Diyanet İşleri Başkanına Atıftır

diyanet işleri başkanıDînî ilimler ayrı, siyâset ayrıdır. Dinî meselelerde söz söylemek isteyen siyâsîler dini mevzularda  dikkatli konuşmalıdırlar.

“Mezheb” gibi ihtisas isteyen derin meselelere hiç dalmamalılar.

Dalarlarsa, ilk adımda tökezler, o derinlikte boğulurlar.

Misali ortada:

Manisa’da 4/5/2015’te görüldü ki imam-hatip mezunu olmak bile, İstanbul’un fethini haber veren ve herkesçe bilinen “Letühtehanne…” hadisi şerifinin i’rabını doğru okumaya bile yetmiyor. Nerde kaldı mezhebler hakkında konuşmak.

Erbabının bildiği bir kaide:

Bahse konu hadis-i şerifin yukarıda yazdığımız birinci kelimesi mechul fiildir. İkinci kelimesi olan “el-Kostantîniyye” ise nâib-i fâildir. Nâib-i fâiller nasb değil rafi’dir.

Hadis-i şerifin Arapça aslını okumaya kalkışan bir kimse, ‘raf’ okunması icap eden nâib-i fâili, “KostantîniyyeTE” diye nasb okursa, bu kaideyi bilenleri gülümsetir.

En iyisi mi bilmediğimiz yerlere yelken açmayalım…

Fıkra bu ya, câmisi minaresi olmayan, haliyle ezan da okunmayan bir köyde doğup büyüyen bir genç, hayatında ilk defa kasabaya inmiş. O sırada müezzin minarede ezan okuyormuş.

Hayatında ezan duymayan bu genç, müezzine dönüp şöyle demiş:

Ne bağırıyorsun, inemeyeceğin yere çıkmasaydın.

Onun gibi, herkes ilmî seviyesini bilmeli, inemeyeceği yere çıkmamalı…

Sayın Başkan’ımıza gelince.

Kendileri, 75 milyonun Diyanet İşleri Başkanı olup saygı duyulması gereken bir zattır. Ona ne desem acaba?

Ama konuşmam lâzım, konuşacağım.

Sayın Başkan!

Irak Şiî Vakfı Divan Başkanı Alla Abdüssâhib Hüseyin el-Müsâvî ve beraberindeki heyeti makamınızda kabul ettiğinizde, “Mezhebe olan mensûbiyetimizi, İslama olan mensûbiyetimizin önüne geçirdiğimizde en büyük fitneyle karşı karşıya kalırız” demişsiniz.

İslam ayrı, mezheb ayrı mıdır? Mezheb İslam’a zıt mıdır ki böyle konuştunuz?

Esas üzerinde durulacak cümleniz ise şu:

“Kur’an’da ne sünnîlik var ne şiîlik var. Kur’an’da sadece Müslüman olduğumuz var.”

Yani?

“Sünnîlik Kur’an’da olmayan bir şey, atın gitsin” mi demek istiyorsunuz?

Mezheb imamları olan İmam-ı Âzamlar, İmam Şâfiîler, İmam Ahmed b. Hanbeller, İmam Mâlikler, Müslümanların önüne Kur’an’da olmayan bir yol mu koymuşlar?

Müslümanlar bu imamlardan birine yani bir mezhebe uyduklarına göre, Kur’an’da olmayan ve asırlardır Kur’an’a zıt bir yolda mı gidiyorlar?

Hangi Diyanet İşleri Başkanı, mezheb imamlarından daha âlim olduğunu söyleyebilir!

Kaldı ki zamanımıza göre büyük âlim de olsa, İmam-ı Âzamları tenkit edecek basamağa çıkamaz…

Makam insanın ilmini artırmaz. O makama gelmeden önce ilmi ne kadarsa, geldikten sonra da aynıdır.

Câmi ne kadar büyük olursa olsun imam bildiğini okur.

Sayın Başkan!

Bu millet mezhebli olmaktan memnun. “Mezhebsiz” olmak istemiyor.

Böyle bir milletin Diyanet İşleri Başkanı olmanız hasebiyle dilinizi mezheblerin üzerinden çekmeniz gerekmez mi?

Ya çekin veya “Kur’an’da ne sünnîlik var ne şiîlik var” sözünüzün izahını yapın ki bu millet mezheblerin zararlarını(!) da mezhebsizliğin faydalarını(!) da anlasın.

“Ben onu demek istemedim” diyorsanız, ne demek istediğinizi açıklayın ki millet anlasın.

“Ramazan bizi değiştirmeli” diyorsunuz.

Umarız ki Ramazan sizin mezhebler hakkındaki söz ve kanaatınızı da değiştirir…

(Visited 49 times, 1 visits today)
DIKKAT: Sitemize ya da yazarlarımıza hakaret veya küfür eden ve yazarlarımızı tehdit eden şahısların IP adresleri ve giriş saatleri sistemimiz tarafından kaydedilmektedir. Avukatımız aracılığıyla bu kişiler hakkında gerekli yasal işlemler başlatılacaktır. Yorum göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Dikkat! Yorum yazmadan önce aşağıdaki uyarıyı okuyunuz:
5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 125 Hakaret (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

Türk Ceza Kanununun yukarıda belirtilen maddelerine göre, sitemiz veya yazarlarımızın onur, şeref ve saygınlığını zedelemeye yönelik mesajlar gönderenler hakkında  gerekli yasal haklarımızı kullanacağımızı önceden bildiririz. Yorum yazarken nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın