Soru-Cevap

Dinimizle ilgili sorularınızı aşağıdaki formu doldurup gönderebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

“Soru-Cevap” üzerine 19.995 yorum.

  1. Hocam selam,
    Bir kere zinaya bulaştim.tovbe ettim sonra yine nefsime yenildim.simdi ne yapsam ne etsem gönlum ferahlamiyor herseyimi kaybettim isimi ailemi borc batagina battim ne yapsam gonlum huzura ermiyor yedigim ictigim hic bir seyin tadi yok ne yapmaliyim

    1. Aleykümselam kardeşim.
      Tövbenin kabul edilmesi için samimi salih müminlerle arkadaş olacaksın onlarla arkadaş olmazsan yapacağın her tövbe su üstüne yazı yazılmış gibi olur.

  2. Hocam efendimiz islama yeni giren biri için gusletsin kıllarını kessin tarzı bir rivayet vardi.
    sorum gusul abdestsiz biri küfre düşse o halde iman tazelese islam dairesine girer dimi

    1. Cünüp bir müslüman küfre girip sonra tövbe edip şehadet getirirse gusül abdesti farz olur. Cünüplük üslüman olmaya engel değildir.

  3. Talk b. Ali (r.a) anlatıyor:

    “Heyet halinde Rasûlullah (asm)’e gelerek O’nun siyasi otoritesini kabul edip O’nunla birlikte namaz kıldık. Ve kendisine memleketimizde bir havra olduğunu haber verdik. Abdest suyundan arta kalanını bize hediye etmesini istedik. Bunun üzerine Rasûlullah (asm), su getirtti, abdest aldı, suyu çalkalayıp bir kaba döktü. Suyu almamızı emrederek: “Şimdi çıkıp gidin, memleketinize varınca havranızı yıkın, onun yerine bu suyu serpin ve orayı mescid olarak kullanın.” buyurdu. Biz de şöyle dedik: Memleketimiz uzak, sıcaklar fazla, bu su buharlaşıp yok olabilir. Bunun üzerine: “O suyun üzerine su ilave edin, ilave edeceğiniz su onun özelliğini bozmaz” buyurdu.

    Hocam bu hadisi değerlendirirmisiniz
    Birde biryerde hristiyan halk azinlik müslüman halk çoğunlukda o kiliseyi yikmak caizmi
    Yola çıktık, memleketimize geldik. Havrayı yıktık ve o yere o suyu serptik ve orayı mescid olarak kullandık, orada ezan okuduk. O Havranın Rahibi Tay kabilesinden birisi idi; bizim okuduğumuz ezanı işitince şöyle dedi: “Bu hak bir davettir.” (Daha sonra) Vadinin yamaçlarına doğru yöneldi. Bir daha onu görmedik.” (Nesai, Mesacid 11)

    1. Bir yerin halkı topluca veya çoğunluğu müslüman olursa o yerin kilisesi veya havrası ya camiye çevrilir veya yıkılır yenisi yapılır. Peygamberimiz buna dair ne yapılması gerektiğini orada izah etmiştir.

  4. Hocam benim bi duam var yani yıllardır gerçekleşmesini çok istedigim bir dua. Ama olmuyor yani dünya gözü ile nasip olmuyor. Ama ben vazgeçemiyorum hep bi ümit var içimde hep diyorum bir gün Allah bana bu dünyada nasip edecek diyorum çünkü ne zaman duam konusunda ümitsizliğe düşsem tekrar içime Allah birgün olacak vazgeçme hissini veriyor vazgeçemiyorum hep içimde o duygu var. Ama bi yandan da çok yoruldum çünkü yıllardır hep bu döngüdeyim . Napayım bırakayım mı vaz mı geçeyim bu duadan? İnsan duayı takıntı yapar mı yani ben bunu takıntı yapmış olabilir miyim?

    1. Gül hanım takıntı dediğiniz şey nedir? Sizin için hayırlı mıdır değil midir bilmiyoruz. Onu da yazsaydınız size yardımcı olmaya çalışırdık.

  5. Hocam bu yaratmakla alakalı fetvalara baktımda küfür olur diyende var olmaz diyende ama çoğunluk olmaz diyor.
    Burda bi hoca Avam fetvaya tabidir. Bu hususta fetvada ittifak yoktur. Ihtilaftan yararlanabilirsiniz.

    Gibi bişi dedi burda bu huküm olurmu

    1. Avam ehil olan alimin fetvasına tabidir. Kendisini alim sanan felsefecilerin veya sapık ilahiyatçıların bozuk fetvasına uyan avam, Allah katında sorumludur ve yeri cehennemdir.
      Fetva verenler ehli sünnet alimi olmalıdır.

  6. Hocam sanırım bir dilbilimi uzmanı(!) Kurandaki kelimelerin 10da biri yanliş anlaşilmişti veya gerçek anlamda hiçbirşey ifade etmiyordu ancak süryanice bilirseniz bu orani %5e kadar indirebilirsiniz tarzi bişi diyor burda ne kastediyor ve bunun cevabi nedir

    1. O dilbilimci kimse hem kafir hem de ahmaktır. Bir metin başka dillere çevrildiğinde bir çok değişime uğrar. Orjinalini çevirmek asla mümkün değilken Kuran gibi bir ilahi kitap Orjinal Kureyş lehçesi Arapça’dan günümüzde kullanılan Arapça’ya çevrilse yine de bir çok hata oluşur.
      Kur’an’da asla boş ve abes bir söz yoktur. O kafir dilci Kur’an’a karşı kör ve sağırdır. Öyle kimseleri dinlemeyin. Aksi halde şeytan imanınızı çalar.

    2. Hocam 2.sorum yine o videoyla alakali müslümanlarin aklini çeliyorlar bilgilendirin diye yazıyorum.
      Bir diğer iddia ise Pakistanda bulunan eski perşomenler ve bunlar ile günumüz kuranin arasindaki farkin çok olduğu ayetlerin tahrif olduğunu söylüyor.
      https://youtu burdaki videonun ilk 3 4 dakikasini izlerseniz anlarsaniz hocam

    3. Kardeşim söz konusu ettiğiniz videoyu izledim. Yalan ve iftira üzerine kurgulanmış olduğunu gördüm. O video bir kere, bir müslüman tarafından değil taraflı bir kafir tarafından doldurulmuştur. Bu adam aynı zamanda Kuran cahilidir. Zira Kur’an 705 yılında değil 633 yılında toplanıp mushaf-ı şerif haline getirilmiştir. Onun orjinali İstanbul Topkapı Müzesinde Kutsal Emanetlerdedir.
      Kuran, Rasulullaha nazil olduğunda Peygamberimiz Vahiy katiplerine onları ayet ayet yazdırıp hafızlara ezberletmiştir. O ayet ve sureler Hz Ebu Bekir döneminde bir araya getirtilip orjinaline bakarak Hz Ali ve Hz Osman tarafından mushaflar halinde çoğaltılmış, 30 bin sahabe de “biz bu ayetleri Rasulullahtan böyle işittik” diyerek onaylanmıştır.
      İlk zamanlar harflerin harekesi ve bazı noktalamalar kullanmadığı için Kuranı Arap olmayanlardan başkası doğru okuyamıyordu. Şu anda Yemende 705 yılında yazılıp şimdilerde bulunduğu iddia edilen mushafı o alman müsteşrikin yanlış okuması gibi.. O sebeple Kuran’a noktalar ve harekeler konuldu.
      Kuran’ın manası ve lafızları Allah katından inmedir. Orjinal İncil ve Tevrat ise manası itibarı ile Allah kelamı, sözlerin dizimi ise kendilerine inzal olunan peygamberlere aittir. Aynı Hadis kudsi gibidir.

      Allahu Teala buyurdu ki(mealen):
      (Ey Muhammed! Buna rağmen eğer yüz çevirirlerse, artık sana düşen sadece açık bir şekilde tebliğden ibarettir.) Nahl/82
      Kafirlerin sözüne bakıp Kuranı değerlendirenler kafir olur. Kafirlerin yeri ise sonsuz cehennemdir. Bize düşen İslamı doğru kaynaklardan ve gerçek İslam alimlerinden öğrenmektir. Allah ve Rasulullah düşmanlardan değil.

    4. Farklilik hareke ve noktalamadan dolayi doğrumu anladim hocam.
      Birde buna örnek verebilirmisiniz mesela şu ayet harekeli şöyle harekesiz şöyle bu çakma dilbilimcilerde cahilliğinden anliyamamiş gibi.

    5. Evet . Farklılık hareke ve bazı harflerin noktalarından kaynaklanmaktadır. Ama Araplar hareke ve noktalama olmadan da doğru okuyabilmekteler.
      Mesela: Noktalı Ha’ya nokta nokta konduğu zaman “Allah yarattı” okunur, ama nokta koymazsan, “Allah tıraş etti” okunur. Araplar bunun önüne geçmek için söz konusu Ha’ya nokta koyarak diğer Ha’dan ayırmışlardır.
      Diğerleri de bunun gibidir.

    6. Anladim hocam sağolun son olarak bir ricam var siz arapça biliyorsunuz https://you burdaki videoda o bulunan kağitlarin bir kısmı videonun başlarında koymuşlar var yani o kağıtlardaki ayetlerde hareke ve noktalama varmi buna bakabilirmisiniz

    7. Onların bir kısmında hareke ve noktalama var Kufi yazı ile yazılanlarda yok.

    8. Bu kadar ilgilendiğiniz için teşekkürler sitenizi beğendim hocam.
      Şuanki güncel kuranlarda ordaki kufi yaziyla yazilan kelimelerde olmuyan hareke ve noktalamalar var dimi hocam çünku bu kafirin iddia ettiği Kurana bazi hareke ve noktalar sonradan eklenmiş zaman içinde tahrife uğramiş diyor yani

  7. 1.Hocam 18 bin alemden kasıt nedir.

    2.sorumda hocam yari insan yari hayvan şeklinde bir canli türü olabilirmi geçmişte bazi uygarliklar böyle varliklari resmetmiş bu dinimize aykirimi sonuçta mesela üstü insan alt tarafı hayvan şeklinde diye haşa hz adem efendimizden gelcek değiller başka bi tür olamazmi

    1. Elde ola verilere göre yarı insan yarı hayvan şeklinde bir canlı yaşamamıştır yeryüzünde. Onlar, geçmişte cin şeytanları insanlara bazen öyle görünüp onları korkutmuşlar ve o insanlarda onların resimlerini yaparak onlara tapmışlardır.
      Hz Adem’in dışında başka gerçek ademler yaşamamıştır. Hem yaşa bize ne? Allah onları bizden sormayacak.

  8. Hocam.kadin evlenene kadar yanlış değilsem.babasinin sözünde olmalı ona itaat etmeli.bi yere gidince illa söylemek gerekir mi atiyorum kisi başka şehirde belli bi yasa gelmiş okul okuyor. Babada sıkı değil illa gittığın yeri soyle bana izinsiz gitme diye bisey demiyor. baskı da yok ,rahat yani. Ozaman kadın sınırlar dahilinde rahat davranabilir mi

    1. Kadın evleninceye dek günah olmayan işlerde babasına itaat etmeli, evlendikten sonra ise kocasına itaat etmelidir.
      Baba veya koca kadına bazı kırmızı çizgiler çizdikten sonra genel izin vermelidir. Yani, yapmaması gereken veya gitmemesi gereken önemli şeyleri belirttikten sonra yapılacak şeyleri kadının iradesine bırakmalıdır.. Bunun dışında kadın istediği gibi hareket edebilir. Yani, her şeyde izin almak şart değildir.

  9. Hocam örtüye yakışmıyor demekte bi sakıncca var mi.kastedigim ibadet anlamında değil. elbette ibadet olarak guzeldir.ama bir kadın açık süslü daha güzeldir .elbette örtü güzel olmamayı sağlıyor zaten amac kadin güzel olmıycak bu acıdan soylemekte ve bu düşüncede bi sorun var mi

    1. Örtüyü yanlış anlıyoruz. Tesettür kadının fiziksel güzellik ve çirkinliklerini örter manen güzelleştirir.
      Tesettürlü bir kadının dikkat çekecek kadar süslenmesi tesettüre yakışmaz elbette. Böyle söylemekte bir beis olmaz.

  10. Selamunaleykum. Ben dershaneye gidiyorum gittikten sonra ogle ezani okunuyor eve varmadan da ikindin ezanı. Ve sadece teneffüslerde ogle namazini kilabiliyorum. 10 dakikam oluyor. Sizce sunnetle beraber hepsini hızlıca mı kılmalıyım yoksa sadece duzgun bicimde farzini mi ??

    1. Aleykümselam Elif hanım.
      Öğle namazını dershanede kılabilirsiniz. Eve gittikten sonra ikindi namazını kılmaya süre kalıyor mu?
      Yani eve vardıktan sonra henüz güneşin batmasına 15-20 dakika gibi bir süre kalırsa hemen abdest alıp ikindinin farzını kılabilirsiniz.

    2. Hocam ikindi namazini zaten evde kiliyorum ben ogle namazi icin sormustum. 10 dakikam oluyor ogle namazini kilmak icin

    3. Öğle saatinde süre çok kısa ise, işveren de izin vermiyorsa sadece farzı kılarsın.

    1. Allah’tan başka yaratıcı yoktur. Kim Allah’tan başkasına yaratıcı derse o müşrik bir kafirdir. Anunakiler bir efsanedir, uydurmadır. Yaratıcı olan hiçbir şeye muhtaç değildir. Doğmamıştır, doğurmaz da. Ölümsüzdür. Annunaki denilen putlar nerede şimdi? Üzerinde yaşadığımız dünyanın en küçük bir dağını bile yerinden oynatmaya güçleri yetmez. Nerede kaldı milyonlarca dağ büyüklüğünde dünyayı 365 gün yörüngesinden hiç saptırmadan döndürme gücüne sahip olsunlar. Üstelik bu 4 buçuk milyar yıldır devam ediyor.
      Bunlara ancak sonsuz güce sahip Allah’ın gücü yeter ve üstelik bunlar O’na hiçbir sıkıntı ve ağırlık da veremez. O bir şeye sadece “ol” der o da oluverir.

  11. Selamun aleyküm. Benim sorum uzerime tuvalette sıçrayan sular hakkında olcaktı Taharetlenirken tuvalet taşından sıçrayan suyun hükmü nedir?

    1. Aleykümselam.
      Taharetlenirken tuvalet taşından sıçrayan su necistir. Zira o su necaset bulaşığıdır.

  12. Hocam seferilik konusunda çagimiza uygun olan zamani esas alma daha uygun ve mantikli değilmidir efendimiz doneminde 80 km 3 gunde gidiliyorsa şuan 1 saatte gidililiyor

    1. İslam mantık dini değil vahiy dinidir. Allahu Teala gelecekte ulaşımın bu kadar kolay ve hızlı olacağını bilmiyor muydu? Elbette ki biliyordu. Bize düşen Allah ve Rasulüne itaattir.

    2. Tamamda sonucta zamana göre olmali diyen alimlerde var demekki bu kıyasa cevaz var olmasa ben dermiyim hocam

    3. O sizin kast ettiğiniz hocalar Ehli Sünnet değildir. Onlar dinde reformcu (bidatçi), felsefeci sapkınlardır. İstiyorsan onlara tabi olabilirsin. tabi ahirette onun hesabını da verecek olan sensin.
      Tabi şunu da unutma. Peygamberimiz “Dinde yenilik(bid’at) yapanlar cehennem köpeklerdir” buyurdu.

  13. Bismillah
    Selamunaleykum,

    MESELA BİRİSİ ANKARA’DAN İSTANBUL’A 17 GÜN KALMAK İÇİN GELDİ VE İSTANBUL VATANI İKAMET OLDU. BURADAN 150 KM’LİK BAŞKA BİR İLE AYNI GÜN GİDİP GELDİ.İSTANUL’DAKİ VATANI İKAMET DEVAM EDERMİ?

  14. Selamunaleyküm hocam ben liseye giden erkeklere çok kibirliyim onları dini bir şeyle meşgul olduklarını görünce kibirleniyorum yaşım büyük olmasına rağmen yani imrenemiyorum onları hep dünya hevesiyle meşgul olduklarıyla yargılıyorum empati kuramıyorum cevabınız nedir çünkü çok rahatsız ediyor ve nerdese kötü şeyler yaptıracak gibi not inançsız değilim sadece liseli çocukların dini yola gelmesine kibirleniyorum onlardan hakkı duyunca kibirleniyorum gösteriş sayıyorum ben onlara böyle olmasam bile onlar bana kibirli oluyor diyorum yargısız infaz yapıyorum hocam cevabınızda kızsanız bile bu benim için bir ilaçtır yeterki bana bunun hakkında bilgi verin frenleyemiyorum camiye gelmelerine bile dayanamıyorum siz ne düşünüyorsunuz?

    1. Aleykümselam.
      İnsanların bir kısmının dindar olmasından rahatsızlık duymak çok kötü bir duygudur. Eğer o duygular desteklenirse kişi sonsuz cehenneme gider. Allah ve melekleri o kimseye lanet eder.
      O tür duygudan rahatsız olmanız ise sizi için iyi bir gelişmedir. Zira o duygu şeytan ve nefsinin işbirliği ile kalbine yılan gibi çökmekte seni sonsuz felakete çekmek istemekteler. Bu duyguya karşı Allaha sığın ve o pis duygulardan kurtulmak için Allaha çok yalvar.

    1. Hocam içinde günah haram bulunmayan şarkı varsa hükmü nedir

      Birde efendimizle alakali bazi rivayetler var bu birşey çalininca birşey demiyor tam hatirlamiyorum xxxxxxxxxxxxxxxxxx gormustum onlarda günah haram içermeyen şarkilar günah değil diyor burdaki farklilik ne ben anlamadim

    2. O linkteki yazıda her şey açıklanmıştır. Oraya bakınız anlamaya çalışınız.

    3. Hz. Âişe (ra) Medineli bir yakınını evlendiriyor. Düğün yerine gelen Peygamber Efendimiz (asm):

      “Kızı gelin ettiniz mi?” diye sorar.

      “Evet.” derler. Peygamber Efendimiz (asm):

      “Kızla birlikte türkü söyleyecek birini de gönderdiniz mi?” buyurur.

      Hz. Âişe (ra):

      “Hayır.” deyince, Peygamber Efendimiz (asm):

      “Ensâr arasında bu çeşit fırsatlarda eğlence geleneği vardır. Keşke kızla birlikte şarkı söyleyecek birisini gönderseydiniz de onlar şöyle söyleyiverseydi:

      “Size geldik, size geldik. / Bize şenlik, size şenlik.”9

    4. Anlaşıldı, siz okuduğunuzu anlayamıyorsunuz. Savaşta askerleri cesaretlendirmek için çalınan müzik mübahtır. Düğünlerde def veya davul ile nikahı ilan etmek caizdir. Bunların dışında ulemaya göre güftesi gayri islami ve gayri ahlakı sözler içermese de müzikli şarkılar türküler caiz değil mekruhtur.. Güftesi gayri islami olan müziği isteyerek dinlemek küfürdür. Güftesi gayri ahlakı sözler içeren şarkı türküyü dinlemek ise haramdır.
      Bize falan filan siteyi de yazma.

  15. “Hem dünya hareketiyle sizi sarsmasın diye, yeryüzüne sabit dağlar koydu. Amaçlarınıza ermeniz için ırmaklar, geçitler yerleştirdi.” (Nahl, 16/15)

    “Yerin insanları sarsmaması için oraya dağlar yerleştirdik. Maksatlarına ermeleri için orada geniş yollar, geçitler yaptık.”(Enbiya, 21/31).

    “O gökleri, gördüğünüz gibi, direksiz yarattı. Yere de, sizi sarsmaması için, ağır baskılar, yani ulu dağlar koydu ve orada her türlü canlıyı üretip yaydı. Gökten de bir su indirdik, orada her güzel çifti yetiştirdik.”(Lokman, 31/10).

    Hocam dağlarin olduğu yerde zelzele(deprem) olur diyerek bunla.alakali ekrana fotoğraflar koyup kurani yalanladigini kanitliyor(!) Bir çakma bilim(!) Adami.
    Bu konuyu degerlendirirmisiniz

    1. “Hem dünya hareketiyle sizi sarsmasın diye, yeryüzüne sabit dağlar koydu. Amaçlarınıza ermeniz için ırmaklar, geçitler yerleştirdi.” (Nahl, 16/15)
      “Yerin insanları sarsmaması için oraya dağlar yerleştirdik. Maksatlarına ermeleri için orada geniş yollar, geçitler yaptık.”(Enbiya, 21/31).
      “O gökleri, gördüğünüz gibi, direksiz yarattı. Yere de, sizi sarsmaması için, ağır baskılar, yani ulu dağlar koydu ve orada her türlü canlıyı üretip yaydı. Gökten de bir su indirdik, orada her güzel çifti yetiştirdik.”(Lokman, 31/10).
      Bu ayette geçen yerin sarsmaması hususu, Allahu Tealanın eğer dağları yaratmayıp her yeri dümdüz yaratsaydı, dünyanın her tarafı apartman derinliğinde su içinde olurdu.
      Yalnızca denizlerin yeri çukur olsaydı kıtalar su düzeyinden bir az yüksek olsaydı, değişen ısı sebebiyle dünya üzerinde korkunç rüzgarlar olur, her yer sarsılır o rüzgarların karşısında hiçbir ağaç ev insan ve sair canlı barınamazdı.
      Ayrıca dağlar olmasaydı ısı, rüzgar sebebiyle yok olur yağmur bulutları olmaz bulutlar hızla geçip giderdi.

      En önemlisi de dağların yer üstündeki çıkıntıları kadar yerin derinliklerinde de kazık gibi girintileri vardır ki işte o girintiler yeryüzünün her an beşik gibi sallanmasına engel olmaktadır. İşte buna dair ayetler (mealen):
      Nebe/6 – Biz yeryüzünü bir beşik yapmadık mı?
      Nebe/7 – Dağları da birer kazık kılmadık mı?
      O kafir Kuranı eleştirmek yerine araştırsa idi müslüman olurdu. Sırf bu ayet dahi açık bir mucize. 1400 yıl önce teknolojinin olmadığı bir çağda bir insan, Allah bildirmeseydi dağların binlerce km yerin derinliğine indiğini nereden bilebilirdi?

      O kafir ayeti yanlış anlamış meseleyi yalnızca deprem sanmıştır. Ayrıca dağlar, şu durumda dünyada olan depremlerin çok daha büyüğünün olmasına engeldir.
      Dikkat edilirse ayette hiç deprem olmayacak denilmiyor, sizi sarsmaması için denilirken genel olarak sarsılmamak manası çıkıyor.. Eğer dağlar olmasaydı hiç durmayan genel sarsıntılar olacaktı.

      PEKİ NEDİR İZOSTATİK DENGE?

      Yer kabuğu tek bir parçadan oluşmamaktadır, çeşitli parçalara ayrılmıştır. Bu parçaların her birine tektonik plaka (levha) adı verilir. Bu parçaların bileşimleri, yoğunlukları, derinlikleri ve kalınlıkları birbirinden farklı özellikler gösterirler. Kalınlıkları, bileşimleri ve yoğunlukları farklı olan bu çok çeşitli bloklar, yerin derinliklerinde bir denge halinde bulunmaktadır. Bunun için yerin hafif maddelerden oluşan kısımlar direk gibi yükselir, yani dağları oluşturur, böylece bu bölgelerin yoğunlaşır ve diğer bölgelerle eşit yerçekimi alanı ve basınç oluşturur. Bir diğer ifadeyle, bu blokların manto içinde uygulamış oldukları basınç belli bir derinlikte dengelenmekte veya eşitlenmektedir. İşte bu dengeye İzostatik denge adı verilir (Arslan, 2016) aşağıdaki şekilde izostasi etkisi ile dağların bazı bölgelerde oluşumu ve bunların yer altındaki kökleri sayesinde oluşturdukları eşit ağırlık ile manto sıvısı üstünde dengede yüzdüğü görülmektedir..

      İzostasik dengeye göre, yer kabuğunun her yerinde eşit madde yoğunluğu ve eşit yer çekimi oluşması gerekir. Dağların oluşması için değişik mekanizmalar var olmasına rağmen, yeryüzünde bulunan dağların birçoğu bu mekanizma ile oluşur.

      George Everest’in Hindistan’daki öncü jeodezik çalışmaları, izostasi ilkesinin keşfine yol açmıştır. Airy [1855] ve sonra Pratt [1855] Everest’in kuzey Hindistan’daki Himalaya dağlarının derinlerde nasıl desteklendiği sorusunu ele almak için dikey verileri kullandı. Airy’nin Himalaya’nın derin bir yer kabuğu “kökü” tarafından desteklendiğine dair hipotezini savunan Fisher [1881], Dünya’nın kabuğunun hidrostatik bir dengede olduğu ve akışkan alt tabakada, deniz suyundaki bir buzdağı gibi yüzdüğü sonucuna vardı. Aşağıdaki şekilde yer kabuğunun İzostatik dengeye gelmek için oluşturduğu girinti ve çıkıntılar görülebiliyor (Watts, 2011).

      Kıtaların daha kalın olduğu dağlık bölgelerde yer kabuğu mantoya derinlemesine saplanır. Peki izostatik denge ile dağlar ve yer kabuğunda ki kökleri oluşmasa idi ne olurdu. Yerin hafif, ve daha az yoğun kısımlarında bükülmeler, kırılmalar ve faylar meydana gelirdi (Meinesz, 1931). Yerkabuğunun zayıf noktalarının dağlar ile kalınlaşarak dengelenmesi sayesinde tektonik plakalar üzerine binen stres dengelemektedir, yer kabuğunun zayıf kaldığı durumlarda ise bu durumda fay hatları ve depremler olmaktadır (Watts, 2011). Ayrıca eğer yer kabuğunun manto tabakasının üzerine uyguladığı basınç belirli bir seviyeden itibaren eşitlenmemiş olsaydı, tektonik plakalar, hafif ve ağır uçlarından dolayı mevcut durumdan daha fazla dalgalanmalar yaşayacak, dengede yüzemeyecekti. Böylece deprem ve sarsıntılar çok daha artacaktı (Eakin, 2018).

      Jeolojistler yeryüzünün yerçekimi haritasını çıkararak kabuk kalınlıklarını hesaplarlar (Mishra, 2011). Yeryüzünde bazı noktalarda yerçekimi kuvveti çevresiyle dengede değildir. Böyle ortamlarda değişim daha hızlı devam etmektedir. Yani yeni dağ oluşumları oluşmaya devam eder. İzostatik dengenin sağlanmadığı yani yerçekimi dengesizliğinin olduğu böyle yerlerde depremler daha fazla yaşanır (Tsubol, 1940).

      Buzulların toprağı aşındırması, yeni volkanların oluşumu, dağların eskiyip ufalanması gibi yeryüzüne etki eden iç ve dış kuvvetlerle yeryüzü yapısı sürekli değişir, buna uygun olarak izostatik dengeyi sağlamak üzere yeni dağlar oluşturacak şekilde yeryüzü yeniden düzenlenir. Bu dağların oluşumu milyonlarca yıl süren bir süreçtir.

      İzostatik dengenin sağlanması depremleri azalttığı gibi, volkanik dağ oluşum mekanizmaları da yer sarsıntılarının azaltılmasında ve absorbe edilmesin de etkilidir. Volkanik dağlar, yer altında sıkışan ve yer kabuğuna basınç uygulayan magmanın dışarı çıkmasını sağlayarak basıncı hafifletir. Yani bir sübap görevi görür ve sarsıntıları azaltır (Segall, 2010; Hill, 2002).

      Ayrıca aynı kutup denizlerindeki buz dağlarında olduğu gibi, karadaki dağlarında görünen kısmının 9-10 katı uzunluğunda kökleri vardır ve bu köklerle ayette belirtildiği gibi toprak içerisine çakılmış birer kazık gibi dururlar. Daha önce verilen şekillerde bu durum görünmektedir.

      ATEİST MANTIĞI İLE DAĞLAR

      Görüldüğü gibi dağlar yeryüzünde büyük bir denge unsuru olarak görev yapmakta ve sasıntıları azaltmaktadırlar. Yerçekimi dengesizliği olan bölgelerde daha fazla bulunurlar, böylece oralarda meydana gelebilecek büyük sarsıntılar dengelenmiş olur. Bu gerçeklere rağmen dağların bu görevini sırf Kuran’da geçiyor diye kabul etmek istemeyip lafebeliği yaparak saptırmak isteyen bazı ateistler bu konuda bilime ve mantığa ters şu şekilde bir yorum yaparak gerçeği gizlemeye çalışırlar. Derler ki;

      -Eğer dağların sarsıntı önleyici rolleri olsaydı, neden Japonya gibi dağlık bölgelerde depremler çok oluyor da, Arabistan gibi düz bölgelerde depremler daha az görülüyor.

      Bunun sebebini bu yazımızı okuyanlar kolayca verecektir. Çünkü dağlar izostatik dengeyi sağlamak için depremlerin olduğu bölgelerde daha fazla yükselir ve görevleri denge sağlayıp depremi azaltmaktır. Bu yüzden Japonya gibi yer kabuğunun dengede olmayıp çok sayıda fay kırığı oluşturduğu bölgelerde daha fazla yükselirler, buna karşın yer kabuğunun daha fazla dengede olduğu ve depremlerin daha az görüldüğü bölgelerde daha az yükselirler.

      Aslında kurdukları mantık şuna benzer; “İstanbul’da her yerden daha fazla güvenlik güçleri olmasına rağmen en yüksek suç oranları da yine buradadır. Bu demektir ki güvenlik güçlerinin suç önleme ile bir alakası yok.” Kuran’ın ayetini geçersiz kılmak için akıl ve bilimden böyle uzaklaşırlar işte. Bunu, bilimle alakası olmayan ateistler böyle savunduğu zaman çok fazla garipsemezsin, kendi inanışlarını savunmadaki taassubuna verirsin ama bir jeoloji profesörü de yukarıda anlatılan gerçekleri anlatmayıp durumu diğerleri gibi akıl oyunlarıyla perdelemeye çalışırsa bunu garip bulurum. Çünkü o zaman iki durumdan birine karar verilir;

      Ya bu profesör, gösterildiği kadar bilgili değildir, o profesörlük unvanını hak etmiyor, ya da ateistlikten gelen taassuplarını bilime karıştırıp onu kirletiyor. Bilimin işine gelmeyen yerlerini çıkarıp veya yanlış yorumlayarak unvanını ve bilimsel kimliğini kötüye kullanıyor.

      İnançsızların ikinci olarak öne sürdükleri nokta ise dağların yeryüzünün direkleri olmaları ve sarsılmayı önlemelerinin Kuran’dan daha önce Tevrat’ta, Çin kaynaklarında ve başka kaynaklarda da geçmesidir. Evet, geçebilir, hatta geçmelidir. Çünkü Allah birdir ve bu tür nimetlerini daha önceden değişik toplumlara peygamberler aracılığı ile bildirmesi ve öğretmesi beklenen bir durumdur. Kuran’da Allah’ın bunları ilk defa insanlara açıkladığı diye bir şey yazmaz. Kuran açısından önemli olan, evren hakkında verdiği bilgilerin hiçbirinin bilimle herhangi bir çelişkiye düşmemesi ve anahtarın kilide uyduğu gibi her seferinde uymasıdır. Ateistlerin buradaki duruma benzer olarak konuyu yanıltmacalarla sanki Kuran’da bilimsel çelişki varmış gibi göstermeye çalıştıkları ayetleri sitemizde (ateizmdenkurtul.wordpress. com) detaylı ve bilimsel kanıtlarıyla açıkladık. Öyleyse 1400 sene önce yazılmış ve evrenin birçok olayından haber veren bir kitabın içinde çelişki bulunmaması elbette ki Kuran’ın erişilemez bir mucize olduğunu gösterir. Ateistlerin çelişki çıkaracağım derken Kuran’ın manasını ve bilimi nasıl tahrif ettiklerini anlamak isteyenleri sitemizdeki yazıları okumaya davet ediyoruz.

      KAYNAKLAR

      Arslan, S. (2016). Türkiye Jeofizik Rejyonal Gravite Haritaları Ve Genel Değerlendirilmesi. Bulletin Of The Mineral Research and Exploration, (153), 203-222.

      Daha geniş bilgi için linki tıkla:
      https://ateizmdenkurtul.wordpress.com/2018/05/19/35-daglar-yeryuzunu-sarsilmaktan-mi-koruyor/

  16. Selamun Aleyküm.
    Soruma cevap gelmemesinin nedeni nedir yanlış yere yazdıysam yazmam gereken yeri link atarmisiniz.
    Ben sitenizi yeni buldum ehli sünnetmi değilmi diye yazıları okurken aşağıda bir soru cevap kısmında birşey gördüm ve şunu sordum
    Sorum şöyleydi;
    Hocam Aşağıda “Fffd” kullanıcı adlı kişiyle soru-cevap yapmışsınız.
    Konu bilişim dünyasindaki yarat kelimesi.
    Sizde burda zaruretten bahsetmişsiniz ben demek istediğinizi anladim.
    Benim merak ettiğim hocam bu youtube ve whatsapp zaruri onları düşündüm gerçekten öyle .
    Ama bu facebookda zaruri olan ne var hocam indirebilirmiyiz? eğer tabi o da öyle bir yazılımla yazılmışsa

    1. Burada herkesin her sorusuna cevap yazmak gibi bir mecburiyetimiz yoktur.
      “Fffd” kullanıcı adlı kişiye gereken cevabı yazdım siz de oraya bakınız sorunuzun cevabı oradadır.
      Bizim sitemizin ehli sünnet olduğunu onca yazımızdan anlayamadıysanız bundan böylede hiç anlayamazsınız. Zira Ehli Süneti ancak Ehli Sünnet yolunda olanlar anlar ve bilir.
      “Fffd” kullanıcı adlı kişiye gereken cevabı yazdık. O kadar merak ediyorsanız aşağıdaki linkimizi okuyunuz o mevzuda başkada soru sormayınız:
      https://islamdergisi.com/genel/yaratmak-allaha-mahsustur/

  17. Selamunaleyküm hocam
    hocam ben günlük protein ihtiyacımı aldığım besinlerden yeteri kadar alamıyorum.Bunun için protein tozunu takviye gıda olarak almamda sakınca varmıdır?
    Ayrıca belirtmak isterim ayağım düztaban;yaptığım iş gereğiyle durmadan ayakta kalmak zorundayım.Bunun için kas ve eklemlerini kuvvetlendirmek için suplement(takviye gıda) kullanabilirmiyim?
    ALLAH razı olsun hocam

    1. Aleykümselam.
      Alkol, besmelesiz kesilen hayvan eti, mundar hayvan eti ve domuz eti içermeyen her türlü gıdayı doğrudan veya tablet şeklinde alabilirsin.

Bir cevap yazın