaynaklar yanlıştır ve o zamanki münafıklar tarafından uydurulmuş ve çok sonraları ortaya çıkmış fitnelerdir. Bunun ehli sünnet mezhebiyle uzaktan ve yakından ilgisi yoktur. Eğer sizin düşündüğünüz gibi olsaydı Kuranın ayetlerini toplatıp kitap haline getiren Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer’e de itimat kalmazdı. Dolaysı ile Kuran hakkında şüpheler vaki olurdu.
      Serpil Hanım bakınız Eshab-ı Kiram hakkındaki itimatsızlık ve tereddüt insanı nasıl küfre götürüyor görüyorsunuz değil mi?
      Ehli sünnet alimlerinin, başka mezhepte olanlar için asla onları taciz etmek için dahi olsa verilmiş bir fetvaları mevcut değildir.
      Şunu iyi bilmeliyiz ki, mezhepsizlik cereyanı başıbozukluk ve dinsizlik bataklığına çeker müminleri. Bu mezhepsizlik cereyanı İslam düşmanlarının ihdas ettiği bir oyundur. Tarihi de yakındır. Kur’an meallerinden din öğrenmeye kalkanların akibeti, meallerin sayısı kadar mezhebe sahip olmaktır. Birbirine uymayan on binlerce Kuran meallerinden hangisine uysun da bu Müslümanlar Allah’ın rızasına varsınlar..?

      Mezhepleri sahabelerden bir çoğunu gören Hz.Ali’nin yetiştirdiği Hasanı Basri, Hz. Ali’nin torunları Caferi Sadık ve Sahabelerden hadis öğrenen İmamı Azam gibi devasa şahsiyetler yazmıştır. Bizler İslamiyeti ne onlar kadar bilebiliriz ne de onlar kadar İslami yaşantımız mükemmeldir.
      Sizden ricam yazımızı lütfen ön yargısız olarak bir kez daha okumanızdır.

  8. Sayın Hocam Selamün Aleyküm. Hocam ben interenetten gördüm ve Veysel Karani Hz.’nin Zikrine başladım.Çok üst düzey korku yaşamaya başladım ve zikri bırakmak zorunda kaldım. İnanın Namaz kılmaya bile korkar bir hale geldim ve Zikri bıraktıktan sonra korku olayı sona erdi. Ben bu Zikri el almadan çekmeye başladım. Hocam internetten Veysel Karani Hz.’nin Zikri yazınca site çıkıyor zaten. Sayın Hocam ben bu zikre başladıktan sonra gözümün önünden Kabe’nin görüntüsü geçti bunun yanında ayrıca kulağıma Tekbir Nidası geldi.Yaşadıklarım çok güzeldi fakat çok korku hali oldu ve ben bu zikri bırakmak zorunda kaldım yeniden başlamak istiyorum fakat korkuyorum. Hocam bu korku halinin sebebi sizce ne olabilir.

    1. Aleyküm selam sayın Bosna. Bir kimsenin kitaplardan veya internetten öğrenerek kendi kendine zikir yapması fazla terakki ettirmez. Ancak bir de bunun mahzurlu yönleri vardır. Mahzurlu yönleri manevi elektriği ayarlamak hususudur. Yüz watlık ampüle 200 watlık eletrik verilirse ampül patlar. Siz de yaptığınız o zikirle kalbinizi ve beyninizi zorlamışsınız.
      Madem ki zikir yapmayı bu kadar istyorsanız bir tarikate bir mürşide intisap etmelisiniz.
      Zinhar her şeyhim diyene de bağlanmayınız.. sonra evdeki bulguru da kaybedersiniz.
      Bizden tavsiye isterseniz facebook sayfamızdan bize mesaj yazabilirsiniz.

  9. Müslim Efendi. Hocalarımızın yüksek ilmine vakıf olmadığınız ve allamelik hastalığına müptela olmanız sebebiyle sizin yersiz eleştirilerinizi muhatap almıyoruz.
    Sizin bir yerde din görevlisi olmanız size, Ehl-i Sünnetin büyük müçtehit ve mezhep alimlerini eleştirme hakkını vermez. O büyük alimlerin ilmi karşısında sizin bildikleriniz denizde bir damla bile olamayacak kadar sığdır. Bu sebeple sizi haddinizi bilmeye ve hakikati kabul etmeye davet ediyoruz.

    Bu sitede yüzlerce ayet meali ve binlerce hadis bulunmaktadır. Siz bunları okumaktan yoksun bir durumda olduğunuzu sergileyip dururken bir de kalkmış buradaki hadislere dil uzatarak kendinizi manen tehlikeye atıyorsunuz. Kendinize yazık etmeyin.
    Size ve sizin gibi kuru akıl ve mantığa dayanarak Kur’an’ı anlamaya çalışan mealci selefiyeci zavallılara Allah’tan hidayet diliyoruz. Görmek için baş gözü yetmez bir de basiret ve anlayış lazım. Allah size basiret nasip etsin.
    Eğer hidayetten nasibiniz yoksa, sizin yolunuz size, bizim yolumuz bize deriz.
    Âhirette kimin hak yolda olduğu zahir olacaktır. Zira burada anlamak istemeyenlere anlatma imkanı kalmamıştır. Orada hesaplaşmak üzere tüm Müslümanlara selam olsun.

  10. selamun aleykum hocam ben cat pat bilgisayar kullanabiliyorum gogula bir seyler yazip faydalanmaya calisiyorum sizde rica ve istirhamim muhsin iyi hocamizin yazilarini okudum cok begendim inanilmaz guzel bu guzel insanla tanisip konusmak istiyorum allah rizasi icin beni arayabilirmisiniz tel.XX XX bana yazi yazmayin cunku acmasini bilmiyorum

  11. Haydar Baş Nakşibendiliği ajan sapık tarikat diyor. TV programalrında uzun uzun sapık ilan ediliyor. Evliyalar sahtekarlıkla suçlanıyor.

    1. Sayın Metin Bey, İsmini zikrettiğiniz şahıs Şia yolunda bir siyasetçidir.. Şia olan kimsenin Sünniliğin kalesi konumunda olan Yüce Nakşibendi Tarikatını eleştirmesinin hiç bir değeri yoktur. O şahsın da hiç bir değeri yoktur. Zira güneş balçıkla sıvanmaz. Bir Arap atasözü:
      “NEBEHAL KİLÂB, ZEHEBES-SİHÂB”
      Allahu Teala hadisi kudside ;
      “Benim evliya kullarımla uğraşan bana savaş açmış gibidir. Bana savaş açanları ise Ben helak ederim.” buyurmaktadır.
      Allahın evliya kullarına sahtekâr diyen kimse ya akılsız delidir sözlerinin hiç bir itibarı yoktur. Şayet deli değilse bariz münafıktır.

  12. Geri bildirim: Letaif Nedir, Letaiflerin Anlamı, İşlevi, Görevleri Nelerdir? | islam dergisi - haftalık sohbetler

  13. Derginize nasıl abone olabilirim, ücreti nedir? İstanbul Kadıköy’e dağıtımınız var mıdır?

    1. Sayın Furkan Bey, dergimiz ücretsiz elektronik bir internet dergisidir. 24 saat her Müslümanın hizmetindedir. Din ile ilgili her sorunuza cevap verilir. İçindeki bilgiler 1000-1500 elektronik sahifeye yakındır. Dergimizin Kategorileri:
      GÜNCEL YAZILAR, CUMA SOHBETLERİ, İTİKAT, TASAVVUF, FIKIH, RÜYA TABİRLERİ, DİNİ KISSALAR, MİSAFİR YAZARLAR, İNGİLİZCE MAKALE, VİDEO SOHBETLERİ, TECVİT İLMİ, SORULAR-CEVAPLAR, İLETİŞİM,
      Güncel yazılarımız bazen günlük olarak yayınlanır bazen birkaç gün gündemde kalabilir. Dergimizin amacı Allah rızasıdır, hedefi ise, her insana İslamı ehli sünnet çizgisinden sapmadan doğru olarak ifade etmektir.
      İlginize memnuniyetimizi bildirir teşekkürlerimizi arz ederiz.
      Vesselam.
      http://www.islamdergisi.com

    2. Teşekkürler, Allah kabul etsin, Allah razı olsun.
      ———————————————————————–

  14. Yıllar önce basımı yapılan nimet-i islam kitabının yeni baskıları var mı veya bu kitabı nerden temin edebilirim
    Başka yayın evlerinin baskısı da var ama bunlar çok ağır ve anlaşılmaz.mesela(huzur yay-s.bilici yay)
    0543 661 32 74

    1. Sayın Adnan Bey, elimizde Ni’meti İslam kitabının Akpınar Yayınevi’ne ait 1987 baskısı bulunmaktadır. Bu eser olabildiğince sadeleştirilerek günümüz Türkçesine çevrilmiştir.
      Selamlar.

  15. Sayın Mesut Beyin 05.02.2013 / 00:43 tarihinde yazılan yorumuna istinaden:
    S.K. isimli kişinin akıl hocasının ahvalini size arz ediyorum. Lütfen bakınız.
    MUSTAFA İSLAMOĞLU KİMDİR ?
    * Mezhepleri ve mezhep imamlarını tenkit eden,
    * Şefaati inkar eden,
    * Mehdi a.s.’ın inişini inkar eden,
    * Sahih hadisleri inkar eden,
    * Üç talağı bir sayan (İbni Teymiyenin fetvası),
    * “Hayızlı kadın camiye girebilir” diyen ve “Giremez!” diyen Ehli Sünnet alimlerine de “Yahudilere meyl etmiştir.” diyen,
    * Hz. Ebubekir, Hz. Osman, Hz. Ömer, Hz. Aişe validemize ve Hz. Muaviye (r.a.)’a hakaret eden şiileri konuk eden, onların hakaret vari sözlerini sessiz bir şekilde dinleyen ve konuşmalarına izin veren,
    * Üç Muhammad diye bir kitap çıkarıp Efendimiz s.a.v.’in mucizelerini inkar eden ve “Sıradan bir peygamberdir.” diyen,
    ve daha buna benzer akla zarar ne fetvaları olan bir şahsiyet!!!
    Mustafa İslamoğlunun sapkınlıklarıyla ilgili bir kaç örnek:
    Mustafa İslamoğlu’nun kendi sitesindeki yazıyı aynen aktarıyorum:
    “SORU: Kabir azabı olduğuna inanmayan arkadaşım var. Kendisinin Kur’anı Kerim’i incelediğini ve kabirle ilgili bir bilgi bulamadığından inanmadığını söylüyor. Kesin delilleri nerede geçmektedir?
    CEVAP: Kabir azabı, İslam ekolleri arasında temel bir tefrika konusu olmuştur. Savunanlar da reddedenler de Kur’an’dan bazı ayetleri delil getirmişler, fakat bu deliller doğrudan kabir azabının varlığına ya da yokluğuna delalet etmediği için iki tarafın tezi de temelsiz kalmıştır. Kabir azabı ancak hadislerle temellendirilebilir. Hadisler ise akaide konu olmazlar. Dolayısıyla kabir azabı iman veya inkarın konusu değildir.”
    16/12/2010

    16/12/2010
    Mezhepsiz Efganiyi Taklid Eden Mustafa İslamoğlu:
    Filed under: Mezhepsizleri Kaynak Göstermesi — moskovazâde @ 5:32 pm
    Tags: cemalettin efgani, din reformcuları, ehli sünnet dışı, itikat hırsızları, mevdudi, mezhep dışı, mezhepsiz, mezhepsizlik, mustafa islamoğlu, sapık fırkalar, sapıtanlar

    MUSTAFA İSLAMOĞLU : O’da Efgani mezhebsizini savunanlardan.[1] Türkiye’deki mezhepsiz reformcuları kaynak alarak kitaplar yazanların içinde kalemi güçlü bir isim. Hiç değilse İmamlar ve Sultanlar kitabında, imam-ı Azam (rh.a) efendimizi Ebu Hanife’den hariç “Azam” lakabı ile anabilmiş, Allah rahmet eylesin, şehid imamdır diyebilmiştir.Tabi burada maksadı tağuta karşı kendine malzeme olarak İmam-ı Azam efendimizi seçmek değilse !
    Bu cümlelerinin onu Muhammed Abduh, İbn Hazm, İbn Teymiyye, M.Abdulvehhab, Mevdudi..vs. gibi isimlerin ve rafizi vehhabi etkilerinden kurtarmaya bir sebep olmasını dilerim. Zira kitaplarında kaynak olarak ele aldığı isimlerden bazılara bunlar ! Bu isimlerin ne korkunç itikad hırsızları olduğunu benim gibi ilimsiz biri tesbit edebildiğine göre, kendisinin bunları bilmemesi düşünülemez !Geriye bir tek ihtimal kalıyor : Bu isimlerin çağırdığı itikadı-Allah korusun- benimsiyor olmak !
    Bahsi geçen kitabında (sh: 178) İmam-ı Yusuf (rh.a.) gibi bir müctehidi yargılaması haddini bilmezlik olsa gerek.Bu mübarek imamı yargılamaktan geri durmayan birinin, mezhepsiz olduğu bilinen Mevdudi’yi de aynı sayfada İmam Yusuf’a nispet edercesine övmesi enteresandır.
    Bir başka kitabında çok talihsiz cümleleri var. Sevgili Peygamberimizin gözlerinin, mübarek ağız biçiminin, inci dişlerinin güzelliğini, sesinin gür çıktığını, yani peygamberi mucizeden olmak üzere, seslerinin çok uzaklardakilerin dahi duyabildiğini, boylarının herkesten yüksek göründüğünü, tenlerinin misk-i amber gibi koktuğunu, bir çocuğu sevse o çocuğun başında mübarek ellerinden yayılan kokunun günlerce ayrılmadığını çeşitli muteber ehl-i sünnet kitaplarında okumuşsunuzdur.
    İslamoğlu’da tüm bunları epey malumatla mezkur kitabında naklettikten sonra bakın ne diyor : Rabbimiz Hz.Peygamberi örnek olarak gösterdiği halde, nedense klasik ulema ille de onu efsaneleştirmek için ellerinden geleni arkalarına koymamışlardır… Verilmek istenen insan tipi taklid edebilecekleri bir nebi değil de kendisine sadece hayranlık duyulmak için oldukça aşkınlaştırılmış insanüstü bir peygamber tipi çizmekteler…Elbette efsaneler örnek alınsın diye değil, sadece insanlara ” onlar kim, biz kim! ” dedirtmek ve hayret ıslıkları çaldırmak için oluşturulur…Geçmişte bu tavır niçin takınıldı, bilemem.Lakin çağın mantığı da buna çok benziyor. Kutsa ve müzeye kaldır.. Onun örnekliği iki ayaklı Kur’an oluşundan gelir.Onunla ilgili söylenenler gerçek de olabilir..(!) [2]
    nedense klasik ulema.. İmam-ı Suyuti,İmam Müslim, İmam Buhari, İmam Taberani, İmam-ı Kastalani, İbn-i Cerir M.Taberi (RA) gibi mübarek ve mutemet isimler mi klasik ulema ? Yani eski bakışlı, dar ufuklu klasik ulema demek istiyor. Efendimiz aleyhisselatü vesselamın hayatlarını cephe cephe gözlemlemiş, yıllarca hizmetlerinde bulunup O’nu (SAV) aşkla yeterince anlatamamış olmanın sıkıntısını çekmiş sahabe mi klasik ? Zira senin klasik dediğin ulemalar bu sahabe zincirinden gelen anlatımla bize o şanlı Peygamberi anlattılar.Yine bu dini biz -Allah razı olsun- onlardan öğrendik.
    Siz çağdaş ulema olmaya özendiniz ve mezhep tanımazları akıl hocası bildiniz ! Çağdaş Hamidullah alçağı, Peygamber düztabandı, tükrüğünden başka mucizesi yoktu dememiş miydi.? Kitabında nakillerde bulunduğun M.Abdulvehhab “benim elimdeki bastonumun bana faydası var, Muhammedin (SAV) faydası yok dememiş miydi ? “Kişi sevdiğiyle beraberdir” onu efsaneleştirmek için ellerinden geleni arkalarına koymamışlardır… İlk nur ve son Peygamber.Allah (CC)’ın “habibi” sevgilisi..Buna rağmen sen, Allah Resulünün bizlerden farklı yanının olacağını, diğer insanlardan üstün vasıflara haiz olacağını kabul etmiyor musun? Kaba bir maddeci bakışla dinin tebliğ eden elçiydi hepsi o kadar mı ? Tebliğ ettiklerine bakın, tebliğciye bakmayın diyorsan, Al-i İmran suresi: 31′i muteber ehl-i sünnet tefsirlerinden oku. Biraz da Mesnevi’yi okuyalım ki, maddi gözümüz kapansın, manevi aşk gözümüz açılsın.
    Sahabe-i Kiram hazaretı Efendimiz (SAV) mübarek sakal-ı şeriflerini tarasa, saçlarından kesseler, teller toprağa değmeden kapışıyorlardı.Hiçbiri senin gibi tebliğ ettiğine bakın, Peygamberin şahsından size ne demediler.Peygamberimizin birileri tarafından efsaneleştirilmeye, büyütülmeye hiç ihtiyacı yoktu.O (SAV) zaten en büyük ve en üstün İNSAN idi.
    Yoksa “Bu övgüler övene nispetledir.Yoksa bu övüş sana bir kınamadır, bir hicivdir.” yani Ey Resul seni kendimizce, bilgimizce övdüğümüzü sanırız, kendi vasıflarını bilen, senin katında ise bunlar ne eksik şeylerdir.[3]
    Verilmek istenen insan tipi… hayranlık duyulmak için oldukça aşkınlaştırılmış insanüstü bir peygamber tipi çizmekteler…, haşa yani Peygamber böyle değildi de, böyle hayali bir insan aktarıldı. Aşkınlaştırılmış, abartılmış demeye getiriyor.Prens Bismark bile “Sana layık bir vücud olamadığımdan dolayı müteessirim Ya Mu…. derken, bizim yerliler saf İslam diye diye, Yüce dinimizde mana mefhumu adına, mucize adına hiçbir şey bırakmadılar.
    M.Hamdi Yazır -rahmetüllahi aleyh- efendi, Al-i İmran : 33. Ayetini tefsir ederken, peygamberlikteki özellik ve üstünlükleri şöyle açıklar : “ Peygamberler, gerek cismani kuvvetlerde, gerekse ruhani kuvvetlerde başkalarına benzemezler. Dış ve iç duyguları gibi idrak güçleri, görme, işitme, koklama, tatma ve dokunma duyuları; hafıza ve zeka gibi zihinsel güçleri, akli ve ruhi güçleri, yalnızca derece bakımından değil, nitelik bakımından da diğer insanlardan farklı bir mükemmelliğe ve varılabilecek en yüksek düzeye sahiptir. Mesela uzakları görmekle kalmazlar, arkadan ve perde gerisinden de görebilirler. Başkalarının işitmediğini işitir, duyamadığını duyar, tadamadığını tadarlar. Şifa-i Şerif’tede genişçe açıklandığı gibi Peygamber -sallahü aleyhi vesellem- Efendimizin cismani ve ruhani kuvvet melekeleri ne kadar yüksekti.”[4] diyen alimlere mi, yoksa bütün bu alimleri ve ittifakla naklettiklerini hiçe sayan reformcu çağdaş naylon müctehid taslaklarını mı dikkate almalıyız. Vallahi yakınlarıma hep şunu söylüyorum: Y.Nuri gibileri seyredeceğinize, açık-saçık bir film seyretmeniz daha evladır..Zira ilki itikadını bozup, dinden eder, ikincisi de çirkin olmakla beraber yalnızca günahkar eder! Durum bu kadar vahimdir. Peygamber varisi gerçek alim mürşid-i kamil zatlarda bu varisliklerinden ve peygamber veresesinden nasiplerini alırlar.Öyleyse günümüzde bile peygamber varisi evliyaya dikkat!
    ” onlar kim biz kim! ” dedirtmek ve hayret ıslıkları çaldırmak için oluşturulur…Yani Peygamberden insani yapı olarak, aslında hiçbir farklı yanımız yok demeye getiriyor.Hani şu onlar adamsa bizde adamız meşhur söylemleri gibi!..Onun örnekliği iki ayaklı Kur’an oluşundan gelir. Şu bedbah tanıma bakın! Kainatın Fahrini -sallahü aleyhi vesellemi- nasıl kaba bir tanımlamaya, tozuna kurban olacağımız mübarek varlıklarını bu şekide dillerine dolayabiliyorlar.Oysa ehl-i sünnet ve cemaat önderleri Ol Rasulü taşımak şerefindeki binitlerine dahi (katır) demeyip, ester dediler, binitlerinin bile Allahresulünce verilmiş isimleri vardı.Kaba softaların kaba dili o Allahın boyası ile boyanmış aynaya zaten iz düşürmez!
    Onunla ilgili söylenenler gerçek de olabilir..(!)Önce mübarek önderimizi (SAV) küçültücü izah et, şüphe tohumlarını ek, sonra da onunla ilgili söylenenler gerçek olabilir de. İlmine mağrur şeytan kıssasını bir anlayabilseydik ! Bir Müslüman için gerçek olabilir, diye bir düşünve olamaz. Şüphe yok.O (sav) şüphesiz Elmalılı tefsirinde (yukarıda) verdiğimiz gibiydi, hatta daha da üstte,-haşa- Allah demeyecek kadar muazzez ve muhteşemdi.
    Verilmek istenen insan tipi… hayranlık duyulmak için oldukça aşkınlaştırılmış insanüstü bir peygamber tipi çizmekteler.. Şimdi bu cümleyi bir daha ele alalım. İslamoğlunun başka bir cümlesini buraya taşıyalım : “ Tek kişilik bir ordu, tek kişilik bir ümmettir, göklerin kendine dar geldiği kartaldır.” Peh peh peh..! İslamoğlu bu hayranlık uyandıracak, aşkınlaştırılmış kelimeleri başka bir yerde kullandığını unutmuşa benzer. Biz kendisine hatırlatalım. Yukarıdaki bu cümleleri Kafir, mason Cemaleddin Efgani için kullanmıştır. [5] Allah Resulüne -sallahü aleyhi vesellem- çok gördüğü meth-ü sena içeren cümleleri bir mason için kullanmaktan çekinmemiştir!
    Çağdaş yazarlar, siz; peygamberlik sanatlardan bir sanattır diyen, mezhepsiz ve mason birini göklerin kendine dar geldiği bir kartal olarak anarken, fena yakayı ele verdiniz. Kişi sevdiği ile beraberdir. Biz Hazreti Peygamberi, arkadaşlarını, aşıklarını övmeye devam edeceğiz. Siz de masonları övün. Er yarın Hak divanında belli olacak !
    Tarikat meselesinde, batıl tarikatleri asli tasavvufa örnek göstermesi ve hak tarikatlerden misaller getirmemesi (sh: 100), kelam ilmini faraziye olarak nitelemesi, (sh:45 ); Hz.Osman (RA) efendimize yapılan iftiraları ayrıntılı gözler önüne güya tarafsız ve savunmadan vermesi (!) (sh: 38-39 dip notları ); aşere-i mübeşşere’nin sayısı, İmanın ve İslam’ın şartının kaç oluşuna kadar, herşeyi yeniden tesbit etme ve geçmiş ehl-i sünnet müctehidlerini, alimlerini yetersiz gösterme eğilimleri gibi hiç de üzerine vazife olmayan ihtilaflardan, yeni ihtilafları doğurmuş !
    “Ehl-i sünnet içi tekfir yarışmasına Hanbeliler de Eş’ariyi tekfir edip, kanının helal olduğu yollu fetvalar vererek katılırlar.”(sh: 43 ) Hak mezhebleri birbirine garazlı gösterme gayreti bir kere daha karşımıza çıkıyor. Hanbeliler dediği, hanbeli mezhebinin bulunduğu bölgede, Teymiyye yandaşı vehhabilerdir. Vehhabilerin ise ehl-i sünnetin kanını, malını, ırzını helal addettikleri bilinen birşey. (Yusuf Nebhani hazretleri bunu eserlerinde açıkça belirtir.) İslamoğlu’nun çağdaşı Karaman’da bir televizyon konuşmasında Arabistanın vehhabilerini Hanbeliler olarak tanıtmıştı !!
    Bu kitabı da satır satır ele alsak, yazacak çok şeyimiz olurdu elbet. Lakin bu memleketimizin ehl-i sünnet alimlerinin, hocalarının (erbabının ) yapmak zorunda oldukları bir iş. Eskiden icazetli ulema, ilmi yayınları titizlikle takip edip, gerekli gördükleri zaman tenkid yazıları yazarak; ümmete duyururlardı.
    Günümüzde heva kitapları, her türlü kontrolden uzak, boş meydanda at oynatmaktadır. Hiç kimse rahatını bozmak istemiyor. Ahmed Davudoğlu ve Necip Fazıl merhumdan sonra bu vadide bir M.Şevket Eygi, Ebubekir Sifil hoca kaldı. Bir de son zamanlarda cesurca; bu gibi insanların üzerine Furkan dergisinde giden Muhterem Sadeddin Ustaosmanoğlu vardı. Şer’i konularda hassas kalemlere ne kadar çok ihtiyacımız var !

    KAYNAKLAR:
    [1] Furkan Dergisi, sayı: 26. yıl : 1997
    [2] M.İslamoğlu, İman Risalesi sh: 281 vd.
    [3] Mesnevi, Gölpınarlı c.VI, sh: 89,
    [4] M.Hamdi Yazır, Hak Dini, Kur’an Dili, II/1090 vd.
    [5] M.İslamoğlu, “Anadolu”, Denge yay. C.2, sh: 152,285,298,299,300,303
    Alıntıdır.

  16. Sayın Muhsin iyi’nin 25.01.2013 04:44 tarihli yazısı;
    “Zikir ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular, Sorunlar, Problemler” ile ilgili yazısı; “Zikrin İşlevi, Zikir Ne İşe Yarar, Zikrin Fonksiyonu isimli yazısına ek: 3 olarak kopya edilmiştir.

  17. Selamunaleykum,

    Burdan da yaziyorum. Belki buradan sana ulasirim diye. Sana bu yazim daha uzun sonradan aklima gelenler.
    Bir sorum olacakti. Bir arkadasımla konusurken sıra rabıtaya geldi. Kendisine seytan şu fikri aklina getirmis:”Bu rabita piskolojik olaydır. Babanada yapsan feyz alırsın.”
    “Ben de, denedim” diyor ve; “Tuhafdır ki feyz aldım. Başka bir kisiyi denedim yine aldim”diyor.
    Yalan söyleyen birisi degil. Yok, filan içinden kalb zikri yaparken “Allah” yerine misal; “kola” desemde kalbimde kimildama oluyor filan” diyor.
    Arkadaşta ders/virdini huzursuz yaptigini söyledi. Benimde aklimi karistirdi. Yardimci olursaniz. Arkadas 8 yillik dersli. Nasilda seytan yakalmis onu ve beni. Ben “dur” dedim. “Ben de deneyim banada geldi.” Feyz ne iştir abi? Aynen Seyhe rabita yaptigimdaki gibi huzur oluyor. “Acaba” diyorum, Allahin yarattiklarindan da feyz alinabiliyor murakabe dersinde ondan mi acaba veya hersey Resulullahin nurundan yaratildi ondanmi? aklim karisik ve huzursuz ders yapiyoruz. Simsek gibi seytan soktu kafamiza. Babama da veya arkadasimden bana feyz geliyor diye rabita yapsam geliyor nasil isdir bu diyor arkadasda. Seytanda sahte feyz yollayabilirmi? Abi bir yere sordum fırça yedim, ahmak yerine kondum. Ama olsun, ben cevap ariyorum. Bana sövseler de cevap istiyorum. Şimdiye kadar tatmin edici cevap veren olmadı.

    Vesselam

    1. Sayın Kâmilat, aleyküm selam. Bize gönül rahatlığı içinde sorularınızı sorabilirsiniz. Şeytan öyle lanetli bir yaratıktırki onun hile ve tuzaklarını anlamak çok zordur. Onun hilesi bazen böyle vesvese şeklinde bazen ise, bir başka insana vesvese vererek kalbleri karıştırmaya çalışır. Gelelim sorunuzun cevabına.
      Rabıta piskolojik bir olay olduğu doğrudur. Feyz nedir, kalbe her gelen feyz-i Rabbani midir?
      Feyz; Arabça bir kelimedir. Bolluk, bereket ve ilim anlamına gelmektedir. Tasavvuf istilahında ise, kalbe gelen her türlü faydalı bilgiler ve hisler anlamındadır. Başlangıçta kişinin kalbine gelen hisler ve bilgiler karmakarışık olacağı için kalbe gelen feyzlerde doğru ile batıl birbirine karışık olarak gelmektedir. Şeytanın kalbte sebep olduğu hisleri Rahmani duygulardan ayırabilmek için şeriati iyi bilmek gerekmektedir. Allahu Teala “Bilmiyorsanız zikir ehline sorunuz.”buyurmaktadır. Zikir Ehlinden maksat, şeriati ilmine vakıf kimsedir. Yoksa şeriat ilmine vakıf olmadan İlahi isimlerden birini tekrarlayan kimseler değildir.
      Gerek rabıta ile gerekse zikirle veya ibadetlerle kalbte hasıl olan feyz görünümünde oluşan her türlü hisler şeriat ölçüsü, yani Kur’an ve Sünnet ölçüsü ile ölçülmedikçe o hislerin ne olduğu anlaşılamaz. Dervişin fikri ne ise, yani düşüncesi, rabıtası ne ise, zikri o olur.” deyimince, bir kimse kötü kimseyi veya kötü şeyleri sürekli hatırlarsa, farkında olmadan bir süre sonra kalbi ibadetlerden soğur ve günah işleme eğilimi artar. Allah’ı ananın kalbi nurlanır. Peygamberleri ve salihleri hatırlayanların, yani rabıta edenlerin ise, kalblerinde onlar gibi kul olmak istek ve arzuları güçlenir ve ibadet etmeleri kolaylaşır. Ama çıplak bir kadını tahayyül edip rabıta eden bir kimsenin ise şehveti tahrik olur, belkide orgazm olup abdesti bozulur.
      Görülüyorki rabıtanın başlangıcı değil sonucuna bakmak gerekir. Babasını rabıta eden bir kimse, babasının hali ile hallenir ve asla babasının ahvalinden öteye ulaşamaz. Veysel(Üveysi)Karani hazretleri Rasulullah’ı değilde kendi annesini rabıta etseydi, o yüksek mertebeye ulaşabilir miydi? Ama; her şeyin yaratılışını yakîn olarak Allah’tan bilen bir velinin Allah’a manevi yakınlığını düşünerek rabıta eden kimsenin kalbi ise, o veliye gelen nurların yansımalarıyla kalp aynası günah kirlerinden temizlenerek saf nurani bir aynaya dönüşüverir.
      Rabbani fezyin bir kimsenin kalbine gelmeye başlamasında, şeytan ve şehvetin sebep oldukları hislerle karışık olarak gelediği için, salik bunun Rahmani mi şeytani mi olduğunu idrak edemez. Kişi istikamet üzere olursa Allah onu şeytanın desiselerinden korur. Yoğurdun içinden ayranın ve yağın ayrılması gibi rabbani feyzde diğerlerinden sabah vakti gibi ayrılır. Rabbani feyz öyle İlahi bir nurdur ki, o bir kalbte vukuu bulduğunda o kalpte manevi güller açılır onun kokusu hiç bir dünyevi kokulara benzemez. O kalbte bal akıtan pınarlar akmaya başlar ki onun tadı hiç bir dünya tadına benzemez. Bu zevke erenler bu zevke değer vermeyip Allah’ın rızasından başka istekleri terkedenlerdir ancak.
      Peygamber Efendimiz; “El istikametü fevkal kerameh” (İstikamet keramettem üstündür.”diye buyurdu. istikamet; ehli sünnet inancını bilip şeriatin gereğince Allah rızası için amel etmektir.
      Vesselam.

    2. Yani seytanda teoretik olarak sahte feyz verebilir “Şeytan öyle lanetli bir yaratıktırki onun hile ve tuzaklarını anlamak çok zordur” yazinizdan bunu anliyorum. Ama cok hilekardir´ki Mürside Rabita ettigimdeki ayni hissi aliyorum bu yazdigim sahislarda, yani ayni hissi ve ayni derecede huzur ve kalbteki o güzel his bu beni hayrete düsürüyor? efendim belkide simdiye kadar Mürside rabitada hissettiklerim seytanin hilesmiydi?…Seytan sandigimdanda dehset bir hilekar…
      Bu yazimada yorum aldiktan sonra sizin fazla kafanizi sisirmeyeyim.
      Allah sizden razi olsun…

    3. Sayın Kâmilat, Feyzin kaynağı Allah’tır. yani herkese feyz veren Allahu Tealadır. İnsana feyz herkes vesilesi ile gelebilir. Ancak bu feyz ilk çıktığında tertemiz bir nurdur. fakat sebep olanların yapısına göre değişime uğrar. Tıpkı kaynağından tertemiz çıkan su gibi. Ama o suyun geldiği borular kirli ise, ona lağım karışıyorsa, insanı hasta eder. İşte bunun gibi manevi feyzler, şeytana uğradığında vesvese olur. Mürşide uğradığında nur olur ve neticeye ulaştırıcı olur. Ama günahkar insanlara uğradığında ikisi arasında bir durum hasıl olur ki, neticeye ulaştırmaz. Çünkü virüslüdür.
      Adam gibi soru soranlara kızmak ahmaklık alametidir. Onlar cehaletlerini bu şekilde bastırmaya çalışırlar müsterih olunuz aziz kardeşim.
      Allah’a emanet olunuz.

    4. Allah razi olsun sizden ve Sizi, Sizleri Resulullaha s.a.v komsu eylesin..InşâAllah´da beni yaniniza..

  18. Geri bildirim: İslamDergisi.com

    1. ÇOK KIYMETLİ ÜSTADIM BEKİR HOCAM…

      KURBAN İLE İLGİLİ DETAYLI FIKHİ BİLGİ İÇEREN BİR YAZINIZI İSTİRHAM EDERİZ.

      HÜRMETLERİMİ SUNAR ELLERİNİZDEN ÖPERİM.

    2. Muhterem kardeşim Recep, evvela sevgi ve selamlarımı arz ederim. Önümüzdeki hafta cuma akşamı inşêallah sitemize arzu ettiğiniz bilgileri yükleriz. O hususta eksik bıraktığımız bilgiler olursa sitemize sorunuzu gönderirseniz, onlarıda yükleriz inşêallah. Geceniz mübarek olsun vesselam.
      Not: Kurban bilgilerini bu gün siteye yükledik. 17.10.2011 adresin üzerini tıklamanız yeterlidir; http://www.islamdergisi.com/genel/kurban-nedir/

    3. SELAMUN ALEYKÜM VE RAHMETULLAHİ…

      KIYMETLİ HOCAM…

      BÖLGEMİZDEKİ MAHALLİ SOHBETLERDE, KARDEŞLERİMİZE;http://www.islamdergisi.com SİTESİNDE PAYLAŞTIĞINIZ KIYMETLİ BİLGİLERİNİZDEN İSTİFADE EDİYOR VE ACİZANE NAKLETMEYE (ANLATMAYA) ÇALIŞIYORUZ.
      BU PAYLAŞIMDAN DOĞAN HAKKINIZI BİZE HELAL EDİNİZ…

    4. Ve aleyküm selam muhterem Receb kardeşim. Allah sizlerden razı olsun . Buradaki bilgileri paylaşmanız bizi ziyadesi ile memnun etti, Allah(c.c.)’da sizleri razı olduğu kullarından kılsın. Bu bilgileri sizlerin paylaşmaları için yayınlıyoruz. Bu zamanda ve her asırda en büyük hizmet dinimizin doğru öğrenilmesi için yapılan hizmettir. Bu hizmet kervanında verdiğiniz bu çabalarınzdan dolayı Allahu teala, hizmetlerinize bol ecirler versin ve kalbinizi muhabbetinin nuru ile tezyin eylesin. Âmîn Yâ mucibeddeavât bi hurmeti seyyidil murselîn Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi ve sellem.
      Muhammed Raşid(k.s.) hazretleri: “İlim talebesi yetiştirmek, bin( ilimsiz) sufiden efdaldir.” diye beyan ettiler.
      Takıldığınız herhangi bir mesle olduğunda buraya yazabilirsiniz. Sorunuzun yayınlanmasını istemezseniz, onuda belirtinki, o takdirde sitede sadece cevapları yayınlarız. Ayrıca sitemizin kısa adresi:
      http://www.islamdergisi.com şeklinde gogula yazıp tıklarsanız sitemiz karşınıza çıkar.

      Bizim hakkımız varsa sizlere helal olsun, sizde haklarınızı bize helal edin ve dualarınızı eksik etmeyin.
      Selamun aleykum ve rahmetullah.

    5. selamun aleyküm…

      kıymetli bekir hocam;
      evvela saygı ve hürmetlerimi arz ederim.
      bir hadisi şerif var; lakin sahih olmasına kânî olmak için kaynağına ulaşamadım. hadisi şerif şöyleki:
      “Arzusu ve hedefi Allahtan baska sey olarak sabahlayan Allah(in kulların) dan degildir. Muslumanlarin dertleriyle dertlenmeyen de onlardan degildir”.
      kaynağına ulaşmak mümkün ise cevap buyurmanızı istirham ederim.
      ALLAHA EMANET OLUNUZ.

    6. Aleyküm selam değerli kardeşim Receb. Sualinize ait olan Hadis-i Şerif; “Mezhepsizler Reformcular ve Diyalogcular” isimli yazımızın sonunda vardır. Bu Hadis-i Şerif, sahih hadisler olan 6 kitabtan biri olan, Taberani’de ve Hakim’de mevcuttur. Bu hadis-i şerifi şerh edip sohbet olarak 24 şubatta yayınlayacağım inşaallah. Sitemizin güncel yazılarından okuyabilirsiniz. Buraya da aynen kopya ediyorum: ((Ebu Zer (r.a) ‘dan Rivayetle ; Efendimiz Buyurduki (Sallallahu Aleyhi Vessellem) : “Arzusu ve hedefi Allah’tan başka şey olarak sabahlayan kimse, Allah(ın kulların) dan değildir. Müslümanların dertleriyle dertlenmeyen de onlardan değildir.”)) (Taberanî, Hakim (müstedrek)

Bir cevap yazın