Ramazan Ayı, Oruç ve Teravih Namazı

Oruç hakkında Allah’ın kitabı Kur’an-ı
Kerim’de buyuruldu ki, mealen :
“Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.” (Bekara-183)

Peygamber(sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz ise oruç hakkında şöyle buyurdular, mealen:

“Eğer kullar, Ramazanın fazîletlerini bilselerdi, bütün senenin Ramazan olmasını temennî ederlerdi…”   (Hadis-i Heysemî, c.3, sf. 141)
***
“Ramazan ayı geldiğinde Cennet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar zincire vurulur.” (Buhari, Savm)
Bu hadisi şerifte kastedilen şeytanların zincire vurulması hususu, oruç tutan mü’minler için geçerlidir. Zira oruçlu, oruç sebebi ile şeytanların dolaşma yeri olan kan damarlarını tıkamış olur ve şeytanlar oruçlunun bedeninde rahat hareket edemez duruma gelirler.

TERAVİH NAMAZININ ÖNEMİ
Teravih namazı Peygamber(aleyhisselam) efendimizin hadis-i şerifleriyle bildirilmiş olup, sünnet-i müekked olduğu Eshab-ı Kiramın  ve Müctehid alimlerin icmaları  ile sabittir. (Merakıl-felah şerhi)

Peygamber(s.a.v.) Efendimiz, teravih namazını, 8, 12 ve 20 rekat olarak kıldığı olmuştur. İbni Abbas hazretleri bildiriyor ki:
Resulullah, yatsıdan sonra, vitirden önce, yirmi rekât namaz kıldıktan sonra,
– “Ramazanda 20 rekât teravih namazı kılanın, yirmi bin günahı affolur” buyurdu. (İbni Ebi Şeybe)
Peygamber efendimiz, 3-4 gün teravihi cemaatle kıldırdı, daha sonra evden çıkmadı. Sebebi sorulunca, 
– “Teravih namazının size farz olacağından korktuğum için, evden çıkmadım”
 buyurdu. (Buhari)

Teravihin yirmi rekât olduğuna inanmayanın bid’at ehli olduğu Nur-ül-izah şerhinde de yazılıdır.
İmam-ı a’zam hazretleri;
“Teravih namazı müekked sünnettir. Hazret-i Ömer, teravihin yirmi rekât olarak cemaatle kılınmasını kendiliğinden ortaya çıkarmadı. O, elindeki sağlam esasa, yani Resulullah’ın sünnetine dayanarak emretti” buyuruyor. (El-İhtiyar)

Resulullah teravihi hiç kılmasa bile, Hulefa-i raşidinin yani dört halifenin kılması, sünnet olması için kâfidir. Nitekim Rasulullah(sallallahu aleyhi ve sellem)buyurdular ki;
– “Sünnetime ve Hulefa-i raşidin’in sünnetine sımsıkı sarılın” (Buhari)

Büyük veli ve alim İmam-ı Rabbani hazretleri buyurdular ki:
Mübarek Ramazan ayı, çok şereflidir. Bu ayda yapılan, nafile namaz, zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda bir oruçluya iftar verenin günahları affolur. Cehennemden azat olur. O oruçlunun sevabı kadar, ayrıca buna da sevap verilir. O oruçlunun sevabı hiç azalmaz.

Bu ayda, emri altında bulunanların, işlerini hafifleten, onların ibadet etmelerine kolaylık gösteren âmirler de affolur, Cehennemden azat olur. Ramazan-ı şerif ayında, Resulullah, esirleri azat eder, her istenilen şeyi verirdi. Bu ayda ibadet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak nasip olur. Bu aya saygısızlık edenin, günah işleyenin bütün senesi, günah işlemekle geçer.

Bu ayı fırsat bilmeli, elden geldiği kadar ibadet etmelidir. Allahü teâlânın razı olduğu işleri yapmalıdır. Bu ayı, ahireti kazanmak için fırsat bilmelidir.

Kur’an-ı kerim, Ramazanda indi. Kadir gecesi, bu aydadır. Ramazan-ı şerifte, iftarı erken yapmak, sahuru geç yapmak sünnettir. Resulullah bu iki sünneti yapmaya çok önem verirdi.

İftarda acele etmek ve sahuru geciktirmek, belki insanın aczini, yiyip içmeye ve dolayısıyla her şeye muhtaç olduğunu göstermektedir. İbadet etmek de zaten bu demektir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bir Cevap Yazın