Dinler Arası Diyalog

PAPAYazan: Bekir Abdullah.18 Haz. 2011 

Dinler Arası Diyalog ve Ilımlı İslam söylemlerinin yoğunlaştığı günümüzün sıkça konuşulan konularından birisi de ehli kitap olarak nitelenen Hristiyan ve Yahudilerin de cennete girebilecekleri, cennete girmek için yalnızca Müslüman olmak gibi bir şartın bulunmadığı yolundaki söylemler olmuştur.

Söz konusu tartışmanın geçmişi aslında daha öncelere dayanmaktadır. Geçen yüzyılın sonlarında yaşayan ve (Mason olduğu tescillenen ve delilleriyle bilinen bkn; Cemalettin Afgani-Muhammed Abduh çizgisinin bir parçası durumunda olan Reşit Rıza, Menar isimli tefsirinde Hristiyan ve Yahudilerin de Allah’a ve Ahiret gününe iman etmek ve iyi işler yapmak kaydıyla cennete gidebilecekleri yolunda görüşler ortaya koymuştur.

Reşit Rıza‘nın bu yorumu daha sonra bu yöndeki birçok tefsire kaynaklık etmiş bulunmaktadır. İslam dünyasını önemli Kur’an tefsircilerinin büyük çoğunluğunca kabul edilmeyen bu görüş, Ilımlı İslâm ve Dinler Arası Diyalog söylemlerinin son derece yoğunlaştığı son dönemlerde yeniden gündemleri işgal etmeye başlamıştır.

SORU: Diyalogcu cemaatinin lideri F. Gülen bir kitabında şöyle diyor:
“Herkes kelimeyi tevhidi esas alarak çevresine bakışını yeniden gözden geçirmeli ve ıslah etmelidir. Hatta Kelime-i Tevhid’in ikinci bölümü, yani “Muhammed Allah’ın Rasulüdür” kısmını söylemeksizin sadece ilk kısmını ikrar eden kimselere rahmet ve merhamet bakışıyla bakılmalıdır. Zira hadislere göre kıyamet günü Allah’ın sonsuz rahmeti öyle bir tecelli edecek ki şeytan bile umuda kapılacak ve bu rahmetten istifade edip edemeyeceğini merak edecektir. Böylesine âli cenap bir merhamet karşısında bizim cimrilik etmemiz ve bu cimriliği temsil etmemiz tasavvur edilemez. Hem sonra bunun bizimle alakası ne? Hükümranlık O’nun, hazine O’nun. Hepsi O’nun kulları. Öyleyse herkes haddi aşmaktan kaçınmalıdır.” (1)
Hocam bu iddiaların doğruluk payı nedir?

CEVAP: Bu inanç, Peygamberimizi ve ona indirilen Kur’an’ı inkâra götürür. Malum hoca Fetullah Gülen zehirli iğneyi yumuşatarak sokmaya çalışıyor. Kelime-i Tevhid’in ikinci bölümünü söylemeksizin den maksat, “Muhammed Allah’ın Rasülü” demeyi reddedenlerin de ılımlı bir şekilde, cennete girebileceğini iddia etmektir.
Mekke’nin fethinde kelime-i tevhidin birinci bölümünü söyleyip ikinci kısmını söylemek istemeyen Ebu Süfyan’ın imanını Peygamberimiz(sallallahu aleyhi ve sellem) kabul etmemiş, Ebu Süfyan’da bir süre düşündükten sonra ikinci kısmını da söyleyerek Müslüman olmuştu. Sadece bu haber bile Kelime-i Tevhidin ikinci bölümünü kabul etmeyenlerin kafir olduklarını açıklamaya yeter de artar bile. Zira Muhammed aleyhisselamın peygamberliğini kabul etmeyen Kur’an’ı da kabul etmemiş olur. Çünkü Kur’an O’na nazil olmuştur.

SORU: Diyalogcu hoca F. Gülen Kelime-i Tevhidin; Muhammed Allah’ın Rasülüdür’ kısmını söylemeksizin(inanmaksızın) yalnız ; “Lâ ilâhe illallâh“ kısmını ikrar eden kimselerin imanlarının kabul olacağını iddia ediyor. Bu iddialarının doğruluğunu  Araf Suresi 156. ayetinin,  ”rahmetim de vardır, o ise her şeyi kaplamış ve kuşatmıştır.” kısmına mana vererek savunmaktalar. Bu iddiaları doğru mudur?
Kaynak için bakınız: (2)

CEVAP: İlgili ayetin tamamında, Allahu Teala buyuruyor ki, mealen:
“Ve bize hem bu dünyada bir iyilik yaz, hem de ahirette. Biz gerçekten de tevbe edip senin hidayetine döndük.” Buyurdu ki, azabım var, onu dilediğime isabet ettiririm, rahmetim de vardır , o ise her şeyi kaplamış ve kuşatmıştır. Onu da özellikle korunanlara, zekatını verenlere ve âyetlerimize inananlara mahsus kılacağım. (Araf-156 )

Allahu Teala; “Rahmetim her şeyi kaplamıştır” buyurduğu bu ayette, bu rahmete kimlerin ereceğini de ayetin devamında şöyle açıklamaktadır, melaen: “ Onu da özellikle takva sahiplerine (korunanlara), zekatını verenlere ve âyetlerimize inananlara özgü kılacağım.”
Bu ayette çok açık olarak Rabbimiz, rahmetini ancak “…takva sahiplerine, zekatını verenlere ve Kur’an âyetlerine inananlara özgü kılacağını.” net olarak belirtmektedir.  Fetullah Gülen ise, ayetin yarısını makaslayıp, yarısına ayrı, diğer yarısına başka anlam vererek akılları Kur’an’a verdiği yanlış ve eksik mana ile çelmeye çalışmaktadır. Ayrıca, Allahu Tealanın rahmetine nail olabilmek için diğer ayetlere de bakmak gerekir.
Bu hususta, Araf Suresi 36. ayeti kerimede, mealen;
” Kim de âyetlerimizi yalanlar(Muhammed’i Rasul olarak kabul etmezse) ve onlara karşı büyüklük taslarsa, işte onlar cehennemliktirler ve orada ebedî olarak kalacaklardır.” (Araf-36) buyrulmaktadır.

Yukarıda belirtilen ayette çok açık olarak, Peygamber (s.a.v.) Efendimize tüm insanların inanması emredilmektedir. Hidayet için bunun gerekli olduğu açıkça ifade edilmektedir. Peygamber(s.a.v.) Efendimize inanmayanların ise cehennemde sonsuz kalacağı belirtilmektedir.
Dinler arası diyalogdan kasdedilen tebliğ değil de,  İslamdan taviz vererek ehli kitapla müşterek bir inançta birleşmekse, bunun asla Allah katında kabul görmeyeceği Kur’an ve Hadislerle sabittir. Allahu Teala buyuruyor ki, mealen;

“İslâm’dan başka din arayan, bilsin ki, o din asla kabul edilmez.” (Âl-i İmran/ 85)
“Allah indinde hak din ancak İslâmdır.” (A. İmran 19)
“De ki, “Allaha ve Peygambere itaat edin! Eğer itaat etmeyip yüz çevirirlerse o durumda, Allah elbette kafirleri sevmez.” (Ali imran 32)
Bütün bu ayetlere rağmen böyle bir fikre saplanan malum hocaya Allahu Tealadan hidayet dileriz. Zira o inanç, bu kimseyi ancak sonsuz cehenneme götürür.

Hıristiyan ve Yahudilerin Müslüman olmamalarının sebepleri:

Ehl-i  kitab mensublarının müslüman olmamalarının altında yatan sebep, araştırıcı olamayıp atalarından ve papazlardan duydukları İslam inancın da olmalarıdır. Onlar da, müslüman olan hırıstiyan ve yahudiler gibi araştırıcı olsalardı, müslüman olmamaları için hiç bir engel kalmazdı.

Ehl-i Kitap ile Amentüdeki Farkımız:

1- Hıristiyanlar ”Allah gökte” derler ve öyle inanırlar, biz ise Allah’ı mekandan münezzeh biliriz.
2- Biz semavi kitapların hepsine inanırız, onlar, Kur’an’a inanmazlar.
3- Biz bütün peygamberlere inanırız, Yahudiler İsa’ya, Hıristiyanlar ise, Muhammed aleyhisselama inanmazlar.
4- Biz Allah birdir eşi ve benzeri yoktur diye inanırız.
5- Yahudiler ”Üzeyir Allah’ın oğlu“, hıristiyanlar ise “İsa Allah’ın oğlu” diye inaırlar. O halde ehl-i kitap ile amentüde ittifak bunun neresindedir?

Hadis-i şerifte buyuruldu ki, mealen;
“ Bana iman etmeyen Yahudi ve Hıristiyan, mutlaka Cehenneme girecektir.” (Hakim)

Görülmektedir ki, Diyalogu savunanların ortaya attığı fikirler İslâm dininin genel hükümlerine aykırıdır. İncil ve Tevrat’ın hükümleri Kur’an-ı kerimin gelmesiyle nesih olmuş, yürürlükten kalkmıştır. Kur’an-ı kerimin ve hadis-i şeriflerin bütün hükümleri kıyamete kadar geçerlidir. Bunların bazılarının tarihsel olduğu için yürürlükten kalktığını iddia etmek, Kur’an-ı kerime ve Allah indinde dinin İslam olduğuna inanmamak olur. Allahü teâlâ, kıyamete kadar değişmemek üzere İslamiyeti bütün insanlara din olarak göndermiştir.

Bu hususta Nur Cemaatinin lideri Saidi Nursi konuya şöyle değinmiştir:
-”Muhammedün rasûlullah” demeden mücerret “Lâ ilâhe illallah” Cennet’e girmek için kâfî değildir .”    (3)       

Kaynak için bakınız;

(1) (Fasıldan Fasıla. Naklen Koza’dan Kelebeğe Sayfa 131)

(2)-Yard. Doç. A. Emre Öktem   06.03.2003 : “… Herkes kelime-i tevhidi esas alarak çevresine bakışını yeniden gözden geçirmeli ve ıslah etmelidir. Hatta kelime-i tevhidin ikinci bölümünü, yani ‘Muhammed Allah’ın rasûlüdür’ kısmını söylemeksizin sadece ilk kısmını ikrar eden kimselere rahmet ve merhamet bakışıyla bakmalıdır. Zira, hadislere göre, kıyamet günü Allah’ın sonsuz rahmeti öyle bir tecelli edecek ki şeytan bile umuda kapılacak ve bu rahmetten istifade edip edemeyeceğini merak edecek. Böylesine âlicenap bir merhamet karşısında, bizim cimrilik etmemiz ve bu cimriliği temsil etmemiz tasavvur edilemez. Hem sonra bunun bizimle alâkası ne? Hükümranlık O’nun, hazine O’nun, hepsi O’nun kulları… Öyleyse herkes haddi aşmaktan sakınmalıdır.”

Fasıldan Fasıla kitabında:
“Herkes kelime-i tevhidi esas alarak çevresine bakışını yeniden gözden geçirmeli ve ıslah etmelidir. Hatta kelime-i tevhidin ikinci bölümünü, yani ‘Muhammed Allah’ın resülüdür’ kısmını söylemeksizin sadece ilk kısmını ikrar eden kimselere rahmet ve merhamet bakışıyla bakmalıdır… “
(Küresel Barışa Doğru – S.131)

Malum hocanın “Fasıldan Fasıla” kitabından alınmış olan bu paragraf, bir Katolik din adamı tarafından fotokopi ile çoğaltılarak, Müslüman dostlarına -tıpkı kendi cemaatinden kimselere dinî resimler dağıtır gibi- dağıtılmıştır. Bu paragraf, dinlerarası diyalog konusunda en aktif rol oynayan hareketin kalkış noktasını özetlemektedir.

(3)- 26. Mektub, 5. Mesele

Fetullah Gülen’in Müthiş Serveti – [mutlaka okuyun]

Stratfor’un raporunda Gülen’in 12 kişilik “Bilgeler Konseyi”nin, iç, orta ve dış çember olarak adlandırılan yapılanmayı örgütlediği belirtiliyor. Gülen için “1990’dan bu yana CIA için çalışıyor. Okullarında ajan bulunuyor” denildi.

Akşam gazetesinin gündeme getirdiği “50 milyar doları var. CIA’e hizmet ediyor” başlıklı haberini WikiLeaks belgeleri de doğruladı. Fethullah Gülen ve cemaatinin nasıl yapılandığını ve örgütlendiğini araştıran FBI Danışmanı Prof. Paul L. Williams’in iddiaları, Wikileaks’te CIA’nin düşünce kuruluşu olarak bilinen Stratfor yetkililerinin yazdığı raporlarda yer alıyor. Bu yazışmalarda Gülen ve cemaat yapılanması hakkında da son derece çarpıcı bilgiler var. Yazışmalardaki bilgilere göre Gülen, 1990’lardan bu yana CIA’e hizmet ediyor.

DIŞ, ORTA, İÇ ÇEMBER

Akşam’ın haberine göre, bu yapılanmada ağırlıklı olarak öğrencilerden oluşan “dış çember”, maaş ödemeleri ve maddi kaynak yaratmakla sorumlu işadamlarından oluşan “orta çember” ve üst düzey yöneticilerden, gazeteciler ve lobicilerden oluşan “iç çember” bulunuyor. Gülen’e en sadık olan iç çemberin üyelerine cemaat içinde “altın nesil” adı veriliyor. Belgelerde Gülen’in 100 kişilik sadık bir ekip tarafından korunduğu ifade ediliyor. İşte WikiLeaks’te yer alan Gülen belgeleri: 7 Ocak 2011 tarihli belgede CIA’e bağlı Stratfor düşünce kuruluşuna Sean Noonan imzasıyla gönderilen bir yazıda, eski bir “en üst düzey” Türk istihbarat çalışanının anlattıklarına yer veriliyor.

‘130 CIA AJANI VAR’

Türk istihbaratçının verdiği bilgilere göre Pensilvanya’daki yapılanma 1990’ların ortalarından beri CIA için hizmet veriyor ve CIA faaliyetlerini kamufle ediyor. İstihbaratçının ayrıca Paris kökenli Intelligence Online haber sitesine verdiği mülakatta Gülen’in 1990’lar boyunca Kırgızistan ve Özbekistan’daki okullarında 130 CIA ajanını sakladığı yazılı. Belgede CIA’nin Orta Asya ve Kafkasya eski direktörü Robert Baer’e bu konunun sorulduğu ve Baer’in kendi dönemi sonrasında “CIA’in gemiyi bu yöne çevirmiş olabileceği” olasılığının bulunduğu sözlerine yer veriliyor. Belgede Gülen’in görüşlerinin “ABD politikasıyla genellikle uyumlu” olduğunun altı çizilirken Gülen’e referans mektubu yazan eski CIA Başkan Yardımcısı Graham Fuller yaptığı özel açıklamaya da yer veriliyor. Fuller açıklamasında “2006 yılında FBI’a bir mektup yazarak Gülen’in ABD karşısında bir güvenlik tehdidi oluşturmadığını ifade ettim ki halen böyle düşünüyorum” sözlerine yer veriliyor.

CLINTON’A DESTEK VERDİ

Cemaatin ABD’deki birçok politikacının seçim kampanyalarını desteklediklerinin de belirtildiği raporda, eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın Gülen’in organizasyonlarına katıldığı örnek gösteriliyor. Gülen’in etkin varlığının en büyük nedeni Türk ordusunun ABD karşıtı olmasına bağlanıyor.

EMNİYET’TEKİ İMAMLAR

Sharon-Krespin, Gülen’in ABD’deki çiftliğinde üst düzey bir cemaat üyesinin “Emniyet’te polis kıyafeti giyerek yönetici olan imamlar var. Birçok Emniyet mensubu emirlerini bu imamlardan alıyor” sözlerine de yer veriyor.

OKULLARIN SAYISI BİLİNMİYOR

18 Kasım 2009 tarihinde Stratfor’da çalışan Türkiye ve Ortadoğu uzmanı Reva Bhalla’nın gönderdiği yazıda ise Gülen Cemaati’nin geniş bir portresine yer veriliyor. Cemaat üyelerinin milyonlarca dolara ve dünya genelinde aralarında liselerin de olduğu çok sayıda kurum ve kuruluşa sahip olduklarını söyledikleri bilgisine yer veriliyor. Gülen’in Türkiye’deki Emniyet istihbarat daireleri üzerinde de çok güçlü etkisi olduğunun altı çiziliyor. Gülen’in Türkiye’nin geleceği konularına özellikle eğildiğinin altını çizen analiz raporunda cemaate ait kurum, kuruluş ve okulların tam sayısının bilinemeyeceği ifade ediliyor.

CEMAATİN 3 ÇEMBERLİ YAPISI

– Raporda Gülen’in yapılanmasının üç çemberden oluştuğunu ifade ediyor. Bhalla’ya göre bu çemberler şu şekilde yapılanmış durumda: Cemaatin hizmetlerinden faydalanan ve bursunu alan, haftalık sohbetlere katılan çoğu lise öğrencisinden oluşan dış çember. Dış çemberin faaliyetleri için kaynak yaratan ve iç çemberdeki üyelerin maaşlarını ödeyen işadamlarından oluşan orta çember, öğretmenler, gazeteciler, lobiciler ve Gülen’e bağlı okulların, kurum ve kuruluşların yöneticiliğini yapan üst düzey kadronun bulunduğu iç çember. Bu çemberdekilerin çoğunun 1970 ve 1980’li yıllarda harekete katıldığı ve Gülen’in en sadık takipçileri olduğu ifade ediliyor. Gülen henüz Türkiye’deki camilerde vaazlar verirken harekete katılan bu gruba ‘Altın Nesil’ denildiğinin de altını çiziyor.

‘TÜRKİYE’DEN DAHA BÜYÜK PAY’

– Gülen’in AK Parti’ye rakip bir siyasi oluşum olduğunun altı çiziliyor. CIA’ye gönderilen analizde cemaatin Türkiye’den “daha büyük pay istediği” ve en güçlü üçüncü siyasi güç olduğu ifade ediliyor. Washington’da bulunan Ortadoğu Medya Araştırma Enstitüsü (MEMRI) Direktörü Rachel Sharon-Krespin’in gönderdiği ‘Büyük İhtiras’ adlı yazısı da WikiLeaks belgeleri arasında bulunuyor.

DIKKAT: Sitemize ya da yazarlarımıza hakaret veya küfür eden ve yazarlarımızı tehdit eden şahısların IP adresleri ve giriş saatleri sistemimiz tarafından kaydedilmektedir. Avukatımız aracılığıyla bu kişiler hakkında gerekli yasal işlemler başlatılacaktır. Yorum göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Dikkat! Yorum yazmadan önce aşağıdaki uyarıyı okuyunuz:
5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 125 Hakaret (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

Türk Ceza Kanununun yukarıda belirtilen maddelerine göre, sitemiz veya yazarlarımızın onur, şeref ve saygınlığını zedelemeye yönelik mesajlar gönderenler hakkında  gerekli yasal haklarımızı kullanacağımızı önceden bildiririz. Yorum yazarken nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın