Soru-Cevap

Aşağıdaki formu kullanarak İslami konularda (fıkıh, itikat, sünnet, tefsir, tasavvuf gibi) sorularınızı iletebilirsiniz. Uygun görülürse bu sayfada soru ve cevap yayınlanmaktadır.

IslamDergisi.Com

Loading

136.110 - 9
DİKKAT: Hakaret, küfür, tehdit içeren mesajlarla ilgili gerekli yasal işlemler yapılır. Tüm gönderilerde IP adresleri ve gönderim tarihi sistem tarafından kaydedilmektedir. Soru veya mesaj göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Aşağıdaki formu doldururken isim kısmında takma ad veya rumuz kullanabilirsiniz. İnternet sitesi kısmını boş bırakınız. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir. Eposta adresiniz yayımlanmaz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


“Soru-Cevap” üzerine 31.310 yorum.

  1. hocam ehli bidat akrabalarımız bize bazen kestiği hayvanların etlerinden yolluyorlar bu kişilerin birçoğunun inancı şüphe bırakmadan kendisini kafir edecek inançlar örneğin namaz farz olduğuna, alkolün haram olduğuna inanmamak gibi bu hayvanları keseni görmedim düşük bi ihtimalle sünni bi kesimhanede hayvanı kestirip parçalatmışda olabilirler ama imanı olmayan birinin kesmiş olma ihtimali kuvvetli geliyo bana bu etlerden yemem harammıdır veya kesin haram denilmesede tahrimen mekruh mudur?

    1. İçtihadi değil de nasla sabit farz ve haramlardan birini inkar edenlerin kestikleri hayvanın eti yenilmez. Ama hayvan kesmek çok basit bir iş değildir. Bu zamanda insanların çoğu sünni kasapların kestiklerini yedikleri için o tür kimselerin yemeklerini yemek caizdir.

  2. Selamunaleyküm kıymetli hocam bu söz doğrumu doğruysa mahvoldum toplum olarak mahvolduk HAZRET-İ ALLAH bu dünyada namaz kılmayanlara ahirette kızgın sacın üzerinde namaz kıldıracak. bu söz ne kadar doğru?

    1. Aleykümselam.
      Müsümanlara toplum olarak mahvolduk demek doğru değildir. Tövbe gerekir. Namaz kılmayanlar cehenneme girecektir. Ateşe girdikten sonra cezanın cinsinin şeklinin ne yararı olur. Hepsi ateş azabıdır ve Allaha sığınırız.

  3. sosyal medyada sözlü hakarete uğraya biliyorum. bu konuda tazminat davası açılarak suçludan elde edilen para helal mi?

    1. T.C. Yasaları bazen az suça çok ceza çok suça az ceza vermektedir. Bu sebeple suçun cinsini bilmeden doğrudur diyemeyiz.

  4. Hocam hayırlı günler. Bebeklerin idrarları bezde birikiyor ve bezi açıp bebekleri yıkıyoruz. Bebekleri yıkarken üzerimize su sıçrıyor. Bu sular necis midir, Bu sularla namaz kılınabilir mi

    1. Hayırlı günler Sinem hanım.
      İdrarın bulaşmadığı yerlerden sıçrayan sular temizdir. Yıkarken önce idrarlı bölgeyi sıçratmadan yıkarsınız veya üzerinize eski bir giysi giyer bebeği yıkadıktan sonra çamaşırınızı değiştirirsiniz.

  5. hocam ikindinin kerahet vakti misal 50 dk olsa bu sürenin sonuna geldikçe kerahet artarmı yoksa her dk sında kerahet eşitmidir?
    bu kerahet günah olan kerahet midir yoksa mubaha yakın bi kerahet midir?
    birde sorularla islamiyet sitesinde şöyle bi ifade geçiyor (Hatta güneş batmadan evvel iftitah tekbiri alınarak ikindinin farzına durulsa, namazda iken güneş batsa, bu bile sahih olur.) bu doğru mu?

    bu ifadenin geçtiği link şu hocam bakmak isterseniz ( https://sorularlaislamiyet.com/kerahet-vakti-kaza-namazi-kilinir-mi-ikindi-namazi-en-son-ne-zamana-kadar-kilinir )

    1. Sorularla İslamiyetin verdiği cevap doğrudur. 50 dakika kerahat ölçüsü değildir. Çünkü kış ayları için 50 dakika uzundur.
      Ulema güneşin batmasına bir mızrak boyu kalması halinde kerahat vaktinin gireceği hükmünü anlamışlardır. Peygamberimiz, Güneş batmadan o günkü ikindi namazının farzını kılan kimsenin birinci rekatı kılmışsa diğerlerini güneş batsa da tamamlamasını bildirmiştir.

    2. bir mızrak boyundan maksat mızrağı yere doğru dik bi şekilde koyduğumuzda mızrağın gölgesinin mızrağın boyuna eşit olması mı hocam? bu tabiri duyduğumda aklıma bu mana geliyor

    3. Öyle değil. Güneşin batmasında güneşin eni boyu kadar takribi üç güneş mesafesi anlamında. Malum güneş doğarken ve batarken göze daha büyük gözükür. Bu da yaklaşık 20-30 dakikadır.

  6. Selamun Aleykum Hocam.
    Dikkatimi çeken bir ayet var ve bununla alakalı size bir soru sormak isterim düşüncenizi merak ederim.
    Kuranı Kerimde bir ayette”‘Örümcek kendine bir ev yapar ama yuvaların en zayıfı örümcek yuvasıdır” manasında bir ayet var.
    Bununla alakalı ne sorun olabilir diyebilirsiniz bende iki durumdan bahsetmek isterim
    1:Bilimsel olarak Örümcek ağı;Son zamanlarda örümcek ağıyla ilgili bilim dünyasında ilginç gelişmeler mevcut oldu.Örümcek ağının çok sağlam olduğuna dair bazı araştırmalar yapıldı.Mesela saatte 20km/h ile giden arının bile bu ağa takılıp yapıştığı geçemediği gibi ayrıca çelik ipekten dahi sağlam olduğu mesela kanadalı bir firmanın örümceğin bu salgısını kullanarak bazı sağlam iplikler yaptığı gibi çalışmalar mevcut.Çok sağlam bir salgı örümceğin bu ördüğü ağ.
    2:Örümcek bu ağı ev/yuva için değil diğer çeşitli hayvanlara tuzak hazırlamak için örer.
    Dolayısıyla Bu ağın bilimsel olarak çok sağlam oldğunun tespit edilmesi ve örümceğin bu ağı yuva için değil hayvan tuzağı için yani bir nevi bir avcı kulubesi amacıyla örmesi ve kuranda “Yuva kuran örümcek ve o yuvanın zayıf olması” manasındakı ayet arasındaki tevil nasıl olur?

    1. Aleykümselam.
      Allahu teala buyurmuştur ki (mealen);
      – “Allah’ı bırakıp da başkalarını dost ve yardımcı edinenlerin hâli, örümceğin hâline benzer. Örümcek de barınmak için kendine bir yuva yapar. Halbuki yuvaların en zayıfı, en çürüğü şüphesiz örümceğin yuvasıdır. Keşke bu gerçeği bilselerdi!” (Ankebût/ 41)

      1) Bilim adamlarının baktığı pencere ile Kuran’ın ifade ettiği ufuk farklıdır.
      Bilimciler örümcek ağının sağlamlığını mikrolarla mukayese ederek en sağlam örgü olduğunu belirtirlerken; Kuran insanların evlerine kıyas yaparak en çürük ev olduğunu beyan eder.
      2) Örümceğin bu kurduğu ağ aynı zamanda barınağıdır. Zira Arapçada beyt hem ev hem barınak anlamına gelir. Haddi zatında evlerimiz de barındığımız ocağımızdır. Çünkü yemeklerimizi çoğunlukla orda yeriz.

    2. Bu Ayetle alakalı şöyle bir tevil mümkünmüdür arapça dil kuralı ve ayete göre hocam;
      Şöyleki örümcekler çiftleşmeden sonra dişi örümcek erkek örümceği öldürür.
      Dolayısıyla örümceğin yuva kurmasından maksat avlanmak için ördüğü ağ değilde kurduğu yuva(evlilik)tir en zayıf en çürük yuvadan maksatta onların birbirini öldürmesidir.
      Bu şekilde tevil mümkün olurmu?(Bir sözde aslolan ilk mana zahiri manasıdır kabul ediyorum lakin Bu şekilde mecaz ifadelerde Kuranda mevcuttur)
      2.Olarak benim söylediğim tevili kabul etsek bile hayvanlar aleminde bu gibi durumlar meşhurdur yaygındır yani benim dediğim açıklamayı kabul etsek bile ayette “yuvaların(evliliğin) en zayıfı örümcek yuvasıdır”ifadesi var ve halbuki örümcek dışında birçok hayvan türündede bu durum olduğundan yuvaların en zayıfı örümcek yuvasıdır kısmı biraz muallakda kalmış olur nitekim belirttiğim gibi bu iş sadece örümcekde değil birçok hayvan türünde olur ama en zayıftan maksat en alt dereceyi belirtmek değilde yani en sayıf değilde zayıf anlamında anlarsak sorun olmayabilirmi? Nitekim her dilde bu anlatım vardır ben desemki Bu yediğim yemek dünyadaki en kötü elmadır burda onun yemeklerin en kötüsü olduğunu değilde kötü olduğunu kastetmiş olurum yani “en” ifadesi mecaz kullanmış olurum.
      teşekkürler

    3. O şekilde yorum yapmak isabetli değildir.
      Kuran’da mealen: “Örümcek de barınmak için kendine bir ev yapar. Halbuki evlerin en zayıfı, en çürüğü şüphesiz örümceğin evidir.” (Ankebût/ 41)

      Kuran’da, شبكه العنكبوت (şebketül-ankebût) örümceğin yuvası değil, بيت العنكبوت (beytül-ankebût) örümceğin evi geçer. Ondan dolayı örümceğin evi hayvanlarda olmayan insanlarda olan eve nispet edilmiştir.

      Biz insanların evine nispeten örümceğin yuvasının çok zayıf olduğuna dair tevil yaptık ama tüm hayvanların ve böceklerin yuvaları karşısında örümceğin yuvasının durumunu mukayese ettiğimiz zaman yine de en zayıf yuva örümceğin ağıdır. Elini dokunduğun an dağılmayan örümcek ağı var mı? Ağaç kovuklarına kabukları arasına yapılan böcek yuvalarına nispeten gerçekten örümcek ağı çok çok zayıf.
      Şunu da iyi bil ki örümceğin ağından daha zayıf bir tane bile kuş ve böcek yuvası gösteremezsin.
      Kuran’da örümcek yuvası geçmiyor örümcek evi geçiyor.

    4. Umumi mana da hayvan barınağına ev denildiği nerede görülmüştür ki öyle anlaşılsın.?
      Sadece Kuran örümceğin yuvasına ev demiştir.

  7. Selamın aleyküm hocam bugün rüyamda fırtına çıktığını gördüm evimizde fırtına sebebiyle devrilmiş kayarak komşu evlere çarpıp zarar veriyordu bunun anlamı nedir

    1. Aleykümselam. Kötü rüya kabustur. Şeytan korkutmuş seni. Sadaka ver ve dua et. O rüyanın şerrinden Allah’a sığın.

    1. Köpek, bir evde bulunursa o eve misafir, veya bir ihtiyacı olan kimse geldiğinde ona saldırır veya komşular ondan rahatsız olur. Misafirin veya ihtiyaç sahiplerinin veya komşuların rahatsız olduğu evde rahmet meleği de bulunmaz rahmet de inmez.

  8. Selamun Aleykum bekir bey.
    Arapça türkçe ilişkisi hakkında bir soru sormak istiyorum.
    Arapçadaki “Fe/Fa” edatını günümüz mealcileri farklı şekillerde türkçeye çeviriyorlar.
    Bir kısmı bu edatın türkçe karşılığını”hemen” bir kısmı “ardı sıra” bir kısmı”ardından” olarak çeviriyor.
    Mesela;
    Zeyd çıktı (Fa) Bekirde çıktı.
    Burda zeyd çıktı zeydin çıkmasının ardından bekirde çıktı manası olur. Yani doğru çeviri türkçe karşılığı “ardından”
    Mesela;Hac 63 de “Yağmurun yağdığını (Fa) yeryüzünün yemyeşil olduğunu görürsün.
    Bu ayete göre bazıları Fa edatının sonra manasında kullanıldığını söylemi çünkü yeryüzüne su inmesiyle yerlerin yeşermesi arasında bir mühlet zaman farkı var yani bu ayete göre Fe edatı türkçedeki “Hemen” manasına gelmediği aşikar.
    Ozaman bu edatın türkçe tam karşılığı “Ardından” olabilirmi?

    1. Aleykümselam.
      İbn Hişâm’a göre “fe” edatı tertîb ifade edip, akabinde gecikme söz konusu olmadan takibin gerçekleşme- si durumudur. Örneğin;
      ( وجاء وصول عمرو بعد
      وصول زيد مباشرة) Meali: “Amr’ın gelmesi Zeyd’in gelmesinden hemen sonra” yani arada mühlet söz konusu olmadan hükmün vuku bulmasıdır.
      Siz arapça ilmine madem bu kadar meraklısınız İstanbul veya diğer büyük şehirlerde özel kurslar vardır oralara devam ediniz. İnternet aracılığı ile pek fazla bir şey öğrenemezsiniz.
      Başka yerlerde ise duruma göre mana ifade eder. Mesela:
      fe; öyle ise veya onun akabinde gibi…

  9. Selamun Aleykum.
    Hocam rüyamda saçma şekilde birisi birisine büyü yaparken büyüyü yapana yardım ediyordum.
    Küfrede işarettir diyenler var tabir ne olur

    1. Aleykümselam.
      Rüyada büyü ile uğraşmak veya büyücüye yardım etmek sapkın kimselere veya bozuk fikirlere meyletmektir.

  10. hocam internette televizyon gibi mecralarda namahrem kadınların saç kol vs gibi açık olan avret yerlerine bakmak günah mı? bi haber dinlemeye kalksak böyle şeyler görmemek nerdeyse mümkün değil

  11. Selamun Aleykum.
    Hocam bir sorum olucaktı.
    Aslında doğru kelimeleri seçmeye çalışıcam ama anlatmak istediğim şeyi size sormak anlatabilmek için belkide yanlış bir cümle kurucam ama niyetim o itikat değil size sorumu anlatabilmek.
    Sorum:İslam alimleri elfazı küfr konusunda katımı davranmıştır?
    İzah:Çok fazla hadis okuyorum bazen bir bedevinin veya başka birisinin resulullah (sav)a olan bir konuşmasını görüyorum aklımdan acaba bu küfür olmazmı diye geçiyor lakin peygamberimiz ona sen kafir oldun demiyor sözünün yanlışlığını ona söylüyor doğrusuyla beraber.
    Şunu diyebilirsiniz o dönem insanlar fıkıh bilmiyordu o sebeptten mazur olabilirler şimdi fıkıh kitapları var cehalet mazaret değil diyebilirsiniz lakin buna karşında şöyle bir cevabım olacak:Bir hadisde Ebu Zer adında sahane muhtemelen araplar hakkında olumsuz bir beyanda bulunuyor Hadisin metninde peygamberimiz ona “Araplara buğzetme dikkat et dinden çıkarsın ben arabım” diyor yani Resullullah dönemindede belliki elfazı küfür konusu var.
    Dolayısıyla bugun itibariyle cehaletin mazaret olabileceği ince detaylı sözler için küfür hükmü verilebilecek mazaret sayılabilecek durum varmıdır

    1. Aleykümselam.
      Allahu Teala buyurdu ki (mealen):
      – “Hakikati inkâr edip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince; onlar da cehennem halkıdır ve sonsuza dek orada kalacaklardır.” (Maide/120)
      – “Allah’ı ve peygamberlerini inkâr edenler, Allah ile peygamberlerini birbirinden ayırmak isteyenler, “Bir kısmına inanırız ama bir kısmına inanmayız” diyenler ve bunlar arasında bir yol tutmak isteyenler yok mu, işte gerçek kâfirler bunlardır ve biz kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır.” (Nisa/﴾150-151﴿
      “Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve âhiret gününe iman etmeyen, Allah’ın ve Rasulünün haram kıldığını haram saymayan ve hak dini İslamı din edinmeyenlerle, ezilip büzülüp kendi elleriyle cizye verinceye kadar savaşın.” (Tevbe, 9/29)
      İslam alimleri elfazı küfür konusunda katı mı davranıyorlar demek onlara hakarettir. Çünkü İslam alimleri İslami herhangi bir mevzuda ne ifrat yapabilirler ne de tefrit yapabilirler. Doğru ne ise saptırmadan açıklamak zorundadırlar aksi halde ehli birat olurlar. Peygamberimiz elfazı küfür bahsinden bir hadisinde şöyle söz ederler:
      -” Öyle bir zaman gelir ki, kişinin imanı giderde haberi olmaz. Halbuki ondan gömleğin çıktığı gibi iman çıkmış olur.” (Hadis-i Deylemî) 
      İçtihadi olmayan nasla sabit olan farz ve haramları inkar etmenin veya alaya almanın nesi ifrattır.?
      Peygamberimiz uslüp üstadıdır. Tabi ki elfazı küfür işleyenin yüzüne karşı sen kafir oldun demez. Ama onun tasdikte etmez.

      SORU: Bazı kimseler, El-Fâz-ı Küfür Meseleleri konusunda; “Her şeye, küfürdür diyorsunuz, herkesi kâfir yapıyorsunuz, ahirette bunların hesabını nasıl vereceksiniz?” diye eleştiri yapmaktalar.  Buna cevabınız nedir?
      CEVAP: Bu el-fâz-ı Küfür meselelerini eleştirenler, ya İslam dininin akaidinden habersiz gafil kimseler, veya İslamı içten yıkmaya çalışan münafıklardır.
      El-fâz-ı küfür” fetvasını Ehl-i Sünnet alimleri, Kur’an veya hadis-i şeriflere dayanarak veya daha önce benzeri konularda fetva veren ulemanın fetvalarına kıyas yaparak “şu şöyle yapılırsa” veya; “şu ifadeyi kullanan kâfir olur” şeklinde  fetva vermişlerdir. Bu konuları eleştirenler, kesinlikle art niyetli münafıklardır… Onlara göre bir kimse ne söylerse söylesin inancı varsa Müslümandır. Kur’an’ın ayetleri ve Rasulullahın hadisleri bunların iddia ettiği gibi demiyor. Özet olarak amentünün şartlerınından birini kabul etmeyen veya onların içeriklerinden birini inkar eden müslüman değildir.
      Hazreti Ali(r.a.) “Kur’an bize yeter hadisleri kabul etmiyoruz ” diyen Harici sapkınlarına küfre girdiklerini belirten fetva vermiştir..?

      Akaid Kitaplarından DÜRER‘de küfür meselesi şöyle ifade edilmektedir: “Bir kimsenin kalbi iman ile dolu olduğu halde, küfre sebep olan bir şeyi zaruret olmadan yapar veya söylerse, kâfir olur. Kalbindeki imanın ona hiçbir faidesi olmaz. (Uyûnül Besâir)
      -” Şayet kendilerine niçin alay ettiklerini sorsan, ‘Biz sadece lafa dalmıştık ve aramızda eğleniyorduk”, derler.” (TEVBE-65)
      -” İnsanlardan öylesi de vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için, eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alırlar. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.” (LOKMAN-6)
      “Dürer” de Yahudi ve Hıristiyanların iman etmeleri şöyle izah edilir:
      “Bugün Yahudi ve Hıristiyanlar” Lâ ilahe illallah Muhammedun rasulullah” deseler dahi, Müslüman sayılamazlar. Çünkü onlara , gerçekten bunu kabul ediyor musunuz diye sorulduğunda, sizin peygamberiniz olarak kabul ediyoruz derler. Şayet bir Hıristiyan, sadece “Lâ ilahe illallah” kısmını söyler de kendi dininden uzaklaştığını da söylerse, Müslüman sayılmaz. Müslüman olması için teslim olması ve “ Bende sizin gibi Müslüman oldum.” demesi gerektir.”

  12. Hocam Selamünaleyküm hep tasavvufa ilgili soruyorum bu kez eşim bir iş kurmak istiyor İslami açıdan sakıncalı olur mu olmaz mı bilemedik derginiz hocalarına danışmak istiyorum. Yeni nesil nişanlanlarda, kız istemede, bebek mevlütlerinde evlere organizasyon kuruluyor masa,sandalye,ışık,çiçek vs.. gibi bu eşyaları insanlara kiralamamız, organizasyonlarını yapmamız uygun olur mu? Bizim burada ikilemde kaldığımız nokta artık insanlar karışık oturuyor haremlik selamlık yok vebal alır mıyız helal kazanır mıyız

    1. Aleykümselam.
      Satacağınız veya kiraya vereceğiniz şeyin kendisi helal ise haram olan bir şey değilse(içki, putperestlik alameti eşyalar heykel gibi), caizdir. Kumaş satan tüccar sattığı kumaşın ne için kullanacağından sorumlu değildir. Kimi onu alır tesettüre girer kimi de onunla mini etek yaptırır.
      Siz kiraya masa-sandalye gibi eşyaları kiraya verirsiniz ama onu kiralayan kimse kadın erkek karışık oturulmasını ister ve vesile olursa vebali ona aittir.

  13. Selamun Aleykum.
    Hocam eski alimler sahih hadislerdeki her kelimeyi sahihmi kabul ediyorlardı?
    Biz bugun bize sahih ve meşhur hadis olarak gelmiş rivayetlerdeki her kelimeyi sahih kabul etmesek hükmü ne olur?
    Şu sebepten soruyorum insanlar Nebi aleyhisselamdan duyduklarını sonraki nesillere aktarırken kötü niyet olmaksızın bazı kelimeleri atlamaları veya farklı şekilde söylemelerinden dolayı mana ve anlam değişmiş olamazmı?
    Mesela islam tarihinde çokca alimin üzerinde durduğu belki kitaplar yazdığı meşhur bir hadis var.
    Bu hadis Anne karnında bebeğe ruhun üflenmesiyle alakalı ve alimlerde bundan dolayı bu hadise çok itimat gösterip kitaplarına yazmıslar.
    Özetle bu hadisde Anne karnında bebeğin nutfe olarak 40 gün geçiridğini sonra 40 gün sonra alaka olduğunu sonra 40 gün sonra mudga olduğunu sonra ruhun üflendiğini yazan sahih meşhur hadisler var.
    Biz bugun bu sözleri Resulullah sav’a nisbet edersek o mübarek şahsa yanlış yapmış oluruz çünkü onun böyle birşey söylemesi mümkün olamaz ve bu sözlerin bugun tevil imkanı yok.
    Zigotun embriyo olması 1 hafta embriyonun ete dönüşmesi 2 hafta(birkaçgün aşağı veya yukarı olabilir) saysak bile bu şekilde tevil mümkün olmaz.
    Dolayısıyla burda Resulullahın söylediğini sahabe yanlış anlamış denilebilirmi. Elbette bu zatlar kötü niyet olmaksızın bu hatayı yapmış olabilir.
    Mesela Resulullahdan gelen Nutfenin üzerinden kırk küsür gece geçtimi eti kemiği yaratılır vs. rivayeti var ve hakikatende kemikleşmeler dokulardan sonra 7.haftada başlar ama benzer rivayetlerdede nutfe rahimde 40 gün kalır ifadeleri var.
    Özetle biz bugum sahabeden gelen sahih rivayetleirn bazılarında onların hata yaptığını kabul etmeliliyiz?

    1. Teşekkür ederim hocam ,peki yukarıda bahsettiğim hadislerle ilgili görüşünüz nedir

  14. Hocam bir suçlu şehrin bazı yerlerine bombalar yerleştirmiş ve patlatacak . Bombaların yerlerini söyletmek için işkence yapmak caiz mi?
    Lütfen sorumu detaylı cevaplayın hocam.

    1. İslam’da bir kimsenin suçlu sayılması için kesin deliller veya sadık iki şahit olması gerekir. Varsayım üzerine bir kimseyi suçlayarak ona başka suçları kabul ettirmek için işkence yapmak zulümdür. Mesela bir terörist bomba ile yakalanmışsa bu suçludur. Diğer bombaların yerlerini söyletmek için ona bazı (cezasının azaltılması gibi) müeyyideler yapılması elzemdir. Ama bilmediğini ısrarla iddia ediyorsa sabit olan suçundan dolayı elbette gereken ceza verilmelidir.

  15. Hocam selamın aleyküm. Bugün arkadaşımla konuşurken ” annen bir tek bana güveniyor” dedim bu söylediğim şirke giriyor mu?

    1. Aleykümselam.
      İnsanların asıl tevekkül Allah’a olmak kaydıyla birbirlerine güvenmesi şirk olmaz.

  16. Hocam bu sahtekar kendinelerine üveys diyen gruptan ziyade gerçek üveysilik nedir? İşaretleri nedir?
    Bu konuda o kadar safsata var ki doğru bilgi neredeyse yok çıkmışlar İnternet sitesi kurmuşlar zikir dağıtıyorlar bir de bunun üveysilik olduğunu savunuyorlar. Rüyada görülen zatların, peygamberlerin, hızır as’ın, zikirlerin, meleklerin şeytanın bir oyunu olup olmadığını anlamanın bir yolu var mıdır? Ya da namazda alınan kokuların hakikat mi batıl mi olduğunu.Bir şeyhe bağlı olup hem de üveysi olunur mu? Detaylı anlatırsanız çok mutlu olurum hocam Allah razı olsun ilminizi arttırsın

    1. Maalesef tasavvuf yolu istismara çok açık bir yoldur. O sebeple Tasavvuf ehli büyük zatlar istismar yolunu kapamak için silsilesi Peygamberimize ulaşmayan ve ehli sünnet itikadına ve amelde dört hak mezhepten birine dayanmayan tarikatleri kabul etmemişlerdir. Velev ki silsilesi Peygamberimize dayanan bir şeyh dahi olsa itikadı ve amelleri Kuran ve Sünnete uymuyorsa ona dahi itimat edilmemelidir. Mürşidlik, üveysilikle isbat edilemez. Mürşid olan bir veli rüştünü isbat etmesi gerekir. Bunun için de üveysi olan bir mürşid rüştünü isbat etmesi için mutlaka silsilesi Rasulullaha dayanan bir başka mürşidin onayını yani icazetini alması şart ve elzemdir. Aksi halde o kimse gerçek bir mürşid değildir.
      Gerçek mürşidlerin ahlakı Pegamberimizin ahlakı gibi olmalı. Bağıran, asabileşen, haram yiyen, nikah düşen kadın ve kızlar ile arasına mesafe koymayan kimse gerçek mürşid olamaz o sahtekardır.
      Gerçek bir mürşid kendini değil Allah ve Rasulünü ve İlahi rızaya götüren ehli sünnet yolunu sevdirmeye çalışır.
      Bu yolda Rüyalar, keşif ve kerametler asla ölçü değildir. Rüyalar ve keşifler Kuran ve Sünnete uyuyorsa o müjdedir. Aksi halde dalalettir.

    1. Kafir olan ana babanın günah olmayan emirleri yapılır kendilerine sert davranılmaz ama küfürlerine buğz edilir.

  17. Hocam Selamünaleyküm
    1- Zikrin en üstünü nedir?
    2- İlimde en üstün nedir?
    3- Amelde en üstün nedir?
    4- Takvada en üstün nedir?
    5- Ahlaktan en üstün nedir?

    1. Aleykümselam Kardeşim.
      1- Zikrin en üstünü nedir?
      Bir çok arif bir çok farklı şekilde anlatmıştır bunu. Özetle zikrin en üstünü Allah’ı saygı ve minnetle O’nu hiçbir şeye benzetmeden anmaktır.
      2- İlimde en üstün nedir?
      İlmin en üstünü Allah’ı tanımaktır.
      3- Amelde en üstün nedir?
      En üstün amel, Allah’ın huzurunda minnet ve saygı ile secde etmektir..
      4- Takvada en üstün nedir?
      Takvanın en üstünü, kötülükleri Allah’a minnet ve saygı hissi ile terk etmektir…
      5- Ahlaktan en üstün nedir?
      Güzel ahlaktan üstünü yakîn iman ile güzel ahlaktır.

  18. Selamın aleyküm hocam ben çok iyi niyetli bir gencim ama akrabalarımdan sürekli darbe yiyorum sürekli en ufak tartışmada saldırmaya çalışıyorlar geçen yine dayımla tartışırken bana ana avrat küfür edip saldırmaya çalıştı etraftakiler onu tuttu şimdi sorum şu böyle durumlarda ne yapmalıyım benimde onlara aynı hareketlerle davranmam doğru olurmu şimdiden teşekkürler

    1. Aleykümselam kardeşim. Doğrusu çok ahlaksız bir dayın varmış. Allah onun şerrinden seni ve müminleri korusun. Onunla mesafeli ol ondan uzak dur. Daha ileri giderse hakkında şikayetçi ol.
      Onun sana yaptığını sen de ona yaparsan sen de onun gibi değersiz olursun.

  19. Selamun Aleykum Öldükten sonra dirilme olayına(Reankarnasyon) dinimizin bakış açısı nedir.
    Bugun bazı kişilerin yaşadıkları üzerine bu iddialar konuşuluyor.
    Mesela bir çocuk çıkıyor tuhaf davranışları var ve önceki hayatlarına dair birşeyler söylüyorlar araştırmacılar bu çocuğu araştırıyorlar söyledikleri geçmişle alakalı bilgilere bakıyor ve o çocuğun söyledikleri isim ve olaylar kişiler doğru çıkıyor yine bir çiftin çocuğu ölüyor sonra tekrar bir çocuk doğuyor o çocuk eski çocuğun anılarını anlatıyor ve aile bunu doğruluyor gerçekten böyleydi felan diye ve bazı araştırmacıalr bu ve benzeri kişileri araştırıyorlar yakın zamanda.
    Elbbette hak din islam bu işi reddediyorsa doğrudur.
    Benim sorum aslında şu;
    Ruhani varlıklar(cin vs.) bu kişilerin aklına eski ölmüş kişilerle ilgili doğru bilgiler sokup hafızalarını sanki eskidende yaşıyormuş gibi bulandırıp bunları söyletiyor olabilirmi?

    1. Aleykümselam.
      Reenkarnasyon hakkında aklınıza gelen fikirler çok isabetlidir. Sitemizde daha önce bu konu ile ilgili yazmış olduğumuz makalemizi buraya aktarıyorum.

      SORU: Reenkarnasyon nedir?
      CEVAP:
      Reenkarnasyon; ölen bir insanın ruhunun başka bir insan bedeninde veya bir hayvan veya bir böcek bir fare olarak dünyaya geldiği inancıdır. İslam alimleri reenkarnasyona tenasuh (yeniden geliş) demektedirler.  Tenasuh, yani reenkarnasyonun temeli, Hinduizm ve Budizm inancına dayanmaktadır. Bu inançlara göre bir kimse, bu dünya hayatına defalarca gelip gitmekte, dünyaya her gelmesinde bir başka canlı olarak doğmakta ve belli bir ömür süreci yaşadıktan sonra o bedenden olgunlaşarak ayrılırsa daha üst düzeyde bir canlı olarak dünyaya tekrar gelmesi olayına reenkarnasyon denilmektedir. Reenkarnasyon inancına göre, bu gelip gitmeler her canlı için geçerlidir. Bu defalarca dünyaya gelip gitmeler tekamül, yani olgunlaşmak içindir. Yine bu inancın sahiplerine göre ineklerin kutsal sayılması, ineklerin ruhen olgunluğa ermiş atalarının ruhlarını taşımış olduğu içindir. Zira, bu hayvanlar bu sebepten kutsal sayılmaktadır.
            Dünyaya ne için geldiğinin bilincinde olmayan, yemek, içmek ve kendisini ve yavrusunu korumak düşüncesinden başka tasası olmayan bu hayvanlara tapınma ile ilgili inancın yorumunu okuyuculara bırakıyorum…
      İslam dinine göre tenasuha, yani reenkarnasyona inanmak, islam dinini inkar etmektir. Allah(c.c.) Kur’an’da beyan etti ki (Mealen): 
      -“O halde can boğaza geldiği vakit, siz o zaman bakar durursunuz. Biz ise ona sizden daha yakınız, ancak göremezsiniz.”( 83-85 Vakıa S.)  
      -“Evet haydi dîne boyun eğmeyecek, ceza çekmeyecekseniz onu geri çevirseniz ya.”
      (Sure-i Vakıa Âyet: 86-87)  
      Allahu Teala, bu ayette açıkça ölenin ruhunun kendisinden başka hiçbir kimsenin geri çeviremeyeceğini belirtmekle, reenkarnasyona inananların Allah’ın dinine inanmayanlar ve yaptıkları küfürlerin cezasını çekmeyeceklerine inanan kimseler olduğunu gösteriyor.
      -“Ama o, Allah’a yakın olanlardan ise, artık ona rahatlık, huzur,  güzel rızık ve Naim cennetleri vardır.”
      ( 89 Vakıa S.)  
      -” Orada(Cennette) güven içinde her türlü yemişi çağırıp getirtirler.” ( Duhan 55. ayet) ,  
      -“Orda ilk ölümün dışında başka ölüm tadmazlar ve (Allah da) onları cehennem azabından korumuştur. (
      Sure-i Duhan/56)      
          Cenab-ı Hak Teala yukarıdaki ayetlerin mealinde Mü’minlerin kabirde ve ahirette huzur içinde olacaklarını belirtirken onlara ilk ölümden başka ölüm tattırılmayacağını belirterek reenkarnasyonun olmayacağını açıkça belirtmektedir. Dünyaya defalarca gelip gittiklerine inananların yanıldıklarını Duhan suresi 56. ayetini tercüme ederek açıklayalım:
      -“Lâ yezûKûne filmevte” = (O, vefat edenler)Ölümü tatmazlar,  “İllelmevtetelûlâ” =  İlk ölümden başka, “Ve veKâhum azâbelceHîm”=  Ve Allah onları cehennem azabından korudu.” 
      -“Melekler (onların) güzellikle canlarını aldıklarında: “Selam size” derler. “Yaptıklarınıza karşılık olmak üzere cennete girin.” (Kur’an 16/32) 
          Allahu teala, Duhan Suresi 56. ayette gayet açık bir ifade ile, ilk ölümden başka bir ölümü bizlere yaşatmayacağını açık açık ifade etmektedir. Müslüman olduğunu söylediği halde, reenkarnasyona inanan reformist ilahiyatçı  kimselerin amacı nedir? Bunlar, Kur’an’ı okuyan kimseler olduğuna göre, insanları sinsi bir şekilde dinsizliğe sürüklemeye çalışan art niyetli kimselerin ta kendileri değilse, kimlerdir? Böyle bir inanca sahip kimseler, böyle inanmakla, ahiret hesabını inkar etmeyi amaç edinmemişlerde ne yapmaktadırlar? Onlara göre, dünyada ilk yaratılışında müslüman olarak, veya başka bir dine inanmış birisi olarak yaşadığı kabul edilen kimse, ikinci kez dünyaya gelmesinde ise bir hırıstiyan olarak yaşayıp vefat ettiğinde, bu adam mahşer yerinde hangi hayatından sorumlu olacaktır? 

            Peygamber(s.a.v.) efendimizin Enes(r.a.) hazretlerinin rivayet ettiği Sahih-i Buhari: 68, 87 ve Hadis-i Müslim: Cennet 70. sahifelerinde ve diğer sahih hadis kitablarında da yer alan hadis-i şeriflerde, bir kimsenin ölümünün akabinde karşılaşacağı durumları:
      -“Kul kabre konulup, yakınlarıda ondan ayrılınca ki o, geri dönenlerin ayak seslerini işitir, kendisine iki melek(Münker ve Nekir) gelir. onu oturtup:  “Muhammed (a.s.) hakkında ne diyorsun” diye sorarlar. Mü’mün kimse bu soruya: “Şahdimki, O, Allah’ın kulu ve elçisidir.” bu mubarek sözleri ile beyan etmektedirler.  
          Başka deliller bulunamasaydı bile, yukarıda ki hadis-i şerif bize reenkarnasyon sapıklığını ortaya çıkarmaya hakkı ile yeterdi. Hadis-i şeriflerde gayet açık olarak ölen bir kimsenin ruhunun nelerle karşılaşacağı yukarıdaki hadisi şerifte belirtilmiş oldu.

           SORU: Bazı kimseler basın ve yayın aracılığı ile daha önceki hayatlarında olup bitenleri anlatmaktadırlar. Bunun açıklaması nedir?
           CEVAP: Bu hasta ruhlu kimseler bu konuda bazı şeyler anlatır dururlar. Hatta bu hasta kalbli kimselere, cinlerden bazıları arız olup, o kimselerin hafızalarını karıştırarak, geçmişle ilgili yalanla karışık hikayeler de uydururlar. Bu kimseler, daha önce bir hayatlarının olduklarını zannettikleri için doğru söylediklerine inanırlar. Zira, cinlerden beşyüz ile bin yıl arasında yaşayanlar olduğuda düşünülürse, bu kimselerin bir önceki şahsa ait verdikleri bilgilerden bir kısmının doğru olması, o  ölen kimseye ait bilgilerin kendi zamanında yaşayan cinlerden tarafından verilen bilgiler olduğu içindir.
            İkinci bin yılının Müceddidi büyük veli(evliya) İmam-ı Rabbani(k.s.) hazretleri,  Mektubatın 2. cildinin 58. mektubunda şöyle beyan ediyorlar:
      -” Kalbleri hasta bazı cahil kimseler tenasühe(reenkarnasyona) inanıyorlar. Böyle inanmakla alemin yok olmayacağını, öldükten sonra dirilmenin olmayacağını söylüyorlar. Kendilerini şeyh, mürşid olarak tanıtan bazı dinsizler, tenasühe inanıyorlar. Tenasüh vardır diyen, İslam dinini inkar etmiş demektir. Bu yalancıların sözleri eski felsefecilerin sözlerine benziyor.”
       Bu reenkarnasyon inancının yeni bir şey olmadığını, çok eskilere dayanan putperestlikten kaynaklanan bir küfür inancı olduğunu buradan da anlamış oluyoruz.

            Konumuzu Peygamber(s.a.v.) efendimizin bir duası ile tamamlayalım. “Allahumme,  yâ mukallibelkulûb,  sebbit kalbî, alâ dînik” Mealen: “Ey kalbleri kudreti ile dilediği gibi çeviren Allah’ım, kalbimi dininde sabit kıl.”

      Bekir Abdullah

      NOT: Başkalarının da okumalarını istiyorsanız linkimizi kayıt edebilirsiniz.
      https://islamdergisi.com/genel/reenkarnasyon-nedir/

  20. Selamun Aleykum.
    Bekir hocam Kurandaki emzirme süresi 24 ay ve onun taşınması ve sütten kesilmesi 30 aydır ayetlerinden çıkarımla dört mezhep hamileliğin en az müddeti 6 ay kabul edip Bundan aşağısına zina uygulama hükümlerini koymuşlar nitekim hz ali dönemindede bu olay yaşanmış 6 aylık doğuran bir kadın için zina cenazesi istenmiş hz ali bu ayeti göstermiş ve kadının zina yapmadığını söylemiş.
    Bugun tibbi olarak 5.aydan itibaren ve 6. aydan öncede doğumlar var ve yaşayıp yaşamama ihtimallerinden ziyade böyle doğumların olabildiği bir gerçek.
    Ozaman bu ayeti alimlerimiz yanlış anlamış denilebilirmi?
    Nitekim ebu hanife süt emzirmenin en çok müddeti 30 ay demiş dolayısıyla kendisi bu 2 ayeti böylemi yorumlamış .
    özetle bu iki ayeti nasıl anlamalıyız teşekkürler

    1. Aleykümselam.
      Konuyla ilgili şu ayetlere bakılabilir:

      “Anneler, çocuklarını iki tam yıl emzirsinler. Bu, emzirmeyi mükemmel şekliyle uygulamak isteyenler içindir.”(Bakara, 2/233)

      “Sütten kesilmesi de iki yıl kadar sürer.”(Lokman, 31/14)

      “Çocuğun anne karnında taşınması ve sütten kesilmesi otuz ay sürer.”(Ahkaf, 46/15)

      – Alimlerin cumhuruna göre, emzirmenin azami süresi iki yıldır. Ondan sonrasında çocuğa bir faydası yoktur. Emzirmenin süt kardeşliğine etkili olan süresi de iki yıldır.(krş. İbn Kesir, İbn Aşur, Bakara, 2/233. ayetin tefsiri).

      Bakara, Lokman ve Ahkaf surelerindeki ilgili ayetleri göz önünde bulunduran Abdullah bin Abbas ve daha başka alimler, “asgarî gebelik süresinin altı ay olduğunu” söylemişlerdir.(bk. İbn Kesir, Lokman, 14. ayetin tefsiri).

      – Bir rivayet göre, Hz. Osman (ra) devrinde altı aylıkken doğum yapan bir kadının durumunu Halifeye arz ederler. Hz. Osman, bunun gayrimeşru olabileceği üzerinde durur. Abdullah b. Abbas, yukarıdaki ayetleri hatırlatır ve: “Çocuğun anne karnında taşınması ve sütten kesilmesi otuz ay sürdüğüne göre, bundan emzirme süresinin azami süresi olan iki yılı/24 ayı çıkardığımızda, geriye altı ay kalır ki, bu da gebelik süresinin asgarisidir.” diyerek hükmünü açıklar ve kabul görür.(bk. Taberî, Bakara, 233. ayetin tefsiri).
      * * * * *
      Konu hakkında yanlış anlaşılmalar vardır. İslam alimleri yanılmış değil zamanımızın naylon alimcikleri yanılmaktadır.
      Konuda temas edilen husus şudur:
      Yeni evlenmiş bir kadın 5 aylık normal bir doğum yapmışsa bu zina sayılmaktadır. Çünkü nikahtan önce yasak bir ilişkiye delalet etmektedir. Şayet normal bir doğum 6 aylık ise zina şüphesini kaldırmaktadır.
      Altı aylık iken erken doğanlar genellikle yaşamaktadır. 5 aylık veya daha erken doğup teknoloji yardımı ile yaşatılan çocuklar bu kapsama girmez.

  21. Hocam evde kedi beslemek caiz mi? Kendinin salyası, dışkısı ve idrarı temiz midir?
    Kedi olan evde namaz kılınır mı ?

    1. Evde kedi beslemek caizdir ama kedinin idrarı veya dışkısı necistir. Hadisi şerifte “Kedi temizdir”1 denilirken onun temiz hayvan olduğu ima edilmiştir dışkı ve idrarının temiz olması değil.
      kedi olan evde namaz kılınır. Ama her ne olursa olsun hayvanlara belirli mesafede yakın olmak gerekir. Çünkü kedi kılı çocukların nefes borusuna giderse akciğerlerde kiste sebep olur.

    2. Hocam kedi kuma tuvaletini yapıyor sonra kucağıma oturuyor, ben bu kıyafetle namaz kılabilir miyim

    3. Kediden size bir şey bulaşmaz. Bulaşırsa o yeri yıkamadan veya o giysiyi değiştirmeden namaz kılmayınız.

  22. Selamun Aleykum.
    Hocam elinizde Lisanul Arap veya Müfredat arapça sözlüğü bulunuyormu?
    Bir kelime üzerine araştırma yapıyordum eğitim ve dersimiz için.
    Arapça S-k-n Kökünden seken/sekna/sakin dan türeyen mesken kelimesi.
    Skn kökünden seken/sekna/sakin hareketin tersidir sözlükte yani hareketsiz/durgun.
    Arapçada eve beyt denir ama meskende demiş bunun sebebini anlamaya çalışıyorum.
    Bu Kelimenin (mesken)türkçedeki tam karşılığı nedir Oturak-Konut(konulan yer)-Sakin(durgun)
    bunlardan hangisidir hocam.
    2.Olarak bu kelime yurt manasında kullanılabilirmi mesela türkede “Türkiye benim evim” dersek yurdum olarak kullanmış oluruz
    Meskende arapçada kelime anlamı olarak Yurt olarak kullanılabilirmi?

    1. Elimizde Arapça büyük sözlük olarak El-Beyân var. Öbür küçük sözlükleri yazma gereği duymuyorum. Türkçede kelimelerin büyük çoğunluğu emir kipinden türemedir.
      Arapça da ise aşağıda olduğu gibi kelimelerin çoğu kökü mazi üçüncü şahıs olan fiillerden türetilir.
      سَكَنَ (Se Ke Ne) mazi üçüncü şahıs fiili dinmek yatışmak, susmak anlamlarına gelir. Bundan mesken, miskîn, iskân, sâkin, sükût gibi kelimeler türetilmiştir. Bunların anlamları sizce malum. Seken Türkçe bir kelimedir. Sekmekten türemiştir.
      Arapçada eve beyt, dâr ve mesken denilir. Eve beyt veya mesken denilmesi bizdeki konut anlamındadır.
      2. Türkçede evim; yurdum anlamında kullanılmaz. Ona yerim yurdum denilir. Arapçada yurt kelimesinin karşılığı (مَلْجَأٌ) melceün(iltica edilen yer) veya vatan’dır.

    2. Cevabınız için çok teşekkür ederiz.
      Hocam aslında biz bir kelimenin türkçe karşılığını araştırma derken şunu kastediyoruz araplara bir arapça kelime söylendiğinde ilk olarak ne anladığının türkçe karşılığı.
      Mesela Meskenin karşılığı konut dediniz.
      Konut:
      Kon(mak)ut
      Konmaktan gelen konan yer yani Kon-ut manasında türkçe kelimedir.
      Arapçada mesela mesken kökünden müsekkin vardır yatıştırıcı sakinleştirci ilaçlara verilen isim.
      dolayısıyla sanki arap birisine mesken dendiğinde asıl anlamı “Sukün bulunan yer”-Sakin olunan yer”gibi manaya geliyor sanırım ?

    3. Kelimeler, mana yüklü iletişim vasıtalarıdır. İnsanlar içinde bulunduğu, yaşadığı topluma göre harflerden müteşekkil kelimelere anlamlar yüklerler. Bazen de kelime yerine logo kullanırlar. Bunu aralarında doğru iletişimi sağlamak amacıyla yaparlar. Dil yani lisan bu durumda ortaya çıkar. Bazı kelimeler de vardır ki kökeni itibarıyla hiç alakası olmayan manalar yüklenir. Bunların cümlesine deyim kelimelerine ise mecaz denilir.
      İnsanlar bir dili ne kadar doğru kullanırlarsa aralarındaki iletişim o kadar kolay ve doğru olur. Yoksa insanlar bazen olduğu gibi birbirlerini yanlış anlarla ve tartışmalar hatta savaşlar bundan çıkar. Müsekkin kelimesi aynı kökten olmasına karşın meskenden ayrı anlam taşır. Hiç bir kimse müsekkini konut anlamında kullanmaz. Burada önemli olan kelimelere toplumun yüklemiş olduğu manadır.
      Ashabı kiram da Kuran inzal olduğunda birçok ayetin manasını Peygamberimize sorarlardı. “Ey Allahın elçisi bu ayetteki muradı İlahi nedir” diye sorarlardı. O sebeptendir ki müçtehid alimler Kuranı kelime anlamına göre değil de Peygamberimizin Kuran’ı açıklamasına göre tefsir etmişlerdir.

  23. Hocam letaif virdinde nefes alıp tesbihi cevirip, nefesi verirken ilahi ente maksudi ve ridake matlubi denilir mi

  24. hocam insanın nefsinin 70 şeytandan daha pis olduğunu okumuştum sanırım büyüklerin sözüydü bu sözden şöyle bi anlam çıkarmam doğrumu? (şeytan insana bi günahı işlemesi için bi kere vesvese verir yapmayınca başka bi vesvese verir ama nefis bi günahı yaptırmak için 70 küsür kere istekde bulunur sabredersen o istekten vazgeçer)

    1. Nefsin düşmanlığı şeytanın düşmanlığından daha kuvvetlidir. Çünkü nefisle iç içeyiz. Bazen onu kendimiz sanırız. İşte o zaman batarız.

  25. Selamun Aleykum
    Hocam ben cesitli sıkıntılardan geçiyorum( ameliyat oldum ve iyilesme surecindeym maddi zorluklarim var ve issizim ve atama surecindeym saglikci olarak atamalari bekliyorm ve kpss 2024 icin ders caliisyrm butun bunlar ust uste oldugu icinde ben baya yoruldum bunaldim ve umidim kalmadi acikcasi.Cunku bu yillardir boyle ne dua etsem degismedi.namaz kiliyorm oruc tutuyorm ama ne yapsam elimde kaliyor.

    İstihare kildim. Bunu yillardir icim rahatlasin diye kiliyorum ben ve hep sonuc almistim .yine kildim.

    Ruyamda hamileymisim ve dogumum başlamış ve hemen dogum yaptim aci sanci yok cok asiri kolay dogum oldu ve bir kizim oldu ve hemsire kizimi bana verdi bnde ona baktim ve o bebek guluyordu. Bende icimden dedimki hep boyle gulen bebek istemistim benim kizimda guluyor ve ruyamda asiri mutlu huzurluydum uyandim.

    Ruyamin anlami nedir ? Ben artik cok yoruldum Allahim ne zaman mutlu olacağım bu sıkıntılar ne zaman bitecek ben is istiyorum bide iyilesmek ve hayirli bir es istiyorum diye dua edip uyudum.

    1. Aleykümselam Melisa hanım.
      Mutlu ve huzurlu günlere hamilesin. İnşaallah yakında huzura ereceksin. Çocuk müjdedir. Duam kabul olmuyor diye acele etme dua etmekten de geri durma ve duan kabul olsun veya olmasın ibadetleri asla terk etme…
      Peygamberimizin duası kabul olmayanlar için “Kıyamet günü keşke hiçbir duam kabul olmasaydı” dediğini de unutma.

  26. Selamun Aleykum.
    En eski çağlarda Aklın merkezinin beyin(dimağ) değil kalp olduğu zannedilirdi sümerlerden beri bu inanış var.
    Hz aliden gelen bir hadisde Resulullaha “Kuran kalbimde(aklımda) kalmıyor ne yapmalıyım” diyor.
    Ünlü Arap dil alimi Ferra arapçada kalbin akıl manasında kullanıldığını söylemiş.
    Tıpkı türkçedeki senin beynin(aklın) yokmu dememiz gibi çünkü aklın yeri beyin olduğu için böyle deriz.
    Demekki araplarda bu yanlış bilgiden olsa gerek Akıl için kullanılan cümlelerde “Senin kalbin yokmu” diyormuş.
    Şimdi Soruma gelmek istiyorum.
    Kuranda kalp ile ilgili birçok ayette akıl iması var
    Örnek olarak
    “Akıl Edecek kalpleri,işitecek kulakları…” diye devam eden bir ayet ve bunun dışındada benzer ayetler var Göğüslerdeki kalbi işaret eden ve akıl(akletmesi) şeklinde kullanılan “Gerçekte olan göğüslerde kör olan kalplerdir” benzerinde ayetler.
    Şimdi biz elbet müslümanız lakin biz bu konuyu nasıl anlamalıyız.
    Eski meşhur arap alimleride bu ayetlerde kastedilenin Aklın kalpte karar kılmak olduğunu anlamışlar.
    1.Sorum budur.
    2.Sorum Burayı mecaz/deyimsel/ruhani manada açıklasak bile arapların aklın yerinin kalp olduğu yanlışına rağmen Allah neden akıl için kalp kelimesini kullanmıştır çünkü bu ayetleri araplar ve yakın geçmişe kadar insanlar yanlış anlamıştır yani Aklın kalpte karar kıldığını zannetmişler.
    Teşekkürler.

    1. Bekir hocam öncelikle cevabınıza teşekkür ederim.
      Bu konu özellikle sufi gelenek ve kültürüne hakim biri tarafından açıklanacağı içinde size sormak doğru karardı lakin birkaç noktaya değinmek isterim müsadenizle.
      Yukarıdada bahsettiğim gibi Kuranda kalp akıl kelimesi birçok kez geçip kalp kelimesi kendi başına 100ü aşkın kullanılmış.
      Yine özetlersem yukarıdada dediğim gibi mesela;
      Tevbe 8(Ağızlarıyla farklı şeyler söylerler fakat kalpleri farklı atar)Mülk 13(Allah Göğüslerde saklananı bilir)Hud5(O Sinelerde saklananı bilir)İsra46(Kalplerinin üzerine kuranı anlamaları için kılıf geçirir)
      Özetle birçok ayette Göğüsde bulunan et parçasına işaretle o et parçasının akletmesi düşünmesine ait ifade var ozaman sizinde cevabınıza hitaben şöylemi demeliyiz;
      Göğüslerdeki o et parçası manevi/ruhani alemde kafadaki beyin(dimağ)’ide içine alan Ruhanı alemde aklın duygunun merkezidir ve hatta Tıbbi olarakda o et parçası durursa vucud durur belkide bu sebepten ruhani alemde merkezdedir bu konunu tevili/açıklaması budur doğrumu anladım?
      2.Olarak son zamanlarda bu konuyla alakalı makale yazan müslüman bir araştırmacı/eğitim görevlisi şöyle bir tevilde bulunmuş.
      Eski Çağlardan beri(Aristo/Yunanlar/Sümerler) insanlar aklın merkezini kalp sandığından Allahda bu ayetlerde insanlara onların bildiği ve anladığı şekliyle hitap etmiş elbette Allah Aklın beyinde olduğunu biliyor lakin burda amaç insanlara bildiği ve anladığı şekliyle hitap etmektir diyerek bir tevile gitmiş.
      Sorum şudurki islami gelenekde böyle bir görüş kabul görürmü?
      Yine aynı yazar bu açıklamadan sonra bazı çevrelerin Kuranın Allah kelamı olduğuna dolayısıyla böyle bir ontolojik şeyin içine girmeyeceğine dolayısıyla bu görüşün kesinlikle doğru olmayacağını söylüyormuş.Yani Kuran Allah kelamı neden yanlış bir bilimsel veriyle insanlara hitap etsin demek istemişler sanırım.
      Sizce bu görüş sakıncalımıdır Kuran araplara onların bildiği şekliyle hitap etmiş olabilirmi?

    2. KALP NEDİR?
      Allah celle celalühü buyurdu ki; Este eûzü billâh;
      اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ يَعْلَمُ اللّٰهُ مَا ف۪ي قُلُوبِهِمْ فَاَعْرِضْ عَنْهُمْ وَعِظْهُمْ وَقُلْ لَهُمْ ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ قَوْلًا بَل۪يغًا
      sadekaallahu’l-azîm.
      Mealen:
      – “Allah, onların kalplerinde ne var, ne yok çok iyi biliyor. Bu sebeple sen onlara aldırma, onlara öğüt ver ve ruhlarına işleyecek tesirli sözler söyle.”
      Mezkür ayeti kerimden (mealen); “Allah, onların kalplerinde ne var, ne yok çok iyi biliyor. ..ve ruhlarına işleyecek tesirli sözler söyle.” kalp ile ruhun ayrı mahluklar olduğunu ve dahi insanın bunlardan da ayrı bir mahluk olduğunu anlamaktayız.
      İmamı Rabbani hazretleri insanın adem olduğunu, yani; hiçlik olduğundan söz eder. Kalp de ruh da, beden de insana verilen birer emanettir. İnsana bir ruh verilmiş, onun aleme açılacağı bir de gönül verilmiştir. Ruh ile anlar bilir işitir görür irade eder gönül ise bunların sarayıdır. Gönlün her iki aleme de yönelebilmesi için bir beden bedene bir yürek yüreğin emrine bir beyin beynin emrine de tüm bedenin organları verilmiştir.

      1) Kalp(gönül), bendendeki yürek değildir. Beyin hiç değildir. Ama kalp yani gönül ruhun yürekteki tecellisidir. Ruhun gözü ve diğer duyuları çok yönlüdür. Bir yönü iç aleme(melekuta) bakar diğer yönü ise dış aleme yani dünyaya bakar. Gönlün dünyaya bakan pencereleri beyindeki duyu merkezleridir. Bazılarının sandığı gibi beyin gören işiten bilen ve hisseden değil ruhun dış aleme açılan pencereleridir. O pencerelerden biri işlemez hale geldiğinde insan dış aleme ya kör olur ya sağır olur ama insanın iç aleme bakan kalbi hissetmeye görmeye işitmeye devam eder. İnsanın Kalbi imandan uzak olduğunda ise manevi aleme kör ve sağırdır.
      2) Sözde felsefeci bir yazarın “Eski Çağlardan beri(Aristo/Yunanlar/Sümerler) insanlar aklın merkezini kalp sandığından Allah’da bu ayetlerde insanlara onların bildiği ve anladığı şekliyle hitap etmiş elbette Allah Aklın beyinde olduğunu biliyor lakin burada amaç insanlara bildiği ve anladığı şekliyle hitap etmektir” demesi, müslümanları cahil saymasıdır.
      Aristo ve diğerlerinin ilk çağda bildiklerinin hepsi doğru değil, bir çoğu yanlıştır.
      Allah insanlara doğruları söylemekten asla çekinmez. İnsanların bir şeyi anlamasını dilediğinde onlara o şeyin anlayışını da verir. Söz konusu felsefeci yazar Allah’ı gerçekten tanımış olsaydı öyle şeyler saçmalamazdı.
      İnsanın dünya ile bağlantıları beyinle, öte alemle bağlantıları ise basiretledir. Dünyayı beyinle görür işitir ve idare ederiz ama iman gönülledir ve öte alemleri ve rüyaları gönülle görürüz. Gönül duyuları kör olanlar insanı beyinden ibaret sanırlar. Beyin ölümü gerçekleşenler neden kalp durmadıkça ölü sayılmazlar? Çünkü ruh henüz bedeni terk etmemiştir ama beyin ölümü ile dünya ile iletişimi kesilmiş olduğundan konuşamaz, işitemez ve kımıldayamaz. 
      Söz konusu felsefeci yazarların kitapları zehirli sarmaşık gibidir. Onlardan uzak durmalı ki felah bulmalı insan.

    3. Bunlar çok iyi açıklamalar hocam teşekkür ederim bir kısmı hariç hepsini anladım.
      kalpten kasıt göğüsteki yürek değil demişssiniz lakin “Ağızları farklı şeyler söyler kalpleri farklı atar” Göğüslerde saklananı o bilir/ Sinelerinizdekini bilir /Gerçekte kör olan göğüslerde/sinelerdeki kalplerdir diye direk göğüs içindeki yüreğe işaret var o kısmı tam anlamadım

    4. Yürek, kalbin yani gönlün yuvasıdır. Gönlün merkezi yürektedir. O sebeple gönül et parçası değildir. Gönül öyle bir şeydir o madde değildir cisim de değildir. O bu dünyaya ait de değildir. Beyin onun dünyaya açılan penceresidir. Pencereden bakan kişi bedenini ve ayaklarını ve bastığı yeri ununca kendisini baş hatta gözden ibaret sanır. Kalbini unutanların kendini beyin sanması gibi.

  27. Altinoluk, Osman Nuri Toptas efendi eserleri, Ebubekir Sifil dahi hic ehlisunnet ulemasinin bahis mevzuatinda delil beyani yokmuscasina “Seyhul islam Ibni Teymiye soyle diyor” tabiriyle deliller
    dercetmekteler.

    Bu zevati ehli sunnetten mi sayalim?

  28. Selamun aleykum hocam nasilsiniz ?
    Umarim iyi ve sagliklisinizdir.
    Ben size beni uzen bir seyi danismak istiyorum biraz uzun yazicam bu yuzden.
    Ben 4 veya 5 yil once sabah uyanmadan bir ruya gormustum ruyam soyle ; ruyamda evliymisim bir adam benim esimmis.ama bagirip cagiriyordu ve bana dedi ki 35 yasina kadar sana dokunabilirim ( cinsel anlmda) ama lanet olsun 35 ten sonra dokunamicam cunku sen aids ( hastalik olan ) olacaksin ve duvarlari tekmeliyordu ve ben uyandim ama uyandiktan sonrada hep korktum ve agladim uzuntumden.

    O zamanlar kucuktum ancak simdi evlilik cagim geldi ve bana surekli gorucu geliyor ama ben o ruyanin korkusuyla evlenmekten korkuyorm ve gorusmuyorum bile o kisilerle.5 yil olmasina ragme her aklima geldignde beni uzuyor ve evlilige hevesim kalmadi.
    Seytan ruyasimi bilmiyrm yada gercek ruyami bilmiyrm tek bildgm beni cok korkuttugu. Ve evlenirsem 35 yasinda esimden ayrilirim korkusu sariyor beni .
    İnternetten arstirdim rahmani ruyalar asla unutulmazlar akilda kalicidirlar diyor bende bu ruyayi hic unutamadigm icin daha da uzuluyorum ve psikoljim bozuldu artik
    Ricam su beni bilgilerinzle aydinlatirmis z cunku soracak ve bu kdr bilgili kimsem yok napicam bilmiyrm :(((

    1. Aleykümselam Merve hanım.
      Geçmiş olsun Allah yar ve yardımcınız olsun. Bilesin ki rüya ile amel edilmez.
      Peygamberimiz Rahmani rüya sevindirir ümitlendirir, şeytani rüya ise üzer ve sıkıntıya sokar. Sizin gördüğünüz rüya tam bir şeytani rüyadır. Boşu boşuna şimdiye dek üzülmüşsünüz. İnternette araştırdığınız kimselere de cahil kimselermiş. Zira kabuslar da hiç unutulmaz. Senin gördüğün kabustur.

  29. selamünaleyküm hocam benim almancı baldız var oradan bana belli bir euro gönderdi banka hesabına yatırıver diye sonra hesaba tl yatır dedi haberleştik tabelada 34,300 yazıyordu baldız euro yatırem dedim hayır sen tl yatır dedi bende son defa sarraf arkadaş var onu sorem dedim arkadaş 34.500 getir çevireyim dedi baldızda banka kuruna internetten takip ediyormuş baldız 34.200 bozayımmı dedim boz enişte dedi zaten bankadaki kur33.800 sen hemen boz hesaba yatırıver dedi dövizciye gitsem 34.300 sarrafa gitsem 34.500 sarraftan bozdurdum aradaki 0.300 kuruşa kendime ayırdım bir sakıncası varmı aydınlatırsanız memnun olurum saygılar

    1. Aleykümselam.
      300 kuruş dahi olsa baldızın rızasını ve iznini almadan kendine ayırman helal değildir. Çünkü o para sana emanettir.

  30. Hocam selamun aleykum
    1) Gıda sektöründe içinde domuz katkısı ve etil alkol olmayan şeyleri alıp yiyorum. Bazı asitli içeceklerde başka alkol isimleri yazıyor ama bunlar sarhoş etmediği için içmem de bi mahsur yok dimi?
    2) Üst üste 3 kere cuma namazına gidemeyen polis memurunun dinen durumu nedir ? (Çalıştığım için gidemiyorum)

    1. ALEYKÜMSELAM
      1) Peygamberimiz “Sarhoş eden her şey haramdır ” buyurmuştur. İsim değil içerik önemlidir.
      2) Üst üste cuma namazı kılamayan kimse öğle namazlarını kılar. Gidememek başka gitmemek başkadır. İmkan olup da gitmemek kişiyi küfre düşürür.

Bir yanıt yazın