NEFSİN YEDİ DERECESİ

ŞEYTAN CEHENNEMDENefis Nedir?
İnsanın imtihanı için yaratılan nefis, Kur’an-ı Kerimin Fecr suresinde belirtildiği gibi Kur’an’ın ; “İrciî” hitabının mazharı olan nefistir. Bu nefis, Müslüman olmadan önce emmare, Müslüman olunca levvâme ve mülhime, inancı kemale erince  mutmeinne, Allah’tan razı olunca râziye, Allah kendisinden razı olduğunda ise merzıye ve sâfiye derecelerine yükselen nefistir. Bu nefis insana, insanın kemale ermesi için imtihan aracı olarak verilmiştir. Nefis verilmemiş olsaydı insan melekler gibi yaratıldığı seviyede kalır asla yükseleme olmaz, düşüş de olmazdı. Bu sebepledir ki Hak Teala Zariyat suresinde “Ben cinleri ve insanları ancak; bana kulluk yapsınlar diye yarattım.”  buyurmuştur. Bu hitabın içinde meleklerin ve hayvanların geçmemesi onların imtihan edilmediğini göstermektedir. İş bu nefsin 7 derecesi bulunmaktadır:

1. Nefs-i Emmare: Nefsi bu mertebede olan kimsenin nefsi Hakk’ı inkar eden, sürekli kötülüğü arzulama konumundadır. Bu emmare nefis, kâfir ve münafıkların nefsidir. Emmare mertebesi nefsin zulmette yani; karanlıkta bulunduğu makamıdır ki, o makam sırf kötü ahlakın menbaıdır. Kur’an’da  Yusuf Sûresi’nde;
“Şüphesiz ki nefs, kötülüğü son derece emredicidir.” (Yusuf, 53) şeklinde izah edilmiştir.
Bu makamda olan kimselerde vesvese bulunmaz. Nefsi bu makamda olanlarda cehennem korkusu yoktur. Bu tür kimseler Allah’tan başka her şeyden korkarlar. En büyük korku ve nefretleri ölümdür. Sevgileri nefisleri içindir.

2. Nefs-i Levvame: Pişman olup kendini kötüleyen nefis demektir. Nefs-i natıkanın, Nur ile zulmetin karışık olduğu durumudur ki, o makamda Nefs Levvamedir. Kur’an’da :
“Pişmanlık duyan nefse (nefs-i Levvâmeye) yemin ederim ki, “ (el-Kıyame, 75/ 2).
Nefsi bu aşamada olan kimselerde az da olsa ahirette hesap verme korkusu vardır. Bu gibi kimseler ölüye gider ağlar düğüne gider köçek çalarlar. Kâh bir Müslüman, kâh bir münkir gibi olurlar. Müslümanların büyük günah işleyenlerin nefsi bu türdendir. Bunlarda da ölüm korkusu çok, hesap verme korkusu çok azdır.

3. Nefs-i Mülhime: Esrar (sırlar) makamı olup nefs-i natıka, o makamda Mülhimedir. Kur’an’da:
-“Fe elhemehâ fucûrehâ ve takvâhâ.” ve
Sonra ona (nefse) fücurunu ve takvasını ilham etti.” (91/ŞEMS-8:)
Nefsi bu aşamada olanlar Müslümanların Salihleridir. Bunlardaki ölüm korkusu hesap zor vermek korkusudur. Bunlar helale ve harama dikkat eden kimselerdir.

4. Nefs-i Mutmeinne: Olgunluk makamı olup nefs-i natıka, o makamda Mutmeinnedir. Kur’an’da Cenab-ı Hak buyuruyor ki, mealen : “Ya eyyetühen-nefsül-mutmainne…” “Ey itminana ermiş nefs!”

5. Nefs-i Razıye: Vuslat (kavuşma) makamı olup nefs-i natıka,   o makamda  RAZİYYE adını alır. Kur’an’da:
“İrciî ilâ rabbiki râdıyeteh” 

Rabbine dön (Allah’tan) razı olarak” (89/FECR-28)
Bu aşamada Allahu teala henüz nefisten razı olmamış, sadece nefis Allah’tan razı olmuştur.

6. Nefs-i Merdıye: Fiillerin tecelli ediş makamı olup nefs-i natıka, o makamda MARZİYYE adını alır. Kur’an’da: “İrciî ilâ rabbiki râdıyeten mardıyyeh(mardıyyeten).
Rabbine dön (Allah’tan) razı olarak ve Allah’ın rızasını kazanmış olarak!” (89/FECR-28)
İşte bu mertebe peygamber olmayan kulların yükselebileceği en ulvi mertebelerdendir. Bu makam İlahi İsim ve sıfat nurlarının görüldüğü ve Zat-ı İlahinin nurlarının tecelli şimşek gibi çakıp kaybolduğu makamdır.  Bu mertebede nefis, Allah’tan razıdır Allahu teala da o nefisten razıdır.
Bu mertebenin büyüklerine ölüm bir yok oluş değil bir vuslattır, bir şeb-i aruzdur.

7. Nefs-i Kâmile veya Safiye: Bu nefis, Peygamberlerden her birinin ve Evliyanın en seçkinlerinin nefsi olup nefs-i natıka, o makamda SAFİYYE adını alır. Bu mertebede bulunan büyüklerin gönlüne Zat-ı İlahinin nurları şimşek gibi çakıp sönmez, her an tecelli eder…
Kur’an’da:
Ve yük taşıyan birisi (bir günahkâr) başka birinin yükünü (günahını) yüklenmez. Eğer ağır yüklü kimse, onu (günahlarını) yüklenmeye (başkasını) çağırsa bile ondan hiçbir şey yükletilmez, onun yakını olsa dahi. Sen ancak gaybte Rabbine huşû duyanları ve namazı ikame edenleri uyarırsın. Ve kim tezkiye olursa (nefsini tezkiye ederse), o taktirde bunu sadece kendi nefsi için yapar. Ve dönüş Allah’adır.  (35/FÂTIR-18)

N E F İ S   T E R B İ Y E S İ :

Muhbiri Sadıktan yani; Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) efendimizden rivayet edildiğine göre,  Allahu Teala nefsi yarattığında nefse:
-” Ben kimim” diye sorar. Nefs:
-” Ya ben kimim” diye cevap verir. Bunun üzerine Allah meleklerine emreder, nefse bin yıl azab ederler. Nefs, daha sonra  aynı soruya aynı cevabı verince, Allah nefsi bin yıl aç bırakır. Bundan sonra Allahu Teala aynı soruyu tekrar sorar:
– “Ben kimim? diye sorduğunda , nefis: “Entellezî lâ ilâhe illâ ente” (Sen ki, Senden başka ilah olmayan bir Zâtsın) der. Nefs böylece açlığa dayanamayarak Rabbini tanır.

Büyük mutasavvıf İmamı Rabbani hazretlerine göre burada kast edilen açlık bazı cahil mutasavvıfların anladığı gibi yalnızca yeme ve içmeyi kesmek değildir. İmamı Rabbani hazretleri Hindu ve Budist rahiplerinin de çok uzun süreli aç ve susuz kalmakta olduklarını ve onların eline geçen sadece nefsin sefası olduğunu belirtmektedir. Hazreti İmam Mektubat’ta nefsi aç bırakmakta kast edilen şeyin, nefsin istediklerini yapmamak ve istemediklerini yapmak olduğunu ve nefsi dize getirmenin en bariz yolun ise, sünnete uygun yaşamak ve kalbi masivadan (mahlukat sevgisinden) temizlemekle olacağını belirtmişlerdir.

Tasavvuf ehli zatların her birinin kendilerine göre nefsi terbiye metotları vardır. Bunlardan nefis yolu tarikat şeyhleri nefsi aç, susuz ve çeşitli zevklerden mahrum bırakmak olan terbiye yolunu seçmişlerdir.  Ruh yolu tarikat pirleri ise, nefsi terbiyede sünnetlere tam ittiba ile birlikte kalbi Allah sevgisinden başkasının sevgisinden temizleme yolunu seçmişlerdir.. Her iki yolda da gaye ve maksut Nefsi merzıye derecesine ermektir. Yani; Allah’ın razı olduğu kul olabilmektir.

 

 

DIKKAT: Sitemize ya da yazarlarımıza hakaret veya küfür eden ve yazarlarımızı tehdit eden şahısların IP adresleri ve giriş saatleri sistemimiz tarafından kaydedilmektedir. Avukatımız aracılığıyla bu kişiler hakkında gerekli yasal işlemler başlatılacaktır. Yorum göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

fizyoterapist caner için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Dikkat! Yorum yazmadan önce aşağıdaki uyarıyı okuyunuz:
5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 125 Hakaret (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

Türk Ceza Kanununun yukarıda belirtilen maddelerine göre, sitemiz veya yazarlarımızın onur, şeref ve saygınlığını zedelemeye yönelik mesajlar gönderenler hakkında  gerekli yasal haklarımızı kullanacağımızı önceden bildiririz. Yorum yazarken nezaket kurallarına dikkat ediniz.

“NEFSİN YEDİ DERECESİ” üzerine 37 yorum.

  1. ESSELAMU ALEYKUM, Mu’min olmak gerçek birer müslüman olmak cok guzel birşey Allaha hamd ve şükür olsun ki müslümanın, yalniz allahin, celle ve cellaluhun bizlere öğrettiği bu güzel dini tarikat veya başka bir şekilde örgutlestirip dallara bölmeyelim.
    unutmayalım ki kimse kimseyi kurtaramaz herkesin ne yaptığı kendisine diyor allahu teala ayetinde. ama bilmeyeni cikarsiz bilgilendirmek çok hayırlıdır. resulullahin dinini cikarsiz bilgi verene ne mutlu, ama allah bizi çıkar amaçlilardan uzak tutsun allaha siginirim.

    1. Aleykümselam İsa kardeşim.
      Kuran diyor ki(mealen):
      – “Uyun sizden hiçbir ücret istemeyen o zatlara ki, onlar hidayete ermişlerdir.” (sure-i yâsîn/21)
      Elmadülillah ki, biz bilgilerimizi hiç kimseye satmadık ve satan da değiliz. O sebepledir ki sitemize reklam teklifleri geldiği halde reklam dahi almıyor sitenin giderlerini cebimizden karşılıyoruz.
      Tarikatlara gelince şunu iyi biliniz ki gerçek bir tarikat İslamdan ayrı bir din değildir olmazda.
      Tarikat, İslamı öğrenip dinin emirlerini yapmak ve yasakladıklarından sakınma yoludur.
      Tarikat, nefsi günah kirlerinden yıkamak, Allah’a ibadet edip günahlardan sakınarak ve Allah’ı saygı
      ve sevgi ile çokça anarak kalbi Allah sevgisinden başka sevgilerden yıkayıp arındırarak aşk ile Allah’a ibadet etme yoludur.
      Umarım anlaşılmıştır mesajımız.

  2. Buzamanda nasıl mürşide tabi olucaz peki. Bunuistiyorum ama evli ve çalıştığım için mürşide tabi olamıyorum. Mürşidsiz insan kendi nefsini temizliyemezmi? Her insanın elinde irade yokmudur.? Mürşidsiz nefs temizlenemiyorsa mürşidlerin hepsinin mürşidimi vardı?

    1. Mürşide tabi olmak farz değil ehli sünneti yani Kuran ve sünnete iman etmek farzdır. Yine Allahın emir ve yasaklarını öğrenip farzları yapmak, haramlardan kaçınmak farzdır. Sünnetleri öğrenmek sünnet, yaşamak ise sünnettir. Sonra istersen kamil ve mükemmil gerçek bir mürşid bulursan bağlanmak güzeldir.

    2. Bu zamanda insanların yapacağı islamı doğru yaşamak yap dediğini doğru yapıp yapma dediğinden uzak durmak gerekir bu şekilde kulun rabbına yaklaşma mücadelesini karşılıksız bırakmaz,zai etmez kuluna yolu gösterir, iletişime geçer , allah kulunu yetiştirir. kulu isterse

    3. Bu adresteki yazılar şirkle karışıktır. Buradan uzak durunuz ki kurtuluşa eresiniz.
      O adresten bir Örnek:
      Soru soran kişiye sözde hoca Bayram Ali şöyle cevap yazıyor:
      – “Samimi sorsan rabbimiz seni cevaplar. Bana sorman şart değil.”
      Soru soranın Cevabı:
      – “Kalbimle konuşmayı daha öğrenemedim hocam. Hocam herşey O olarak düşündüğüm zaman ne imtihanın ne de bizim ne cennet ne cehennemin ne ödül ne cezanın her şeyin anlamı kayboluyor..Allah için bunlar önemsizleşiyor, her şey aslında Allah’ın kendini araştırması. Yani bizim önemsizliğimiz çıkıyor ortaya.”

      Sözde hoca Bayram Ali’nin Cevabı:
      – “Hem önemsiz hem en önemli demeliydin. Hem yokuz hem O’yuz demeliydin.”

      İZAHAT:
      “Hem önemsiz hem en önemli demeliydin. Hem yokuz hem O’yuz demeliydin.” demek, hem yokuz hem O’yuz demek, Hem kuluz hem (haşa) Allah’ız demektir ki bu açık bir kafirliktir.. Oysaki Allah İhlas suresinde şöyle buyurur, (mealen):
      1 – De ki; O Allah bir tektir.
      2 – Allah eksiksiz, sameddir (Bütün varlıklar O’na muhtaç, fakat O, hiç bir şeye muhtaç değildir).
      3 – Doğurmadı ve doğurulmadı
      4 – O ‘na bir denk de olmadı.
      Allahu Teala kendini böyle vasıflandırıken bir insan nasıl olur da kendisini Allah bilir?

    4. Mürşitler, kuran ve sünnet yolunu gösterirler, şüpheli şeyler den dahi kaçınırlar. Zikre ve nafilelere devam ederler. Kalbi masiva denilen Allah’ın razı olmadığı şeylerden korurlar. Nefsi terbiye edip mutmain makamına ererler.
      Konya denilince ilk akla gelen, Hazreti Mevlana değilmi?. Neden haz. Mevlana?….
      Siz bilmediğiniz bir yere gitseniz, elinizde bir adres var ama mahalleyi, caddeyi, sokağı, apartmanı, katını, dairesini bilmiyorsunuz. Ama on yaşında bir çocuk o adresi”Ben biliyorum amca, arkadaşımın evi, buyrun ben sizi götüreyim “,dese o çocuğun peşinden gidermisiniz, gitmezmisiniz?.
      Öyleyse velayet makamına yükselmiş bir zatın gösterdiği kuran ve sünnet yolunda gidilmezmi. Ankara deyince akla Hacı Bayram Veli gelir. Bursa deyince Emir sultan Hz. gelir. Kemal mertebesine ermiş hakiki mürşit takip edilir. Selam ve dua ile…

    5. Murside uymak farzdir kardesim. Muhammed Hüseyin google den yaz veya Turksat tan Diyar TV yi bul sohbetlerini dinle tabi ol demiyorum ama en azindan Sen kendin degerlendir

    6. Allahu Teala “etîullahe ve etîurrasûl” buyurdu. Yani Allaha ve Rasulüne uymak farzdır. Allaha ve Rasülüne tam itaat eden muttaki alimlere de uymak vaciptir. Mürşid de gerçek bir mürşid ise o mürşide uymak vacib olur. Amma ve lakin bu zamanda kendisine “Ben mürşidim, ben şeyhim” diyen cahillerden geçilmiyor.
      Biz ilmimizi TV’lerden değil Kuran ve Sünnete tabi olan ehli sünnet alimlerinden aldık. Sizin yaptığınız tereciye tere satmak gibi bir şeydir, haddinizi biliniz.!

    7. Masllah cok guzel demissin kardesim bende ayni senn dusuncendeydim taki xxxxxxxxxxxxxxxx kitabini okuyana kadar.

  3. ”nefsi dize getirmenin en bariz yolun ise, sünnete uygun yaşamak ve kalbi masivadan (mahlukat sevgisinden) temizlemekle olacağını belirtmişlerdir.” Yukarıdaki yazıdan alıntıdır.Beni şöyle düşündürdü. Yanılıyorsam Bu konudaki cahilliğim dendir.. Efendim Masivat= Mahlukat sevgisi ise; düşündürücüdür.Mahlukat deyince benim aklıma Allah’ın yarattıklarıdır. onları sevmek günah mı? örneğin , tabiat sevgisi,hayvan sevgisi. evlat sevgisi çiçek- böcek sevgisi,torunlar sevgisi vs.. vs..Kalbimizi bunlardan temizlersek nasıl yaşarız? Tşkler. Selamlar.

    1. Yunus demişdir ki yaratılanı Yaratandan ötürü severim. İnşaallah sorunuzun cevabı anlaşılmıştır.
      Yani, onlara Allahın eseri olarak bakmalı ve Allaha şükretmeli.

    2. Mahlukat sevgisi demek para, ortam gibi dünyalık sevdalardır. Kendini dünyaya kaptırırsan ahireti unutursun.

    3. Mahlukat sevgisi demek, nefsin istek ve arzularıdır. Allah’ın razı olduğu hiçbir iş ve niyette nefsin sevgisi yoktur.

    1. Evet. Dinazorlar 66 milyon yıl önce yok oldular. Hz. Ademden bu güne yaklaşık 140-150 bin yıl geçmiştir. Kuranda her şeye işaret eden bir ayet vardır ama onu ancak Allah peygamberimize bildirmiştir.

  4. Hayırlı günler bundan iki yaklaşık iki yıl önce elmalılı hamdi yazirin tefsirlerini okuyordum sonra rüyamda ayaklarımın dibine düşmüş küçük ağlayan bir köpek gördüm.Araştırdım ve öğrendiğim kadariyla nefsim ilk mertebede.Bununla ilgili neler yapmam gerekiyor ?Tavsiylerinjz nelerdir? Inslh cevaplarinizi bekliyorum

    1. Hayırlı günler Melike hanım. Ağlayan köpeğin ayağınızın dibine düşmesi içinizdeki düşmanınız kötülüğü emreden nefsinizdir.
      Nefsinize muhalefet etmeye devam ederseniz levvameden mülhimeye yükselirsiniz inşallah.

  5. üstad bediüzzamanın ifadesiyle şah ı nakşibend gibi zatların lisanı ve tad alma duygusu sadece mideye bakmıyor.kalbe ruha bakan bir makamı var.lezzeti şükür için isterler ve tadarlar.zaten o zaman problem yok.rabbimin nimetlerini israf etmeden tadalım tartalım ki esmayı kalben daha iyi zevk edelim tanıyalım ve şükredelim inşaallah

  6. “İmamı Rabbani hazretleri Hindu ve Budist rahiplerinin de çok uzun süreli aç ve susuz kalmakta olduklarını ve onların eline geçen sadece nefsin sefası olduğunu belirtmektedir.”

    İmamı Rabbani darılmasın da, biraz cahilmiş.

    1. Bay Ernosto! Siz hangi ilminizle İmamı Rabbani hazretlerinin biraz cahil olduğu kanısına vardınız? Siz bu zavallı çıkışınızla, İmamı Rabbani hazretlerini değil anlamak, onun yazdıklarını dahi anlayamayacak kadar zır cahil olduğunuzu ifade etmişsiniz..

    2. Bu işler derin mesele Ernesto.! Senin gibi kıroların kafası almaz.. Zayıflamak için diyet yapanlar cahil olmuyorda senin gibi adamlar böyle adamlara cahil diyor. Asıl cahil sizsiniz, siz bunu anlayamazsınız!!!

    3. İmamı Rabbani hazretleri doğru söylemiş. İslamda ölçü niyettir. Mümin Allah rızası için niyetini düzgün tutmalı. Bugün siz bir iki ay bir süreyle kendinizi bir odaya kapatsanız ve o süre içerisinde çok az yiyip, çok az uyusanız ve kendinizi çevreden izole etseniz bir takım haller yaşamaya başlarsınız (halisünasyon başlar sizde) ama bu halin ne size ne de başkasına hayrı olur. Bir de nefisle olan mücadelede yine nefis kendisine pay çıkarıp kişiyi ucuba düşürebilir. Ruh yalnızca zikirle terakki eder. Kişi çok defa kendi durumunun ayırdında bile olmayabilir. Bir kişinin kendi kendine nefsini tezkiye etmesi mümkün değil. Kişi kendini ameliyat yapabilir mi kişi ? Kamil bir mürşid gerekir.

    4. DEĞERLİ KARDEŞLERİM BU GİBİ KİŞİLERE İTİBAR ETMEYELİM BUYUK ZATLARI CAHİL ŞEKLİNDE NİTELENDİREN KİŞİLER KENDİNİ BULUNMAZ HİNT KUMAŞI SANAN KİŞİLERDİR KENDİLERİNDE KUSUR ARAMAYI BİR KENARA BIRAKIPDA KOCA İMAMIMIZ RABBANİ HAZRETLERİNE CAHİL DİYE BİLİYORSA BU KİŞİYİ MUHATAP BİLE ALMAMAK GEREKİYOR SÖZÜMÜ TAMAM LARKEN GÜZEL VE ANLAMLI BİRŞİİR YOLAYYIMDA NEDEMEK İSTEDİĞİMİ ŞİİRDE ÇOK GÜZEL İFADE ETMİŞİM ALLAH EMANET OLUN SİZDEN RİCAM BU GİBİ KİŞİLERE İTİBAR ETMEYİN SELAM VE DUA İLE

      Anlamaz

      İmam-ı a’zamı bilmeyen nesil,
      Mezhebden fıkıhtan ne anlasın ki…
      İmam-ı Malik’i duymayan cahil,
      İlimden irfandan ne anlasın ki…

      İmam-ı Şafii büyük bir âlim,
      İmam-ı Ahmed’in her sözü ilim,
      Övemem onları; çünkü cahilim,
      Cahiller edebden ne anlasın ki…

      İmam-ı Gazali, Huccet-ül-islâm,
      Şâh-ı Nakşibend’e binlerce selâm,
      Onlardan duymayan güzel bir kelâm,
      Tasavvuf ilminden ne anlasın ki…

      İmam-ı Rabbani kalbler fatihi,
      Mektubat’ta dolu feyz-i ilâhi,
      Gavs ı Sani yi bilmeyen dahi,
      Mürşid-i kâmilden ne anlasın ki…

      molla ibrahim poyraz

    5. Anlamaz

      İmam-ı a’zamı bilmeyen nesil,
      Mezhebden fıkıhtan ne anlasın ki…
      İmam-ı Malik’i duymayan cahil,
      İlimden irfandan ne anlasın ki…

      İmam-ı Şafii büyük bir âlim,
      İmam-ı Ahmed’in her sözü ilim,
      Övemem onları; çünkü cahilim,
      Cahiller edebden ne anlasın ki…

      İmam-ı Gazali, Huccet-ül-islâm,
      Şâh-ı Nakşibend’e binlerce selâm,
      Onlardan duymayan güzel bir kelâm,
      Tasavvuf ilminden ne anlasın ki…

      İmam-ı Rabbani kalbler fatihi,
      Mektubat’ta dolu feyz-i ilâhi,
      Gavs ı Sani yi bilmeyen dahi,
      Mürşid-i kâmilden ne anlasın ki…

      molla ibrahim poyraz

    6. ERNESTO! ADIN BİLE ÇEŞİT. İMAM RABBANİ HZ. HAKKINDA YORUM YAPMAK GÜNÜMÜZ ALİMLERİNİN HADDİ BİLE DEĞİLKEN SEN HANGİ (OLMAYAN) AKLINLA YORUM YAPARSIN?

    7. Îmam Rabbani hazretleri gibi Kamili mükemmil şeyhler cilalanmış aynalardır. Onları Öven kendini över. söven kendine söver. Allah tevbe edenleri sever en iyisi tevbe etmek. Vesselam…

    8. İmam hazretlerinin kastettiği, aç ve susuz kalmak neticesinde elde edilen olağanüstü olay ve vizyonların nefse keyif vermesidir.

    9. İmamı Rabbani Hazretleri, sünnete uymadan uzun süre aç ve susuz kalarak yapılan riyazet ve mücahedenin nefsin safasına sebep olacağını bildirir.

fizyoterapist caner için bir cevap yazın Cevabı iptal et