Elfazı Küfür (Dinden Çıkaran Söz ve İşler)

elfazı küfür bahsi- hadisBismillâhirrâhmânirrahîm
Her hayrın ve şerrin yegane yaratıcısı kendisinden başka İlah olmayan Allahu Tealadır. O’nun eşi ve benzeri ve dengi yoktur. Herkese kuvvet ve hayat veren O’dur.

ÖN SÖZ:
Küfür ve şirk, imanı ve ameli yok eden tevhitten çıkaran bir inancın tezahürü olan sözler veya davranışlardır.
Altmış yetmiş yıllık fani bir hayat için binlerce TL harcayıp on beş yirmi yıl dünyevi tahsil yapan insana, ne yazık ki sonsuz geleceğini kurtarmak için bir kaç sayfalık bilgiyi okuyup öğrenmek dağlar kadar ağır gelmektedir.
Cennet o kadar ucuz olsaydı, her namert ona talip olurdu.

Allahu Teala buyurdu ki (mealen):
“Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve âhiret gününe iman etmeyen, Allah’ın ve Rasulünün haram kıldığını haram saymayan ve hak dini İslamı din edinmeyenlerle, ezilip büzülüp kendi elleriyle cizye verinceye kadar savaşın.” 
(Tevbe, 9/29)
Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdular ki (mealen):
Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır, biri müstesna geri kalanları cehennemlik olacaklardır.”
Bunu duyan Eshab-ı Kiram (Allah Onlardan Razı olsun) sorarlar:
“Ey Allah’ın Rasulü bunlardan, kurtulacak olanlar hangisidir?”
Peygamberimiz (s.a.v.):
“Benim ve eshabımın yolunda gidenlerdir.” diye cevap verirler.
(Kaynak: Hadis-i İbn-i Mace, Tirmizi , Ebu Davud)

Adam muska veya rukye yaptırır ya da bazı dualar okur. Bunların kendisini koruyacağına inanırsa şirke bulaşmış olur. Bu hususta şirke düşmemek için nasıl inanmalı ?
Dualar ve muska içindeki dualar vesiledir. Hakikatte insanı koruyan Allahu Tealadır. Böyle itikat etmek gerekir.

K Ü F Ü R  ve  İ M A N  

Allahın Rasulü bir hadislerinde şöyle buyurdular;
” Kişi bazen kendisinin sakınca görmediği fakat Allah’ın  öfkesini gerektiren öyle bir kelime söyler ki bu O’nu, yetmiş yıl derinlikteki Cehennemin dibine indirir”.
  (Ramuzul-Ehadis 1364)

-” Kişi yanında oturanları güldürmek için bazen bir kelime söyler ve bu kelime onu Cehennemde Süreyya yıldızından daha uzak bir yere fırlatıp atar”. (Ramuzul-Ehadis 1365)

-” Öyle bir zaman gelir ki, kişinin imanı giderde haberi olmaz. Halbuki ondan gömleğin çıktığı gibi iman çıkmış olur.” (Hadis-i Deylemî) 

İmam Nevevi Hazretleri ilim ehline ait bilgi şeklinde ayrım yapmıştır:

“Bir kimse, zinanın, içkinin haram olmadığını veya namazın, orucun farz olmadığını söylese kâfir olur. Çünkü bunlar gibi herkes tarafından bilinen bu gibi hükümleri bilmemek mazeret değildir. Buna mukabil, bir kimse: “İddet süresi içinde olan bir kadını nikahlamak caizdir” dese kâfir olmaz. Çünkü bu bilgi ilim ehline mahsustur. Bununla beraber, ilgili adama bunun haram olduğunu bildirdikten sonra yine aynı fikrinde ısrar ederse, o zaman kâfir olur. (bk. Nevevî, a.y)”

KÜFÜR HAKKINDA DİKKAT EDİLECEK BİLGİLER
1) Allah’ı inkar etmek, veya varlığı hakkında şüpheye düşmek
2) O’na denk varlıkların olduğuna inanmak
3) Ondan başka yaratıcı ve kudret sahibi olduğuna inanmak,
4) O’na hakaret etmek,
5) O’nun mukaddes zatına ve sıfatlarına uymayan bilgileri beğenmek kabul etmek,
6) İslam ve onun içeriği(İmanın Altı Şartı) hakkında şüphe, cehalet ve inkar gibi sebeplerle dinen inanılması gereken farzları inkar etmek, haramları helal saymak veya sünnetleri önemsizi kabul etmek veya saygısızlık yapıp alay etmek.
7) İslam ile alay edenlere kızmamak onların yaptıkları küfre rıza göstermektir…
8) Kuran, hadis veya eshabın icması ile inanılıp saygı gösterilmesi gereken bir şeye saygısızlık yapmak veya inanamamak.

Küfür üç çeşittir. Cehli küfür, inkar ve inatla yapılan küfür, hükmi küfür.

 

 1- Cehli Küfür: Kafirlerin,  ve cahillerin küfrü.
 2- İnkari ve inadi küfür. Firavn ve Ebu Cehillerin küfrü.
3- Hükmi küfür: İnanılması şer’an gerekli olan şeylere inanmamak ve onu hafife almaktır
4- Cuhudi küfür: İblisin küfrü

 

Burada 3. madde de belirtilen hükmi küfrü açıklayacağız. Bir kimse Allah’a doğru iman eder de küfür olan söz ve inancına tövbe ederse , Allahu Teala Tevvabun(r)-Rahîmdir. Allah ölüm anı gelmeden bütün tövbeleri her zaman kabul edicidir.

İMAN: Amentünün Altı Şartına topluca inanmaktır.
1- Allah’ın varlığına ve birliğine
2- Melekelerine
3- Kitaplarına
4- Peygamberlerine
5- Ahiret Gününe İnanmak, Kadere inanıp Hayır ve şerrin yaratıcısı Allah olduğuna
6- Ve öldükten sonra tekrar dirilmeye inanmaktır.

 

NOT: İMÂNÎ KONULARDA DETAYLI BİLGİ İÇİN TIKLAYINIZ:

Ehli Sünnet İnancı (itikadı) 

SORU: Bazı kimseler, El-Fâz-ı Küfür Meseleleri konusunda; “Her şeye, küfürdür diyorsunuz, herkesi kâfir yapıyorsunuz, ahirette bunların hesabını nasıl vereceksiniz?” diye eleştiri yapmaktalar.  Buna cevabınız nedir?
CEVAP: Bu el-fâz-ı Küfür meselelerini eleştirenler, ya İslam dininin akaidinden habersiz gafil kimseler, veya İslamı içten yıkmaya çalışan münafıklardır.
El-fâz-ı küfür” fetvasını Ehl-i Sünnet alimleri, Kur’an veya hadis-i şeriflere dayanarak veya daha önce benzeri konularda fetva veren ulemanın fetvalarına kıyas yaparak “şu şöyle yapılırsa” veya; “şu ifadeyi kullanan kâfir olur” şeklinde  fetva vermişlerdir. Bu konuları eleştirenler, kesinlikle art niyetli münafıklardır… Onlara göre bir kimse ne söylerse söylesin inancı varsa Müslümandır. Kur’an’ın ayetleri ve Rasulullahın hadisleri bunların iddia ettiği gibi demiyor. Özet olarak amentünün şartlerınından birini kabul etmeyen veya onların içeriklerinden birini inkar eden müslüman değildir.
Hazreti Ali(r.a.) “Kur’an bize yeter hadisleri kabul etmiyoruz “ diyen Harici sapkınlarına küfre girdiklerini belirten fetva vermiştir..?

Akaid Kitaplarından DÜRER‘de küfür meselesi şöyle ifade edilmektedir: “Bir kimsenin kalbi iman ile dolu olduğu halde, küfre sebep olan bir şeyi zaruret olmadan yapar veya söylerse, kâfir olur. Kalbindeki imanın ona hiçbir faidesi olmaz. (Uyûnül Besâir)
-” Şayet kendilerine niçin alay ettiklerini sorsan, ‘Biz sadece lafa dalmıştık ve aramızda eğleniyorduk”, derler.” (TEVBE-65)
-” İnsanlardan öylesi de vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için, eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alırlar. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.” (LOKMAN-6)
“Dürer” de Yahudi ve Hıristiyanların iman etmeleri şöyle izah edilir:
“Bugün Yahudi ve Hıristiyanlar” Lâ ilahe illallah Muhammedun rasulullah” deseler dahi, Müslüman sayılamazlar. Çünkü onlara , gerçekten bunu kabul ediyor musunuz diye sorulduğunda, sizin peygamberiniz olarak kabul ediyoruz derler. Şayet bir Hıristiyan, sadece “Lâ ilahe illallah” kısmını söyler de kendi dininden uzaklaştığını da söylerse, Müslüman sayılmaz. Müslüman olması için teslim olması ve “ Bende sizin gibi Müslüman oldum.” demesi gerektir.”

SORU: “Bir insanda Müslümanlık alametlerinden biri bile olsa, mesela sadece namaz kılsa, ondan başka bütün işleri küfür alameti olsa artık o ehl-i kıbledir, ona kafir denilmez” sözü doğru mudur?
CEVAP:
O söz doğru değildir. Yani; bir insanda Müslümanlık alametlerinden biri değil bini bile olsa, mesela namaz kılsa, oruç tutsa, hacca gitse, zekat verse ve sair, ama sadece içki içmenin veya yalan söylemenin haram olduğunu kabul etmese o kimse kafirdir.
İmam-ı A’zam ve İmam-ı Şafii, Ehl-i kıble olana kâfir denilmez derken, Ehl-i kıble olan, harama helal demedikçe, günah işlemekle kâfir olmaz demişlerdir.
72 sapık fırka, ehl-i kıbledir. Açık farz ve haramların dışında ictihad yapılması caiz olan, açıkça anlaşılamayan delillerin tevillerinde yanıldıkları için, bunlara kâfir denilmez; fakat zaruri olan ve tevatürle bildirilmiş olan din bilgilerinde ictihad caiz olmadığı için, böyle bilgilere inanmayan, söz birliğiyle kâfir olur. Çünkü bunlara inanmayan, Resulullaha inanmamış olur.
İman demek, Resulullahın Allahü teâlâ tarafından getirdiği, zaruri olarak bilinen bilgilere inanmak demektir. Bu bilgilerden birine bile inanmamak küfür olur. (Milel-nihal) [Resulullahın getirdiklerinden birine bile inanmayan kâfir olunca Resulullaha inanmayanın kâfir olacağı açıktır. La ilahe illallah dediği halde, kasten Muhammed-ün resulullah demeyen kâfirdir.]     http://www.islamdergisi.com/genel/dinden-cikaran-sozler/

2- 72 bid’at fırkası, namaz kıldığı ve her ibadeti yaptığı halde, bir kısmı mülhid olmuş yani dinden çıkmıştır. Dinde sözbirliğiyle bildirilen bir inanışı veya bir işi inkâr eden, kâfir ve mürted olacağı için, La ilahe illallah dese, her ibadeti yapsa ve her günahtan da sakınsa bile, artık buna ehl-i kıble denmez. (Hadika)

3- Zaruri din bilgilerinden veya iman edilecek şeylerden birine bile inanmayan, La ilahe illallah Muhammed-ün rasulullah dese de kâfir olur. Sadece Allah’a inanmak kâfi değildir. Amentü’de bildirilen altı husustan birini, mesela kaderi inkâr eden de kâfir olur, bütün iyi amelleri yok olur. (Redd-ül-muhtar)

****************************************************************************************************************************
* Bir kimse Allah’ın varlığına birliğine inanmaz veya şüphe ederse,
* O’nun dengi bir varlık olduğuna inanırsa,
* Veya  Allahu teala hakkında; cinsellik,  çocuk edinme,  yeme, içme, uyku, dalgınlık, yorgunluk, oturmak, gitmek, gelmek, durgunluk, yer kaplamak, eşyaların içine sızmak, evrenin içinde veya dışında olduğuna itikat etmek, yukarıda Allah görüyor demek veya öyle inanmak gibi eksik sıfatlarla vasıflandığına inansa,  veya söylese,
* Veya Allah’ın meleklerine inanmazsa, veya onlar hakkında yanlış inanca sahip olup, (dişilik veya erkeklik gibi) yanlış inanca saplanırsa,  peygamberlerin hepsine inanıp da birine dahi inanmasa veya, onları peygamberlere uymayan sıfatlarla vasıflı bilse veya söylese,  Allah’ın kitaplarına inanıp da birine dahi inanmazsa,
* Hatta Kur’ân’ın bir ayetini dahi inkâr etse, Kur’an-ı Kerim’in bozulduğuna inansa veya söylese veya yazsa, bunlar çağımıza uygun değil dese, veya öyle inansa,
* Kadere inanmayıp, hayrın ve şerrin Allah(c.c.) tarafından yaratıldığına inanmazsa, “fala inanma, falsız da kalma” deyip burçların kaderi tayin ettiğine inansa,
* “Ölümden sonra diriliş yoktur” dese, veya öyle inansa,
* “Cennet ve cehennem yoktur, hepsi bu dünyada” dese, veya öyle inansa,
* “Ahirete gidip de gelen var mı?” dese, Kur’an ve Sünnetle belirlenen mukaddes olan her hangi bir şeye hakaret etse veya sövse, bu kimse namaz da kılsa, oruç da tutsa, zekat da verse, hacca bin kere de gitse, kafirdir,  Müslüman değildir
.

SORU: Her tür küfrü işleyenler yeniden iman sahibi olabilmeleri için ne yapması lazımdır?
CEVAP: Ehl-i küfür, bozuk ve yanlış inacını düzelterek doğru inanca sahip olduktan sonra, küfür ve şirke bir daha dönmemek üzere sonsuz bir pişmanlıkla tövbe edip imanlarını o tür küfür ve benzeri şeylerden korumaları icab eder. Ayrıca bu kimseler evli iseler nikahlarınıda yenilemeleri gerekir.   (
Ehl-i Sünnet Akaidi)

Müslüman Müslümana Kafir Derse Hükmü Nedir?

Rasulullah (s.a.v.):
– “Herhangi bir kimse, din kardeşine “Ey kafir!” derse, bu tekfir sebebiyle ikisinden biri muhakkak küfre döner. Eğer o kimse dediği gibi ise ne ala. Aksi takdirde sözü kendi aleyhine döner.” buyurdular. (Müslim 1/319)

Tekfir sebebiyle ikisinden biri muhakkak küfre döner, ifadesinin manası tekfir edilen kimse eğer müminse ona kafir diyenin kendisi küfre girer demektir.  

 

EL-FÂZI-I KÜFRÜN HÜKÜMLERİ :

1- Amelleri icma ile heder olur. ( Bak Zümer Suresi: 5) Yeniden iman ettiğinde hac yapmış ise yeniden hac yapması gerekir.  Küfrüne devam ettiği süre içinde karısı nikahsız ve ciması zina bu sebeple doğan çocuğu veled-i zina sayılır. Laf olsun adet yerini bulsun diye tövbe ve şehadet getirmekle tekrar imana gelinmiş olmaz.

2- Yapılan şeylerde küfür kokusu hissedilen söz ve davranışlarda bulunanlar o tür söz ve davranışları terk edip önceki yaptıklarına pişman olduktan sonra, imanlarını ve nikahlarını da yenilemelidir.

3- Hata ile söylenen küfür, küfre götürmez. Bunların nikahlarını yenilemeleri gerekmezse de,  bunlara tövbe ve istiğfar gerekir. Kadınlar da küfür işlerse, onların da  tecdid-i imandan sonra nikah tazelemeleri gerekir.
4- Tehdit ile küfür işleyen, küfre girmiş olmaz.

 

K Ü F Ü R   S Ö Z L E R  (Dinden Çıkaran Söz ve İşler):

 1-  Bir kimse Allah’ın varlğına birliğine inanmazsa, veya varlığından tereddüt ederse, O’nun eşi ve çocuğu olduğuna inanırsa, yeme, içme, evlenme gibi eksik sıfatlarla vasıflandığına inanırsa veya söylerse, veya Allah’a -hâşâ- “Allah baba” derse, bu kimse namaz da kılsa oruç da tutsa müslüman değildir. (Bakınız: İhlas Suresi: Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla.

1- De ki: O, Allah birdir(eşi ve benzeri yoktur). 2- Allah Samed’tir (hiç bir şeye muhtaç değildir). 3- O, doğurmamış ve doğmamıştır. 4- Onun hiçbir dengi yoktur.)

2- “Şer Allah’ın yaratması değildir, kul yaptığının yaratıcısıdır.” demek küfürdür. (Kaderiyecilerin inancıdır) Bunlar Zümer Suresi 62. ayetinde belirtilen, mealen; “Allah her şeyin (hayır ve şerrin) yaratıcısıdır, O her şey üzerine vekil de.”

3– Allah’ın yanılması veya pişman olması inancı küfürdür. (Kessaniye Mezhebinin inancıdır)
Bu inancı çürüten Kur’an’dan delil: “Allah ki, O’ndan başka ilah yoktur. O hayydır, kayyûmdur. Kendisine ne uyku gelir ne de bir dalgınlık. (Bakara-155)
(O Allah ki) Çok yüce ve  her noksanlıktan, yanılmaktan münezzehtir. O ki, her şeyden çiftler meydana getiriyor; yerin bitirdiklerinden, kendilerinden ve daha bilmeyecekleri neler, nelerden! (Yâsîn Suresi-36)

4 Reenkarnasyoncular, yani ölen kimselerin  ruhu başka cesedlere geçerek dünyaya tekrar tekrar geleceğine inananlar kâfirdir. ( Bu inanç da Rafizilerin inancıdır.)
Reenkarnasonun olmadığına dair Kur’an’dan delil:
Orda ilk ölümün dışında başka ölüm tatmazlar ve (Allah da) onları cehennem azabından korumuştur. (Duhan/56)   

5- Hariciler: Hz. Osman, Hz. Ali, Hz.Talha, Hz.Zübeyir, Hz. Aişe ve bazı sahabeleri kafir saydıkları için, bu harici inancında olanlar da kafirdir. Zira Allah’ın Rasulü “Bir Müslümana kafir diyenin kendisi küfre girer. (Hadisi İbn-i Ebid-dünya)” buyurmuşlardır.

6- Yezidiler: İran tarafından zuhur edecek bir peygamberin Muhammed(s.a.v.) ümmetini ortadan kaldırmasını bekledikleri için bunlar da kafirdir.
Bu inancın batıl olduğu Kur’an’ın Muhammed aleyhisselama son peygamber demesiyle sabittir.. İşte ilgili ayet, mealen;
– “Muhammed, sizin adamlarınızdan hiçbirinin babası değildir. Ama Allah’ın Rasulü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi hakkiyle bilendir.” (Ahzab-40) 
 

7- Neccariye İnancı: Allah’ın sıfatlarını inkar etmeleri  ve “Kur’an-ı Kerim yazıldığı zaman cisim, okunduğu zaman da arazdır(araz: başkasına bağlı olarak yer tutan, kendi halinde olamayan; renkler, tatlar kokular gibi) .” demelerinden dolayı kafir olmuşlardır.(Ayınlar: cevherler, maddeler, atomlar.)

8- Şeytaniye Mezhebi İnancı: Allah ancak dileyip takdir ettiği, yani yarattığı zaman bilir. Ondan önce bir şey bilmez diyen, Şeytaniye Yolu inancında olanlar da  kafirdir.

9- Mutezile Mezhebi:  “Allah ne görür, ne de görülür” diyen Mûtezile Mezhebinden bir gurup da dinden çıkmıştır.

10- Allah’ın sıfatları  kadîm (ezelî ve sonsuz ) değildir, diyenler de dinden çıkmıştır.

11- “Allah alimdir ama kudret sıfatı yoktur” deyip, diğer sıfatlarını da böyle inkar edenler kafirdir.

12– “Allah cisimdir, ama diğer cisimlere benzemez”  diyenler de kafirdir. ” Bunlar bidat ehlidir” diyenler de vardır.

13- “Allah’ın yaptığı işlerde hikmet olmayabilir.” diyenler de küfre girer.

14- Cebriye Mezhebi İnancı:” Kulun(irade) kudreti, kazanması ve etkisi yoktur. O cansız bir varlık (robot) gibidir.” diyen Cebriye Mezhebi inancında olanlarda  küfür ehlidir.

15- “İnsan cesed değildir, insan diridir, kaadirdir(her şeye gücü yeter), irade sahibidir.  İnsanın iradesi, Allah’ın insanı imtihan etmesi için verilmiş değil, insanın iradesi kendindendir, başka cisimler için caiz olan sıfatlar onlar için uygun değildir” diyen kimseler  kafirdir.

16- Mürcie Mezhebi İnancı:  “Mümin ve kafirleri Allah’a bırakırız. Mü’min cennetlik, kafir cehennemliktir diyemeyiz. Dünya ve ahiret Allah’ındır,  dilediğini affeder, dilediğini cezalandırır. İbadetler farz değil, fazilettir.”diye inanan veya söyleyenler kafirdir.  “Mü’minler günahkarlar ile dost olamaz.” diyenler de, bid’atçı sapıklardır.

 17- “Mizan yoktur, o adalettir. Büyük günah işleyenler sonsuza dek cehennemde kalacaklardır, farzları yapmak imandandır terk eden(inkar etmediği halde) kafirdir diyenler, fakat birini terkederse kafir olur,  içki içerken, zina ederken, o kimse kafir olur.” diyenler bid’atçı sapıklardan olur.

18- Mest üzerine mesh etmek yoktur .” diyen Rafiza ve Şiiler sapık bid’atçılardır. Rafizilerden  Hz.Ebu Bekir ve Hz. Ömer’e küfredip lanetleyenler kafirdir. Hz. Ali( r.a.),  Hazreti Ebu Bekir ve Hz. Ömer’den (Allah her üçünden de razı olsun) üstündür.”  diyenler Bid’atçı sapıklardır.

19-  Mücessime, Keramiye, Mutezile, Cehmiyye ve Müşebbihe  Mezhebleri’nde olanların inancı:  “Allah’ın özel yeri, mekanı vardır, O arştadır” dedikleri için küfre girmişlerdir.

20- Rubûbiyyeti inkar eden Muattile Mezhebi, Vahdaniyeti (Allahu Teala’nın Zatında ve sıfatlarında ve işlerinde ortağı olmamasıdır.) inkar eden Veseniye Mezhebi, Allah’tan başkasına ibadet edilebileceğini iddia eden İttihadiye Yolu, Allah ile birlikte başka ilahlara ibadet etmenin doğru olduğunu kabul eden Hululiyye Mezhebi mensuplarıda kafirdir.

21- Allahu Teala’nın her şeyde tasarruf sahibi olmadığına inanan Dehri Mezhebi, Hayrı bir ilah, şerri başka bir ilahın yarattğına inanan, Disani ve Mâni mezhebi‘nde olanlar, aynı görüşe sahib olan Sâbiler, Hırıstiyanlar ve Mecusiler de kafirdir.

22Karamitiler ve Batıniler:  Tenasuha (reenkarnasyona)  inandıkları için, Hululü (haşa Allah’ın bir insanın içine girmesine inananmayı) kabul ettikleri için kafirdir. Allah’ın birliğini ve ilahlığını kabul edip “Allah kadim değildir, diri değildir, mahluktur ve şekillenmiştir.” diye inanan Rafiziler ve  Cenahiler ve Hişamilerde kafirdir.

23- Allah’ın oğlunun var olduğunu, veya arkadaşı, veya hanımının var olduğunu kabul edenler,  veya Allah’ı bir şeyden doğmuş veya oluşmuş kabul eden Hıristiyan ve Yahudiler’de kafirdir. Bu ifadeden de anlaşıldığı gibi Allah’a “Allah baba” diyenler bunu hangi niyetle söylerse söylesinler küfre girer.

24- Evrenin kendi kendine yaratıldığını kabul eden Tabiatçılar, iki ilah var olduğunu kabul eden filozoflar, ezelde Allah ile bir başka ilah olduğunu,  evrenin(kainatın) sanatkarı ve düznleyicisi  başka bir ilah olduğunu kabul edenler de kafirdir.

25- Varlıkların yaratılmasında doğanın (tabiatın) da etkisi var diyen tabiatçılar da kafirdir.

  26- “Allah ile oturup konuşulur, O’nun yanına çıkılır, Allah bazı veli ve mürşidlere hulul eder(içine girer), dolaysı ile mürşide itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur.” diyen bazı mutasavvıflar,  hırıstiyan ve yahudiler ve Batıni Mezehebi’ndekiler de kafirdir.

27- Kainatın kadim, yani yaratılmamış olduğunu söyleyen bazı felsefeciler de kafirdir.

28- Peygamberlerin hepsini veya birini kabul etmeyenler, veyahut sadece Muhammed(s.a.v.)’in peygamberliğini inkar eden Yahudi ve Hırıstıyanlar da kafirdir.

NOT: Peygamber (s.a.v.) efendimizin, peygamberliğini inkar ettiği halde  sadece “Lâ ilahe illallah” diyen Yahudi ve Hıristiyanların da cennete gireceğini iddia edenlerde küfre girer. Çünkü O’nun peygamberliğini inkar eden,  Kur’an-ı Kerim’i inkar ederek,  cennete girmenin mümkün olduğunu iddia etmiş olur.

29- Allah’ın varlığına ve birliğine inanan,  peygamberlerin hak olduğunu kabul edip, onların getirdiği şeyler de yalan olabileceğini iddia eden filozoflarla,  bazı sapık mutasavvıflar ve İbahiye Mezhebi’ndekiler de kafirdir.

30“Bana vahiy geliyor, Benim şeyhim peygamber makamındadır,”  veya” benim şeyhim kainatı idare ediyor , yerlerin ve göklerin tasarrufu benim şeyhimin elindedir, istediğini hidayete erdirir, benim şeyhimi inkar eden kafirdir.” diyen ve hezeyanlar savuran bazı  tarikatçılarda  kafirdir.

 31-Allah’ın mekrinden emin ve rahmetinden ümid kesenlerde kafirdir. Farzları ve haramları inkar eden,  farz, vacib, sünnet ve müstehab ibadetleri küçümseyip alay edenler, “haramları işlemek ne güzeldir diyenler de kafirdir.” Dinen helal olduğu kesin olarak belirtilen bir şeye(su içmek gibi) haram diyenler de kafirdir.

32– Hata ile söylenen küfür sözler kişiyi kafir etmezse de,  yinede tövbe istiğfar etmesi daha doğru olandır. Bilerek veya cehaletle söylenirse tövbe etmek o kimseye farzdır. Bilerek küfür işlediğinde veya, cehaletle küfür işlediğinde  kendisine, küfür işlediği hatırlatılır da tövbe etmeyi önemsemez, veya redderse o kimse küfür üzere kalır.

D İ K K A T : Küfür olduğu kesin olan bir şeyi bir kimse söyler veya öyle inanırsa ve buna pişman olup tövbe etmezse,  o kimse ömrünün sonuna kadar da öyle inanırsa, o kimsenin ne namazı, ne orucu ne de başka ibadetleri asla kabul edilmez. Bu durumda olan bir kimse, küfür üzere ölürse CEHENNEMDE SONSUZ AZABA DÜŞER.

33– Bir kimse küfür işleri ve sözleri şaka ile yapar, veya dini konular ile alay ederse  o kimse küfre girer.

34-Dürer” de bahsedildiğine, bugün yahudi ve hırstiyanlar” Lâ ilahe illallah Muhammedun rasulullah” deseler dahi, müslüman sayılamazlar. Çünki onlara , gerçekten bunu kabul ediyormusunuz diye sorulduğunda, sizin peygamberiniz olarak kabul ediyoruz derler. Şayet bir hırıstiyan, sadece “Lâ ilahe illallah” kısmını söyler de kendi dininden uzaklaştığını da söylerse, müslüman sayılmaz. Müslüman olması için teslim olması ve  ” Bende sizin gibi müslüman oldum.”  demesi gerektir.

35- Bir kimse Allahu Teala’yı acizlik ve ya cahillik  sıfatları ile anarsa, örnek:” Allah o işi nereden görecek? “Bu adamı Allah bile unutmuş demek” gibi  veya mahluklara Kuddûs, Kayyûm ve Er-Rahmân gibi isimler takarsa, küfre girer.

36– Bir kimse ” Allah gelse bana bunu yaptıramaz”, veya “Allah’ın oğlu gelse olmaz” , “Allah baba  istemez” ,” Allah oturdu, Allah yerinden kalktı”  diyen, veya “Falan adam o kadar acaip ki Allah’ın cebinden peygamberi çalar” diyen ve onu tasdikleyen de kafir olur..

37– Bir kimse bir işi yaptığı halde “Allah biliyorki, Allah şahid ki ben bu işi yapmadım “derse küfre girer.

38- Bir kimse; “Ben peygamberim ” derse, biride ona; ” Öyle ise mucizeni göster” derse,  her ikiside birlikte  küfre girer.

40– Azrail falanın canını yanlışlıkla aldı diyen,  Hz. Aişe(r.anha)’ya iftira eden, Hz.Ebu Bekir ve Hz. Ömer’in sahabeliğini ve halifeliğini kabul etmeyen de küfre girer.
NOT: Allah’ın Rasulü (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Benden sonra hilafet (kamil mânâ da halifelik) otuz yıldır.”(bk. Ebu Davud, Sünnet, 8; Tirmizî, Fiten, 48; Ahmed b. Hanbel, 4/272; 5/220, 221)
Bu 30 yıl, Hz.Ali’den sonra Hz.Hasanın halifeliği ile toplam 30 yıl olmaktadır.  Bu sebeple Hz.Osman , Hz. Ali ve Hz. Hasan’ın (radıyallahu anhum) da halifeliklerini kabul etmemek küfrü mucibtir.

41- Falan hoca gaybı biliyor diyen ve onu tasdik eden küfre girer.

 42– Azizlere (Sadatlara)  gayb malumdur diyen veya öyle inanan kafirdir. Ancak, “Allah dilediği peygambere veya mü’min bir kimseye dilerse, gaybı bildirir.” demesi,  Allah’ın gücünün her şeye yettiğine iman olur. “Hayır bildiremez” diyen de küfre girmiş olur.

43– Azizler şu işimi (gayb aleminde) hallettiler diyen veya öyle inanan küfre girer. “Allah sadatların duaları vesilesi ile şu işimi yarattı ” veya “sadatların duaları vesilesi ile Allah  işlerimi düzene koydu”  demesi gerekirdi.

44- Bir kimse sevgilisine sen bana Allah’tan daha sevimlisin veya sana tapıyorum, derse küfre girer.

45– Bir kimse güzel gördüğü bir kadına “İlah gibi kadın”  veya “işte tapılacak kadın ” derse küfre girer.

46- Zikrullah ile alay eden veya yok sayan, Allah’ın kelamını kendi kelamıymış gibi söyleyen, haram olduğu kesin olan,  içki, kan, domuz eti, leş, mundar hayvanların etini yer ve içerken besmele çeken, hırsızlık, kumar, zina haksız yere adam öldürmeye başlarken, besmele çeken küfre girer.

47– “Falanca ile cennete dahi gitmem.” , veya “Sensiz cennete girmem” diyen küfre girer.  Hırıstiyanlar ve yahudiler ahirette cennetemi yoksa cehenneme mi giderler bilemem.” diyen, bu namaz daha ne kadar kılınacak, önü yok sonu yok, kıl, kıl bitmiyor diyen,  küfre girer.

48– Bir alimin veya  bir mü’minin ağzına söven  küfre girer. Çünki alim kişinin ağzı Kur’an yoludur.

49- Şeriata hakaret eden onu çağdışı bulan küfre girer. Açıklama: Şeriat dinin içindeki emirler ve yasaklardır.

50-” Falan kafir filan kafirden daha hayırlıdır.”  demek küfürdür. “kötülükte daha  ehven veya daha az şerli” demek gerekir.

 51– Öldürülmesine meşru bir sebep olmadan ” falan adamın kanı helaldir” demek küfürdür.

52–  Lûtiliğe (homoseksüelliğe) helaldir diyen kafirdir. Hanımına ters ilişkiyi helal sayan da küfre girer.

53– Bir kimse içki,  zina gibi haram olduğu kesin belirlenmiş şeyler için” keşke bunlar helal olsaydı.” dese veya öyle umsa,  küfre girer.
54- Haksız yere adam öldüren kimseye:  ” İyi yaptın”  dese kafir olur. Birisi “ey gavur Ali, veya Gavur Mehmet”  gibi bir ifade ile birini çağırsa, o kimsede ” Buyur efendim  ” dese küfre girer.

55– Bir kimse bir mümine” sen artık, kadına tapıyorsun,”  veya “paraya tapıyorsun,  sen ebediyen cehennemliksin.” derse, hitap ettiği kimsede bu küfür hali yoksa, o durumda bunları söyleyen kimse küfre girer.

56- “Keşke oruç bu kadar uzun süre olmasaydı.” derse, veya   ” Hadi neyse namaz farz olmuş ama,  şu  abdest farz olmasaydı” derse, veya  “namaz beş vakit değilde iki veya üç vakit olsaydı” derse, veya “keşke gusül abdesti olmasaydı” diyen küfre girer.

57- Bir kimsenin başına bir musibet gelirde, o kimse ” Ya rabbi, her şeyimi aldın, daha ne yapacaksın, benden başkasını bulamadınmı, namaz kılmayanlara oruç tutmayanlara nimet veriyorsun, bana da bela yağdırıyorsun, senin adaletin bu mu ? ” bu ve bunun benzeri şeyleri söylerse küfre girer.

58– “Allah şu kızı özene bezene yaratmış” veya “Allah seni özenmişde yaratmış” demek küfürdür. Çünki özenmek acizlerin işidir. Allahu Teala yaratmasını dilediği şeye ” Ol ” der, onun nasıl olamasını dilerse, o da Allah(c.c.) kudreti ile öyle olur.

59– Bir vaiz küfür kelimesi kullanır da, orada kendisini dinleyenlerde tasdik ederse kafir olurlar. Zulmü aşikar olan bir hükümdara ” Adaletli hükümdar ” diyen küfre girer.

60– “Benim şeyhim bana kafir olmamı emretse kafir olurum” diyen kimse kafir olur. “Bizim tarikatımızda, şeyhe teslim olduktan sonra başka şeye bakılmaz, biz artık şeyhe ibadet eder, sadece ondan emir alırız.” diyen  küfre girer.

 61– “Allah falan müslümanın canını kafir olarak alsın” diyen kafir olur. Bir kimse, bir mümine ” Falan  şeytan adamdır.” derse küfre girer.

62– Bir kimse “Sen şunu veya bunu yarattın” veya ” Ben şunları yarattım” derse küfre girer. .

63– Müslümana beddua haramdır. Bir müslümana” Allah senin canını kafir olarak alsın ” diyen küfre girer. Peygamber efendimiz şöyle beyan ettiler ” Zalime beddua edenin sevabı, zaliminde günahı azalır. “

64- Bir kimse “keşke daha önce kafir olsaydımda şu kötülükleri yaptıktan sonra müslüman olsaydım” diyen küfre girer. “Keşke şu kötülükleri yapmadan müslüman olsaydım ” demesi gerkirdi.

65– “Ben kainat falan tanımıyorum” diyen küfre girer. Kafire veya günahkar kimseye Allah sizin bu halinizden razı olsun” diyen veya ona amin dieyenler kafir olur. Ama  “Allah size hidayet vererek razı olduğu kul eylesin” derse dua olur.

66- Bir kimse hıristiyan veya gayri müslimlerden birine benzemek niyeti ile,  onlara mahsus  zünnar gibi bir eşyayı giyer,  veya haç gibi bir şeyi takarsa küfre girer. Zünnar: Papaz Kuşağıdır.

  67– “İçki ehline helal, ehli olmayana haramdır” diyen, “Veya kadının verdiği zevki Allah bile vermiyor.” diyen kafirdir. Kadını ve onun sebebi  ile oluşan zevki ve tüm zevkleri Allahu Teala yaratır. Biz her an,  yalnız O’na muhtacız.

68- Karısını üç talakla boşayan birine “Kafir ol ki karın başka biriyle evlenmeden tekrar sana nikahı helal olsun” diyen küfre girer. Böyle yapmakla da nikah geçerli olmaz.

69– Kabir hayatını ve peygamber(s.a.v.) efendimizin mi’racını inkar eden  küfre girer. Bazı ulemaya göre, sadece Mescid-i Aksa’dan ötesini  ( göklere ve cennetlere gidip geldiğini)  inkar ederse bid’at ehlidir.

70– Bir kimse” Allah, bilmemki  falanı ne diye yarattı.” derse küfre girer.

71- Bir kimse:  “Kur’an’da baş örtüsü emredilmedi ” derse küfre girer..  Allahu Teala Kitabullah’ta : ” Vel’yeDribne biHumûruhinne  alâ cuyûbihinne” diye beyan buyurmuştur. Mealen: ” (Ey Rasulum ) VelyeDribne;  O mü’mine kadınlara  emrimi hatırlat!  Darbetsinler; (indirsinler)  biHumûrihinne; baş örtülerini  alâ cuyûbihinne Yakalarının üzerlerine kadar . Kur’an’da baş örtüsü bu kadar açık olarak emredilmişken bir dinsizin çıkıpta;  Kuranda baş örtüsü emrinin olmadığını söylemesinin hiç bir değeri yoktur.
72- Bir kimse Allah’ın bedeni vardır derse kafir olur. Allah vardır ve bedenden münezzehtir. Var olmak için bir bedene muhtaç değildir. O Zatı ile ezelden ebede vardır.
73–   Bir kimse insan resmi yapıp İsa’nın resmidir deyip bu resme secde etse veya tapınmak için heykel yapsa, veya yahudi ve hırıstiyanların zünnarını beline bağlasa kafir olur. Ancak kafirlere mahsus şeyleri harbde hile için giyerse kafir olmaz. Canını malını rızkını kurtaracak kadar giymesi özür olur. Daha fazlasını giymek küfür olur. (Uyunul besair)
74– Burçların insaların kaderini etkilediğine inanıp, kaderi inkâr etmek küfürdür.
75- Peygamber (s.a.v.) Efendimiz buyurdular ki;
“BİR KİMSE, MÜSLÜMAN KARDEŞİNE: “EY KÂFİR” DERSE, HİTAP EDİLEN KİMSE KÂFİR DEĞİLSE, BU SÖZÜ SÖYLEYENİN KENDİSİ KÂFİR OLUR.”      (Buhari, Edeb, 78/13)
76– Allah ancak murad ve taktir ettiğinde bilir , ondan önce bilemez demek, küfürdür.
77- Allah görmez , görülmez demek de, küfürdür.

78- Bir kimse “Bu iş mâşâallah ile inşâallah ile olmaz “dese, öbürü de tasdik anlamında başını sallasa, her ikisi de kâfir olur. mâşâallah‘ın anlamı  “Allah korusun” demektir,  inşâallah‘ın anlamı ise, “Allah dilerse” demektir ki, ayeti kerimede Allah dilemeden hiç bir kimsenin dileyemeyeceği ve Allah’ın koruması olmadan da hiç bir şeyin ayakta kalması mümkün değildir.

79- Tazim (hürmet) edilmesi emredileni aşağılamak ve tahkir edilmesi emredileni de tazim etmek küfürdür. (Birgivi vasiyetnamesi şerhi)

80- Hadis-i şerifte, “münafık ve her çeşit kâfir ile konuşurken, efendim demeyin” buyuruldu. Zalime, kâfire hürmet etmek, saygıyla selam vermek, üstadım demek, küfür olur. (Berika)

Saygı için efendim demek küfürse de, âdet olan kelimelerle hitap etmek küfür olmaz. Telefonda bir gayrimüslime, buyurun efendim demek küfür olmaz, çünkü âdet böyledir. Gayrimüslime selam vermek de küfürdür, çünkü kâfire dua edilmez. Selam da duadır, ancak iş düşünce âdet olarak selam verilebilir. Onlar zaten selamı bilmez. Onlar gibi söylemekte, mesela Bonjour, Good morning, Guten morgen, Günaydın, İyi günler veya İyi akşamlar demekte mahzur yoktur.

81– Bir takım cahiller vardır ki onlar: “İyilik yapanın anasını avradını… şöyle böyle yapayım” sözü veya; “o iyiliğin anasını ..şöyle böyle yapayım”  diye küfür ettikleri görülüp işitilmektedir ki, bunlar okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkarlar da hâla kendilerini Müslüman sanırlar. Bunların bu sözleri Allah’ın “iyilik yapın” emrine hakaret olduğu için küfre girerler. Peygamberler ve melekler de hep iyilik yaparlar. Peygamber (aleyhissalatü vesselam) Efendimizin bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmaktadırlar, mealen:
-” Öyle bir zaman gelir ki, kişinin imanı giderde haberi olmaz. Halbuki ondan gömleğin çıktığı gibi iman çıkmış olur.” (Hadis-i Deylemî) 

82- Bir kimse “Kur’an tahrif oldu yani; değişti” derse,
EL-CEVAP: O kimse külliyen kafirdir. Evli ise karısı boştur. Allah onun hiç bir ibadetini kabul etmez ta ki, o sözüne pişman olup tövbe edip iman ve nikahını tazeleyinceye dek.

83- “Sövmenin adını günah koymuşlar ” deyip, sövmeyi mübah saymak da küfürdür.

84- ŞARKILARDAKİ KÜFÜR SÖZLER:
1-Kahpe kader
2-secde ettim taparcasına
3-Bir sana taptım bir de Tanrıya
4-Madem unutacaktın beni neden yarattın
5-Kuluna kul oldum severek taptım
6-Alıştım kaderin zulmüne artık
7-Rabbim adaletin bu kadar mı?

85- Kasten “Lâ havle ve lâ kuvvet” demek küfür alametidir. Çünkü Bu Allah’ın kudretini inkâr anlamına gelir. Doğrusu “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh” demektir ki “Allah’tan başkasında kuvvet ve haretket ettirme gücü yoktur.” demektir.

86- Şeytana teşekkür etmek alametidir.

 

Söylenmesi Caiz Olmayan Sözler Nelerdir?
CEVAP:
Bazılarını bildirelim:
1- Bir alet çalışmayınca veya bozulunca azizlik etti demek uygun değildir. Çünkü dinimizde aziz; izzetli, şerefli, değerli, evliya gibi anlamlara gelir. Bozulunca şerefli bir iş yaptı denmez.

2-
 Çocuk yedinci kattan düştü. Mucize olarak kurtuldu demek caiz olmaz. Çünkü mucize sadece Peygamberlerde görülür, çocuğa Peygamber denmiş olur. Allah’ın kudreti ile kurtuldu demek gerekir.

3- 
Günahkâra veya kâfire, (Günah keçisi) demek caiz değildir.

4- 
Ana babası kâfir olanın, namazda zammı sure olarak (Rabbenağfirli velivalideyye…) âyetini okuması caizdir, salli bariklerden sonra dua olarak okuması caiz değildir.

5-
 (Haram ama seviyorum) demek haram olur, küfür olmaz.

6-
 (Allah yazdıysa bozsun) demek, dua niyetiyle caizdir.

7-
 Kâfire, (dayı, amca, dayıcığım, buyurun) demek, âdet olarak söylendiği için caizdir.

8-
 Allah bizi düşündüğü için göz vermiş demek caiz olmaz. Zira düşünmek mahlûklara mahsustur.

9-
 (Allah kuşlara kanat vermeyi ihmal etmemiş) demek uygun değildir. Allahü teâlâ ihmal etmez. Sanki ihmal de edebilir anlamı çıkacağı için söylememeli. İhmal etmez anlamında söylemek küfür olmaz.

10-
 Yüzünü gören Cennetlik veya hacı oluyor, demek caiz olmaz. Çünkü bir kimseyi görmekle Cennetlik veya hacı olunmaz. Bu bakımdan böyle söylemek yanlıştır.

11-
 Müslümana şeytan gibi adam demek caiz değildir. Cin gibi demek caizdir.

12- 
Müslüman ölü için (Toprağı bol olsun) demek caiz olmaz, bu ifade gayrimüslimler için kullanılır.

13- 
(Allah kuşların planını kader defterine çizerken yakıt ihtiyaçlarını da hesaba katmış) demek caiz ise de böyle ifadeler kullanmak uygun olmaz.

14-
 (Allah insanın binasını hücre tuğlası ile örmüş) demek caiz ise de dememelidir.

15-
 Kâfire yaptığı iyilik için Allah razı olsun ifadesini imana gelmesini veya “Allah razı olduğu şekle çevirsin” diye niyet ederek söylemek caizdir.

16-
 (Allah unutmadı) demek edepsizlik olur. Sanki böyle demekle unuttuğu zaman da olabilir anlamı çıkmaması için böyle söylememeli.

17-
 (Allah yarattı demem döverim, almadan vermek Allah’a mahsus) gibi sözler küfür olmaz, ancak, Allahü teâlânın ismini, gereksiz yere kullanmak hürmetsizlik olur. Lüzumsuz yere yemin gibidir.

18-
 Şerefsizim ki doğru söylüyorum demek caiz değildir. Müslüman böyle söylemez. 

19- (Anam avradım olsun) demek küfür olmaz. Ama Müslümana böyle söylemek yakışmaz.

20- 
İlah yerine, (Ey rahmeti bol padişah) demek, ibadet olmayan yerlerde caizdir.

21-
 Eskimiş Kur’an demek caiz değildir. Eski Mushaf olur ama, eski Kur’an olmaz. Kur’an, Allah kelamı demektir. Kur’an-ı kerimin kağıtlara yazılmış şekline Mushaf denir. Bunun gibi, büyük Kur’an, küçük Kur’an demek de caiz olmaz.

22-
 Kur’an için antivirüs programı, Resulullah için yürüyen Kur’an, Savaş Peygamberi, Allah için mimar, sanatçı diyenler var. Böyle söylemek caiz değildir. Çünkü Allahü teâlânın isimleri, tevkîfîdir, yani dinin sahibinin bildirmesine mevkuftur, bağlıdır. İslamiyet’in söylediği ismi söylemelidir. İslamiyet’in bildirmediği isim söylenemez. Ne kadar iyi, güzel isim olsa da, söylenmez. Dinde bid’at çıkarılmamalı. Diğerleri de böyledir. Allah Resulüne, Allah kelamına saygı göstermeli, misyonerlerin tuzaklarına düşüp de Müslüman olarak böyle şeyler söylememeli.

23- 
Bazıları, “Domuz oğlu domuz, domuz gibi bakıyorsun. Eşek oğlu eşek demek küfürdür, çünkü böyle söyleyince Hazret-i Âdem’e kadar gider. Böyle söyleyenin iman ve nikahını tazelemesi gerekir” diyorlar. Bunlar doğru değildir. Hazret-i Âdem’e kadar gitmez. Böyle söylemek uygun değilse de, küfür olmaz. Müslüman böyle sözler söylemez.

24-
 (Anladıysam Arap olayım) demek uygun değildir. Niyeti, Arabı, Peygamber efendimizi kötülemek ise küfür olur.

25-
 (Allah bana kulum demesin) diyerek yemin etmek caiz değildir, çok tehlikelidir.

26-
 Allah’a akıl sahibi demek caiz değildir, akıl mahlûktur. Allahü teâlâ aklın yaratıcısıdır.

27-
 Eskiden mürşid-i kâmiller vardı, ama dünya işlerinden anlamazlardı demek caiz değildir. Onlar ahiret işleri gibi, dünya işlerini de bilirlerdi. Bazı kimseler de evliya ayrı, âlim ayrı diyorlar. Yani evliya ilimden anlamaz diyorlar. Evliya haramdan, mekruhtan kaçan salih kimsedir. İlim olmadan haramdan, bid’atlerden nasıl kaçılır ki?

28-
 İnsanlar için, (Beni ihya etti, beni ihya ettiniz) demek caiz değildir. İhya etmek kelimesi, canlandırmak, can vermek, diriltmek anlamındadır. Bu anlamda kullanılması uygun değildir.

29- Annenin evladına, (Sana kurban olayım) gibi söz söylemesi, caiz değildir. (Seni verene, seni yaratana kurban olayım) demelidir.

Allah cezanı versin demek
Sual: 
Kötülük eden, zulmeden kimseleri Allah’a havale etmek, (Allah bunun cezasını versin demek) caiz midir?
CEVAP
Evet, caizdir. (İslam Ahlakı)

Azizlik etti demek
Sual: 
Bir alet bozulunca, (Azizlik etti) deniyor. Telefon bozuluyor, mesajı çekti sanıyor çekilmeyince, (Muziplik yaptı, bizi aldattı) anlamında, (Telefonun azizliğine uğradım) deniyor. Aziz güzel bir isim olduğuna göre böyle söylemek caiz midir?
CEVAP
Aziz, (İzzet sahibi, mağlup edilemeyen ve daima her şeye galip olan) mânasında Esma-i hüsna’dan Cenab-ı Hakk’ın bir ismidir. Ayrıca izzetli, şerefli, ermiş, evliya zat gibi mânalara da gelir. Böyle güzel ismi kötü yerde kullanmak, alay etmek caiz olmaz. (Falanca zatın evliyalığına maruz kaldı, Allah’ın azizliği beni yaktı) gibi çirkin mânalara gelir. Bilerek, kasten böyle söylemek küfür olur. Bilmeden, kasıtsız söylenmişse mazur olabilir.

“O ne kâfir” demek
Sual: 
(O, ne kâfirin biri), (Kâfir adam), (Seni kâfir seni) gibi bir söz söyleyenin kâfir olacağı söyleniyor. Doğru mudur?
CEVAP
Söyleyenin niyetine göre değişir. (Müslümana kâfir diyenin kendisi kâfir olur) hadis-i şerifinde bildirilen hüküm, bir Müslümanın kâfir olmasını isteyerek söyleyen içindir. Yoksa birine hakaret maksadıyla veya kötülemek için söylemek küfür değildir. (İslam Ahlakı)

Âhireti inkâr
Sual:
 Reformda çok ileri giden bazı kimseler, (Cennet ve Cehennem bu dünyadadır) diyorlar. Bunu ne maksatla söylüyorlar?
CEVAP
Bu azılı reformistler, dinimize inanmadıkları için, âhireti inkâr maksadıyla söylüyorlar. Yoksa, (Cennet ve Cehennem bu dünyada kazanılır) demek istemezler.

Zâlimler için yaşasın Cehennem
Sual:
 (Zâlimler için yaşasın Cehennem) sözünün yanlış, hattâ küfür olduğu söyleniyor. (Sen kim oluyorsun da, Cehennemin yaratılmasını yani Allah’ın icraatını onaylamaya kalkıyorsun?) deniyor. Bu bakımdan (Zâlimler için yaşasın Cehennem) demek küfür olmaz mı?
CEVAP
İcraatı onaylamak gibi düşünülürse elbette öyle söylemek uygun olmaz. Eğer, (Kâfirlerin, suçluların, hainlerin cezalandırılması ne kadar güzeldir) denmek isteniyorsa mahzuru olmaz.

Zâlim kelimesi, tefsir ilminde kâfir demektir. Bunu söyleyen Ehl-i sünnet ise, bu sözü şöyle anlamak gerekir:
(Allahü teâlânın, zulmeden kâfirleri cezalandırma yeri olan Cehennemi yaratması, adaletin tecellisidir, mazlumlar için de bir tesellidir.)

Salih Müslüman, Allah’ın yarattığı bir şey için, onun icraatını onaylarcasına, (Bu yaptığı iyidir, mahzuru yoktur) gibi şeyler söylemez. Çünkü öyle söylenince, Allahü teâlânın uygun olmayan işlerinin de olabileceği intibaı uyanabilir. Bu bakımdan İslam âlimleri, nasıl söylemişse, aynen öyle söylemeli, kendiliğimizden yeni tâbirler üretmemeliyiz.
Dinimiz İslam

EK: 1
Küfre sebep olan şeyden tevbe etmedikçe
Sual:
Müslüman olduğunu söyleyen, fakat sözlerinde veya yazılarında küfrü gerektiren bir şey görülen kimseye karşı nasıl hareket etmek gerekir?
CEVAP
Müslüman olduğunu söyleyen veya cemaat ile namaz kılarken görülen bir kimsenin müslüman olduğu anlaşılır. Sonra, bunun bir sözünde, yazısında veya bir hareketinde, Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdikleri iman bilgilerine uymayan bir şey görülürse, bunun küfür veya dalalet olduğu kendisine anlatılır. Bundan vazgeçmesi, tevbe etmesi söylenir. Kısa aklı, bozuk düşüncesi ile cevap verip vazgeçmezse, bunun sapık veya mürted olduğu anlaşılır. Namaz kılsa, hacca gitse, her ibadeti ve iyiliği yapsa da, bu felaketten kurtulamaz. Küfre sebep olan şeylerden vazgeçmedikçe, bundan tevbe etmedikçe, müslüman olamaz.

Her müslüman, küfre sebep olan şeyleri iyi öğrenerek, mürted olmaktan korunmalı, kâfir olanları ve müslüman görünen yalancıları iyi tanıyıp, zararlarından sakınmalıdır!

Bilmemek özür olmaz
Sual:
Bir müslüman şaka olarak, bir din kitabına hurafe dese veya alay ederek haram işleyene veya işletene “helal olsun” dese, mürted olur mu?
CEVAP
Muteber kitaplardan nakil yapalım. Mesela, birçok İslam âliminin kitaplarından derlenen Herkese Lazım Olan İman kitabı için, bir kimsenin, doğru olduğuna inandığı halde alay yolu ile hurafe dediğini kabul edelim. O kitapta, (Allah vardır) diyerek imanın 6 esası bildiriliyor. Şaka olarak veya alay maksadı ile veya ne maksatla olursa olsun buna hurafe demenin, haram işleyene veya işletene (helal olsun) demenin hükmünü vesikaları ile bildirelim.

Muteber kitaplarda buyuruluyor ki:
(Küfre sebep olan bir sözü, tehdit edilmeden söyleyenin imanı gider. Çünkü her müslümanın bilmesi gereken şeyleri öğrenmesi farzdır. Bilmemesi özür olmaz, büyük günahtır. Küfre girenin önceki ibadetleri yok olur. Tevbe ederse, geri gelmez. Tevbe için yalnız kelime-i şehadet söylemek kâfi değildir, küfre sebep olan şeyden de tevbe etmesi gerekir.) (Berika, Hadika)

Burhaneddin-i Mergınani hazretleri, (Kur’an-ı kerimi teganni ile okuyan hâfıza, ne güzel okudun diyenin imanı gider. Tecdid-i iman ve tecdid-i nikah gerekir) buyurdu. (Dürr-ül Münteka)

Ebu Nasr-ı Debbusi hazretleri, Kadi Zahireddin-i Harezmi hazretlerinden naklen buyuruyor ki:
(Bir şarkıcıyı dinleyen veya herhangi bir haram işi gören kimse, haram olduğuna inanarak veya inanmayarak, buna, ne güzel dese, o anda imanı gider.) (Müjdeci Mek. 266)

(Kâfirlerin ibadet olarak yaptıkları ve kâfirlik alameti olan ve İslamiyet’i inkâr etmek ve inanmamak alameti olan ve tahkir etmemiz vacip olan şeyleri yapan ve kullanan kâfir olur. Bunlardan meşhur olanlarını bilmeyerek veya şaka olarak veya herkesi güldürmek için yapan da, kâfir olur.) (Birgivi vasıyyetnamesi)

(Zaruri olan ve tevatür ile bildirilmiş olan din bilgilerine inanmayan kâfir olur. İnanmamayı gösteren her söz, ister şaka olarak, isterse gönülden olmayarak olsun küfür olur.) (Milel-nihal)

(Küfre sebep olan bir işi yapmak küfür olur. Mesela beline, zünnar denilen papaz kuşağını bağlamak ve küfre mahsus şey giymek de böyledir. Bunları mizah için, başkalarını güldürmek için, şaka için kullanmak da küfre sebep olur. İtikadının doğru olması fayda vermez.) (Berika)

(Filan müslüman benim gözümde yahudi gibidir demek küfürdür. Ahirette olacak şeylerle alay etmek küfürdür. Kabirdeki ve kıyametteki azaplara akla, fenne uygun değildir diyerek inanmamak, faiz helal olsaydı demek, İslam bilgilerini ve din âlimlerini aşağılamak da, küfürdür.)

Akıllı, bilgili, edebiyatçı olduğunu göstermek için veya yanındakileri güldürmek, sevindirmek veya alay etmek için söylenen sözlerde küfre düşmekten çok korkmalıdır. Bir kimse, küçük günah işlese, buna tevbe et denildiğinde, (tevbe edecek bir şey yapmadım ki…) dese, kâfir olur.

(Filan şey, filan kimsede yoktur, varsa kâfir olayım) diye, yemin eylese, o şey, o kimsede olsun veya olmasın, o kimse, kâfir olayım dediği için küfre girmiştir. Kâfirlerin ibadetleri, İslamiyet’e uymayan işleri güzeldir demek de küfürdür.

Bir kadın, beline bir kara ip bağlasa, (bu nedir) deseler, (zünnardır) dese, kâfir olur. Nasrani olmak, yahudi olmaktan, [amerikan kâfiri olmak, komünist olmaktan] hayırlıdır demek küfürdür.

İlim meclisinde ne işim var veya din adamlarının sözü neye yarar demek küfür olur. Biri diğerine, gel fıkıh kitabını okuyalım dese, o da, (Ben ilmi ne yapayım) dese, ilmi hafife aldığı için kâfir olur.) (Miftah-ül-cenne)

Gülmek ve Küfür
Sual: Bazı cahiller, şaka ile (Ben hocaların bulunduğu Cennete değil, artistlerin, dansözlerin şarkı çalıp oynadığı Cehenneme gitmeyi isterim) diyerek gülüyorlar. Böyle söyleyenlere gülen de kâfir olur mu?
CEVAP
Cehennem gülüp oynama yeri değil, şiddetli azap çekme yeridir. Dinin bir emrini böyle alaya almak küfrü gerektirir. İsteyerek buna gülen de küfre girer. Yani kâfir olur. İradesi dışında gülerse küfür olmaz. Din ile alay edenler, gülerek günah işleyenler cezalarını elbette ahirette görürler. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Gülerek günah işleyen, ağlayarak Cehenneme gider.) [Ebu Nuaym]

İnanmayanların alay ettikleri gibi, Cehennem gülüp oynama yeri değil, zalimlerin, hainlerin şiddetli azap görecekleri bir ceza yeridir. Cehennem o kadar korkunç bir yerdir ki günahsız olan melekler bile, onun dehşetinden korkarlar. Peygamber efendimiz, Cebrail aleyhisselamı çok üzgün görünce sebebini sorar. O da, (Cehennemin öyle kızgın bir alevini gördüm ki, onun tesirinden hâlâ kendime gelemedim) diye cevap verir. (Taberani)

Bir kimse, Yunan felsefecileri gibi, (Dünya kadimdir, ezelidir) derse küfre düşer. Yahut, (İnsanın ve bitkilerin yaratılışında, kirpiğimizin, saçımızın uzamasında ilahi şuuru görüyoruz) derse, mahluk [yaratık] olan şuuru Yaratıcı için kullanmış olur. Bu ise küfürdür. Çünkü şuur, akıl, fikir yaratıktır.

Abduhçular gibi, (İslam düşüncesi) demek de bu bakımdan küfürdür. Çünkü İslamiyet bir düşünce sistemi değildir. İlahi emir ve yasaklara düşünce demekten çok sakınmalıdır! İçinde (İslam düşüncesi), (İslam nazariyesi) gibi ifadeler bulunan kitaplar çok zararlıdır.

Müslümana kâfir denmez
Sual:
Kötü birinden, bid’at ehlinden bahsederken kâfir deniyor. Kâfir olmayana kâfir denir mi?
CEVAP
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Müslümana kâfir diyenin kendisi kâfir olur.) [Buhari]
İtikadı bozuk olmadığı için, Cennete girecek olan kimse, yaptığı günahlar sebebi ile Cehenneme girebilir. Eğer salih ise, yani günahına tevbe etmiş ise yahut affa veya şefaate kavuşursa, Cehenneme hiç girmez. Cahillerin de bildiği ve sözbirliği ile bildirilmiş olan bir inanışı veya bir işi inkâr eden, kâfir ve mürted olacağı için, la ilahe illallah dese ve her ibadeti yapsa ve her günahtan sakınsa bile, buna la ilahe illallah ehli ve ehl-i kıble denmez.

En şiddetli azap
Sual:
Mürtedler Cehennemde hangi tabakada azap görürler?
CEVAP
En alt tabakada azap görürler. Cehennem 7 tabakadır. Her birinin azabı üstündekinden daha şiddetlidir. (Feraid-ül-fevaid)
1. tabaka: Adı Cehennem’dir, azabı en hafiftir. Burada, günahkâr Müslümanlar azap görür.
2. tabaka: Adı Sair’dir. Ateşi ve azabı şiddetlidir. Burada, Yahudiler azap görür.
3. tabaka: Adı Sekar’dır. Bu daha şiddetlidir. Burada Hristiyanlar azap görür.
4. tabaka: Adı Cahim’dir. Burada, güneşe, yıldızlara tapanlar azap görür.
5. tabaka: Adı Hutame’dir. Burada Mecusiler, Budistler, Brehmenler azap görür.
6. tabaka: Adı Lazy’dir. Ateistler, müşrikler, dinsizler azap görür.
7. tabaka: Adı Haviye’dir. En şiddetlisidir. Burada münafık ve mürtedler azap görür.

Mürtedin tevbesi
Sual:
Bir kimse, küfre düşürücü bir şey söylese, mesela peygamberlerden birini inkâr etse, bütün küfürleri için tevbe etse, kelime-i şehadet getirse, namazlarını da kılsa, fakat yine bu inkârında devam etse, kelime-i şehadetinin ve namazının buna faydası olur mu?
CEVAP
Hayır faydası olmaz. Tevbe etmek için yalnız kelime-i şehadet söylemek kâfi değildir. Küfre sebep olan şeyden de tevbe etmek şarttır. Amel değil, iman bir bütündür, ya vardır ya yoktur. İman edilecek şeylerin birine bile inanmasa, hepsine inanmamış sayılır.

Mürted, küfrüne sebep olan şeyden tevbe etmedikçe, (La ilahe illallah) demekle ve İslamiyet’in bazı emirlerini yapmakla, mesela namaz kılmakla, oruç tutmakla, hacca gitmekle, hayrat ve hasenat yapmakla Müslüman olmaz. Bu bozuk itikadla ölürse imanla ölmez. Bu iyiliklerinin ahirette hiç faydasını görmez. İnkârından, yani inanmadığı şeyden tevbe etmesi, pişman olması lazımdır. Yani, İslamiyet’ten çıktığı kapıdan geri girmesi lazımdır.

 

 

 

EBEDİ KURTULUŞ İÇİN BİLMEMİZ GEREKEN EHLİ SÜNNET İNANCI

Ehli Sünnet İnancı (itikadı)

hadis- ehli sünnet hakkında     Bismillâhirrâhmânirrahîm
Her şeyin tek yaratıcısı, kendisinden başka ilah olmayan tek ilah Allahu Tealadır. O’nun eşi ve benzeri ve dengi yoktur. Herkese kuvvet ve hayat veren O’dur. Herkes O’na muhtaç, O ise hiçbir kimseye ve hiçbir şeye muhtaç değildir.  

      Ehl-i Sünnet Velcemaat İtikadı:
Kur’an, Sünnet, İcma-i Ümmet(eshabın icması) ve Kıyas-ı fukahadan oluşur. Bu 4 delilden birini reddeden, Ehl-i Sünnetten çıkar.
Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz Ehl-i Sünnet yolu hakkında şöyle buyurdular:
Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır, biri müstesna geri kalanları cehennemlik olacaklardır.” Bunu duyan Eshab-ı Kiram (Allah Onlardan Razı olsun) sorar:
“Ey Allah’ın Rasulü bunlardan, kurtulacak olanlar hangisidir?”

Peygamberimiz (s.a.v.):
“Benim ve eshabımın yolunda gidenlerdir.” diye cevap verirler.
(Kaynak: İbn-i Mace, Tirmizi , Ebu Davud)

      Mezhep Nedir.?
Allahu Teala buyurduki:
     “İnneke leminel-murselîn. Alâ sırâtın müstekîm.” (Yâ Sîn-3,4)
      Mealen; “Ey Muhammed(s.a.v.) şüphesiz sen gönderdiğimiz rasullerdensin.(3) Ve sen, en doğru yol (mezhep)üzerindesin. “
Kur’an, Peygamber Efendimizin en doğru yolda olduğunu Yâsîn Suresinde açıkça belirtiyor.   Yol, yani mezhep ifadesi, Yâsîn Suresinde sırat olarak ifade edilir. müstekîm ise, en doğru olarak ifade edilir. İki kelime birleştirildiğinde “endoğru yol“, yani “en doğru mezhep” anlamı açığa çıkar. Rasulullah’ın yolunu tavizsiz takip eden Eshab-ı Kiram ve sonra gelen alimlere de Ehl-i Sünnet alimleri denir. Onların tuttuğu yola da, ehli sünnet yolu, yani mezhebi denir. Mezheb kelimesinin kökü “zehebe”= arabçada”gitti” anlamındaki üçüncü tekil sahıs, mazi fiilidir. Bu kök kalıbın başına “mim” harfi getirildiğinde gidilen yol anlamını kazanır. Yani; mezhep kelimesinin anlamı gidilen, takip edilen yol demektir. Kur’an-ı Kerim’de mezhebe, “sırât” denilmektedir. Fatiha suresinde iki mezhepten söz edilir. Biri sırat-ı müstekîm diğeri sırat-ı dâllîndir. Rasulullah’ın ve ona tabi olanların yolu ise sıratı müstekîmdir.
 Ehl-i Sünnet Velcemaat İnancı, İslamiyeti Allahu Tealanın son Peygamberi  Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimizin ve eshabının ve ehli sünnet yolunun ictihat derecesine yükselmiş alimlerinin anladıkları gibi  anlayıp inanmaya denilir.
İşte, Kur’an, Hadis ve Eshabın(Allah onlardan razı olsun) icmasına dayalı, İmam-ı Maturidi Hazretlerinin çalışmaları ile hazırlanan kurtuluşumuzun reçetesi:

 

EHL-İ SÜNNET İTİKADI

1- ALEMİN YARATILIŞI VE ALLAH’IN VARLIĞI:

Allah’ın varlığı, varlığı en gerekli bir varlıktır. Her yaratılmışın varlığının bir başlangıcı bir de sonu vardır. Varlığının başlangıcı ve sonu olan her şeyin ise, varlığının başlangıcı ve sonu olmayan bir varlığa daima muhtaç olduğu şaşmaz bir hakikattir…

Alem, a’yan ve araz olmak üzere ikiye ayrılır.

Aynlar: kendi halinde yer tutan ve kendilerini taşıyacak bir yer olmaksızın var olan yaratıklardır.

a- Basit ayınlar: Bölünmeyen en küçük parçalardır. Bunlara cevher de denir.

b- Mürekkep ayınlar: cisimlere denir. Bölünen parçalardan oluşur.

Arazlar:

Devamlı olmayan, varlığı başkasının varlığına bağlı olan şeydir. Renkler, hareketler, duruşlar, tad, koku ses gibi. A’yanda arazda hadistir. Yokken sonradan oluşturulmuştur. Varlığının başlangıcı olan herşeyin sonuda var demektir. Başlangıcı ve sonu olan ise mahluktur.

Kadim: varlığının başlangıcı olmayandır. Kadim ise, Allah’ın sıfatıdır.

2- ALLAHIN VARLIĞI VE BİRLİĞİ :

Allah vardır, bu kainat, evren, eşyalar,  oluşlar  O’nun varlığının alametleri, belirtileridir. Bir evin bacasından duman çıkıyorsa, sen o ateşi görmesen de,  o evin ocağında ateş yanıyor demektir. Allah’ı görmesek de eserleri açıkta görülmektedir. “Hem ez ost” (Her görünen,  her işitilen, her hissedilen O’ndandır.)

NOT:

Makro ve mikro düzeyindeki herşey muhteşem bir düzen içindedir.  Yani; yıldızlar, galaksiler, gezegenler,  atomlar, nötronlar, protonlar ve elektronlar tam bir düzen içerisindedir.  Bunların düzenlerinin bozulması durumunda, evrende herşey altüst olurdu.

Eğer ki haşa, Allah’tan başka ilahlar bulunsaydı bu evrendeki bu düzen olamazdı. Biri diğerine muhalefet eder, ortam düzen bozulurdu. Biri diğerine tabi olsa idi, tabi olan aciz olur, aciz olan da ilah olamazdı.  Her arabada bir direksiyon bulunur, iki direksiyon ve iki şöfor olsaydı her an kaza olması muhtemel idi. Lâ ilahe illallah; Allah’tan başka ilah yoktur.

Hem zaten insanlık tarihinde insanlara Allah’tan (c.c.) başka,  kitab gönderen de  olmamıştır. “Niye denilirse?”  Çünkü Allah’tan başka İlah yokturki,  kendisini tanımaları için  uyarıcı bir rasul ve bir kitab göndersin.  İnsanlık tarihi boyunca sadece Allah(c.c.) rasul ve kitab göndermiştir. Sahte peygamberlerde güya Allah adına geldiklerini iddia etmişlerse de Allahu Teala onları başarıya değil hezimete uğratmıştır.

3- ALLAH’ın YARATIKLARA BENZEMEMESİ:

Allah (c.c.) yönden, yer kaplamaktan, yukarıda, aşağıda, sağda, solda olmaktan ve bir yönde veya bir yerde olmaktan münezzehtir…“Allah her yerdedir “ demek çok önemli bir hatadır.  ”Kul, her nerede Allah’ı anarsa,  Allah o kimseyi orada görür ve bilir.” demek gerekir. O’nun ilmi her şeyi kuşatmıştır. Yerleri, yani cisimlerin kapladığı alanları da Allahu Teala yaratmıştır. Cisimlerin kapladığı alanlar yok iken de Allah(c.c.) vardı ve O, hep vardır.  Her şeyin var olması, ancak O’nun varlığına muhtaçtır.
İmam-ı Rabbani hz.leri; “Allah, bu alemin ne içindedir ne de dışındadır. Kula kuldan daha yakındır.” demişlerdir.
Hz. Ebu Bekr, “Ya Rabbi zatına olan cehlimi artır” diye dua etmişlerdir.
Şahı Nakşibendi hz. “Allah’ın Zatı hakkında aklına ve hayaline ne gelirse, o Allah’ın mahlukudur.”demişlerdir.

4-  ALLAH’ın SIFATLARI:

 A- ALLAHU TEALANIN ZATİ SIFATLARI:

1Vücud: Allah vardır, varlığı kendisindendir. Madde ve cisim değil, nasıldır diye düşünmek haramdır. Çünkü hayal edilen her şekil, akla gelen her görüntü  mahluktur.

2-Kıdem: Varlığının öncesi yoktur, yani ezelidir. Varlığının başlangıcı olan tüm mahlukata, varlığının bir başlangıcı olmayan,  ezelî bir varlığın olması gereklidir..

3-Bekâ: Allah’ın varlığının sonu yoktur.

4-Kıyambinefsihi: Hiçbir kimseye muhtaç değildir. Yemeğe, içmeğe, uykuya ihtiyacı yoktur. O’nu bir an ne uyku,  ne de dalgınlık tutamaz.

5-Vahdaniyet: Birdir, eş ve oğul edinmekten münezzehtir(Temizdir, yücedir.)  Ortağı ve benzeri yoktur. O doğurmamıştır, doğurulmamıştır. Hiç bir kimse O’na denk olamaz.

6- Muhaleftün li’lhavadis: Mahlukarından(yaratıklarından) hiçbirine benzemez.

 B- ALLAHU TEALANIN SUBUTİ(manevi) SIFATLARI

1- Hayat: Allahu Teala diridir.                  5- Kudret: Allah’ın kudreti sonsuzdur.

2- İlim: O Allah(c.c.) ilim sahibidir.       6- İrade: Evrende herşey O’nun iradesi ile olur.

3- İşitme: O Allah(c.c.) işitendir.            7- Kelam: Allah’ın kelam sıfatı vardır.

4- Görme: O Allah(c.c.) görendir.           8- Tekvîn: Allah’ın fiili sıfatıdır. Var eder veya yokeder.

Allahu Teala’nın sıfatları ezeli ve ebedi olup, bütün kemal sıfatlar O’nundur ve eksik sıfatlardan münezzehtir.(temiz ve yücedir) . O’nun sıfatları ne zatının aynı, ne gayrısıdır. Kemal sıfatları ile ezelde vasıflanmıştır. Mahlukata güç veren , hayat verip yaşatan onları her an varlıkta durduran O’dur. Bilmek için beyine, görmek için göze, işitmek için kulağa, söylemek için dile,  sese ve harflere ihtiyacı yoktur. O ezelden ebede bir tek kelam konuşucudur. O’nun yüce Zatının ve sıfatlarının hakikatını düşünmek haramdır. Akıllar buna asla güç getiremez.h O’nu kalbde nasılsız ve niçinsiz, hiç bir şeye benzetmeden sevgi, saygı ve edeble ile hatırlamak  Allah’ı zikirdir.

5- İSİM VE MÜSEMMA (İsmi anılan )

Ehl-i Sünnete göre isim ve müsemma aynı şeydir. Allah’ın adını anan O’nu anmıştır.

6-  ALLAH’IN DENGİ VE BENZERİ OLMADIĞI

Hiç bir şey O’na denk olamaz. O’na her an muhtaç olan, O’na asla denk olamaz. O benzersizdir.

7-  KELAM SIFATININ EZELİ OLUŞU

Allahu Teala ezeli ve ebedidir, tek bir kelam konuşucudur. Bu kelam O’nnun zâtı ile kaim olup O’ndan ne ayrı bulunur, ne de zail olur. Allah’ın kelam sıfatı harflerden ve seslerden müteşekkül olmadığı gibi onun parçalara da ayrılması mümkün değildir. Kur’an-ı Kerim Allahu Teala’nın kelamıdır, mahluk değidir. sesler ve harfleri Allah(c.c.) yaratmış ve Cebrail ile peygamberimiz, Muhammed Mustafa  (s.a.v.) efendimize  göndermiştir.

Kelam-ı nefsî : Kelamın Mahiyeti(hakikatı) zât ile kaim olan ve harf ve sesler tarafından ifade edilen bir manadan ibarettir. Yüce Allah’ın haber verişi hakikatte mazi veya müstakbele ayrılamaz.

8-  TEKVÎN VE MÜKEVVEN:

Yaratmak ve yaratılmak… O tek Yaratıcıdır. O’ndan başkasına yaratıcı demek şirktir. Şirk ise asla affedilmeyen bir günahtır.   Kur’an-ı Kerim’in haberine göre,  şirk işleyen bir kimse eğer iman edip tevbe etmezse, cehennemde sonsuz kalıcıdır.

9-  ALLAHU TEALA’nın GÖRÜLEBİLMESİ:

Ehl-i Sünnet , ahirette mü’minlerin Allahu Teala’yı görmelerinin aklen ve naklen vacib olacağını kabul etmiştir.

10- ALLAHU TEALANIN YAKINLIĞI:

Allah’a yakınlık ve uzaklık keyfiyetsizdir.
Allah’a uzaklık ve yakınlık, mesafe uzaklığı ve yakınlığı yönünden değil, belki keramet (üstünlük) ve zillet (önemsizlik) bakımındandır. Allah’a itaat eden kişi keyfiyetsiz olarak ona yakın, isyan eden kişi de yine keyfiyetsiz olarak ondan uzaklaşır.

Mesafe yönünden uzaklık veya yakınlık, varlığı kendinden olmayan ve bir yer ve yönde yerleşmiş olan yaratıklar hakkında düşünülebilir. Allah Tealâ ise mekândan, mekâna yerleşmekten ve bir yönde bulunmaktan münezzehtir.

11- İRADE BAHSİ:

Ehl-i Sünnet Ulemaları Allahu Teala’nın Zatı ile kaim, kadim bir irade sıfatının varlığına iman etmiştir.

12- PEYGAMBERLİĞİN VARLIĞINI İSBAT:

Peygamber, aklın bilmekten aciz kaldığı şeyleri getirebilir. Akılların vereceği hükümleri üç kısma ayırmışlardır.

Vacib olan, mümteni(imkansız şey), caiz. Akıl vacib ile mümteni konusunda kolaylıkla hüküm verebilsede caiz hakkında duraklar. Olumlu veya olumsuz bir hüküm veremez.

13-Hz. MUHAMMED’in (sallallahu aleyhi ve sellem) PEYGAMBERLİĞİNİN İSBATI:

Şimdi şu hakikat biline ki: bir peygamberin peygamberliğini isbat etmesi, yani kanıtlaması için bir mucize göstermesi ve bu mucizeyi görenlerin yalan söylemekten arınmış bir toluluğun sonrakilere nakletmesi ile ancak, o peygamberin peygamberliği kanıtlanması  mümkün olabilir. Muhammed alehisselamdan önceki peygamberlerin, peygamberliğinin isbatı Kur’an-ı Kerim’de adlarının peygamber olarak geçmeleri ile kanıtlanmıştır.

Peygamberlerin kesin sayısını ancak Allahu Teala bilir deriz.

Peygamber (s.a.v.) efendimizin nübüvvetini (peygamberliğini ) kanıtlayan islam alimleri, bu hususu üç bölümde incelemiş  bulunmaktalar.

1-Akli Mucize: Bu Kur’an-ı Kerimdir ki O’nun gibi bir kitabı hiç bir insan ve cinnin ve hatta bunların tamamının anlaşarak böyle bir kitabın bir benzerini oluşturmaları asla mümkün olamayacağını Allahu Teala Kur’an’da bildirmiştir. Bak:İsra Suresi Ayet: 88

Ayrıca şunuda burada belirtelim ki; Teknoloik bilgiler geliştikçe Kuar’an’da haberi verilen gökler, yerler, denizler ve sair şeylerle ilgili haberleri veren ayetlerin mucizevi bilgileri açığa çıkmaktadır.   İlerde bu gibi konulara da inşâllah girilecek.

2-Hissi Mucizeler: Bunlar Allah’ın Rasulünün mubarek şahısları ile ilgili olanlardır ki; gölgesinin yere düşmemesi ve kendisinin dışında olan mucizeler ki,  ayın ikiye bölünmesi ve sairleri gibi.

3-Mu’cizat-ı Haberiyye: Çok eski devirlerden vermiş olduğu haberlerin doğruluğunun kanıtlanmış olması ve Kıyamete kadar olacak zamanların içinde gelişecek  olayların kendisince haber verilmesi ki, Fıratın suyunun kesileceğini haber vermesi bunlardan biridir. Oraya baraj yapıldığında Fıratın suyunun ilk kez belli bir süreye kadar kesilmiş olmasıdır.

14- PEYGAMBERLİĞİN ÖZELLİKLERİ:

a-   Sıdk: Bütün Peygamberler doğrulukları ile bilinmektedir. Hiçbir peygamberin asla yalancılığı olmamıştır.

b-  Emanet: Her peygamber  emin yani güvenilir insandır. Onlarda asla bir ihanet olmamıştır.

c-  Akıl: Peygamberlerin kendilerine mahsus bazı sıfatları bulunmaktadır: Bu akıldır ki peygamberler; peygamber olmayan diğer insanlardan daha akıllıdır.

d-   İsmet: günahsız olmalarıdır. Hayatlarının  hiçbir devresinde günah olan bir fiili işlememiş olmalarıdır.

e-   Tebliğ: Kendilerine Allah’tan vahyin gelmesidir.

15- VELİLERİN KERAMETLERİ

Velilerin kerameti Ehli Sünnete göre caizdir. Hazreti Ömer’ın (radıyallahu anh) “Ya Sariyel Cebel” diyerek islam ordusunu 3 aylık mesafeden yönlendirmesi,  Kura’an’da Süleyman (a.s.) kıssasında geçen, Saba melikesinin tahtını Süleyman peygamberin huzuruna bir anda getirmesi olayı vs. gibi kerametlerin görülmesi, velilerin keramet göstermesini caiz kılar. Şu husus unutulmamalı; her velinin gösterdiği keramet,  tabi olduğu peygamberin vesilesi ile Allah (c.c.) tarafından yaratılmıştır. Hak yoldan sapan Mutezile Mezhebine göre keramet, nazar ve sihir mümkün görülmez. Ehli Sünnet Yoluna göre bunlar olağandır. Nazar; Kötü kalpli bir insanın kalbindeki kötülüklerin dışa radyasyon ışınları gibi bir ışın yayarak, üzerinde odaklanan kişiyi hasta yapmaya sebep olur. Bu husus, Rasulullah’ın (s.a.v.)hadisi şerifinde  mealen şöyledir: Şüphesiz Nazar haktır. Nazar deveyi kazana, ademi mezara sokar.

Günümüzde kerametleri inkar edenler, sapık Mutezile Mezhebi’nin mensuplarıdır.

16- Dört Halife ve Hz. Ali ve Hz. Muaviye Konusu

Ehli Sünnet Yoluna göre dört halifenin faziletleri,  halifelik sırasına göredir.

Hazreti Ali(r.a.) ve Hz. Muaviye(r.a.) arasında ki mesele içtihat meselesidir. Cahiller bunu kendi mesleleri gibi, nefsani olarak addederler.  Amma ki  Hz.Ali içtihadında isabetli görülmüş olup, Hz.Muaviye ise içtihadında yanıldığı belirtilmiştir. Müctehitlere ictihadında isabet ettiğinde on misli, yanıldığında ise, bir misli sevap olduğu bildirilmiştir. Bundan fazla bu konularda söz etmek bizim haddimize değildir.

17- İstitâat(kuvvet, kudret)

Ehli Sünnete göre ihtiyari (istekli)fiillerin işlenmesi için gerekli olan kuvvet kulda vardır.  Bu kudret fiil ile birlikte yaratılır. Kul bir işi yapmayı irade edince,  Allah’ta o işin kudretini ve o işi yaratır.  Kulun o yapılan işe iradesi sebep olmasından dolayı, kul o işten sorumludur.

Bu hususta kul; işinin yaratıcısıdır diyenler, yanılgıdadır. Kul yaptığı işte hiçbir  girişimi(yani; iradesi) yoktur diyenlerde yanılgı içindedirler. İşin yapılmasına kulun iradesi sebep oldu diye iman eden doğru yoldadır.

18- Güç Yetiremiyeceğimiz Şeyleri Yapmakla Sorumlumuyuz?

Ehli Sünnet alimlerinin açıklamalarına göre,  Allah (c.c.) kullarını güç yetiremeyeceği işleri yapmakla sorumlu tutmayacağını bildirmişlerdir. ( Kaynak Maturidiyye Akaidi)

Allah(c.c.) dinde kolaylık göstermiştir. Bunu yanlış yorumlayanlara mahal vermemek için burada şöyle açıklayabiliriz: Ayakları olmayanı , Allah(c.c.) Ayakta namaz kılmaya zorunlu kılmaz. Yıkanacak su bulamayana teyemmüm abdesti kolaylığını göterdiği gibi. Bu konular Ehli Sünnet Yolunun İlmihallerinde açık ve net olarak belirtilmiştir.

19- Kabir Hayatı  Vardır

Mü’min Suresi 45 . ayette “ Fevekâhullâhu seyyiâti mâ mekerû ve hâka biâli firavne sûül azâbi ”   Mealen “ Nihayet Allah O’nu onların tuzaklarının kötülüklerinden korudu ve Firavun’un kavmini de, o kötü azab kuşatıverdi.”  Aynı surenin 46. ayetinde :   ” Ennâru yu’raDûne  aleyhâ ğuduvven ve aşiyyê”  mealen:   “Onlara ateş,(kabirde) sabah ve akşam arz olunur.”  ” Ve yevme tekûmussâah. EdHılû âle Firavne eşeddel azâb”  ” Kıyamet koptuğu gün ise,  Firavun ve O’na tabi olanları azabın en şiddetlisine sokunuz.” diye,  Rabbul alemîn buyurur.
Kabir azabını bilmem’ diyen kimse, helake uğrayan Cehmiyye’dendir. Çünkü o, Allah’ın ‘Biz onları iki defa azaplandıracağız’ (et-Tevbe, 101),ki burada kabir azabı kastolunmaktadır, ve ‘Zâlimler, bundan başka azaba uğrayacaklar’ (et-Tur, 47), yani kabir azabına çarptırılacaklardır âyetlerini inkâr etmiş olur. Eğer ‘Ben âyete inanıyorum, fakat tefsir ve te’viline inanmıyorum’ derse de kâfir olur. Çünkü Kur’ân’da, te’vili tenzilinin (lafzının) aynı olan âyetler vardır. Eğer bunu inkâr ederse küfre girmiş olur.”

Ayeti Kerimede görüldüğü üzere,” ateşin Firavun ve tabilerine sabah ve akşam sunulacağı”  ifadesi ile bu azabın,  kıyametten önce olacağı anlaşılmaktadır. Zaten ayetin devamında: ” kıyamet koptuğu gün ise onları azabın en şiddetlisine sokunuz.”  ifadesi ile kabir azabının dünya hayatı ile, kıyametin kopması  arasında olduğu apaçık belirtilmiş oluyor. Şimdi Kabir azabı gerek  Kur’an-ı Kerim’de ve gerekse sahih hadisi şeriflerde bu kadar açık bir ifade ile belirtimiş olmasına rağmen, Hâlen kabir azabını inkar eden kimseler,  cahilmi,  yoksa bilen kafirmi ?

Ehli Sünnet Yolunun alimleri kabir hayatının var olduğunu, kabirde bulunan bazı ruhlara,  kabir azabının yapıldığını ve bazı ruhlarında cennet hayatına benzer bir yaşayışla ödüllendirilmekte olduğunu,  ayet ve hadis-i şeriflerle açıklamışlardır. Sanırım iman etmek isteyenlere sözün bu kadarı yeterli olur inşêallâhu rahmân.

20- İlahi İradenin Her Şeye Şamil(kapsaması) Olması

Allah’ın dilediği olur, dilemediği hiç bir şey de olmaz. Meydana gelen her şey Allahu Teala’nın iradesi, kaza ve kaderi ile olur. Hayır veya şer olsun fark etmez. Kullarının iradesinin sebep olduğu hayrı ve şerri Allah(c.c.) yaratır. Hayır işlerden razıdır, şer işlerden razı değildir. Madem ki yaptığımız işlerin yaratılmasına irademiz sebep olmakta,  o halde biz yaptıklarımızdan sorumluyuz.  ”Dileyen inansın, dileyen inkar etsin. (Kehf Suresi Ayet: 29)

Alimlerimiz” Allahu Teala’nın iradesi ilmi ile beraber yürür.” demişlerdir. Yani; irade fiil ile beraber yürür. Allahu Teala’nın yarattığı her şey O’nun eseri olup, bu eserler O’nun muradıdır.

21- Kul İçin En Uygun Olanı Yaratmak Allah’a Vacib Değildir

Kullar için en uygun olanı yerine getirmek Allahu Teala’ya vacib olmadığı gibi, onlar için kötü olmayan şeyi seçerek yaratmakta üzerine bir borç değildir. Çünki biz imtihanda olduğumuzu bilelim.

22- Rızıklar

Ehli Sünnet Uleması bu konuda : “İnsanın yediği içtiği gerek helal, gerekse haram olsun, o kimsenin rızkıdır.”  Kul ise rızkını helal sebeplerden araması kendisine Allah(c.c.)’ün emridir.

23- Eceller

Öldürülen bir kimse eceli geldiği için ölmüştür. Öldüren ise Allah katında sorumludur.

24- Kaza ve Kader

Hak ehli Ulema şöyle dediler: “Yaratıkların her türlü işleri, durumları ve sözlerinin hepsi Allahu Teala’nın kaza ve kaderi ile vücud bulmaktadır.  Kaza: yapmak, takdir etmek demektir. Kader: Her bir yaratığı ona ait sıfatları ile belirleyip, tesbit etmektir.

25- Hidayete erdirmek ve Saptırmak

Ehli Sünnet alimleri şöyle belirtti” Allahu Teala’nın bir kulunu hidayete(doğruya) erdirmesi, o kulun nefsinde hidayetlenmeyi yaratması demektir. Saptırmak hususunda ise,  o kimsenin nefsinde sapmayı yaratması demektir.

26- Büyük Günah İşleyenlerin Durumu

İnkardan ve şirk koşmaktan başka büyük günah işleyen kimse, ne kafir ne de münafık olur. Günahkarlar gurubuna girerler.

27- İman ve İslam

Allahu Teala’ya iman etmenin farz olduğunu ehli kıble ittifakla kabul etmiştir. İhtilaf akıl ilemi iman etmenin , nakil ilemi iman edilmesinin gerekli olduğudur. Allahu Teala Kur’an-ı Kerim’de mealen” peygamber göndermediği bir kavime azab etmeyeceğini ” bildirmesiyle,  İmam-ı Rabbani (k.s.) hazretleri kendilerine peygamber gönderilmeyen bir toluluğun imandan sorumlu olmayacağına ictihat etmiş, Eşarilerde bu görüştedir. İmam Maturudi(k.s.) hazretlerinin ictihadına göre ise, akıl sahibi olan kimse imandan sorumlu tutulacağı yönündedir.

28-İMANIN MAHİYETİ

Hadis alimleri “iman kalb ile tasdik , dil ile ikrar, uzuvlarla amel etmektir.” dediler. Muhakkık alimlerimiz ise; “İman sadece kalb ile tasdiktir, dil ile ikrar dünyada islami ahkamın yürütülmesinde gereklidir. “ demişlerdir. Bu hükmü İmamı Azam Ebu Hanife eserinde zikretmiştir. Kur’an-ı Kerim’de geçen,” İman edip, salih amel işleyenler” ifadelerinden alimler, İman ve amelin birbirinden ayrı şeyler olduğunu anlamışlardır.

29- TAKLİT İMAN SAHİBİNİN DURUMU

İmamı Azam Ebu Hanife, ve Süfyan-ı Sevri gibi alimler; “mukallidin imanı sahihtir, fakat; istidlalı terk etmesi sebebiyle günahkardır.” demişlerdir. İstidlal demek;  bir şeyi kanıtlamak için, delil, yani kanıt bulmak demektir.

30- İMAN ARTMAZ ve EKSİLMEZ

İman tasdikten ibarettir. Bu imanda azalma veya çoğalma düşünülemez. İman edilecek şeyler artmaz ve eksilmez demektir, ancak imanın nuru artar ve eksilir.  Kendisine “sen müminmisin?” denilen kişi “ben inşeallah müminim ” demesi doğru değildir. “Ben elhamdulillah mü’minim “demesi ge

31- ÖLDÜKTEN SONRA TEKRAR DİRİLİŞ ve KIYAMET  HAKTIR

Öldükten sonra kabir hayatı, kıyametin kopması, Sur, Ruhların tekrar bedenlere dönüp yeniden diriliş, Mizan(Amellerin tartılması) , Sırat Köprüsü, İyilerin Cennete kötülerin cehenneme atılacağı haktır, doğrudur.  Allah’ı ve peygamberlerini, kitablarını ve onun içeriğini inkar edenler , meleklerini , yeniden dirilmeyi inkar edenler, Allah’a inandığı halde O’na ortak koşanlar, bütün bunlarla alay edenler hiç affedilmeyecek ve cehennemde sonsuz kalıcılardan olacaklar.

32- Melekler

Melekler erkek veya dişi değildirler. Nurdan yaratılmışlardır. Allahu Teala’nın emrinden asla çıkmazlar. Masum ve  günahsızlardır.

33- KIYAMET ALAMETLERİ

1- Küçük Alametler: Alimlerin azalması, Din ilminin azalması, Bilgisizliğin yayılması, Zina ve içkinin çoğalması, Erkeklerin azalması, Kadınların çoğalması, Mescitlerin çoğalıp cemaatın azalması, Binaların yükselmesi, Yolculuklar kısa olup,  uzaklığın aradan kalkması.

2- Büyük Alametler: Doğuda, Batıda ve Arap yarımadasında  olmak üzere üç yer batması, Dumanın yaygınlaşması, Hz. İsa’nın nüzulü, Yecüc ve Mecücün zuhuru, Dabbetül ardın çıkşı, Güneşin batıdan doğuşu, Kur’an’ın kalblerden ve mushaflardan silinmesi, Kabenin yıkılması.

34- BÜYÜK GÜNAHLAR

Büyük günahlar mümini imandan çıkarmaz. Kendisine fasık mümin denilebilir. Kendisine günah olan bir şeye, “bu günah değildir” demedikçe kafir denilmez.

35- KÜFÜR SÖZLER   (   Kişyi imandan çıkaran sözler)

Bir müslüman şu hallerden birine düşerse imandan çıkmış olur:
İnanılması farz olanlara ve haram olduğu kesin olanlara inanmayan, veya şüphe eden, veya alay eden kimse imandan çıkmış olur. Aşağıda bunlar maddeler halinde sıralanmıştır.

 

EK 1:
Ehl-i sünnet itikadından, önemli olanlardan bazıları şunlardır:

1- Amentü’deki altı esasa inanmak. [Hayrın, şerrin ve her şeyin Allahü tealadan olduğuna inanmak. İnsanda irade-i cüziye vardır. İşlediği günahlardan mesuldür.]

2- Amel, imandan parça değildir. Yani ibadet etmeyen veya günah işleyen mümine kâfir denmez. [Vehhabiler, (amel imanın parçasıdır, namaz kılmayan ve haram işleyen kâfirdir) derler.]

3- İman ya vardır ya yoktur, artıp eksilmez. [Parlaklığı artıp eksilir.]

4- Kur’an-ı kerim mahluk [yaratık] değildir.

5- Allah mekândan münezzehtir. [Vehhabiler, (Allah gökte veya Arşta) derler. Bu küfürdür.]

6- Ehl-i kıble tekfir edilmez. [Vehhabiler, kendilerinden başka herkese kâfir derler.]

7- Kabir suali ve kabir azabı haktır.

8- Gaybı yalnız Allah bilir, dilerse enbiya ve evliyasına da bildirir.

9- Evliyanın kerameti haktır.

10- Eshab-ı kiramın hepsi cennetliktir. [Rafiziler, (Beşi hariç sahabenin tamamı kâfirdir) derler. Halbuki Kur’anda, tamamı cennetlik deniyor.] (Hadid 10)

11- Ebu Bekr-i Sıddık, eshab-ı kiramın en üstünüdür.

12- Mirac, ruh ve bedenle birlikte olmuştur.

13- Öldürülen, intihar eden eceli ile ölmüştür.

14- Peygamberler günah işlemez.

15- Bugün için dört hak mezhepten birinde olmak.

16- Peygamberlerin ilki Âdem aleyhisselam, sonuncusu Muhammed aleyhisselamdır. [Vehhabiler, Hazret-i Âdem’in, Hazret-i Şit’in, Hazret-i İdris’in peygamber olduğunu inkâr ederler. İlk peygamber Hazret-i Nuh derler. Liderlerine resul [Peygamber] diyen bazı gruplar da, (Nebi gelmez, ama resul gelir) derler. Bunun için de Resulüm diyen zındıklar türemiştir.]

17- Şefaate, sırata, hesaba ve mizana inanmak.

18- Ruh ölmez. Kâfir ve Müslüman ölülerin ruhları işitir.

19- Kabir ziyareti caizdir. İstigase, yani Enbiya ve evliyanın kabirlerine gidip, onların hürmetine dua etmek ve onlardan yardım istemek caizdir. [Vehhabiler ise buna şirk derler. Bu yüzden Sünnilere ve Şiilere müşrik, yani kâfir derler.]

20- Kıyamet alametlerinden olan Deccal, Dabbet-ül-arz, Hazret-i Mehdi’nin geleceğine, Hazret-i İsa’nın gökten ineceğine, güneşin batıdan doğacağına ve bildirilen diğer kıyamet alametlerine inanmak.

İmam-ı a’zam hazretleri (Kıyamet alametlerine tevilsiz inanmalı) buyuruyor. (Fıkhı ekber)

Bir hadis-i şerif meali:
(Güneş batıdan doğmadıkça, Kıyamet kopmaz. O zaman herkes iman eder, ama iman artık fayda vermez.) [Buhari, Müslim]

Güneşin batıdan doğmasını, (Avrupa Müslüman olacak) diye tevil etmek, imam-ı a’zamın sözüne aykırıdır. Hiçbir İslam âlimi tevil etmemiştir. Hâşâ Resulullah, bilmece gibi mi söz söylüyor? Böyle tevil etmek, (elma dersem çık, armut dersem çıkma) demeye benzer. Nitekim (Salat, duadır, namaz diye bir şey yok) diyenler çıkmıştır. O zaman ortada din diye bir şey kalmaz. Bir de Avrupa Müslüman olunca, iman niye fayda vermesin? Güneşin batıdan doğması, ilmen de mümkündür. Dinsizler itiraz eder diye zoraki tevile gitmek gerekmez. Allahü teâlâ, dünyayı şimdiki yörüngesinden çıkarır, başka yörüngeye koyar. Dönüşü değişince, güneş batıdan doğmuş olur.

21- Ahirette Allahü teâlâ görülecektir.

22- Kâfirler Cehennemde sonsuz kalır ve azapları hafiflemez, hatta gittikçe artar.

23- Mest üzerine mesh etmek caizdir.

24- Sultana isyan caiz değildir.

(Bu bilgiler, Fıkh-ı ekber, Nuhbet-ül-leali, R. Nasihin, Mektubat-ı Rabbani, F. Fevaid’den alınmıştır.)

Bir kimsenin ilmi ve ameli ne kadar  çok olursa olsun, Ehl-i Sünnet inancı üzere inanmazsa, cehennemden kurtuluşu asla mümkün olmayacaktır. Bu hususta Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimizin İbn-i Mace, Tirmizi ve Ebu Davut gibi sahih hadis kitablarında şu mealde bir hadis-i şerif bulunmaktadır:

Dini sahada şöhret bulmuş bazı ünvan sahibi kimseler kendisini dinde müctehit zannederek dini kendi anlayış ve görüşlerine göre yorumlamaya kalkışmakta oldukları görülmektedir. Bunlardan bazıları Buhari şerif’teki hadislerin bile bir çoğunu inkar ederler. Bu kimseler şu anlamda sözler sarf ederler:
“Emevi hükümdarları ehli beyti kötülemek için bir çok hadisler uydurdular. Ehli sünnette bunların etkisi altında kaldı” derler.
Bunların bu sözleri açık bir yalan ve iftiradan ibarettir. Zira, İmamı Azam hazretleri ilmini üvey babası ehli beyt imamlarından Caferi Sadık hazretlerinden almıştır. İmamı Azamı ise, Emevi hükümdarları kendi lehlerine fetva vermediği için hapsederek kırbaçlatmışlardır. Bu hapis işlemi Emevi Devleti yıkılana kadar sürmüş ve onların yerine gelen Abbasi hükümdarları ise, büyük İmamı katletmişlerdir. Dört mezhebin imamlarının hocaları olan İmamı Azam hazretlerinin, kendisini hapsedip katleden bu hükümdaların uydurduğu hadisleri, hadis olarak halifelerine öğrettiğini söyleyen kimseler, hain değilse aklı kaçık birer zavallılar güruhu demektir.
Hadis münkirlerinin kaynakları neresidir?
Bunların çürük fikirlerinin kaynakları o devirde yaşamış İslam düşmanları ve sapık mezheplerin sözde alimleridir.

Bir fıkra:
Merhum Nasreddin Hoca’dan komşusu ödünç eşek istemiş. Merhum Hoca’da:
– “Yoktur!” cevabını verince, tam o esnada Hoca’nın ahırından geldiği sanılan bir eşek anırtısı duyulmuş.
Komşu adam :
– “Hocam ayıp be! Günah be! Niye yalan söylüyorsun? Bak eşeğin sesi ahırdan geliyor ya! “demiş.
Hoca:
-“Sana ayıp be komşu! Hocanın sözüne inanmıyorsunda eşeğin sözüne mi inanıyorsun? O ses bitişikteki komşunun eşeğinin sesidir.”diyerek bu sui zan sahibi adama haddini bildirmiş.

Evet! Maksadı inkar olan bu kimseler, 1400 yıldır İslamiyetin bizlere dosdoğru ulaşmasına sebeb olan yüzbinlerce ehl-i sünnet ulemalarına, evliyalarına inanmayan bu münkirler, o devirde yaşamış yahudi münafıklarının, İslam düşmanı papazların ve sapkın mezhep alimlerinin İslamiyet hakkında, karalayıcı ve kötüleyici yazılarına itibar ederek Ehli Sünnete çamur atmaya kalkışmaktadırlar. Güneş balçıkla sıvanamaz. Olsa olsa attıkları çamur ancak; habis suratlarına geri düşer. Yani; bunlar eşeğin sözüne inanıp, gerçek alimlerin nakillerini inkar eden nasipsizlerdir. Şunu unutmayalım ki; “Eğri asanın gölgeside eğridir.” Bu adamları anlamak için, icraatlarına bakmak yeter. Hepsinin de işleri kendileri gibi eğridir. Bir de 1400 yıldır İslama hizmet eden ulemalara bakılsın! Devesini bir tutam otla çağırıp sonra ona otu vermeyen adamın rivayet ettiği hadis hakkında;
“devesini aldatan bizi de aldatır , böyle bir şahıstan hadis alamam”diyen doğruluk timsali İmamı Buhari gibi alimlerden ve dergaha eğri odunu bile layık görmeyip getirmeyen Yunus gibi erdemli insanlardan devralındı bu tertemiz Din-i İslam.

Zamanımızda Kur’an’dan ve Sünnetten bihaber bir çok kimse sırf dünyalık elde etmek ve nefislerini tatmin etmek için şeyhlik yapmaya soyunmaktadır. Bunların bir çoğu Kur’an-ı Kerimi tecvidli okumaktan bile acizdirler. Bir kısmı Kur’an-ı okuyabilseler de, Kur’an’ın emir ve yasaklarından bihaberdirler. Bu cehaletlik yetmezmiş gibi bir de insanları irşad etmeye kalkarak yol kesicilik yaparlar. Bunların ne hadis-i Şeriflerden, ne ehl-i sünnet inancından, ne de şeriattan haberleri yoktur. Esas amaçları taptıkları dünya için mal biriktirmek ve şöhret sahibi olmaktır. Bu sahte şeyhlere tabi olanlar da cahil olunca, sahte şeyhlerin emirlerini Allah’ın emirleri gibi görürler. Hatta Allah’ın emirlerinden daha önemli gören cahil mürit ve sofiler, bu cahil adamları o kadar abartıp yüceltirler ki, bütün işlerinin şeyhleri tarafından yürütüldüğü vehmine kapılırlar. Bu adamlar işi o kadarla da bırakmazlar, daha da ifratta ileri giderler ve o mel’un şahsa tapmaya başlarlar. Şu ifadeyi de Vahdet-i Vücuda erdiğine inandıkları kimselere gizli gizli söylerler:

Biz şeyhimize tam teslim olduk.  Artık ona ibadet ederiz ve ondan yardım taleb ederiz “derler.
Halbuki bütün işlerinin şeyhleri tarafından yürütüldüğünü sandıkları esnada o sefil adam, geceleyin yatağında horlayarak uyumaktadır. Bu sefil şeyh müsvetteleri,  Allahu Tealanın yarattığı her beşer gibi aciz birer mahluktur. Tuvalette def-i hacetini yaparken bile binbir zorluk çekmekte olan bu zavallı şeyh müsvetteleri, nasıl oluyor da, sefil sofilerin ve müritlerin bütün işlerini görüp organize edebiliyor? Bu cahil sofiler, güya kendileri cennetlikmiş gibi başkalarını da: “Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır “diyerek kandırmaya çalışırlar. Bunlardan daha tehlikeli şeytan olur mu? Artık cin şeytanları, bunların vasıtası ile işlerini kolayca yapabilmektedir. Allahu Teala bu sefillere hidayet eylesin ve doğruyu düşünmek için akıl ve anlayış lutfetsin.

Burada yazdıklarımızdan dolayı, bizim gerçek mürşitlere ve tarikatlara düşman olduğumuz anlaşılmasın. Zira bize gelen meyillerden anlıyoruz ki, bazı kimseler yazdıklarımızı yanlış anlayarak bizim gerçek mürşitlere ve tarikatlara buğz ettiğimizi sanmaktalar. Bizim buradaki eleştirimiz, şeyh geçinip insanları aldatan yalancılar içindir. Allahu Teala nasıl ki bir kimseye mal ve servet verip onunla tasarruf etme gücü ve imkanını veriyorsa, gerçek mürşitlere de manen tasarruf etme gücü vermeye elbette gücü yeter. Bunu inkâr eden selefiyeci mezhepsiz tarikat münkirlerinden değiliz Rabbimize hamdü senalar olsun…
Allahu Teala gerçek şeyhlerin ruhlarının kudsiyetini âli eylesin.

BİR MENKIBE:

DİNİMİZİ KİMLERDEN ÖĞRENMELİYİZ
Evliyanın büyüklerinden altın silsilenin yirmi altıncısı olan, Seyyid Nur Bedvâni’nin (Allah Onun sırrının kudsiyetini artırsın) talebelerinden iyi ve temiz giyinimli bir genç yanına geldiğinde O muhterem zat genç talebeyi şöyle uyardı:
– Evladım senden çok kötü bir koku geliyor.
Genç talebe üzülerek şöyle dedi:
– Afedersiniz efendim, bugün yıkandım ve elbiselerimde yeni ve temizdir. O koku ne olabilirki?
– Bilmem evlat, üzerini bir yokla bakalım.
Genç talebe üzerini şöyle bir karıştırıp yokladıktan sonra cebinden ufak bir kitab çıkararak uzattı ve Seyyid Nur Bedevâni Hazretlerine dedi ki:
– İşte hocam! Üzerimde sadece bu kitap var.
Seyyid Nur Bedevâni Hazretleri kitabı alıp inceledikten sonra şöyle dedi:
– İşte o pis koku bu kitaptan geliyordu. Bunu nereden aldın?

– Bir arkadaşımdan almıştım üstadım.
– Evlat hiç rastgele din kitabı okunurmu? İyi kitap insanın hidayetine vesile olduğu gibi, böyle bozuk kitaplarda insanın felaketine sebep olur.
– Peki efendim, öyleyse hangi kitapları okuyalım?
– Evladım, sadece Ehl-i Sünnet alimlerinin yazdığı kitapları okuyunuz. Çünkü onlar, yalnız Allah rızası için yazarlar ve Allah için söylerler.

EK: 2

EHL-İ SÜNNET İTİKADI NELERDİR?
Allahü teâlâ, bütün müslümanların Ehl-i sünnet itikâdına uygun imân etmelerinden râzıdır. Böyle inanmış olmanın birçok şartları, âlametleri vardır, Hakîkî İslâm âlimleri, bunları kitaplara geçirmişlerdir. Bu doğru imânın şartlarından başlıcaları şöyledir:

1- Allahü teâlânın varlığına, bir olduğuna, bir olduğuna, eşi ve benzeri olmadığına, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret hayatındaki hâllere, hayır ve şerrin, iyilik ve kötülüğün Allahü teâlâ tarafından yaratıldığına doğru yazılmış kitaplarda açıklandığı şekilde inanmalıdır.

2- Allahü teâlânın son kitabı olan Kur’ân-ı kerîmin Allah kelâ…mı olduğuna inanmalıdır.

3- Kendi imânından hiç şüphe etmemelidir.

4- Peygamberimize îmân edip, hayatta iken görmek şerefine kavuşan Eshâb-ı kirâmın hepsini çok sevmelidir. Dört halifesine, yakın akrabâları olan ehl-i beytine ve muhterem hanımlarından hiçbirine dil uzatmamalıdır.

5- İbâdetleri, îmândan bir parça bilmemelidir. Allahü teâlânın emir ve yasaklarına inânıp, tembellikle yapmayan mü’minler kâfir değildirler. Ehemmiyet vermeyenlerin, hafife alanların, İslâmiyetle alay edenlerin îmânı gider.

6- Ehl-i kıble olduklarını söyleyen, Allahü teâlâya ve Peygamberi Muhammed aleyhisselâma inandım dediği halde, yanlış itikâtta olanları tekfir etmemelidir. Kâfir olduklarını söylememelidir.

7- Açıkça günah işlediği bilinmeyen her imâmın arkasında namaz kılınır.

8- Devlet büyüklerine isyân etmemeli ve onların hayırlı iş yapmalarına duâ etmelidir.

9- Ayağa giyilen mestin üzerine mesh ederek abdest alınabilmesi dinimizin bir emridir. Çıplak ayak üzerine mesh edilmez.

10- Peygamberimizin mi’râcının ruh ve beden ile birlikte olduğuna, Cennete mü’minlerin Allahü teâlâyı da göreceklerine, kıyâmet gününde peygamberlerin ve iyi kulların şefâat edeceklerine, kabir azâbının ruh ve bedene olacağına, Evliyânın kerametinin hak olduğuna, Kur’ân-ı kerîm okuyarak ve sadaka vererek bunların sevaplarını ölenlerin ruhlarına gönderilmesinin fayda verdiğine ve azaplarının azalmasına sebep olacağına inanmalıdır.

ELFÂZ-I KÜFÜR: Dinden Çıkaran Ve Amelleri İptal Eden Söz ve İşler Bölümü; sitemizdeki “Elfâzı Küfür “kategorisine bakabilirsiniz.
1-  Bir kimse Allah’ın varlğına birliğine inanmazsa, veya varlığından tereddüt ederse, O’nun eşi ve çocuğu olduğuna inanırsa, yeme, içme, evlenme gibi eksik sıfatlarla vasıflandığına inanırsa veya söylerse, bu kimse namaz da kılsa müslüman değildir.

2- “Şer Allah’ın yaratması değildir, kul yaptığının yaratıcısıdır.” demek küfürdür. (Kaderiyecilerin inancı)

3– Allah’ın yanılması veya pişman olması inancı küfürdür. (Kessaniye Mezhebi inancı)

4 Reenkarnasyoncular, yani ölen kimselerin  ruhu başka cesedlere geçerek dünyaya tekrar tekrar geleceğine inananlar kâfirdir. ( Bu inanç da Rafizilerin inancıdır.)

Kaynak:  Ehl-i Sünnet Akaidi
İmam-ı Maturidi Hazretleri(k.s)Sünni müslümanların(Hanefi, Şafi,  Maliki ve Hanbeli Mezhebinde olanların) İtikatta Mezhep İmamıdır.



Kaynak:  Ehl-i Sünnet Akaidi

 

EK: 1

TEHLİKELİ SÖZLER

SORU: (Bir şeyi çok görse, mahalakallah dese, manasını bilmese, kâfir olur) deniyor. Burada, (Bir şeyi çok görse), (Mahalakallah) ve (manasını bilmese kâfir olur) ifadelerinin anlamları nedir?
CEVAP
Bir şeyi çok görse demek, çok şey görse demektir. Denizde binlerce balık görse, havada binlerce bıldırcın görse demektir. Mahalakallah, Allah ne kadar çok şey yaratmış anlamındadır. Denizdeki balıkları görüp Allah ne kadar da çok şey yaratmış anlamında, mahalakallahdemek böyledir.

Manasını bilmese kâfir olur demek, mahalakallahın ikinci manası, Allah yaratmadı demektir. Balıkları görüyor, kuşları görüyor, bunları Allah yaratmadı anlamında söylüyorsa küfür olur. Her şeyi Allah yaratmıştır. Bir şey söylerken ne söylediğini bilmeli denmek isteniyor.

Farzı ve vacibi inkâr
Sual:
 Farzı inkâr gibi, mütevatir hadisi de inkâr küfürdür; ama vacib sünnetten daha kuvvetli olduğu halde vacibin vacipliğini inkâr eden, kâfir olmuyor, sebebi nedir?
CEVAP
Mütevatir hadisi inkâr, Peygamber efendimizi inkârdır. Bu ise küfürdür; ama ictihadla bulunan farzı veya vacibi inkâr küfür olmaz. Örnek verelim:
Kurban kesmek vacibdir, ama diğer üç mezhep sünnettir. Onlara siz sünnet demekle, vacibi inkâr ettiniz denebilir mi? Ama bir Hanefi vacibi inkâr ederse mezhepsiz olur; çünkü kendi mezhebini beğenmemiş olur.

Gusülde ağzın içini yıkamak Hanefi’de farz, Maliki ve Şafii’de sünnettir. Onlar farzı inkâr etmiş olmuyor; ama bir Hanefi bunu inkâr ederse, kendi mezhebinin hükmünü inkâr etmiş olur. Kendi mezhebinin hükümlerini beğenmeyen de en azından mezhepsiz olur. Küfre kadar gidebilir.

Allah’ın mucizesi demek
Sual:
 Allah’ın mucizesi demek caiz midir?
CEVAP
Caizse de, her kelimeyi yerli yerinde kullanmalıdır. Allah’ın kudreti, Allah’ın hikmeti demelidir. Sihir, istidrac, keramet, mucize gibi harikaların hepsini yaratan Allahü teâlâdır. Peygamber, Allah’ın kudreti ile birçok harikaların meydana gelmesine sebep olur. Peygamberlerin elinde meydana gelen mucizelerin yaratıcısı da Allahü teâlâdır. Nitekim Allahü teâlâ, peygamberlerine verdiği mucizeleri bildirdikten sonra (Bunları yapan biziz) buyuruyor. (Enbiya 79)

Allahü teâlâ, sevdiği insanlara, iyilik, ikram olmak için ve azılı düşmanlarını da aldatmak için, bunlara, âdetini bozarak, sebepsiz harika şeyler yaratıyor.
1- Peygamberlerden, meydana gelen harikalara (Mucize) denir.

2- Evliyadan meydana gelen harikalara (Keramet) denir.

3- Evliya olmayan müminlerden meydana gelen harikalara (Firaset) denir.

4- Fâsıklardan, günahı çok olanlardan, zuhur edenlere (İstidraç) denir. Allahü teâlânın aldatarak, nimet şeklinde gösterdiği musibettir. Bu, onun Cehenneme gitmesine sebep olur.

5- Kâfirlerden zuhur edenlere ise (Sihir), yani büyü denir.

Allah’ını seversen
Sual:
 Allah’ını seversen veya Allah aşkına şunu yap denince, o işi yapmak şart mıdır?
CEVAP
O işi yapmamak günah olmazsa da, mubah olan işleri yapmak iyi olur.Allah aşkına diyerek bir kimseden dünyalık bir şey istemek caiz değildir. Böyle kimseler hadis-i şerifle lanetlenmiştir. (Hadika)

Allah vergisi
Sual: Sesi güzel olan bir şarkıcı için (Allah vergisi) demek caiz mi?
CEVAP
Evet, caizdir. Bilal-i Habeşi hazretlerinin de, çok güzel sesi vardı, Allah vergisiydi. Peygamber efendimiz,(Yâ Bilal, güzel sesinle bizi ferahlandır!) buyurarak, ezan okumasını emrederdi. İnsan güzel sesiyle Kur’an-ı kerim, ezan, ilahi okuyabileceği gibi, o güzel sesini günah işlemekte de kullanabilir. Açık gezen bir kadının kendisine veya sesine, Allah vergisi veya güzel demek, işlediği günaha güzel demek anlamına gelmez. Fakat günah olan şarkısına güzel demek tehlikelidir. Bunun için böyle şeyler söylemekten uzak durmaya çalışmalıdır.

Ne var, ne yok?
Sual:
 Biri, (Ne var, ne yok?) deyince, (Sağlık, güzellik) gibi sözlerle cevap verilebilir mi? Bazı kimseler bu soruya “Allah var, şeriki yok” diye cevap veriyor ve böyle cevap vermenin gerektiğini iddia ediyorlar.
CEVAP
Birinci şekilde söylemenin mahzuru yok. İkinci şekildeki cevap ise, sorulan soruya cevap değildir. Sen evde bir kişi misin diye sorulsa, öteki de bir olan Allah’tır dese, sorulan sorunun cevabı olur mu? Bunlar, dini bilmeyen kimselerin uydurdukları sözlerdir.

Harbi ne demek?
Sual:
 “Hakikaten” manasında “harbiden” demenin bir mahzuru var mıdır?
CEVAP
Hayır, mahzuru yoktur. Harbi kelimesi şu anlamlara gelir:
1- Ateşli silahların içini temizlemekte kullanılan çubuk.
2- Doğru, hilesiz, mert. Harbi bas demek de, doğru yürü, hızlı yürü demektir.
3- Arapça savaşla ilgili demektir.
4- İslam ülkesindeki gayrimüslimlere zimmi, kâfir ülkesinde olan gayrimüslimlere harbi denirdi. Şimdi zimmi de yok, harbi de yoktur.

Siz ikinci anlamda konuşuyorsunuz, mahzuru olmaz. Mesela harbi ol kardeşim demek, doğru dürüst ol demektir. Harbi konuşalım demek, doğru konuşalım demektir.

Allah’ın sopası yok
Sual:
 Allah’ın sopası yok ki demek küfür olur mu?
CEVAP
Niyete bağlıdır, tevil edilirse küfür olmaz. Günah işleyeni, hainlik edeni, caniyi anında cezalandırmaz anlamında söyleniyor ki, küfür olmaz. Sanki Allah’ın bir şeyi noksan gibi böyle ifadeler kullanmak uygun değildir.

İyi insan demek
Sual:
 İyi huylu veya işinde başarılı olan kâfir ve fâsık bir kimse için, iyi insan demek caiz midir?
CEVAP
İyi insan, sâlih insan demektir. Müslüman olmayan, itikadı bozuk olan veya çekinmeden, açıkça günah işleyen fâsık, sâlih olamaz. Kâfir veya fâsık, iyi huylu ise veya işini iyi yapıyorsa, o huyu söylenebilir veya işi için iyi denebilir. Mesela, (Çok cömerttir, yardımseverdir, işinin ehlidir. İyi bir avukattır, iyi bir doktordur) denebilir. Bu, işini iyi yapıyor demektir. Kötü kimseye iyi insan denmez.

Şeytan doldurur
Sual:
 Boş silahı temizlerken şeytan doldurur deniyor. Şeytan boş silahı doldurur mu?
CEVAP
Hayır. Bu söz, (Silahı boş zannettiğimiz halde, boş olmayabilir, şeytan unutturabilir veya başkası doldurmuş olabilir. Dikkatli olmalı) anlamında söyleniyor.

Alay edilince gülmek
Sual:
 Hristiyanlıkla veya Yahudilikle alay edilen filmlere gülmenin, mahzuru olur mu?
CEVAP
Allahü teâlâ ile, Peygamberlerle, meleklerle alay edilirse, buna gülmek caiz olmaz, kasten gülmek küfre sebep olur. Gayr-i ihtiyari yani istemeden, elinde olmadan gülmek küfür olmaz. Gayrimüslimlerin uydurduğu bir hurafe veya batıl bir inançla alay edilirse, ona gülmek küfür olmaz. Kendileri de, Müslüman olunca, bu hurafelere nasıl inandık diye hayret edip gülüyorlar.

Ezeli düşmanımız
Sual: 
Şeytan ezeli düşmanımız, Yunan ezeli rakibimiz demek caiz midir?
CEVAP
Ezelî kelimesi, manası bakımından yalnız Allahü teâlâ için kullanılır, (Uzun zaman) ve (Eski) manasında mahlûklar için de kullanılır.

Cennet gibi demek
Sual:
 Beğendiğimiz bir yer için, (Dünya Cenneti) veya (Cennet gibi yer) demek caiz midir?
CEVAP
Caizdir, ancak Cennette, hatıra hayale gelmedik çok büyük nimetler olacağı için, dünyadaki, en kıymetli, en büyük nimet bile Cennete benzetilemez. Cenneti basite indirmek gibi olur.

Allah kerimdir demek
Sual:
 Bir Müslüman, (On günlük kömürüm kaldı. Ondan sonra Allah kerimdir) dedi. Ben de, (Tevbe de kâfir oldun. Daha önce Allah kerim değil miydi?) dedim. Arkadaşım kâfir olmadı mı?
CEVAP
Müslümanların böyle sözlerini tevil etmek, hemen kâfir dememek gerekir. O Müslüman, (On günlük kömürüm kaldı. Ondan sonra Allah bir çıkış yolu ihsan eder. Nasıl olsa O kerimdir) demek istemiştir.

Allah yardımcın olsun demek
Sual:
 Bir arkadaşa, Allah yardımcın olsun, dediğimde dedi ki, (Yardımcı bir işi yapan asıl kişiye yardım eden, fakat o işi tam olarak bilmeyen kişiye denir. Mesela, müdür yardımcısı, müdürden daha az bilgiye sahiptir. Allah yardımcın olsun, demek caiz olmayabilir.) Allahü teâlâ yardımcın olsun, demek caiz midir?
CEVAP
Akıl yürütmekle din olmaz. Sonra bir kelimenin tek anlamı esas alınmaz. Burada Allah yardımcın olsun demek, Allah sana yardım etsin, kolaylık ihsan etsin demektir. Bunun da hiç mahzuru yoktur. Bütün âlimler böyle söylemiştir.

İnsana sadakat yaraşır, görse de ikrah,
Yardımcısıdır doğruların, hazret-i Allah.

Şaka yapmak
Sual: Arkadaşımız iştahlı olduğu için kalan yemekleri sünnetle diye hep ona teklif ederiz. Geçtiğimiz yine bir yemekte şaka maksadıyla sünnetçi geldi filan dedik ve gülüştük. Niyetimiz sünneti tahkir değildi ama sonradan tehlikeli bir şaka mı yaptık dedik ve çok rahatsız olduk. Bu tür şakalar imanı giderir mi?
CEVAP
İmanı gidermez; çünkü sünnetle alay kastınız yokmuş; ama dini hususlarda kesinlikle fıkra anlatmamalı, böyle lüzumsuz şakalar yapmamalıdır.

Putperest ve hayalperest
Sual:
 Putperest, puta tapan, ateşperest ateşe tapan demek olduğuna göre, tapmak anlamına gelen perest kelimesini kullanarak hayalperest, menfaatperest demek caiz olur mu?
CEVAP
Perest, sadece tapmak anlamında değildir. Seven, çok seven anlamında da kullanılır.

Hayalperest, hayal kurmayı seven, hayal peşinde koşan; menfaatperest, çıkarını seven, hep kendi menfaatini düşünen kimse demektir. Bunlar gibi, Hakperest, hakkı seven, hak taraftarı demektir. Şehvetperest, şehvetine düşkün demektir. Bu kelimeleri kullanmanın mahzuru olmaz.

Allah gönderdi demek
Sual:
 Bir kimse, önemli bir iş için birinin yanına gelince, öteki memnuniyetinden, (Seni Allah gönderdi) diyor. Önemli bir söz söyleyince de, (Sana bunu Allah söyletti) diyor. Böyle söylemek küfür müdür?
CEVAP
Hayır. Bizi yürüten, gönderen, konuşturan, yaşatan, öldüren, her şeyimizi yapan Allahü teâlâdır. Asıl bunu inkâr etmek küfür olur. Bir âyet-i kerime meali:
(Sizi de, yaptığınız işleri de yaratan Allah’tır.) [Saffat 96]

Dönme ne demektir?
Sual:
 Tarihte dönmeleri okuyoruz. Çokları Müslümanlığa karşıdır. (Sonradan görme, gâvurdan dönme) sözü doğru değil mi?
CEVAP
Dönmelerden genelde samimi olmayanlar için öyle söz ediliyor. Yoksa samimi olarak dönen, tertemiz Müslüman olur. Sonradan görmeler, genelde yeni duruma ayak uyduramayıp gülünç duruma düşerler. Hatta kimseye bir şey vermeyenleri, verse bile rahatsız edip burnundan getirenleri çok olur. Davud aleyhisselam buyuruyor ki:
(Sonradan görmüş birinden bir şey istemek, elini ejderhanın ağzına sokmaktan kötüdür.) [İ. Asakir]

Hasbelkader
Sual:
 Hasbelkader bu işin başına geldim dedim, böyle söylemek küfür olur mu?
CEVAP
Böyle söylemekte mahzur yoktur. Kelime olarak hasbelkader, kader icabı demektir. Yani Allah böyle takdir etmiş, biz de buraya geldik demektir. Türkçe’de bir başka anlamı da, (Biz bu işe layık falan değiliz; ama Allahü teâlâ böyle takdir buyurduğu [ihsan ettiği] için geldik) demektir.

Bir tanem demek
Sual:
 Telefonda hanımıma bir tanem dedim. Arkadaş, (Öyle deme, bir tane olan Allah’tır. Böyle söylemekle küfre girdin, dinin gitti, nikâhın da bozuldu) dedi. Böyle söylemekte mahzur var mıdır?
CEVAP
Böyle söylemenin hiç mahzuru yoktur.

Çok şey borçluyum
Sual:
 Ona çok şey borçluyum demek uygun mudur?
CEVAP
Maddi-manevi iyilik edene teşekkür edilir. (İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah’a şükretmemiş olur) buyuruldu. (Ona çok şey borçluyum) demekte de mahzur yoktur.

Min Malallah ya Muhsinin
Sual:
 (Min Malallah ya Muhsinin) ne demektir?
CEVAP
(Ey ihsan sahipleri, hayır sahipleri, iyilikseverler, Allah’ın size verdiklerinden siz de ihtiyaç sahiplerine verin) demektir.

Peder baba demektir
Sual: 
Peder ne demektir? Baba yerine kullanmak caiz midir?
CEVAP
Peder, Farsça baba demektir. Kullanmakta mahzur yoktur. Babaya peder, kayınbabaya kayınpeder denir.

Şimdi geldim bismillah demek
Sual:
 Bir kitapta (şimdi geldim bismillah dese, afattır) deniyor. Burada afattan murat nedir?
CEVAP
Tehlikeli iş, felaket demektir. Kibirlenerek, kendini büyük göstererek, sanki padişah gelmiş gibi, yanıma besmele ile girilir gibi şeyler söylemek uygun değildir anlamındadır.

Fatıma Ana
Sual:
 Hazret-i Fatıma’ya, Fatıma Ana demek caiz mi?
CEVAP
Evet. Hazret-i Fatıma’ya ve Eshab-ı kiramın hanımlarının hepsine hürmet için anne, valide demek caizdir. Yaşlı kadınlara da hürmet için ana denir.

(Bir kadına ana denilirse, kocasına peygamber denilmiş olur. Bunun için Hazret-i Fatıma’ya ana denince Hazret-i Ali’ye peygamber denmiş olur) sözü yanlıştır, uydurma bir sözdür.

Kraldan çok kralcı
Sual:
 Kâfir hükümdarlara kral dendiği için, Müslüman bir kimseye, (Kraldan çok kralcı geçiniyor) demek küfür olur mu?
CEVAP
Küfür olmaz, öyle söylemek caizdir. Bu bir deyimdir. (Sahibi veya yetkilisi razı oluyor, sana ne oluyor da razı olmuyorsun?) demektir.

İllallah demek
Sual:
 Çocuk yaramazlık edince, (İllallah dedirtiyor) diyorlar. Böyle söylemek caiz midir?
CEVAP
Evet, caizdir. İllallah demek, (Ancak Allah…) demektir. Yani, ancak Allah bu işi halleder demektir.

Banka iyi kazanıyor
Sual:
 Banka iyi para kazanıyor demek küfür olur mu?
CEVAP
Hayır. Bu işte iyi para var, demek çok para demektir. İyi, çokanlamında kullanılıyor.

Öbür dünya
Sual:
 Ahirete, öbür dünya demek caiz mi?
CEVAP
Evet.

Enel hak
Sual:
 Hallacı Mansur, Enel hak demekle ben batıl değilim, hakkım diyor diye tevil etmek caiz mi?
CEVAP
Evet.

Sırat köprüsü
Sual:
 İnce köprü için (Sırat köprüsü gibi) demek caiz mi?
CEVAP
Evet.

Trafik kurbanı
Sual:
 Mecazi olarak trafik kurbanı, şöhret kurbanı demek caiz mi?
CEVAP
Evet.

Kötü hava
Sual:
 Kötü hava şartları veya hava muhalefeti demek caiz midir?
CEVAP
Evet. Zira hayır şer de Allah’tandır. Amentü’de bunu her zaman söyleriz. İyi havayı Allah yaratıyor da, kötü havayı başkaları mı yaratıyor? Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Her şeyi yaratan Allah’tır.) [Zümer 62]

Sabahın körü
Sual:
 (Sabahın körü denmez, sabahın nuru demelidir) deniyor, doğru mu?
CEVAP
Hayır, doğru değildir. Sabahın körü ifadesi, sabahın en erken saatinde, ortalığın iyice aydınlanmadığını anlatıyor. Göz iyice görmediği zaman demektir. Ayrıca nur, aydınlık demektir ki, o saatte aydınlık olmuyor. Sabahın nuru demek yanlış olur.

Tahmin
Sual:
 Tahmin yürütüp (Amerika yenilir) demek caiz mi?
CEVAP
Evet.

İbiş demek
Sual:
 Kötü kimseye (İbiş) diye hakaret etmek caiz mi?
CEVAP
Evet.

Allah’ın da hesabı var
Sual:
 Herkesin bir hesabı var Allah’ın da bir hesabı var demek uygun mu?
CEVAP
Caizdir.

Düşmez kalkmaz
Sual:
 (Düşmez kalkmaz bir Allah) demek uygun mudur?
CEVAP
Evet, uygundur.

Delikanlı
Sual:
 Delikanlı demek caiz mi?
CEVAP
Evet.

Canına değsin
Sual:
 Su ikram edene (Geçmişlerinin canına değsin) demek caiz mi?
CEVAP
Evet.

İyi şanslar
Sual:
 (İyi şanslar, şansın bol olsun) demek caiz mi?
CEVAP
Evet.

Adam eksen biter
Sual:
 (Bu toprağa adam eksen biter) demek caiz mi?
CEVAP
Evet. Verimli toprak denmek isteniyor.

Hilkat garibesi
Sual: 
İki başlı bir çocuk olunca, “hilkat garibesi” demek caiz midir?
CEVAP
Caizdir. Allah böyle yaratmış demektir. Cenab-ı Hak, her şeye kadirdir.

Helal olsun demek
Sual:
 Hileli iş yapana, (Helal olsun adama) demek küfür olur mu?
CEVAP
Hayır; çünkü hile değil, gizleme işi için söyleniyor.

Yediğiniz haram
Sual: 
Çoluk çocuğa, (Yediğiniz haram) demek, yani helal şeylere haram dendiği için küfür müdür?
CEVAP
Hayır.

Her şey haram demek
Sual:
 Kızarak, (Bize her şey haramdır) demek küfür olur mu?
CEVAP
Olmaz.

Görüşmem demek
Sual:
 Bir Müslümana (Ahirette seninle görüşmem) demek küfür mü?
CEVAP
Hayır.

Kâfir ölünce
Sual:
 Kâfir ölünce inna lillah… âyetini okumak caiz mi?
CEVAP
Evet.

İngilizce kursunda
Sual:
 İngilizce kursunda kimi John, kimi Gabriel oluyor, küfür olur mu?
CEVAP
Hayır.

Yerden göğe kadar
Sual:
 (Yerden göğe kadar haklısın) demek caiz mi?
CEVAP
Evet.

Hâfız ismiyle koruyor
Sual:
 (Allah canlıları hâfız ismiyle koruyor) demek caiz mi?
CEVAP
Evet.

İlahi kasd
Sual:
 İlahi kasd demek caiz mi?
CEVAP
Evet.

Çince mi?
Sual:
 İslam yazısını eğri yazana (Bu, Çince mi?) demek küfür mü?
CEVAP
Hayır.

Yapma günahtır demek
Sual:
 Mubah bir şeyin yapılmasına mani olmak için, (Yapma onu, günah) demekle mubaha haram demiş olur muyuz?
CEVAP
Hayır.

İlahi demek
Sual:
 Şaşkınlığını belirtmek için ilahi Ali Bey demek caiz mi?
CEVAP
İlahi, ilaha yani Allah’a ait demektir. Yani, Ey Allah’ın kulu Ali Bey demektir. Caizdir.

Saygı için
Sual:
 Saygı için, (Allahü teala buyuruyorlar ki) demek caiz mi?
CEVAP
Evet.

Affediniz
Sual:
 Allah’a, (Günahımı affediniz) demek caiz mi?
CEVAP
Evet.

Müftü olsam
Sual:
 Müftü olsam, gıybet edenlerin dillerinin kesilmesine fetva verirdim demek küfür mü?
CEVAP
Hayır.

Zembille mi indi?
Sual:
 (Gökten zembille mi indi?) demek küfür olur mu?
CEVAP
Küfür olmaz.

Allah’ın ismine hürmet
Sual:
 Konuşurken, (Koş Allahım koş), (Ye Allahım ye) gibi şeyler söylemek veya (Allah yarattı demem, döverim) demek caiz midir?
CEVAP
Allahü teâlânın ismini lüzumsuz yere kullanmak, hürmetsizlik olur, günah olur. Lüzumsuz yere yemin etmeye benzer.

<br
Yahya kitabı tut
Sual:
 Mızraklı İlmihal’de, (Yahya adlı kimseye, “Ya Yahya! Huz-il-kitabe=Yahya, kitabı tut!” demek küfür olur) deniyor. Kitabı tutmak niye küfür oluyor?
CEVAP
Bu ifade, Meryem sûresinin 12. âyetinin başıdır. Böyle Kur’an lafzıyla söylemekle, Kur’an-ı kerim hafife alınacağı ve oyuncak hâline getirileceği için küfür oluyor.

İşi Allah’a kalmak
Sual:
 (Artık, işimiz Allah’a kaldı) demek küfür müdür?
CEVAP
Bütün işler, hayır ve şer Allah tarafındandır. (Önce işleri biz yapıyorduk, şimdi yapamadıklarımız ona kaldı) anlamında söylenirse, küfür olur. Hakikatte, her işi yapan Odur. İnsanlar ve diğer sebepler, sadece vesiledir.

Hayhuy ve hayhay
Sual: 
Bazı kitaplarda, (Çalgı aletleriyle hayhuy etmek zikir değildir)deniyor. Birine şunu yapar mısın denince, isteyerek, seve seve anlamında (hayhay) deniyor. (Haydan geldi, huya gitti) de deniyor. Böyle söylemekle, Allah’ın hay ismiyle alay edilmiş olmuyor mu?
CEVAP
Hayhuy
, Farsça bir kelimedir, gürültü, karışıklık, kargaşa demektir. Hay ismi kalın Ha harfiyle, Farsçadaki hayhuy kelimesi ise ince Heharfiyle yazılır. Yani hayhuy kelimesinin Hay ismiyle hiçbir ilgisi yoktur. Kelimenin yarısını alıp, (Hay, Allah’ın ismidir) demek yanlıştır. Haydutluk kötü dense, içinde hay kelimesi olduğu için, Hay ismine hakaret sayılır mı?

Çalgıyla zikretmek, la ilahe illallah demek de haramdır, küfürdür. Çalgıyla zikredenler, hayhuy ediyorlar, yani gürültü çıkarıyorlar. Çalgılı zikir, ibadet olmaz, hayhuy olur. Bu da, haramdır, hatta küfür olur.

Haydan gelen huya gider deyimi de, kolayca kazanılan şeyler, kolayca elden çıkar demektir. Buradaki hay ve huy da, Farsçadaki, ince He harfiyle yazılan ve bir anlamı da boş yere uğraşmak olan hay-u huy’dan geliyor. Deyimde geçen hay ve huy kelimelerin, Allahü teâlânın Hay ismiyle alakası olmadığı gibi, birine şunu yapar mısın denince, isteyerek, seve seve anlamında (Hayhay yaparım) demenin de, Hay ism-i şerifiyle ilgisi yoktur. Böyle indî benzetmeler, cahillerin işidir.

Kaçın kur’ası
Sual: 
Bir kimse için, (Kaçın kur’ası) demek caiz midir?
CEVAP
Kur’a, çekiliş demektir. Eskiden askerde, devreler kur’ayla belirlenirdi. Eskiler, daha tecrübeli olduğu için, onu kandırmak zor anlamında, kaçın kur’ası denirdi. Yani böyle söylemekte mahzur yoktur.

Mübarek isimlere hürmet
Sual: 
(Koyun olmayan yerde, keçiye Abdurrahman Çelebi derler) demek caiz midir?
CEVAP
Hayır, caiz değildir.

Tanrı’nın hakkı üçtür demek
Sual:
 (Tanrı’nın hakkı üçtür) deniyor. Bunun Hristiyanlardan geldiği doğru mudur?
CEVAP
Hristiyanlıkta, Baba, Oğul ve Kutsal Ruh diye üç ilaha inanılır. Her ilahın bir hakkı olduğu düşünülerek söylenmiş olabilir. Müslümanlıkta böyle bir şey yoktur.

Hayırlı işler demek
Sual:
 İçki satan veya kumar oynatan yere gidince, (Hayırlı işler) demek caiz midir?
CEVAP
Hayır.

41 kere maşallah
Sual:
 Kırk bir kere maşallah demek caiz midir?
CEVAP
Evet, caizdir.

Zâlim krallar vardı
Sual: Masal ve hikâyelerde bazı padişahların, sultanların çok zalim olduğu bildiriliyor. Padişahların, astığı astık, kestiği kestik mi idi?
CEVAP
Kâfirlerin devlet başkanlarına kral denir. Vaktiyle Fransa, İngiliz ve Bulgar kralları böyle idi. Bir İslam padişahına, Müslümanların halife diyerek, saydıkları ve sevdikleri mübarek bir zata kral demek, onun kâfir olduğunu söylemek anlamına gelir. Bir de kral, gayrimüslim milletin kralı olduğu için, onun milletine de gayrimüslim denmiş olur. Genelde zâlim olan, krallardır. Kral masalları tercüme edilirken, padişah veya sultan diye tercüme edildiklerinden, böyle hatalar oluyor. Bazıları da, şahla padişahı karıştırıyorlar. Mesela Şah İsmail ve Ekber Şah, Osmanlı padişahı değildi. Kralların ve şahların zulümlerini padişahlara yüklemek doğru olmaz.

Kokona demek
Sual:
 Boyanmış yaşlı bir kadın için, (Şu kokona teyze, ne kadar boyanmış, maskara olmuş) dedim. Arkadaşım, (Kokona Hristiyan kadına denir. Müslüman kadına kokona denirse küfür olur) dedi. Böyle demek küfür olur mu?
CEVAP
Kokona, Hristiyan kadınına dendiği gibi, süsüne düşkün yaşlı kadına da denir. Maskaraya dönmüşse, maskara demek küfür olmaz.

Şarkılardaki ifadeler
Sual: Bazı şarkılarda, Allah, maşallah, inşallah veya vallahi billahi gibi ifadeler geçiyor. Bunları söylemek uygun mudur?
CEVAP
Allahü teâlânın ismini böyle yerlerde kullanmak, hürmetsizlik olur, günah olur. Lüzumsuz yere yemin etmeye benzer. Doğru olarak çok yemin etmek, Allahü teâlânın ismine ve yemine kıymet vermemek olur. Bunlara kıymet vermeyerek yemin etmek, çok çirkindir. Şarkılarda, temsillerde, eğlencelerde yemin etmek de böyledir.

Bir iş için yaratılmak
Sual: İyi bir terzi için, (Allahü teâlâ bu kimseyi sanki terzilik yapması için yaratmış) demek caiz olur mu?
CEVAP
Evet, caiz olur. Terzilik kabiliyeti vermiş demektir.

Yürü ya kulum!
Sual: Bazı zengin kimselerden bahsederken, (Allah buna yürü ya kulum demiş) deniyor. Böyle demek caiz mi?
CEVAP
Caizdir, mahzuru olmaz.

“Hava çok sıcak” demek
Sual: Bir arkadaş, (Uf be, hava çok sıcak) dediği zaman, başka biri (Havayı sıcak yapan Allah’tır, böyle demek Allah’a isyan olur) dedi. (Hava çok sıcak) ya da (Hava çok soğuk, kötü hava şartlarına dayanamıyorum) demekle Allah’a isyan mı olur? Biri de, çok yağıyor anlamında, (Çok kötü yağıyor) deyince, başkası (Yağmur rahmettir, kötü denmez) dedi. Böyle denmez mi?
CEVAP
Hiçbiri Allahü teâlâya isyan olmaz. (Kötü yağıyor) demek mecazdır, (Çevreye zarar verecek kadar, çok yoğun yağıyor) demektir. (Kötü hava şartları) demekte de mahzur yoktur. Bunların hiçbiriyle Allahü teâlâ suçlanmıyor. (Cehennem çok sıcak) desek, Allahü teâlâ mı suçlanmış olur? (Bu sıcaklarda oruç tutmak zordur) dense, Allahü teâlâ suçlanmış olmaz. (Sabah namazına kalkmak zor oluyor) demekte de mahzur yoktur. Hastalığı veren Allahü teâlâ olduğu hâlde, (Başım çok ağrıyor, dayanamıyorum) demekle Allahü teâlâya isyan edilmiş olmaz. Kaderim çok kötü demenin de mahzuru olmaz.

(Papaz olduk) demek
Sual:
 Biriyle tartışınca (Papaz olduk) deniyor. Böyle söylemek küfür mü?
CEVAP
(Kavga ettik, birbirimizi kırdık) anlamında söylemek küfür değilse de, uygun olmaz, çünkü şakadan bile, (Ben papazım), (Ben Hristiyan’ım) demek küfür olur. Bazıları, kâfir olan papazları (takva sahibi) diye övüp, papaz olmayı arzuluyorlarsa da, Allahü teâlâ Müslümanları papaz olmaktan korusun!

Gebermedim demek
Sual:
 Çok yorulunca, (Geberdim) diyorlar. Geçen gün bir arkadaşa hâl ve hatır sorulunca, o da, (Daha gebermedim) dedi. Ben de, (Kâfir geberir, tevbe et!) dedim. Arkadaşın öyle söylemesi küfür olur mu?
CEVAP
Gebermek argo bir deyimse de, (Geberdim) veya (Gebermedim) demek küfür olmaz. Bir hayvanın ölümüne veya sevilmeyen insan için, öldü manasında, (Geberdi gitti) denir. Bunu Müslüman için söylemek uygun değilse de, küfür de değildir. (Eve kömür taşıdım, ama geberdim) demek de (Çok yoruldum) demektir. Böyle söylemek küfür olmaz. Gebermek, aşırı ilgi ve sevgi beslemek için de kullanılır. (Falanca filanca için geberiyor) derler. Bu da küfür değildir. Çok acıkan kimseler, (Açlıktan geberiyorum) derler. Bunların hepsini söylemek küfür değilse de, argodur, uygun olmaz. Bir de yaramazlık yapan çocuklara, (Geberesice) derler. Bu da küfür değildir.

“İşe yaratmak”
Sual: Yaratmak Allah’a mahsus olduğuna göre, (Eski eşyaları işe yaratıyorlarmış) demek küfür olur mu?
CEVAP
Hayır. Oradaki yaratmak, işe yararlı hâle getirmek demektir.

Helâl olsun
Sual: (Helâl olsun adamlara, sonunda helâl şarap da yapmışlar) demek küfür olmaz mı?
CEVAP
Birincisi,
 helâl şarap olmaz. İçinde alkol yoksa, ona zaten şarap denmez. Şarap, alkollü içki demektir. Bu, temiz idrar, helâl idrar demeye benzer. İdrar temiz de, helâl de olmaz. Şarap da, temiz ve helâl olmaz. Temiz ve helâl olana da, şarap denmez.

Ne niyetle olursa olsun, kesin haram olan bir şeye, (Helâl olsun) demek küfür olur, niyete bakılmaz, ancak Türkçede helâl olsun sözü, sadece tasvip anlamında kullanılmıyor, hayret, şaşkınlık bildirmek için, (Yazıklar olsun) anlamında da kullanılıyor. Bu anlamda kullanılınca küfür olmaz.

Maşallah
Sual:
 (Maşallah dediği kırk gün yaşıyor) demekle maşallah sözü kötülenmiş mi oluyor?
CEVAP
Hayır, böyle demekle onu söyleyen kötülenmiş oluyor, Maşallah sözü kötülenmiş olmuyor. Adam o kadar sakar ki, Maşallah dedikleri bile, fazla yaşayamıyor denmek isteniyor; ama yine de maşallah kelimesini bu işlere karıştırmamalıdır.

Bir varmış, bir yokmuş
Sual
: Masal anlatmaya başlarken, (Bir varmış, bir yokmuş) veya (Bir varmış, iki yokmuş) demekte mahzur var mıdır?
CEVAP
Hayır, ikisini söylemekte de mahzur yoktur.

Ben müneccim miyim?
Sual:
 Birine bilinmeyen bir olay sorulunca, (Ben müneccim miyim, nereden bileyim?) diyor. Böyle söylemek caiz mi? Müneccim gaybı bilir mi?
CEVAP
Müneccimin iki anlamı var. Necm yıldız, müneccim de astronom yani gök ve yıldız bilimcisi demektir. Bunlar gaybı bilemez. İkincisi, yıldız falına bakan kimseler demektir. Falcılar da gaybı bilemez. Hangi anlamda kullanılırsa kullanılsın, neticede, (Gaybı müneccim bilir, ben bilemem) anlamında söylenirse küfür olur. Böyle tehlikeli sözlerden sakınmalıdır.

Müslümana yobaz demek
Sual:
 Beğenmediğimiz huylarından dolayı bir Müslümana yobaz demek uygun mudur?
CEVAP
Müslümana yobaz demek kesinlikle uygun değildir. Kâfir olma tehlikesi bile vardır, çünkü bu tabiri din düşmanları, dinine bağlı, namaz kılan, oruç tutan, tesettüre riayet eden, içki içmeyen, haramlardan sakınan Müslümanlara hakaret için kullanıyorlar. Gerici demek de böyledir. Müslümansın diye hakaret edemeyince, gerici, yobaz diyorlar. Din düşmanlarının kullandığı bu kelimeyi Müslüman, Müslüman için kullanmamalı. Kullanmışsa tevbe etmelidir.

İmanım gevredi demek
Sual: Zor bir işten sonra yorulup, canım çıktı anlamında, (İmanım gevredi) demekte mahzur var mıdır?
CEVAP
Mahzurludur. İman kelimesine hürmet etmeli. İmanım zarar gördü dememeli. Canım çıktı demenin mahzuru olmaz.

Ortalık bozuldu demek
Sual: Toplumun kötü hâle geldiğini anlatmak için, (Yalansız iş mi kaldı, faiz yemeyen mi var?) demenin küfür olduğu söyleniyor. Niye küfür oluyor?
CEVAP
Hayır, bu sözler küfür değildir. Toplumun bozulduğunu göstermek için söyleniyor. Buradan, herkes yalan söylüyor, herkes faiz yiyor anlamı çıkmaz. (Ramazanda İzmir’de hiç kimse oruç tutmuyor) denince, burada çoğunluğun oruç tutmadığı anlatılmak isteniyor. (Seni sabahtan beri bekliyorum) demek, çoktandır seni bekliyorum demektir. (Yalansız iş yok, faiz yemeyen yok) dense ve söylenen yanlış da olsa, yine küfür olmaz. Yanlış veya yalan söylemiş olur. Kasten yalan söylemek büyük günahsa da, küfür değildir.

Kader utansın demek
Sual: 
Kader utansın demek küfür müdür?
CEVAP
Burada niyetin önemi vardır. (Kaderim kötü imiş, yazıklar olsun bu kötü kaderime) demek küfür olmaz, çünkü günahlarımız yüzünden kaderimiz kötü olmuştur. Yani kaderimizin kötü olmasına kendimiz sebep olduk. Kader, kendi arzumuzla yapacağımız iyi veya kötü işlerin kaderimiz olarak belirlenmesidir. Günahlarımızın durumuna göre, bu kötü de olabilir, iyi de olabilir. Ama (Kötü işlerimizi kötü olarak yazmamalıydın) diyerek, amellerimize göre kaderimizi belirleyen Rabbimiz suçlanırsa elbette küfür olur.

Farz düşmanı mı?
Sual: (Kaza namazı borcu olan, nâfile namaz kılamaz) hadis-i şerifine uyup, sünnetleri kılarken kazaya da niyet edenler için, sakalsız bir hoca, (Böyle yapmak sünnet düşmanlığıdır) dedi. Sünnete düşman olan kâfir olmaz mı? Biz de ona, (Sen farz borcun varken tesbih namazı kılıyorsun, nâfileyle, sünnetle meşgul oluyorsun, sen de farz düşmanısın) desek, biz de hocanın düştüğü uçuruma düşmüş yani küfre girmiş olur muyuz?
CEVAP
Elbette, bir Müslümana (Sünnet düşmanı) veya (Farz düşmanı) demek küfür olur.

Sakal sünnetine uymuyor diye, sakalsız hocaya, (Sünnet düşmanı) denmez. (Belki bir mazereti olduğu için sakal bırakmıyordur) denir. Hiç mazereti olmasa bile, sakal sünnetine uymamış olur. Yine sünnet düşmanı denmez.

Resulullah efendimizin “sallallahü aleyhi ve sellem” emrine uyarak farza öncelik verene, (Sünnet düşmanı) diye iftira etmek yanlış olduğu gibi, nâfileye öncelik tanıyana da, (Sen de farz düşmanısın) demek yanlış olur. Bunu o hocanın cehaletine veya taassubuna verip, onun girdiği bataklığa düşmemeli.

İbadete menfaat karıştırmak
Sual: (Hem zayıflar, hem de sigarayı bırakırım) düşüncesiyle, Allah rızası niyetiyle kaza orucu tutmak şirk olur mu?
CEVAP
Allah rızası için niyet edip, sonra dünya menfaatlerini de düşünmek şirk olmaz. Oruç borcundan da kurtulmuş olur.

Allah rızası için oruca başlayıp (Oruç, zayıflamaya ve sigarayı bırakmaya da sebep olur) diye düşünmenin mahzuru olmaz. Mahzurlu olan, zayıflamak, sigaradan kurtulmak gibi bir dünya menfaatini düşünerek oruç tutmaktır. Abdest alan kimsenin, (Elim yüzüm de temizlenmiş oluyor) demesinin, namaz kılanın, (İhtiyaç kadar hareket etmiş de oluyorum) diye düşünmesinin mahzuru olmaz.

Cennetten çıkan dayak
Sual: (Dayak Cennetten çıkmadır) demek uygun mu?
CEVAP
Söylememeli. Cennette dayak ve başka üzücü şey yoktur.

Kur’an mümini
Sual: 
Bazı mezhepsizler, (Kur’an mümini) tâbirini sık sık kullanıyorlar. Bu tâbir, bildiğimiz müminden farklı mıdır?
CEVAP
Evet, çok farklıdır. Mümin tâbiri, dinimizdeki dört delilin hepsine, yani Kur’an, Sünnet, İcma’ ve Kıyas-ı fukaha’ya inanan Müslüman demektir. Kur’an mümini tâbiri ise, son üç delili kabul etmeyen ve Kur’ana da, kendi görüşüne göre yanlış mâna veren zındık demektir. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Kur’an-ı kerimin tefsiri, ancak Resulullah’tan “sallallahü aleyhi ve sellem” işitildiği gibi yapılabilir. (Kur’an-ı kerimi, kendi görüşüne, anlayışına göre tefsir eden kâfir olur) hadis-i şerifi, bunu bildirmektedir. (m. 234)

Hele şükür
Sual:
 (Hele şükür demek küfürdür. Çünkü Hel Roma tanrıçasıdır)diyorlar. Hele şükür demek küfür müdür?
CEVAP
Küfür değildir. Bu, cahillerin uydurmasıdır. Hele kelimesi, özelliklemanasına geldiği gibi, sonunda anlamıyla geciken davranışları bildirmek için kullanılan bir sözdür. Hele şükür demek, sonunda işimiz oldu demektir.

Lamı cimi yok demek
Sual: 
(Lamı cimi yok) demek caiz mi?
CEVAP
Evet, caizdir. Kur’an-ı kerimde secavent denilen duraklar vardır. Bu duraklar Mim, Cim, Lam gibi harflerle gösterilir. Mesela Cim harfinde durulur, Lam harfinde geçilir. Lamı cimi yok demek, (Bu işin böyle bir işareti yok) demektir. Yani (Hiçbir bahane bulmadan ve itiraz etmeden hemen bu işi yap!) demektir. Birkaç örnek verelim:
1- Bu işin lamı cimi yok, en kısa zamanda Kur’an-ı kerim okumayı öğreneceksin.

2- Namazı aksatmanın lamı cimi olmaz.

3- Lamı cimi yok, herkes ölecektir.

İnsanlar helâk oldu
Sual: 
Bir hadis-i şerifte, (“İnsanlar helâk oldu” diyenin kendisi helâk olmuştur) buyuruluyor. Bilindiği gibi insanların çoğu kâfirdir. (Kâfirler helâk oldu) demek caiz olmaz mı?
CEVAP
Elbette caizdir. (Dünya helâk olacak kâfirlerle doludur) demenin mahzuru olmaz. Kendini onlardan üstün bilmek tehlikelidir. Kâfir, iman edebilir, Allah saklasın, biz imansız ölebiliriz. İmanlı ölmeden kendimizi kurtulmuş, onları da, helâk olmuş bilmek yanlış olur. Zaten kendini kesin kurtulmuş bilmek küfürdür.

Şarap helâl olsaydı
Sual:
 (Şarap helâl olsaydı, ayık gezmezdim. Faiz helâl olsaydı, tefecilik yapar köşeyi dönerdim) demek küfür olur mu?
CEVAP
Zina ve faiz gibi her dinde haram olan bir şeyin helâl olmasını arzu etmek küfürdür. Ama şarabın helâl olmasını temenni küfür değildir. Çünkü şarap her dinde haram değildi. (İslam Ahlakı)

Gerisine Allah kerim
Sual: (Bundan sonrasına Allah kerim)
 veya (Gerisine Allah kerim)gibi sözler söyleniyor. Acaba, (Buraya kadar biz yaptık, bundan sonrasını Allah yapar) denmek mi isteniyor? Bu mânâda söylemek uygun mudur?
CEVAP
Müslüman birinin, o sözleri, (Bugüne kadar Allah’ın izniyle geldik, bundan sonrasına da Allah kerimdir) mânâsında söylediğine hüsnüzan edilir. Sizin dediğiniz mânâda söylemek elbette uygun olmaz.

Cenneti kötülemek!
Sual: (Cenneti değişmem, saçının teline) şarkısını dinlemek küfür olur mu?
CEVAP
Yanlış olduğunu bilerek dinlemek küfür olmaz, ama çalgı olduğu için haram olur. Cenneti kıymetsiz sanmak ve o sözü tasdik etmek ise küfür olur. Ama bulunduğumuz yerde istemeden kulağımıza geliyorsa, o zaman mahzuru olmaz.

Kâfirin işini beğenmek
Sual: (Kâfir bir doktora, iyi doktor demek, başka kâfir için, mesleğinin erbabı diye övmek, iyi marangoz demek tehlikelidir) deniyor. Dinini övmüyoruz ki, buradaki incelik nedir?
CEVAP
Kâfir, Allah’a düşmandır. Allah’ın düşmanına iyi denmez. Kâfirin işi, huyu, cömertliği gibi şeyleri övülürken, dinini övecek bir durum yani iyi insan olduğu anlaşılmamalıdır. Sadece, (Cömerttir) demenin mahzuru olmaz, ama, (Cömerttir, çok iyi insandır) dememeli. İyi insan denirse, sanki dini de övülmüş gibi olur. Bu da elbette çok tehlikelidir. Böyle bir şey anlaşılmazsa, mesleğinin erbabı diye övmenin de mahzuru olmaz. Mesela, (Doktorluğu iyidir) anlamında (İyi doktor) demekte de mahzur yoktur. Yoksa (Kendisi iyi bir insandır) anlamında (İyi doktor) denmez. Buradaki inceliği iyi anlamalıdır.

Dinsize saygı
Sual: 
Yüksek lisans yaptığım bölümdeki hocaların çoğu din düşmanıdır. Onlara saygılı davranışlarda bulunmak zorunda kalıyorum. (Hocam) diyorum. Yanımıza gelince veya telefonda, (Buyurun efendim) gibi ifadeler kullanıyorum. Küfür oluyor mu?
CEVAP
(Hocam) veya (Buyurun efendim) demek, görgü kuralı olan bir âdettir. Böyle âdet olan ifadeleri kullanmak küfür olmaz. Zaruri durumlarda da küfür olmaz. Mesela onlar gelince, kerhen yani istemeyerek ayağa kalkmak gibi hareketler de küfür olmaz. Eğer mazeretsiz veya isteyerek gayrimüslime saygı gösterilirse, o zaman küfür olur.

Bâtılı hak göstermek
Sual:
 Bâtılları hak gibi gösteren bir yazar, komünistlerin şiirlerini ve yazılarını başka dile tercüme eden ünlü birini savunmak için, (O kimse, sadece komünistlerin eserlerini değil, Necip Fazıl’ın da şiirlerini tercüme etmiştir. O zatın hakkını yememeli) diyerek, sapık kimseyi aklayıp, paklamaya çalışıyor. Necip Fazıl’ın şiirlerini de, tercüme edince günahı, hattâ küfrü af mı oluyor? Dinimizde, (Günaha rıza günah, küfre rıza küfürdür) kuralı yok mudur?
CEVAP
İnsanın gözünü taassup bürürse, her türlü bâtılı hak, hak olanı da bâtıl olarak göstermeye çalışır. Kötü şeylerin yanında, iyi şeyler de yapınca, kötü şeyler iyi hâle gelmez. Mesela, şarap içen biri, zemzem de içse, (O kişi şarap içer) dense, (Zemzem içtiği niye söylenmiyor? O zatın hakkına giriliyor) demek saçma söz olmaz mı? İbadet için kiliseye ve camiye giden dinsiz biri için, (Bu adam kiliseye gidiyor) dense, (Camiye gittiğini görmüyor musunuz?) demek ne kadar yanlış olur. Bir insan, hem Hristiyan hem Müslüman olamaz. Yani iki dinli olan kâfirdir. Eskiden böyle saçma söz edip, bâtılı hak olarak göstermeye çalışanlara, (Zırva, tevil götürmez) denirdi.

Dînî eserlerle alay
Sual: Bir cami imamı, www.hakikatkitabevi.com ve www.dinimizislam.com siteleri için, (Bunlar çok gülünç siteler) dedi. Dînî sitelere gülünç demek uygun mu?
CEVAP
Dînî bir kitaba, dînî eserlere veya dînî sitelere ve oradaki dînî ilimlere gülünç demek çok tehlikelidir. O sitelerde, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarından naklederek, iman ve ibadet bilgileri yazılıdır. Yani, muteber kitaplardan alınan bilgiler, imanın ve İslâm’ın şartları, âyet-i kerime ve hadis-i şerif mealleri, Evliya zatların sözleri, menkıbeleri vardır.

Böyle kıymetli bilgileri, İslamiyet’i bildiren din kitaplarından birini tahkir etmek, aşağılamak, İslam âlimlerinden biriyle alay etmek küfürdür. Bunları yapanın imanı gider, kâfir olur. (Birgivî vasiyetnamesi şerhi, S. Ebediyye)

İslam ilimleri ile alay etmek küfür olur. İslam âlimine söven, kötüleyen kâfir olur. (Berîka, İslâm Ahlâkı)

Eğer küfre girici söz söyleyen, ateist, mason veya zındıksa, imanın gitmesi diye bir şey olmaz. Çünkü onların zaten imanı yok. Olmayan şey gitmez. Ancak Müslüman olanın imanı gider.

Küfrü gerektiren söz söylemek
Sual: (Hanefî âlimlerinin hepsine göre küfür olan bir söz veya bir iş, başka hak mezhepteki sadece bir âlime göre küfür değilse, bunu söyleyen Hanefî’ye kâfir denmez) sözü doğru mudur?
CEVAP
Evet, doğrudur. Kendi mezhebinde o söz küfür olsa da, sadece bir âlim, (O söz küfür değildir) derse, o kimsenin küfrüne fetva verilmez. Buradaki âlim, icazetli Ehl-i sünnet âlimi demektir. Günümüzdeki diplomalı ilahiyatçılar değildir. İbni Âbidin hazretleri buyuruyor ki:
Bir Müslümanın kâfir olmayacağına dair zayıf da olsa, bir kavil varsa, hattâ bu kavil, bizim mezhebimize ait olmasa bile, bu zayıf kaville amel edilir, Müslümanın küfrüne fetva verilmez. Çünkü bir Müslümanın küfrüne fetva verebilmek için o sözün küfür olduğunda bütün İslam âlimlerinin ittifak etmiş olmaları şarttır. (Redd-ül-muhtar)

Namazda bile, bazı âlimlere göre namaz fâsid olsa, yani bozulmuş olsa, bir âlime göre sahih olsa, o bir âlime göre fetva vermelidir. Çünkü, (Tergib-üs-salat) kitabında, (Bir kimsenin namazda okuduğu, dokuz âlime göre yanlış olsa, bir âlime göre doğru olsa, bunun namazının fâsid olduğu söylenmemelidir) deniyor. (İslam Ahlâkı)

Kardan adam yapmak
Sual: Suudi Arabistan kanalı El-Arabiya’nın bir haberinde, Şeyh el-Münacid isimli bir Vehhabî’nin, (Oyun için bile olsa kardan adam yapmak putçuluktur, şirktir) dediği bildiriliyor. Oyuncak bebek yapmak gibi, kardan adam yapmak caiz değil mi?
CEVAP
İkisi de caizdir. Oyuncak bebeğe veya kardan adama saygı gösterilmiyor.

İnsan resmi olan seccadede namaz kılmak caiz iken, Kâbe resmi olan seccadede namaz kılmak caiz olmaz. Çünkü yere sermek hakaret etmek olur. Hürmet edilecek şeyler yere serilmemelidir.

Secde edilecek yerinde resim yoksa, resimli seccadede namaz kılmak caiz olur. Ama resimler huşuya mâni olacağı için resimli seccadede namaz kılmamalıdır. Namaz kılınmaması, resimden dolayı değil, huşuya mâni olmasından dolayıdır. Oyuncak bebeklerin yerde sürünmesi, o oyuncağa hakaret olur. Kardan adam da saygı için yapılmıyor.

Vehhâbîlerin her şeye put veya şirk demesinin bir önemi yoktur. Onlar, Müslümanlara kâfir demek için, böyle şeyleri bahane ediyorlar.

Yağan yağmura maşallah demek
Sual: (Yağmur yağarken, maşallah denmez) diyorlar. Dense bir mahzuru olur mu?
CEVAP
Maşallah, (Bu, Allahü teâlânın dilediği ve ihsan ettiği şeydir) demektir. Yağmuru bize ihsan eden, Allahü teâlâ değil midir? Bu ihsana ve diğer ihsanlarına, “maşallah” demenin mahzuru olmaz.</br

Sual: Bazı yerlerde, kızdığı kimseye “nemrut” diye hakaret edilmektedir. Nemrut nedir, kimdir?
Cevap: Nemrut; Keldânî hükümdarlarına verilen bir isimdir. Çok kimsenin bildiği birinci Nemrut, Nûh aleyhisselamın oğlu Hâm soyundandır. Bâbil şehrini yapmıştır ve putlara tapardı. İbrâhim aleyhisselamı ateşe attı. Sivrisinekler sebebiyle de öldü.

 

SORU:

Selamun Aleykum Hocam Birkaç sorum olacak cevaplamanızı rica edeceğim.
4-Ahmet gümüşhanevi hazretlerinin Ehli Sünnet itikadı adlı kitabını okurken orada bir husus vardı tam olarak idrak edemedim açıklayabilir misiniz? Peygamber efendimize küfredenin ( Tövbe estagfirullah) küfre düşeceğini ve tövbesinin kabul edilmeyeceği yazıyordu. Tövbesinin kabul edilmemesini anlamadım. Rabbim dahi şirkden döneni kabul ediyor burada neden böyle birşey var açıklar mısınız? Şimdiden çok teşekkürler.

 

CEVAP:

Aleyküm selam sayın Bilal bey.
A.Gümüşanevi hazretlerinin o konudaki fetvası şu kapsamdadır. Rasulullaha küferdenin tevbesinin kadı (hakim) tarafından kabul görmeyip katli gerektiği içindir. Yoksa Allah katında kabul olmadığı anlamında olduğu söylenemez.
Aynı kitapta Rasulullaha küfredenlerin tövbesinin kabul edilmeyeceği bildirildikten sonra, mürted olan kimse idam edilip sonra cenazesinin yıkanabileceği bildirmektedir. Bu durum onun tövbesinin Allah katında kabul edildiğinin belirtilmesidir. Zira Allah Et-Tevvab’tır. Bütün tevbeleri kabul edicidir.

 

 NİKÂH NASIL YENİLENİR ? alttaki yeri TIKLAYINIZ:

http://www.islamdergisi.com/fikih/nikah-nasil-tazelenir/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

“Elfazı Küfür (Dinden Çıkaran Söz ve İşler)” üzerine 1.440 yorum.

  1. Selamun aleykum hepimizin bilip bilmeden söyledidigi seyler var bilmeden küfre düşen biri nasil tövbe etmelidir aceba belki cogumuz bilmeden küfre düştügümüz şeyi bilmiyorsak nasil bi tevbe etmeliyiz yardimci olurmusunuz Allah razi olsun

    1. Aleykümselam.
      Şöyle yaparsınız her gün sabah ve akşam:
      “Ya Rabbena ! Benden bilerek veya bilmeyerek küfür veya şirk sadır oldu ise ben ona pişman oldum ve bir daha işlememek için azm ile kast ile tövbe ettim. ” deyip amentüyü oku ve “Allahın enbiya ile gönderdiklerine iman ettim kabul ettim ve razı oldum” de.

  2. Selamün Aleyküm. Sokaktaki bir köpeği izlerken “Keşke onun yerinde olsaydım, sorumluluk duymadan, derdim olmadan yaşardım.” tarzında bir düşünce geçti içimden ve bu düşünceyi kabullendim gibi hissettim. Hemen sonrasında bunun kadere karşı yanlış bir düşünce olabileceği geldi aklıma. Korktum, zira kadere karşı böyle bir tutum almak asla istemem. Acaba küfre girmiş ve dinden çıkmış mı oldum diye içim içimi yiyor. Sizin düşünceleriniz nelerdir bu konuda. Yardımcı olabilirseniz çok sevinirim.

    1. Aleykümselam.
      Allah korkusundan dolayı karşılaşacağınız sorumluluğun büyüklüğünden dolayı söylediniz ise küfür olmaz. Zira Hz. Ömer’de “keşke anam beni doğurmasaydı” demiştir.

Bir cevap yazın