Ehli Sünnet İnancı

ehli sünnet vel cemaat        İmam-ı Rabbani Müceddi-i Elf-i Sâni (kaddesallahu sirrahulakdes) hazretlerinin 1.cild 157. mektubundan:
– “Ey mesud kardeşim! Bize ve size herşeyden önce lazım olan inancı, kitaba ve sünnete uygun olarak düzeltmektir. Sırat-ı müstekım alimlerinin (Ashab-ı Kiram ve Müctehid Alimler) Kur’an’dan ve hadis-i şeriflerden anladıklarına ve bildirdiklerine uygun olarak i’tikad etmek lazımdır.  Çünkü kitabtan ve sünnetden bizim ve sizin anladıklarımızın bir kıymeti yoktur. Bizim Kur’an’dan ve hadis-i şeriflerden  anladıklarımız, Sırat- Müstekım Alimlerinin  beyan ettiklerinin doğrultusunda  ise  ancak bir kıymete sahibdir. Çünki her bid’at sahibi (dinde reformcu) ve sapık zümreler, bilgilerini ve sapıkca işlerini Kur’an-ı kerimden ve hadis-i şeriflerden çıkardıklarını söylerler.

        İkinci olarak şer’i hükümleri öğrenmek. (Helal, haram , farz, vacib) Üçüncü olarakta, bildiklerimize uygun amel etmektir. Dördüncü olarakta kalbin tasfiyesi ve nefsin tezkiyesidir ki, bu iş tasavvuf büyüklerine mahsustur.

       İtikadı öğrenmeden ahkamı şeriyeyi öğrenmenin hiç bir faidesi yoktur. Bu ikisi düzelmedikçe ibadetlerin hiç bir faidesi yoktur. Bu üçü birden yapılmadıkça, (İtikad, şeriati öğrenim ve ihlasla amel), kalbi tezkiye ve nefsi tasfiye hiç mümkün değildir.”

193. mektubta şöyle beyan ediyor:
Kıyamette cehennem azabından kurtuluş Ehli Sünnet İnancına bağlıdır.” 286. mektubtan : “Ehli sünnet vel-cema’at alimlerinin bildirdikleri manalara uymayan herşeye akla, fikre, hayale iyi gelsede, tasavvuf yolunda keşif ve ilham ile anlaşılsada, hiç kıymet vermemelidir. Ehli sünnete uymayan bilgilerden ve ilhamlardan ve keşiflerden(gönül gözü ile görülenler) , Allahu Teala’ya sığınmak lazımdır. Mesela bazı ayet ve hadislerden (Tevhid-i Vücudi ) anlaşılmaktadır. Bazılarından da ihata, sereyan, kurb, ve ma’ıyyet manaları çıkmaktadır. Fakat ehli sünnet uleması bu ayet ve hadis-i şeriflerden böyle manalar anlamadı. Yani Allahu tealanın bu alem içinde olmasını, mahlukları kapladığını bunlarla birleşik olduğunu, kendisinin yakın olduğunu beraber olduğunu anlamadılar. Böyle anlayışın yanlış olduğunu söylediler. Şu halde tasavvuf yolunda ileleyen birine böyle bilgiler hasıl olursa, her varlığı bir varlık olarak görürse veya,  herşeyi bir varlığın kapladığını,  Allah’ın(c.c.) zatının mahlulara yakın olduğunu anlarsa, bu bilgi ve keşifin yanlış ve tehlikeli olduğunu anlamalıdır. Böyle bilgi ve keşiflerden Allah’a sığınmalı ve çok dua etmelidir.” ve devamen ” İyi bilinizki tasavvuf yolunun  sonuna varanlara hasıl olan itikad,  Ehli sünnet ulemasının bildirdiklerine tam uymaktadır. Bu doğru bilgilere Ehli sünnet uleması,  Kur’an ve hadis-i şeriflerden ve eshab-ı kiramdan alarak,  tasavvuf büyükleri ise keşif ve ilhamlar ile ulaşmışlardır…” 

      Bunları  okuyup iyi anlamak lazımdır. Günümüzde model  haline getirilen,  ehli sünneti dahi bilmeyenleri ölçü almamalıyız. Aksi halde daha dindar olmak isterken dinini kaybedenlerden olma durumu vardır. Adam güya; ” sufi” veya; “derviş oldum”  veya: ” cemaat ehli oldum” derken ehli sünnetten ayrılıp cehenneme yuvarlandığının farkında dahi olamıyor. İmam-ı rabbani hazretleri,  İtikadda İmam-ı Maturudi ve İmam-ı Eşari hazretleri gibi içtihat derecesine yükselmiş olup,  İmam-ı Maturidi hazretlerinin içtihadından,  bir kaç ayrıntı  dışında başka bir farkı yoktur. Gerçekten yukarıda belirtildiği gibi hiç bir sapık fırka  yoktur ki,  sapık görüşlerini Kur’an ve hadisi şeriflere dayandırmış olmasın.

      Keşif ehli kimselerde bidayette keşif ve ilhamları ehli sünnete uymuyorsa, bu yanlış ve bozuk keşiflerden kurtulmaları için  Allah’a çok yalvarmaları lazımdır. Hiç bir kimsenin keşif ve ilhamı,  vahyden ve Allahın rasulüne açılan keşiflerden ve Muahammed s.a.v. efendimizin ilhamlarından daha doğru olamaz. İmam-ı Rabbani k.s. hazretleri; kimin Allahu tealaya yakınlığı daha çoksa, o kimsenin ilham ve keşiflerinin daha net olacağını yuıkarıdaki mektubunda açıklamış bulunmaktadır. Tasavvuf ehli büyüklerin başlangıçtaki halleri çok karışık olduğundan, orada yaşananları sadece,  talibleri uyarı amacı ile  bilgilendirmek uygundur.

      Bidayette ve ortada yaşanan haller karışık duygulardan hali olmayınca, nihayette yaşananlarda şeriate tam uygunluğu söz konusu olunca, “Tasavufun amacı nedir?”  diye bir soru akla gelebilir. Tasavvufun amacı;  Şah-ı Nakşibend  k.s. hazretlerinin de beyan ettiği gibi; “ Başkalarının toplu olarak  bildikleri bilgileri ayrıntıları ile, başkalarının bilgi olarak bildiklerini, gönül gözü ile görerek bilmektir.”  Gönül gözü ile görmeyi Allah’ın rasulü s.a.v. efendimiz şu hadis-i şeriflerinde:  “Leyse lilHaberi kelmuâniyeh” mealen “Görmek gibi haber yoktur.” diyerek keşif sahiblerinin imanlarını medhü sena eylemiştir.  Bu keşif sahibi velilerin imanı taklidten tahkike ulaşarak, Allahu tealanın rızasına kavuşurlar. Başkalarının gafletle yaptıkları ibadetleri, bunlar Allah muhabbeti ile yaparak “Ebrarın ibadetleri mukarreblerin ibadetleri karşısında hatdır” sözüne uygun düşer.

      Sonuç olarak,  her doğru keşif ve ilham, ehli sünnet inancı ile teyid edilir ve ehli sünnet inancı da,  her Hakk’ın nurunu gören gönül gözü ile tasdik edilir.

Allahın Rasulü salat ve selam olsun) buyurdular ki:
-” Lâ ilâhe illallah Muhammedün Rasulullah diyerek, kalbinde zerre kadar imanı olan kişi ateşten çıkar.”  [Buhari, Müslim, Tirmizi]

Vesselam.

(Visited 260 times, 1 visits today)
DIKKAT: Sitemize ya da yazarlarımıza hakaret veya küfür eden ve yazarlarımızı tehdit eden şahısların IP adresleri ve giriş saatleri sistemimiz tarafından kaydedilmektedir. Avukatımız aracılığıyla bu kişiler hakkında gerekli yasal işlemler başlatılacaktır. Yorum göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Dikkat! Yorum yazmadan önce aşağıdaki uyarıyı okuyunuz:
5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 125 Hakaret (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

Türk Ceza Kanununun yukarıda belirtilen maddelerine göre, sitemiz veya yazarlarımızın onur, şeref ve saygınlığını zedelemeye yönelik mesajlar gönderenler hakkında  gerekli yasal haklarımızı kullanacağımızı önceden bildiririz. Yorum yazarken nezaket kurallarına dikkat ediniz.

“Ehli Sünnet İnancı” üzerine 8 yorum.

  1. Meali bilen uzman alim ismi verebilir misiniz.?
    Hadisler var bu konuda.hocam hemen saldırıya geçmeyin,islam hoşgörü dinidir hilm peygamber sıfatıdır.bildiğiniz doğruları anlatma uslubunuzda önemli.o mealci bu vahabi şu selefi.imanın şartı altı islamın şartı beş demi.bu dünyanın her yerinde aynı,ehli sünnet itikadını ortaya koyun.kitap yapıp bedava dağıtın herkes itikadını düzeltsin.dine hizmet ediyorsanız.hurafe ve bidatlerden temizlemek için Bi gayret.

    1. Biz, kime nasıl davranacağımızı sizden öğrenecek değiliz. Siz, önce kendi soru sorma adabınızı gözden geçiriniz.
      İğneleyici sorunuz şudur:
      “Tarikatın zekat toplaması, caiz mi.? Yardım fitre fidye ticaret aidat kumbara.? Yasin 21. ayetine mi uymak lazım, yoksa meal okumayın sapıtırsınız diyenlere mi.?”
      Böyle bir soruya biz oldukça çok yumuşak bir cevap verdik. Hadisler var diyorsunuz. Biz hadis inkarcılarının hep karşısında olduk ve olacağız.
      Sizin uslübünüzde soru soranlar hadislere inanmıyor siz nelerden söz ediyorsunuz?
      Sorularınızla tasavvuf ehlini cephe alıyorsunuz, size uygun cevap verilince de, “saldırıya geçmeyin” diyorsunuz. Saldırı hayvanlarda olur bizim karakterimizde insanlık vardır.
      Siz bize ne yapacağımızı öğretecek konumdaysanız bize niçin soru soruyorsunuz.? Bu ne kibir böyle?
      Diyorsunuz ki,
      “İslam hoşgörü dinidir hilm peygamber sıfatıdır. bildiğiniz doğruları anlatma uslubunuzda önemli. o mealci bu vahabi şu selefi. imanın şartı altı islamın şartı beş demi. bu dünyanın her yerinde aynı, ehli sünnet itikadını ortaya koyun. kitap yapıp bedava dağıtın herkes itikadını düzeltsin. dine hizmet ediyorsanız. hurafe ve bidatlerden temizlemek için bi gayret.”
      İslam münafıklara karşı sert davranmayı, samimi müminlere karşı mülayim olmayı öğretti bize. Mülayimane soru soranlara mülayimane cevap veriririz. Ehli sünnete, tasavvufa hakaret edenin sözünü de yere vururuz.
      Vehhabi ve mealciler bizim muhatabımız değildir.
      Ehli sünnet itikadını ortaya koyun diyorsunuz. Ehli sünnet itikadı ile alakalı yazılarımızı kabahat bizim mi?
      Bedava kitap yapıp dağıtın diyorsunuz. Bu siteye kaç kuruş verip de giriyorsunuz? Ya da bizim cebimize bir kuruşunuz mu giriyor mu? Ya da bir tane bir reklam mı aldık? Bilip bilmeden eleştirmeyiniz.
      Biz bedava kitap dağıtacak kadar zengin değiliz. Varsa gücünüz burada yazdıklarımızı bizden izin isteyin bastırın ama kesinlikle bedava dağıtın. Aksi halde dava açarız.
      Bu sitede hurafe ve bidatlere karşı mücadeleyi siz göremiyorsanız Allah basiretinizi açsın.

  2. Tarikatın zekat toplaması,caiz mi.yardım fitre fidye ticaret aidat kumbara.yasin 21.ayetemi uymak lazım.yoksa meal okumayın sapıtırsınız diyenlere mi.

    1. Nisa hanım. Tarikatlar zekat toplayamaz diye bir ayet mi var da biz göremedik.?
      Elbette ehli tarik kimseler zekat toplayabilir lakin o zekatı fakirlere veya Kuranda belirtilen kimselere vermelidir.
      Ehli Tarik yardım, fitre de toplayabilirler ama şeriatin gösterdiği yerlere ulaştırmakla sorumludur.
      Herkese ticaret serbest de Ehli Tarike mi yasak kılındı?
      Öyle bir ayet var da, biz mi o ayeti göremedik.?
      Senin misal verdiğin ayet ve ondan bir önceki ayetin meali şerifi:
      – O sırada şehrin ta ucundan bir adam koşarak geldi ve: “Ey kavmim! Uyun o elçilere!” Yasin/20
      – “Uyun sizden hiçbir ücret istemeyen o zatlara ki, onlar hidayete ermişlerdir.” Yasin/21
      Mealci kardeşim bu ayetlere kendi aklına göre mana verirsen işin içinde çıkamaz küfre bile düşebilirsin. Bu ayetler Habibün-Neccar ve Hz. İsa zamanında yaşayan üç havarinin kıssasını anlatıyor.. Habibün-Neccar üç havariye kötülük yapan kavimine şöyle diyor:
      “Ey kavmim! Uyun o elçilere!” “Uyun sizden hiçbir ücret istemeyen o zatlara ki, onlar hidayete ermişlerdir.”
      Bu ayette “Ehli Tarik ticaret yapmasın, zekat, fitre toplayıp ehline ulaştırmasın, hayır kurumlarına yardım toplamasın diyor mu ki de bu ayete yanlış mana vererek cehenneme batıyorsun ?
      Yazıklar olsun batanlara.!!!
      Meali bilen uzman alimlerden dinimizi öğrenmeliyiz.
      Size ve sizin üstadlarınıza soruyorum:
      “Kuranda cuma namazını kılmamızı Allah farz kılmıştır. Lakin kaç rekat ve cuma namazını nasıl kılacağımızı gösteren ayetleri bana gösterebilir misiniz.? Veya cenaze namazını gösteren ayetleri?
      Tabi gösteremezsiniz.!!!
      İşte mealciliğin çıkmazı.!!!
      Biz, Müslümanlar Meal okunmasın demiyoruz, hüküm çıkarmaya kalkmasın diyoruz.! Tabi anlarsanız!

  3. Aleyküm selam muhterem kardeşim Dursun. Dergimize olan alakanız ve tekikiniz için, İslam dergisi adına teşekkürlerimi arz eder, selam ve hürmetlerimi beyan ederim.

  4. Bekir bey yazdığınız yazıları ilgi ile takip ediyorum. İslam’a ve tasavuufa bakış açınızla okuyanlara farklı pencereler açıyorsunuz. Yazdıklarınız için Allah razı olsun diyerek devamının gelmesini temenni ediyorum. Selam ve dua ile…

Bir cevap yazın