Allah Alemleri Merhametinden Yarattı

Allah celle celalühü ayeti kerimede buyurdu ki, logo- salavat (2)
mealen;
– “Ben cinleri ve insanları ancak beni bilsinler ve bana ibadet etsinler diye yarattım.”  
(Zariyat Suresi/56)
Hadis-i kudsîde ise;
 “كُنْتُ كَنْزًا مَخْفِيًّا فَخَلَقْتُ الْخَلْقَ لِيَعْرِفُونِى“
– “Ben gizli bir hazine idim. Beni bilmeleri için, mahlûkatı yarattım”
buyurdu.           (Keşful-Hafa 2/132).
Allahu tealanın bilinmek istemesi -hâşâ- ihtiyaçtan değil, O’nun merhametindendir. Zira O Allah, Es-Samed’tir. Yani; herkes, her şey O’na muhtaç, O ise hiç bir şeye muhtaç değildir. Zira Kendisini ancak hakkıyla bilen, yine kendisidir. Kaldı ki insanların bilmesini dahi O yaratmaktadır.
Bir zengin, kapısına gelen dilenciye merhamet edip ona sadaka vermesi, nasıl ki ona muhtaç olmadığının açık bir tezahürü ise, Allahu Tealanın da yaratacakları kullarına merhamet edip yaratması ve onlara kendisini tanıtması, hiç bir şekilde onlara muhtaç olmadığının bariz bir belgesidir.
Allahu Tealanın kullarına Er-Rahman ismi ile merhamet etmesi, onları yaratıp dünyada geçici dünyevi nimetleri ile nimetlendirmesidir. Er-Rahîm ismi ile merhamet etmesi ise, kullarını varlığından haberdar ederek, onların enbiyalar ile gönderdiklerine iman etmeleri ve kulluk yapmaları karşılığında da cennetlerde sonsuz nimetlerle ödüllendirip ilahi cemâlinin güzelliğini onlara göstermesidir…
Âlemlerin Rabbi, ilk önce Muhammed aleyhisselamın ruhunu halk etti. Daha sonra diğer ruhları yarattı. Allah, ruhlara hitaben;
– “Elestü birabbiküm (Ben sizin Rabbiniz değil miyim?)” buyurdu.
O ilahi hitabın güzelliğinden mest olan ruhlar, “Kâlû belâ” (evet, dediler) ” hitabında bulundular…
Kur’an’da geçen o ilahi hitabe ve kabule istinaden “Ne zamandan beri Müslümansınız?” denildiğinde “kâlû belâdan beri Müslümanız” deriz.
Allahu teala, lütuf ve merhametini anlamamız için zıtları da halk etti. Geceyi yaratmasaydı gündüzün değerini, kışı yaratmasaydı yazın değerini, çirkini yaratmasaydı güzelin güzelliğini, cehennemi yaratmasaydı cennetin ihtişam ve güzelliğini yeteri kadar idrak edemezdik.
Allah(celle celallühü), Kâlû Belâ’da kulların; “Evet, Sen bizim Rabbimizsin” sözünün sadakatini kullarına göstermek için dünyayı yarattı ve ;
“O, hanginizin daha güzel iş yapacağınızı denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstündür, bağışlayandır.” (Mülk-2) buyurarak, bu dünyada bizleri imtihan edip, bizi bize göstermektedir.
Şimdi bu alemde, Allah’ı Rab olarak kabul etmeyenler, sözünde durmayarak sonsuz azaba aday olmaktadır… Vesselam.
Abdullah Bekir

(Visited 178 times, 1 visits today)
DIKKAT: Sitemize ya da yazarlarımıza hakaret veya küfür eden ve yazarlarımızı tehdit eden şahısların IP adresleri ve giriş saatleri sistemimiz tarafından kaydedilmektedir. Avukatımız aracılığıyla bu kişiler hakkında gerekli yasal işlemler başlatılacaktır. Yorum göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Dikkat! Yorum yazmadan önce aşağıdaki uyarıyı okuyunuz:
5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 125 Hakaret (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

Türk Ceza Kanununun yukarıda belirtilen maddelerine göre, sitemiz veya yazarlarımızın onur, şeref ve saygınlığını zedelemeye yönelik mesajlar gönderenler hakkında  gerekli yasal haklarımızı kullanacağımızı önceden bildiririz. Yorum yazarken nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın