Ebü’l-Hasan Ahmed el-Kudûrî

Meşhur İslâm âlimlerinden, Ebü’l-Hasan Ahmed el-Kudûrî, önceleri katırcılık yapardı. Kalbine ilim öğrenmek arzusu düştü. Katırlarını sattı. Evinde hamile bir hanımı vardı. Bütün masraflarını görüp, ondan izin aldı. Onun rızasını da alarak ilim öğrenmek için başka bir memlekete gitti. Yirmi sene ilim tahsil edip, âlim oldu. Memleketine dönerken, yolda bir eve misafir oldu. Ev sahibi kâmil bir zâttı. Halini ona anlattı. O kâmil zât bu âlime:

– İlim ve amelin aslı nedir? diye sordu. Hürmeten:

– Siz buyurun efendim, deyince, o zât:

– Eğer bize bir müddet hizmet edersen, ilmin aslına kavuşup, evine gidersin, buyurdu. Onun hizmetini kabul edip, yanında iki yıl kaldı. Sonra O zât şefkat edip:

– Oğlum, gel sana cevabını vereyim de hanımının yanına dön! Ömrün oldukça, bize hayır dua edersin. İyi bilmiş ol ki, bütün ilim ve amellerin, her marifet ve kemalin aslı sabırdır. Bunlar sabır ile elde edilir. Tahammül de sabrın içindedir. Her işte sabırlı olursan, her pişmanlıktan kurtulursun. Dünya ve ahirette her şeyden nasip alırsın. Bu kıymetli cevher için seni bir müddet alıkoydum. Sebebi, bunun kıymetini bilip, hiç bir zaman unutmayasın, buyurdu.

Ebu’l-Hasan Ahmed, sabır nasihatını, kâmil zâtın dua ve rızasını alıp memleketine döndü. Akşamdan sonra, evinin kapısına gelip, o anda hatırına; “Yirmiki yıldan beri haber alamadığım evin kapısını çalmadan, pencereden bakayım. O zamandan beri bu evde kimin kaldığını göreyim” diye geldi. Pencereden bakınca, bir de ne görsün. Bir genç oynar gibi hanımının boynuna sarılmıştı. O anda kıskançlıktan aklı başından gitti. Kendini kaybedip, pencereden ok atıp, o genci öldür meye hazırlanırken, hatırına sabır etmek geldi. “Yirmiiki yıl bekleyip, kazandığım cevheri hemen elden çıkarmayıp, kapıya gideyim. Sonra, o genci öldüreyim” dedi. Sabır edip, kapıyı çaldı. İçerdeki genç:

– Kimsin? diye sorunca:

– Bu evin eski sahibiyim, dedi. O anda hanımı, sesinden efendisini tanıdı. Sevinç içinde oğluna seslendi:

-Haydi oğlum, baban geldi, kapıyı aç! Sen doğmadan önce gurbete giden baban geldi, dedi.

Sabır eden âlim, bu kavuşmadan, o gencin oğlu olduğunu anladı. Sabrın kerameti ile, sonu çok büyük üzüntü olan pişmanlıktan kurtuldu. Sevincinin çokluğundan, ona sabır veren hakiki Sabûr’a yani Allahü teâlâya çok hamdü sena etti. Hayatı boyunca sabır ile saadet buldu.

DIKKAT: Sitemize ya da yazarlarımıza hakaret veya küfür eden ve yazarlarımızı tehdit eden şahısların IP adresleri ve giriş saatleri sistemimiz tarafından kaydedilmektedir. Avukatımız aracılığıyla bu kişiler hakkında gerekli yasal işlemler başlatılacaktır. Yorum göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Dikkat! Yorum yazmadan önce aşağıdaki uyarıyı okuyunuz:
5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 125 Hakaret (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

Türk Ceza Kanununun yukarıda belirtilen maddelerine göre, sitemiz veya yazarlarımızın onur, şeref ve saygınlığını zedelemeye yönelik mesajlar gönderenler hakkında  gerekli yasal haklarımızı kullanacağımızı önceden bildiririz. Yorum yazarken nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın