İki Türlü Ecel Vardır

kader- hk ayetYazan: Bekir Abdullah
Keşke demek:
Hz. Ebu Hüreyre anlatıyor: Peygamberimiz (aleyhissalatü vesselam) şöyle buyurdu:
– “Kuvvetli (iman, azim, teşebbüs kabiliyeti bakımından güçlü) mümin, zayıf müminden Allah’a daha sevimlidir. Her birinde hayır vardır. Senin için (her iki dünyada) faydalı olan şeylere rağbet et; Allah’tan yardım iste, âcizlik/tembellik gösterme! Şayet başına bir musibet gelirse; “eğer şöyle yapsaydım, şöyle şöyle olurdu (veya; keşke şöyle yapsaydım, o zaman şöyle şöyle olurdu)” şeklinde bir şey söyleme! Bilakis şöyle de; “Bu Allah’ın takdiridir, o neyi isterse onu yapar.” Çünkü, “LEV” (eğer, şayet, keşke) kelimesi şeytanın işine yarar/iş yapmasına kapı açar.”
(Müslim, kader, 34; İbn Mace, Mukaddime, 10; Ahmed b. Hanbel, 2/366, 370)

Bu hadisin ifadesinden de anlaşılacağı gibi, şeytana iş yapma imkânı veren “LEV=eğer, şayet, keşke” kelimesinin ifade ettiği hususun kaderle yakın ilişkisi vardır. Geçmişe ait olaylar birer vukuattır. Vukuat ise birer mukadderattır, kaderin birer yansımasıdır. Bu gerçeğe rağmen, şayet kişi “eğer şöyle yapılsaydı böyle olmazdı” veya “keşke şöyle yapılsaydı o zaman bunlar başımıza gelmezdi” diye bir zihinsel hayıflanmaya başlarsa, şeytan zihnini bütün bütün karıştırır, içine vesvese verir. Adam mutezile gibi–kaderi inkâr edercesine–işin vukuunu tamamen sebeplere bağlar. Bu husus, itikadî yönden zararlı olduğu gibi, işin sonucunu değiştirebilecek bir fırsatı kaçırmanın teessüfünden bir moral çöküntüsü de yaşar. Zaten şeytanın yapmak istediği de budur.

Ecel; ömrün sonu, ölüm için takdir edilen (yazılan) zamandır, dünyâ hayâtının bittiği vakittir. Her canlının Allahü teâlâ tarafından takdir olunmuş bir eceli vardır. Ecel iki türlüdür. Değişen (muallak) Ecel, Değişmeyen (mübrem) Ecel.
Mübrem ecel ile alakalı âyet-i kerime (meâlen):

– “Her ümmetin bir eceli vardır. O ecel geldiğinde, ne bir ân erteleyebilirler, ne de öne alabilirler.” ( A’râf/34 )

Muallak Ecel ile ilgili hadisi şerif de ise ecel hakkında şöyle buyrulmuştur:
– “Sadaka, Müslüman kimsenin ömrünün artmasını gerektirdiği gibi, kötü sondan da muhafaza eder.” (Hadis-i Tirmizî)

Görünüş de yukarıdaki ayetle hadisi-i şerif çelişir gibi sanılmaktadır. İmamı Rabbani hazretlerine göre ise öyle değildir.
Bu ayeti bazıları yanlış anlayıp çelişkiye düşüyorlar. Onlara göre sadaka ömrü uzatmazmış, ayetle hadis çelişiyormuş. Burada çelişen bilgisizliktir.
Âyeti kerimede “O ecel geldiğinde, ne bir ân erteleyebilirler, ne de öne alabilirler.” buyrularak insanların ömrünün uzatılıp kısaltılmasının sadece Allah’a mahsus olduğu mesajı verilmekte olup, Allahu tealanın ömürleri uzatıp kısaltamayacağı anlamında değildir.. Zira O Allah, “ve hüve alâ külli şeyin kadîr” (O’nun gücü her şeye yetendir) buyrulmuştur.  Allah dilerse ömrü uzatır da kısaltır da. Ayeti kerime de  bu husus vurgulanmaktadır. Mezkür hadisi şerifte de bu husus sadaka verilerek, iyilikler artırılarak Allahu Tealanın ömürleri uzatabileceği ifade edilmektedir.
Şunu bilmek gerekir ki ayetlerle hadisler asla çelişmez çelişir görünseler de.
Rabbim bize lutüf ve kereminden ilim irfan ver. Bizi her dem sırat-ı mustekîm üzere kıl.

“İnsan doğmadan önce; ne kadar yaşar, nerede ölür, tövbe ile mi, tövbesiz mi ve hangi hastalıklardan, îmân ile mi, yoksa îmânsız mı gider?” cümlesi ezelde takdir edilmiş, ezelde (sonsuz öncede) yazılmıştır. Eceli, büyük İslam alimi İmamı Rabbani hazretleri iki kısım olarak bildirilmiştir.
Bunlardan birini “ecel-i mübrem”, diğerini “ecel-i muallak” şeklinde açıklamıştır.
Ecel-i Mübrem: Bu ecel, hiç değişmez. Herkesin bir ecel-i müsemmâsı vardır ve ecel hâzır olduğu vakit, bir an gecikmez ve vaktinden önce gelmez. Canlı, takdir edilen o anda ölümü tadar. Bu ecelden kaçmak, kurtulmak mümkün değildir. Bu bakımdan, meselâ harplerden kaçanlar ölümden kaçtıkları için değil, ecelleri henüz gelmediği için kurtulmuşlardır. Aynı şekilde tâun (vebâ) gibi bulaşıcı hastalık bulunan yerlerden uzaklaşanlar da henüz ecelleri gelmediği için yaşamaya devâm ederler. Buralardan kaçmayıp sabredenlerden ölenler ise ecelleri geldiği için ölmüşler, yaşamaya devâm edenler de ecelleri gelmediği için ölmemişlerdir. Afrika’da açlıktan ölenler, ecelleri geldiği için ölmüşlerdir. Trafik kazâları gibi, onların da ölüm sebebi açlık olmuştur. Onlara yardımcı olmak çok iyidir ve sevaptır. İntihâr eden, başkası tarafından öldürülen veya kazâ netîcesinde ölen kimseler için halk arasında “Eceli ile ölmedi!” denilmesi yanlıştır. Çok tehlikeli hallerden sağ sâlim kurtulanların yanında ufacık ve değersiz görünen sebeplerle ölüp gidenler düşünülürse ecel-i müsemmâ’nın anlaşılması kolaylaşabilir. O halde, ecel vakti Allahü teâlânın takdiri iledir. Bu konuda çok meşhur olmuş bir beyt şöyledir: Ecel geldi cihâne Baş ağrısı bahâne
Ecel-i Muallak: Bir sebebe bağlı olarak değiştirilmesi takdir edilmiş eceldir. Bir kimse, Allahü teâlânın beğendiği iyi işi yapar, yâhut sadaka verir, hac ederse, ömrü 60 sene, bunları yapmazsa 40 sene diye takdir edilmesidir. Allahü teâlânın beğendiği iyi işler, kabul olan duâlar, takdir edilen kazânın değişmesine, yâni artmasına sebeb olur.
Bu husus Peygamberimizin(sallallahu aleyhi ve sellem) hadîs-i şerîflerde bildirilmiştir:
“Kader, tedbir ile sakınmakla değişmez. Fakat kabul olan duâ, o belâ gelirken korur.”,
“Kazâ-i muallakı hiçbir şey değiştirmez. Yalnız duâ değiştirir. Yalnız ihsân, iyilik artırır.” ve
“Sadaka ömrü uzatır.” hadîs-i şerîfleri bunun delîlidir.
Dâvûd aleyhisselâmın yanına iki kişi gelip, birbirinden şikâyet etti. Dinleyip, karar verip giderken Azrâil aleyhisselâm gelip;
– “Bu iki kişiden birincisinin eceline bir hafta kaldı. İkincisinin ömrü de, bir hafta önce bitmişti. Fakat, ölmedi.” dedi. Dâvûd aleyhisselâm şaşıp, sebebini sorunca;
– “İkincisinin bir akrabâsı vardı. Buna dargındı. Gidip, onun gönlünü aldı. Bundan dolayı Allahü teâlâ buna yirmi yıl ömür takdir buyurdu.” dedi.
Bir başka misâl de şöyle verilebilir. Birinin 3 gün ömrü kalmışken, akrabâsını Allah rızâsı için ziyâret etmesi ile ömrü 30 sene uzar. 30 yıl ömrü kalmış olanın da akrabâsını terk ettiği için ömrü üç güne iner. Bu değişiklikler Allahü teâlânın ezelî ilmine uygun olarak meydana gelir. Yoksa Allahü teâlânın takdir ettiği (yazdığı) şey asla değişmez. Herhangi bir şekilde öldürülen kimsenin ömrü, o anda, ortadan kesilmiş, yarım kalmış değildir. O anda eceli gelmiştir. Doktor bulmak, ilâç bulmak, organ nakli ve öteki sebepler de Allahü teâlânın takdirine bağlı olup, ecel gelmemiş ise ölünmez ve gelmiş ise kurtulunmaz.
BİR KISSA:
Bir gün Cebrail(a.s.) Peygamberimize(s.a.v.) gelip sahabeden bir gencin bir gün sonra öleceğini haber verir.
O genç ise o gün evlenir ve akşam gerdeğe girmeden önce yeni evliler için yapılan tatlıyı yemek üzereyken kapıya bir fakir gelir. Allah rızası için yiyecek bir şeyler ister. Genç sahabi o tatlıyı o fakire verir.
Ertesi gün sabah namazında O gencin ölü olmadığı görülünce Rasulullah o duruma hayret eder. Rasulullahın hayretini gören Cebrail(a.s.): 
– “Gencin tatlıyı sadaka olarak vermesi gelmekte olan belayı geri çevirdi.” diyerek durumu açıklar.
Gerçekten de sahabe gencin evine giden eshab, onun yastığının altında ölü, siyah bir yılan bulurlar. (Mektubat-ı İmam-ı Rabbani/1.c.217.Mktp)
Rasulullah’ın(s.a.v.):
– “Müslüman kimsenin sadaka ömrünün artmasını gerektirdiği gibi kötü sondan da muhafaza eder.” (Hadis-i Tirmizî)
“Sadaka yetmiş nev’i belayı men’eder. Bunların hafifi cüzzâm ve baras (ala tenlilik) meşhur hastalığıdır.” (Hadi-i Camiüs-Sağîr)
“Sadaka ömrü uzatır.” (Hadis-i Camiüs-Sağîr) buyurduğu hadisi şerif de bu durumu teyid eder mahiyettedir…
Görüldüğü gibi Muallakta olan kaza, dua ve sadaka ile değiştirilebilirken Mübrem kaza ise hiç bir şekilde değişmediği ayet ve hadislerle sabit olduğu görülmektedir.

DIKKAT: Sitemize ya da yazarlarımıza hakaret veya küfür eden ve yazarlarımızı tehdit eden şahısların IP adresleri ve giriş saatleri sistemimiz tarafından kaydedilmektedir. Avukatımız aracılığıyla bu kişiler hakkında gerekli yasal işlemler başlatılacaktır. Yorum göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Dikkat! Yorum yazmadan önce aşağıdaki uyarıyı okuyunuz:
5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 125 Hakaret (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

Türk Ceza Kanununun yukarıda belirtilen maddelerine göre, sitemiz veya yazarlarımızın onur, şeref ve saygınlığını zedelemeye yönelik mesajlar gönderenler hakkında  gerekli yasal haklarımızı kullanacağımızı önceden bildiririz. Yorum yazarken nezaket kurallarına dikkat ediniz.

“İki Türlü Ecel Vardır” üzerine 239 yorum.

  1. Selamünaleykum benim 2 yaşındaki oğlum vefat etti babaannesine gitmişti 1 saat sonra gelecekti babasıyla gitmişti ve orada acı olay oldu oğluma araba çarptı diyorlar ama oğlumda birşey yoktu kimsede görmemiş otopsiye gitti yavrum daha cikmadi hep kendimi suçluyorum keşke yollamasaydım die basta böyle değildim ama başına gelince akıl baştan gidiyor kendimi suçluyorum hep benimde günahlarım vardır istemeye istemeye yaptığım benim günahlarım yüzünden de mi küçücük yavrumun başına bu geldi azaptayim özlemim ayrı üzüntüm ayrı azabım hepsi ayrı nolur birşey deyin

    1. Aleykümselam hanımefendi. Allahu teala sabrı cemil bahşeylesin. Acınız çok büyük sizi çok iyi anlıyorum. Aynı şeyi yaşamayanlar bunu gereği gibi anlayamaz. Lakin ne çare ki bu İlahi mukadderattır. O’nun takdirine razı olmaktan başka tercih bizi helak eder.
      Konunuz hakkında daha geniş bilgi için linkimizi tıklayıp okuyabilirsiniz.

      https://islamdergisi.com/uncategorized/keske-demek/

  2. Hayirli akşamlar hocam benim abimde kalp krizi geçirip vefat etti 35 gün önce daha onceden de kalbiyle ilgili ciddi ameliyat geçirmişti ama toparlanıp calismaya devam etti.annem çok vicdan azabi duyuyor neden çalıştırdım keşke ise gitmesine izin vermeydim kendini sucluyor ölümundan mağaza da satış elemanıydi yorucuydu işi işyerinde soylememustı ameliyatli olduğunu annemi nasil teselli edebilirim.

    1. Hayırlı günler Suna hanım. Öncelikle Allahu Tealadan size başsağlığı ve Allahu tealadan sabır cemil dileriz.
      Hz. Ebu Hüreyre anlatıyor: Peygamberimiz (aleyhissalatü vesselam) şöyle buyurdu:
      – “Kuvvetli (iman, azim, teşebbüs kabiliyeti bakımından güçlü) mümin, zayıf müminden Allah’a daha sevimlidir. Her birinde hayır vardır. Senin için (her iki dünyada) faydalı olan şeylere rağbet et; Allah’tan yardım iste, âcizlik/tembellik gösterme! Şayet başına bir musibet gelirse; “eğer şöyle yapsaydım, şöyle şöyle olurdu (veya; keşke şöyle yapsaydım, o zaman şöyle şöyle olurdu)” şeklinde bir şey söyleme! Bilakis şöyle de; “Bu Allah’ın takdiridir, o neyi isterse onu yapar.” Çünkü, “LEV” (eğer, şayet, keşke) kelimesi şeytanın işine yarar/iş yapmasına kapı açar.” (Müslim, kader, 34; İbn Mace, Mukaddime, 10; Ahmed b. Hanbel, 2/366, 370)

      Bu hadisin ifadesinden de anlaşılacağı gibi, şeytana iş yapma imkânı veren “LEV=eğer, şayet, keşke” kelimesinin ifade ettiği hususun kaderle yakın ilişkisi vardır. Geçmişe ait olaylar birer vukuattır. Vukuat ise birer mukadderattır, kaderin birer yansımasıdır. Bu gerçeğe rağmen, şayet kişi “eğer şöyle yapılsaydı böyle olmazdı” veya “keşke şöyle yapılsaydı o zaman bunlar başımıza gelmezdi” diye bir zihinsel hayıflanmaya başlarsa, şeytan zihnini bütün bütün karıştırır, içine vesvese verir. Adam mutezile gibi–kaderi inkâr edercesine–işin vukuunu tamamen sebeplere bağlar. Bu husus, itikadî yönden zararlı olduğu gibi, işin sonucunu değiştirebilecek bir fırsatı kaçırmanın teessüfünden bir moral çöküntüsü de yaşar. Zaten şeytanın yapmak istediği de budur.

  3. selamun aleyküm hocam annem 4 ay önce kalp krizi geçirdi kaybettik ambulans çağırdılar nekadar zamanda geldi bilmiyorum ama bana göre ambulans geç geldi o an kendimde değildim hayatım en büyük acısı yaşıyorum bi akrabam aynı şekilde kalp krizi geçirdi benin’le yaşıt 30 ambulans cagırmayıp taksiyle götürdüler 3 yoğum bakım kaldı kurtuldu bana dedilerki sizde ambulans cagırmayıp kendini götürseydiniz kurtulurdu ben psikoloji da kötü bozuldu hocam gerçekten ambulans değilde kendimiz götürseydik yasıyormuydu çok teşekkür ederim iyi akşamlar hocam

    1. Aleykümselam Betül hanım. Allah sizlere sabır versin annenizin de mekanını cennet bahçesi kılsın.
      Söylentilere aldırmayınız. Annenizin ölümü gelmiş Hakka yürümüş. Bundan sonraki söylentiler şeytana kapı açar. Ambulans erken de gelse annenizin ömrünü doktorla uzatamazdı. Bundan sonra anneniz için ne yapmanız gerekiyorsa ona odaklanınız. Keşkeler asla vefat edeni geri getiremez.

    2. amin hocam hergün kuran okuyorum okumadığım bir gün yok bn önceden elime dua kitabı bile almamıştım annemden sonra kuran okuyorum hergün annem namazında bi anne elimden gelen yardımlar yapıyorum annem için zaten toparlanamdım çok özlüyorum böyle söylentilerde elimde olmadan kesk’e diyorum şeker hastası hersey çok kısa sürede oldu hamur işi yendi misafir teydik şeker çıktı sandık hamur sonra şeker cıkıyo normalde hc anlamadım ve ecel gelmeseydi ambulans yada hastane erken gidip gidilmeseydide kurturlurmuydu çok teşekkür ederim hocam

    3. Hayırlı günler hayırlı bayramlar Betül hanım.
      Peygamberimiz(sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu:
      “Başına bir iş geldiğinde; “Eğer şöyle yapsaydım, şöyle olurdu” deme. Fakat “Bu Allah’ın takdiridir ki, öyle olmasını diledi ve öyle yaptı” de. Çünkü keşkeler, şeytanın vesvese ve aldatmasına kapı açar.”
      (Hadis-i Müslim-2664)
      Her şey gayet açık değil mi?
      Olan olmuş artık bundan sonra keşkelerin bir yararı olmaz sadece şeytana kapı açar. Tedbir alsaydınız bile, ambulans vaktinden önce gelseydi bile tedbirleriniz hiçbir işe yaramayacaktı. Çünkü annenin ölüm saati o saatmiş.

  4. Hayirli cumalar benkimeiyilketsem kotu oluyoz heleikikisivarki canimiyakiyo ole selamvermeden gecmeleri hicumursamamalari islerivarken canimcicim isleribiti selamdavermiyollar neyapsamacaba

    1. Hayırlı cumalar Hülya hanım.
      Nankörlere iyilik etmeyin. Bir kez nankörlük yapana mesafeli olun. Peygamberimiz, “Mümin bir delikten iki kez ısırılmaz.” buyurdu.
      İyilikten bilen halden anlayan çile çekmiş menfaatçi olmayan insanlarla arkadaş olunuz.

  5. Selamunaleykum vermis oldunuz bilgiler icin cok sagolun okudum cogunun yasadigi benimkine de benziyo ama bazilari allah gunahi cok olana uzuntu verir diyo bazilari sevdine verirdiyor lutfen bukonudada bilgi verirmisiniz allahim raziolsun simdiden

    1. Aleykümselam Hülya hanım.
      Allah mümin kullarının günahı varsa günahının azalması ve imtihan için nimetlerle birlikte bazı üzüntülerde verir. Günahı olmayan iyi kullarında hem imtihan için hem de manevi derecesinin yükselmesi için sıkıntılar verir.

Bir cevap yazın