Hz. İsa (a.s.)’ın Dünyaya Tekrar Gelişi

kudus

Hazreti İsa aleyhisselamın kesinlikle öldürülmediğini Nisa Suresi 157′de görmekteyiz. Mealen:
– “Biz Allah’ın Rasulu Meryem oğlu Mesih İsa’yı öldürdük” demeleri, onlara aittir.  O’nu ne öldürdüler ne de O’nu astılar, lakin kendilerine bir benzetme yapıldı. O’nun hakkında ihtilaf edenler kesin bir şüphe içindeler. Onların O’na dair hiçbir bilgileride yoktur.” (Nisa-157)
ve Nisa Suresi 158. ayetin meali:
“Bilakis Allah O’nu kendine kaldırdı. Allah güçlüdür, hikmet sahibidir.”
Ayette, mealen; “ Ancak onlar için, (bir başkası) O’na benzetildi.” diye beyan edilir. Ve aynı ayetin devamında: “O’nun hakkında ihtilaf edenler kesinlikle şüphe içindedirler”  Hristiyan ve yahudilerin bu husustaki bilgilerinin sağlıklı olmadığını, bu ayetten net olarak anlamaktayız.

Barnabas İncili, diğer incilleri bu mevzuda da, tekzib etmektedir.  Barnabas İncili bu benzetme olayını  şöyle beyan eder; “İsa’nın yerine öldürülen kimsenin, kendisinin İsa’ya benzetildiğinin bile farkında değildir.”
Bu ifadelerin bu İncil’e, olaya şahid kişilerce yazıldığı, yine bu incildeki beyandan öğreniyoruz.  Kaldı ki Barnabas İncili  şu durumda doğrusuna en yakın olduğu sanılan bir İncildir. Şu durumdaki incillerin, Kur’an Kerim gibi tamamının,  Allah’ın ayetleri olmadığını, bazı ifadelerin daha ilk yazılımında başkaları tarafından yazıldığı buradan da açıkça anlaşılmaktadır.
Nisa suresi 157. ayetin devamında: Onların O’na dair hiç bir bilgileri yoktur. Ancak zanna tabi olurlar. Ve İsa’yı kesinlikle öldüremediler.”   ve Nisa suresi  158. ayette, “Öldürülmenin tam aksine, Allah O’nu kendine(katına) kaldırdı.”  Bu ayetteki ifade ne kadar açık ki; Hz. İsa’nın öldürülmeyip Allah katına sağ olarak yükseltildiği “bel” edatı ile açıkça ifade edilmektedir. ”bel” demek Arapçada durumun tam zıddı demektir ki bu;
ÖLDÜRÜLMEYİP, GÖĞE SAĞ OLARAK KALDIRILDIĞININ AÇIK İFADESİDİR.
Ayetin devamında mealen: “Allah azizdir ve hikmet sahibidir.” diye beyan edilir.

Seyit Kutub’un “Biz bu ikinci görüşe eğilimliyiz. Ubeyy okuyuş tarzında; ayetin, “illa leyu’minenne bihi kable mevtihî ” şeklinde okunması da, bu görüşü desteklemektedir. Bu okuyuş tarzında, fiildeki zamirin kime dönük olduğu açıkça görülmektedir.

         Bu durumda anlam şöyle olur!
NOT: Seyit Kutup Nisa 159. ayetin manasını aşağıda nasıl açıklıyor:
“ illa leyu’minenne bihi kable mevtihî ”:  İsa (a.s)’ı inkar eden yahudiler, bu inkarlarını sürdürdükleri, onu öldürdüklerini ve çarmıha gerdiklerini söyledikleri halde, bunlardan birinin ölümü yaklaştığında can boğaza dayandığı anda, kendisine gerçek görünmekte, İsa’nın doğru söylediğini, peygamberliğinin hak olduğunu görmekte ve O’na iman etmektedir. Ancak böylesi bir imanın hiçbir yarar sağlayamadığı bir sırada… Kıyamet günü de İsa, bunların aleyhine şahitlik yapacaktır.” 

Seyit Kutup yukarıda 159. ayete, ayette olmayan bir mana yükleyerek ehl-i sünnetin zıddına bir mana verip, açık açık yanlış mana vermektedir ki işte 159. ayetin meali: 
– ”Ehl-i kitabtan hiçbir kimse yoktur ki, ölümünden önce muhakkak ona iman etmiş olmasın.”

Ehli sünnet ile Seyit Kutub’un tefsiri ile aynı manayı taşıyor mu?   Bir ayet hangi kıraat ile okunursa okunsun, ne Kur’an’ın harfleri nede manası asla değiştirilemez. Ayet gerek Ubeyy İbnü Ka’b’ın Ubeyy okuyuşu ile, gerekse Muaz İbnü Cebel, Zeyd ibnü sabit veya İbni Mes’ud okuyuşu ile okunsun,  yukarıda Seyit kutub’un verdiği manadan uzaktır.  Seyit Kutub’un tefsirinde benimsediği ikinci görüşü: “Başka grub tefsir bilgini de ayetten şu anlamı çıkarmıştır: “Kitap Ehli’nden hiç kimse yoktur ki, ölmeden önce (yani Kitap Ehli’nden olan kişi) İsa’ya iman etmemiş olsun.” Bu da -ölümün eşiğinde olan kişiye, gerçeğin tüm çıplaklığıyla göründüğüne ancak, bu bilmenin yarar sağlayamadığına ilişkin görüşe kanıt teşkil etmektedir..”  Şu hususuda belirtelimki her insan ister inansın ister inanmasın vefat etmeden önce ölüm sekeratında iken, sadece İsa’ya değil, Allah’a, ahirete ve tüm enbiyanın getirdiklerine iman edecektir. Bunda hiçbir ehl-i sünnet aliminin ihtilafı yoktur. Ama bu imanın Allah katında, kafir ve münafıklara hiçbir geçerliliği olmayacaktır .
159. ayette Cenabı Hak (c.c.) (mealen):
“ehl-ikitabtan hiç kimse yoktur ki Onun ölümünden önce, O’nun tebliğine iman etmemiş olsunlar.” der
Nisa 159. ayeti, mealen: Ehl-i kitabtan hiçbir kimse yoktur ki O’nun ölümünden önce, O’na iman etmemiş olmasınlar.” olarak tercüme edilir. Dikkat edilirse burada “hum” zamiri kullanılmamış “hu” zamiri kullanılmış olup, çoğul değil tekil üçüncü şahıs zamiri kullanılarak ehli kitabın vefatları esnasında iman etmeleri değil, İsa aleyhisselamın vefatından önce ifadesi kullanılarak yanlış anlaşılmalara yer bırakılmamıştır.
Seyit Kutub mason Abduhun etkisi altında kaldığından, bu kadar açık bir ifadeye kasten yanlış mana vermiştir.
Hz. İsa aleyhisselamın vefat etmesinden önce ehli kitabın, İsa’ya iman etmeleri söz konusu iken, ”ehli kitabın her biri vefatlarından önce İsa’ya iman ederler”  ifadesi ile açık bir mana çarpıtılmıştır. Yukarıdaki açıklamalarda Kur’an-ı Kerîm, İsa aleyhisselamın henüz vefat etmediğini çok açık bir ifade ile haber vermektedir.

Taberi Tefsinde ise Nisa Suresi 159. ayeti kerime şu mealde izah edilir:
Kitap ehlinden hiçbir kimse yoktur ki, ölmeden önce ona iman etmiş olmasın. İsa* kıyamet gününde onların üzerine şahitlik edecektir.

Müfessirler bu âyet-i kerime’yi çeşitli şekillerde izah etmişlerdir.

a- Abdullah b. Abbas, Ebû Malik, Hasana Basri, Katade ve İbn-i Zeyd âyeti şöyle izah etmişlerdir: “Ehl-i kitaptan hiçbir kimse yoktur ki İsa Deccal’ı öldürmek için tekrar yeryüzüne gönderildiğinde İsa ölmeden önce ona iman etmiş olmasın.”

Görüldüğü gibi bu görüşte olanlara göre bu âyet-i kerime, Hazret-i İsa’nın yere inmesinden sonra ehl-i kitap olan bütün insanların Hazret-i İsa’ya iman edecekle rini ve müslüman olacaklarını bildirmektedir. Kıyamet gününde de Hazret-i İsa, ehl-i kitap için şahitlik edecektir. Onlardan kimin iman edip kimin iman etmediğini bildirecektir.

b- Yine Abdullah b. Abbas, Mücahid, İkrime, Hasan-ı Basri, Muhammed b. Şirin ve Cüveybir’den nakledilen diğer bir görüşe göre bu âyetin izahı şöyle dir: “Yahudilerden hiçbir kimse yoktur ki, ölümünden önce isteyerek veya istemeyerek İsa’ya iman etmiş olmasın.”

Görüldüğü gibi bu görüşte olanlara göre bir Yahudinin boynu da vuruşla . bir yerden düşerek de ölse veya bir yırtıcı hayvan tarafından parçalanarak da öl se mutlaka Hazret-i İsa’ya iman eder sonra canı çıkar. Hristiyanlar da böyledir.

c- İkrime’den nakledilen diğer bir görüşe göre âyetin mânâsı şöyledir: “Ehl-i kitap olan Yahudi ve Hristiyanlardan hiçbir kimse yoktur ki o kimse ölümünden önce Muhammed‘e iman etmiş olmasın.”

Taberi bu görüşlerden

birinci görüşün tercihe şayan olduğunu söylemiştir. Zira ikinci görüşte olanlar, bütün ehl-i kitabın, Hazret-i İsa’ya iman ettikten sonra ölmüş olacaklarını söylemişlerdir. Bunların ifadeleri esas alındığı takdirde, Ölen ihl-i kitaba İslam muamelesi tatbik etmek icabeder. Çünkü Hazret-i İsa’ya hakkıyla iman edenin, Hazret-i Muhammed de dahil diğer bütün Peygamberlere iman etmesi ve müslüman olması gerekir. Hazret-i Muhammed‘e iman edinin Hazret-i İsa’yı yalanla ması mümkün olmadığı gibi Hazret-i İsa’nın Peygamber olduğuna iman edinin de Hazret-i Muhammed‘i yalanlaması mümkün değildir. Bunların izahlarına göre ölen her ehl-i kitaba İslam muamelesi uygulanarak, onun yıkanması, cenazesinin kı lınması, malının, erginlik çağına gelmemiş olan çocuklarına veya erginlik çağı na ermiş müslüman çocuklarına taksim edilmesi, eğer küçük çocuğu veya ergin lik çağına gelmiş müslüman çocuğu yoksa malının, böyle olan müslümanlar gi bi Beytül Mala aktarılması gerekir.

Halbuki bütün müslümanlar, Hazret-i Muhammed‘e ve onun, Allah katından getirdiklerine iman etmeden önce ölen bir ehl-i kitaba müslüman muamelesi ya pılmayacağı ve ona, hayatındaki gibi ehl-i kitap hukukunun uygulanacağı husu sunda ittifak etmişlerdir. Bu da: “Her ehl-i kitap ölmeden önce Hazret-i İsa’ya mutla ka iman eder,” görüşünün yanlış olduğunu, âyetin bu bölümünden maksadın, âhir zamanda Hazret-i İsa’nın yeryüzüne indiği sırada mevcut olan ehl-i kitabın kasdedildiğini ve bunların, Hazret-i İsa’ya dolayısıyla Hazret-i Muhammed‘e iman edeceklerini beyan ettiğini gösterir. Nitekim bu hususta Ebû Hureyre (radıyallahü anh) Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın şöyle buyurduğunu Rivâyet etmiştir:

“Peygamberler baba bir kardeştirler. Anneleri ayrıdır. Dinleri ise birdir. Ben, Meryemoğlu İsa’ya daha yakınım. Çünkü benimle onun arasında Peygam ber yoktur. İsa inecektir. Siz onu gördüğünüzde onu tanıyın. O, orta boylu, kır mızı ile beyaz arası bir tendedir. Onun üzerinde iki parçadan meydana gelen açık sarı bir elbise bulunur. Ona ıslaklık dokunmasa da sanki başından (saçla rından) su damlıyor gibidir. O, haçı kıracak, domuzu öldürecek, cizyeyi kaldıra cak ve insanları İslama davet edecektir. Allah, onun zamanında İslam dışındaki bütün dinleri yok edecektir. Yina Allah onun zamanında Deccal Mesihi yok edecek, yeryüzünde güven hakim olacaktır. Öyle ki arslanlar develerle, kaplanlar sığırlarla, kurtlar koyunlarla beraber otlayacak ve çocuklar yılanlarla oynayacaklardr. Bunlar birbirlerine zarar vermeyeceklerdir. İsa yeryüzünde kırk senekılackalardır.” Ahmed b. Hanbel, Müsned, C. 2, s. 406

Görüldüğü gibi Hazret-i İsa, Deccalı öldürmek için ölümünden evvel gökten inince bütün bâtıl dinler ortadan kalkacak, insanlar İslam dininde birleşecekler ve böylece ehl-i kitap olanlardan, İsa’ya iman etmeyen kalmayacaktır.

Hasan-ı Basri diyor ki: “Allah’a yemin olsun ki Hazret-i İsa şu anda diridir ve Allah katmdadir. O, yeryüzüne indiği zaman bütün ehl-i kitap ona iman edecektir. Kıyamet gününde de Hazret-i İsa, kendisine inanan veya inanmayanlara karşı şa hit olacaktır.”

Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Hazret-i İsa’nın tekrar yeryüzüne ineceğini beyan ederek buyuruyor ki:

“Hayatım kudret elinde olan Allah’a yemin olsun ki, Meryemoğlu İsa ya kında aranıza adeletli bir hakem olarak inecek, haçı kıracak, domuzu öldürecek (onu ortadan kaldırıp yenmesini yasaklayacak) cizyeyi kaldıracaktır. Ayrıca o zaman mal artacak öyle ki kimse ona tenezzül etmeyecektir. Buhari, K. el-Büyü, bab: 102/ Müslim, K. el-iman, bab: 242, Hadis no: 15

Taberi diyor ki: “Âyet-i-kerimeyi “Hiçbir ehl-i kitap yoktur ki ölmeden önce Muhammed‘e iman etmiş olmasın.” şeklinde izah edenlerin görüşlerinin fasit olduğu, bundan önceki görüşün fasit olduğunu izahtan anlaşılmaktadır. Bu na ilaveten daha önce Hazret-i Muhammed‘den bahsedilmemiştir ki bu âyette geçen deki zamirin Hazret-i Muhammed‘i gösterdiği söylensin. Daha önce Hazret-i İsa, annesi ve Yahudilerden bahsedildiğinden bu zamirin Hazret-i İsa’yı gösterdiğini söylemek elbetteki daha isabetlidir.

Şimdi konu ilgili hadis-i şerifleri nakledelim:
Peygamber efendimiz(s.a.v.) şöyle bidirdiler:
– “İsa ölmedi, kıyametten önce size dönecektir.”
(Hadis-i Kütüb-ü Sitte 3.cild 365.shf.)
Ebu Hureyre’den naklen Peygamber(s.a.v.) şöyle bildirdiler: 
– ”Vallahi Meryem oğlu İsa Feccurravha(Mekke-Medine arasında bir yer) mevkiinde hacc yapmak veya umre yapmak yahutta her ikisini de yapmak için elbette telbiye getirecektir”
(K.Sitte 13.cild 152 shf.de  Müslim Hacc 216(1252)
Buhari ve Müslim’deki diğer bir hadis-i Şerifi naklen:
“Nefsim yed’i kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, Meryem oğlu İsa’nın hakem ve adalet sahibi olarak inmesi yaklaşmıştır. O, haçı kıracak, domuzu katledecektir.”
(kütübü Sitte c.14 shf.270-274, 5004 )
Cabir (r.a.)dan Rasulullah(s.a.v.) bildirdiler ki:
– “
Ümmetimden bir gurup hak için mücadeleyi, muzaffer bir şekilde kıyamete dek sürdürecektir. O zaman Meryem oğlu İsa’da iner. O vakit müslümanların lideri “Gel bize namaz kıldır “der. O “hayır”der, “ Allah’ın bu ümmete bir ikramı olarak siz birbirinize emirsiniz” der.
(hadis-i müslim, iman 247.)

Abdullah ibnu Amr’dan(r.a) Peygamber(s.a.v.) efendimiz bildirdilerki:
“Meryem oğlu İsa yeryüzüne iner, evlenir ve çocukları doğar. Kırkbeş yıl böyle geçer. Sonra vefat eder ve benimle birlikte kabrime defn edilir.” (kütübü.sitte c.15.shf.377)
Bu kadar açık ifadelerle, bu kadar sahih hadis-i şeriflerle İsa aleyhisselamın ölmediği ahir zamanda tekrar geri geleceği hem Kur’an-ı Kerim, hem Peygamber (s.a.v.) efendimiz tarafından açıkca bildirilmişken, bu sadık haberlere muhalefetin manası Peygambersiz Allah inancı değil de nedir? Allahu teala Peygambersiz imanı asla kabul etmeyeceğini, yine Kur’an-ı Kerim’de beyan etmektedir. Yazıklar olsun bu mason, sinsi, sözde din adamlarına.  Bu reformcu masonlara körü körüne tabi olanlara çok yazık. Bu bariz haberleri görmezden gelip, Kur’an’a  yanlış mana vererek bilgisi az olan müslümanların kafalarını karıştırmak, İslam düşmanlarının ekmeğine yağ sürmektirki;  Allahu teala o kimseleri hem bu dünyada, hem ahirette perşian edecektir.
D İ K K A T !  Seyyid Kutub denilen şahıs, 1903 yılında Mısır’da doğmuş ve Kahire İlim Enstitüsü mezunu sosyalist bir yazar iken,  mason locası başkanı Muhammed Abduh’un yolunu kendine kılavuz edinmiş ve bu doğrultuda  eserler yazmış, ehl-i sünnet karşıtı bir sapıktır.(Sadeti Ebediye 1060 shf.)
İsa (a.s.) ın nüzulu hakkında gerek Buhari’de ve gerekse kütübü sittedeki diğer hadislerde, hadis-i şerifler olmasına rağmen , Peygamberimiz(s.a.v.)in hadislerine hiç yer vermemesi esef verici bir durumdur.

 

DIKKAT: Sitemize ya da yazarlarımıza hakaret veya küfür eden ve yazarlarımızı tehdit eden şahısların IP adresleri ve giriş saatleri sistemimiz tarafından kaydedilmektedir. Avukatımız aracılığıyla bu kişiler hakkında gerekli yasal işlemler başlatılacaktır. Yorum göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Dikkat! Yorum yazmadan önce aşağıdaki uyarıyı okuyunuz:
5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 125 Hakaret (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

Türk Ceza Kanununun yukarıda belirtilen maddelerine göre, sitemiz veya yazarlarımızın onur, şeref ve saygınlığını zedelemeye yönelik mesajlar gönderenler hakkında  gerekli yasal haklarımızı kullanacağımızı önceden bildiririz. Yorum yazarken nezaket kurallarına dikkat ediniz.

“Hz. İsa (a.s.)’ın Dünyaya Tekrar Gelişi” üzerine 6 yorum.

  1. Allah swt hangi suresinin hangi ayetinde Isa a.s.in tekrar dunyaya gelecegini soyluyor?

    1. Cenabı Hak (c.c.):
      – “ehl-ikitabtan hiç kimse yoktur ki Onun ölümünden önce, O’nun tebliğine iman etmemiş olsunlar(Nisa Suresi Ayet: 159).” der.
      Mezkür ayet, ”Ehl-i kitabtan hiçbir kimse yoktur ki O’nun ölümünden önce, O’na iman etmemiş olmasınlar.” olarak tercüme edilir. Dikkat edilirse burada “hum” zamiri kullanılmamış “hu” zamiri kullanılmış olup, çoğul değil tekil üçüncü şahıs zamiri kullanılarak ehli kitabın vefatları esnasında iman etmeleri değil, İsa aleyhisselamın vefatından önce ifadesi kullanılarak yanlış anlaşılmalara yer bırakılmamıştır.
      Yani, Hz. isa vefat etmeden hıristiyan ve Yahudilerin Müslüman olacağı yazılıdır. Hadislerin de desteği ile bu ayetin Hz. İsa’nın tekrar dünyaya geleceğini Ehli sünnet uleması haber vermiştir..

    1. Bende sizlere müteşekkirim Mesut kardeşim. Sizler bu mevzuyu açmakla bize bu hususta hizmet yolunu açmış oldunuz. Allahu teala yakîn nûrunu ziyade eylesin.

    2. Evet burada İsa as’a aid hu zamiri kullanılıyor ama, onun çarmuıhtan bir müddet sonnra eceliyle ölümne atıf vardır.Herkes yeis imnanıyla inanmış görünmüş,ayetin devamında da belirtildiği gibi Hz. İsa,aleyhlerine şahidlik etmiş veya edecektir.

    3. Kur’an ve sahih hadisleri açıklayan Ehli Sünnet Ulemasına göre ittifakla sabittir ki İsa (a.s.) ölmedi göğe kaldırıldı. Yine bu büyük ulemalara göre Kim “Hz. İsa öldü” derse, o kafirdir.

Bir cevap yazın