Letaiflerin Anlamı, İşlevi, Görevleri Nelerdir?

Yazan: Muhsin İYİ     04.08.2013 / 14:39
İletişim Linki:
https://www.facebook.com/muhsin.iyiliksever

Letaif nedir? Ruh bedeni baştan aşağı kaplar. Ruhun bazı manevi organları vardır. Bunlar bedende bazı yerlerde bulunurlar. Yerleri sabittir. Bunlara letaif noktaları denir. Yani letaifler ruhun manevi organlarıdır. Bunlar da bedende bazı yerlerde bulunur.

Letaifler nelerdir, ne işe yararlar? Tasavvufta başlıca letaif noktaları şunlardır: Kalp, ruh, sır, hafi, ahfa. Ayrıca iki kaş arasında bulunan nefis, kafanın üst kısmında bulunan letaif-i küll.

Kalp sol memenin dört parmak kadar altında, ruh (Bu, terminolojide bildiğimiz ruhtan farklıdır, sadece aralarında isim benzerliği vardır. Bu, ruhun manevi bir organıdır. Kendisi değildir.) sağ memenin dört parmak kadar altında, sır sol memenin iki parmak kadar üstünde, hafi sağ memenin iki parmak kadar üstünde, ahfa boğazın altındaki çukurundan iki parmak kadar aşağıda bulunur.

Kalp letaifi, bildiğimiz kalple alakalı değildir. Bildiğimiz kalbin altında asıl manevi kalp bulunur. Kalp, letaiflerin birinci basamağıdır. Nurunun rengi kırmızıdır. İlahi huzur yeridir.

Ruh, genel anlamı ile bildiğimiz ruh değildir. Buradaki ruh letaifi, genel anlamı ile bildiğimiz ruhun sadece manevi bir organıdır. Yani onun bir latifesidir. Bütün letaifler genel anlamı ile bildiğimiz ruhu meydana getirirler. Burada manevi bir organ ve bir letaif olan ruh, ilahi muhabbet ve sevgi merkezidir. Nuru sarıdır.

Sır ilahi vahdet (birlik) merkezidir. Nurunun rengi beyazdır.

Hafi ilahi istiğrak (boğulma, gark olma) merkezidir. Nurunun rengi yeşildir.

Ahfa ilahi izmihlal (yok olma, kaybolma) merkezidir. Nurunun rengi siyahtır.

Zikir ve rabıta ile bu letaif noktaları çalışmaya başladığında iman konusundaki işlevleri de kendisini göstermeye, taklidi iman yavaş yavaş tahkiki seviyeye ulaşmaya başlar. İman edilecek şeyler bellidir. Sınırlıdır. Ama onlara iman etme gücü ve niteliği değişebilir. İşte bu noktada letaiflerin çalışması ve yükselmesi belirleyici bir rol oynamaktadır.

Kişi kalp letaifi ile Allah’ın huzurunda olma duygusu ile ibadet edebilmekte, ruh letaifi ile O’na karşı muhabbet duymakta, sır letaifi ile bu muhabbet derinleşip başka şeylere olan bağlılıklardan azade kılınmakta, tek bir Allah’a yönelinmekte, hafi letaifinde bu ilahi muhabbet kişinin bütün varlığını kaplamakta, adeta kara sevdaya dönüşmekte, ahfa letaifinde ise ilahi aşk tamamen karşılıksız, nefsin hiç bir hazzı düşünülmeksizin ve pay almaksızın gerçekleşmektedir.

Şayet bir kişi letaiflerini yukarıda ifade ettiğimiz ilahi aşk yolunda kullanmazsa büyük bir sapkınlığa düşebilir. Zira letaiflerde ilahi bir güç ve cezbe vardır. Nereye yönlendirilirse oraya doğru akarlar. Örneğin bir insan parayı hayatında temel alır, bütün ruhsal gücüyle ona yönelirse, letaifleri de ona göre çalışmaya başlar, paraya büyük bir değer verirler. Kalbi daima paranın huzurunda yer alır. Ruhu bütün muhabbetini ona verir. Sırrı tek gerçek olarak parayı görür. Hafi letaifi paranın aşkına gark olur. Ahfa letaifi ile kişi para için her şeyini feda edebilir. Böyle birisi artık parayı ilah yerine koymuştur ve ona tapmak afatına düşmüştür. Böyle birisine nasihat da kar etmez. Hidayetin ulaşması ise çok zordur. Bütün diğer putlar da böyledir.

Şöyle bir çevrenize baktığınızda insanların letaiflerini nasıl değişik putların hizmetinde kullandıklarını görürsünüz.

İnsanların büyük kısmının günahlara tövbe etmesinde ve hak yola girmesinde engel olan en etkili şeyin karşı cinse karşı olan gayr-i meşru arzu, zina isteği olduğu kolaylıkla müşahede edilebilir. Zina yapmak isteği manevi hayatta çok büyük tahribatlar yapar. Letaifleri adeta dumura uğratır. Şayet bu ilgi ve arzu sır letaifine kadar ulaşırsa kişinin hidayete ulaşmasını daha çok zorlaştırabilir. Beri yanda bu vaziyet dinde, imani konularda şüphe ve inkâr oluşturmaya da başlar.

Mecazi aşk da letaifler ile oluşmaktadır. Eskilerin kara sevda diye adlandırdıkları mecazi aşk çeşidi, bütün letaiflerin karşı cinse yönelmesi ile meydana gelmektedir. Tasavvuf ehli kişiler bu çeşit aşkı ilahi aşka bir köprü olarak değerlendirip ona pek hor nazarla bakmamışlardır. Çünkü insanda yüce Allah’ın (c.c.) pek çok sıfatı ve güzel ismi tecelli etmektedir. Nihayetinde bu çeşit bir aşk her an ilahi aşka dönüşebilir. Elbette yarı yolda kalanlar da bulunabilir. Bu da acınacak bir vaziyettir.

-Letaiflerin nurları hakkında kaynak kitaplar neden çelişkili bilgiler vermektedir? İlahi nurları görme nimetini yüce Allah, sadatların himmeti ile bize nasip etmeden önce bu konu kafama çok takılıyordu: Allah dostları bu ilahi nurları istedikleri zaman görebildikleri halde niçin bu konuda çelişkili bilgiler vermekte idiler? Bu soruyu kendime çok soruyordum. Örneğin biri hafinin nuruna ‘yeşil’ derken diğeri niçin ‘siyah’ olarak adlandırmaktaydı? Doğrusu hangisiydi? Daha sonra kendi tecrübemle anladım ki, bu nurlar her bir letaif yerinde toplu olarak görülmektedir. Yani kişi eline tespih alıp bir letaif noktasında zikretmeye başladığında değişik renklerdeki nurların hepsi orada cevelan etmeye başlamakta, birbiri içerisinde dönmektedirler. Dolayısıyla bu durumda ilgili letaif noktasının nuru tam olarak tespit edilememekte, bu konuda farklı yaklaşımlar olabilmektedir.

Ben yukarıda letaif noktalarındaki nurlar üzerine doğru bilgileri verdiğime inanmaktayım. Zira kendime göre uyguladığım bir takım özel tekniklerle bunun sağlamasını çok kez yaptım. Tabii doğrusunu ancak yüce Allah (c.c.) bilir.

-Letaiflerin en temel işlevi ve görevi nedir? Yüce Allah (c.c.), Kuran-ı Kerim’de Hz. Âdem’i (a.s) yarattıktan sonra ona ruhundan üflediğini belirtmektedir (bk. Secde suresi,9). Yani letaifler ruhun manevi organları olduğuna göre çok büyük birer emanettir. Allah’tan insana verilmişlerdir. Kuran-ı Kerim’in ifadesiyle bu emanet yerlere, dağlara, göklere tevdi edilmiş, fakat onlar kabul etmemişlerdir. İnsanoğlu cahilliği ve zalimliği nedeni ile bu emaneti kabul etmiştir (bk. Ahzab suresi, 72).

Letaiflerin temel işlevi, bu yaratılış gerçeğinde gizlidir ve insanı Allah’a ulaştırmaktır. İnsan bu dünyada hiçbir surette Allah’ı göremez. Bunu büyük evliyalar, hususiyle İmam-ı Rabbani Hazretleri (k.s) Mektubat’ında defalarca kez beyan etmişlerdir. Müşahade, Allah’ın cemalini seyretme ahrette gerçekleşecektir. Yalnız imanı geliştirme, tahkiki seviyeye ulaştırma yolu ile bazı ilahi tecellilere insan ulaşabilir. Fakat bunlar hiç bir suretle Allah değildirler. Zat tecellisi sırasında görülenler de bu cümledendir.

Letaifler Allah’a iman etmek için yaratılmışlardır. Temel vazifeleri budur. İmana hizmet etmektir. Taklidi imanı tahkiki seviyeye yükseltmektir.

Günahlar neticesinde bu vazifelerinde bazı aksaklıklar yaşanabilir. Günahlar letaifleri asli vazifelerinden uzaklaştırabilirler. Onları başka mecralara sokabilirler.

Letaiflerin asli vazifelerinden başka yollara sapması, insanı büyük buhranlara, sapkınlıklara, imansızlığa, küfre sokar.

Letaifler İslami bir yaşantıyla, zikir ve rabıta ile uyarıldıklarında asli vazifelerine dönerler. Asıl yerleri olan emir âlemine doğru yükselirler. Bu yükselme çok korkunç bir hızla gerçekleşmektedir. Tabii bu yükselmeyi yanlış anlamamak gerekir. Bu, bir el lambasındaki ışık huzmesinin hareketi gibidir. Yani letaifler, içindeki nurları ile emir âlemine doğru bir yolculuğa çıkarlar. İnsandan kopmazlar. Ama insanlar bunun farkında pek olamazlar.

‘Testi içindekini sızdırır.’ diye çok güzel bir atasözümüz vardır. Yani bir kişinin letaifleri yükseliyorsa bu az çok yüzüne, ellerine akseder. Bu organları nurlanır. Yüzdeki nurun temel nedeni budur. İslami bir yaşantıdan uzak kimselerin yüzlerinde görülen aydınlık ve parlaklık da bundandır. Onların da bazı iyi niyetleri, iyilikleri ruhlarında böyle olumlu bir durum arz eder. Fakat tavşanın koşması ile kaplumbağanın yürümesi birbiriyle karşılaştırılamaz bile. Kaldı ki letaiflerin belli bir hızla da olsa yükselmesi o kişinin Allah’ın azabından emin olması, cehennemden kurtulması anlamına gelmez. Elbette letaifleri yükselen insan bir şeyler kazanıyordur ama bir de bu işin harcamaları vardır. İnsanın kazandığının harcamalarına yetip yetmeyeceği ayrı bir konudur. Harcamalarla kastettiğimiz şeyin günahlar olduğunu açıklamaya gerek yoktur sanırım. Onun için insanların yüzlerine bakıp da hüküm vermek doğru değildir. İmtihan sırrı tamamen gizlenmiştir.

Çeşitli günahların etkisiyle letaifleri yükselmeyen insanların yüzlerinde ise zulümat görülür. Zulümat nur gibi maddi bir şeydir. Yani soyut bir düşünce değildir. Demir pasını andırır. Kişi şayet günahlara içten bir şekilde gözyaşları ile tövbe edip hak yola girerse, Allah’ın emirlerini yerine getirmeye başlarsa bu zulümat, rüzgârın etkisiyle bulutların dağılması gibi yok olur. Yüzü hemen nurlanmaya başlar. İnanılmaz bir mucize gerçekleşir.

Biz bu dünyaya imtihan için gönderildik. Üzerimizdeki emanet ise ruhtur. Daha doğrusu, ruhumuzu, letaiflerimizi yüce âlemlere yükseltmektir. Bu da ancak haramlardan kaçınmakla ve Allah’ın emirlerini yerine getirmekle olur. Sonuçta emanet olarak değerlendirilecek olan şeyin ibadetler olduğu anlaşılır. Nitekim Hz. Ali (r.a) de emaneti ibadetler olarak tefsir etmiştir.

-İnsanlar letaifler hakkında neden çok az şey biliyorlar? Çünkü bunu yüce Allah (c.c.) böyle murat etmiştir. Ayet-i celilede bu konu böyle hükme bağlanmıştır. ‘Sana ruh hakkında soruyorlar. De ki, Ruh Rabbimin emrindedir. Size bu konuda çok az bilgi verilmiştir (İsra suresi, 85)’

İnsanlar çağımızda genellikle bir ruhlarının olduğundan bile kuşku duymaktadırlar. Psikoloji, psikanaliz, psikoterapi gibi bilimler, disiplinler her ne kadar ruh terimini kullansalar da ruhtan bi-haberdirler. İncelediği, hakkında bilgi verdikleri şeyler, tamamen nefse aittir. Maalesef bu bilimler ve disiplinler ruhu, onun manevi organları olan letaifleri tanımadığı gibi tamamen de inkâr etmektedirler. Bu bilimlerle, disiplinlerle çokça uğraşanların genellikle materyalist, ateist olmalarının temel nedeni de budur. Ruhu inkâr eden Allah’ı da tanıyamaz ve inkâr eder. Bu durum birbirine sebep sonuç gibi bağlıdır.

Nefis bir manyetik güçtür. Dünyaya bağlıdır. Temel içgüdüler (susama, acıkma, cinsel dürtü …) nefsin kendisini gösterdiği alanlardır. Bunlar hayatta birinci plana alındığında insanoğlu hayvanlaşmaktadır. O zaman insanın ruhu zayıflamakta, letaifleri asli işlevlerinden uzaklaşmaktadır.

Nefis kişinin iç dünyasında hakim duruma geçtiğinde ruh ve dolayısıyla letaifler onun emrine girmektedirler. Nefse hizmet etmektedirler. Kişi o zaman imani konularda tereddütçü, kuşkucu, inkârcı bir tavır takınabilmektedir.

İnsanların genelinin sandığı gibi imansızlık, dini konularda inkâr ve kuşku, bilgi ve bilinç eksikliğinden kaynaklanmaz. Günahlardan meydana gelir. Günahlar insanı bu dünyaya bağlar. Kişinin ruhunu, dolayısıyla letaiflerini etkisiz kılar. Onların yükselmelerini engeller. Bu yüzden kişi yavaş yavaş imani konulara şüphe ile bakmaya başlar. Onları kolaylıkla inkâr eder.

Aslında ruh ve onun manevi organları letaifler, hiçbir zaman Allah’ı ve iman esaslarını tamamen inkâr edemezler. Bu durum kişinin iç dünyasında günahlarla çatıştığı için büyük bir sıkıntı ve bunalım meydana getirebilir. Kişi günahları daha rahat bir şekilde işlemek ve onlardan tam bir haz almak için ruhunun ve onun manevi organları olan letaiflerinin sesini susturma yoluna gidebilir. İmani konularda kuşku ve inkâra sapabilir. Bu yönde çevresindeki insanlara çeşitli konuşmalar ve sohbetler yapabilir. Yani kısacası, imani konularda kuşku ve inkâr, bir kendini savunma psikolojisidir. Günahları meşru hale getirmek için iç dünyada yapılan bir düzenlemedir, savunmadır.

Hiçbir insan % 100 bir oranla ve kesinlikle iç dünyasında Allah’ı ve iman esaslarını inkar edemez. -Letaiflerin çalıştığı nasıl anlaşılır? Bir mürşid-i kâmile başvuran sofiye günahlara tövbe etme ve biat merasiminden sonra genellikle iki vazife verilir: Zikir ve rabıta. Şayet sofi tövbesinde samimi ise ve Allah’ın emirlerini yerine getirmeye başlamışsa bu iki vazife hemen kalp bölgesinde etkisini göstermeye başlar. İki üç ay kadar sonra bu bölgede bazı emareler yaşanır. Karnının, hamile bir kadının içindeki bebeğin oynaması gibi, hareket ettiğini müşahede edebilir.  Kalp ve letaif noktalarında sertleşme, batma, yanma, acı gibi duyumlar almaya başlayabilir. Ayrıca feyzi hissetme nimetine erişebilir.

Feyz, manevi enerji olarak tarif edilebilir. Rabıtanın amacı buna erişmektir. Mürşid-i kâmil adeta bir enerji kaynağıdır. Rabıta sırasında ondan gelen feyz, kalp bölgesinde somut olarak hissedilir. Yani bu somutluk bir hoş baskı, çekim gibi şeylerle açıklanabilir.

Kalp bölgesi harekete geçtikten sonra zamanla diğer letaif noktalarında sertlik, batma, yanma, acı gibi duyumlar alınır. Bunlar zikrin ve rabıtanın arttırılmasını gerekli kılan işaretleri sayılır. Ayrıca bunlar kalp letaifinden diğer letaifler üzerinde zikre geçmenin belirtisi olarak da düşünülebilir.

Kalp zikrinden sonra gelen letaif zikrini ancak mürşidi kâmil verir.

Bir insanın yalnız başına, mürşitsiz letaif zikrine geçmesi doğru değildir. Zira şeytanların musallatlarına maruz kalabileceği gibi bu tür durumlarda onların oyuncağı da olabilir, ne yapacağını da bilemez.

-Bazı kişiler seneler geçtiği halde neden kalp veya letaif zikrinde bir ilerleme kaydedememekte, herhangi bir hal yaşamamaktadırlar? Kalp ve letaif noktalarında söylenen ‘Allah’ kelimesinin tesir etmesi, günahlara çokça içten tövbe etmekle mümkündür. Günahların ve onlara tövbe etmenin sonu sınırı ise yoktur. Bir de nefiste yer alan kötü ahlaklara çok dikkat etmek lazımdır. Onları içten çekilecek estağfirullahlarla her zaman temizleme yoluna gitmelidir. Bunlar kibir, ucup, haset, haksız yere öfke (kin), cimrilik, korkaklık, dünyaya ve şöhrete tutku düzeyinde bağlılık gibi şeylerdir. İnsan bunların belirtilerini, kıpırtılarını nefsinde hissettiği zaman zıtları ile hemen onların önünü tıkamalı ve pişmanlık hali ile estağfirullah çekmelidir. Bunlar nefs-i emmarenin huyları olduğu için kolay kolay temizlenemezler. Temizlendiği sanılsa bile mutlaka insan nefsinde izleri her zaman bulunur. İşte bu kötü huylar zikrin kalbe ve letaif noktalarına işlemesine çokça engel olurlar. Senelerce kalp zikri çekip de hiçbir hal yaşamamış kişilerin temel handikabı bu noktalardadır. Bu kötü huyları kalplerinden atamamalarıdır.

Aslında çekilen zikir ile bu kötü huylar eritilir. Ama bu kötü huyların giderilmesi için başka gayretlerin de olması gerekir. Yoksa zikrin kalbe tesiri çok gecikir. Çokça zaman alır.

Tabii günah sayılan her fiil de kalp ve letaif noktalarında çok olumsuz etkilerde bulunur. Bunların çalışmalarını engellerler. Ama sofiler genellikle açıkça yapılan günahlardan uzak yaşarlar, fakat nefislerindeki söz konusu ettiğimiz kötü huyları genellikle unuturlar. Bunların neden olduğu olumsuz etkiyi pek düşünmezler. Ayrıca ileri zikirlerde bulunup da manevi ilerlemesi yavaş olanların da temel eksikliği de bu noktadadır. Tasavvuf yolu daimi tövbe ve istiğfar halini gerekli kılmaktadır. Öyle ki, yapılan ibadetler bile bu cümleden kabul edilmeli, ibadetlerin arkalarından mutlaka Allah’ın (c.c.) şanına yakışmadığı için samimi bir şekilde tövbe ve istiğfar yapılmalıdır. Yoksa bu yolda ilerlemek, istenilen düzeye ulaşmak mümkün değildir.

-Evliya kerametleri nasıl meydana gelir ve neden kaynaklanır? Bazı insanlar vücutlarını geliştirmek için onca para ve emek harcarlar. Hâlbuki o gelişen vücut ona insani bir meziyet kazandırmaz. Bir gün de ölüp toprak olacaktır. Ruhu geliştirmek ancak onun manevi organları olan letaifleri zikir ve rabıta sayesinde nur ve feyizle beslemekle mümkündür. Normalde her insanın ruhu çok zayıftır. Kendisini nefsin gölgesinde saklar. Pek belli etmez. Yukarıda sözünü ettiğimiz kara sevda örneğinde olduğu gibi durumlarda belli eder. Aşk ruhsal bir olaydır. Şehvet nefsanidir. Bu iki olguyu karşılaştırdığımızda ruh ile nefsi daha yakından tanımış oluruz.

Evliya menkıbelerine baktığınız zaman akıl almaz, gerçeklik ötesi olaylara tanık olursunuz. Bunlara keramet denir.  Bazı insanlar gerçeklikle çatışan bu kerametleri inkâr yoluna giderler. Oysa Allah dostları hayatlarında yalan söylemedikleri gibi kendileri hakkında yalan söylenmesine de asla izin vermezler. Bu bakımdan kerametler haktır. Amacı da insanları hak yola çağırmaktır.

Elbette kerameti yaratan yüce Allah’tır. Ama yüce Allah (c.c.) her şeyi bir sünnetullaha göre yaratmaktadır. Sünnetullah ilahi yasalar demektir.

Kerametler velilerin olgunlaşan ruhlarıyla meydana gelmektedir. Dolayısıyla kerametlerin meydana gelmesinde letaiflerin birinci derecede rolleri bulunmaktadır.

Ruh, Allah’tan ilahi bir soluk olduğu için yüce Allah’ın (c.c.) izni ve taktiriyle letaifleri aracılığı ile kerametler gerçekleşmektedir. Kerametlerdeki sır letaiflerde gizlidir.

Letaifler Lahut âlemine yükselip de Allah’ın sıfatları ve güzel isimlerinin gölgelerine ulaştığında çeşitli kerametler için gerekli olan güç ve kudrete sahip olmaktadırlar.

Kalplerde olanı keşfetme, kabirdekilerin ahvalini bilmek, hastalara şifa vermek, suda yürümek, aynı anda değişik yerlerde bulunmak hep Lahut âlemine, yüce Allah’ın sıfat ve güzel isimlerinin gölgesine yükselmiş olan ruh, dolayısıyla letaifler aracılığı ile gerçekleşen ve bilinen belli başlı kerametlerdir.

Tasavvuf yoluna keramet sahibi olmak için değil Allah rızasına ermek için girilir.

-Çakralar ile letaifler arasında bir ilgi var mı? Budizm, Hinduizm gibi dinlerin başlangıçta hak temele dayanıp daha sonra tıpkı Hıristiyanlık ve Yahudi dinlerinde olduğu gibi bozulduğundan Kuran-ı Kerim söz etmese de akıl ve mantıkla olaya yaklaştığımızda bu dinlerin de temelinin tevhide ve ilahi kitaplara dayanıp daha sonra tahrif edildiklerini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Çakralar ile letaifler aynı konudan söz etmektedirler. Ruhun temel organlarını konu almaktadırlar.

Meditasyon adı altında yapılan uygulamalar ise büyük sıkıntıları ve tehlikeleri taşımaktadırlar. Zira bu uygulamalar şeytanlara davetiye çıkarmaktadırlar. İnsanların itikatlarını bozan pek çok yanlış bilgi bu meditasyonlarda zihinlere farkına varılmadan yerleşmektedir. Daha da kötüsü bir şeytan musallatında bu insanların sığınacağı bir limanlarının bulunamaması, kendilerini savunamamalarıdır. Onların ellerinde oyuncak olup kalmalarıdır.

Bir mürşid-i kamile bağlı bilgili ve bilinçli bir zikir ehlinin, bilgi ve kültürünü artırmak için meditasyon uygulamalarını, çakraları, söz konusu ettiğimiz dinleri incelemesini ve tanımasını tavsiye ederim. Bu, ona ufuk açacaktır. Ama tabii bu da ancak kendi yolunu iyice öğrendikten ve belli bir seviyeye geldikten sonra mümkün olacaktır.

-Nefis letaifinin ve letaif-i küllün vazifeleri nelerdir? Nefis letaifinin içerisinde insanın halk âlemindeki aslı olan dört unsur (anasır-ı erba) bulunur: toprak, hava, su, ateş. Nefis letaifi aslında bunlardan meydana gelir. Sütün üzerindeki kaymak gibi nefis de anasır-ı erbanın bir çeşit özüdür, bileşkesidir.

Zikir, rabıta, murakabe nefis letaifine de tesir eder. Yerinin iki kaş arası olduğunu yukarıda söyledik. İnsanın beşeri vasıfları, zaafları, günahları hep nefisten kaynaklanır. Nefsi tezkiye etmek, ruhu saflaştırmaktan daha zordur.

Nefis en esaslı şekilde oruç, erbain, hizmet etme gibi ibadetlerle tezkiye olunur.

Nefis genellikle kişinin şahsiyetinde anasır-ı erbasından bir unsurunu belli etmesiyle kendisini gösterir. Tabii herkesin yaratılışı birbirinden farklıdır. Bunda etken olan şey, bu unsurlardan birisinin diğerine göre daha ağır basmasıdır. Tabiatında toprak öğesi ağır basan kişi tembeldir. Çalışma ve ibadet ağırına gider. Korkaktır. Asalaktır. Rahatına ve keyfine düşkündür. Muhafazakârlar genellikle toprak öğesi ağır basan cinstendir. Su öğesi ağırsa dönektir. Verdiği sözleri çabuk bozar. Her renge girer. Kolayca yalan söyler. Münafık tabiatlıdır. Dedikoduya düşkündür. Her devrin adamı genellikle bunlardan çıkar. Hava öğesi ağır basan kişi çok duygusaldır. Hemen kanar. Duygu ve coşkuları ile hareket eder. Hayatı ciddiye almaz. Değişkendir.  Dünyasını şarkılar, aşklar oluşturur. Arzularına göre yaşamak ister. Sanatçılar genellikle bunlardan çıkar. Bunların siyasetle hiç alakaları yoktur. Ateş öğesi öfke, hırs, kibir, kin, şehvet gibi durumlara karşılık gelir ki bunlar sahibini cehenneme götürecek kadar tehlikelidirler. Hayatı çok ciddiye alırlar. Daha doğrusu dünya hayatı dışında başka bir yaşamın, ebedi hayatın olacağını pek düşünmezler. Dava adamları genellikle bunlardan çıkar. Yani her insanın yaratılışında bulunan nefis,  evrenimizin de, dünyamızın da temelini oluşturan bu dört öğeden oluşmaktadır. Adeta bunların ruhuna nefis denir. Yani toprak, ateş, hava, su kendi doğalarını, özelliklerini insana vererek onda nefis dediğimiz varlığı meydana getirmişlerdir. Bu dört öğe bizi dünyaya, insanlara ve evrene bağlamaktadır. Kişiliğimizin çekirdeğini oluşturmaktadır. Her insanın nefsinde bu dört öğeden bir öğe diğerlerine göre biraz ağır bassa da aslında insan nefsinde bunların her biri belli oranda da bulunmaktadır. Başkalarında gördüğümüz her olumsuz ahlak, davranış bizlerde de tohum olarak mevcuttur. Uygun şartlar bulduğunda hemen nefis içerisinde kendisini göstererek yeşerir, boy atar. Onun için nefis küfür üzere yaratılmıştır. Onun İslam’a girmesi, hidayeti kabul etmesi düşünülemez. Nefis ancak bir mürşid-i kâmilin elinde tövbe alarak zikir ve rabıta ile değişebilir. Mutmainne makamına çıkarak ilahi kanunlara boyun eğebilir. Yoksa düşünce egzersizleri ile kendi ilahlığından asla vazgeçmez.

Nefis zikir, rabıta, murakabe gibi yöntemlerle tezkiye olduktan sonra insanda iyi vasıflar, faziletler görülmeye başlar. Toprak öğesi ağır basan kişide ağırbaşlılık, mülayimlik görülür. Su öğesi ağır basan kişi uyumlu, hoş görülü, anlayışlı bir karakter sergiler. Hava öğesi ağır basan kişiler ise duygusal, empati kabiliyeti güçlü kişiler olarak dikkati çeker. Ateş unsuru ağırlıklı olan kişiler ise hizmet ve dava adamları olarak hayırlara vesile olurlar. Önde koşarlar.

İleri derecede rabıtaya sahip olanların sadatların ruhlarını görmeleri ve onlarla konuşmaları nefis letaifinin tamamen tezkiye edilmesinden sonra gerçekleşmektedir.

Şeytanları görmek ve onlarla konuşmak, nefis letaifinin altındaki letaiflerle (kalp, ruh, sır…) mümkündür.

Letaif-i küll pek çok kerametin, daha doğrusu büyük kerametlerin gerçekleşmesinde rol oynar. Yerinin başın üstü olduğunu yukarıda söyledik.

Allah (c.c.) her birimize son nefese kadar rızası yolunda zikir yapmayı nasip eylesin. Âmin.

Muhsin İyi

N O T  : KALP VE DİĞER LETAİF ZİKİRLERİ BİR MÜRŞİD-İ KAMİL VE MÜKEMMİL KONTROLÜNDE YAPILMALIDIR. GERÇEK BİR MÜRŞİDİN ÖZELLİKLERİNİ BİLMEK İSTEYENLER ALTTAKİ ADRESTE BULUNAN YAZIMIZI OKUSUNLAR:  (Admin)………………………………………………..
http://www.islamdergisi.com/tasavvuf/gercek-mursidlerin-vasiflari-nelerdir/

DIKKAT: Sitemize ya da yazarlarımıza hakaret veya küfür eden ve yazarlarımızı tehdit eden şahısların IP adresleri ve giriş saatleri sistemimiz tarafından kaydedilmektedir. Avukatımız aracılığıyla bu kişiler hakkında gerekli yasal işlemler başlatılacaktır. Yorum göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Dikkat! Yorum yazmadan önce aşağıdaki uyarıyı okuyunuz:
5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 125 Hakaret (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

Türk Ceza Kanununun yukarıda belirtilen maddelerine göre, sitemiz veya yazarlarımızın onur, şeref ve saygınlığını zedelemeye yönelik mesajlar gönderenler hakkında  gerekli yasal haklarımızı kullanacağımızı önceden bildiririz. Yorum yazarken nezaket kurallarına dikkat ediniz.

“Letaiflerin Anlamı, İşlevi, Görevleri Nelerdir?” üzerine 128 yorum.

  1. Hocam cok sorum var aslinda ancak ben sadece bu duzeyde profesyonel bi isi hicbir maddi karsilik beklemeden yaptiginiz icin Allah Razi Olsun sizden demekle yetinecegim.
    Rabbim sizdeki bu guzel itikadi dahada guzellestirsin. Bizede aynisini nasib eylesin.
    Dua ve selam ile

    1. Oflu kardeşim takdiriniz için teşekkür ederim. Allahu Teala razı olsun ve duanızı kabul etsin.

  2. Hayirli gunler

    Bende bi yere bagliyim,dersdeyken yesil isik goruyorum aradira bu nedir hocam.

    Saygilar

    1. Hayırlı günler. Allahu Teala seyrü süluk nasip etsin sıratı müstekimden ayırmasın.
      Yeşil ışık Hafi letaifinin nurudur.

    1. Mor renk kırmızı ile mavinin karışımıdır. Kırmızı kalp letafinin rengi, mavi ise nefsi natıkanın rengidir. Her iki letaifin nuru aynı anda kalpte zuhur ettiği için böyle bir durum hasıl olur Suna hanım.

  3. Selamın aleyküm Muhsin kardeşim
    Ben geçen oruç borçlarım birikmşti 1 aylık onları tuttum sonra hacamat yaptırdım 10 kilo verdim. Namazları vaktinde kılıp günahlarıma tövbe etme alışkanlığı geldi. Zayıflıktan mı nedir kalbimin aşağısında atar damar ve beynimde ki atar damarlar çok şiddetli atıyor diye, sorun var zannedip doktora gittim bir sorun yok. Acaba bir mürşit mi bulmam gerekiyor? Kalbimin atışı tüm bedenimi öne doğru sallıyor ve ben bunun sebebini anlayamıyorum.

    1. Muhsin hoca sitemizin misafir yazarlarındandır. Lütfen ona sorunuz sorunuzu.

  4. Abi selamün aleyküm. Önceki mesajımda yazan mail adresimi gizlersen çok sevinirim. Ben o zaman rüyamı tekrar yazayım.
    “Rüyamda nerede olduğumu bilmiyorum. Tek başımayım. Bulutların üstü gibi bi yerdeyim ama bilmiyorum. Oraya nasıl geldiğimi anlamaya çalışıyorum. Göremediğim biri olduğunu farkediyorum. Görmeye çalışıyorum ama göremiyorum. O kişi dumanlı falan etrafı. Hiç gözükmüyo. Ama biri var. Bi an iki kaşımın ortası yani nefsiye letaifim acımaya başlıyo. Ama çok garip bi acı. Ah deyip elimi götürüyorum oraya ama geçmiyo bi türlü. O acı git gide artıyo ve o en yüksek derecede kalıyo. “Ne oluyo buradan bana ne yapılıyo” diyorum içimden. Sanki oranda bi ipim var ve biri o ipi tüm kuvvetiyle çekiyo gibi his oluyo ve böyle bi ağrı…. Elimle ovuşturuyorum geçmiyo. Sonra fırtına gibi bi şey oldu rüzgarlar falan ben gözümü zor açıyorum. Ve uyandım.”
    Bu rüya beni çok etkiledi abi. Ve ben rabıta yaparken çok korkuyorum. Çok ciddi anlamda korkuyorum. Bunun için ne önerirsin? Allah razı olsun.

  5. Hayır o yazınızı yayınlamadım o yazınızı sildim.
    İlkelerimiz gereği kimsenin mail adresine yazı yazmıyoruz. Yazı yayınlanmadan bizim kontrolümüze geçer. Arzu ederseniz onu filtreleriz.

  6. Benim mursidim vefat emis Kabri Isganbulda yerlesiyor ben Turkmenistanliyim ben mursidimin Kabrine ziyaret etmem lazimmidir yoksa evimde rabita yapabilirmiyim
    Jevabynyz icin tesekkurler

    1. Mürşidler şehidler gibi ölmez sadece fani dünyadan sonsuz hayat olan ahirete göç ederler. Mürşidiniz yerine bir halife bıraktı ise ona bağlan. Bırakmadı ise Kamil ve mükemmil bir mürşid buluncaya dek eski müşidine rabıtaya devam et.

  7. Selamunaleyküm yazını okudum ve çok etkilendim bende sofiyiim inşaEllah dersliyim de ama yazınız da geçen karşı cinse istek arzusu bende çok var ve bunun imansız ölmeye sebep olacağından bahsetmişsiniz ve bu beni korkuttu eğer bu hisse karşı koyulursa gene de imansız ölmeye sebep olabilir mi sonuçta istemsiz gelen bir durum ve ikinci sorum bi ara zikr dersini bırakmıştım ve dergahlara da gitmediğim için çok harama dalmıştım ve bunun sonucun da kalp bölgem de ve ruh bölgem de bir
    katılık hissi vardı sonra şükür Rabbime zikre tekrar başlayınca o katılık eridi ama biraz gene o durum var arasıra oluyo kalbimin mühürlenmesinden korkuyorum sizce böyle bi durum olabilir mi cevaplarsanız sevinirim ve birde kalp zikri çekerken ruh letaifimde ağrı oluyo bunun sebebi nedir sabırla cevaplarsanız sevinirim

    1. Diğer sorularıma cevap verebilir misiniz acaba bir önceki sorumda “ikinci sorum “ dediğim yeri esas alarak sorduklarını cevaplar mısınız

  8. Selamun Aleyküm hocam. Öncelikle belirtmek istiyorum henüz bir tarikata bağlı değilim bu konuları araştırırırken rasladım yazınıza benim bir kaç defa defa yaşadığım bir olay var gece teveccüh namazına kalktığım bir gece çok tövbe edip zikir çektikten sonra uyuduğum vakit bir şeyin benim sol kalça kemiğimi sıktığını hissettim ve o zamandan beri ne Zaman o tür rüyalar görsem aynı yerin sıkıldığını hissediyorum. Benim merak ettiğim acaba o bölgede de bir letaif bulunuyor mudur yoksa yanlız başıma yaptığım için bir musallat durumu mudur ve ayrıca zikir derken normal salavat vs. çekmekten bahsediyorum yoksa tarikatlarda çekildiği gibi değil. Şimdiden Allah razı olsun

    1. Aleykümselam Deniz hanm.
      O durum manevi bir uyarıdır. Tesettüre dikkat etmeniz için öyle bir uygulama olmaktadır. Uyumadan önce amentüyü oku ve “Ya Rabbi Senin Rasulün Muhammed aleyhisselam her ne getirdi ise ona inandım kabul ettim” de. Ondan sonra da ayetelkürsiyi üç kez oku ve “sabah namazını vaktinde kılmak için yatıyorum, âmin yâ Muîn ” de.
      O bölgede letaif bulunmaz. Letaifler sol ve sağ göğüsün dört parmak altında ve üstünde ve İman tahtası denilen yerde olur.
      Bir tarikata girmeden zikir çekmek istersen çekebilirsin. Ancak zikre oturmadan önce ihlas, felak ve nas surelerini 7’şer kez okuyunuz ve Allah’tan başka hiçbir kimseden korkmayınız.

  9. Selamun Aleyküm, Bir Hocaefendi demisti ki herkeste Letaifler bulunmayabilir. Bu dogru mu acaba? Bir de insanin belirli Günahlardan Letaifleri acilmayip kapali kalma ihtimali varmi?

    1. Aleykümselam.
      O hoca cahil bir kimsedir. Kafir veya Müslüman fark etmez her insanda letaifler vardır.
      Küfür şirk ve büyük günahlar ve aşırı dünya sevgisi letaiflere perde olur.

    2. Hocam, perdelenmesi demek, yani perdenin belirli bir zaman kalkabilme imkani vardir demek, dogu anladiysam? Bunun disinda bazi insanlar ders alir almaz cok cabuk hal yasar, bazilari da hica yasamaz, bunun nedeni nedir? Soruyu hal yasamak icin sormuyom. Fakat insana Hal bir motivasyon veriyor, zevk veriyor.

    3. kalbin önündeki perdelerin açılması çok zordur. Kendisine her hal gelip sayha atanın kalp gözünün açıldığını sanmamak gerekir. Basiret gözü açılan kimsede zerre kadar dünya sevgisi kalmaz. Para ve kadın peşinde koşanlar ancak şeytanın oyuncaklarıdır.
      İslamı doğru öğrenip ibadetleri Allah rızası için yapanların Allah da nasip kılarsa basiretleri açılır bir gün. Önemli olan İslam ahlakına sahip olmaktır. Hal sahipleri o hali hakkı ile taşıyamazlarsa cehennem yolcusu olurlar.

  10. Hayırlı günler Ben Elhamdülillah sofiyim Dün bir kliniğe değişik sistemiyle vücuduma bakıldı bunun sonucunda vücuttaki 7 çakra varmış Bu 7 çakranın dordu kapalıymış Bundan dolayı hayata karşı soğumuşum olmam Depresyondaymisim karamsarım bu doğru ama çakraya inanmadım bu bizim cemaatimiz deki letaifleri benziyor. Bu kliniğe de sağ küreğimin üstündeki ağrıdan dolayı gittim dersim vardı 11000 çekiyordum uzun süredir Çekmiyorum bundan kaynaklanabilir mi bilgi verirseniz sevinirim

    1. Hayırlı günler sofi. Allah mübarek kılsın.
      Çakra Nedir?
      Çakra; insan bedeninde bulunan biyolojik enerji noktalarıdır. Tepeden aşağı yedi nokta varsayılır. Meditasyonla uğraşanlar geçici rahatlığa ermek için bu noktalar üzerinde düşüncelerini odaklarlar.
      Letaif ise, ruhun rahatlığını sağlar. Letaif noktaları sağ ve sol memenin dört parmak altı ve üstündedir. Bir de iman tahtası denilen yerdedir.. Lefaifin açılımı ise zikirle mümkündür.
      O ağrıların romatizmal değilse zikirleri aksatmandan olabilir.

  11. selamun aleykum kurban yazdıkalrınızı bır kısmını okudum renklerden bahsedelıyor bende renklerde baska cızgıler degısık desenler ve ınsanalrıın yzune bakınca uzun kulaklı uzun burunlular ve ıclrınde kı seslerı duyuyorum bazıların ıcı cok kotu fazla derıne ınmeycegım bana ulasırsana sevırım

    1. Aleykümselam Fırat.
      Bidayette görülenlere takılmamak lazım, hepsi imtihandır.

  12. Bir diğer aklıma takılan soru ise ; Rabıta şifa maksatlı yapılabilir mi ? Herhangi bir hastalığımızın iyileşmesi için.
    Bir başkası için onun şekline girdiğini düşünüp Rabıta yapmak diye bir şey var mıdır. Yani mesela manevi duygularının artmasını istediğiniz bir yakınınız için ; mürşidinizin karşısında , Manevi fayda görmesini istediğiniz kişiyi koyabilir miyiz… Umarım bu sorularım acayip değildir ve garip bulmazsnız. Konuyla alakalı düşüncenizi gerçekden çok merak ediyorum..

    1. Rabıta şifa maksatlı yapıldığında çakralar kullanılır. Yani bedenin çeşitli yerlerinde enerji depoları vardır. Onları harekete geçirerek iyileşmeye sebep olur. Böylesi şeyleri budist rahipler yapar. O sebeple önermem. Hastalığı olan Allahu tealadan şifa istesin.
      Rabıta tamamen ruhu tedavidir. Letaif nurlarını harekete geçirip İlahi nurların şevkiyle kalbi hastalıktan kurtarma yoludur.
      Telebbüsi rabıta denilen bir çeşit rabıta vardır. Mürşidi kamili kendi yerine koyarsın kendini yok sayarsın. O senin olduğun yerde Allahı kendi derecesi ile anar, Ona yalvarır. Bu tür rabıta en yararlı olan rabıtadır.

  13. Bu nurlar göz açıkken mi görünüyor ? Yoksa kapalıyken mi ? Gözüm kapalıyken iç içe geçmiş büyük, kar sembolüne benzer sürekli dönen parlak geometrik şekil bir görüyorum. Bu bahsettiğiniz nurlardan farklı bir şey mi. Bugün zikr çekerken, gözümü açtığımda buhara benzer şeylerin vucüdumdan yayıldığını gördüm. Bu bahsedilen nurlar mı acaba?
    Ben çok yeni ders almaya başladım. Kalbimde acıma yanma mevcut. Hafifden sağ kısmımda da başladı. Rabıta gerçekden aslında tüm müslümanların yapması gereken birşeymiş onu anladım.
    Rabıta ile ilgili yazınız da gerçek kunmaya değer çok güzel insanın Rabıtaya isteğini destekleyen bir yazı olmuş. Allah razı olsun değerli paylaşımlarınız için.

    1. Letaif nurları gözler kapalı iken de bazen de gözler açıkken bazen de rüyalarda gözükebilen ışıklardır. Her şekilde gözükebilir bir sınır yoktur. Kalp de yanmalar ve batmalar bidayette olur. Nihayette ise dayanılmaz zevklere dönüşür. Bunlar bazen nurlarla birlikte bazen de hiç bir şey gözükmeden his olarak tecelli ederler.

    2. Allah razı olsun. Yeni başladığım bu yolda size rast getirilmekde ikram oldu. Elhamdülillah. Yazılarınız şevk oldu reçete hükmünde oldu benim için.
      Hocam o çakraları Allahın izniyle şifa için kullanmamız sakıncalı mı. Rahipler yapıyorsa Rabbimizin izni ile şifasını umarak bizim yapmamız sakınca mı arz ediyor. Yoksa aşırı ilim mi gerektiriyor.
      Dün baş ağrımın Rabıta ile geçtiğine şahit oldum. Yani yanlış işler yapmak istemem. Bu konuyu islami olarak kullanan olmuş mudur merak ediyorum.
      Rabıtada yeniyim Elhamdülillah feyzi çok fazla. Bahsettiğiniz Telebbüsi Rabıtayı deniycem şu an yapabilir miyim bilmiyorum.
      İnşallah Allahımızın inayetiyle nefsimizi terbiye, kulluğumuzu rıza. İstikametimizde Peygamber Efendimiz SAV yolu üzere oluruz ömrümüzün sonuna kadar.
      Allah razı olsun Hocam.

    3. Şifayı Allahtan bilerek ve küfür alameti bir iş veya bir söz kullanmadan yapabilirsin.

    4. Yanlış iş yapmakdan Rabbimizin rızası dışına çıkmakdan Alllah CC ‘ ya sığınırım.
      Çakra açmak şu bu gibi konulara girmem zaten. Merakımıda celbetmiyor o taraf. Rıza dışında olan işlere hareketlere müracat ettirmesin Rabbim.

    5. Yok Hocam sizi gayet iyi anladım. Ben anladığımı, anladığım şekilde yazdım sadece.

  14. Nakşibendiye tarıkatına mensubum namaz kılarken kuran okurken normal zamanlardada oluyor beyaz pırıltılar goruyorum nedeni nedir?

    1. Lefataif nurlarıdır onlar. Onlara takılma. İstikamet üzere ol daima.

  15. Bende xxxxxx xxxxxxx istiyorum. İnşallah en kısa zamanda nasip olur cümlemize ben xxxxxx xxxxxxyim bu konuda bilgi verirmisiniz

    1. Bu sorunuz için başkalarının göremeyeceği özel cevap vermem gerekir. Aşağıdaki linki tıklayınız. Karşınıza İslam Dergisi Facebook sayfamız çıkar. Oraya mesaj atınız ve cevap bekleyiniz.

    1. Aleykümselam.
      Bu site sadece benim omuzlarımda devam etmektedir. Kimseden bir kuruş yardım almıyoruz.

  16. KURBAN KALP ZİKRİ ESNASINDA LETAİFLERİN ÇEŞİTLİ RENKLERİ MÜŞAHEDE EDİLEBİLİRMİ. SANKİ ÖYLE Bİ HALLAER OLUYORDA SELAMLAR.
    BAZI İNSANLARA TELEPATİ, TELEKİNEZİ DEDİĞİN ZAMAN ŞİRK DEMEZLER DE RABITA DEYİNCE ŞİRK DEMEYE BAŞLIYORLAR NE MANASIZ BİR ŞEY. SELAMLAR. C. ALLAH CÜMLEMİZİN YARDIMCISI OLSUN. AMİN.

    1. Letaifler inkaşafa başlarsa bazı melekuti ışıklar sızmaya başlar. Mesela kırmızı renk kalp letaifine aittir.
      Onlar ya art niyetli münkirlerdir ya da cahil ve kör kimselerdir. Aslında tam anlamıyla şirkin de ne olduğunu bilmezler.

  17. Rabıta esnasında kalp bölgesinde güçlü vurma şeklinde bir hal oluyor bu normal midir ? Birde letaif virdinde tesbihi o noktalara koyup çekmek mi gereklidir.Yoksa kalp üzerinde tutup o noktalara yoğunlaşmak mı gereklidir ? Bu konuda farklı yorumlar okudum.Bu konuda sizin görüşleriniz nedir ?

    1. O hal normaldir. Kalbin inkişafı durumunda herkeste kendine göre çeşitli haller oluşur.
      Letaif virdinde belirli sayılarda letaif noktalarının üstünde tesbih çekilmelidir. İşin zahiri boyutu böyle olunca batını boyutunda da her bir letaifin üzerinde odaklanmak gerekir.

Bir cevap yazın