İsa Peygamber Dünyaya Tekrar Gelecek mi?

Bismillâhirrâhmânirrahîm
Her hayrın ve şerrin yegane yaratıcısı kendisinden başka İlah olmayan Allahu Tealadır. O’nun eşi ve benzeri ve dengi yoktur. Herkese kuvvet ve hayat veren O’dur.  
 

SORU:
1- Hazreti İsa’nın tekrar dünyaya peygamberlik vasfı alınarak geri geleceği ve hz.Mehdi’ye tabi olacağı söyleniyor.  Allah(cc.)verdiği vasfı geri alır mı (verilen rütbeyi geri alması gibi)?  O kişi bidayette peygamber idi ve öyle doğdu öyle yaşadı.
CEVAP:
Hz. İsa’nın(a.s.) tekrar yeryüzüne gönderilmesi, ehli kitabın Müslüman olmasına vesile olması ve kedisine atfedilen -haşa- Allah’ın oğlu olduğu yalanını, onun dilinden duyurulması içindir.  
Hazreti İsa (a.s.) dünyaya yeni bir şeriat getiren peygamber olarak gelmeyecek, hıristiyan ve yahudilerin yalanladığı yüce Kur’an ve insanların ve cinlerin peygamberi, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemi tasdik edici bir peygamber olarak gelecektir..
Hz. İsa’nın risalet görevi ahirete çekilmekle sona ermiştir. Ancak, peygamberlik vasfı bakidir. Bir misal ile konuyu izah edecek olursak, dünya hayatında yaşayan bir müftü veya imam emekli olduğunda görevleri biter, ama müftülük ve imamlık vasıfları baki kalır.  

Hz. İsa’nın, Hz. Mehdi’ye tabi olması ictihad babından değil, devlet idaresi bakımındandır. Hz. Yusuf’un, kendi zamanındaki firavunun(hükümdarın) memuru olması gibi. Hz. İsa’da kendi zamanının hükümdarı olacak olan, Hz. Mehdi’ye tabi olacaktır.
Not:Eski Mısır’da hükümdarlara “Fir’avn” derlerdi.

SORU:  Peygamberimizin son peygamber olduğuna şehadet ediyor inanıyorum, inanıyoruz. O halde Hz. Mehdi hangi vasıfla niye gelsin? Din tamamlandı gelen geldi. Uyarıcı olarak peygamberimiz ve Kur’an-ı Kerim geldi ve din tamamlandı. Neden biz Müslümanlar Hz. İsa’nın gelmesinde bir beklenti içindeyiz?  Zannediyorum ki, bu işte hiristiyanların bir oyunu olduğu hissi var bende. Hz. Peygamberimiz miraçta Hz. İsa’yla görüştüyse ki, görüştü. Demek ki vefat etti zannediyorum. Saygılarımla. Yanlış sözümden düşüncelerimden Allah’a (c.c.) sığınıyorum.     

CEVAP: Hz. Mehdi’nin gelmesi ile ilgili haberler Tirmizi ve Ebû Davud gibi sahih hadislerde mevcuttur.  İbnu Mesut’un (r.a.) rivayetinde, Peygamber (s.a.v.) efendimiz buyurdular ki mealen:
– “Dünyanın tek günlük ömrü kalmış olsa bile Allah, o günü uzatıp ehl-i beytimden birini, ki bu zatın ismi benim ismime uyar, babasının ismide babamın ismine uyar. Bu zat, yeryüzü eskiden cevr ve zulüm doluyken, aksine onu adalet ve hakkaniyetle doldurur.”( Kütübü Sitte 14.c 275.shf.) (Ebu davud, mehdi1.4282) (Tirmizi,Fiten 52, 2231,2232)
 İslamın nurunun tamamlanması, sadece Kur’ân’ın nüzulünün tamamlanması ile değil, Kur’ân-ı Kerim’in nurunun velilerin kalbinde inkişaf edip, gönüllerde zuhuru ve belli bir sürede olsa Kur’an’ın hükümleriyle, tüm dünyada hükmedilmesi ile tamam bulacaktır ancak. Bu da Hz. İsa (a.s.) gibi bir peygamberin, Muhammed(s.a.v) ümmeti olması ve ehli kitabın Müslüman olması ile mümkün görülmektedir.

     Ehl-i Sünnet alimlerinin Kur’an tefsirlerinde, İsa Peygamberin asılmadığı, çarmıha gerilmediği belirtilmektedir:
–  ”  وماقتلوه وماصلبوه ولكن شبّه لهم”    Ve mâ katelûhü ve mâ Salebûhü  ve lâkin şübbihe lehüm.” mealen: “Onu(İsa’yı) öldürmediler ve asmadılar, fakat onlara öyle göründü.”   (En-Nisa /157 )
Ayette İsa’nın öldürülmediği hususu bu kadar açık iken  başkaları neyin peşindeler? Hz. İsa’nın vefat edip etmediği hususunu inşaallah yazımızın ileriki paragrafında açıklayacağız.
      Rasulullah mi’racta sadece vefat edenlerle görüşmedi, cennetlerde yaşayan cennet ehli kimselerle de görüştü, Cennetler maddi olarak vardır. Çünkü Cennetler şehadet alemindendir. İsa (a.s.) ile görüşmesi O’nun vefat etmiş olduğunu göstermez. Kaldı ki O’nun diri olarak göğe kaldırıldığına dair ayet var.. Zira Adem ve Havva’da(a.s.) maddi bedenle cennette bir süre kaldılar. 

Mehdi(a.s.) Bir Rasul Veya Nebi Değil Geleceği Peygamberimizce Bildirilen Büyük Alim ve Velidir.
Mehdi aleyhisselam, muzaffer bir şekilde, İmam-ı Rabbani hazretleri gibi müceddit olarak gelecektir. Müceddid demek; dine (haşa) yeni şeyler katan anlamında değil, dindenmiş gibi  görünen bid’atleri temizleyip, unutulan sünnetleri ihya eden kimseye müceddit denir.   Mehdî: Ehl-i Sünnet alimlerince,  Kıyametin yaklaştığına işaret olacak büyük alametlerin ilki olarak haber verilmiştir. Bu hususta rivayet edilen hadis-i şerifler mütevatür derecesine ulaşmıştır.  Başlangıçta şunu belirtelim ki, tevatür hadisleri inkar eden bir kimse,  küfre girer. Sünen-i Ebu Davud ve Tirmizi’nin, İbn-i Mes’ud’dan nakl ettiklerine göre, Rasulullah(s.a.v.) şöyle haber vermiştir. :
– “Mehdi’nin ismi ismim gibi , babasının ismi de babamın ismi gibi olacaktır.“  Bir başka sahih hadis-i şerifte İbni-Münadi’nin Ali’den (r.a.) naklettiği hadis-i şerifte: Allah Mehdi olarak Abdullah oğlu Muhammedi getirecektir.” diye haber verilmiştir.
Hz. İsa’nın ve Mehdi’nın geleceğini bir çok ehli sünnet alimleri bildirmişler, kitabların da yer vermişlerdir. Bu büyük alim ve velilerin hıristiyanların oyunlarına gelmesi mümkün olabilir mi? Biz müslümanların dini vecibeleri, Hazreti Mehdi ve Hazreti İsa’nın (a.s.) gelmesi ile ne azalır, ne de çoğalır. Şeytan ve nefisle mücadelemiz her zaman hayatımız boyunca devam edecektir. Maalesef insanlarımızın bir çoğu, dini vecibelerini yerine getirmeyip, bu gibi haberleri dört gözle bekler hale gelmişlerdir. Akıllı müslümanlar dini vecibelerini aksatmamaya çalışan kimselerdir.

SORU:
 ”Maide Suresi 117. ayet herşeyi açıklıyor bence. “Sen beni vefat ettirince” diyor hz.İsa “onları gözetleyen yanlızca sen oldun” diyor. Bu aslında benim olan bitenden haberim yok demektir. Zaten hz. İsa 2. kez yeryüzüne gelmiş olsaydı “ben bilmiyorum” diyemezdi ki. Neden rab edindiklerini(maide 116 ya cevaben) söylerdi. Mesela (tabi örnek olarak diyorum) benden sonra toplanmışlar ve bu kararı kendi başlarına almışlar (iznik ve kadıköy konsilleri )yani hz. İsa bizim gibi durumu öğrenir ve bilirdi ama ben içlerindeyken böyle bir şeyden haberim yoktu diyor adeta”
    CEVAP:
Soruda bahsedilen  ayetlerin meallerini alt satırlara yazdık:
-”Allah: Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara, “Beni ve anamı, Allah’tan başka iki tanrı bilin” diye sen mi dedin, buyurduğu zaman o, “Hâşâ! Seni tenzih ederim; hakkım olmayan şeyi söylemek bana yakışmaz. Hem ben söyleseydim sen onu şüphesiz bilirdin. Sen benim içimdekini bilirsin, halbuki ben senin zâtın da olanı bilmem. Gizlilikleri eksiksiz bilen yalnızca sensin.” (Maide S.116)

-” Mâ kultü lehüm illâ mâ emertenî bihî enı’büdüllâhe rabbî ve rabbeküm ve küntü aleyhim şehîden mâ dümtü fîhim fe lemmâ teveffeytenî künte enter rakîybe aleyhim ve ente alâ külli şey’in şehîd”       (Maide-117)
Meali:
“ Sen bana ne emrettinse, ben ancak onlara onu söyledim; hep Rabbim ve Rabbiniz Allah’a kulluk ediniz.” dedim ve içlerinde bulunduğum sürece üzerlerinde şahittim. Vakta ki beni içlerinden aldın, üzerlerinde gözcü ancak Sen kaldın ve zaten Sen her şeye şahitsin.” (Maide S. 117.)
Ehl-i sünnet alimleri (bak Tibyan Tefsiri, Kurtubî Tefsiri, Hâce Ahmed Didinî) bu ayeti kerimedeki; “fe lemmâ teveffenî” kelimesini ”beni içlerinden aldığında” olarak tefsir etmektedirler. Doğrusu da budur. Zira, burada bazılarının yanldığı birinci nokta şudur:
Ayette geçen “fe lemmâ teveffeytenî”deki “teveffâ” fiili arapçada, vefâ(sözünde durdu) fiilinin mazi, mezid kalıbından türetilmiştir ki, arabçada bu fiilin anlamı; “sözünde durmak“ anlamındadır. Arabça da ölmek ifadesi eksriyetle”mâte”, öldürmek ise”kâtele” ile karşılanır. Tevveffâ’yı vefat olarak yanlış tefsir edenlerin yanlışı ise, günümüz türkçesinde ölmek anlamında kullanılan “vefat ” kelimesi ile karıştırmış olmalarından ileri gelmektedir. Bu ayetin doğru tercümesi yukarıda olduğu gibidir.
Burada, Rabbül-alemîn’in sözünü yerine getirmesi ilgili ayet, Nisa Suresi 159. ayetidir. Ayetin meali;
-” Doğrusu Allah İsa’yı kendine doğru yükseltti.”ayetidir.
Allah Azze ve Celle Nisa Suresi 159′da ki ayette, İsa aleyhisselamı katına yükseltme sözünü yerine getirdiğini İsa aleyhisselamın dilinden Kur’an’ın lafzı ile ifade ediyor.

MAİDE SURESİ 117. AYETİN KURTUBÎ TEFSİRİ:

“Ben onlara, bana emrettiğinden başkasını söylemedim, Rabbim ve Rabbinîz olan Allah’a ibadet edin, diye (söyledim). Ben, aralarında bulunduğum müddetçe üzerlerinde bir şahid îdîm. Beni aralarından aldıktan sonra artık onlar üzerinde gözetleyici Sen oldun. Sen her şeye hakkıyla şahidsin,”

“Ben onlara, bana emrettiğinden başkasını söylemedim.” Yani ben dünyada onlara yalnızca tevhidi emrettim.

“Allah’a İbadet edin diye (söyledim.)” âyetindeki (af) edatının i’rabta mahalli yoktur. Bu, şanı yüce Allah‘ın şu âyetinde olduğu gibi müfessire (açıklayıcı) dır;

“Aralarından elebaşıları yürüyün… diye ileri atıldılar.” (Sa’d, 38/6) Bununla birlikte nasb mahallinde olması da mümkündür. Yani, ben kendilerine ancak Allah’a ibadetten söz ettim, Cer mahallinde olması da mümkündür. Yani şeklinde olabilir. “Nun” harfinin ötreli okunması ise daha uygundur. Çünkü Araplar esreden sonra ötre söyleyişi ağır bulurlar. Esreli okuyuş ise iki sakinin yan yana gelmesi esasına göre caizdir.

Yüce Allah‘ın:

“Ben, aralarında bulunduğum müddetçe üzerlerinde bir şahid idim” âyeti, onlara verdiğin emirler konusunda onları gözetlemekte idim, demektir. “Aralarında bulunduğum müddetçe” âyetinde ki; nasb mahallindedir. Ben aralarında kalmaya devam ettiğim sürece demektir.

“Beni aralarından aldıktan sonra artık onlar üzerinde gözetleyici Sen oldun!” âyeti ile ilgili olarak denildiğine göre bu, yüce Allah‘ın Hazret-i Îsa’yı göklere kaldırmadan önce vefat ettirmiş olduğuna delâlet etmektedir. Ancak böyle bir iddianın hiçbir kıymeti yoktur. Çünkü konu ile ilgili haberler onun göğe yükseltildiğini ve semâda diri olduğunu, semâdan inip-İleride açıklanacağı üzere- Deccâli öldüreceğini ortaya koymakta ve rivâyetler birbirini pekiştirmektedir. Âyetin anlamı şudur: Sen beni semâya yükselttikten sonra,.,

El-Hasen (Hz. Hasan(r.a.) der ki:
Vefat; yüce Allah‘ın Kitabında üç anlama gelir:
1) Ölüm vefatı. Allah’ın: “Ölümleri vaktinde canları vefat ettiren Allah’tır” (ez-Zümer, 39/42) âyeti bunu ortaya koymaktadır. Yani, eceli bittiği zaman canları alan O’dur.
2) Diğer anlam, uyku vefatıdır. Bu da yüce Allah‘ın: “Geceleyin sizi vefat ettiren O’dur” (el-En’am, 6/60) ayetin de olduğu gibi Yani, sizi uyutan Odur.
3) Bir de yükseltme vefatı. Yüce Allah: “Ey Îsa, şüphesiz ki Ben seni vefat ettireceğim (yükselteceğim)” (Âl-i İmran, 3/55) âyeti de bunu ifade etmektedir.
Kurtubi tefsiri, Maide Suresi 117. ayetini Ehli Sünnetin akaidine uygun şekilde izah etmiştir. Yani sapkınların iddia ettiği gibi Hz İsa’nın Maide Suresi 117. ayetinde  geçen “teveffeytenî” ibaresi beni vefat ettirdin anlamında değil, beni aralarından aldın anlamındadır.

    SORU:
“ Hz.İsa “onları gözetleyen yanlızca sen oldun” diyor. Bu aslında benim olan bitenden haberim yok demektir. Zaten hz. İsa 2. kez yeryüzüne gelmiş olsaydı “ben bilmiyorum” diyemezdiki.”
    CEVAP:
Allah Azze ve Cellenin; Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara, “Beni ve anamı, Allah’tan başka iki tanrı bilin” diye sen mi dedin?” sorusuna Hz. İsa’nın 2. kez dünyaya gelmesinden sonraki durumu değil, göğe ilk kez kaldırılıpta dünyaya 2. kez gelmesinden önceki durumu muhataptır. İsa ‘nın olup bitenlerden haberinin olmaması ise, 2. gelişinden sonra değil, göğe ilk kez kaldırılışından sonradır. İşte Kur’an’da geçen ilgili ayet bunu haber vermektedir. Ayrıca Kur’an, İsa’nın 2.kez gelmesinde ehl-i kitabın müslüman olacağını haber vermektedir.
Ehli kitabtan hiç kimse yokturki, O’nun(İsa’nın) ölümünden önce iman etmesinler(müslüman olmasınlar).” Nisa-159
Bu ayete göre nasara ve yahudiler tamamen müslüman olacaklardır. Bu ayeti kerime İsa aleyhisselamın ölmediğini  en bariz bir ifade ile belirtmektedir. Zira ehli kitab henüz islama iman etmiş değillerdir. Halbuki bu ayette İsa’nın ölümünden önce ehl-i kitabın tamamının iman edip müslüman olacakları belirtilmektedir.
Bu mevzuda saplantılı ve münkir olanların yanlış inanmalarına sebep olarak; Buhari ve Müslim gibi en sahih hadis kitablarında bulunan sahih hadis-i şerifleri görmemezlikten gelmeleri veya inkar etmeleridir. Bugün hadisleri inkar edenler, hiç şüphesiz ki ileride ayetleride inkar etmekten çekinmeyeceklerdir. Böylece İslam düşmanları istedikleri noktaya gelmiş olacaklardır. Kaleyi dıştan fethedemeyenler onu içten daha kolay bir şekilde elde etmenin yolunu bulmuş olacaklardır.
 Âl-i Imran suresi 55. ayette mealen:
-”
O vakit Allah beyan etti, Ey İsa emin ol ben seni eceline yetireceğim ve seni bana kaldıracağım ve seni o inkar edenlerden temizleyeceğim ve sana tabi olanları o inkarcılardan, kıyamet gününe kadar üstün tutacağım; sonrada hep dönüşünüz banadır. İhtilaf edip durduğunuz şeyler hakkında o vakit aranızda hükmü Ben vereceğim.” 
Nisa suresi 157 ve 158. 159. ayetlerinde mealen:
-” Ve biz Meryem oğlu isa’yı öldürdük demeleri sebebi ile. Halbuki onlar ne öldürdüler, ne de astılar (ne de çarmıha gerdiler). Fakat kendilerine bir benzetme yapıldı ve onda ihtilaf edenler bundan dolayı şüphe içindedirler; ona dair bir bilgileri dahi yoktur, ancak zan ardından giderler. Halbuki O’nu gerçekten öldürmediler.”  
-” Doğrusu Allah İsa’yı kendine doğru yükseltti. Allah aziz ve Hakîmdir.”   
-” Ehli kitabtan hiç kimse yokturki, (İsa’nın) ölümünden önce iman etmesinler(müslüman olmasınlar).”  

Buhari ve Müslim’deki bir hadis-i Şerifi naklediyorum:
“Nefsim yed’i kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, Meryem oğlu İsa’nın hakem ve adalet sahibi olarak inmesi yaklaşmıştır. O, haçı kıracak, domuzu katledecektir.” (Hadis-i Buhari)
      Hz. İsa’nın çarmıha gerilmediği ve vefat etmediği  Kur’an-ı Kerim’in nisa suresi 158 ve 159. ayetleri ile sabittir. Bu hususta ihtilaf halinde olan bazı sapık fırkalar ehli sünnetin ve konumuzun dışındadır.. Allahu Teala bir kulunu beden olarakta ahiret aleminde yaşatmaktan aciz değidir tıpkı Adem ve Havva’yı cennette yaratıp belli bir süreye kadar orada yaşattığı gibi.
“Ve huve alâ kulli şey’in Kadîr.”

SORU: Sayın Hocam, zaman zaman bazı kimseler peygamberlik iddia ederler. Kur’an’da Peygamber Efendimizin son peygamber olduğunu yazan ayeti açıklar mısınız?
CEVAP:
Allahu Teala kutsal kitabı Kur’an’da, Muhammed aleyhisselamın son peygamber olduğunu ve Ondan başka peygamber gelmeyeceğini şu âyetiyle açıkça bildiriyor:
– “Muhammed, sizin adamlarınızdan hiçbirinin babası değildir. Fakat Allah’ın Resûlü ve peygamberlerin sonuncusudur.” (Ahzab: 40.)

Yüce Allah’ımız Islâmiyetin son din olduğunu da şu âyetinde haber veriyor:
– “… Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı beğendim.”
(Maide: 3.)

Allahu Teala (c.c) Peygamber (s.a.v) Efendimizi bütün insanlıga peygamber gönderdigini şu ayetlerinde belirtiyor:
– “De ki: Ey insanlar, ben sizin hepinize gönderilen, göklerin ve yerin sahibi Allah’ın elçisiyim.” (A’ raf:158.)
– “Biz seni ancak bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.” (Sebe: 28.)

Dünya yaşantısı her insan için, bir daha asla ele geçmeyecek olan en büyük bir fırsattır. Sonsuz mutluluk da, ebedi hüsran da, bu fırsatı değerlendirmeye bağlıdır…
Vesselam.

 

EK 1:

Hazreti İsa aleyhisselamın kesinlikle öldürülmediğini Nisa Suresi 157′de görmekteyiz. Mealen:
– “Biz Allah’ın Rasulu Meryem oğlu Mesih İsa’yı öldürdük” demeleri, onlara aittir.  O’nu ne öldürdüler ne de O’nu astılar, lakin kendilerine bir benzetme yapıldı. O’nun hakkında ihtilaf edenler kesin bir şüphe içindeler. Onların O’na dair hiçbir bilgileride yoktur.” (Nisa-157)
ve Nisa Suresi 158. ayetin meali:
“Bilakis Allah O’nu kendine kaldırdı. Allah güçlüdür, hikmet sahibidir.”
Ayette, mealen; “ Ancak onlar için, (bir başkası) O’na benzetildi.” diye beyan edilir. Ve aynı ayetin devamında: “O’nun hakkında ihtilaf edenler kesinlikle şüphe içindedirler”  Hristiyan ve yahudilerin bu husustaki bilgilerinin sağlıklı olmadığını, bu ayetten net olarak anlamaktayız.

Barnabas İncili, diğer incilleri bu mevzuda da, tekzib etmektedir.  Barnabas İncili bu benzetme olayını  şöyle beyan eder; “İsa’nın yerine öldürülen kimsenin, kendisinin İsa’ya benzetildiğinin bile farkında değildir.”
Bu ifadelerin bu İncil’e, olaya şahid kişilerce yazıldığı, yine bu incildeki beyandan öğreniyoruz.  Kaldı ki Barnabas İncili  şu durumda doğrusuna en yakın olduğu sanılan bir İncildir. Şu durumdaki incillerin, Kur’an Kerim gibi tamamının,  Allah’ın ayetleri olmadığını, bazı ifadelerin daha ilk yazılımında başkaları tarafından yazıldığı buradan da açıkça anlaşılmaktadır.
Nisa suresi 157. ayetin devamında: Onların O’na dair hiç bir bilgileri yoktur. Ancak zanna tabi olurlar. Ve İsa’yı kesinlikle öldüremediler.”   ve Nisa suresi  158. ayette, “Öldürülmenin tam aksine, Allah O’nu kendine(katına) kaldırdı.”  Bu ayetteki ifade ne kadar açık ki; Hz. İsa’nın öldürülmeyip Allah katına sağ olarak yükseltildiği “bel” edatı ile açıkça ifade edilmektedir. ”bel” demek Arapçada durumun tam zıddı demektir ki bu;
ÖLDÜRÜLMEYİP, GÖĞE SAĞ OLARAK KALDIRILDIĞININ AÇIK İFADESİDİR.
Ayetin devamında mealen: “Allah azizdir ve hikmet sahibidir.” diye beyan edilir.

Seyit Kutub’un “Biz bu ikinci görüşe eğilimliyiz. Ubeyy okuyuş tarzında; ayetin, “illa leyu’minenne bihi kable mevtihî ” şeklinde okunması da, bu görüşü desteklemektedir. Bu okuyuş tarzında, fiildeki zamirin kime dönük olduğu açıkça görülmektedir.

         Bu durumda anlam şöyle olur!
NOT: Seyit Kutup Nisa 159. ayetin manasını aşağıda nasıl açıklıyor:
“ illa leyu’minenne bihi kable mevtihî ”:  İsa (a.s)’ı inkar eden yahudiler, bu inkarlarını sürdürdükleri, onu öldürdüklerini ve çarmıha gerdiklerini söyledikleri halde, bunlardan birinin ölümü yaklaştığında can boğaza dayandığı anda, kendisine gerçek görünmekte, İsa’nın doğru söylediğini, peygamberliğinin hak olduğunu görmekte ve O’na iman etmektedir. Ancak böylesi bir imanın hiçbir yarar sağlayamadığı bir sırada… Kıyamet günü de İsa, bunların aleyhine şahitlik yapacaktır.” 

Seyit Kutup yukarıda 159. ayete, ayette olmayan bir mana yükleyerek ehl-i sünnetin zıddına bir mana verip, açık açık yanlış mana vermektedir ki işte 159. ayetin meali: 
– ”Ehl-i kitabtan hiçbir kimse yoktur ki, ölümünden önce muhakkak ona iman etmiş olmasın.”

Ehli sünnet ile Seyit Kutub’un tefsiri ile aynı manayı taşıyor mu?   Bir ayet hangi kıraat ile okunursa okunsun, ne Kur’an’ın harfleri nede manası asla değiştirilemez. Ayet gerek Ubeyy İbnü Ka’b’ın Ubeyy okuyuşu ile, gerekse Muaz İbnü Cebel, Zeyd ibnü sabit veya İbni Mes’ud okuyuşu ile okunsun,  yukarıda Seyit kutub’un verdiği manadan uzaktır.  Seyit Kutub’un tefsirinde benimsediği ikinci görüşü: “Başka grub tefsir bilgini de ayetten şu anlamı çıkarmıştır: “Kitap Ehli’nden hiç kimse yoktur ki, ölmeden önce (yani Kitap Ehli’nden olan kişi) İsa’ya iman etmemiş olsun.” Bu da -ölümün eşiğinde olan kişiye, gerçeğin tüm çıplaklığıyla göründüğüne ancak, bu bilmenin yarar sağlayamadığına ilişkin görüşe kanıt teşkil etmektedir..”  Şu hususuda belirtelimki her insan ister inansın ister inanmasın vefat etmeden önce ölüm sekeratında iken, sadece İsa’ya değil, Allah’a, ahirete ve tüm enbiyanın getirdiklerine iman edecektir. Bunda hiçbir ehl-i sünnet aliminin ihtilafı yoktur. Ama bu imanın Allah katında, kafir ve münafıklara hiçbir geçerliliği olmayacaktır .
159. ayette Cenabı Hak (c.c.) (mealen):
“ehl-ikitabtan hiç kimse yoktur ki Onun ölümünden önce, O’nun tebliğine iman etmemiş olsunlar.” der
Nisa 159. ayeti, mealen: Ehl-i kitabtan hiçbir kimse yoktur ki O’nun ölümünden önce, O’na iman etmemiş olmasınlar.” olarak tercüme edilir. Dikkat edilirse burada “hum” zamiri kullanılmamış “hu” zamiri kullanılmış olup, çoğul değil tekil üçüncü şahıs zamiri kullanılarak ehli kitabın vefatları esnasında iman etmeleri değil, İsa aleyhisselamın vefatından önce ifadesi kullanılarak yanlış anlaşılmalara yer bırakılmamıştır.
Seyit Kutub mason Abduhun etkisi altında kaldığından, bu kadar açık bir ifadeye kasten yanlış mana vermiştir.
Hz. İsa aleyhisselamın vefat etmesinden önce ehli kitabın, İsa’ya iman etmeleri söz konusu iken, ”ehli kitabın her biri vefatlarından önce İsa’ya iman ederler”  ifadesi ile açık bir mana çarpıtılmıştır. Yukarıdaki açıklamalarda Kur’an-ı Kerîm, İsa aleyhisselamın henüz vefat etmediğini çok açık bir ifade ile haber vermektedir.

Taberi Tefsinde ise Nisa Suresi 159. ayeti kerime şu mealde izah edilir:
Kitap ehlinden hiçbir kimse yoktur ki, ölmeden önce ona iman etmiş olmasın. İsa* kıyamet gününde onların üzerine şahitlik edecektir.

Müfessirler bu âyet-i kerime’yi çeşitli şekillerde izah etmişlerdir.

a- Abdullah b. Abbas, Ebû Malik, Hasana Basri, Katade ve İbn-i Zeyd âyeti şöyle izah etmişlerdir: “Ehl-i kitaptan hiçbir kimse yoktur ki İsa Deccal’ı öldürmek için tekrar yeryüzüne gönderildiğinde İsa ölmeden önce ona iman etmiş olmasın.”

Görüldüğü gibi bu görüşte olanlara göre bu âyet-i kerime, Hazret-i İsa’nın yere inmesinden sonra ehl-i kitap olan bütün insanların Hazret-i İsa’ya iman edecekle rini ve müslüman olacaklarını bildirmektedir. Kıyamet gününde de Hazret-i İsa, ehl-i kitap için şahitlik edecektir. Onlardan kimin iman edip kimin iman etmediğini bildirecektir.

b- Yine Abdullah b. Abbas, Mücahid, İkrime, Hasan-ı Basri, Muhammed b. Şirin ve Cüveybir’den nakledilen diğer bir görüşe göre bu âyetin izahı şöyle dir: “Yahudilerden hiçbir kimse yoktur ki, ölümünden önce isteyerek veya istemeyerek İsa’ya iman etmiş olmasın.”

Görüldüğü gibi bu görüşte olanlara göre bir Yahudinin boynu da vuruşla . bir yerden düşerek de ölse veya bir yırtıcı hayvan tarafından parçalanarak da öl se mutlaka Hazret-i İsa’ya iman eder sonra canı çıkar. Hristiyanlar da böyledir.

c- İkrime’den nakledilen diğer bir görüşe göre âyetin mânâsı şöyledir: “Ehl-i kitap olan Yahudi ve Hristiyanlardan hiçbir kimse yoktur ki o kimse ölümünden önce Muhammed‘e iman etmiş olmasın.”

Taberi bu görüşlerden

birinci görüşün tercihe şayan olduğunu söylemiştir. Zira ikinci görüşte olanlar, bütün ehl-i kitabın, Hazret-i İsa’ya iman ettikten sonra ölmüş olacaklarını söylemişlerdir. Bunların ifadeleri esas alındığı takdirde, Ölen ihl-i kitaba İslam muamelesi tatbik etmek icabeder. Çünkü Hazret-i İsa’ya hakkıyla iman edenin, Hazret-i Muhammed de dahil diğer bütün Peygamberlere iman etmesi ve müslüman olması gerekir. Hazret-i Muhammed‘e iman edinin Hazret-i İsa’yı yalanla ması mümkün olmadığı gibi Hazret-i İsa’nın Peygamber olduğuna iman edinin de Hazret-i Muhammed‘i yalanlaması mümkün değildir. Bunların izahlarına göre ölen her ehl-i kitaba İslam muamelesi uygulanarak, onun yıkanması, cenazesinin kı lınması, malının, erginlik çağına gelmemiş olan çocuklarına veya erginlik çağı na ermiş müslüman çocuklarına taksim edilmesi, eğer küçük çocuğu veya ergin lik çağına gelmiş müslüman çocuğu yoksa malının, böyle olan müslümanlar gi bi Beytül Mala aktarılması gerekir.

Halbuki bütün müslümanlar, Hazret-i Muhammed‘e ve onun, Allah katından getirdiklerine iman etmeden önce ölen bir ehl-i kitaba müslüman muamelesi ya pılmayacağı ve ona, hayatındaki gibi ehl-i kitap hukukunun uygulanacağı husu sunda ittifak etmişlerdir. Bu da: “Her ehl-i kitap ölmeden önce Hazret-i İsa’ya mutla ka iman eder,” görüşünün yanlış olduğunu, âyetin bu bölümünden maksadın, âhir zamanda Hazret-i İsa’nın yeryüzüne indiği sırada mevcut olan ehl-i kitabın kasdedildiğini ve bunların, Hazret-i İsa’ya dolayısıyla Hazret-i Muhammed‘e iman edeceklerini beyan ettiğini gösterir. Nitekim bu hususta Ebû Hureyre (radıyallahü anh) Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın şöyle buyurduğunu Rivâyet etmiştir:

“Peygamberler baba bir kardeştirler. Anneleri ayrıdır. Dinleri ise birdir. Ben, Meryemoğlu İsa’ya daha yakınım. Çünkü benimle onun arasında Peygam ber yoktur. İsa inecektir. Siz onu gördüğünüzde onu tanıyın. O, orta boylu, kır mızı ile beyaz arası bir tendedir. Onun üzerinde iki parçadan meydana gelen açık sarı bir elbise bulunur. Ona ıslaklık dokunmasa da sanki başından (saçla rından) su damlıyor gibidir. O, haçı kıracak, domuzu öldürecek, cizyeyi kaldıra cak ve insanları İslama davet edecektir. Allah, onun zamanında İslam dışındaki bütün dinleri yok edecektir. Yina Allah onun zamanında Deccal Mesihi yok edecek, yeryüzünde güven hakim olacaktır. Öyle ki arslanlar develerle, kaplanlar sığırlarla, kurtlar koyunlarla beraber otlayacak ve çocuklar yılanlarla oynayacaklardr. Bunlar birbirlerine zarar vermeyeceklerdir. İsa yeryüzünde kırk senekılackalardır.” Ahmed b. Hanbel, Müsned, C. 2, s. 406

Görüldüğü gibi Hazret-i İsa, Deccalı öldürmek için ölümünden evvel gökten inince bütün bâtıl dinler ortadan kalkacak, insanlar İslam dininde birleşecekler ve böylece ehl-i kitap olanlardan, İsa’ya iman etmeyen kalmayacaktır.

Hasan-ı Basri diyor ki: “Allah’a yemin olsun ki Hazret-i İsa şu anda diridir ve Allah katmdadir. O, yeryüzüne indiği zaman bütün ehl-i kitap ona iman edecektir. Kıyamet gününde de Hazret-i İsa, kendisine inanan veya inanmayanlara karşı şa hit olacaktır.”

Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Hazret-i İsa’nın tekrar yeryüzüne ineceğini beyan ederek buyuruyor ki:

“Hayatım kudret elinde olan Allah’a yemin olsun ki, Meryemoğlu İsa ya kında aranıza adeletli bir hakem olarak inecek, haçı kıracak, domuzu öldürecek (onu ortadan kaldırıp yenmesini yasaklayacak) cizyeyi kaldıracaktır. Ayrıca o zaman mal artacak öyle ki kimse ona tenezzül etmeyecektir. Buhari, K. el-Büyü, bab: 102/ Müslim, K. el-iman, bab: 242, Hadis no: 15

Taberi diyor ki: “Âyet-i-kerimeyi “Hiçbir ehl-i kitap yoktur ki ölmeden önce Muhammed‘e iman etmiş olmasın.” şeklinde izah edenlerin görüşlerinin fasit olduğu, bundan önceki görüşün fasit olduğunu izahtan anlaşılmaktadır. Bu na ilaveten daha önce Hazret-i Muhammed‘den bahsedilmemiştir ki bu âyette geçen deki zamirin Hazret-i Muhammed‘i gösterdiği söylensin. Daha önce Hazret-i İsa, annesi ve Yahudilerden bahsedildiğinden bu zamirin Hazret-i İsa’yı gösterdiğini söylemek elbetteki daha isabetlidir.

Şimdi konu ilgili hadis-i şerifleri nakledelim:
Peygamber efendimiz(s.a.v.) şöyle bidirdiler:
– “İsa ölmedi, kıyametten önce size dönecektir.”
(Hadis-i Kütüb-ü Sitte 3.cild 365.shf.)
Ebu Hureyre’den naklen Peygamber(s.a.v.) şöyle bildirdiler: 
– ”Vallahi Meryem oğlu İsa Feccurravha(Mekke-Medine arasında bir yer) mevkiinde hacc yapmak veya umre yapmak yahutta her ikisini de yapmak için elbette telbiye getirecektir”
(K.Sitte 13.cild 152 shf.de  Müslim Hacc 216(1252)
Buhari ve Müslim’deki diğer bir hadis-i Şerifi naklen:
“Nefsim yed’i kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, Meryem oğlu İsa’nın hakem ve adalet sahibi olarak inmesi yaklaşmıştır. O, haçı kıracak, domuzu katledecektir.”
(kütübü Sitte c.14 shf.270-274, 5004 )
Cabir (r.a.)dan Rasulullah(s.a.v.) bildirdiler ki:
– “
Ümmetimden bir gurup hak için mücadeleyi, muzaffer bir şekilde kıyamete dek sürdürecektir. O zaman Meryem oğlu İsa’da iner. O vakit müslümanların lideri “Gel bize namaz kıldır “der. O “hayır”der, “ Allah’ın bu ümmete bir ikramı olarak siz birbirinize emirsiniz” der.
(hadis-i müslim, iman 247.)

Abdullah ibnu Amr’dan(r.a) Peygamber(s.a.v.) efendimiz bildirdilerki:
“Meryem oğlu İsa yeryüzüne iner, evlenir ve çocukları doğar. Kırkbeş yıl böyle geçer. Sonra vefat eder ve benimle birlikte kabrime defn edilir.” (kütübü.sitte c.15.shf.377)
Bu kadar açık ifadelerle, bu kadar sahih hadis-i şeriflerle İsa aleyhisselamın ölmediği ahir zamanda tekrar geri geleceği hem Kur’an-ı Kerim, hem Peygamber (s.a.v.) efendimiz tarafından açıkca bildirilmişken, bu sadık haberlere muhalefetin manası Peygambersiz Allah inancı değil de nedir? Allahu teala Peygambersiz imanı asla kabul etmeyeceğini, yine Kur’an-ı Kerim’de beyan etmektedir. Yazıklar olsun bu mason, sinsi, sözde din adamlarına.  Bu reformcu masonlara körü körüne tabi olanlara çok yazık. Bu bariz haberleri görmezden gelip, Kur’an’a  yanlış mana vererek bilgisi az olan müslümanların kafalarını karıştırmak, İslam düşmanlarının ekmeğine yağ sürmektirki;  Allahu teala o kimseleri hem bu dünyada, hem ahirette perşian edecektir.

D İ K K A T !  Seyyid Kutub denilen şahıs, 1903 yılında Mısır’da doğmuş ve Kahire İlim Enstitüsü mezunu sosyalist bir yazar iken,  mason locası başkanı Muhammed Abduh’un yolunu kendine kılavuz edinmiş ve bu doğrultuda  eserler yazmış, ehl-i sünnet karşıtı bir sapıktır.(Sadeti Ebediye 1060 shf.)
İsa (a.s.) ın nüzulu hakkında gerek Buhari’de ve gerekse kütübü sittedeki diğer hadislerde, hadis-i şerifler olmasına rağmen , Peygamberimiz(s.a.v.)in hadislerine hiç yer vermemesi esef verici bir durumdur.

 

1.759 - 1
DIKKAT: Sitemize ya da yazarlarımıza hakaret veya küfür eden ve yazarlarımızı tehdit eden şahısların IP adresleri ve giriş saatleri sistemimiz tarafından kaydedilmektedir. Avukatımız aracılığıyla bu kişiler hakkında gerekli yasal işlemler başlatılır. Soru veya mesaj göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


“İsa Peygamber Dünyaya Tekrar Gelecek mi?” üzerine 25 yorum.

  1. Resul ve Nebi olarak Gönderilen Hz İsa Tekrar Dğnyaya gelince Rütbelri sökülmüş Resul ve Nebilikten ACZEDİLMİŞ Mİ? OLACAK. GENERALKEN ER OLACAK Öyle mi?

  2. hz isa gelişini nuzulunu inkar eden kafir olurmu dinden çıkarmı bir tanıdığım inkar etti o hal üzere vefat etti

    1. Hz İsa’nın ikinci kez geleceği Kuran ve Sünnetle sabittir. İnkarı küfürdür. İnşaallah o kişi ölmeden evvel tövbe etmiştir.

    2. Resul ve Nebi olarak Gönderilen Hz İsa Tekrar Dğnyaya gelince Rütbelri sökülmüş Resul ve Nebilikten ACZEDİLMİŞ Mİ? OLACAK. GENERALKEN ER OLACAK Öyle mi?
      Hz İsa’nı Geleceğine İnanlar KAFİR Olarak ölür.Çünkü ALLAH’A Karşı Yalan söyleyerek ALLAH’ın Vefat ettirdiği Resulünü Tekrar gelecek diye İnsanları ALLAH’A İFTİRA Atarak aldatanlar Kafirdir.

    3. Ey anlayışı az, basireti körleşmiş kimse! Hz. İsa’nın tekrar dünyaya geleceğini hem Kuran, hem peygamberimiz bildirmişken sen kim oluyorsun da Kuran’ı ve Peygamberimizi yalanlıyorsun?
      Bu ağız müslüman ağzına benzemiyor, tıpkı hıristiyan ağzı gibi. Yoksa gizli hıristiyan mısınız?
      Hz. İsa’nın vefat etmediğini Kur’an apaçık beyan ediyorken siz neye dayanarak Kuran’ı yalanlıyorsunuz?
      Kuran’a kendi kendinize mana verip dinden imandan çıkıyor birde utanmadan ehli sünnet alimlerine ders vermeye kalkıyorsunuz.!

      İbnu Mesut(r.a.)’ın rivayetinde, Peygamber (s.a.v.) Efendimiz buyurdular ki:
      -“ Dünyanın tek günlük ömrü kalmış olsa bile Allah, o günü uzatıp ehl-i beytimden birini, ki bu zatın ismi benim ismime uyar, babasının ismide babamın ismine uyar. Bu zat, yeryüzü eskiden cevr ve zulüm doluyken, aksine onu adalet ve hakkaniyetle doldurur.”( Kütübü Sitte 14.c 275.shf.) (Ebu davud, mehdi1.4282) (Tirmizi,Fiten 52, 2231,2232)
      İslamın nurunun tamamlanması, sadece Kur’ân’ın nüzulünün tamamlanması ile değil, Kur’ân-ı Kerim’in nurunun velilerin kalbinde inkişaf edip, gönüllerde zuhuru ve belli bir sürede olsa Kur’an’ın hükümleriyle, tüm dünyada hükmedilmesi ile tamam bulacaktır ancak. Bu da Hz.İsa (a.s.) gibi bir peygamberin, Muhammed(s.a.v) ümmeti olması ve ehli kitabın Müslüman olması ile mümkün görülmektedir.

      Ehl-i Sünnet alimlerinin Kur’an tefsirlerinde, İsa Peygamberin asılmadığı, çarmıha gerilmediği belirtilmektedir:
      – ” وماقتلوه وماصلبوه ولكن شبّه لهم” Ve mâ katelûhü ve mâ Salebûhü ve lâkin şübbihe lehüm.” mealen: “Onu(İsa’yı) öldürmediler ve asmadılar, fakat onlara öyle göründü.” (En-Nisa /157 )
      Ayette İsa’nın öldürülmediği hususu bu kadar açık iken öldüğünü iddia edenler neye dayanarak bu yalan ve inkara sarılmaktadır?

    4. Ey şaşkın kişi!
      “Resul ve Nebi olarak Gönderilen Hz İsa Tekrar Dünyaya gelince Rütbeleri sökülmüş Resul ve Nebilikten ACZEDİLMİŞ Mİ? OLACAK. GENERALKEN ER OLACAK Öyle mi?” diyorsun.
      Aczedilmiş değil azl edilmiş mi olacaktı diyecektin. Daha sen Türkçe yazmaktan yoksunsun. Birde kalkıyorsun hiç anlamadığın Arapça hakkında fikir yürütüyorsun. Senin gibilere;
      “TÜRKÇEDEN ZAYIFI VAR LÜGATA İMTİHANA GİRMİŞ” derler.
      ***
      Hz İsa dünyamıza ikinci kez geldiğinde kendisi nebi ve rasül olduğu halde rasül ve nebi olarak değil Peygamberimizin ümmeti olarak Kurana ve sünnete tabii olarak gelecektir.
      Benî İsrâil’in rasül olmayan nebileri gibi kendilerinden önceki Rasülün şeriatine tabi olarak gelecektir.. Çünkü Peygamberimiz son Rasül ve son peygamberdir.
      Hz İsanın Muhammed ümmeti olarak dünyaya tekrar gelmesi onun rasüllük ve nebilik rütbesinin almasını da gerektirmez bilakis onun onurunu daha da yükseltir.

  3. Bekir hocam
    “Hz. İsa’nın risalet görevi ahirete çekilmekle sona ermiştir. Ancak, peygamberlik vasfı bakidir” Yazıyor Dinimizİslam sitesindeki elfazı küfür bahsini okumuştum ordada” Hazreti İsa geleceksede Peygamber olarak gelmeyecektir” yazıyordu ama peygamberlerin Emnül Azl sıfatı vardır buna aykırı olmazmı bu söz

    1. O size verdiğim linkteki yazımızı ya okumadınız ya dikkat etmediniz. Bu sorunuzun cevabı orada vardır.

  4. Insanoğlu zamanında Hz.Musaya ki denizleri yarıp onları Firavundan kurtarmış Hz.Lut Hz.Ibrahim gibi Peygamberlerde senelerce uğraşıp gözle görünür mucizelerle gelselerde çok az mümini inandırabilmişler.Anlamadığım bizim son mucizemiz Kuranı Kerimdir yazıyor ve ayetlerde direk Hz.Isa ve Mehdinin geleceği bulamıyorum Kitabımızda herşey Kıyamet günü Alametleri ayrıntılarıyla yazılı bu neden düpedüz yazılmamış ve biz Ehli Sünnetden misal bulabiyoruz?

    1. Kendisini Müslüman sanan ama hadisleri yok sayanlar Kuranı asla doğru anlayamaz.!
      Sapkın hadis münkirlerine göre, “Kuran herkese açık olarak nazil olmuş”.
      Tabi bu iddialarını Hud Suresinin 1. ayetine eksik anlam vererek yapıyorlar. İşte o ayetin meali şerifi:
      ” Elif-Lâm-Râ. Bu öyle bir kitaptır ki, âyetleri muhkem kılınmış, sonra da her şeyden haberdar olan hikmet sahibi Allah tarafından âyetleri ayrıntılı olarak açıklanmıştır.” (Hud/1).
      Bunların iddia ettiği gibi o ayetteki, “âyetleri ayrıntılı olarak açıklanmıştır” kısmının muhatabı biz
      olsaydık ayetin başında, “Elif-Lâm-Râ” kısmını da anlamamız lazım gelirdi. Oysaki o ve benzeri ayetlerin anlamını Allahu teala sadece Rasulüne bildirmiştir. Birincisi o tür ayetleri ve başka ayetleri Rasulullahtan başka bilen olmadığı için Nahl suresi 44. ayetinin hitabında Rabbimiz, Kuranın sadece tam olarak Rasulullaha açıklandığını ve bizlere de açıklamasını beyan ettiğinden bildirmiştir..
      İşte Elmalının meali:
      ” Biz o peygamberleri mucizelerle ve kitaplarla gönderdik. Ey Peygamberim(Muhammed)! Sana da Kur’ân’ı indirdik ki, insanlara vahyedileni açıklayasın. Belki onlar da düşünürler.” Nahl/44
      Bu ayeti kerimeye göre hadisi şeriflerin önemi açıkça belirtilmiştir. Umarım, hadis inkarcıları hadisler olmadan Kuranı tam olarak anlamının mümkün olamayacağını anlarlar.
      Anlamadılarsa kendilerini daha fazla zorlamasınlar. Zira hadislere inanmadıkça da Kuranı tam ve doğru anlayamaları mümkün değildir..
      İşte şu bilinmeli ki, Mehdi Ve Hz. İsa’nın nüzulü konusu sahih hadislerle sabittir.

  5. Ey haddini bilmez S. özMEN denilen zavallı! A.Bekir hocamın yazısının tamamını okumadan zart zurt yapma cüretini nerenden çıkarıyorsun?
    Ehli sünnet olmadığın, dinde reformcu masonların kuyruğu olduğun o karanlık küfürlü sözlerinden malum.
    Sarf ettiğiniz aşağılık sözler ancak sizin gibi sefillerden hasıl olur.
    Hz. İsa’nın tekrar geleceğine dair ayet ve bir çok sahih hadis şeriflerin var olmasına rağmen siz hadislere değil kendi sığ aklınıza dayanarak münkir oluyorsunuz. Haşa, siz Peygamberimizden daha mı alimsiniz ki onca hadisleri inkar edip A. Bekir hocama akıl vermeye kalkıyorsunuz.
    Yoksa küstahlık yapmak sizin mesleğiniz mi haddini bilmez cahil.?
    Akıl hocalarınızın yüreği yetiyorsa siz değil onlar yazsınlar sizin yerinize.

  6. Zavallı Suhaib..! Seni kim aldattı da Kur’an ve sünnete böyle yanlış mana vermektesin. Allah bilir ki, belki Kur’an’ı bile yüzünden doğru okumaktan yoksunsun..
    Sen Hz. İsa hakkında yazdığımız yazıyı aklı selim ile okursan yerden göğe kadar yanıldığını anlarsın..

  7. Hocam, dünyada bazı insanlar günah yapıyorlar, bazıları müslüman değil ve bazılarıda şeytanın sevenleri. Onların bundan sonraki hayatı nasıl olacak? Kim onlara doğru yolu gösterebilecek?

    1. Berdimurat Bey, Allah günah işleyenlerinde sevap işleyenlerinde karşılığını ahirette mutlaka verecektir. Günahın karşılığı cehennem, sevabın karşılığı ise cennettir. Allah insanların müslüman olmaları için yani Allah’ın gönderdiği dine tabi olmaları için Peygamberler göndermiştir. En son Peygamber ise Muhammed aleyhisselamdır. O’ndan sonra bir daha asla peygamber gelmeyecektir. Peygamberin İlahi mesajını alanlar sorumludur ve müslüman olmak zorundadır.. Aksi halde Allah İlahi kitabında o kimselere sonsuz azab yapacağını bildirmektedir.
      Şeytanı sevmek, tıpkı kötü huylu bir kimse ile arkadaşlık etmek gibdir. Kötü arkadaş ise, adamı her an satar ve fırsatını bulduğu anda sırtından bıçaklar. Asla insanı kurtuluşa götürmez.
      Onlara doğru yolu kimin göstereceğini sormaktasınız. Her insana aklı ve vicdanı doğru olanı söylemektedir. İlahi mesaj ile karşılaşan her akıl sahibinin, doğru olan İlahi Vahyi bulmak zorunluluğu vardır. Gerçeği bulduktan sonra ona tabi olmak zorunluluğu onun ardından gelir.
      Selam ve müjdeler olsun Allah’ın İlahi mesajı olan Kur’an’a inananlara ve O’na tabi olanlara.

    1. Bu dünyadaki insanların hepsi isteselerde istemeslerde ölümlerini bekliyorlar. Gerisi teferruat. Çünkü ölüm öyle bir gerçektir ki.. ondan hiç bir insan kurtulamadı ve sizde kurtulamayacaksınız. Ancak ölümden öteye bir kurtuluş yolu vardır.
      İşte o yolu sadece akıllılar keşfetti…
      O yol müslüman olup, müslüman olarak ölmektir.
      O yoldan başkası cehenneme açılan bir dehşet ve yalnızlık kapısıdır.

  8. selamun aleykum hocam.hocam öncelikle Allah razı olsun sizden siz inandığınız ve doğru kabul ettiğiniz birşeyi bizimle paylaştınız.ama maide suresi 117. ayet herşeyi açıklıyor bence.sen beni vefat ettirince diyor hz.İsa onları gözetleyen yanlızca sen oldun diyor.bu aslında benim olan bitenden haberim yok demektir.zaten hz.İsa 2. kez yeryüzüne gelmiş olsaydı ben bilmiyorum diyemezdiki.neden rab edindidiklerini(maide 116 ya cevaben) söylerdi.mesala (tabi örnek olarak diyorum) benden sonra toplanmışlar ve bu kararı kendi başlarına almışlar(iznik ve kadıköy konsilleri )yani hz.İsa bizim gibi durumu öğrenir ve bilirdi ama ben içlerindeyken böyle bişeyden haberim yoktu diyor adeta.ayrıca bir hususu daha belirtmek istiyorum kendi açımdan .söyliyeceklerimi sizi kastederek söylemiyorum yanlış anlamayın hocam.bu ehli sünnet lafına biraz takıldım.yani bir müslümanın sünnete ittiba etmeme şansı var mıki? ben ehli sünnet içiyim veya dışıyım deme lüksüne sahip olsun.yani bazı çevreler bunu bir silah gibi kullanıyorlar.bakın işte bizim görüşümüz ehli sünnet görüşü deyince diğerlerini otamatik olarak sapık görüşler olarak nitelendirmiş oluyor.yani kendilerince bir kıstas koyup diğerlerini buna göre değerlendiyorlar.(kendin pişir kendin ye hesabı gibi)kısacası demem o ki Allah geçmiş alimlerimizden razı olsun.ama onlara bir yanılma payı ,bugün aksini söyliyenlere ise doğru olma payı azda olsa bırakmamız gerekmez mi?çünkü hepimizin amacı kitabı doğru anlayıp uygulamak sonuçta.herbirini direkt olarak islam düşmanı damgalamamız bana sanki aceleci ve önyargılı geliyor.saygılarımla

    1. Aleyküm selam sayın Hakan Bey. Siz diyosunuzki;
      -“Maide Suresi 117. ayet herşeyi açıklıyor bence. “Sen beni vefat ettirince” diyor hz.İsa “onları gözetleyen yanlızca sen oldun” diyor. Bu aslında benim olan bitenden haberim yok demektir. Zaten hz. İsa 2. kez yeryüzüne gelmiş olsaydı “ben bilmiyorum” diyemezdiki. Neden rab edindidiklerini(maide 116 ya cevaben) söylerdi. Mesala (tabi örnek olarak diyorum) benden sonra toplanmışlar ve bu kararı kendi başlarına almışlar(iznik ve kadıköy konsilleri )yani hz.İsa bizim gibi durumu öğrenir ve bilirdi ama ben içlerindeyken böyle bişeyden haberim yoktu diyor adeta”
      Sayın Hakan Bey, bahsettiğiniz ayetlerin meallerini alt satırlara yazdık:
      -“Allah: Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara, “Beni ve anamı, Allah’tan başka iki tanrı bilin” diye sen mi dedin, buyurduğu zaman o, “Hâşâ! Seni tenzih ederim; hakkım olmayan şeyi söylemek bana yakışmaz. Hem ben söyleseydim sen onu şüphesiz bilirdin. Sen benim içimdekini bilirsin, halbuki ben senin zâtında olanı bilmem. Gizlilikleri eksiksiz bilen yalnızca sensin.” (Maide S.116)

      – “Sen bana ne emrettinse, ben ancak onlara onu söyledim; hep Rabbim ve Rabbiniz Allah’a kulluk ediniz.” dedim ve içlerinde bulunduğum sürece üzerlerinde şahittim. Vakta ki beni içlerinden aldın, üzerlerinde gözcü ancak Sen kaldın ve zaten Sen her şeye şahitsin.” (Maide S.// 117.)
      Ehl-i sünnet alimleri bu ayeti kerimedeki; “fe lemmâ teveffenî” kelimesini”beni içlerinden aldığında” olarak tefsir etmektedirler. Doğrusuda budur. Zira, burada bazılarının yanldığı birinci nokta şu:
      Ayette geçen “fe lemmâ teveffeytenî”deki “teveffâ” fiili, vefâ fiilinin mazi, mezid kalıbından türetilmiştir ki, arabça da bu fiilin anlamı; “sözünde durmak“ manasındadır. Bu vefat kelimesi günümüz türkçesinde yanlış olarak; “vefat etti” anlamlarında kullanılmaktadır. Bu kelimenin asıl anlamı ise; “sözünde durmak (vefalı olmak) anlamında olması gerekir. Cümlenin başına da;” Lemmâ “ edatı getirilince, şu mana hasıl olmaktadır:
      -”Rabbimin bana olan, (fe lemmâ teveffeytenî)sözünü yerine getiripte, beni aralarından aldığında, onların üzerlerinde gözetleyici olarak Sen kaldın ve Sen her şeye şahitsin” (Maide S. 117)
      Burada Rabbülaleminin sözünü yerine getirmesi ilgili ayet Nisa-159 daki ayetin meali; ”Doğrusu Allah İsa’yı kendine doğru yükseltti.”ayetidir. Dikkat edilirse Kur’an, Kur’an’ı açıklamaktadır. Allah Azze ve Celle Nisa Suresi 159′da ki; İsa aleyhisselamı katına yükseltme sözünü yerine getirdiğini İsa aleyhisselamın dilinden Kur’an’ın lafzı ile ifade ediyor. Gelelim şu sözünüze:
      “Hz.İsa “onları gözetleyen yanlızca sen oldun” diyor. Bu aslında benim olan bitenden haberim yok demektir. Zaten hz. İsa 2. kez yeryüzüne gelmiş olsaydı “ben bilmiyorum” diyemezdiki.”diyorsunuz.
      Hz.İsa Allah’ın izni ile dünyaya 2. kez gelecek ve kendisinden sonra nasaranın ne halt işlediklerinden haberi olacaktır. Ancak Allah o soruları mahşerde İsa’ya sorduğunda Hazreti İsa, kendisinin göğe kaldırılması ile tekrar yeryüzüne indirilmesi arasında olup bitenlerden bir haberi olmadığını ifade edecektir. İşte Kur’an’da geçen ilgili ayet bunu haber vermektedir. Ayrıca Kur’an, İsa’nın 2.kez gelmesinde ehl-i kitabın müslüman olacağını haber vermektedir.
      “Ehli kitabtan hiç kimse yokturki, (İsa’nın) ölümünden önce iman etmesinler(müslüman olmasınlar).” Nisa-159
      Bu ayet bile İsa’nın henüz ölmediğinin isbatı için yeter. Zira ehli kitab henüz islama iman etmiş değiller.
      Allah’ın Rasulünün Buhari ve Müslim’deki bir hadis-i Şerifini naklediyorum:
      -“Nefsim yed’i kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, Meryem oğlu İsa’nın hakem ve adalet sahibi olarak inmesi yaklaşmıştır. O, haçı kıracak, domuzu katledecektir.”
      Sayın Hakan Bey diyorsunuzki; bu ehli sünnet lafına biraz takıldım.yani bir müslümanın sünnete ittiba etmeme şansı var mıki? ben ehli sünnet içiyim veya dışıyım deme lüksüne sahip olsun.yani bazı çevreler bunu bir silah gibi kullanıyorlar.bakın işte bizim görüşümüz ehli sünnet görüşü deyince diğerlerini otamatik olarak sapık görüşler olarak nitelendirmiş oluyor.yani kendilerince bir kıstas koyup diğerlerini buna göre değerlendiyorlar.(kendin pişir kendin ye hesabı gibi)kısacası demem o ki Allah geçmiş alimlerimizden razı olsun.ama onlara bir yanılma payı ,bugün aksini söyliyenlere ise doğru olma payı azda olsa bırakmamız gerekmez mi?çünkü hepimizin amacı kitabı doğru anlayıp uygulamak sonuçta.herbirini direkt olarak islam düşmanı damgalamamız bana sanki aceleci ve önyargılı geliyor.”
      Ehli sünnet demek; gerek amelde ve gerekse itikatta olsun, Rasulullah’ın Kur’an’ı anladığı gibi anlamk ve Onun yaşadığı gibi yaşamak demektir. Bunun dışında kalanlar elbetteki yanlış yorumda ve yoldadırlar. Dikkat edildiyse, İsa (a.s.)konusunu dahi Rasulullah’ın anladığı gibi ve anlattığı gibi anlayan alimlere tabii olarak açıkladım. Ehli Sünneti kendi çıkarları için kullananlar varsa, Allah, “onlarada hidayet versin” deriz.
      Muhterem kardeşim, Allahu Tealaya emanet olasınız.
      Vesselam.

  9. Vefat edip etmediği mevzusu ihtilaflıdır.sözü size ait hocam,onun için vefat ettiyse kuran ve peygamberimize göre geri dünyaya gönderilmesi mümkün görülmüyor,vefat etmediyse o şuan bir peygamber olarak yaşıyor rabbimin ilminde,diyorsunuz ki yukarda cevapta(Bu bilgilerin kaynağı Peygamber efendimizdir.)mesela…
    uzatdıysam tatmin olmadığımdan hocam peygamberimiz böyle dedi deniliyor ama ne dedğini yazılmıyor,hz.tirmizi davut gibi hadis alimleri böyle diyor deniliyor ama yazılmıyor ondan,

    1. İsa aleyhisselamın Allahu teala tarafından göğe vefat ettilmeden kaldırılışı hakkında ehli sünnet alimleri arasında ihtilaf yoktur. Zira bu hususta Nisa suresi 159.ayette mealen: “Ehli kitabtan hiç kimse yokturki, (İsa’nın) ölümünden önce iman etmesinler(müslüman olmasınlar).” O halde henüz ehli kitab, yani yahudi ve hıristiyanlar müslüman olmadıklarına göre, İsa aleyhisselamın bu ayetin manasınca vefat etmemiş olduğu gün gibi aşikardır.
      Buhari ve Müslim’deki bir hadis-i Şerifi naklediyorum: “Nefsim yed’i kudret elinde tutan Allah’a yemin ederimki, Meryem oğlu İsa’nın hakem ve adalet sahibi olarak inmesi yaklaşmıştır. O, haçı kıracak domuzu katledecektir.”
      Bu mevzu hakkında daha bir çok deliller vardır. Burada hepsini yazmağa imkanımız yoktur. Umarım konu anlaşılmıştır inşêallah. Vesselam.

    2. Sefer Bey, Al-i İmran 55. ayeti metinde geniş bir şekilde açıklamış bulunmaktayız. O mezkur ayeti kerimenin mealini buraya dikkatinize kopya ediyorum:
      “O vakit Allah beyan etti, Ey İsa emin ol ben seni eceline yetireceğim ve seni bana kaldıracağım ve seni o inkar edenlerden temizleyeceğim ve sana tabi olanları o inkarcılardan, kıyamet gününe kadar üstün tutacağım; sonrada hep dönüşünüz banadır. İhtilaf edip durduğunuz şeyler hakkında o vakit aranızda hükmü Ben vereceğim.” (Âl-i Imran suresi 55. Ayet Meali Âlisi)
      Nisa suresi 157. ayette mealen: “Ve biz Meryem oğlu isa’yı öldürdük demeleri sebebi ile. Halbuki onlar ne öldürdüler, ne de astılar (ne de çarmıha gerdiler). Fakat kendilerine bir benzetme yapıldı ve onda ihtilaf edenler bundan dolayı şüphe içindedirler; ona dair bir bilgileri dahi yoktur, ancak zan ardından giderler. Halbuki O’nu gerçekten öldürmediler.”
      Aynı Sure 158. ayette: “Doğrusu Allah İsa’yı kendine doğru yükseltti. Allah aziz ve Hakîmdir.“ 159.ayette mealen:“Ehli kitabtan hiç kimse yokturki, (İsa’nın) ölümünden önce iman etmesinler(müslüman olmasınlar).”
      Bu 159. ayeti kerimeden İsa peygamberin henüz vefat etmediğini, tüm ehli kitabın İsa’nın vefat etmesinden öce; iman edeceklerini bildirmesi ile anlamış oluyoruz. Şu durumda henüz ehli kitab, yani yahudi ve hıristiyanlar müslüman olmadıklarına göre, İsa aleyhisselam vefat etmemiş demektir. Şimdi Buhari ve Müslim’deki bir hadis-i Şerifi naklediyorum:“Nefsim yed’i kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, Meryem oğlu İsa’nın hakem ve adalet sahibi olarak inmesi yaklaşmıştır. O, haçı kıracak, domuzu katledecektir.”
      Hz. İsa’nın çarmıha gerilmediği ve vefat etmediği Kur’an-ı Kerim’in nisa suresi 158 ve 159. ayetleri ile sabittir. Bu hususta ihtilaf halinde olan bazı sapık fırkalar ehli sünnetin ve konumuzun dışındadır.. Allahu teala bir kulunu beden olarakta ahiret aleminde yaşatmaktan aciz değidir. “Ve huve alâ kulli şey’in Kadîr”
      Yanlış inançlılara yukarıdaki metinde yeterli bir cevap mevcut olduğundan Maide Suresi 117. ayeti kerimesini yazmamaış olabilirim. Bizim işimiz hakikatı saklamak değil, biakis onu açığa çıkarmaktır. Mademki o mezkur ayeti kerimeyi merak ediyorsunuz, onuda ( Maide S.// 117) burada mealen yazıyorum:
      Burada yanlış inançlıların yanldığı birinci nokta şu: Ayette geçen “fe lemmâ teveffeytenî”deki “teveffâ” fiili, vefâ fiilinin mezid kalıbından türetilmiştir ki, arabçada bu, sözünde durmak manasındadır. Bu vefat kelimesi günümüz türkçesinde ise ölüm anlamında kullanılmaktadır. Cümlenin başına da Lemmâ edatı getirilince, şu mana hasıl olmaktadır:
      -“Bana olan;(Doğrusu Allah İsa’yı kendine doğru yükseltti)Nisa/159) sözünü yerine getiripte beni aralarından aldığında, onların üzerlerinde gözetleyici olarak Sen kaldın ve Sen her şeye şahitsin” (Maide S. 117)
      Dikkat ederseniz Kur’an, Kur’an’ı açıklamaktadır. Allah Azze ve Celle nisa suresi 159’da ki, İsa’yı katına yükseltme sözünü yerine getirdiğini İsa aleyhisselamın dilinden Kur’an’ın lafzı ile ifade ediyor.
      İkincicisi, mezhebsizlerin ve reformcuların yanlış inanmalarına sebep olarak; Buhari ve Müslim gibi en sahih hadis kitablarında bulunan sahih hadis-i şerifleri görmemezlikten gelmeleri veya inkar etmeleridir. Bugün hadisleri inkar edenler, hiç şüphesiz ki ileride ayetleride inkar etmekten çekinmeyeceklerdir. Böylece islam düşmanları istedikleri noktaya gelmiş olacaklardır. Kaleyi dıştan fethedemeyenler onu içten daha kolay bir şekilde elde etmenin yolunu bulmuş olacaklardır.
      Allahu Teala Kur’an’da; “O Rasulüm kendiliğnden bir şey konuşmamıştır”diye buyurduğu halde, Kur’an-ı Kerimi mezhepsizlerin yanlış açıklamalarına dayanarak, hadislere yer vermeden, anlamaya ve anlatmaya çalışıyorsunuz. Ehl-i Sünnet alimleri buyurdularki:” Rasulullah’ın Kur’an ile ilgili sözleri Kur’anın tefsiridir. İşte burada, bu manada olan ayetlerle ilgili Allah’ın Rasulünün Buhari ve Müslim’deki bir hadis-i Şerifini naklediyorum:
      -“Nefsim yed’i kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, Meryem oğlu İsa’nın hakem ve adalet sahibi olarak inmesi yaklaşmıştır. O, haçı kıracak, domuzu katledecektir.”
      Sefer kardeşim sana tavsiyem, Ehl-i Sünnet Alimlerinin eserlerini okuyup ona göre itikat etmendir. Kurtuluş Ehl-i Sünnet yolunu takip etmektedir. Bana tavsiye ettiğin F.Aydın denilen şahsı inceledim. Pek yüzeysel ve köksüz bir ağaç misali buldum. İslam Dergisi Sitemiz de onun hakkında bir yazım var. Okumanızı tavsiye ederim.
      Hepimize hidayet Allah’tandır.

  10. İslamın nurunun tamamlanması sadece Kur’ân’ın nüzulünün tamamlanması ile değil, Kur’ân-ı Kerim’in nurunun velilerin kalbinde inkişaf edip, gönüllerde zuhuru ile, ve belli bir sürede olsa hükümleriyle, tüm dünyada hükmedilmesi ile tamam bulacaktır ancak. Bu da Hz.İsa (a.s.) gibi bir peygamberin, Muhammed(s.a.v) ümeti olması ile mümkün görülmektedir.yukarda böyle yazmışsınız…
    hocam burda hz.isanın peygamberimize ümmet olması hiristiyanların müslüman olmasına vesile olur ozaman yahudilerin de inanması için kim gelmesi gerekiyor bu mantıkla bakarsak.SENİ SEVİYORUM ALLAHCC.EMANET OL.ihtiyacım olan duanı esirgeme inşallah.saygılarımla

    1. Muhterem Mesut kardeşim, hz.İsa’nın nüzulü, yahudi ve hıristiyanların islama girmelerine vesile olacaktır. O’nun zamanında ehli kitabtan, yani yahudi ve hıristiyanlardan müslüman olmayan kimse kalmayacaktır. Bu bilgilerin kaynağı Peygamber efendimizdir. Başka bir uyarıcının geleceği beyan edilmemiştir.
      Biz önemsiz bir kimseyiz. Onun için biz, dini bir mesleyi izah ederken, ya: ” Kur’anda böyle beyan edildi” veya: ” Peygamber efendimiz şöyle beyan ettiler” diyoruz . Bu mevzuyu ” zannediyorumla” izah etmeye başlayanlar ehli sünnet alimleri olamazlar. Bu konuda sahih hadisler var. Ehli sünnet alimleri bu konularda ciltlerce eserler yazdılar, kaynak bunlardır. “Falan alim, filan alim zannediyor.” diyorsun. Onların zanları nasıl ilim olabilir? Zannedenler nasıl alim sayılır. Biz burada kaynakları ile hadis-i şerifler beyan etmekteyiz. Bizim zannetmemizin hiç bir kıymeti bahası yoktur.
      Seni ve tüm müminleri Allah(c.c.) için seven kardeşiniz. Selam müminlerin üzerine olsun.

    2. Peki Hocam Hz İsa gelince yahudiler ve hristiyanlar müslüman olacaklarda Hz İsa gelmeden önce ölen yahudi ve hristiyanlara haksızlık olamyacak mı

    3. Sayın Ahmet Bey diyorsunuz ki:
      “Hz İsa gelince yahudiler ve hıristiyanlar müslüman olacaklarda Hz İsa gelmeden önce ölen yahudi ve hristiyanlara haksızlık olmayacak mı?”
      Cevabımız; onlara asla haksızlık olmayacaktır. Zira, bir kimse Hz. İsa’ya ulaşsın veya ulaşmasın Peygamber Efendimizin tebliğini aldığı andan itibaren Müslüman olmakla mükelleftir. Hz. İsa’nın ikinci kez dünyaya gelmesi İslam Şeriati’ne bir şey getirmez ve de bir şeyde götürmez.

Bir cevap yazın