Gerçek Mürşidlerin Vasıfları Nelerdir:

Muhammed Raşid ErolMürşid Kimdir?

      Arapça lügatte raşede, “doğru yolda oldu” anlamına gelen bir fiilden türetilmiş olup, doğru yola ulaştıran anlamına gelmektedir. Istılahta ise, Allah’ın rızası yolunda, nefsin ve kalbin temizlenmesinde mü’minlere rehber olan, bu yolda kendi nefsini ve ruhunu Allah’ın sevgisinden başka sevgilerden temizlemiş, İlahi rızaya giden yolun inceliklerini çok iyi bilen, Allah’ın veli kullarına denir.
Müslümanların bir çoğu, gerek günümüz de, gerekse geçmişte evliyalığın şartlarıymış gibi mürşitlerde keramet aramışlardır. Peygamberlikte mucize gereklidir ama, evliyalıkta keramet gerekli değildir. Mürşitlerde esas aranması gereken istikamettir.  Bir çokları, bilhassa cahiller, istikamet aramayı geri plana atmışlar, hatta buna hiç önem vermemişlerdir. Peygamber Efendimiz şöyle buyurdular:      

–  ”   الإستقامة فوق الكرامة ”  İstikamet kerametten üstündür.”

      Rehber olacak bir veli, evvela ehl-i sünnet itikadında olmalıdır. Sonra, üstad silsilesi Peygamber Efendimize kadar uzanan bir mürşid-i kamile intisap etmiş olmalı, sonra şeriatın gereğince amel edip, mürşidin kendisine verdiği zikir ve virdle meşgul olmakla birlikte velilik mertebesinde, nefsi merzıyeye ulaşıp, bununda ötesinde mertebeler olmakla birlikte gönül gözü, Zât-ı İlâhi’nin şimşek gibi çakan nurlarına ulaşmış olmalıdır.
Zamanımız Müslümanlarından bir çoğu, mürşid ararken ölçülerin ne olduğunu bilmeden, ya körü körüne birilerinin ısrarı ile bir kimseye bağlanıyor, veya babasının dedesinin veya bir akrabasının veya saygın bir kimsenin bağlı bulunduğu şahsa, hakkında hiç bir bilgisi olmadan intisap ediyor. Bu durumda gerçek bir rehbere rast gelirse, kurtuluşuna vesile oluyor, değilse evdeki bulgurdan da oluyor ve şeytanın kucağına düşüp ebedi felaketlere sürüklenerek başkalarına da sebep oluyor. O halde bu durumda ki bir Müslümanın kriterleri ne olmalıdır?
       Aşağıda belirtilen vasıflara sahip bir rehberin  malı serveti çok ise, araştırıcı kimseye bunlar perde olmamalıdır. Eğer bu konuda araştırma yapmak gereğini duyuyorsa bir kimse, o kimsenin servetinin çokluğuna değil, servetinin helalden mi, haramdan mı olduğuna bakmalıdır. Maalesef bir çok kimse böyle bir durumda vartaya düşüp, eğriyi doğrudan ayıramıyor. Zira zengin olmak bir kimsenin ne peygamber olmasına, ne de evliya olmasına engel değildir. Evliyalığa engel olan haram maldır.

      Gerçek Mürşidin Vasıfları Nelerdir?

 1-   Ehli Sünnet Yolu inancını çok iyi bilmeli ve bu itikatla itikatlanıp, talebelerine bu itikadın öğrenilmesinde vesile olmalıdır.. Yani dört hak mezhepten birisine tabi olmalı müridlerine de bunu talim ettirmeli.

2-  Allahu Tealanın emir ve yasaklarına harfiyen uymalı ve sünneti seniyyeden kıl kadar ayrılmamalıdır. Şeriat ilmini, yani farzları, haramları, vacibleri, sünnetleri başkalarından daha iyi bilmelidir.

3- İnsanları Allahu Teala’nın dinine tabi olmaya çağırmalı ve Allah ve Rasulünü insanlara sevdirmeye çalışmalıdır. İslam  ahlakını çok iyi bilmeli ve onu bizzat nefsinde yaşamalı ve taliblerini  Allahu Tealayı zikretmeye  yönlendirmelidir.

4- Bu yola başvuranları, öncelikle dinin akaid ve sonra muamele kısmını  ve islam ahlakını yaşamaya ve öğrenmeye davet etmeli ve Allah’ı zikr etmeyi sevdirmelidir.

5- Bütün yaratılmışlara şefkat ve merhamet nazarı ile bakmalı. Onların durumlarına göre takva ve  istikamet yolunu emretmeli.

6- Taliblerin kalblerindeki şüphe ve tereddüdü giderecek kadar akaid ve fıkıh  ilimine  sahib olmalı.

7- Taliblerin sırlarını gizlemeli, kusurlarını başkalarına teşhir etmemeli.

8- Taliblerin gönül hastalıklarına deva olacak sohbetler yapmalı veya Allah’ın kendisine vermiş olduğu nurlu bakışlarla taliblerin gönlüne nazar ederek tedavi etmelidir. Peygamber Efendimiz, (salat ve selam O’na olsun) bazen nurlu sohbetleri ile , bazende nurlu bakışları ile insanların gönül hastalıklarını tedavi ederdi. Bu tedaviyi hakiatta Allah’tan bilmeli. Tıpkı doktorun yazdığı ilacın şifa bulmamıza vesile olması gibi.

Şirk konusu çok ince bir konudur. Herkes her konuda ancak vesiledir. Şifa ve irşad, yediren ve içiren ve doyuran, herşeyin Halıkı Allahu Zülcelal Velkemal’dir

9- Mürşid mütevazi olmalıdır. Asla onda gurur ve kibir olmamalı, alaycı olmamalıdır.

10- Nefsi razıyeden sonra nefsi merzıye mertebesine ermiş olduğunu,  bu mertebeye eren bir mürşid tarafından onaylanmış olmalıdır.  Üveyside olsa Mürşid silsilesi Rasulullah (s.a.v.)’e kadar ulaşmalıdır.

11- Asla kendisinde dünya sevgisi olmamalı, kaybettiği dünyalık için üzülmemeli. Eline geçen dünyalıktan dolayı da sevinmemelidir.
12- Huzurunda bulunan ihlaslı mü’minlerin, kalbinde Allah sevgisi çoğalmalıdır. Eğer rehber olduğu söylenen şahsın huzurunda  bulunulduğu zaman, talibin kalbinde dünya sevgisi çoğalıyorsa, o şeyh nâkıstır, eksiktir. Ondan derhal uzaklaşmak o kimsenin hayrınadır.

     Mürşid Müritlerine Karşı Nasıl Davranmalı ?

1-  Müridlerin eziyetlerine katlanmalı, onlara karşı halim ve selim olmalı, vakarla oturmalı, başını önünde tutmalıdır.

2- Tevazu sahibi olmalı, Şaka ve mizahı terk etmeli, soruyu tekrar edeni azarlamamalı ve ona himmetle muamele etmeli, sorusunun cevabını onun anlayacağı gibi vermelidir.

3- Doğruya dönmek ve boyun eğerek gitmelidir.

4- Zararlı şeylere karşı müridi uyarmalı, faydalı olan şeylere yönlendirmelidir.

5- Müridinin sıkıntılarını dinlemeli, ona hayır dua da bulunmalıdır.

      Müridin Mürşidine Karşı Görevleri Nelerdir?

1-  Mürşidine selam verip ayak üzeri durmak ve mürşidinin izni olmadan oturmamak

2- Huzurun da edebli oturmak, mürşidi sormadıkça konuşmamak.

3- Konuştuğunda da az ve öz konuşmak gerekir. Bir soru soracağı zaman da ondan izin almalıdır.

4- Bir konuda mürşidinden daha bilgili olduğunu ima etmemelidir.

5- Mürşidin huzurunda fısıldaşmamalıdır. Başını önüne eğmeli, etrafa dönüp, dönüp bakmamalıdır.

6- Üstadının canını sıkkın görüldüğü vakit, ağzını açmamalıdır. Gidip gelmelerinde ayağa kalkmalıdır.

7- O ayağa kalktığında soru sormamalı, o yoluna giderken birşey sormamalı, yolda onun önünde yürümemelidir.

8- Onun çocuklarına ve yakınlarına ikram ve hürmet göstermelidir.

Soru: Bu zamanda dini bilgilerini tam olarak öğrenmiş bir hafızın veya bir imamın tasavvufa, mürşide  ihtiyacı var mıdır?

Bu zamanda değil her zaman buna ihtiyacı vardır. Zahiri bilgiler yetse idi İmam Gazali ve onun gibi büyük alimler bu yola tevessül etmezlerdi.

Soru: Bir kimse akaidini öğrense namazını ve orucunu ve diğer ibadetlerini hakkıyla yerine getirmeye çalışsa, bu durumda bir mürşide gerek var mı?

Gerek vardır. Çünkü, Şah-ı Nakşibendi (kuddise sirruh.)Hazretleri:
– ” Bize göre namaz ve oruç Allah’a götüren yol olsa bile en kısa ve kestirme vuslat yolu nefy-i vücûd usulüdür. Nefy-i vücud (Beşeri ve bedeni ihtiyaç ve icapların Allah’ı unutturmasından kurtuluş demektir.) olmadıkça, sadece namaz ve oruç, gaflet ve nisyanı giderecek derecede vuslata yetmez. Bu sebeple: “Nefisnin , duygu ve düşüncelerinin, Allah’ı unutturacak ve dolaysıyla günahlara batacak şekilde dünyaya yönelişi, diğerleri ile kıyaslanamayacak şekilde büyük bir günahtır.” diye beyan etmişlerdir.
     İhlası elde etmek ve günahların en büyüğü olan varlık günahından kurtulmak için gerçek bir kamil mürşidin irşadına ihtiyaç vardır. Büyük veli Bayezid-i Bistami (kuddise sirruh)Hazretleri şöeyle ifade ettiler bu gerçeği:
   -“Allah’ın azamet ve kudretini düşünerek yapılan bir anlık muhasebe ve murakabe, şuursuzca yapılan bin haccdan daha hayırlıdır. Çünkü bunlardan birincisi:  ilahi azameti hissederek ve düşünerek bir anda vuslata erer ve gafletten kurtulur. Ama ikincisi ise; kitap ve bilgi yüklü merkep gibi hacca gider de Hakk’ın azametini, O’nun vaad ve vaidini idrak edemez ve dolaysı ile kötü huylarından kurtulamaz.”
     Bu mevzuda söylenecek söz elbette çoktur ama burada en zaruri olanları arzetmek gereğini duyarak diyoruz ki;
-“Her devirde rağbet gören şeylerin bir doğrusu birde sahtesi vardır. Şeyhlerinde her devirde gerçekleri olduğu gibi sahteleri veya nakısları daha da çok olmuştur. Bu nakıslar samimidir ama kendisini bir iki hal mağlup edince, şeytanında vehmi ile kendilerini gerçek bir mürşid zannederek taliblerin yolunu keserler. Sahte şeyhler ise, bunların dini imanı dünya, kadın ve paradır.  Bu namert kişiler, müminleri aldatmaktan hiç utanıp haya etmeyen münafık kimselerdir. Bunların dini anlayışları bid’atler üzerine kuruludur. Dini bilgileri çok sığdır. Yalan rüyalarla kendilerine bağlı kimseleri oyalayıp kandırırlar. Bunlardan zekaları az gelişmiş olanları ise, müritlerinin ırız ve namuslarını da teslim almak istedikleri için tezgahları öbürlerinin ki kadar uzun ömürlü olmaz, kısa zamanda kirli çamaşırları ortaya çıkarak aleme rezil ve rüsvai olurlar. “
    “Bunların zeki olanları bir takım hizmetler bahanesi ile mal ve para kırparak binalar yaptırırlar, büyük sermayeler elde ederler. Para, mal gibi değerleri teslimde geri duranları teslimiyetsizlikle suçlarlar. Bunlara hesap soran bir merciide olmadığından gemilerini her limanda serbestçe yüzdürürler.”
     Bunlara hatırlatılması elzem olan unuttukları bir hakikat vardır. Yüce Allah buyuruyor ki, mealen:
-“Her kim zerre miktarı hayır işlese onun karşılığını görüp alacak. Ve her kim de zerre miktarı kadar şer işlese, o da onun karşılığını görüp cezasını çekecektir.” (Ez-Zilzâl Suresi Ayet 7-8)

Çarşıya pirinç almaya giderken evdeki bulgurdan olmamak için, rehber aramaya çıkan bir kimse, sahte şeyhlerin de vasıflarını bilmesi elzemdir. Aksi durumda, eğriyi doğru, doğruyu eğri sanarak, ebedi felaketlere düşmekten asla kurtulamaz. Teslim olmak, intisab etmek, Kur’an ve sünnet sınırları içinde olmalıdır. Kur’an ve sünnetin dışına çıkan bir teslimiyet ve intisab, şeytanın yoludur ancak. Hidayet ve yardım Allahu Tealadandır.

DIKKAT: Sitemize ya da yazarlarımıza hakaret veya küfür eden ve yazarlarımızı tehdit eden şahısların IP adresleri ve giriş saatleri sistemimiz tarafından kaydedilmektedir. Avukatımız aracılığıyla bu kişiler hakkında gerekli yasal işlemler başlatılacaktır. Yorum göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Dikkat! Yorum yazmadan önce aşağıdaki uyarıyı okuyunuz:
5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 125 Hakaret (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

Türk Ceza Kanununun yukarıda belirtilen maddelerine göre, sitemiz veya yazarlarımızın onur, şeref ve saygınlığını zedelemeye yönelik mesajlar gönderenler hakkında  gerekli yasal haklarımızı kullanacağımızı önceden bildiririz. Yorum yazarken nezaket kurallarına dikkat ediniz.

“Gerçek Mürşidlerin Vasıfları Nelerdir:” üzerine 20 yorum.

  1. Kamil-i mürşid insanın kendi cinsinden mi olmalıdır? Bayanlar bayan mürşid mi aramalıdır yoksa erkek mürşidler de yol gösterip yönlendirebilirler mi? Bir insan ibadetlerini yerine getirse ve islam ahlakıyla yaşamaya çalışsa ama böyle 300 500 1000 tane zikir çekmese sahih iman sahibi olamaz mı? Zikir çekersem ben çok korkuyorum gece uyuyamıyorum sarsılıyorum. Koruyucu duaları etsem de vekilim Allah’tır desem de tam teslim olamadığımdan mıdır bilmiyorum yine de bir sakinleşiyorum bir korkuyorum ne yapabilirim? Hayızlıyken daha da savunmasız hissediyorum napabilirim? Rüyalarım bozuluyor evladımla tehdit ediyorlar. Felak, nas , elham, ayetel kürsi, ihlas okuyorum 3er defa. Bazı şeyleri anladıkça sınavımız ne zormuş daha iyi anladım. Yardım edip yol gösterirseniz sevinirim.

    1. Hanımefendi Allahın rahmet ve bereketi üzerinize olsun.
      Biz müslümanlar Âmentünün altı şartına inanmakla ve İslamın beş şartı ile diğer farzları yapmaktan ve haramlardan sakınmakla sorumluyuz.
      Her müsliman bir mürşide bağlanacak diye bir İlahi emir yoktur. Bu zamanda gerçek anlamda kamil bir mürşid bulmak çok zor. Bulunduğunda ise onun etrafını saran ukalalardan onlara ulaşmak daha da zor. Zira onların her biri şeyhlerini överken aslında insanları kendine bağlamak isterler.
      Gerçek bir mürşid bulduğunuzda gerçek teslimiyetin Allah’ın emirleri ve Peygamberimizin sünnetleri olmasına dikkat etmelsiniz. Allahın emirlerine ve Rasulullahın sünnetlerine ters düşen bir kimseye teslim olmak şeytana teslim olmakla eşittir.
      Size tavsiyem, küfür ve şirk içeren söz ve işlerden sakınınız, farzları eksiksiz yapınız haramlardan uzak durunuz sünnetleri elinizden geldiğince yapmaya gayret ediniz Allaha sığınınız ve asla korkmayınız.
      Ararsanız kurtuluş yolu budur
      Bundan başkası çıkmaz yoldur

  2. Selamunaleykum Bekir hocam.Ben kendi halince namazini kilan zikir ceken ve gece namazlarina bir kac gundur duzenli bir sekilde kalkan bir insanim.Dua ettigim zaman veya zikir cekerken kalbimin orta tarafi gogus kemigine yakin yerde bir sızı gibi agri oluyor bu nedendir?Ayrica hocam isin ehli bir manevi buyugume baglanmak istemekteyim.Bu devirde nasil ve nereden isini bilen veli bir kul bulacagimi bilmiyorum eger yardimci olmak isterseniz bana iletisim bilgilerimi sizinle paylasmak ve en azindan sizinle gorusmek isterim.Allah razi olsun.Allah insallah hakkimizdan hayirlisini versin.

    1. Aleykümselam.
      Uzman bir doktora muayene olup herhangi bir sorununuzun olmadığı anlaşılmışsa durumunuz manevidir. Yani kalp zikirle genişlemeye başladığında o tür sancıların olması normaldir.
      Bizden istediğiniz o tür tavsiyeleriniz için İslam Dergisi Facebook sayfamıza mesaj yazmanızı öneririz.

  3. Evet zikir çekiyorum ama gönlümde Nakşibendi var.kuran çok okuyorum. Nafile ibadetleri çok yapıyorum.salih rüyalarda gördüm çıktı.bağlanmadım ama Rabbim ne zaman nasip ederse o zaman bağlanıcam. Estağfurullah ben cahil olduğunuzu söylemedim. 1 kaç kişiden duymak beni emin kılıcak.tasavvufu çok seviyorum. Kuranla ve sünnetleri yaşayarak mutlu oluyorum.
    Dedem ve dedemin babası alimlerden.kime sorduysam soyunuzda alim bir kimse varsa ondanda. Birde onlar gibi yaşarsan sende aynı sırlara ulaşırsın diyo.tabi bunlar rabbimizin ikramıdır

    1. Zikir ehli bir kimsede ot tür ahvaller zuhur ederse, durum farklı olur.
      Her insan da beş letaif vardır. Görülen o ve benzeri nurlar lefaiflerin nurlarıdır.
      Kırmızı nur, kalb letaifinin nurudur.
      Kehribar sarısı ruh letaifine aittir.
      Beyaz nur, sırr letaifine aittir.
      Yeşil nur hafi,
      Siyah nur ahfa letaifine aittir.
      Bunların dışında bir de mavi nur vardır. O da nefsi natıkaya aittir.

  4. Bekir bey ben alim bi hocaya sordum bana bunların allahın lütfü olduğunu meleklerin senin yanına uğradıklarını ve o nurlarında senin maneviyatının mertebelerine işarettir dedi.dedi ibadetlerine aynen bu şekilde devam et dedi.özelliklede 3 aylarda çok gördüm bide bu zilhicce ayına girince.bide bana bulaşmak isteyen kişilerle tartışınca görüyorum.
    Renklerin anlamlarını biliyor musunuz

    1. Ayşe hanım. Ben alim biz hocaya sordum” diyorsunuz. Peki biz cahil hoca mıyız?
      Renklerin anlamını elbette biliyoruz.
      Siz zikirle uğraşıyor musunuz? Herhangi bir tasavvufi seyir sülukün var mı?

  5. Bekir bey bende nurlar görüyorum.ilk önce hep beyaz görüyorum sonra arada sırada bazı insanların yüzünde kırmızı görüyordum mavi ile beyazı görüyordum.bide enson altın sarısı görüyorum. Ama bugün yeşil ışık gördüm daireler halinde televizyon izlemezdim. İlk defa izleyim dedim.televizyonun sesi kısıldı biyerden ses geldi bişey söyledi ama ben panik atak olduğum için anlamadım dona kaldım.kimse yoktu evde.yeşil ışık daireler çiziyordu ilk defa bu kadar uzun oldu.
    Acil cevap verirmisiniz çok merak ediyorum.

    1. Gözünüze gözüken o ışıklar size musallat olmak isteyen şeytanların işidir. Mümkün ise evde gece ve gündüz yalnız kalmayınız. Kalırsanız da önce amentüyü okuyarak imanınızı yenileyiniz sonra ayetel kürsiyi, ihlas, felak ve nas surelerini en az üçer kez okuyup Allahın korumasına sığınınız ve asla korkmayınız.
      Allah dilemedikçe sana hiçbir kimse zarar veremez. Cinci sahtekarlara da gitmeyiniz. Zira daha da kötü olursunuz.

  6. Ben tek başına 2 3 yıl boyunca zikir eden biriyim…Gözlerimi açınca patlamış yıldız taneleri gibi 2 yada 3 saniyelik beyaz bir ışık görüyorum… Kalbim istem dışı carpior..Kollarım bacaklarima kan çok hızlı şekilde gidip geldiği için atmalar oluşuo.. ve işin en önemlisi bu gece işaret parmagim 7 saniyeden fazla kendi kendine hızlı bir şekilde yukarı aşağı gidip gelmeye başladı titremeye başladı kontrol altına alamadim o an bittikten sonra terlemeye sıcak olmaya başladı bu neye işarettir kardeş??

    1. Onda korkulacak bir durum yoktur. Zikir kalp letaiflerini çalıştırdığında nurlar görülür seğirmeler falan olur. Ehil bir mürşid bulup da öyle zikir çekseniz bu durumlar olmaz.

    2. Bir zararı yoktur hatta sevabı vardır. Ancak eğer bir mürşide bağlanmazsanız size estağfirullah çektikten sonra bir miktar salavat okumanızı, sonra en az 1000 ile 5000 arasında “Lâ ilâhe illallah” veya “Allah” lafzını zikretmenizi tavsiye ederim.

  7. Bu kadar güzel yazıyorsunuz bu kadar bilginiz var yönlendirme gibi degil ama insanların kurtuluşuna vesile olmak için neden isim vermiyorsunuz?

    1. İsmim Abdullah Bekir’dir. Ama, sitede çoğunlukla Bekir olarak kullanırım. Soyadımı açıklamam hususuna gelince insanların kurtuluşuna vesile olacaksa seve seve veririm. Muhterem din kardeşim, şunu da bilesiniz ki isim ve şöhret peşinde de değiliz elhamdulillah.

  8. Kamil Mürşid sağ yani hayatta olan biri mi olmali yoksa vefat etmiş şeyhe rabita yapilabilir mi?

    1. Her ikisi de olur ama, vefat eden velinin ruhaniyeti ile iletişime geçmek çok zordur. O sebeple tercih edilen yaşayan mürşittir.

Bir cevap yazın