Evliyanın Ruhlarından Himmet İstemek Caiz midir?

 

DUABismillâhirrâhmânirrahîm
Her hayrın ve şerrin yegane yaratıcısı kendisinden başka İlah olmayan Allahu Tealaya sonsuz hamdü senalar ve O’nun Rasulü Muhammed Mustafa’ya salat ve selamlar olsun..

Ey okuyucu bilesin ki O Allah tektir, O’nun eşi ve benzeri ve dengi yoktur. Hiçbir kimsenin gücü yoktur sadece kudret Allah’a aittir. Herkese kuvvet ve hayat veren sadece O’dur ve dönüşümüz O’nadır.
Kullar işlerinin yaratıcısı değildir. Cenab-ı Hakkın insana emanet olarak verdiği cüzi irade ile kul, iyilikten veya şerden birisini seçmesinin akabinde Allahu Teala o işi yaratır ve o sebeple kul her yaptığından sorumlu tutulur. Enbiya ve evliya ve diğer mahlukat bir işin yapılmasında sacede vesiledir yaratma işi Allah’a aittir. Allah’tan başkası için “falan şunu yarattı” veya “ben bunu yarattım” demek asla caiz değildir..

Dua Nedir? Herhangi bir isteğin veya ihtiyacın yerine getirilmesi için bir yalvarma şeklidir. İnsanlar ve cinler elde edemedikleri şeyler için bir başkasını yardıma çağırma işlemidir. Kafirler elleri ile yaptıkları putlardan medet istedikleri gibi, kendilerinden güçlü olduğunu saydıkları varlıklardan da yardım isterler. Müminler ise sadece “iyyâkena’budu ve iyyâkenesteîn” (yalnız sana kulluk eder ve yalnız senden yardım isteriz) (Fatiha-5) ayetinin manası gereğince ancak Allah’a dua ederler ve hakikatte sadece Ondan yardım beklerler.

SORU 1: Allah’tan başkasına dua etmek şirk midir?

CEVAP: Allah’tan başkasına dua ve ibadet etmek şirktir. Ancak, bir müminin dua ederken; Ya Rabbî Senden, Peygamber efendimizin hurmetine şu duamın kabulünü istiyorum” diye peygamberleri veya evliyayı vesile etmesi evliyaya veya peygamberlere dua ve ibadet etmek değildir.

SORU 2: Himmet Nedir? Enbiyaların ve evliyaların ruhlarından himmet istemek, şirk midir?
CEVAP:

Himmet: Kast irade ve kuvvetli istek Allahu tealanın veli kullarından bir zatın gönlünde yalnız bir işin yapılmasını bulundurup başka bir şeyi gönlüne getirmemesi ve Allah’tan dileyerek bu şekilde bir şeyin olmasına vesile olmasıdır. (Dini Terimler Sözlüğü 1. cilt)

Himmet etmek; gönül lisanı ile bir işin yapılmasını Allahu tealadan istemektir. Dilsiz, dudaksız, harfsiz ve kelimesiz olarak Allahu tealaya yalvarmaktır.

Himmet istemek; basiret gözü açık olan velilerden sırr lisanı ile dilsiz, harfsiz ve kelimesiz olarak kendisi için Allah’a dua edilmesini istemektir. Bir kimse kendisi için himmet(dua) edebileceği gibi, bir başkası için de himmet(dua) edebilir. O halde birilerinden dua istemeye şirk yaftası vuran kimse hem ahmaktır hem de katmerli cahildir.

 

U  Y  A  R  I  :

Bir sufi, Peygamberlerin veya Evliyaların ruhlarından dua anlamında olan himmet isteyeceği zaman, şu bilinçte olmalıdır: Himmet isteyen kimse; hem kendisinin, hem kendisine himmet(dua) etmesini istediği kimsenin ve aralarındaki irtibatın ve o duanın kabul edilme işleminin  yaratılışını  Allahu Tealadan bilmeli ve öyle itikat ederek himmet istemelidir..
Muhterem Dilaver Selvi Hoca, ‘Kaynakları İle Tasavvuf’ isimli eserinde Cürcani’nin Tarifat’ını kaynak göstererek himmetten şöyle söz ederler: Tasavvuf erbabına göre himmet, kulun kendisini veya başkasını bir hayra ulaştırmak, bir şerden korumasını veya bir kemali ele geçirmek için bütün manevi gücünü kullanarak kalbiyle Cenab-ı Hakk’a yönelmesidir(dua etmesidir). ” Aslında kuluna destek veren ve problemini çözen Yüce Allah’tır. “Himmet şeyhimdiyen kimse; “ey şeyhim şu isteğimi yaratdemek istemez. Bu ifadeyle;”Ey şeyhim! Şu ihtiyacımı gidermek için Rabbime benim için dua etdemek ister.” (Kaynakları ile Tasavvuf)
Bir sufi, şeyhi hususunda ifrata kaçmadan; “Onlar Allahın dostlarıdır. Allah, onların hurmetine bizleri feyizlendiriyor, onların duaları vesilesi ile başımıza gelmesi muhtemel olan musibetleri kaldırıyor, islah ve irşad olmamıza onları sebep kılmaktadır.” diye itikat ediyorsa, bu asla şirk değildir. Zira Peygamber(aleyhissalatü vesselam) Efendimiz de; “Ben de, dua ederken salih kulları vesile ederek Allahu tealadan  istiyorum.” diye buyurmuşlardır. Nitekim Adem(aleyhisselam), Rabbinden tevbesinin kabulünü Peygamber Efendimizin hürmetine isteyince, Allahu teala onun tevbesini o vesile ile kabul etmiştir.

ALLAH’TAN BAŞKASINDAN YARDIM İSTEMEK ŞİRK MİDİR?

SORU 3: Kur’an-ı Kerim’in Fatiha Suresi 5. ayette geçen:”iyyâkenesteîn” (De ki;)Yalnız senden yardım isteriz.)mealindeki ayeti;”Allah’tan başkasından yardım istemek şirktir” şeklinde yorumlayanlar vardır.  Bunların bu ayete verilen anlam doğru mudur?

CEVAP : O anlam kesinlikle yanlıştır. Eğer ki Yalnız Senden yardım isteriz mealindeki ayete, neo selefi mezhepsizlerinin verdikleri anlam doğru olsaydı, kendileri de müşrik olurlardı. Çünkü onlar da her gün birilerinden  yardım istemektedirler.
Allah’tan başka birinden yardım istemeyen bir Allah’ın kulu var mıdır?
Peygamberler dahi diğer insanlardan yardım istemişlerdir.  Bu sapkınların idrak edemedikleri gerçek, kulların birbirlerine yardım etmesi hususunda  sadece kulların vesile olması hususunu anlayamamalarıdır veya anlamak istememeleridir.. Hakikatte o yardımı yaratan Allahu Tealadır.

Bir kimse ister maneviyatta ve isterse görünen alem de olsun, doğrudan Allah’tan değil de başka her hangi bir kimseden yardım istediğinde, o kimse o yardıma sebep olanları ve o yardımın Allah’ın yaratması ile gerçekleştiği inancı içindeyse, o kimseye şirk yaftası yapan kimse art niyetli bir münafık değilse, ahmağın ta kendisidir.
Eğer ki, bir kimse kendisine yapılan yardımın Allah’ın iradesi, kudreti ve yaratması ile değil de, o yardımın, yardımı istenilen kimsenin öz kudreti ile yapıldığına inanırsa, velev ki o yardım maddi veya manevi alem de yapılsın, böyle inanan kimse şirk içindedir. Zahiri, sebep bilen Peygamberler de insanlardan yardım istemiştir. İşte o husustaki ayetler, mealen:
-”(Yusuf) Onlardan, kurtulacağını sandığı kimseye dedi ki; “Efendinin yanında beni zikret.” Ama şeytan onu efendisine hatırlatmayı unutturdu. (Yusuf böylece) Zindan da bir süre daha kaldı.” (Yusuf Suresi/42)
Bu ayette kast edilen Yusuf’un zahiren de olsa arkadaşından yardım talep etmesidir.
-”Vaktaki İsa onlardan küfrü sezince, “Bana Allah için kim yardım edecek” dedi. (Âl-i İmran-52)
Bu ayette, İsa Peygamberin kafirlere karşı Havarilerden yardım istediği açıkça bildirilmektedir. Birgün Rasul-i Ekrem (s.a.v.) , Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin (radıyallahu anhum) bir yere gittiler. Rasul-i Ekrem:
-”Bana yardım edin” buyurdular. Onlar:
-”Sana nasıl yardım edelim” dediler. Rasul-i Ekrem:
-”Abdest alıp namaz kılarak, sonra da “Ya Rabbi atamız Muhammed’e rahmet eyle” diye dua ederek dedi.
Bunun gibi, yardım istemek hususunda Peygamberimizin hayatında bir çok misaller bulunmaktadır. Başkalarından yardım istemek şirk olsaydı, Allah’ın Rasulü ehl-i beytinden yardım ister miydi? Hâşâ. Ehl-i Sünnetin haricinde olan Mu’tezile Mezhebi ve Vehhabi Mezhebleri anlayışında; Allah’ın bir emri inkar edilmeyip sadece yapılmadığı halde, şirk sayılmaktadır. Bu bir şaşkınlık ve sapıklık anlayışı olduğundan, bizim memleketimizdeki bu şaşkınların uyduları da, bunlardan daha da şaşkındır.

SORU 4: “ (de ki) Yalnız Senden yardım isteriz ”  ayetindeki emri inkar etmeksizin bu emri yapmamak şirk midir?  Zira bir emrin emir olduğuna inanıp da yapmamak küfür değil, sadece günah olmaz mı?

CEVAP : Ehli Sünnet itikadına göre Allahu tealanın bir emrini inandığı halde tembellikten dolayı yapmayan şirke değil, yalnızca günaha girer. Bazı sapık mezheplere göre bir kimse bir farzı inanmadığı için değil de tembelliğinden dolayı yapmadıysa müşrik sayılmaktadır. Bu sebeple “Yalnız Senden yardım isteriz” mealindeki ayete de, Peygamber Efendimizin sünnetine bakarak, eshabın ve müçtehid alimlerin nasıl anlam verdiklerine bakmaksızın kendi kısa akıllarına göre mana vererek sırat-ı müstekîm olan Ehli Sünnet yolundan çıkmışlardır.

SORU 5: Madem ki her şeyi Allah yarattığına göre, neden Allah’tan istenmiyor da, kullar vesile edilerek  isteniliyor?

CEVAP : Sizi de bizi de Allah yarattı. Bu sorunun cevabı şu sorumuzun içindedir:
“Lokantaya gidiyorsunuz masaya yemek geliyor. Bakıyorsunuz masada su yok. Suyu neden doğrudan Allah’tan istemiyorsunuz da garsondan istiyorsunuz.?
Allahu Tealanın İlahi adeti gereği, Cenab-ı Hakk Teala kullara rızıklarını vesilelerle vermektedir. O dileseydi doymamız için ekmeğe gerek kalmazdı. Susadığımız da, suya gerek kalmazdı. Zira ekmeği de, suyu da, susuzluğu da, açlığı da yaratan ve onları gideren de O’dur. Cenab-ı Hakk’ın duaların kabulünde Enbiya ve Evliyayı vesile kılması ise, onlara vermiş olduğu değeri, biz aciz kullarına bildirmek içindir. Tıpkı Adem Peygambere, Muhammed aleyhisselamın Allah katındaki değerini, bildirmesi gibi.
Dua ederken; “Ya Rabbi Senden Rasulün Muhammed aleyhisselam hürmetine istiyorum diye dua etmelidir.

SORU 6: Vesile caiz midir?
CEVAP : Maide suresi 35’te mealen:
– “Ey iman edenler Allah’tan sakının, O’na(rızasına ermek için) vesile arayınız. Ve O’nun yolunda mücadele veriniz. Umulurki kurtuluşa erersiniz.” diye buyurulmaktadır.
Her kula yardım ancak Allah’tandır. Ölü veya diri her kul, yardım hususunda sadece vesiledir. Allah, İlahi adeti gereği yardımlarını, vesilelerle yaratmaktadır.
Ölülerin aciz olduğuna inanıp da, yaşayanların kuvvetinin Allah tarafından verilmediğine itikat eden kimseler de şirke girer. Boğulmakta olan birinin kurtulmasına, birileri sebep oluyorsa, aslında orada kurtarıcı Allahu tealadır, kul ise sebeptir. Zira ölülerin ruhuna da işittirip güç veren, yaşayanlara da güç verip işittiren Allahtır. Allah’ın ölülerin ruhlarına işittirmekten ve yardım hususunda ölülerin ruhlarını yaşayanlara vesile kılmaktan yana aciz olduğunu sanmakta küfürdür. Zira, ölü veya diri herkese kuvvet ve hareket, ancak Allah’tandır. Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh.” 
Allah dilerse, kuru ağaca konuşma, görme ve işitme gücü verir. Ve Allah dilerse, ölüleri dirilerin yardımına vesile kılar. Bunlara inanmayan kimse, Allahu tealanın: “Ve Huve alâ külli şeyin Kadîr” mealinde olan;” Ve O Allah’ın gücü her şeye yeter.” ayetine inanmamış olur ki, bu da açık bir küfürdür.

Allah’tan başkasından yardım istemek konusunda her mü’min şu bilinçte olmalıdır:
Her kim, herhangi bir kuldan, her ne şekilde yardım isterse istesin, yardıma vesile olacak  kimsenin, o yardım hususunda sadece bir vesile olduğunu bilmelidir.

 

SORU 7:  Bir şey nasıl şirk olur?

CEVAP : Şirk; ortak, denk ve eş kabul etmek anlamlarına gelen bir kelimedir. Allahu teala Kur’an-ı Kerim’de, şirkin çok büyük bir zulüm olduğunu ve şirki tövbesiz asla affetmeyeceğini bildirmektedir.  Allahu tealaya şirk koşmak demek; O’nun, yüce Zâtı ve varlığının ve sıfatlarının eşi ve denklerinin olduğuna inanmak demektir. Şirk; mahlukların,  Allahu teala ile birlikte başka ilahlar tarafından yaratılmış  olduğuna inanmaktır.  Kainattaki olayların yaratılışında Allah’a ortaklar tayin etmek, her türlü zarar ve faydanın yaratılışında Allah’a ortaklar, yardımcılar tanımak demektir.

SORU 8: Gıyâba hitaben bir işin yapılmasını istemek dinen doğru mudur?
CEVAP : Bu, Allahu tealanın peygamberler ve evliyayı sebep kılarak yarattığı olağan üstü hallerdendir. Bir gün, Hazreti Ali Medine’den üç aylık uzak bir mesafede düşmanlarla savaş ederken, bir kâfir arkadan yaklaşıp, Ali(radıyallahu anh) hazretlerine  kılıcını arkadan vurmak istediği esnada,  Peygamber(s.a.v.) Efendimiz :
-”Ya Ali! Arkana bak! ” diyerek Hazreti Ali’yi uyardı.
Eshabdan bazıları bu uyarının tarihini yazdılar ve üç ay sonra Medine’ye dönen Hazreti Ali’ye bunu sordular. Hz.Ali:
– ”Evet bundan üç ay önce böyle bir olay vukuu buldu. Ben o gün, Rasulullah’ın: ” Ya Ali! Arkana bak!” dediğini duydum ve geriye baktığımda, bir kafir arkamdan bana kılıcını vurmak üzere olduğunu fark ettim ve onu bertaraf ettim.”dedi.
Bunun benzeri bir durum da, Hazreti Ömer’in(r.a.) halifeliği zamanın da oldu. Hazreti Ömer’in İranlılarla savaşan Kumandan Sariye’ye, çok uzak mesafelerden:”Ya Sariyel-cebel”(Ey Sariye Dağa çekil” diye hitap etmeleri meşhur haberlerdendir.  Bu ve bunun benzeri olaylar, Allah’ın kudreti ile yaratılmaktadır. Yeter ki, bu işlerin Allahu teala tarafından yaratıldığına itikat edilsin ve O’ndan başka güç ve gerçek tasarruf sahibi olmadığına inanılsın.

SORU 9: Kur’an’da Velilik Var mıdır?

CEVAP: Allah Teâlâ böyle kimseler hakkında:
-“Haberiniz olsun ki Allah’ın velî kulları için hiçbir korku yoktur. Onlar mahzun da olacak değillerdir.” (  Yunus, 62  ) buyurmuştur.

SORU 10
: Kur’an’da Evliyanın Kerametine Dair Âyetler Var mıdır?

CEVAP: Bu hususta gerek Esahab-ı Kehf’ ile ilgili ve gerekse Hz. Meryem’le ilgili kerametler mevcut ayetlerde belirtilmiştir.    

Ashâb-ı Kehf kıssasında zikredilen husus :
Allahu Teala buyuruyor ki, mealen:
-“Onlara baksaydın görürdün ki, güneş doğduğu zaman mağaralarının sağ tarafına yönelir, battığı vakit de onların sol yanını kesip giderdi. Kendileri ise oranın geniş bir yerinde idiler. Bu, Allah’ın AYETLERİNDENDİR. Allah kime hidâyet ederse işte o, doğru yola erdirilmiş, küni de şaşırtırsa artık onun için hiçbir zaman irşad edici bir yâr bulamazsın. Sen onları uyanık kimseler sanırsın. Halbuki onlar uyuyanlardandır.  Biz onları gâh sağ yanma, gâh sol yanına çeviriyorduk. Köpekleri de mağaranın giriş yerinde iki kolunu uzatıp yatmakta idi. Üzerlerine tırmanıp da hallerini bir görseydin, mutlaka onlardan yüz çevirir, kaçardın ve her halde için, onlardan korku ile dolardı. Onlar mağaralarda üç yüz sene eğleştiler. Buna dokuz yıl daha kattılar.”(   Kehf, 17, 18, 25 )

Hz. Meryem’in kıssasında kuru hurma ağacının meyve vermesi ile ilgili âyet:

-“…Hurma ağacını kendine doğru silk, üstüne derilmiş taze hurma dökülecektir.” (-Meryem, 25   )
Zekeriyya’nın (a.s.), Hz. Meryem’in yanına girdiğinde, O’nun yanında rızıklar bulduğunu; kendisinden başka kimsenin girmediği bu yerde   bulunan   erzakın nereden   geldiğini   Hz.   Meryem’den   sorduğunda : “Allah’ın indinden” cevabıyla ilgili âyet:
-“…Zekeriyya ne zaman kızın bulunduğu mihraba girdiyse, O’nun yanında bir yiyecek buldu: “Meryem! bu sana nereden geliyor?” dedi. O da : “bu Allah tarafından, şüphe yoktur ki Allah kimi dilerse ona sayısız rızık verir” derdi.” (   Âli İmran, 37  )

Hz. Süleyman’ın veziri Asaf b. Berhiya’nın bir anda Belkıs’ın tahtını Yemen’den Filistin’e getirmesini anlatan kıssa :

-“Nezdinde kitaptan bir ilim bulunan zat: “Ben dedi, onu sana gözün kendine dönmeden (gözünü yumup açmadan) evvel getiririm.”            (  Neml, 40 )

Kerametle İlgili Hadisi Şerifler:

1-Hz. Ebu Bekir’in(r.a.) İslamiyetin bidayetinde Peygamber Efendimizin Peygamberliğini müjdeleyen bir rüya görmesi ve bu rüyayı bir rahibe yorumlatıp rüyanın olduğu gibi çıkması ve pek çok misafirine yemek verdikten sonra, artanların eskisinden fazla olduğu haberi.

2-Hz. Ömer’in (r.a.) Medine’de, minber üzerinde hutbe okurken, İslâm orduları komutanı Sariye’yi, düşman kuvvetlerinin kuşattığını görerek,” Ya Sariyel cebel”diye dağa çekilmesi için seslenişi ve Sariye’nin bu sesi çok uzaklardan işiterek yerine getirmesi hadisesi.

3-Hz. Osman’ın(r.a.) kendisini ziyarete gelenler içinde, birinin gözünde zina eseri bulunduğunu haber vermesi ve hz.Osaman’ın şehid edilmeden bir gün önce Rasulullahı rüyasında görüp orucunu şehid olduktan sonra cennette açacağını eşine anlatması ve aertesi gün anlatıldığı gibi rüyanın vukuu bulması.

4-Hz. Halid bin Velid’in  (r.a.) zehir içtiği halde, hiç tesir etmemesi  Hakim’in bildirdiği sahih hadiste Allah’ın Rasulü (salat ve selam O’na olsun) buyurdular ki (mealen):
-“Âdem aleyhisselam Cennetten çıkarılınca, çok dua etti. Tevbesi kabul olmadı. Nihayet (Ya Rabbi! Oğlum Muhammed hürmeti için, bu babaya merhamet et) deyince, duası kabul oldu ve (Ya Adem! Muhammed aleyhisselamın ismi ile, her ne isteseydin kabul ederdim, Muhammed olmasaydı, seni yaratmazdım) buyruldu.”
Bu hadis-i kudsi, (Mevahib) ve (Envar)ın başında da yazılıdır. Böyle olduğunu, Alusi’nin (Galiyye) kitabı da, 109. sayfasında uzun bildirmektedir. Bu dualarda bulunan (hak) kelimesi, hürmet, kıymet demektir. Sevdiklerine verdiği kıymetli dereceler hatırı için istemektir. Çünkü, hiçbir mahlukun, hiçbir bakımdan, Allahü teâlâda hakkı yoktur.

SORU 11: ”Bir kimse evliyanın ruhları burada hazır ve nazırdır derse, küfre girer.”deniliyor. Halbuki tasavvufçuların arasında “şeyhimizin ruhu hazırdır, nazırdır” sözü meşhurdur. Bunu nasıl izah edersiniz?

CEVAP : Bu ifadeye Evliyanın büyüklerinden Seyyid Abdulhakim Arvasi hazretlerinin şu sözleri ile cevap verelim:
– “Allahu teala hazırdır ve nazırdır demek; O’nun ezeli ve ebedi olarak hazır ve nazır olduğudur. Böyle olduğunu ifade etmek için, Allah her yerde ve her zaman hazırdır derler. Halbuki Allah zamanlı ve mekanlı değildir. Öyle ise bu söz, mecazdır. Yani Allah zamansız ve mekansız ezeli ve ebedi hazır(bulunur) ve nazırdır(görendir) demektir. Aksi durumda Allahu tealayı zamanlı ve mekanlı bilmek olur.        Allahu teala hayy, alîm, kadîr, ve mütekellimdir. Zaman ve mekanlar yokken de öyle idi. Bu sıfatları ezeli ve ebedi olduğu gibi, hazır ve nazır olmasıda ezeli ve ebedi olarak, zamansız ve mekansızdır.  Allahu tealanın sıfatlarının hepsi de böyledir. Hiçbir şey O’nun gibi değildir. O’nun varlığının ve sıfatlarının önleri ve sonları yokluk değildir. Allah hazırdır, bu hazır olmasından önce de, gaib değildi ve bundan sonra da, gaib olmayacaktır. O hep vardır. Hiçbir kimsenin sıfatları O’nun sıfatlarına benzemez.”
Evliyaullah bu hususu şöyle açıklamıştır. Bizler hatırlasak da hatırlamasak da Allah(celle celalüh) ezelden ebede zamandan ve mekandan münezzeh olarak  hazır ve nazırdır yani gören ve bilendir. Veliler ise, hatırlandığında Allah onları gören ve bilen kılar.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

“Evliyanın Ruhlarından Himmet İstemek Caiz midir?” üzerine 97 yorum.

  1. İşin garibi insanların ekseri Allah’tan vesilesiz direk istemeye tenezzül etmiyor olmaları. İsterim vermez diye korktukları belli.aracı koyup duası kabul olduğunda haşa aslında Allah haketmediği şeyi falanca kişinin hatırına verdi diye mi düşüneceğiz ? Öyleyse herkese çalıştığının karşılığı vardır mealindeki ayet ne olacak ?

    1. Ahmet Alparslan efendi.!
      “İşin garibi insanların ekseri Allah’tan vesilesiz direk istemeye tenezzül etmiyor olmaları. İsterim vermez diye korktukları belli.” diyor, desteksiz atıyorsunuz.
      Nereden biliyorsunuz insanların birçoğunun vesilelerle istediklerini. Velev ki dua edenler vesile ederek istesinler. Vesile ile de olsa isteyenler kuldan değil Allahtan istiyor. Ama sizin kafanız bir türlü bunu idrak edemiyor maalesef. Çünkü itikadınız sapkın selefiyecilikle kirlenmiş. Kırık plak gibi aynı yere takılıp duruyor, bir türlü hidayete eremiyorsunuz.
      Karanlık yazınızın devamında:
      “Aracı koyup duası kabul olduğunda haşa aslında Allah haketmediği şeyi falanca kişinin hatırına verdi diye mi düşüneceğiz ?” diyorsunuz.
      Maide suresi 35. ayette mealen:
      – Ey inananlar, Allah’tan korkun, O’na yaklaşmaya(dualarınızın kabulü için, Hak yolunu gösterecek) vesile arayın ve O’nun yolunda cihad edin ki, kurtuluşa eresiniz.”
      Bu ayete ne diyeceksiniz.? Bizzat Hak Teala “vebteğû ileyhil vesileh” (Ona vesile arayınız) buyurmaktadır. Ama sizin gibiler vesileyi, Kuran’da olmasına karşın inkar ediyorsunuz.
      Taberanideki bir hadis şerif de ise Hz. Adem cennetten kovulunca tövbe ediyor tövbesi kabul olmuyor. Peygamberimizi “Muhammed’in hürmetine kabul et ” dediğinde Rabbimiz Hz. Ademin tövbesini kabul ediyor.
      “Öyleyse herkese çalıştığının karşılığı vardır” mealindeki ayet ne olacak ? diyorsunuz.
      O ayetin manası sizin anlayış yoksunu hocalarınızın anladığı gibi değildir.
      Yani bu dünyada hiç kimse çalıştığının tam karşılığını alamaz. Kimisi hak etmeden alır. Kimisi de hak ettiğinin bin de birini bile alamaz. O halde o ayet ahirete tealluktur. Zerre kadar iyiliği olanla zerre kadar kötülüğü olan ancak ahirette onun karşılığını tam olarak orada alacaktır burada değil.

      Bu cevapları sakat düşünceliler için yazmıyorum. Çünkü onların kalpleri kararmış, görmezler, kulakları ağırlaşmış işitemezler, onlar asla doğru sözü kabul etmezler.
      Bunları temiz yürekli kimseleri bu sapkınların aldatmaması için yazıyorum.

    2. SORU: Vesileler ibadetlerimiz işlediğimiz hayırlardır.
      (Nurcu,ışıkcı, nakşi, vs gibi) Aracı koymadan direk Allah’tan isteyene sanki imanın esasını inkar etmiş gibi tepki göstermeni anlamıyorum. efendi mefendi hitap nedir. kendinizi o kadar takvalı biliyor sizin gibi düşünmeyenleri o kadar kücümsüyorsunuz ki , kendinizi kurtulmuşlardan görüyorsunuz ki “kendinizi temize çıkarmayın” “kasıla kasila yürümeyin yeri delemez boycada dağları geçemezsiniz “mealinde ki Ayete ters düşüyorsunuz. Sadece Allah’a yöneldiği ićin hakaret kokan cevabınız Allahtan aslında ne kadar uzak olduģunuzun bir alameti olsa gerek.
      CEVAP: Şahsıma yaptığınız hakarete cevap vermiyorum. “Nurcu, Işıkcı, Nakşi, vs gibi aracı koymadan direk Allah’tan isteyene sanki imanın esasını inkar etmiş gibi tepki göstermeni anlamıyorum.” diyorsunuz. Biz öyle bir şey iddia etmedik yanlış anlamış olmalısınız.
      * Size “Alparslan Efendi” diye hitap ettiğime de kızmışsınız. Efendi hitabı tahsilli görgülü kimseye yapılır. Siz bu ifadeyi kabul etmediğinize göre siz bilirsiniz.
      “Vesileler ibadetlerimiz işlediğimiz hayırlardır” diyerek Kur’an’daki vesile kavramına kendi aklınıza göre yanlış anlam vererek daraltıyorsunuz..
      Kur’an’ın, “vebteğû ileyhil-vesîleh” (Allah’ın rızasını kazanmak için vesile arayın) ayetindeki bu ibareden şu anlaşılır; “Kur’an’ın ayetlerini, Rasulullahın hadislerini, Kur’an ve Hadisleri doğru anlayan anlatan Peygamber ve onun yolundan giden güzide ashabın ve onların ilmi ile mücehhez olan müçtehidlerin bilgisini anlatıp amel eden ulemayı arayıp bulun ve ona göre amel edin” anlamındadır.
      Biz de elbette Allah’tan ister ve istemekteyiz. Lakin Allahu Tealanın vesileler vasıtası ile verdiğini de inkar ederek cahillik etmeyiz. Allah’tan çocuk isteyen kimsenin evlenmesi gerektiği gibi. Allah dileseydi evlenmeden de çocuk verirdi. Lakin adet-i İlahi böyledir.
      Rızkın Allahtan olduğuna inanır lakin çalışmayı vesile kabul etmezsiniz. Fakat çalışmadan da yapamazsınız. Madem vesileyi yok sayarsınız da niçin çalışırsınız?

      SORU: Ben sadece Allah’tan isterim. Araya kimseyi koymam. Layıksam, duamda ne kadar samimiysem, hakkımda hayırlısı ise Allah istediğimi verir. Hakkımda hayırlı olmadığı halde araya aracı koyup dua ettiğimde Allah istediğimi veriyorsa haşa bu Allah’a iftira , Allah’ı duanızın kabulünde sanki zorlamak gibi olmaz mı? Çünkü Allah zulmetmez. Çünkü kuluna şah damarımızdan daha yakındır. İyilikler O’ndan, kötülükler ellerimizin yaptıklarından. Buna rağmen kötülükleri de O yaratır.
      Kur’an da hangi ayette falancanın hürmetine duamı kabul et tarzında bir yakarışa örnek var? Ayetlerde ki duaların şekline bakıyoruz hepsinde direk Allah’tan istemek var. Hatta Yakup peygamber oğullarını şehre yollarken sadece Allah’a sığının, O’ndan yardım dileyin, farklı kapılardan girin diyor. Buna rağmen bir sonra ki ayette mealen farklı kapılardan girmelerini söylemesi onların başına gelecekleri savacak değildir, O sadece içindekini söyledi ifade vardır. Yakup (a.s) diyemez miydi “başınız sıkışınca beni vesile yapın dua edin” diye ? Kur’an bize nasıl dua edileceğini tarif etmiştir. Fatiha suresinde “yalnız senden yardım dileriz” buyrulur. Dualarında Aracı arayanlar aracı yaptıklarından da yardım talep ettiklerinin farkında değillerse kendi bilecekler iş.”

      CEVAP:
      * Allah’tan başkasından yardım istemediğinizi, araya başka kimseyi koymadığınızı iddia edersiniz lakin hastalandığınızda doktora gider, doktorun yazdığı ilaçları içerek ilaçtan şifa beklersiniz. Hani Allah’tan başkasından yardım istemiyordunuz?
      Böylece kendi kendinizle çelişmekte olduğu açığa çıkmaktadır.
      Biz Ehli Sünnete inananlara gelince; biz doktoru ve ilaçları vesile bilir, şifayı Allah’tan bekleriz. İşte Vahabilerle biz Ehli Sünnetin arasındaki ince fark budur.!

      SORU: “Hakkımda hayırlı olmadığı halde araya aracı koyup dua ettiğimde Allah istediğimi veriyorsa haşa bu Allah’a iftira , Allah’ı duanızın kabulünde sanki zorlamak gibi olmaz mı?” Çünkü Allah zulmetmez. Çünkü kuluna şah damarımızdan daha yakındır. İyilikler O’ndan, kötülükler ellerimizin yaptıklarından. Buna rağmen kötülükleri de O yaratır.”

      CEVAP:
      Sana Allahın zulm ettiğini kim söyledi.? Allah elbette El-Adl’dir.
      Vahabiler de, Allah’ın şah damarından daha yakın olduğunu söylerler, sonra da “Allah arşın üstündedir” diyerek çelişkiye düşerler.
      Biline ki Allah’ın şah damarından daha yakınlığı, mesafe yakınlığı değildir. Çünkü O, mekandan münezzehtir.
      Bizler Allah’ın bize verdiği cüz-i irade ile iyilik veya kötülüğü seçmeye sebebiz onları yaratan O’dur. “Alemlerin Rabbi Allah dilemeseydi sizler diyemezdiniz” (Tekvir/29) ayeti ile irademizi de bize verdiğini belirtir.

      SORU: “Kur’an da hangi ayette falancanın hürmetine duamı kabul et tarzında bir yakarışa örnek var? Ayetlerde ki duaların şekline bakıyoruz hepsinde direk Allah’tan istemek var?”
      CEVAP:
      Kim Peygamberimizden başka her şeyi Kur’an’da görebilecek kapasitededir?
      Eğer ki Peygamberimiz Kuranı bizlere açıklamasaydı bizler her şeyi Kuranda bulamazdık.? Her şeyi Kuran’da görebilseydik Allah, “Ey Rasulüm bu Kuran’ı sana indirdik ki insanlara onu açıklayasın”(Nahl/44) diye buyurmazdı.
      Kuranda namaz, zekat emrediliyor lakin ayrıntıları belirtilmiyor. Mesela Cuma namazının kaç rekat kılınacağı, zekatın kaç ta kaç verileceği gibi.
      Kur’an’da “falanın hürmetine ver ya Rab” diye bir ayet mi var diyorsunuz? Allahu Teala, “Allaha ve Rasulüne tabi olunuz” buyurmaktadır. O halde Kuran’da bizim göremediklerinizi gören Peygamberimizin, (salat ve selam olsun ona) Hadis-i Taberani’de bildirdiğine göre Hz. Adem, “Ya Rabbi Senden ahir zamanda gelecek olan Muhammed Rasul hürmetine tövbemin kabulünü istiyorum” dediğinde –haşa- Hz. Adem, Allah’a iftira mı etmiş oluyordu? Ya da –haşa- Peygamberimiz bu haberi vermekle ümmetini yanlışa mı sevk etmiş oluyordu?

      SORU: “Hatta Yakup peygamber oğullarını şehre yollarken sadece Allah’a sığının, O’ndan yardım dileyin, farklı kapılardan girin diyor. Buna rağmen bir sonra ki ayette mealen farklı kapılardan girmelerini söylemesi onların başına gelecekleri savacak değildir, O sadece içinde kini söyledi ifade vardır. Yakup (a.s) diyemez miydi “başınız sıkışınca beni vesile yapın dua edin” diye ?”
      CEVAP: Yakup peygamberin “sadece Allahtan yardım dileyin” dediğini diyorsunuz da Mısır Azizinden buğday istemek için neden mısıra gitme gereğini duyduğunu söylemiyorsunuz.?
      Madem vesileye gerek yoktu da onlar neden kaç yüz km yere günlerce yol tepti.?
      Madem tedbir almak anlamsızdı da, Yakup aleyhisselam neden “şehre farklı kapılardan giriniz” dedi.?
      Madem tedbir gereksizdi de Yakup peygamber haşa laf kalabalığı olsun diye mi “şehre değişik kaplardan giriniz” dedi. Demek ki vesilelere sarılmak Peygamberlerin sünneti sonuç Allahın takdiridir.

    1. Selamun aleykum ben Azerbaycanliyim
      sorum şu: seyyidlerin kabirlerini öpmek onlara dua etmek şirkmidir?
      Ve ya kabirlerine dolanmak?
      Bir camenin içinde bir kabirin olmasi ve onun etrafina dolanmak sirkmi? Sorum daha dolgun yanitlarsaniz sevinirim

    2. Aleykümselam Fuad kardeşim.
      Seyyidlere saygı göstermek pek güzeldir. Vefat etmiş seyyidlerin kabirlerini öpmek çevresinde dolanmak şirk olmaz, ama hoş da olmaz. Yani dini terimde buna mekruh denilir.
      Kabir ziyaretinde Peygamberimizin sünneti; kabrin ayak ucuna ayak tarafından gelip sırtımızı kıbleye yüzümüzü mevtanın yüzüne döndürdükten sonra kabirdeki zata, “Selamünaleyküm ey kabir ehli” ya da isimi biliniyorsa “ey Seyyid Hasan hazretleri” denilmeli. Daha sonra orada bir fatiha on bir ihlas okuyup sevabını merhumun ruhuna hediye etmeliyiz. Orada dua yapılacak ise Allah’a isteklerimizi arz ettikten sonra, “Ey Rabbimiz! Burada yaptığım duaları burada yatan muhterem zatın hürmetine kabul et.!” deriz..
      Oradan ayrılırken merhuma tekrar selam verip geldiğimiz yöne dönüp çıkarız.

  2. Vahdeti vucud,ve üçler besler kırklar varmı açıklar mısınız.zamanın sahibi ne demektir.

    1. Vahdet-i Vücut, keşif ehli evliyanın tüm eşyada ilahi nurların tecelli ettiğini görüp Allah’ı gördüğünü sanmasıdır. Ama bunlar sahv(ayıklık haline) haline geçtikleri vakit bu görüşlerine tövbe ederler. Çünkü Allah hiçbir şeye benzemez.
      Ramuzul-Ehadis’de ki bir hadisi şerif de “Üçler yediler, kırklar, yetmişler, üç yüzler ve yedi yüzler” her devirde olacağı belirtilir.

    2. ama hocam sorumlu olmazlar diye biliyorum bilinci açık olanlar böyle derse kafir olurlar değilmi hocam

    3. Bilinci açık olanlar öyle derse veya inanırsa veya böylelerini taklit ederlerse küfre girerler.

    4. Kainatın yönetimi üçler beşler yediler tarafından yapılmakta deniyor.tasavvuf kaynaklarında,bu doğrumu.kainatı evliyalarmı yönetiyor.

    5. Haşa öyle bir şey şirktir. Kainatı Allah yarattı onu ancak Allah yönetir. Ama üçler yediler kırklar vesilesi ile yönetir fakat dilese vesilesiz de yönetir. Onun ol demesi yeterlidir..

  3. Selamün aleyküm benim sorum vefat eden evliyanın diriye faydası olur mu yani dua ederken yarabim onun bereketine kabul olan duası yüzü suyu hürmetine duamizi kabul et demek doğru mu

    1. Aleykümselam.
      Allahu Teala ayeti kerime de şehidler için “onlara ölüler demeyin” buyurmaktadır. Oysaki hadisi şeriflerde velilerin şehidlerden üstün olduğu belirtilmektedir. O halde vefat etmiş veliler(evliya), hürmetine duaların kabul olmasını istemek caizdir. Hz. Adem de, Rasulullah henüz ruh halinde iken Hadisi Taberani de, “Ey Rabbim ahir zamanda gelecek olan kulun ve rasulün Muhammed hürmetine tövbemi kabul et” demişti de Allah da onun tövbesini Onun hürmetine kabul etmişti. .

  4. Rabıtanın delilleri vardır ama bu deliller 24 saat rabıtaya delildir. Bunu sabah namazından sonra 10 dk akşamdan sonra 15 dk diye sınırlamanın delili var mıdır? Selamun aleykum

    1. Aleykümselam. Rabıta bir ibadet değildir. İbadet olsaydı delil sorabilirdiniz. Ama buna karşın Hz. Ebu Bekir ve Hz İbn-i Abbas’ın rabıta yaptıklarına dair deiller vardır. Ömer Ziyaüddinin Tarikatler ve Fetvalar kitabına bakınız. Üveysi Karani rabıta için başlı başına bir delildir. Çünkü o rabıta yolu ile seyr süluk yapmıştır. Rasulullahı gönül gözü ile görerek aşık olmuştur.

  5. İstediğin bir kişinin rüyasına girmek ve onun rüyasını kontröl etmek mümkün müdür? Ve bu dinen caiz midir? Lütfen bilgilendirir misiniz?
    Çoğu internet sitelerinde başkalarının rüyasına girebilmek ve rüyayı kontröl etmek hakkında yazıyorlar.Hocam bu doğru mudur ve bu dinen caiz mıdır? Lütfen bilgilendirir misiniz?

    1. Biz insanlar kendi, rüyamızı kontrol edemezken nasıl oluyor da bir başkasının rüyasını kontrol edebilecekmişiz?
      Bunlar açıkça yalan söyleyerek insanları sömürmeye çalışıyorlar.
      Sonra mümkün değil ama mümkün olsa bile caiz değildir.

  6. Sayın hocam sorulara cevaben bütün yazılarınızı okudum.Sizin bana yardımcı olabileceğinizi düşündüm.Bağzı sorularım var fakat burdan sorup bir yanlışa meal vermek yada kimseyle polimiğe sebep olmak istemiyorum.Henüz namaz kılmaya başladım ve hiçbirşey bilmezken bir şeyhe tabi oldum,daha anlamını bile henüz idrak edebilirken.Büyük bir karmaşaya ve çıkmaza düştüm mail yoluyla sizinle iletişime geçebilirsem çok sevinirim.Şimdiden teşekkür ederim.

  7. GÜNÜMÜZDE EVLİYALAR NEDEN KİMSEYE YARDIM ETMİYOR. HER GÜN BİNLERCE MÜSLÜMAN EZİYET ÇEKEREK ÖLDÜRÜLÜRKEN. İZİNE Mİ AYRILDILAR

    1. Evliyalar yardım edemez. Vesile olurlar tabi Allah dilerse. Ama sizin gibi selefiyeci anlayış fukaraları bunu anlayamazsınız. Çünkü sizler “summun bukmun umyun fehum lâ yerciûn” ayetinde belirtilen kimseler gibi hakikatlere sağırsınız, gerçekleri söyleyemez dilsizsiniz, aşikar delilleri göremez körsünüz. Asla inadınızdan dönmezsiniz.
      Diyorsunuz ki, “GÜNÜMÜZDE EVLİYALAR NEDEN KİMSEYE YARDIM ETMİYOR. HER GÜN BİNLERCE MÜSLÜMAN EZİYET ÇEKEREK ÖLDÜRÜLÜRKEN. İZİNE Mİ AYRILDILAR”
      O halde, insanlar her gün ölüyorsa evliyalar da izine ayrıldılarsa, sizler neden hiç ölmeyen her an bizi gören ve işiten, kainatı içindekilerle birlikte ayakta tutan Allah’tan yardım isteyipte ölümlerin durmasına mani olmuyorsunuz?

  8. Sizi takdir ediyorum sitenizde tasavvufu doğru anlattığınız için. Tasavvufsuz yaşam, tuzsuz aş yemek gibidir. Zira benim anlayışı kıt kalbim bu gerçeği çok geç anladı.

  9. Himmet konusunda kafanıza göre yorumlar ve deliller one duruyorsunuz.kafasını cubbeli gibi insanlara teslim etmemiş ümmetin geneli bunları sorguluyor haberiniz olsun

    1. Ahmet Güneş misin nesin ? Terbiyesizlik etme, haddini bil.! Hocamız ehl-i sünnet müdafisidir ve Cübbeli Hoca’yı sever. Seni gibi cahilleri de 40 yıl okutur.
      Hem Cübbeli hocayı savunuyorsun hem de Cübbeli Hocayı yerden yere vuran mezhepsiz Neo Selefiyecileri kayırıyorsun. Cahilliğin bu kadarına pes!!!

  10. Allah sizi islah etsin
    Olmuyor iseniz lanet Etsin
    Nasılda insanları xxxxxxsunuz
    Aracılık xxxxx xxxxx beyinsizler

    1. Allah seni de ıslah etsin, eğer ıslah olmayacaksan ettiğin la’neti sahibine geri çevirsin.
      Ş İ İ R :
      Anlamazsın sana ne yazsam az,
      Alırsan bunu boş kafana yaz.
      Arap boş konuşanlara der kilâb,
      Nebehal kilâb zehebessihâb

  11. Kardeşim çok hasta bir yere bağlı değilim SIRADAN BİR VATANDAŞIM ama evliyalar içinde Aldülkadir Geylani hazretleri demiş ki ismimi anıp medet ya geylani deseniz beni çağırın isterseniz suyun altında boğuluyor olsanız bile koşar gelir yardım ederim diye sözü var.Kafam karışık nasıl dua etmeliyim lütfen yardımmmmmmmmmm.ŞİRKE DÜŞEMEDEN DUA ÖRNEĞİNİ YAZARSANIZ SEVİNİRİM

    1. O tür sözler Abdulkadir Geylani hazretlerine atfedilir ama kaynağı yoktur. Bazı kimseler başkaları tarafından yazılan onun kitaplarına bu ve benzeri sözleri katarak ümmeti Muhammedi çelişkiye düşürmüşlerdir. Allahu Teala “ve iyyâke nesteîn” (Ancak Benden yardım isteyiniz) buyurmaktadır. Abdulkadir Geylani veya başka velileri vesile yapabilirsiniz. Yani şöyle dua ederseniz daha çabuk kabule şayan olur:
      “Ey Rabbim beni ehli sünnet velcemaat yolunda olanlardan eyle son nefeste imanı kâmil üzere vefat etmemi nasip kıl Muhammed aleyhisselam hürmetine bu duamı kabul kıl.” veya “Şeyh Abdulkadir Geylani hazretleri hürmetine bu duamı kabul kıl” v.s. gibi.

  12. S.a hz ibrahim a.s atese atilirken bile Allaha tevekkülu birakmadi .cebraile o benim halimi biliyor demekle yetindi bizde sorunlar karsisinda böyle olabilsek rabbim bize yardimini yetistirmezmi yanlismi dusunuyorum

    1. Aleykümselam. Doğru düşünüyorsunuz. Hz. İbrahim o tevekkül ile (HALİLULLAH) Allah’ın dostu vasfını kazandı. Sorunlar karşısında(yüdebbiru’l-abde yükaddiru’r-Rabbe) önce tedbir sonra tevekkül etmiş olsaydık sorunlar yaşamazdık.. Belki bir çoğumuz tedbir alıyoruz ama tevekkülümüz eksik oluyor.

  13. S.a muhterem hocam… Daha önce de sordum cevabınız beni çok tatmin etti, çok şükür huzur buldum Allah sizden razı olsun. Tarikat ile ilgili hatmeler ile ilgili rabıta ile ilgili vird ile ilgili aklımdaki sorulara çok şükür cevap buldum. Şimdi ise sorun şu ki gözler kapalıyken özellikle rabıta süresince farklı Şeyler hissediyorum bunun izahı zor ama bu beni Korkutuyor. Bağırmak istiyorum. Biraz daha devam etsem delireceğim diye korkuyorum. Bu durumda ne yapmak gerekir yanlış olan nedir nasıl devam etmeliyim cevabınızı merakla bekliyorum. Allah a emanet olun…

    1. Aleykümselam muhterem Erman.
      Müntesip olduğunuz bir mürşidiniz varsa bu konuları öncelikle ona açmanızı tavsiye ederim. Şayet bağlı olduğun bir mürşid yoksa o zaman size tavsiyelerde bulunuruz inşallah.
      Allah’a emanet olunuz.

    2. Hocam mürşidim töbem ile beraber Gavz-ı Sani hazretleri mi oluyor benim ? kendime şeyh kabul ettiğim için … mürşidim bildiğim kadarıyla yok. Açıkçası çok bilgi sahibi Değilim

    3. Anlaşıldı sizin mürşidiniz Gavs-ı Sani hazretleridir. Ona bu durumu açıklamanız gerekir.

    4. Hocam bu durumu muhtereme açıklamam mümkün değil hem ben açıklayamam hemde görüşmeme izin verilmeyebilir ? Çünkü (Kendisi menzilde oldukça kalabalık oluyor, ) ayrıca muhteremin sağlık sorunları da var bildiğim kadarıyla. … Bu kadar ciddi bir durum mudur Yaşadığım şey?

    5. S.aleykum Kardesim mursid demek seni allah a yaklasiran vesledir maide 35 ayetinde vesileyi arayin baraka 45 hacet namaziyla allahtan sor benim mursidim kim die bunu. sura 13 allah diledini kendine secer kim sectiklerinden allaha. Ulamayi. Dilerse. O hidayete. Erer

    6. Aleykümselam Şenol efendi. Biz bunun aksini mi yazdık.? Biz burada mürşitleri ve vesileyi inkar edenlere karşı mücadele verirken siz bizim yazdıklarımızı dahi anlamaktan yoksunsunuz. Bir de kalkıp utanmadan bizi tenkit etmeye kalkıyorsunuz.!

    7. Muhterem Erman bu konuyu ilk önce varsa mürşidinize anlatmanız adab gereğidir. Yoksa o zaman size yardımcı olmaya çalışırız inşallah.

  14. Aleykümselam Ali efendi. Sanırım orada bir yanlış anlaşılma olmuştur. Yoksa biz sizin kast ettiğiniz manada vesileyi yok sayan sapkınlardan değiliz. O bölüm daha anlaşılır bir şekilde yazıldı. Okuduğunuzda siz de anlayacaksınız inşallah.
    Vesselam.

  15. Bay selefiyeci.! Senin gibilere cevabım bir Arap atasözüdür: “Nebahal kilâb, zehebessihâb.”

  16. hocam yazdıklarınızın çoğunu ve yorum cevaplarını okudum.Şimdi size soruyorum; Himmet istemek, dua istemek gibi manevi bir yardım istemekmidir? veya maddi yardımda buna dahil midir(gel kurtar der gibi) ?
    Diyorsunuz ki biz yardım isterken onu Allahın iradesinden istiyoruz,velileri vesile ediyoruz. Yani o zaman velilerin iradesi bu yardım işinde varmıdır? Daha doğrusu önce velide yardım etmek istemeli mi yahut o sadece emremi tabi?
    Daha doğrusu hocam şu yetiş şeyh deyince, şeyh mi geliyor kurtarıyor(ALLAHIN İZNİYLE)
    ya da dua mı ediyor sadece

    1. Muhterem Bilal kardeşim Allah’ın feyz ve bereketi üzerinize olsun. Himmeti soruyorsunuz.
      Himmet; dilsiz, dudaksız, harfsiz ve sessiz duadır. Kalbin içinde ruh, ruhun içinde sır, sırrın içinde hafi onun da içinde ahfa vardır ki ahfa lisanı ile Allah’a yalvarmadır himmet. Bir anda milyonlar dil ile Allaha yalvarmadır himmet. Bu yardım isteme maddi veya manevi şeyler için olabilir ama manevi şeyler için olması doğru olanıdır.
      Himmet; yaşayan bir velinin ruhunu karşındaymış gibi düşündüğünde Allah vasıtasız olarak onun ruhaniyetini karşında yaratır. Veysel Karani hazretlerinin Peygamber Efendimizi düşündüğü anda Allahu tealanın Onun ruhaniyetini Üveysi karani’nin karşısında yarattığı gibi. Karşı karşıya gelen iki insan olarak onun sana dua etmesini yani himmet etmesini isteme olayına himmet istemek denilir.
      “Yetiş ya şeyhim” demek, “Allah’ım şeyhimin hürmetine beni kurtar” demektir.
      Yani; her durumda Allah’ı her şeyin yaratanı bilmeli, şeyhi vesile bilmelidir. Aksi halde şirk olur.
      En doğru dua şekli şudur: Herhangi bir durumda sıkıştığında şöyle dua edilmeli:
      “Medet Yâ Allâh, bi hürmeti seyyidil murselîn Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) ve bi hürmeti evliyâü kirâm”

  17. Hızır aleyhisselama öylesi bir tasarruf verildiğine dair dini senet var ancak Hızır dahi hiç bir kimseye “ben şu işi yaparım” demiyor, sadece dua ediyor.. Sizin bahsettiğiniz şahıs hakkında hangi ayet veya hadis var? O ölülerle temas kurduğunu söyleyen şahıs bazı cinlerle konuşan birisidir.
    Yanlış yapıyorsunuz Duygu hanım. Allah’tan isteyin ne isteyecekseniz. Ölülerden medet ummayın.
    “Ve mâ teşâûne illâ en yeşâ Allâhu Rabbu’l-âlemîn” (Alemlerin Rabbi Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.) (Fecr Sueresi).
    Allah takdir etmedikçe yaprak bile kımıldayamaz.

Bir cevap yazın