Amentüde Ehli Kitap İle İttifakımız Vardır mıdır?

A- Hallac-ı Mansur Hz.SORU: Bir Gazeteci yazar, Hıristiyan ve Yahudilerle amentüde ittifakımızın olduğunu alt paragraftaki yazısında iddia etmektedir.  Bu doğru mudur? İlgili yazarın 17.10.2000 tarihli yazısından alıntı:
“Ehl-i kitapla temel noktalarda birlikteyiz. Daha meşhur  ifadesiyle amentüde ittifakımız vardır. Çünkü Allah’ın gönderdiği kitapların hemen hepsinde tekrarlanan  amentüdür: Allah birdir. Peygamberler haktır. Melekler vardır. Kitaplar gönderilmiştir. Ahiret vardır. Ölen  insanlar bir gün dirilecek, yaptıkları iyiliklerin mükafatını, kötülüklerin de mücazatını göreceklerdir. Bu temel noktalar bir amentüden başkası değildir ve biz ehl-i kitapla bu amentüde müttefikiz. Garip  olan şudur ki ittifak ettiğimiz amentüyü öne geçirmiyor da ihtilaf ettiğimiz teferruatı ileri sürüp mutlak küfre  karşı dayanışmamıza engel olarak görüyoruz. Halbuki temelde ittifak varken teferruattaki ihtilaflara takılıp  kalmak makul değildir. Burada Kur’an’ın bir ayetini hatırlamak yerinde olsa gerektir: (Mealen.)  “Ey ehl-i kitap! Geliniz ittifak ettiğiniz amentüde buluşunuz.” (Al-i İmran-64) 

CEVAP: Amentü Nedir önce onu belirtelim:

1- Allah’ın varlığına ve birliğine iman etmek,
2-Melekelere İman etmek,
3- Rasullere inanmak,
4- Ahiret gününe inanmak,
5- Kadere, hayrın ve şerrin Allah tarafından yaratıldığına inanmak,
6- Öldükten sonra tekrar dirilmeğe inanmak.

Şimdi iddia edildiği gibi Kitap Ehli ile amentünün esaslarından hangisinde ittifakımız vardır onu görelim:

1- Hıristiyanlar ”Allah gökte derler ve öyle inanırlar. Biz Müslümanlar ise Allah’ı mekandan münezzeh biliriz. Biz Allah tekdir” deriz ve öyle inanırız. Hıristiyanlar İlah 3’tür derler. İsa’ya -hâşa- ” Allah’ın oğlu derler. Yahudiler ise Üzeyir’e “ Allah’ın oğlu” derler. Buna dair ayeti kerime, mealen;
-”Yahudiler, Üzeyr’e, Hristiyanlar da Mesih’e(İsa’ya) Allah’ın oğlu dediler. Daha önceki kâfirlerin [“melekler Allah’ın kızlarıdır” diyenlerin] sözlerine benziyor. Allah onları kahredecektir! Nasıl da sapıtıyorlar.” [Tevbe 30]

Allahu Teala Maide Suresi 72. ayeti kerimede buyuruyor ki, mealen:
–  “Yemin olsun ki “Meryem’in oğlu Mesih Allah’ın oğludur “diyenler kafir oldular.”diye buyurur.

Bütün Müslümanlarca da bilinmektedir ki Hıristiyanların dini inançları; baba (Allah), oğul(İsa) ve Ruhul-kudüs teslis inancı olduğudur. Bir başka ayette mealen:
 “Allah üçün üçüncüsüdür” diyenler elbette kafir oldular. Halbuki bir tek ilahtan başka ilah yoktur. “ Maide / 73 

2- Biz semavi kitapların hepsine inanırız, Hıristiyanlar Kur’an’a, Yahudiler ise hem İncil’e, hem Kur’an’a inanmazlar.

3- Biz bütün peygamberlere inanırız, Yahudiler İsa’ya ve Muhammed aleyhissalatü vesselama, Hıristiyanlar ise, Muhammed aleyhisselama inanmazlar.

4- Biz Müslümanlar melekleri, Allah’ın erkek ve dişi olmayan kulları ve nurdan yaratılmış masum mahlukları olduğuna inanırız. Hıristiyanlar ise melekleri Allah’ın dişi kulları olarak bilir ve inanırlar.

Görüldüğü gibi Yahudi ve Hıristiyanlarla imanın altı temel esasından dördünde ittifak halinde değiliz. Diğer iki temel esasta  ise ne kadar ittifak halinde olduğumuz tartışılır.

O halde Ehl-i kitap ile amentüde ittifak bunun neresindedir?

Şimdi gelelim soru metnindeki ikinci paragrafa. Yazar şöyle diyor:
Garip  olan şudur ki ittifak ettiğimiz amentüyü öne geçirmiyor da ihtilaf ettiğimiz teferruatı ileri sürüp mutlak küfre  karşı dayanışmamıza engel olarak görüyoruz. Halbuki temelde ittifak varken teferruattaki ihtilaflara takılıp  kalmak makul değildir. Burada Kur’an’ın bir ayetini hatırlamak yerinde olsa gerektir: (Mealen.) ‘Ey ehl-i kitap! Geliniz ittifak ettiğiniz amentüde buluşunuz.’ (Al-i İmran-64) “

İlgili ayet mealinin tamamını alt paragrafta naklediyorum, mealen:
– “De ki: “Ey kitap ehli !  Sizinle bizim aramızda eşit bir kelimeye gelin. Şöyle ki; Allah’tan başka ma’bûd tanımayalım, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve bazımız bazımızı Allah’tan başka Rab edinmesin..” Eğer buna karşı yüz çevirirlerse, o vakit şöyle deyin: “Şahid olunuz ki biz, hakikaten Müslümanlarız.” (Al-i İmran/ 64)

Yazar ayetin mealinde geçen; ” Sizinle bizim aramızda eşit bir kelimeye geliniz.” ifadesini ; “Geliniz ittifak ettiğiniz amentüde buluşunuz” şeklinde değiştirerek ayete bilerek veya bilmeyerek yanlış anlam vermiştir… Oysa ki bizim onlarla amentüde ittifak etmediğimiz yukarıda da görüldüğü gibi gayet açıktır.

Bu ayette, Cenab-ı Hak Teala ehl-i kitabı tevhid ehl-i olmadığından dolayı, onları İslama davet etmektedir. Onlarla bizim aramızdaki eşit kelime Kur’an ve Kur’an’da belirtilen akaid olan amentüdür. Onlar niçin amentüye çağırılmaktadır? Tabi ki onlar amentüde Müslümanlarla ittifak halinde olmadıkları için. Nitekim Allahu teala onları ayette, mealen;
– “Allah’tan başka ma’bûd tanımayalım, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve bazımız bazımızı Allah’tan başka Rab edinmesin..”  buyurarak onların bazılarının bazılarını (İsa, Ruhul- Kudüs ve Üzeyir’i ve daha başkalarını) ilah tanımamalarını emretmektedir.
Allahu teala onlarla bizim ortak amentümüzün bazı temel esalarının nasıl olacağını ise Bakara Suresi 4. Ayette haber vermektedir. Mealen:
– “O iman eden kimseler şunlardır ki; hem sana indirilene(Kur’an’a), hem senden önce indirilenlere iman ederler.” diye buyurur. Bu ayetteki:
“(Onlar) Hem sana indirilene, hem senden önce indirilenlere iman ederler“ ifadesi ile Allahu Teala Peygamber  (s.a.v.) efendimize ve O’na indirilene  inanmanın, imanın bir şartı olduğunu gayet açık bir ifade ile haber vermektedir.

   Hadis-i şerifte buyuruldu ki, mealen;
  “ Bana iman etmeyen Yahudi ve Hıristiyan, mutlaka Cehenneme girecektir.” (Hakim)

Görülmektedir ki yazarın ortaya attığı fikirler İslâm dininin genel hükümlerine aykırıdır. İncil ve Tevrat’ın hükümleri Kur’an-ı kerimin gelmesiyle nesih olmuş, yürürlükten kalkmıştır. Kur’an-ı kerimin ve hadis-i şeriflerin bütün hükümleri kıyamete kadar geçerlidir. Allahü teâlâ, kıyamete kadar değişmemek üzere İslamiyeti bütün insanlara din olarak göndermiştir.

“MUHAMMEDUN RASULULLAH” DEMEYİP, ONU ALLAH’IN PEYGAMBERİ OLARAK KABUL ETMEYENLER KUR’AN’I DA KABUL ETMEMİŞ OLURLAR

SORU: Diyalogcu hocalardan birisinin bir başka iddiası: Dinler arası diyalogu savunan hocalardan birisi şöyle bir iddiada bulunur: “İslam’ın temel anlayışı, Allah’ın varlığı ve birliğine dayanır. Birliği konusunda değişik spekülasyonlar olsa da, varlığını kabul ettikten sonra, gerisi üzerinde fazla durmaz İslam. Hatta, Allah’ın varlığından da öte, Hz. Peygamber’i kabul etmeyenlere bile hoşgörülü davranır. Nitekim bir hadiste, ‘Allah’tan başka ilah yoktur diyenler cennete girecektir’ denilir. Bu hadisten dolayı İslam bilginleri Hıristiyanların, Yahudilerin, Zerdüştilerin, hatta Budist gibi herhangi bir şekilde bir tanrıya inananların cennete gireceklerini kabul ederler.”   

CEVAP:

Diyalogcu hocanın iddiası: “diyalog da esas gaye, diyalog da bulunduğumuz kişilerin bizim dinimize geçmesi değildir.” demesi,  Allahu Tealanın şu ayeti ilede çelişmektedir. Al-i İmran /110. ayette mealen:

-” Siz, insanlar için en hayırlı bir ümmet olmak üzere çıkarıldınız ve iyiliği emreder kötülüğü yasaklarsınız ve Allah’a iman edersiniz. Ehl-i Kitabta iman etseydi elbette haklarında hayırlı olurdu. İçlerinden (Abdullah bin Selam ve ondan önce ve sonra iman eden ehli kitab  gibi)iman edenler varsada, çoğu dinden çıkmış fasıklardır.”  buyurulmaktadır.

Allahu Teala bir kimsenin: ”Muhammedun Rasulullah inancını kabul etmeden cennete giremeyeceğini  Bakara Suresi 285. ayetinde de haber vermektedir.

O Peygamber ve Mü’minler Peygamberin kendisine Rablerinden  indirilene iman ettiler.  Hepside Allah’a, meleklerine, kitablarına ve Peygamberlerine iman etmektedirler. (Bakara Suresi Ayet: 285)

Kur’an-ı kerimde geçen ayetlerle gayet açık  olarak beyan etmektedir ki Allah katında tek din İslamdır.. İslam dışında din arayanlara deriz ki; Allah (c.c.) İslam dışında hiç bir dini asla kabul etmemektedir. İşte buna dair Kur’an-ı Kerimden bir ayet, mealen:

 -“Her kim de İslam dışında bir din ararsa, o kimseden bu, asla kabul edilmeyecektir ve o kimse, ahirette kaybedenlerden olacaktır.” (A.İmran/ 85)

Peygamber (s.a.v.) Efendimiz bu hususta şöyle buyururlar, mealen:
– “ Sizlerden hiç biriniz, benim getirdiklerimin tamamına iman etmedikçe müslüman olmuş sayılmaz.” (Kütüb-ü Sitte)

Bu hususta  Nurcu Cemaatin lideri Saidi Nursi’nin görüşü de şudur:

-”Muhammedün Rasûlullah” demeden mücerret “Lâ ilâhe illallah” , Cennet’e girmek için kâfî değildir .”    

Malum gazeteci yazar ve dinler arası diyalogcular bu ayet ve hadislere rağmen tevhid inancından taviz vermeden, üçlü teslis şirk inancı üzere kurulu olan ehl-i kitabla, küfre ve şirke bulaşmadan amentüde ittifakı nasıl sağlayabilirler?
Bu iddia, gerçekleşmesi asla mümkün olmayan bir iddia olarak kalacaktır.

(Visited 190 times, 1 visits today)
DIKKAT: Sitemize ya da yazarlarımıza hakaret veya küfür eden ve yazarlarımızı tehdit eden şahısların IP adresleri ve giriş saatleri sistemimiz tarafından kaydedilmektedir. Avukatımız aracılığıyla bu kişiler hakkında gerekli yasal işlemler başlatılacaktır. Yorum göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Dikkat! Yorum yazmadan önce aşağıdaki uyarıyı okuyunuz:
5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 125 Hakaret (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

Türk Ceza Kanununun yukarıda belirtilen maddelerine göre, sitemiz veya yazarlarımızın onur, şeref ve saygınlığını zedelemeye yönelik mesajlar gönderenler hakkında  gerekli yasal haklarımızı kullanacağımızı önceden bildiririz. Yorum yazarken nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın