Soru-Cevap

Aşağıdaki formu kullanarak sorularınızı iletebilirsiniz. Uygun görülürse bu sayfada yayınlanmaktadır. 

IslamDergisi.Com

DIKKAT: Sitemize ya da yazarlarımıza hakaret veya küfür eden ve yazarlarımızı tehdit eden şahısların IP adresleri ve giriş saatleri sistemimiz tarafından kaydedilmektedir. Avukatımız aracılığıyla bu kişiler hakkında gerekli yasal işlemler başlatılacaktır. Yorum göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Fatih Ferhat için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Dikkat! Yorum yazmadan önce aşağıdaki uyarıyı okuyunuz:
5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 125 Hakaret (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

Türk Ceza Kanununun yukarıda belirtilen maddelerine göre, sitemiz veya yazarlarımızın onur, şeref ve saygınlığını zedelemeye yönelik mesajlar gönderenler hakkında  gerekli yasal haklarımızı kullanacağımızı önceden bildiririz. Yorum yazarken nezaket kurallarına dikkat ediniz.

“Soru-Cevap” üzerine 21.886 yorum.

  1. Her kim bir canlı resmi yaparsa, Allah ona, o resme can verinceye kadar azab eder. Ressam resmine katiyyen ruh veremez ve ebediyen azab olunur.” (Tecrid-i Sarih Tercümesi, VI/533).

    Bu hadisin sşerhe ihtiyacı var mi olduğu gibi mi anlamalıyız.. okul oncesi çocuklar için tek boyutlu üç boyutlu hayvan resimleri yapıyoruz ..yapmamalimiyiz.

    1. Peygamberimiz buyurmuştur ki;
      – “Her kim bir canlı resmi yaparsa, Allah ona, o resme can verinceye kadar azab eder. Ressam resmine katiyyen ruh veremez ve ebediyen azab olunur.” (Tecrid-i Sarih Tercümesi, VI/533).
      Bu hadisi şerifi doğru anlamak için şerhe gerek vardır.
      Özetlersek, “Düşmana düşmanın silahı ile karşılık veriniz” hadisi şerifince, bu zamanda resim müslüman çocukları ve gençleri yoldan çıkarmak için resmi kullanıyorsa ki kullanıyor Müslümanlar da resim yapmalı ve gerektiğinde düşmana karşı onu kullanmalıdır.

  2. selamun aleykum hocam

    hocam size sorum olacak ama biraz utaniyorum
    hocam benim ve esimin kucuk bir dukani var kiyafet dukani
    esimle isletiyoruz
    bizim musterimiz yuzde 99 u kadin
    hocam kapali yada acik musteri geliyorlar ve mecburen onlarla ilgilenmem lazim
    ic camasir aliyorlar misal ama ben kasadayim ve aldiklari elbiseleri goruyorum
    sanki mahremliklerini goruyorum gibi olmuyormu
    hayal falan edebilirim onlari
    ekmek parasi biryandan
    ama ober tarafdanda sanki bacilarimin annelerimin ozeligini gormus gibi olmuyormuyum
    misal kapali bir bayan olsa sutiyen alsa ben hemen o bacimin goguslerini buyuklugunu bilirim
    yani gormesem bile sanki onun mahremini goruyorum gibi olmaz midir

    caiz midir hocam esimle bir kadin giyim dukanda calismam yoksa haram mdir
    neticede sanki onlarin mahremiyetini bozuyorum

    1. Aleykümselam kardeşim. Müşteriler veli nimetiniz ve emanettir. Onlara karşı her bakımdan dürüst olmak lazım. Sizin öyle bir dükkanda kasanın başında ve dükkanda bulunmanız caiz değil harama sebebiyettir. Siz dış işleri hallediniz ya da başka bir iş yapınız. Eşiniz ise kasa işlerine bakıversin. Bir de tezgahtar bayan çalıştırınız. Böyle yaparsanız bayan müşterileriniz daha da çoğalır.

  3. Selamun Aleyküm.
    Sizinle bir konuda istişare etmek istiyorum.
    Kabul edelimki gelecekle alakalı hadislerde muteşabihlik çoktur ama dikkatli yorumda yapılabilir gözüküyor.
    Resulu Ekrem s.a.v’ın şu hadisi var
    Melhame-i Kübra ile Kostantıniyye´nin fethi arasında altı sene vardır. Yedinci de Mesih Deccal çıkar.”(Ebu Davud, Melahim, 4).
    Bu Hadisle Alakalı şu değerlendirme var sizin bu değerlendirmeyle alakalı görüşünüz nedir? Değerlendirme;
    Birinci dünya savaşının bitiminden sonra İstanbul işgal edildi. 1 Kasım’da İttihat ve Terakki kendini lağvetti.  6 Kasım’da Boğazlar silahsızlandırıldı. 7 Kasım’da işgal güçleri Çanakkale Boğazı’ndan geçti ve Osmanlı’nın başkenti İstanbul’a ulaştı. 13 Kasım 1918’de müttefiklerin elli beş parçalık gemilerinden İstanbul’a 3.500 asker çıkarıldı.

    Fiilen 1918 yılının Kasım ayında işgal altına düşen İstanbul’un bir de resmen işgal tarihi vardır: 16 Mart 1920.

    İstanbul ancak 6 Ekim 1923′de, Lozan’da kabul edilen şarta uygun olarak, yani Lozan antlaşmasının Meclis’de onaylanmasından altı hafta sonra, bu işgalden kurtulur. İşgal dönemi yaklaşık 5 -6 yıl sürmüştür. Yani İstanbul yeniden fethedilmiştir. Bu bilgiler, hadis rivayetlerinde yer alan, I. Dünya savaşı (Melhame-i kübra), İstanbul’un fethi (demek işgal edilecek ki fethedilecek…), deccalin hurucu, pratikte görülmüş olan hadislere uygunluk göstermektedir. (Bazı rivayetlerde Mehdi de bu zaman diliminde ortaya çıkar). Peki nerede, Deccal ve Mehdi? Bunun cevabı basittir: “İman şuuruyla idrak edilen realitelerin içindedir.”

    1. Melhame-i bübra, kelime manası olarak çok büyük ve kanlı savaş anlamına gelmektedir.

      Bu konuda değişik tasvirleri ihtiva eden hadis rivayetleri vardır. Diğer kıyamet alametleri gibi bu da müteşabihtir, kesin olarak tayin edilmesi kolay değildir. Melhame-i Kübra, kıyametin bir alameti olarak değişik zaman dilimlerinde farklı şekillerde boy gösteren farklı versiyonları olan bir kavram da olabilir. Hadislerin farklı rivayetleri bu farklı olaylara da işaret etmiş olabilir. Hadis kaynaklarında geçen özellikleri nazara alındığında bu olayın Osmanlı topraklarında gerçekleşeceği anlaşılabilir. Biz konuyu fazla uzatmadan kendi kanaatimizi de pekiştiren şu hadislere bakabiliriz.

      Abdullah b. Büsr anlatıyor; Resulullah (a.s.m) şöyle buyurdu:

      “Melhame-i Kübra ile Kostantıniyye´nin fethi arasında altı sene vardır. Yedinci de Mesih Deccal çıkar.”(Ebu Davud, Melahim, 4).

      Muaz b. Cebel anlatıyor; Resulullah (a.s.m) şöyle buyurdu:

      “Melhame-i Kübra, Kostantin’in fethi ve Deccalin ortaya çıkması (olaylarının hepsi) yedi ay içerisinde meydana gelir.”(Ebu Davud, a.g.e; Tirmizî, Fiten, 58).

      Ebu Davud, yukarıdaki hadis rivayetinin bu hadisten daha sahih olduğunu söylemiştir. Tirmizî de bu hadis için “garip” olduğunu söylemiştir.(bk. ilgili yerler).

      Buna göre, Melhame-i Kübra’yı zaman itibariyle şöyle anlayabiliriz: Önce Melhame-i Kübra olacak, ardından Konstantiniye fethedilecek, ardından da Deccal çıkacaktır. İşte bu hadis rivayetinden hareketle denilebilir ki;

      1. Melhame-i Kübra, Birinci Cihan Harbidir. Osmanlı topraklarının yedi düvel tarafından işgal edildiği bu savaş, İslam aleminde gerçekleşen en büyük savaştır.

      2. Konstantiniye/İstanbul’un fethi ise, aynı savaşta İngilizler tarafından işgal edildikten birkaç yıl sonra yeniden kurtulmuş ve yeniden fethedilmiştir.

      3. Deccal’in çıkması ise, aynı savaşla bağlantılı olarak belli din düşmanı şahısların ortaya çıkması yanında, materyalist bir düşünce akımını temsil eden Avrupa ve Sovyetler Birliğinde genel olarak meydana gelen semavî dinlerin karşıtı cereyanlar da bu deccali simgelemektedir.

      Hadiste ifade edildiği gibi, bu olayların hepsi altı-yedi yıl içerisinde gerçekleşmiştir. Tabii ki bu da nihayet bir yorumdur; isteyen katılır, isteyen katılmaz.
      Sorularla İslamiyet
      NOT: Biz de bu yoruma katılıyoruz.

    2. Hadisi şerifde belirtilen 6 yıl sizin anladığınız resmen işgali değil genel anlamda gayri resmi işgal ile resmi işgali kapsar.
      Her ne kadar ingilizlerin çekilmeyi kabul etmesi 6 ekim 1923 tarihi ise de işgali arkası bir yıldan fazla sürmüştür. O da 6 yıl eder.
      a) 19’cu reşat halife kafirdir. Kur’an’ın neresinde “RASHADA KHALAFA” 19 defa geçiyormuş, isbat edemezler.
      Ayrıca Kuranda Rasulullahın son nebi olduğu belirtilir. Nebi son ise Rasulde sondur. Çünkü hiçbir Rasul nebi olmadan rasül olamaz. Aksini iddia eden kafirdir. Her rasül nebidir ama; her nebi rasül değildir. Hatemen Nebi Kuranın da geçer. Yani Rasulullah son nebi ve son rasüldür. O 19’cu kafirler ayetlere kendi bozuk felsefelerine göre mana verip İslamdan çıkmışlardır.
      b) Cin Suresi mealen:
      25 – De ki: “Ben bilmem, o size vaad edilen şey yakın mı, yoksa Rabbim onun için uzun bir süre mi koyar..”

      26 – O bütün gaybı bilir. Fakat gaybını hiç kimseye açmaz.

      27 – Ancak seçtiği elçiye açar. Çünkü onun önünden ve ardından gözetleyiciler salar.

      28 – Bilsin diye ki, onlar Rablerinin elçiliklerini yerine getirmişlerdir. Allah onlarda bulunan her şeyi kuşatmış ve her şeyi bir bir saymıştır

      O sahtekarın ismi Reşat’tır. Kur’anda ise rasada geçer.
      Reşat isminin anlamı “Doğru yolda yürüyen’dir”.
      Oysa sizin söz konusu ettiğiniz ayeti kerimede “ve min Halfihî Rasadâ(Onun(Muhammed’in) ardından gözetleyiciler salar)” geçer. Yani Cin suresi 27. ayeti kerimenin tam meali:
      “Ancak seçtiği elçiye açar. Çünkü onun önünden ve ardından gözetleyiciler salar. ”
      Reşat ile rasada arasında mana olarak ne alaka var? Her ikisi de farklı kökenden kelimelerdir.

  4. Hocam selamunaleykum. Birisi dinini tam bilmediği zamanlarda kul hakkına girse ama helalleşme imkanı olmazsa helalleşmek için
    Konuşsa daha kötü duruma sebebiyet verecekse o kişi için hayır dua etmeye çalışsa sonra dinini tam öğrenip böyle şeylerden kaçınırsa gene de Allah affeder mi bu gunahlara donmemek tövbenin kabulune mi alamet ? Sagolun simdiden

    1. Aleykümselam Elif hanım.
      Kul hakkı, hak sahibi hakkını helal etmedikçe affedilmez. Ama bazı haklar vardır ki helalleşme durumunda fitneye sebep olacaksa onun hakkını ikinci bir kişiyi aracı olarak kullanılır. Yani hak sahibinin hakkını güveneceğimiz birisi ile isim belirtmeden göndeririz.
      Yada posta havalesiyle isimsiz olarak gönderilir. Hak sahibi bulunamıyorsa, varislerine hakları verilir varisleri de yoksa onun adına hayır hasenat yapar sevapları ona hediye edilir.
      Eğer bu hak manevi ise, ona dua edilir o kimse hakkında övgü içeren sözler söylenir.

    2. Hocam peki manevi kul hakkinda illa karsi tarafa kimlik belirtilmek zorunda midir isim verilmeden helallik olmaz demi manevide

    3. Eğer fitneye sebep olacaksa onun gıyabına istiğfar edilmeli, hayrına dua edilmeli, adam ona iftira ettiyse ona ve başkalarına ona iftira ettiğini özür dilediğini bildirmeli.

    4. Ha yani iftira bile olsa ve söylemesi fitne olcaksa da mi adini vermeden iste ben bole bole yaptim helal et diyebilir mi yani doğru mu anladim hocam ?

    5. İftira atan kimse topluma o kimseye iftira attığını söylemesi gerekir. Yoksa iftira atılan kimse nasıl aklanacak?

  5. S.aleykum hocam bi kiz var evlenmek istiyor ama olmuyor . Evlerine gorucu gitse kiz rahatsız oluyor istemiyor çok gorucu geldi ama olmadı kiz istiyor ama olmuyor sizce nedeni nedir .

    1. Aleyküm selam.
      Evlenmek isteyip de görücüden rahatsız olan kızın aklından bir zoru var demektir. Gelen görücüde aradığı ölçütler neymiş ki kimseleri beğenmiyormuş?

  6. Selamun Aleyküm.
    Onun için insan neden yaratıldığına bir baksın. Atılan bir sudan yaratıldı. O su, erkeğin sulbü ile kadının göğüs kemikleri arasından çıkar.”(Târık, 86/5-7)
    Burayla Alakali Meni Erkeğin testisinden çıkar diyerek Kurana laf ediyorlar ayetteki sulb ne demektir konuyu aciklarmisiniz

    1. Hocam Yani Sulb Ve teraib içerisinde insanin cinsel organlarinin bulunduğu yerdir o yüzfen bu ifadeye yer verilmiştir doğrumu

    2. Zikredilen ayeti kerimeyi şu mealde anlamalıyız:
      Tarık/6. (İnsanın yarısı; erkeğin yumurtalığında yaratılan) Fışkırıp çıkan bir sudan(meniden) yaratıldı.
      Tarık/7. Bu su (meni), bel (sulb) ile kaburga (terâib) kemikleri arasından (karaciğerden kan dolaşımı yolu ile testislere iner orada meni haline geldikten sonra) çıkar.

      İnsanın yaratılışı Tarık/6. Ayette belirtildiği üzere fışkırıp çıkan su ile kast edilen erkeğin menisinin testislerde üretildiğine işarettir.

      Menin yani o suyun ham maddesinin testislere geldiği yer ise bel ile kaburga kemiği arasında bulunan kara ciğerdir. Bilindiği üzere besinler mide ve bağırsaklarda sindirilip emildikten sonra kana geçip karaciğere giderler. Burada besinlerden elde edilen, gerekirse depolardan çıkarılan glikoz hücrelere yakıt ham maddesi olarak sunulur. Kanla hücreye ulaşan oksijeni glikoza katan mitokondri, zincirleme bir işlemle enerji üretir.

  7. Selamun aleyküm hocam. xx yaşlarındaydım binamızda sahipsiz sandığımız bir bisiklet vardı arkadaşlarım bana “biz bi kaçkez kullandık sahibi olsa görür ve kızardı dediller bizim bisiklete olmaz içlastiğini sen al dediler” bende ozamanlar sahipsiz eşyanın kullanılmasında bir sakınca olamaz diye bilirdim bana öyle derlerdi bende biraz saflık vardı söylenene kolay inanırdım.ve ihtiyacı olan arkadaşıma söyledim gelip içlastiğin ikisinide aldılar bende biraz yardımcı oldum.daha sonra lastiği alan arkadaşım habersizce gelip kendi dış ve içlastiği ile sahipsiz dediğimiz bisikletin dış lastiğini değiştirmiş bende fark edince pişman olup gidip isdedim sadece dış lastik ve içlastiği’n birtanesini zorla alabildim diğer içlastiği ben almadım ben oraya bıraktım dedi yalan söyledi ve bana vermedi bende sahibi çıkarsa fark etmesin diye hatamı telafi etmek için kendime ayit bi kaçtane patlağı olan iç lastiğimi taktım(hak sahibinin lastiği sağlamdı patlak değildi) bu kul hakkı na girmişmidir girdi isem bisikletin kime ayit olduğunu bilemiyorum sedece ben arkadaşlarımla kendi bisikletimizi yaparken bir abi geldi size lastik veriyimmi dedi sahipsiz dediğim bisikletin yanına gitti neyse dedi almışlar sahibi olabilir de olmaya bilirde eğer kul hakkına girmemiş isem o abi den özür dilememmi gerekir eğer durumu anlatım özür dilersem fitneye sebep olabilir olaydan 1-2 ay sonra ortadan kayboldu. Lastik fiyatını sahibinin adına camiye bağışlasam olurmu yoksa bağışlasam dahi ben ahirette o kişi ile hesaplaşacakmıyım şimdiden Allah razı olsun

    1. Aleykümselam.
      Elbette kul hakkına girmiştir. Adamın bisikletinin sağlam lastiğini alıp yamalı lastikle değiştirmek hırsızlık ve kul hakkıdır.
      Öncelikle özür dilemekle olmaz bu iş. O bisikletin sahibini bulmaya çalışmalısın. Bulursan ben böyle bir yanlış yaptım zararın ne ise telafi edeyim demelisin. Bulamazsan bir fakir bulup mal sahibi adına onun bedelini sadaka olarak vermelisin.

  8. Selamun Aleyküm.
    Yusuf A.s ile ilgili soru sorucam.
    Islam ansiklopedisinde okurken şu bölüme denk geldim.
    “Firavun, Yûsuf’u Mısır’da kendisinden sonra ikinci adam konumuna yükseltir; mührünü ona teslim eder, özel elbise giydirir, boynuna altın zincir takar. Adını da Zafenat-paneah olarak değiştirir ve kendisini On (Heliopolis) şehrinin kâhini Potifera’nın kızı Asenat ile evlendirir (Tekvîn, 41/1-45).
    Zafenat-paneah, Yûsuf’un Mısır dilindeki isminin İbrânîce karşılığıdır ve “sırları açığa çıkaran” demektir; ayrıca ismin, “Hayat tanrısı konuşuyor” mânasına geldiği de ifade edilir .”
    Hocam Bir Peygamber Kendisine anlamlarından biri olan Hayat tanrisi konuşuyor anlamına gelen bir isim koymaz diye aklıma geldi ama O dildeki karşılıği oymuş diye koymuş olabilirmi ayni isim Sırları açığa çıkaranda demekmiş bizim dinimize göre bu ismi kendisine koymuş denilebilirmi

    1. Aleykümselam.
      Sizler İslami kaynakları bırakıp çarpıtılmış israil kaynaklarını okuyor sonra da sıkıntıya düşüyorsunuz. Siz de diyorsunuz ki bir peygamber öyle bir isim taşıyamaz. Tabi ki öyle bir isim taşıyamaz. İslami kaynaklarda öyle bir kayıt yoktur. O tamamen israiliyattır.

    2. Hocam o isim Yusufun o dildeki karşiliğiymış
      ve sırları açığa çıkaran demekmiş Yusuf A.s O ismin bir diğer anlamı olan Hayat tanrısı konuşuyor kısmını onaylamadan o ismi kendine alamazmi yani yusuf isminin mısır dilindeki karşiliği olan zafenat panaeahi

    3. Nereden uyduruyorlar o sözü, o bir yalan ve saçmadır. O Yusuf ismini peygamber olan bir baba koymuştur oğluna. Bir peygamber küfür alameti olan bir ismi oğluna koyar mı?
      Mısır dilinde Yusuf’un karşılığı Yüzasif’tir. O da suyun gözesi ilmin kaynağı anlamına gelir. Aynı zamanda Allah için inleyen anlamına da gelir.
      Firavun demek hükümdar demektir. Hz. Yusuf zamanındaki firavun putlara inanmayan bir hükümdar idi. Firavun ölünce yerine gelen oğlu firavun oldu. Hz Yusuf’un tebliği ile Müslüman oldu…
      Kardeşim bozuk tevratı okursan İslama olan inancın bozulabilir. Allah tertemiz bir din olan İslamı gönderdi. Onda neyi eksik buluyorsunuz ki bu bozuk Tevratı bozuk incili okuyup aklınızı karıştırıyorsunuz???

  9. Hocam selamunaleykum. Saç boyası abdeste mani midir ? Eğer maniyse bitkisel boyalar da mı manidir ?

    1. Aleykümselam.
      Saç boyaları bazıları hariç abdest ve gusle mani değildir. Ruj, oje türü boyalar abdest ve gusle manidir.

  10. Aleykümselam.
    Öyle bir hadise rastlamadım. Varsa kaynağı ile birlikte yazınız açıklayalım.

  11. Selamünaleyküm hocam. Hocam, Cuma hutbesinin tamamen Arapça mı olması gerekmektedir? Arapça olmazsa, Cumanın şartı yerine gelmez mi?

    1. Cuma hutbesi arapça olması gerekir. Ama ilaveten de açıklanabilir. Türkiyede de öyle olmaktadır.

  12. Sorunuzun cevabı için şu sorularımıza cevap veriniz. Cinsiyetiniz nedir? Erkek misiniz bayan mı Evli mi bekar mısınız?

    1. Aleykümselam sufi.
      Nefy-i İsbat zikri alabilmek için letaif zikrini geçmek gerek. Ya da bağlı olduğunuz mürşidinizin takdir etmesi ile doğrudan nefy-i isbat zikri verilebilir.

  13. Kadının kadına avret olan yerlere bakmak haram.peki dar pantolon giyilse şekil belli olsa haramlık olur mu..kadin kadına dar pantolon çok giyiliyor nasil olsa erkek görmüyor diye..hukmu nedir

    1. Kadın kadının yanında veya erkeklerin yanında, erkek erkeğin yanında veya kadınların yanında ince giysi veya dar pantolon giymesi çıplak hükmündedir.

    2. Mahrem olmayan yerler de mi dar olsa çıplak hükmünde olur.mahrem bolge olup olmaması farka edermi

    3. Mahrem bölgeler dar olursa ince olursa haram olur. Diğer yerler için değil.

    1. Aleykümselam Merve hanım.
      İsmi azam içinde Kurandan ayetler mevcut olduğu için hayızlı bir kadın onu hayz halindeyken okuyamaz.

    2. Hocam ismi azami 40 gün okumak lazım diyor peygamber efendimizi ruyada görmek için . 40 gün belirtilmiş ama hayiz olan bir bayan nasıl okicak bunu 40 gün okicagin takdirde çok guzelmis ama nasıl olacak misal 15 gün okusam hayiz sonrası yine okusam 40 olana kadar kabul olurmu.

    3. Hanefide hayz en fazla 10 gündür. Temizlik günlerin toplamı 40 gün yeterlidir o duayı okuyup tamamlamak için

    4. Ara girince oluyormu ardarda okumak gerekmiyomu. Yoksa fark etmiyor mu ara girsede 40 gün okuyunca kabul olurmu

    5. Fark etmez. Aslında 40 gün okunursa kabul olur sözü ayet değil hadis değil birileri öyle söylemiş. Siz dua yapmaktan geri durmayın kabul olsun olmasın.
      Allah kabul ederse ilk duada da kabul eder. 40’a bağlamak bidattir. Ama 40 gün okuyabilirsiniz 45 de okuyabilirsiniz.

    1. Aleykümselam Fatih Ferhat.
      Vitir namazından sonra istediğiniz kadar kaza namazı kılabilirsiniz.

Fatih Ferhat için bir cevap yazın Cevabı iptal et