Allah’tan Başkasından Yardım İstememek ve Rabıta

SORU: lafzai celal ışıltılı
1 Şeyhi olmayanın şeyhi şeytan mıdır?
2 Rabıtanın sünnette yeri var mı?
3 Geçmiş velilerin tasarrufu ya da dünya işlerinde görevleri var mı?
4 Şeyhten ya da geçmiş velilerden bir şey istenir mi?
5 İslam dininde Rasulullahın s.a.v. sünnetine uymak yeterli değil mi?
6 Tarikatta şirke düşme tehlikesi artar mı.?
7 Yüksek sayılarda vird çekmenin zararı olur mu.?

CEVAP:
Bu soruları sormadan önce Tasavvuf nedir onu bilmeniz gerekir.
Tasavvuf; ruhun tasfiyesi nefsin tezkiyesidir. Yani, gönlün Allah sevgisinden başka sevgilerden arınması, nefsin her türlü kötülüklerden arınıp temizlenmesi işidir. Buna da tasavvuf dilinde seyri süluk denilir..
Ruhun tasfiyesi ve nefsin tezkiyesi yapılmadan gerçek tevhid inancına kavuşmak çok zordur. En azından bunlara ilmen vakıf olmak gerekir.
Yani yemek için, cinsel zevk için evlat için yaşamak gizli şirktir. Allah için yaşamak gerekir. Yani, yemek yemeyi Allahın emirlerini yapma gücü bulmak için yemek, harama düşmemek için evlenmek ve cinsellikten alınan hazzı Onun nimeti olduğunu bilip Ona şükretmek niyeti ile nikahlı eş vesilesi ile tatmak, çocuk edinmeyi Onun dinine uygun çocuk yetiştirmek ve Allahı ve sevdiklerini sevdirmek için eğitmek, Allahı sevdikleri için çocuklarını ve diğer insanları sevmek tasavvuftur.
Gelelim sorulara:
1) Şeyhi olmayanın şeyhi şeytan mıdır? Gerçek bir rehber bulmadan tasavvuf yolunda seyir süluk yapmaya kalkışmak şeytanın tuzağına düşme riski olacağı için “şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır ” sözü söylenmiştir. Sen bu tuzağa düşmeyeceksen şeyhe gerek yoktur.
2) Rabıta, birisini hayal edip hatırlamaktır. İnsan kötü şeyleri de hatırla iyi şeyleri de. Kimisi seks hatırlar, kimisi namaz kılmayı. Kişi sekse yada o kadın veya erkeğe tapmadıkça kafir olmaz. Bir kimse üstadını iyi anıları ile hatırlaması da küfür olmaz. Ama ona tapıyorsa onu rabıta etmese de kafirdir zaten.
3) Rabıtanın sünnette yeri var mı? Sevdiklerinizi hatırlamak sünnette varsa o da vardır. Eshap Peygamberimizi ve üstadlarını hep sevgi ile hatırlarlar idi.
4) Geçmiş velilerin tasarrufu ya da dünya işlerinde görevleri var mı?
Onların kimisinin bu alemle işleri bitmiştir. Kimisine ise Rabbul Alemin bazı görevler vermiştir. Hızır aleyhisselam gibi. Ama zinhar ne onlarda ne de yaşayan insanlar da bir güç olduğu saplantısına kapılmamak lazımdır. Zira “Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh” (Güç ve kudret sadece Allahtandır). Onlar sebeptir. Yani üzümün tadını tatmak için üzümü yemeyi sebep bilmek gibi. Zira üzümü de üzümün tadını da yaratan Allahu tealadır.
5) Allah’tan başkasından yardım istememek, şeyhten ya da geçmiş velilerden bir şey istenir mi?
Onlardan sadece dua istenir. Kabirlerine varıp selam verdiğinde Allah onların ruhlarını orada yaratır. Seni duyarlar selamını alırlar seni görürler ama sen onları göremezsin çünkü kalp gözün kapalıdır. İşte o anda onlara “Benim ıslah olmam için Rabbine dua et” dersin. Bundan başka bir şey istenmez.
Şeyhlerde de sadece dua(himmet) istenir. Himmet; ruhun Rabbine sessiz, kelimesiz ve harfsiz yalvarışıdır.
“Ne istersen Allahtan iste” sözünün anlamı nedir?.
Gerek vefat etmiş bir kimseden dua, veya yaşayan bir kimseden bir şey isterken onları sebep bilip istekleri yaratacak ve onu karşılayacak olanın Allah olduğunu bilmeyen gerçek tevhide ermemiştir.
6) İslam dininde Rasulullah aleyhisselamın sünnetine uymak yeterli değil mi?
İslam dinin de sadece sünnetlere değil, Allahın emirlerine uymak ve haramlardan kaçmak kurtuluş reçetemizdir. Tasavvuf ise Kuran ve sünneti yaşamaktır. Kuran ve sünnetin dışında kalan tasavvuf şeytanın yoludur.
7) Tarikatta şirke düşme tehlikesi artar mı? Bir de yüksek sayılarda vird çekmenin zararı olur mu.?
Gerek tarikatta ve gerekse tarikat dışında her zaman şirke ve küfre düşme durumu vardır. Bunun için bir Müslüman önce Kuran ve Sünnete göre itikadı düzeltecek sonra mühlikatı öğrenip küfürden ve şirkten sakınacaktır..
Fazla mal can çıkarır mı derler? Fazla zikir de zarar değil, ruha gıdadır. Ama yolunca yapılmazsa bugün susuzluğunu gideren su, aynı zaman da boğulmana da sebep olabilir.

DIKKAT: Sitemize ya da yazarlarımıza hakaret veya küfür eden ve yazarlarımızı tehdit eden şahısların IP adresleri ve giriş saatleri sistemimiz tarafından kaydedilmektedir. Avukatımız aracılığıyla bu kişiler hakkında gerekli yasal işlemler başlatılacaktır. Yorum göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Dikkat! Yorum yazmadan önce aşağıdaki uyarıyı okuyunuz:
5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 125 Hakaret (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

Türk Ceza Kanununun yukarıda belirtilen maddelerine göre, sitemiz veya yazarlarımızın onur, şeref ve saygınlığını zedelemeye yönelik mesajlar gönderenler hakkında  gerekli yasal haklarımızı kullanacağımızı önceden bildiririz. Yorum yazarken nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın