İki Türlü Ecel Vardır

kader- hk ayetYazan: Abdullah Bekir
Ecel; ömrün sonu, ölüm için takdir edilen (yazılan) zamandır, dünyâ hayâtının bittiği vakittir. Her canlının Allahü teâlâ tarafından takdir olunmuş bir eceli vardır. Ecel iki türlüdür. Değişen (muallak) Ecel, Değişmeyen (mübrem) Ecel.
Mübrem ecel ile alakalı âyet-i kerime (meâlen):

– “Her ümmetin bir eceli vardır. O ecel geldiğinde, ne bir ân erteleyebilirler, ne de öne alabilirler.” ( A’râf/34 )

Muallak Ecel ile ilgili hadisi şerif de ise ecel hakkında şöyle buyrulmuştur:
– “Sadaka, Müslüman kimsenin ömrünün artmasını gerektirdiği gibi, kötü sondan da muhafaza eder.” (Hadis-i Tirmizî)

Görünüş de yukarıdaki ayetle hadisi-i şerif çelişir gibi sanılmaktadır. İmamı Rabbani hazretlerine göre ise öyle değildir.
Bu ayeti bazıları yanlış anlayıp çelişkiye düşüyorlar. Onlara göre sadaka ömrü uzatmazmış, ayetle hadis çelişiyormuş. Burada çelişen bilgisizliktir.
Âyeti kerimede “O ecel geldiğinde, ne bir ân erteleyebilirler, ne de öne alabilirler.” buyrularak insanların ömrünün uzatılıp kısaltılmasının sadece Allah’a mahsus olduğu mesajı verilmekte olup, Allahu tealanın ömürleri uzatıp kısaltamayacağı anlamında değildir.. Zira O Allah, “ve hüve alâ külli şeyin kadîr” (O’nun gücü her şeye yetendir) buyrulmuştur.  Allah dilerse ömrü uzatır da kısaltır da. Ayeti kerime de  bu husus vurgulanmaktadır. Mezkür hadisi şerifte de bu husus sadaka verilerek, iyilikler artırılarak Allahu Tealanın ömürleri uzatabileceği ifade edilmektedir.
Şunu bilmek gerekir ki ayetlerle hadisler asla çelişmez çelişir görünseler de.
Rabbim bize lutüf ve kereminden ilim irfan ver. Bizi her dem sırat-ı mustekîm üzere kıl.

“İnsan doğmadan önce; ne kadar yaşar, nerede ölür, tövbe ile mi, tövbesiz mi ve hangi hastalıklardan, îmân ile mi, yoksa îmânsız mı gider?” cümlesi ezelde takdir edilmiş, ezelde (sonsuz öncede) yazılmıştır. Eceli, büyük İslam alimi İmamı Rabbani hazretleri iki kısım olarak bildirilmiştir.
Bunlardan birini “ecel-i mübrem”, diğerini “ecel-i muallak” şeklinde açıklamıştır.
Ecel-i Mübrem: Bu ecel, hiç değişmez. Herkesin bir ecel-i müsemmâsı vardır ve ecel hâzır olduğu vakit, bir an gecikmez ve vaktinden önce gelmez. Canlı, takdir edilen o anda ölümü tadar. Bu ecelden kaçmak, kurtulmak mümkün değildir. Bu bakımdan, meselâ harplerden kaçanlar ölümden kaçtıkları için değil, ecelleri henüz gelmediği için kurtulmuşlardır. Aynı şekilde tâun (vebâ) gibi bulaşıcı hastalık bulunan yerlerden uzaklaşanlar da henüz ecelleri gelmediği için yaşamaya devâm ederler. Buralardan kaçmayıp sabredenlerden ölenler ise ecelleri geldiği için ölmüşler, yaşamaya devâm edenler de ecelleri gelmediği için ölmemişlerdir. Afrika’da açlıktan ölenler, ecelleri geldiği için ölmüşlerdir. Trafik kazâları gibi, onların da ölüm sebebi açlık olmuştur. Onlara yardımcı olmak çok iyidir ve sevaptır. İntihâr eden, başkası tarafından öldürülen veya kazâ netîcesinde ölen kimseler için halk arasında “Eceli ile ölmedi!” denilmesi yanlıştır. Çok tehlikeli hallerden sağ sâlim kurtulanların yanında ufacık ve değersiz görünen sebeplerle ölüp gidenler düşünülürse ecel-i müsemmâ’nın anlaşılması kolaylaşabilir. O halde, ecel vakti Allahü teâlânın takdiri iledir. Bu konuda çok meşhur olmuş bir beyt şöyledir: Ecel geldi cihâne Baş ağrısı bahâne
Ecel-i Muallak: Bir sebebe bağlı olarak değiştirilmesi takdir edilmiş eceldir. Bir kimse, Allahü teâlânın beğendiği iyi işi yapar, yâhut sadaka verir, hac ederse, ömrü 60 sene, bunları yapmazsa 40 sene diye takdir edilmesidir. Allahü teâlânın beğendiği iyi işler, kabul olan duâlar, takdir edilen kazânın değişmesine, yâni artmasına sebeb olur.
Bu husus Peygamberimizin(sallallahu aleyhi ve sellem) hadîs-i şerîflerde bildirilmiştir:
“Kader, tedbir ile sakınmakla değişmez. Fakat kabul olan duâ, o belâ gelirken korur.”,
“Kazâ-i muallakı hiçbir şey değiştirmez. Yalnız duâ değiştirir. Yalnız ihsân, iyilik artırır.” ve
“Sadaka ömrü uzatır.” hadîs-i şerîfleri bunun delîlidir.
Dâvûd aleyhisselâmın yanına iki kişi gelip, birbirinden şikâyet etti. Dinleyip, karar verip giderken Azrâil aleyhisselâm gelip;
– “Bu iki kişiden birincisinin eceline bir hafta kaldı. İkincisinin ömrü de, bir hafta önce bitmişti. Fakat, ölmedi.” dedi. Dâvûd aleyhisselâm şaşıp, sebebini sorunca;
– “İkincisinin bir akrabâsı vardı. Buna dargındı. Gidip, onun gönlünü aldı. Bundan dolayı Allahü teâlâ buna yirmi yıl ömür takdir buyurdu.” dedi.
Bir başka misâl de şöyle verilebilir. Birinin 3 gün ömrü kalmışken, akrabâsını Allah rızâsı için ziyâret etmesi ile ömrü 30 sene uzar. 30 yıl ömrü kalmış olanın da akrabâsını terk ettiği için ömrü üç güne iner. Bu değişiklikler Allahü teâlânın ezelî ilmine uygun olarak meydana gelir. Yoksa Allahü teâlânın takdir ettiği (yazdığı) şey asla değişmez. Herhangi bir şekilde öldürülen kimsenin ömrü, o anda, ortadan kesilmiş, yarım kalmış değildir. O anda eceli gelmiştir. Doktor bulmak, ilâç bulmak, organ nakli ve öteki sebepler de Allahü teâlânın takdirine bağlı olup, ecel gelmemiş ise ölünmez ve gelmiş ise kurtulunmaz.
BİR KISSA:
Bir gün Cebrail(a.s.) Peygamberimize(s.a.v.) gelip sahabeden bir gencin bir gün sonra öleceğini haber verir.
O genç ise o gün evlenir ve akşam gerdeğe girmeden önce yeni evliler için yapılan tatlıyı yemek üzereyken kapıya bir fakir gelir. Allah rızası için yiyecek bir şeyler ister. Genç sahabi o tatlıyı o fakire verir.
Ertesi gün sabah namazında O gencin ölü olmadığı görülünce Rasulullah o duruma hayret eder. Rasulullahın hayretini gören Cebrail(a.s.): 
– “Gencin tatlıyı sadaka olarak vermesi gelmekte olan belayı geri çevirdi.” diyerek durumu açıklar.
Gerçekten de sahabe gencin evine giden eshab, onun yastığının altında ölü, siyah bir yılan bulurlar. (Mektubat-ı İmam-ı Rabbani/1.c.217.Mktp)
Rasulullah’ın(s.a.v.):
– “Müslüman kimsenin sadaka ömrünün artmasını gerektirdiği gibi kötü sondan da muhafaza eder.” (Hadis-i Tirmizî)
“Sadaka yetmiş nev’i belayı men’eder. Bunların hafifi cüzzâm ve baras (ala tenlilik) meşhur hastalığıdır.” (Hadi-i Camiüs-Sağîr)
“Sadaka ömrü uzatır.” (Hadis-i Camiüs-Sağîr) buyurduğu hadisi şerif de bu durumu teyid eder mahiyettedir…
Görüldüğü gibi Muallakta olan kaza, dua ve sadaka ile değiştirilebilirken Mübrem kaza ise hiç bir şekilde değişmediği ayet ve hadislerle sabit olduğu görülmektedir.

DIKKAT: Sitemize ya da yazarlarımıza hakaret veya küfür eden ve yazarlarımızı tehdit eden şahısların IP adresleri ve giriş saatleri sistemimiz tarafından kaydedilmektedir. Avukatımız aracılığıyla bu kişiler hakkında gerekli yasal işlemler başlatılacaktır. Yorum göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Dikkat! Yorum yazmadan önce aşağıdaki uyarıyı okuyunuz:
5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 125 Hakaret (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

Türk Ceza Kanununun yukarıda belirtilen maddelerine göre, sitemiz veya yazarlarımızın onur, şeref ve saygınlığını zedelemeye yönelik mesajlar gönderenler hakkında  gerekli yasal haklarımızı kullanacağımızı önceden bildiririz. Yorum yazarken nezaket kurallarına dikkat ediniz.

“İki Türlü Ecel Vardır” üzerine 177 yorum.

  1. selamün aleyküm hocam ben annemi 1 ay önce kaybettim 47 yaşındaydı ve hiç bi hastalığı yoktu sadece şeker hastasıydı ama çok dikkat ediyordu bi gün akrabam börek yapması için çağırdı annem biraz isteksiz gitti yaptı yendi 3 saat sonra biraz ratsız oldu ben herzamanki gibi şeker sandım 15 dakka içinde ratsızlandı ve kalp krizi geçirdi ambulans biraz gecikti yada banamı öyle geldi bilmiyorum herkesin yardımına koşar herkes tarafından sevilen herkese yardım eden biriydi bnm annem bu kadermi ecelmi hocam bayılmadan önce gidilseydi yine ölücekmiydi teşekkür ederim şimdiden çok büyük bi acı hep rüyamda gülerek konuşarak görüyorum

    1. Aleykümselam Betül hanım.
      Başınız sağ olsun Allah sabrı cemil ve bol ecir bahşeylesin.
      Şair derki
      Ecel geldi cihane
      Baş ağrısı bahane.
      Annenizin ömrü o kadarmış. İki cihan gelse onu bir saniye ileri alamazdı. İlahi kader öyle imiş ona razı olalım ki hem ölene sıkıntı vermeyelim hem size bol sevap verilsin.

    2. teşekkür ederim hocam.da önce şeker için hastane gidilseydi yada kalp için kalp cerraha kafamda tek soru bu yine olucakmıydı ama demedi hiç çok kötüyüm diye ama ölümden korktuğunu söylüyordu aynı zamanda aynı şeyler gerçekten herseyi düşünüyorum ve herseyde kendimi suçluyorum

    3. Kendinizi boşuna suçlamayın. Allah onun ömrünü o kadar kılmış dünyadan nasibi kesilmiş. Hepimiz oraya gidiciyiz. Burası imtihan salonudur. İmtihanı biten gitmek zorundadır. Günü saati geldiğinde siz de oraya gideceksiniz. Vefat ettikten sonra şunu yapsaydım iyileşirdi demek yanlıştır. Allah onun iyileşmesini dileseydi sebeplerini de yaratır onu iyileştirirdi.
      Ecel geldi mi tedbir işe yaramaz.

    4. Teşekkür ederim Hocam .acım çok büyük ve kabullenmek Ben tek annemi değil ablamı anneni arkadaşımı herseyini bi anda kaybettim çok Zor Ani olan Ve hiçbi ratsızlığı yokken olması benim için çok zor o yüzden kendimi suçluyorum bikere gidilseydi önceden hastalığı varsa çıkarmıydı sürekli kafamda tekrar teşekkür ederim hocam rüyamda yapmaya pişman olduğum şeyleri yaşadım hastane götürdüm bunun gibi yapamadığım şeyleri rüyamda annemle yapmak istediklerimi tekrar yaşadım allah bana yaşattı ve rüyamda gülerek görüyorum konuşuyoruz sanki gerçek gibi teşekkür ederim

    5. Sizi anlıyorum Allah acınızı hafifletsin. Ama elden bir şey gelmez ki onları geri getirebilesin, ne mümkün. Kabullenmekten başka çare yok. Bu imtihan dünyası böyledir. Ama burası acılarla dolu bir dünyadır. Burada hiçbir kimse mutlak mutluluğu elde edemez. Rabbim sizi sevdiklerinize acıların hiç olmadığı sonsuz mutluluk ülkesi olan cennette buluştursun.

    6. Teşekkür ederim hocam allah razı olsun kalp krizi ecel kadermi midir? ihmalsizlikmi oluyo annemin ratsızlıgı hiç yoktu şeker vardı dikkat ediyordu herseyi hızlı hızlı yapan yorulmazdı ben yorulurdum annem yorulmazdı yani hiç arada bi kolu baca ağrırdı kalp krizi ecelmi ihmalsizlikmi o yüzden sordum hastane gidilseydi yine kalp krizi gecirirmiydi kuran okumaya gelen hoca sordum erken gitseydi kurtulma ihtimali vardır dedi teşekkür ederim hocam iyi günler

    7. Rica ederim.
      Neyin ecel neyin kaderimiz olduğunu bilemeyiz. Bize düşen tedbir almak, takdir Allah’ındır. Biz üzerimize düşen tedbirleri aldıktan sonra her şeye rağmen ölüm başa gelirse o da eceldir. Ama tedbirsizlik yapıp da ölüme sebep olursak o da vebaldir.
      Anneniz için bundan sonra yapacağınız hayır hasenat yapıp ona sevaplarını göndermektir. Şöyle yapsaydım böyle yapmasaydım ölmezdi gibi temenniler şeytana kapı açar.
      Peygamberimiz buyurdu ki:
      “Başına bir iş geldiğinde ; “Eğer şöyle yapsaydım, şöyle olurdu” deme. Fakat “Bu Allah’ın takdiridir ki, öyle olmasını diledi ve öyle yaptı” de. Çünkü keşkeler, şeytanın vesvese ve aldatmasına kapı açar.”
      (Hadis-i Müslim-2664)

    8. Teşekkür ederim hocam ama insan acılıyken ne dediğini bilmiyor istemeyerek te olsa bilmiyor sadece şeker vardı bi ratsızlıgı yoktu bi ratsızlıgı olmadığı için hastane gitme gereği duymuyo kimse kaderinde ömrü daha uzun olsaydı allah hastane gittiğinde yaşatma şansı verirdi yada yoğm bakımda haftalarca yatıp uyanan hastalar var tedbirsizlik yok ama olsada kaderinde ömrü o an bitmediyse allah yaşamasına izin vermezmiydi k bakmayın hocam fazla soru sordum hakkınızı helal edin teşekkür ederim

    9. Rica ederim.
      İnsanın ömrü rızkı kadardır. Dünyada nasibi biten kimsenin ömrünü Allah’tan başka kimse uzatamaz. Annenizin ömrü o kadarmış bu kabullenilse de kabullenilmese de bu değişmez.
      Siz bundan sonrasına bakınız. Anneniz için ne gibi hayır hasenat yaptınız önemli olan odur.
      Siz istediğiniz kadar tedbir alınız ecel geldiğinde çareler biter.
      Ölüm kötü değil ölümden sonrası için hazırlık yapmamak kötüdür.
      BİR MENKIBE:
      Peygamberimiz(sallallahu aleyhi ve sellem) bir kabristandan geçerken yeni bir kabrin başında bir kadın ile bir erkeğin ağladığını görür. Onlara;
      – Sizi ağlatan şey nedir, diye sorar. Onlar:
      – 15-16 yaşlarında bir kızımız vardı yeni öldü onun için üzülür ağlarız, dediler. Kızın annesi;
      – Ey Muhammed! Senin peygamber olduğunu işittik. İsrail oğullarının peygamberleri ölüleri diriltirdi. Sen de bir dua etsen de Allah kızımızı dünyaya döndürse” dedi. Peygamberimiz onların kızının isimini öğrenip kızın isim ile yeni kabre hitap etti:
      – “Ey falan kızı filane! dedi. Kız:
      – Buyur ey Allahın Rasulü, dedi. Rasulullah:
      – Annen baban senin ölümüne çok üzülmüşler dua edeyim de Allah seni dünyaya tekrar döndürsün mü? dedi. Kız:
      – Asla dünyaya geri dönmek istemem ey Allahın Elçisi. Ben şu anda cennetteyim! dedi.
      Rasulullah kızın anne-babasına döndü:
      – Kızınızın sesini işittiniz buna rağmen dünyaya dönmesini ister misiniz dedi. Onlar:
      – Hayır asla dönmesini istemeyiz ey Allahın Rasulü, dediler.

    10. Allah razı olsun hocam iki tane kızım var 4,8 yaşlarında torunlarımı görmeden duramazdı yakın oturuyorduk görmediğimde çok özlüyorum kötü oluyorum derdi küçük kızımla birbirilerine herkesten çok bağlılardı hep herkese bana .hocam allah onun sabrını öteki dünyada veriyormu ?küçük kızım annanem gece geliyo hepimizi öpüyo sabah gidiyo diyo görüyorum ben diyo böyle imkan varmı?bende rüyalarımda birbirimize sarılıp öpüyoruz annemle gerçek gibi ruhu gerçekten yanımamı geliyor?anneme son sorum teşekkür ederim k bakmayın çok şey sordum

    11. Ne mutlu rüyanızda merhume annenizi görebiliyormuşsunuz. Rüyada onu görmek ruhen onunla görüşmektir. O senin yanına değil sen onun yanına gidiyorsun demektir.

  2. Hocam benim yaklaşık 3 ay önce 3 yaşındaki kızımı sadece geniz eti ve bademcikerinden dolayı ameliyat sonrası kaybettim yavrumu sapa sağlam hastaneye götürdük cansız bedenini çıkardık odaya çıkardıkları zaman ben yanımdaydım nefes alıyordu ama sonradan kesildi ben hiç fakedemedim 3 buçuk saat odada kaldı narkozun etkisinden hiç uyanamadı ne doktorlar nede hemşireler hiç gelip kontrol etmediler çok ihmal vardı çok ne olur söyleyin bana götürmesek yinede o gün vefat edecekmiydi

    1. Allah sabırlar versin çok üzüldüm başınız sağolsun.
      Hastaneye dava açtınız mı?
      Mademki ihmalleri var cezalarını çeksinler.
      Ölüm olayına gelince o yavrucağın ömrü o kadarmış oraya götürmeseniz de ecel onu bulacaktı. Ama ihmal edenler de suçludur.

Bir cevap yazın