Müzik Nedir ve Müzik İslamiyet’te Haram mıdır?

Müzik en genel tanımı ile sesin biçim ve devinim kazanmış halidir. Başka bir deyiş ile de müzik, sesin ve sessizliğin belirli bir zaman aralığında ifade edildiği sanatsal bir formdur. Müziğe bu açıdan bakıldığında doğal seslerden ve yapay aletlerden oluşan müzik türü olmak üzere iki ye ayrılır. Doğal sesler; insan sesi, kuş sesi ve su sesidir. Yapay olanlar ise; nefesli ve telli aletlerin ritimli olarak çıkardığı seslerdir. Şu halde müziğin dinimizdeki yeri nedir?

Hanefi fıkıh alimi İmâm-ı A`zam hazretlerine göre eğlenmek için çalınan tüm çalgılar haramdır.
El-Hidâye sahibi, Hanefi mezhebinin görüşlerini şöyle açıklar:
Düğün yemeğine davet edilen kimse düğüne gittiği zaman orada oyun ve çalgının bulunduğunu görse oturup yemeğini yemesinde bir sakınca yoktur. İmamı A’zam der ki: “Bir kere böyle bir şey başıma gelmişti, fakat sabrettim.” Yani davet mahalli olan düğün yerinden ayrılmadım. Oyun ve çalgı bulunan yeri terketmemekten ibaret olan bu hüküm, davete icabet etmenin sünnet oluşundandır. Hadisi şerifde: “Davete icabet etmeyen Ebu`l-Kasım`a asi olmuştur. ” buyurulmuştur. O halde düğünde çalgı ve oyun gibi bidatler vardır diye sünnet olan davete icabet terkedilemez. ( el-Hidâye, IV, 80)

İmâm Mâlik`in meazif (genellikle telli çalgılar) ve ûd gibi çalgı aletlerini mübah gördüğünü Keffâl ve Reyyânî naklederler. (Şevkânî, a.g.e., VIII, 105)

Medine uleması, çalgı aleti ile bile olsa, mûsikînin caiz olduğunu söylemişler, Şafiîlerle Zâhirîler de bu hususta onlara uymuşlardır. (Şevkânî, a.g.e., aynı yer)

Hanbeliler; ûd, davul ve saz gibi çalgı âletlerini caiz görmezler; bu tür aletlerin çalındığı düğüne gitmenin doğru olmadığına inanırlar. Fakat mücerred musikiyi, yani güzel sesle terennümü mübah görürler. (el-Fıkhu ala mezâhibi`l-erbaa, II, 44)


Rabi binti Muazzez’den rivayet edilmiştir ki:
– Bana düğün yapıldığının ertesi günü Rasulullah(s.a.v.) Efendimiz bize geldi. Kadınların def çaldıklarını ve şarkı söylediklerini gördü. Kadınlar Rasulullah’ı görünce şarkı söylemeyi bırakıp onu öven şiirler söylemeye başladılar. O vakit Rasulullah:
– Onu bana dua ederken söyleyiniz! Çünkü o dualar oyuncakla beraber edilirse makbul olunmaz.” diye buyurdular.
Bu sebepledir ki, Peygamber Efendimize dua etmek önemli din işlerindendir. (Kimya-i Saadet 1.cild 440)

İmamı Gazali Kimya’da müziğe şu ifadelerle değinmiştir:
Güzel sesler ki, sema’dır, bunda din alimleri “haramıdır helalmidir?” diye fikir ayrılığına düşmüşlerdir. “haramdır” diyenler zahir ehlidir. 1.cild shf. 681
Müzik dinlemenin mübah olduğuna onları seyretmenin haram olmadığına delil şudur ki, hazreti Aişe der ki:
Bir bayram günü zenciler mescidin kapısında oynuyorlardı. Rasulullah bana :
-“ Ey Aişe seyretmeyi ister misin? Diye sordu. Ben de:
İsterim ey Allahın rasulü” dedim.
Bir süre birlikte seyrttikten sonra Rasulullah bana:
-“ Yetmez mi ya Aişe?” diye sordu. Ben de :
-“Biraz daha seyredeyim.” Dedim.
Bu hadis sahih bir hadistir. Yine Aişe annemizden rivayet edilen bir başka haberi şöyle nakledilir:
Bir bayram günü iki cariye benimle yanımda def çalmaktaydı. Rasulullah içeri girdi. Daha sonra da Ebu Bekir geldi. Cariyeleri o halde görünce onları uyardı:
-“ Allahın Rasulünün evinde şeytanın sazı ne arar? Dedi.
Rasulullah:
-“ Ya Ebu Bekir! Dedi. Onlardan el çek. Bugün bayram günüdür. “  .[Buhari, İydeyn 2, 3, 25, Cihad 81, Menakıb 15, Menakıbu’l-Ensar 46, Nikah 82, 114; Müslim, İydeyn 19, (892); Nesai, İydeyn 35-36, (3,195-197)]
İmamı Gazali, konuyu şu sözlerle açıklıyor:
-“İşte bu haberlerden anlaşılıyor ki, def çalmak ve şarkı söylemek helaldir. “ (Kimya-i Saadet Shf. 684)

BİR MENKIBE:

İmamı Rabbani Hazretlerinin torunlarından ve silsilei âliyenin halkalarından Şeyh Muhamed Seyfeddin Faruki hazretleri bir gün evinin damında oturuyordu. Komşuda çalınan bir ney sesi duydu. Orada çalınan ney sesini duyar duymaz bayılıp düştü ; çok şiddetli bir şekilde kolu incindi.
Kendine geldiği zaman müridleri :
-“Sizde mi bu müzik sesinden etkileniyorsunuz?” diye sorduklarında şöyle cevap verdiler:
– Asıl şaşılması gereken şey, bu sesleri işitip te insanın kendinden geçmemesidir. Sanıyorlar ki, ben aşktan yana boşum. Oysaki bunlar âşık değiller. Semağ işine nasıl dayanıyorlar!
(El-Hadâik’ül Verdiyye Shf. 805)

    Bütün bu açıklamaların doğrultusunda İslam alimleri müziğin haram olduğu konusunda ittifak halinde olmadığı görülmektedir. Bu sebeple müziğe tamamen haram demenin doğru olmayacağı gibi tamamen mübah demekte doğru sayılmaz.. İmamı Gazali’nin açıklamasına göre güftesi gayri islami ve gayri ahlaki olan müzikleri dinlemek haramdır. Bunun dışında kalan müzikleri şartları uygun olduğunda dinlemek mübah sayılmaktadır.


ÇALGI ALETLERİ
“Ud [saz], Sanc [zil], Rebab [bir nevi telli çalgı], Berbed ve benzeri Irak çalgılarının hepsi yasak edilmiştir. Fakat bunlardan başka sarhoşların kullanması mutad olmayan ve sarhoşlukla alakası bulunmayan, vezinli güzel ses çıkaran davul ve benzeri çalgılar [düğünlerde, bayramlarda] yasak değildir.” (İhya, c.2, s.685).

“Semanın haram olmasına sebep olan ikinci arıza musiki aletlerindedir. İçki alemlerinde kullanılan çalgılar gibi. Bunlar da Mezamir [nefesli çalgılar], Evtar [telli çalgılar] ve Tablü’l-Kıbe [küçük davul ve trambet] gibi çalgılardır. Bu üç nevi çalgılar yasak, diğerleri ise mübah olarak kalmışlardır. Bunlar da tef, her ne kadar tefde ziller bulunsa bile, Davul, Şahin, Kadib [Nay] gibi çalgılardır” (İhya, c.2, s.701).

Çalgı dinlemenin ve musikinin genel olarak mübah olduğunu söyleyenler sıklıkla İmam-ı Gazali’nin yazılarını delil olarak gösteriyorlar. Buraya kadar yaptığım iktibaslar, bu davalarında haklı olmadıklarını gösteriyor. Üstelik, İmam-ı Gazali şunları yazıyor:

“Fetva isteyen kimsenin, mezheblerden en genişini, en kolayını ve en çok lehinde olanını aramak hakkı değildir.” (İhya, c.2, s.290)

“Hiçbir müctehid, başka bir müctehidin sözü ile amel edemiyeceği gibi, hiçbir mukallid, taklid ettiği, uyduğu mezheb İmamının sözünün dışına çıkamaz! Çıkar diyen kimse yoktur. Alimlerin en faziletlisi sayarak İmam diye tanıdığı mezheb kurucusuna bağlandıktan sonra, hoşuna gidenleri başka taraflardan alamaz. Her yönden ona uyması lazımdır. Uyduğu İmama muhalefeti münker bir harekettir ve bu muhalefeti sebebiyle günahkardır. ”
(İhya, 9. Kitab, 2.Bab, Emir ve Nehyin Şartları; c.2, s.803)

DIKKAT: Sitemize ya da yazarlarımıza hakaret veya küfür eden ve yazarlarımızı tehdit eden şahısların IP adresleri ve giriş saatleri sistemimiz tarafından kaydedilmektedir. Avukatımız aracılığıyla bu kişiler hakkında gerekli yasal işlemler başlatılacaktır. Yorum göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Dikkat! Yorum yazmadan önce aşağıdaki uyarıyı okuyunuz:
5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 125 Hakaret (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

Türk Ceza Kanununun yukarıda belirtilen maddelerine göre, sitemiz veya yazarlarımızın onur, şeref ve saygınlığını zedelemeye yönelik mesajlar gönderenler hakkında  gerekli yasal haklarımızı kullanacağımızı önceden bildiririz. Yorum yazarken nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın