DIKKAT: Sitemize ya da yazarlarımıza hakaret veya küfür eden ve yazarlarımızı tehdit eden şahısların IP adresleri ve giriş saatleri sistemimiz tarafından kaydedilmektedir. Avukatımız aracılığıyla bu kişiler hakkında gerekli yasal işlemler başlatılacaktır. Yorum göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Yasin için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Dikkat! Yorum yazmadan önce aşağıdaki uyarıyı okuyunuz:
5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 125 Hakaret (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

Türk Ceza Kanununun yukarıda belirtilen maddelerine göre, sitemiz veya yazarlarımızın onur, şeref ve saygınlığını zedelemeye yönelik mesajlar gönderenler hakkında  gerekli yasal haklarımızı kullanacağımızı önceden bildiririz. Yorum yazarken nezaket kurallarına dikkat ediniz.

“Rabıta Şirk midir?” üzerine 130 yorum.

  1. Hatice hanım. Ehli Sünnet demek Kuran ve Sünnet yolu demektir. Bidat ise Kuran ve Sünnet dışı inanç ve amellerin din-i İslam sokulması demektir. Oysaki siz 25 yıl Ehli Sünnet bir tarikatın içinde kalmış bir hanımsınız. Bunların aynı olmadığını en az bizim kadar biliyor olmalısınız. Malumunuzdur ki Ehli Sünnet yolu Peygamberimizin ve ashabının yoludur. Oysaki bidat yolu dine sonradan sokulmaya çalışılan çirkinliklerdir.
    HATİCE HANIMIN SORUSU:
    “Ben çok büyük bölümler yaptım tarikat ilimleri, tefsir dersleri akait dersleri risaleler hepsini yaptım ne zaman kafama dank etti?
    Bir gün yine tefsir derdindeyiz ve tefsir yaparken müşriklere sorulan sorularla onların cevabı gerçeği görmeme vesile oldu. Hani müşriklere soruyorlar siz neden putlara tapıyorsunuz diye. müşrikler biz asla putlara tapmayız onlar bizi Allaha yaklaştırıyor diye aracı olarak görüyoruz derler. E şimdi biz ne yapıyoruz? Allah ile şeyhi bize yaklaştırıcı vesile aracı görmüyor muyuz?” diyorsunuz.

    C E V A P :
    Sizin değinmek istediğiniz meali ya siz yanlış hatırlıyorsunuz ya da sapkın selefiyeci vehhabilerin tefsirlerinden almış olmalısınız. Ayetin doğru olan meali şerifi şudur:
    Allahu Teala buyurdu ki (mealen):
    – “(Müşrikler) Allah’ı bırakıyorlar da, kendilerine ne fayda, ne de zarar verebilecek olan şeylere tapıyorlar ve “Bunlar bizim Allah katında şefaatçilerimizdir.” diyorlar. De ki, “Siz Allah’a göklerde ve yerde O’nun bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz?” Allah onların ortak koştukları şeylerin hepsinden münezzehtir.” (Yunus/18)

    Ayeti kerimedeki ibarede müşrikler putlara taptıklarını inkar etmiyor. Onları şefaatçi gördükleri belirtiliyor. Allahu teala mezkür ayeti kerimede müşriklerin kendisine şirk koşmalarından dolayı müşrik olduklarını belirtiyor. Sizin tabi olduğunuz hocalarınız ise Allahın rızasını kazanmada rehberlik, öğretmenlik yapan ehli sünnet mürşidlere tabi olmayı şirk sayarak ayetin manasını saptırıyorlar. Bir kimseye, İlahi rızayı kazanmak için tabi olmak şirk olsaydı haşa bütün ümmet Rasulullaha tabi oldukları için müşrik sayılırdı. Oysa Allahu teala “Alaha ve Rasülüne itaat ediniz” buyurarak vesileyi farz kılıyor. Çünkü Rasulullahın yolunu vesile etmeyen kimse asla İlahi rızaya eremez.
    Bir kimse nasıl olur da 25 yıl ehli sünnet bir tarikatte olup da şeyhe tapılmayacağını onun sadece dini yaşamda örnek bir insan olduğunu anlayamaz?
    Öyle anlıyorum ki böyle birisinin gerçek tasavvufla uzaktan ve yakından alakası yoktur. 2000 yıl ibadeti olan İblis cennette kalmaya muvaffak olamadı. Çünkü içinde hep sapkınlık alameti olan kibir vardı. Onu temizlemeye hiç yönelmemişti.

    TEVHİD VE ŞİRK:
    Ehli dalalet aşağıda belirttiğim iki ayeti kerimeyi yanlış anlayıp yanlış yorumlayarak tasavvuf ehline iftira atıp küfre girmektedir. Şimdi bu ayeti kerimeleri hep birlikte görelim:
    Allahu Teala buyurdu ki (mealen):
    – (Müşrikler) Allah’ı bırakıp da kendilerine yakınlık sağlamak için edindikleri ilâhları onlara yardım etselerdi ya! Ama hayır, aksine onlardan kaybolup gittiler. İşte bu onların yalanları ve uydurup durdukları iftiralarıdır. (Ahkâf/28)
    Açıklama:
    Bu ayeti kerimede Allau teala putlara ve nefsine veya liderlerine veya Allahtan başka şeylere tapanlara hitap etmektedir. Burada Allah’ın dinini yaşamada mürşidini örnek alan mümine atıf yoktur. Zira gerçek sufi Allah’tan başkasına ibadet etmenin küfür ve şirk olduğunu herkesten daha iyi bilir. Nerede kaldı şeyhe tapmak???

    Allahu Teala buyurdu ki (mealen):
    – “(Müşrikler) Allah’ı bırakıyorlar da, kendilerine ne fayda, ne de zarar verebilecek olan şeylere tapıyorlar ve “Bunlar bizim Allah katında şefaatçilerimizdir.” diyorlar. De ki, “Siz Allah’a göklerde ve yerde O’nun bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz?” Allah onların ortak koştukları şeylerin hepsinden münezzehtir.” (Yunus/18)
    Açıklama:
    Dikkat edilirse bu ayeti kerimede Allahu teala müşrikleri Allah’tan başka şeylere tapanlar olarak belirtmektedir. Oysaki gerçek bir ehli tasavvuf değil Allahtan başkasına tapmak O’ndan başkasının teveccühü için ibadet etmeyi bile şirk saymıştır. Nerede kaldı cahil selfiyeci vehhabilerin sufilere attıkları şirk iftirası? Eğer bu sapkınlar bu küfürlerine tövbe etmeden ölürlerse hiç şüphesiz Allahu teala bu sapkınları bu iftiraları yüzünden ebediyyen cehenneme sokacaktır. Çünkü ehli tevhide müşrik diyenlerin kafir olacağını Peygamberimiz sahih hadisinde belirtmektedir.

    GERÇEK TEVHİD NEDİR?
    Malum Ola ki Tevhid Üç Mertebedir:
    1- Tevhid-i Efal: Ârife zikir ve ibadetler vesilesiyle öyle bir ahval gelir ki, cin insan ve meleklerden gelen fiilleri (masivadan ayırarak) O’ndan görür. Buna ehli mutasavvıf fiillerin tevhidi der. Bu ilmin kaynağı: “De ki hepsi Allah’tandır” (Nisa/78)
    2- Tevhid-iSıfat: Bütün kuvvet ve meleklerle bunlara nisbet edilen sıfatı masivadan ayırmaktır.
    3- Tevhid-i Zât: Varlıkta yalnız bir zât onun çeşitli mertebelerde tecellisini görmektir.
    Yukarıdaki ilmin kaynağı: “Sizi ve yaptıklarınızı O yarattı” (Saffat/96)

    Görüldüğü gibi avam müslümanlar “Allah’tan başka İlah yok” derken büyük sufiler “Allah’tan başka (gerçek) varlık yok” derler. İkilikten kurtulamamış karanlık selefiyeciler gerçek tevhid ehli sufilere şirk yaftası vurmaya kalkıyor. Ölünün diriye talkın okuması gibi. Karanlığın aydınlığa sen karasın demesi gibi. Ayağın başa “sen ayaksın ben başım” demesi gibi…

  2. Yazınızı okudum, sonra içinden bir kaç paragrafı kaydetmek istedim. Metin seçmenin ve sağ klik yapmanın engellenmiş olduğunu gördüm. Burada yazılan yazılar islamiyet için yazılmıyor mu? Paylaşılması için illa site linkini mi yollamamızı mı şart tutuyorsunuz? Zira bunun islam için emribilmaaruf neyhimünker yapan insanlara ve hizmetlerine uymadığı kanaatindeyim. Yinede siz bilirsiniz, keza bu site için cüzzi iradeniz ile hükmetmektesiniz. Sınavınızın ve sınavımızın bizleri ters yönlere saptırmaması için HZ ALLAH TEALA AZZE ve CELLE bize yardım etsin.

    1. Kardeşim niçin ön yargılı söz ediyorsunuz?
      Hemen menfi düşünüyor bize kötü zan da bulunuyorsunuz?
      Emri marufun önemini bilmediğimizi mi ima ediyorsunuz?
      Daha önce bir engel yoktu lakin bazı art niyetli kimseler istismarda bulunup bizi sıkıntıya soktu. Bu yüzden kopyalamaya engel koyduk. Şayet emri maruf yapmak istiyorsanız linkimizi başkalarına gönderirseniz bu da işe yarar.

  3. Siz önce dürüst olunuz. Kendiniz bir kadınken erkek ismi kullanmaya utanmıyor musunuz?
    Bir müslümanın peygamberini hatırlaması ne zaman haram olmuş ki aklınızca bize ders vermeye kalkıyorsunuz?
    Rabıta hakkında naklettiğimiz kanıtları neden görmüyorsunuz yoksa gözünüzde ya aklınızda bir özür mü var !!??
    İŞTE RABITA HAKKINDA ŞER’İ KANIT:

    – İsmail, İdris ve Zülkifl’i de (hatırla). Onların hepsi de sabredenlerdendi. (Enbiya/85)
    Hatırlamak eşittir rabıta etmektir.
    – “Şüphesiz ki Allah ve melekleri, Peygamber’e salât etmekte (yani, O’nun şerefini gözetmekte ve şanını yüceltmekte) dirler; o halde siz de îman edenler O’na salât edin (yani, O’nun şanını yüceltmeye özen gösterin); O’na içtenlikle selâm edin (esenlik dileyin).” (Ahzâb, 33/56).
    Bu ayet Peygamberimize salat ederek onu hatırlamamızı emretmektedir. Rabıtada hatırlamanın ta kendisidir. Zira hatırlamadığın kimseyi düşünemezsin.
    Peygamber(s.a.v.) Efendimiz alimler hakkında buyurdular ki:
    -“Alim ölse bile diridir, cahil diri olsa bile ölüdür.”
     -“İlim ibadetten üstündür.” 
    Peygamber (s.a.v) Efendimiz; (Zikrü’s-sàlihîne keffâretü’z-zünûb) (Hadis-i Deylemi)
    -” Salihlerin anılması günahlara keffarettir. “diye buyurdu.
    -” Peygamberleri anmak, hatırlamak ibadettir. (Hadis-i Deylemi)”
    -” Âlimin yüzüne bakmak ibadettir.” (Ebu Davud)
    -” Âlim ile oturmak, yüzüne bakmak ibadettir.” (Hadis-i Hâkim)
    İmam Caferi Sadık (k.s.) hazretlerine; “Âlimin yüzüne bakmak ibadettir.” hadisi şerifi sorulduğunda şöyle açıklamada bulunmuşlardır: “Bundan maksat, kendisine bakıldığında sana Allah’ı ve ahireti hatırlatan alimdir. Bunun tersi olan kimseye bakmak fitne ve sapıklıktır.” 
    “Kişi sevdiğini çok hatırlar” hadisi şerifince bir kimse, neyi çok seviyorsa veya nelerden aşırı korkuyorsa, onlara gönlünü daha çok rabtetmektedir. Veysel Karani (k.s.) hazretleri o yüksek mertebeye Rasulullahı çokca düşünerek yani rabıta ederek gelmiştir. Kişinin  sevgilisine olan rabıtası  onu,  sevgilisinin  hayalini daha çok düşünmeye ve onu gözünde daha da değerli kılmaya sevk edecektir. Allah’ı çok seven bir kimse de, O’nun sevdiği kimseler olan peygamberleri, evliyaları, Allah’ın emirlerini yapmayı, yasaklarından kaçınmayı rabıta edecektir. Allah’ın kitabı Kur’an-ı Kerim’i daha çok okuyup, buna göre yaşamını düzenleyecektir.
    Eğer ki biz hadislere inamayız bize Kuran yeter” diyorsanız siz Kur’an’a da inamayan bir kafirsiniz. O zaman siz biz müslümanların muhatabı olamazsınız defolun sayfamızdan!

    Rabıtaya şirk diyen sapıklar, sizler hanımınızı ve çocuklarınızı düşündüğünüz zaman şirke girmiyorsunuz da bir sufi Allah’ın dostu bir veliyi düşündüğü zaman mı müşrik oluyor ? Birisini düşünmekle şirke girilseydi, rabıta yapanlara müşrik diyenler müstehcen şeyler düşündüğünde iki kat daha fazla müşrik olurlardı ?

  4. Bazı cahil sofilerden duyduğum, şeyhim benim yatağımda sağımdan soluma döndüğümü bilir, sekaret halinde, münker nekir suallerinde himmet edecek, sıratta elimde tutacak sözleri şirktir. Şeyhte imtihan edilmekte olan bir fanidir. Onun son halini, amelini, imanını bilemeyiz. Burada anlatmaya çalıştığınız vesileyle olayı şirkten kurtarmak hayli zordur. İhyayı ezberlemiş bir sofi yakınımla (Allah rahmet eylesin) yıllarca ehli sünnet itikadı okumaya çalıştım ama aklı, kalbi, dili Allahtan çok şeyhiyle meşguldü. Ve o yardımı Allahtan değil şeyhinden bekliyordu. Sonra kadınların bir erkeğin resmine bakarak onun alnından nur çıkıp hanımın kalbine geldiğini düşünmesi gibi eylem ve söylemler gayri islamidir. Benim hanımım bir başka erkeğin yüzüne, alnına bakarak böyle bir rabıta yapamaz. Evet (Ve hüve maaküm eynama küntüm) olan Allahtır. İlmi olmayanların rabıta meclislerinde, hatmelerde defaatle girip gördüğüm riya ve ucublarıyla imanları şirksiz değildi. Hatme duasında Allah c.c, Peygamber a.s ve sahabe efndilerimiz, sadatlar okunurken susan, uyuyan, başı önde dinleyenlerin en sonda yaşayan şeyhin isminin anılmasıyla cezbe haline gelmeleri trajikomik bir riya ve şirk örnegidir. Şeyhinin ismi anılınca cezbeye gelen sofinin Allahın adını duyunca ölmesi gerekir. Zira Gerçek müminler o kimselerdir ki yanlarında Allah zikredilince kalpleri ürperir buyrulmuştur kitabı kerimimizde.(Enfal Suresi.2) Allah şirksiz iman etmeyi, o iman ile yaşayıp ölmeyi ümmeti muhammede nasip eylesin vesselam..

    1. Merhaba Mehmet kardeşim.
      “şeyhim benim yatağımda sağımdan soluma döndüğümü bilir, sekaret halinde, münker nekir suallerinde himmet edecek, sıratta elimde tutacak sözleri şirktir.” demişsiniz. Bu sözünüz bir bakımdan doğru bir bakımdan doğru değildir.
      Eğer bir kimse “şeyhim benim yatağımda sağımdan soluma (Allahın inayeti ve kudretiyle) döndüğümü bilir” derse, doğru söylemiştir. Buna şirk demek cehalettir. Allahın kulları üzerindeki tasarrufatını inkar etmektir. Allahu tealanın aciz olduğunu itiraf etmektir ki bu küfürdür.
      Amma velakin bir kimse, “şeyhim benim yatağımda sağımdan soluma(Allahın inayeti ve kudreti olmadan) döndüğümü bilir” derse o vakit o kişi hem şirke girer hemde küfre girer.
      Zamanımızda ingiliz mezhebi vahabilik pisliğinden etkilenmeyen müslüman çok azdır. O sebeple bir çok vahabi zihniyetli kimse bilip bilmediği şeylere şirk yaftasını vurarak kendi imanını tehlikeye atmaktadır.
      Allahu teala bizleri gerçek tevhid yolu ve gerçek İslam ehli sünnetten velcemaat yolundan ayrımasın vesselam.

  5. Yazınızı dikkatle okudum ve gerçekten güzel örnekler vererek bu gerçeği anlatmışsınız. Sadece kafama takılan şey son soru. Ben mürşidimi hiç canlı kanlı görmedim sadece internette fotoğraflarını gördüm ve rabıta yaparken o fotoğraftaki halini aklıma getirip rabıta yapıyorum bu caiz değil mi?

    1. Rabıtada mürşidin fiziki suretini değil sîretini (şeyhin güzel ahlakını, Allah’a teslim oluşunu, Allah aşkını) düşünürsen daha yararlı olur.

  6. Allah razı olsun çok güzel anlatmışsınız yalnız rabıta yı ibadet haline getirmemek lazım tarzı birşey yazıyor Bizim her akşam mürşid rabıta mız var bunda bir yanlış yok değil mi

    1. Gizem hanım rabıta hakkında yazımızı okuduğunuza göre oradaki kriterlere göre rabıta yapmanızda bir beis yoktur.

Yasin için bir cevap yazın Cevabı iptal et