Müslümanlar azalır veya çoğalır ama İslam azalmaz da çoğalmaz da. İnsanlar parayı kadını ve dünya zevklerini çok severlerse ahiret inançları azalır ve hatta yok olur. Bu tür kimseler için para dünya zevklerine ulaşmak o zevkleri tatmak için vesile olduğundan paraya çok önem verirler ve hatta ona taparlar.
Ama İslami inanın tebliğ olmasından bu zamana dek inanan veya inkar edenleri bazen azalmış bazen çoğalmıştır. İnançlı kimselerin azalıp çoğalmasının ekonomi ile alakası yoktur. Öyle olsaydı zenginler daha çok sapıtmazdı.
Toplumdaki inanç bozukluğu sorunları okullarda başladı ve tekrar oradan düzeltilebilir. 100 yıldır bu okullarda çocuklara dinsizlik dersleri veriliyor. Göz boyamak için de göstermelik yüzeysel İslami dersler veriliyor.
İnsanları ibadete ne yönlendirir?
Elbette ki Allah ve ahiret inancı ve bununla birlikte helal yiyecek ve içecekler.
Allah ve ahiret inancı sağlam olanlar asla ibadetlerinden taviz vermezler hasta iken yoksul iken başlarında musibetler dolaşırken bile ibadetlerini asla terk etmezler.
İnsan neden yaratıldığına bakmaz mı ki haşa Allah’ı göklerde arar. Göklerde var sayılan uyduruk ilahların yerdekileri bütün ayrıntılarına göre bilmesi, görmesi, yaratması ne mümkündür?
Gerçek ilah Allah, şekilden, altı boyuttan, zamandan ve mekandan münezzehtir. İnsana insandan daha yakın ama bu yakınlık bizim bildiğimiz anladığımız yakınlığın çok ötesindedir.
Evrendeki canlı ve cansız her yaratığı oluşmasına sebep olan maddenin temeli atomlardır. Atomlar dahi elektron, nötron ve protonlardan meydana gelir. Bunları dahi oluşturan foton diye varsayılan parçacıklar tektir. Kimi bilim adamları bunlara kuantum der. Kuran’da ise en küçük parçacık zerrenin parçaları olarak anlaşılır.
İnsan hiç düşünmez mi evreni dolduran birbirinin aynısı olan tek parça nasıl oluyor da değişik insanlar oluyor? Bu parçacıklar bir yerde canlı bir insan, bir yerde başka bir ölü. Bir yerde yırtıcı hayvan, başka bir yerde mikrop, bir yerde su, bir yerde tatlı, bir yerde tuzlu, bir yerde şifa, bir yerde hastalık.? Ama bunların hepsi birbirinin aynısı olan tek bir parça yani fotonların değişik şekil alması… Bu parçacıklar insanda beyin olup işitiyor, biliyor, görüyor. Yeryüzünde toprak olup eylemsiz bir ölü oluyor. Ama hepsi birbirinin aynısı.
Bu ölü parçacıkların her biri size gören, bilen, işiten, diri ve dirilten Allah’ın eserleri olduğunu göstermiyor mu? Çünkü bunların canlı olanlarından bir süre sonra bu işitme, bilme ve canlılık özellikleri alınıp eski hallerine dönmekte olduğunu görüyoruz…
Bunları görememenin bir sebebi var. Kişinin kendisine ve çevresine manen kör ve sağır kalmak.
Bekir Abdullah 20 Eylül 2025
Allah ve Ahiret İnancı
DİKKAT: Hakaret, küfür, tehdit içeren mesajlarla ilgili gerekli yasal işlemler yapılır. Soru veya mesaj göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.
Aşağıdaki formu doldururken takma ad veya rumuz kullanabilirsiniz. İnternet sitesi kısmını boş bırakınız. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir. Eposta adresiniz yayımlanmaz.
Aşağıdaki formu doldururken takma ad veya rumuz kullanabilirsiniz. İnternet sitesi kısmını boş bırakınız. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir. Eposta adresiniz yayımlanmaz.

Adlığınız ve e-posta adresiniz paylaşılmayacak şekilde işaretlenmiştir. E-posta * İnternet sitesi Boş bırakıldı. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir. Eposta adresiniz yayımlanmaz.
Bu yazı gerçekten de kınlığın çok ötesinde gibi duruyor! Evreni dolduran tek parçacıkların nasıl farklıydı ki, beynimde kafa karışıklığı yarattı. Beynimdeki atomlar hala bu parçacıkları bir arada bulması için çalışıyor. Letaifler zikrinden mi meditasyondan mı daha etkili olur bile bilmiyorum, sanırım hepsi birbirinin aynısının farklı bir versiyonu? Eğer bu parçacıkların her biri bize görür, bilir, işitir, o zaman belki de biz de onların dünyasını biraz daha görmeye çalışmalıyız, değil mi? Yani, evrenin en küçük parçası bile bir fırsat, belki de biraz daha nefisle oynamak için? 😉
Bu ölü parçacıkların her biri size gören, bilen, işiten, diri ve dirilten Allah’ın eserleri olduğunu göstermiyor mu? Çünkü bunların canlı olanlarından bir süre sonra bu işitme, bilme ve canlılık özellikleri alınıp eski hallerine dönmekte olduğunu görüyoruz…
Bu da demektir ki Allah’tan başka ilah yoktur ve bizi dirilten ve yaşatan O’dur.