Ehli Bidat Hocalardan 71 Tanesi Deşifre Edildi

Yazan: Bekir Abdullah

Büyük alim ve veli, ikinci binin müceddidi İmam-ı Rabbani hazretleri bidatçılar hakkında:
– (Bid’at ehli ile konuşmak, kâfirle arkadaşlık etmekten, kat kat daha zararlıdır) buyurmuştur.

U Y A R I ..!
Ehli Bidatın tümü bu sayfada adı geçenlerden ibaret sanılmasın.
Ehli Sünnet alimleri de sırf bu sayfada adı geçenlerden ibaret bilinmemeli. 

İçindekiler:
A- EHLİ BİD’AT(Dinde Yenilik Yapan) HOCALAR
B- EHLİ SÜNNET MÜDAFİSİ HOCALAR

NOT: Okuyucu kardeşim lütfen bu yazımızı okumadan bizi eleştirme!

Bidat Ehli demek, dinde olmayan şeyleri dine sokmak isteyen veya dinde olan farz veya sünnetleri kısmen çıkaran kimselere denilir.
İngilizler, 1730 ve daha sonraki yıllarda Hempır, Lovrıns ve onun gibi binlerce casus yetiştirerek Osmanlı ve tüm İslam alemi içine soktuğu casusları sayesinde kan ve  gözyaşı dökülmesine, çıkardıkları fitnelerle bölünmelere sebep olmuşlardır.
Bir süre sonra bu işin zor ve kendilerine pahalıya mal olduğunun farkına vardıklarında 20. ve 21. Yüzyılda taktik değiştirip İslam’ı içten yıkmanın daha ucuz ve kolay bir yolunu buldular. Bu sinsi oyunun piyonları ise yerli Lovrınslar yani satılmış sözde hocalar, ilahiyatçılardır.

Bunların taktikleri, “Kuran Bize Yeter” “Dininizi neden Kurandan Öğrenmiyorsunuz” sloganlarıyla hadis ve ehli sünneti terk ve tasavvuf inkarcılığı yaparak kendi yazdıkları bozuk mealleri okumayı doğru İslam imiş gibi göstererek sosyal medyada manevi virüs saçarak her geçen gün bir çok Müslümanı dinden uzaklaştırmaktadırlar.
Bilinçsiz Müslümanlar önce tasavvufa karşı çıkmakla başlayıp sonra dört hak mezhebe karşı çıkarak hadis inkarcılığı yapıp daha sonra da Kuran’a dil uzatarak Deist (
Allah’a inanıp kitaplarına ve peygamberlerine inanmayanlar) olmaktadırlar. Bu deistleri para ile satın alan misyonerler onları kolayca hıristiyanlaştırıp cehenneme biletlerini kesmektedirler.
Bu ihanetin pençesine düşmemek için ehli sünnet yoluna sarılmaktan başka kurtuluş yolu yoktur vesselam.

BİR ANI:
Kuran talebelerimden birisi,
– Hocam falanca öğretmen daha önce ehli sünnet bir müslüman iken şimdi selfiyeciliği savunmaktadır. Her gittiği yerde “Kuran bize yeter hadislere gerek yok zaten hadisler uydurmadır” diyerek zehrini saçmaktadır. Şununla bir görüşebilir misiniz? Belki sizi dinler” dedi.
– Onlar enkazdır söz dinlemez. Enkazın üzerine bina yapmak çok zordur. Onlardan uzak durmanız sizin için elzemdir” dedim.
Bir yaz akşamı yatsı namazından çıktıktan sonra kısa bir yürüyüş yapmak için cadde üzeri yürümeye başladım. Bir pastanenin önünden geçerken o sapkın öğretmen ve onu dinleyen talebelerime rastladım.
Baktım ki onları zehirliyor hemen geri döndüm selam verdim bir kenara oturdum.
Selefiyeci öğretmen sözünü bitirdikten sonra, “sizler kibirli kimselersiniz” deyip söze başladım. 
– Sizler önce tasavvuf büyüklerini haklarında yakin bir ilme sahip olmadan eleştirir onları yok sayarsınız. Bu sizi kesmez sonra mezhepleri kötüler mezhepsizleşirsiniz. Bu da sizi kesmeyince hadisleri inkar eder “hadisler uydurmadır” der büsbütün şeytana tabi olursunuz. Bir süre sonra bu da sizi kesmeyince nihai hedefiniz Kuran’ı eleştirmeye başlar ve baştan başa kafir olursunuz”
dedim.
Selefiyeci öğretmen öfkeyle masadan kalktı ve 
– Seninle konuşulmaz dedi orayı terk etti.
Aradan beş yıl geçmişti ki beni o sapkın öğretmenle münazara yaptırmak isteyen talebem telefonla beni aradı:
– Hocam o x….. öğretmen şimdi her yerde Kuran’ı inkar ederek gezmektedir.”
dedi.

“Sırımı yiyen göne dadanır” diye bir atasözü vardır. Ağacın kabuğunu kemiren merkep gövdeyi de kemirecektir muhakkak.
Mezhepleri, hadisleri inkar etmek, er veya geç Kuran’ı Kerimi inkar etme kapısını açacaktır.

Bekir Abdullah… 28 Ağustos 2020

 Sayfamızın içindekiler:

 

1) EHL-İ BİD’AT HOCALAR
2) Ehli SÜNNET HOCALAR
3) EHL-İ BİD’AT DERNEKLER

A- EHL-İ BİD’AT HOCALAR:

1- Prof. Mehmet Okuyan:

* “Şefaat yok” diyor.
Oysa Şefaat hem ayetle ve hem de Hadisle vardır. 
– “Allah’ın huzurunda kendisinin izin verdiği kimselerden başkasının şefâati fayda vermez” 
(Sebe’, 23)
“O gün Rahmân’ın izin verdiği ve sözünden hoşlandığından başkasının şefaati fayda vermez”
(Tâ-hâ, 109)
GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ BU AYETLERDE ALLAHIN ŞEFAAT İÇİN İZİN VERECEĞİ KİMSELERDEN SÖZ EDİLMEKTEDİR.
*
  “Kabir Azabı Yok” Diyor.
Kuranda Kabir azabı açıkça belirtilmiş buna rağmen inkar ediyor. Bak ilgili ayeti kerime(mealen):

– Firavun’un adamlarını ise, o kötü (kabir) azabı kuşattı.
– Onlar, sabah akşam ateşe arz olunurlar. Kıyamet kopacağı gün de: “Firavun hanedanını azabın en şiddetlisine tıkın!” (denilecektir). (Mümin/45-46)
Yukarıda zikredilen azabın kıyametten önceki azap olduğu ayette açıkça zikredilmektedir ki te’vili mümkün değildir.
Buna rağmen Mehmet Okuyan bu açık ibareyi ya okuyamadı ya da okudu anlayamadı.?

*  “Kurbanda Allah’ın Emri Yok” Diyor
Oysa Kevser suresinde “Rabbin için namaz kıl ve kurban kes” ayetine rağmen kurbanı inkar ediyor.
*  “Miraç Yok” Diyor.
İsra suresinin ilk ayetinde miraç açıkça ifade edilmesine rağmen miracı inkar ediyor. Bak: (İsra suresi/ Âyet 1)
*  “Cennet Cehennem Şu anda Yok” diyor.
Kuran da cennetin de cehenneminde şu anda var olduğu belirtilmesine karşın o ayetleri yok sayıyor.
Bak: (Yasin suresi / 26, Ali-i imran/116)

İlgili videosu: https://www.youtube.com/watch?v=L9rHhB29X0E
*  “İsa(a.s.) Gelmeyecek Öldü” diyor.
Kuran Hz İsa ölmediğini göğe kaldırıldığını bildiriyor bu ise Kuranı yalanlıyor. Bak: (Nisa/157-158)
*  “İsa(a.s.) Bebekken Konuşmamıştır” diyor.
Kuran Hz İsa’nın bebekken konuştuğunu ifade ediyor bu adam ise onu inkar ediyor. Bak: (Meryem/29-30-31)
*
  “Hz. Meryem Çift cinsiyetli idi” diyor.
Kuranda Hz Meryemin masum olduğu belirtiliyor bu ise ona çift cinsiyetli diye iftira ediyor.

  • “Nuh(a.s.) 950 yıl yaşamadı” diyor.
    Kuran Hz Nuh’un 950 yıl tebliğde bulunduğunu beyan ediyor bu ise böyle bir şey yok diyor. Mealen:
    – “Andolsun, biz, Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik. O da dokuz yüz elli yıl onların arasında kaldı. Neticede onlar zulümlerini sürdürürlerken tûfan kendilerini yakalayıverdi.   Ankebut/15)

    (11)- “Deniz ayrılmadı (Hz Musa a.s.)” diyor.
    Kuran Hz Musa’nın Allahın inayet ve kudretiyle denizi ikiye ayırdığını bildiriyor bu ilahiyatçı inkar ediyor. İlgili ayet (mealen):
    – Hani bir zamanlar sizin için denizi yarıp, sizi kurtardık da Firavun’un adamlarını suda boğduk, siz de bakıp duruyordunuz.” (Bakara suresi/50)

Galiba bu adam Kuran okumamış. Ya da okumuş ama kafirlere perde çekildiği gibi buna da perde çekilmiş görememiş. Yoksa bu basiret yoksunluğu niye?!
Kuran ve sahih hadislerle açıkça belirtilmiş haberleri inkar eden bir İlahiyatçı Müslüman Olabilir mi?

                             * * *
“Hadislere Gerek Yok” diyen, “Kur’an’da Geçmeyen Hiçbir şeyi Kabul Etmem” diyen Ama Kur’an’da Geçmediği Halde Hz. Meryem Validemize Çift Cinsiyetli Diyen, Ne Dediğini Bilmeyen ehli sünnet dışı bir kimse ne kadar dürüsttür.?
Mehmet Okuyan hıristiyan ve yahudiler gibi şu durumdaki muharref İncil ve Tevrat’ın bozulduğunu kabul etmez ve şunları ifade eder:
“Üç kitap da eğer doğru okunursa ve doğru anlaşılırsa şartlanmış beyinlerin onları reddetmesi mümkün değildir. Zira üç kitabın sahibi Allahtır.” diyor.
Mehmet Okuyan @okuyanmehmet

Hazreti İsa (Aleyhisselam) yazılı bir İncil bırakmamıştır. İncil indirilme esnasında yazılmayıp Hz. İsa’dan (as) yüz yıl kadar sonra yazılmıştır. İncil ezberlenen bir kitap olmadığından herkes hatırlayabildiğini yazmış, araları doldurmuş, katıp karıştırmıştır. Dolayısıyla ilahi kitap olmaktan çıkmıştır. Zaten şuan piyasada olan inciller de onlarcasının arasından insanlar tarafından seçilerek benimsenmiştir. Tevrat da aynı şekilde tahrifata uğramıştır. BURADAN BAKABİLİRSİNİZ

 

 Mehmet Okuyan’ın çelişkili halinden iki şey çıkıyor.

  1. Birincisi kendisi de hadislere şartlanmış beyinle yaklaştığı için reddetmesi, inkar etmesi mümkün oluyor.

2. İkincisi ise Fethullah Gülen’den sonra tevrat ve İncil’in şu anki halini “Allah tarafından geldiğini” kabul edip okunabilir olduğunu savunmak yani yeni bir Dinler Arası Diyalog faciasa çağrışım yapıyor.

Yeni yazdığı uyduruk tefsir(!)inde (yani kendi yorumları) de tevrat ve incile atıf yapıyor da onun alt yapısını mı hazırlıyor orasını bilemiyoruz tabi. Kur’an ile aranıza kimseyi koymayın diyen Okuyan’ın insanlar ile Kur’an arasına kendi yazacağı tefsir(!)i koyması da ayrı bir facia tabi.

Mehmet Okuyan Hakkında Daha Geniş Bilgi İçin Alttaki Bağlantıdan Girebilirsiniz:
https://islamdergisi.com/genel/mehmet-okuyanin-ehli-sunnet-disi-goruslerine-cevap/

www.ihvanlar.net
Bu videoyu tavsiye ederiz: https://www.cubbeliahmethoca.com.tr/tr/reddiyeler/mehmet-okuyan

 

2- Prof. Mustafa Öztürk: Gizli hıristiyan misyoneri

Yukarıda resmi görülen misyonerlerin sözcüsü Mustafa Öçtürk Kur’an-ı Kerime “Uydurma” diyerek hıristiyan olduğunu açıkça izhar etmiştir.
Bu felsefeci İlahiyat Fakültelerinde ders vererek sapkın ilahiyatçılar yetiştirip Müslümanların imanını bozmaya çalışan pirincin içindeki beyaz taştır.

* Şövalyeliği seçen Mustafa Öztürk savaşı aynen oryantalist kafirler gibi İslam’ın temel akidelerine yöneltmektedir.
* Kur’ân-ı kerimdeki kıssaların Hazreti Peygamber tarafından konulduğunu iddia etmektedir.
Mustafa Öztürk,
*“Kur’ân kıssalarını tarihî hakikat olarak kabul etmek en büyük yanlıştır” demektedir. (Bkz. Kıssaların Dili, s. 99);

“Kur’ân-ı kerim gelmese de olurdu veya bugünden daha kötü olmazdı” diyerek İslam düşmanlığını kusmuştur.

Kur’ân-ı kerimde cihadla ilgili âyetleri anlatırken, “Bu ifade Allah’ın olamaz, Allah böyle politik bir dil kullanmaz” diyerek küfrünü aşikar etmiştir.
(Bkz. İslâm Kaynaklarında, Geleneğinde ve Günümüzde Cihad, s. 155)

İ’la-yi kelimetullah davasını fakih ve müfessirlerin uydurması olarak göstermektedir ve Osmanlı’nın cihadı ile Hıristiyan haçlıların savaşlarını aynı kategoride değerlendirir bu kafir. (Bkz. Cihad, s. 215);
BU Mustafa Öztürk denilen şahıs “Kur’an’daki ağır küfürler, Allah’a ait olamaz…”. diyerek Kuranın bazı ayetlerini inkar ediyor.

 


LİNKLER:
http://www.reddiyeler.com/detay.asp?haberID=794

 

3- Fetullah Gülen (Fetö):
Mason Muhammed Abduhu öven, hıristiyan lideri papaya “Papa hazretleri“ diye tazim eden, 1998 yılında Zaman Gazetesinde Temmuz ayında yayınlanan mektubunda “Muhterem Papa hazretleri, insanları hıristiyanlaştırma misyonunuzun bir parçası da ben olmak isterim” diyerek hıristiyanlığını belirten ve  cemaatinin ileri gelen üst-düzey hocaları… Dinler Arası Diyalog adı altında “Yahudi ve Hristiyanlarda Cennete Girecek” diyen  sapkınlardandır…

4- Mustafa İslamoğlu:
“Kadere inanmaya gerek yok diyen, Hz. Adem’in babası var diyen, hadisleri inkar eden, Peygamberimize kibirli diyen, yanlış fetvalar veren ehli sünnet dışı bir kimsedir.
5- Harun Yahya (Adnan Oktar):
Mason olduğu bilinen, Mehdi olmadığı halde kendisinin mehdi olduğunu söyleyen bir yalancıdır… Ayrıca hadisleri ve mezhepleri inkar eden, açık saçık kadınlarla televizyonda dans ederek İslamla alay eden sapkın bir ehli sünnet düşmanıdır…
6- Mihr Ali İskender Evrenesoğlu:
Kendisinin mehdi olduğunu iddia eden bariz bir sahtekar ve yalancıdır…


7- Prof. Abdülaziz Bayındır:
Allah Gaybı Bilemez” diyen Peygamberimize mucize verilmediğini iddia ederek Kur’an’ın mucize bir kitap olduğuna inanmayan Ehli Bidat Biridir…
Allahu tealanın gaybı bilemeyeceğini iddia eden kimseye en bariz cevap Kuran’dandır. Konuyla alakalı ayeti kerime (mealen):
“Allah inkarcılarda hayır görseydi onlara işittirirdi, işittirseydi yine de aldırmaz arka dönerlerdi.” (Enfal/23)
Bu ayeti kerimede Allahu teala gelecekte kimin kafir olacağını bildiği için ayette, “Allah inkarcılarda hayır görseydi onlara işittirirdi, işittirseydi yine de aldırmaz arka dönerlerdi.” ibaresi geçmektedir.

8- Prof. Zekeriya Beyaz:
Kabir Azabı Yoktur Diyen, Bir sürü Yanlış Fetvalar Veren ehli sünnet dışı birisidir…
9- Prof. Yaşar Nuri Öztürk:
“Kur’an’da Olmayan Hiçbir şey Günah Değildir” diyen, İsteyen “İstediği Şekilde Namaz Kılar Namaz Özünde Saçmadır” diyen, “Kuran Felsefedir” ve “Ben deist’im(Allaha inanıp peygamberleri ve İlahi kitapları inkar eden) diyen Sapıklıkları Sayarak Bitmeyecek Olan ehli sünnet dışı bir kimsedir…
10- Prof. Bayraktar Bayraklı:
“17 Ciltlik Tefsir Yazdım, Sahabeden Alimlerden Bir Tane Nakil Yapmadım” diyen Yani Uydurma Şeyler Yazdığını Kendisi Dahi İtiraf Eden, Hz. İsa İnmeyecektir Diyen Nice ehli sünnet dışı Görüşleri Olan Bir kimsedir.

11- Burada adı geçen hocanın tövbe ettiği haberi yaygın olduğundan onu listemizden çıkardık. 

12- Prof. Haydar Baş:
Kadiri Tarikatının arkasına saklanıp, Şiilik Görüşünü İnsanlara Aşılamaya Çalışan Biridir…

13- Prof. Mehmet Çedik:
Hadis İnkarcısı, Herkes Tarafından Anlaşılmayacak Bazı Hadisleri Diline Dolayıp, İnsanlara Bakın Bakın Böyle Hadis mi Olur Deyip, Hadisleri İtibarsızlaştırmaya çalışan ehli sünnet dışı bir kimsedir…

14- İhsan Eliaçık:
Melek Yok, Cin Yok Diyen, Namaz Kılmak Zorunlu Değil Diyen, Hadis İnkarcılığı Yapan Ve Daha Bir Sürü Yanlış Fetva Veren Ehli Küfür Sözde İlahiyatçılardan birisi…

15- Süleyman Ateş:
Yahudi Ve Hiristiyanlar da Cennete Girecek Diyen Aynı Zamanda İbni Teymiye Gibi Bir Sapığı Öven. Tasavvuf Büyüklerine Müşrik Diyen Bir ehli bidattir…

16- Yasin Gündoğdu:
Ehli Sünnet Olmadığını Kendisi İtiraf Eden Yasin Gündoğdu;
Hakla Batılı Karıştıran, 4 Hak Mezhepe Dil Uzatan Ve, Mustafa İslamoğlu Abdülaziz Bayındır, Mehmet Okuyan Gibilerin Sohbetlerini Profilinde Paylaşan, İnsanları Bunlara Yönlendiren Bir ehli bidattir…
***
Kerem Önder hoca Yasin Gündoğdu hakkında şöyle diyor:
“Google’da ufak bir araştırma yaptığımda, profilinde paylaştığı birkaç materyale şahit oldum ki, çok üzüldüm!

Ne kadar mezhepsiz adam varsa bunun(Yasin Gündoğdu’nun) profilinde!
İnsan bir tane de Ehli Sünnet hoca dinler yahu!
Bozuk saat bile günde iki kez doğruyu gösterir.
Bu nasıl saat (profil), hep yanlış adamları gösteriyor?
‘Allah senin kimle evleneceğini bilemez!’ diyen Abdülaziz Bayındır’ın sohbetini paylaşmış; Altı iman esasından biri olan kaderi inkar eden Mustafa İslamoğlu’nu paylaşmış; ‘Kabir azabı yok!’‘Cehennem sonsuz değil!’ hezeyanlarını savuran Mehmet Okuyan’a methiyeler düzüyor!
Bu Bermuda üçgeninde bir tek Edip Yüksel eksik!
Onu da paylaşsaydı, mahşerin dört atlısı tamam olurdu!

Sübhânallah! Bu ne basiretsizlik? “

17- Ebu Hanzala
(Halis Bayuncuk):
Allah Göktedir Diyen, Allahın Eli Ayağı Gözü Vardır Diyen, İŞİD’e İslam devleti diyen, tasavvufçuları kâfirlikle suçlayan ve yüzlerce bozuk görüşe sahip olan bir ehli bidattir..

18- Ahmed Hulusi:
Kuran’a Kendi Kafasına Göre Saçma Sapan Mana Veren Ve Meal Kitabı Bastıran Bir ehli bidattir..

19- Muhammed Esed:
Yahudi Bir Ailenin Çocuğu Olan, Sonradan Müslüman Olduğunu Söyleyen Bir münafıktır.
Dinler Arası Diyalog Projesininin Bir Parçası Olan Bu Kişi, Yahudi Ve Hristiyanlarda Cennete Girecek Diyerek, İslamı Önemsizleştirmeye Çalışmaktadır…

20- Prof. Hayrı Kurbaşoğlu:
Sahih ve mütevatir hadisleri inkar eden, onları alaya alan. Hz. Mehdi, hz. İsa gelmeyecektir diyen bir ehli bidattir.

21- Ubeydullah Arslan:
Tevhid adı altında tasavvuf düşmanlığı yapan vahhabidir.

22- Prof. Muhammet Nur Doğan:
Ayetlerle varlıkları sabit olan cinleri reddeden ve insanların maymundan türediğini ileri süren bir ehli bidattır…

23- İsmail Naçar:
Peygamberimizin sakalı şerifinin hiçbir önemi yok diyen, ve Peygamberimiz de normal bir insan gibi kabirde çürür diyen, Peygamberimiz hakkında türlü iftiralar atan bir ehli bidattir..

24- Zakir Naik:
Dört Hak mezhebi birbirine karıştıran, herhangi bir mezhebe bağlı olmayan, hadisleri arka plana atan yada sadece sahih hadis diyen, Allah göktedir diyen bir sapıktır…
Hakkında geniş bilgi için linki Tıkla ve Oku:

Zakir Naik kimdir? Ehli Sünnet midir?


25- Edip Yüksel:
Bütün Hadislere Uydurma Diyen, Kuran Yeter, Herkes Kuranı Kendi Kafasına Göre Yorumlayabilir Diyen Bir Sapıktır…

26- Prof. Reşit Haylamaz:
Dinler arası diyalog adı altında yahudi ve hıristiyanlarda cennete girecek diyen, ayetleri tahrif eden bir ehli bidattir…

27- Alparslan Kuytul:
12 İmama Şii Diyen, Şii Sünni Kardeştir Diyen, Şiilik Projesinin Bir Parçası Olan Bir kimsedir… Aynı zamanda bir video kasetinde “Allah mekandan münezzehtir” dediği halde kasetin sonuna doğru başta söylediği ile çelişip, “Allah arşın üstündedir ” diyerek Allah’a mekan isnat eden ehli bidattir.

FİTNE YUVASI ALPARSLAN KUYTUL

Tarih04 Mayys 2021, 02:41EditörYönetici

ALPARSLAN KUYTUL’UN ÖZETLE FİTNE LİSTESİ..

ALPARSLAN KUYTUL, Ehlisünnet değildir…

ALPARSLAN KUYTUL’u Seyretmeyiniz, Kitaplarını Okumayınız, İtibar Etmeyiniz…

ALPARSLAN KUYTUL’un BAZI GÖRÜŞLERİ AŞAĞIDA GELDİĞİ GİBİDİR…

1- Alparslan Kuytul, “ALLAH MEKÂNDAN MÜNEZZEH…” DER, SONRA DA İBN-İ TEYMİYYE’NİN DEDİĞİ GİBİ “ALLAH ARŞIN ÜZERİNDE…” DER…
Alparslan Kuytul sonra da “Arşın üzerinde mekân ve zaman yoktur” diyerek kendince yorum getirir, buna da Taha suresi 5. ayeti delil olarak gösterir…

2- Alparslan Kuytul, OY KULLANMAYI GÜNAH OLARAK GÖRÜR…

3- Alparslan Kuytul, ÇALGININ GÜNAH OLDUĞUNU SÖYLER ANCAK KENDİ DAVALARI İÇİN HER MÜZİĞİ KULLANIRLAR…

4- Alparslan Kuytul, TARİKATLARI, RABITAYI, TEVESSÜLÜ KABUL ETMEZ…

5- Alparslan Kuytul, ÖRNEK ŞAHSİYETLER OLARAK EHLİSÜNNET DIŞI MEŞHUR KİMSELERİ GÖSTERİR…

6- Alparslan Kuytul, TÜRKİYE’DE “HİZBU’T-TAHRÎR”’İ DESTEKLER…

7- Alparslan Kuytul’un FURKAN EĞİTİM VE HİZMET VAKFININ, DEAŞ VE EL-KAİDE BAĞLANTILARI ORTAYA ÇIKMIŞTIR…

8- Alparslan Kuytul, “DİNDE SİYASET YOK” DER, “PARTİ İLE ÇÖZÜM OLDUĞUNA İNANMIYORUZ” DER, AMA TEŞKİLATINI MİLLİ GENÇLİK VAKFINDA KURMUŞTUR…

9- Alparslan Kuytul, “TÜRKİYE’DEKİ SİYASİ HAREKETLERİ DESTEKLEMEDİKLERİNİ” SÖYLER, AMA ANADOLU GENÇLİK DERNEKLERİYLE GÖRÜŞÜR…

10- Alparslan Kuytul, “BU DÜZEN TAĞÛTÎDİR” DER AMA SEÇİMLERDE SANDIKLARDA MÜŞAHİT OLURLAR…

11- Alparslan Kuytul, “DİNDE SİYASET YOK” DER, AMA KENDİSİ HEP SİYASET KONUŞUP SİYASİ ALANDA GÜÇ OLMAYA ÇALIŞIR…

12- Alparslan Kuytul, siyasetin, BELLİ KADEMELERE GELEREK DEVLETİ YÖNETMENİN, BUNUN İÇİN MÜCADELE ETMENİN HARAM OLDUĞUNU, KAYMAKAM OLMANIN BİLE CAİZ OLMADIĞINI SÖYLER…

13- Alparslan Kuytul, ESAD’A TEK KELİME ETMEDİĞİ GİBİ AÇIK BİR DİLLE SURİYE’DE ZALİM ESAD’A KARŞI MÜCADELE EDENLERE KARŞI ÇIKAR…
Alparslan Kuytul, Suriye’de cihad eden halka;
“Olan oldu, daha fazla olmasın. Zehir içeceksiniz, bırakacaksınız. Başka çareniz yok. Bu zalimi deviremezsiniz. Başka ülkelere kaçın. Bu işin bir yere varacağı yok…” demiştir…


Alpaslan Kuytul hakkında geniş bilgi ve kanıt için linki tıkla:

Furkan Haber'den Alparslan Kuytul deşifresi


28- Ali Rıza Demircan:
Kuranda Geçen Cariyeler İle İlişkiye Girelebilineceğine cevaz veren Ayeti İnkar Eden, Sahabe Cariyeler İle Zina Yaptı Deyip Onlara İftira Atan Bir ehli bidattir…

29- Caner Taslaman:
Kuran Yeter Diyen, Hadislere Gerek Yok, Hadisler Uydurma Diyen, 4 Hak Mezhebe Dil Uzatan Felsefeci Reformist Ehli Bidaat Biridir…

Caner Taslaman, Boğaziçi Üniversitesi’nde Sosyoloji okudu.

Big Bang teorisi’nin felsefe ve teoloji ile bağlantısı üzerine yaptığı teziyle yüksek lisansını, Evrim Teorisi’nin felsefe ve teoloji ile bağlantısı üzerine yaptığı teziyle de doktorasını aldı.

Bilim-Felsefe-Din üçgenindeki çalışmalarıyla 2014 senesinde “Yıldız Teknik Üniversitesi”nin, Felsefe Bölümü’nde ise profesörlük derecesi aldı.

Evrimin İslam çelişmediği, Sünnet-i Seniyye diye bir şeyin olmadığı (örn: Sakal bırakmak sünnet değildir. 4 Ağustos 2015 Teke Tek programı) gibi Ehl-i Sünnet’e ters düşen sözleriyle tanınmaktadır.

Aynı zamanda evrim teorisini savunurken “Biz şuan patates, lahana, tavuk, mercimeğin değişime uğramasıyız. Şu anda ineğin değişime uğraması olmaktan sorun hisseden var mı aranızda?” diyerek insanların tek bir insan Hz. Adem’in nesli olduğunu inkar ederek Kuran’ı yalanladığı için kafir olmuştur.

Kendisinin Adanan Oktar’ın eski müridi olduğunu gösteren deliller mevcuttur.

Kur’an-ı Kerim’in İslam’ın tek kaynağı olduğunu savunan Taslaman hadisleri inkar etmektedir. Kendisi Arapça bilmemekte, hadis, tefsir, fıkıh gibi konularda eğitim almamış olmasına karşın, bir televizyon programında Kur’an’ı yüzünden dahi okuyamamıştır.


Allah’ın veli kullarının kabrine gidip hem ona rahmet eylemesi için hem de onun hürmetine rahmetten istifade etmek için dua edenlere “müşrik” yaftası yapıştıran mealist/reformist/sünnetsiz kafa Caner Taslaman’ın ne kadar kültürlü bir insan olduğundan dem vuruyor ?

 

30- Ömer Öngüt:
Ehli sünnet dışı itikada sahiptir. Ömer Öngüt, mezhepsizce hareket ederek organ nakli caiz değildir, haramdır diye fetva vermiş, organlarını bağışlayanlar cehenneme gidecektir diye Ehli sünnete zıt fetvalar vermektedir. Zaten bunu söylerken hiçbir delile, kaynağa başvurmamıştır.
Halbuki, zaruretler haramları mübah kılar. Bu hususta kitaplar da şöyle deniyor;
Müslüman uzman doktor, bir hasta için, (Organ naklinden başka çare yok) derse, ölü veya diriden organ nakli caiz olur. Din ayrılığı gözetilmez.
(El-Hedyül-İslami)
Zaruret olunca birçok yasaklar mubah olur. Ölünün de, dirinin de, bir yerini kesmek haramdır, ona eziyettir, fakat zaruret olunca, bu haramlık kalkar, çünkü dinimizde,
(Zaruretler, yasak olan şeyleri mubah kılar) kuralı vardır. (Mecelle)
Ömer Öngüt bazı Ehli Sünnet cemaatleri şirk işlemekle suçlayan ve cehennemlik olduklarına hüküm veren bir kimsedir. 

31- Cemalnur Sargut:
 Ehli sünnetten ayrılmış bir kimsedir. C. Nur Sargut denilen kadın,  ehl-i bid’at birisidir. Kur’an’da ki baş örtüsü ile ilgili ayeti kerimeye Ehli Sünnetin verdiği manadan başka mana vererek gerçek manayı  çarpıtmaktadır… Nur Suresi 31. ayeti kerime:
وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلٰى جُيُوبِهِنَّۖ
“Velyedribne bihumûri hinne alâ cüyûbi hinne” (NUR/31)
Ayetin Meali: “Rasülüm o mü’min kadınlara söyle başörtülerini yakalarının üzerine kadar indirsinler.”
Kim bu ayeti kerimeye karşın başörtüsünü inkar edip başka mana verirse küfrü muciptir…

32- Ebu Haris:
Ebu Haris takma isimli kimse sapık vahabilerin fikir babası hıristiyanlar gibi Allahu Tealanın arşın üstünde oturduğuna inanan sapık İbn-i Teymiye’yi öven ve Hz. Ali’nin küfrüne fetva verdiği “Bize Kuran yeter” deyip hadisleri inkar eden harici kafirleri medhü sena eden bir sapkın bir ajandır.

33- Emre Dorman:
Emre Dorman, ehli sünnet düşmanı, hadis münkiri “türkçe namaz kılınır” diyen sapkın bir felsefecidir.

34- İbn-i Teymiyye:
Hanbeli fıkıh ve hadis âlimi iken mezhepsiz oldu. Ehl-i sünnete uymayan yazılarından dolayı Mısır’da iki defa hapsedildi. 1263 senesinde Harran’da doğup, 1328 de Şam’da kalede hapiste iken öldü.

İbni Teymiye, Ehl-i sünnet âlimlerinin büyüklüğünü anlamamış, tasavvufu inkâr etmiş, Ehl-i sünnetten ayrılmıştır. Kitapları, kendilerine Selefiyyeci diyen mezhepsizlere kaynak olmaktadır. Mezhepsizler, onu övmekte, İslam müceddidlerinin piri demektedirler. İbni Teymiye’nin şâki ve dalalette olduğu Seyf-ül-Cebbar ve farisi Tâlim-üs-Sübyan‘da da yazılıdır.

Camiul-ezherdeki hanefi âlimlerinden Muhammed Bahitin (Tathir-ül-füad min-denisil itikad) kitabı, (Et-tevessüli bin-Nebi ve bis-Salihin), (Şevahid-ül-hak), (Cevahir-ül-bihar), (Seyf-ül-Cebbar) ve (Tâlim-üs-sübyan) kitapları, İbni Teymiye’nin dalalete düştüğünü vesikalarla ispat etmektedir.

 

İmam Kevserî’nin İbn Teymiyye hakkındaki yazısı…
“İçlerinden bir adam çıktı; zekâ, hafıza, üslup ile beraber ilim talebinde yetişmesi güzeldi. İlimde güvenilir şeyhleri kendisine celp etmesi ve şeyhlerin onu övmesi nüfuz kazanmasına yaradı. Düzgün konuşan bir vâiz idi.
Selef mezhebi örtüsü altında Haşeviyye mezhebini Ehl-i Sünnet mezhebinin yerine yerleştirmek için tedbirli bir plan üzerinde gidiyordu.
Geçen asırla boyunca nazar ve fıkıh ehlinden temayüz etmiş âlimlerinin ellerinde Eş’arî ve Mâturîdîlerden oluşan Ehl-i Sünnet’in ilmî araştırmalarda kuvvetli delillere ulaştığı seviyeyi bilemedi. Bu Haşevî, onların talebelerinin küçüklerinden bile sayılamaz. Öyle ki bunun gibi birisi bu âlimlerle çarpışmaya yeltense ancak annesinin başına düşer, helak olur da diyeti ödenmez.
Ve ona nazarî ilimlerde yol gösterecek bir mürşidi de yoktu. Neticede onun ilmi güvenilir bir şeye dayanmıyor, karışık ve çelişkisi çoktu. Yetenekleri problemli hevâlarında dağılmıştı. Sonra amel ettiğine ulaştı ve âlimlerin reddetmesiyle fitnesi ortadan kalktı.”
Muhammed Zâhid el-Kevserî, Mukaddimâtü’-Kevserî, s.48-49.

 

İBN-İ TEYMİYYE’NİN SAPKINLIKLARI:

1- “İbni Teymiye, Kitab-ül Arş isimli eserinde,
“Allah Arş’ın üzerinde oturur, kendisi ile beraber oturması için Rasulullaha da yer bırakır” diyor.
Essırat-ul-müstekim kitabında da, büyük sahabi Rasulullahın amcasının oğlu İbni Abbas gibi bir sahabiye “kâfir” demiştir”. (Keşfüzzunun)

2- “El-ubudiyyet kitabında ise, Allahü teâlânın ismini zikretmenin bid’at ve dalalet olduğunu bildirmekte ve tasavvuf âlimlerine çirkin iftiralar yapmaktadır”.

3- “(Arş kadimdir) yani; yaratılmamış” diyor. (Akaid-i Adudiyye şerhi)
Allah’tan başkasına yaratılmamış demek şirktir.

4- (Şam Camii’nin minberinden inerken “Allah gökten yere, benim indiğim gibi iner” demiştir.)
[İbni Battuta –Tuhfetünnüzzar tarihi]

5- Vahhabiligin musebbibi İbni Teymiyyedir.
Hz Ömer (r.a.) için diyor ki;
”Halife Ömer’in 300 tane yanlış fetvası var. Ümmetin başına ne belalar açtı”
Hz Ali (r.a) için,
“Ali, Ebu Cehil’in kızına aşık oldu, ölene kadar da unutamadı” diye hakaret ediyor.
EK: 1

İbni Teymiyye’nin dalâlete düştüğü yerler:
SORU: İbni Teymiyye hangi temel hususlarda Ehl-i sünnetten, doğru yoldan ayrılmıştır?
CEVAP: İbni Teymiyye’nin Selef-i sâlihînden ayrıldığı yerler hakkında Tâcüddîn-üs-Sübkî hazretleri buyuruyor ki:
“1- Talak vaki olmaz, yemin keffareti vermek lazımdır diyor.
2- Kılınmayan namazı kaza etmek lazım değildir diyor.
3- Suda fare gibi hayvan ölünce necis olmaz diyor.
4- Cünüp olanın, gece gusül etmeden nafile namaz kılması caizdir diyor.
5- Allahü teâlâ zerrelerden yapılmıştır diyor.
6- Kur’ân-ı kerim, Allahü teâlânın zatında yaratılmıştır diyor.
7- Âlem, yani her mahluk, nevi ile kadimdir, sonsuzdur diyor.
8- Allah, iyi şeyleri yaratmaya mecburdur diyor.
9- Allahü teâlânın cismi ve ciheti vardır ve yer değiştirir diyor.
10- Cehennem ebedî, sonsuz değildir, sonunda söner diyor.
11- Peygamberlerin masum, günahsız olduklarını inkâr ediyor.
12- Resûlullah efendimizin diğer insanlardan farkı yoktur. Onu vasıta kılarak dua etmek caiz olmaz diyor.
13- Resûlullah efendimizi ziyaret etmeye niyet ederek Medine şehrine gitmek günahtır diyor.
14- Peygamber efendimizden şefaat istemek için gitmek de haramdır diyor.
15- Tevrat ve İncil’in kelimeleri değil, manaları değişmiştir diyor.”
Bazı âlimler, yukarıda bildirilenlerin çoğu ibni Teymiyye’nin sözü değildir dedi ise de, Allahü teâlânın ciheti olduğunu ve parçaların birleşmesinden meydana geldiğini söylediğini inkâr eden yoktur.
İbni Teymiyye’yi savunan ve bilhassa “Vâsıta” kitabını bastıranlar var. Bu kitap, onun Kur’ân-ı kerime, hadis-i şeriflere ve icmâ’ı müslimine uymayan fikirleri ile doludur. Okuyanlar arasında büyük fitne ve bölücülük uyandırmakta, kardeşi kardeşe düşman etmektedir. Hindistan’daki Vehhabiler ve başka İslam memleketlerinde, bunların tuzaklarına düşmüş cahil din adamları, ibni Teymiyye’yi kendilerine bayrak yapmışlar, ona “Şeyh-ul-islâm” gibi isimler takmışlar. Onun bozuk fikirlerine ve yazılarına din ve iman diye sarılıyorlar. Müslümanları parçalayan, İslamiyeti içeriden yıkan bu feci akıntıyı durdurmak için Ehl-i sünnet âlimlerinin onu reddeden, kitaplarını okumalıdır. Bu kitaplardan Takıyyüddîn-üs-Sübkî hazretlerinin, “Şifâ-üs-sikâm fî-ziyâreti-hayril-enâm” kitabı, ibni Teymiyye’nin bozuk fikirlerini yok etmekte ve yayılmasını önlemektedir.

 

Bütün bu bilgileri öğrendikten sonra İbn-i Teymiyye’yi seven ve onu öven herkes sapıktır.

35- Cemaleddin Afgani:

Cemaleddin Efgani’nin talebesi M. Abduh Paris’te İslam’ı kurtarırkene…
Muhammed Abduh Dosyasını İncelemek için:


Bir 2 kişi ve ayakta duran insanlar görseli olabilir
İngiliz ajanı bir masondur. 1838 senesinde Afganistan’da doğup, 1897 de İstanbul’da vefat etti. Din bilgisi azdı. Zındıkların kitaplarını okuyarak dinden çıkmıştır. Bir aralık Ruslar tarafından satın alınarak, ana vatanı olan Afganistan’a karşı casusluk yaptı. Dinine ve vatanına hıyanet etmekten çekinmedi. İngiliz masonları ile de işbirliği yaparak zengin oldu ise de, Osmanlı Şeyh-ül-İslamı Hasan Fehmi efendi, onun cahilliğini ve zındıklığını ortaya koydu. 1944 de, kemikleri, İstanbul’dan, Kabil’e nakil edildi.
Mısırlı Edib İshak, Ed-dürer kitabında, bunun Kahire mason locası reisi olduğunu yazmaktadır. Bütün masonlar gibi, çeşitli kılıklara girerek, İslamiyet’i içerden yıkmaya çalışmıştır.

36- Muhammed Abduh:
Sicilli mason Abduh’la çömezi mezhepsiz Reşit Rıza, İslam âlimi değil, birer İslam düşmanıdır. Kahire mason locası reisi olan Cemaleddin Efgani’nin İslam’ı içeriden yıkma propagandalarına aldanan mason Abduh Beyrut mason locası başkanı, (Mısır’da Efgani’den sonra mason locası başkanı olan imam Abduh, masonluk ruhunu yayarak çok hizmet etti) diyor. (Daire-tül-mearif-ül-masoniyye s. 197)

Efgani’den sonra, Abduh da, masonluğa çok yardım etti. (Les franco-maçons s. 127)

(Salih amel işleyen kâfir de olsa, Cennete girer) diyor. Hayranı Seyyit Kutup bile, (Üstad Abduh, düşünüşünü nakzeden âyetleri hatırlamıyor) diyerek tenkit ediyor. [Nisa 124. âyetinin tefsirinde]

Fil suresindeki kuşlara sivrisinek, attıkları taşlara da mikrop diyor. Elmalılı Hamdi, tefsirinde buna gerekli cevabı vermiştir. (s. 84, 87)

(İslamiyet ve nasraniyet) kitabında, (Bütün dinler birdir. Dış görünüşleri değişiktir) diyor. Londra’daki papaza yazdığı mektupta, (İslamiyet ve Hristiyanlık gibi iki büyük dinin el ele vererek kucaklaşmasını beklerim) diyor. (F. Bilgiler) [Hristiyanlığa büyük din diyor.]

37- Reşid Rıza:
Bu kişide Cemalledin Afgani ve Muhammed Abduh adlı Masonların öğrencisidir. Reformist bir bidaatçıdır…
Yüksek İslam enstitüsü eski müdürü Ahmed Davudoğlu, Din Tahripçileri kitabında diyor ki:
Mezhepsiz Reşit Rıza, hocası mason Abduh’un dinde reformcu fikirlerini yaymak için Mısır’da El-Menar dergisini çıkardı. (Eldavetü vel-irşad) medresesinde hocalık yaptı. El-Muhaverat kitabında, Ehl-i sünnet mezhebine ve fıkıh kitaplarına saldırdı.

Mezhepsizler kitabında Dr. Hasib Es-Samirai [Ali Nar tercümesinde] diyor ki:
Reşit Rıza ne aldıysa, M. Abduh’tan aldı. O da bütün sermayesini, şarkın filozofu denilen Efgani’den devşirdi. Yani bu iki zatın, özü ve fikrî hüviyeti üstadlarına bağlıdır. (s. 45)

Reşit Rıza, Efgani’nin fikir mirasçısı ve çömezi Abduh’la beraber olmuştur. (s. 80)

El-Menar dergisinde Vehhabiler hakkında çeşitli makaleler yayımlayan Reşid Rıza, Vehhabi hareketini yerinde ve lüzumlu görmüştür.
[Prof. Yusuf Ziya Yörükan, “Vahhabilik”, A.Ü. İlahiyat Fakültesi Dergisi, Sayı 6]

38- Seyit Kutup:
Ehli Sünnet Değildir, Mezhepsizdir, Kendi Kafasına Göre Tefsir Yazmıştır, İbni Teymiye Gibi Birini Överken Nice Ehli Sünnet Alimlerine Dil Uzatmıştır. Öte Yandan Hz. Osman’a Türlü İftiralar Atmıştır. İslamın Güçlü Olamamasının Temel Sebebi Hz. Osmanin Halife Olmasıdır Demiştir. Tüm Tarikatları Şirkle İtham Etmiş Bir Sapıktır…
(Kaynak: Yazdığı kitaplardır)

39- Mevdudi:
Merhum Ahmed Davudoğlu Hoca, Din Tahripçileri kitabında Mevdudi;
(Her peygamber günah işler) diyor. (s. 174)
(Peygamberimiz Kur’anın eşitlik esasıyla ameli terk etti) diyor. (s. 176)
Mevdudi, Resail Mesail isimli eserinde 57. sayfada,
(Resulullah Deccal’ın kendi zamanında çıkacağını sanıyordu, ama bu zannı üzerinden 1350 sene geçmesine rağmen, Peygamberin zannı doğru çıkmamıştır) diyerek Resulullah’ı bile suçlamaktan çekinmiyor.
(s. 179)
Necip Fazıl Kısakürek özetle diyor ki:
Mevdudi, İslamda İhya Hareketleri isimli eseriyle İslam’da imha hareketinin temsilcilerinden biri. İşi gücü, Ehl-i sünnet büyüklerine çatmaktır. Efgani ve Abduh’a hayran. İbni Teymiyye’ye ise kara sevdalı. Sapık fikirlerin sapık ihtilalcisi olarak defalarca hapsi boyladı. Derken Vehhabilik dünyasına kapılandı. Medine’deki Vehhabi Üniversitesi İstişare Heyeti’ne aza seçildi. Orada da dikiş tutturamadı ve Vehhabilere bile giran gelen fikirleri yüzünden mahkeme edildi.
(Doğru Yolun Sapık Kolları s.155)


40- Yusuf Kardavî:
İbni Teymiyye’ye İmam ve Şeyhülislam diyerek, küçük kitapçığına, ondan 21, talebesi İbni Kayyım’dan ise 8 tane nakil almıştır. Ebu Hanife ismi iki defa geçiyorsa da, kaynak olarak değildir. El-Halal-vel-Haram kitabının önsüzünde, (Kendimi herhangi bir mezhebe bağlamayı uygun bulmadım. Yalnız bir mezhebin esiri olunmaz) diyor, mezhepleri esaret kamplarına benzettiği için ehli sünnetten sayılmaz.

41- Ali Şeriati:
Allah bir puttur diyen, Şiilik İtikadına Sahip Olan Ayrıca “Muhammed Kimdir” Adlı Kitabında Şiilik İnancı Gereği Sahabeye Sayıp Savurmuş, bununla da kalmamış Peygamberimize dil uzatmış, güya peygamberimiz hz. Alinin hakkını savunmamış ve kıyamete kadar bu lekeyle kalacakmış… Bu adam tam katışıksız bir Sapıktır…

42- Ayetullah Humeyni:
İslamın yanlış tanınmasına sebep olan şia lideridir. Sahabeye İftira Atan, Söven, İki Yüzlü Takiyeci bir kimsedir…

 

43- Muhammed Hamidullah:
Hamidullah, Mirac’ın rüya veya ruhî bir hâl olduğunu iddia ederek ehli dalaletten olmuştur.
Ruh-ul-beyan
’da Tefsir-i Hüseynî’den alınarak, (Resulullah’ın Mekke’den Mescid-i Aksa’ya götürüldüğüne inanmayan kâfir olur. Göklere ve bilinmeyen yerlere götürüldüğüne inanmayan ise sapık olur) buyuruluyor. Hamidullah ise, her ikisine de inanmıyor. Hamidullah’ın çok sapık biri olduğu çeşitli ilim adamlarınca bildirilmiştir. Mesela Necip Fazıl Kısakürek bir eserinde özetle diyor ki:
Dalalet kumkuması Hamidullah (İslâm Peygamberi) isimli kitabında:
1- Azılı İslam düşmanı müsteşrik Dr. Duzi ağzıyla konuşan,
2- Resulullah’a, Hristiyanlardan din bilgisi almış olmayı yakıştıran (s. 21),
3- (Sütkardeşi Şeyma’nın omuzunu, hayat boyu iz kalacak şekilde ısırdı) diye yazabilen (s. 40),
4- (Nübüvvetten önce, Peygamber puta koyun kurban etti) diyebilen (s. 47),
5- Vahyi, (Onların ifadesine göre) diyerek şüpheli gösteren (s. 66),
6- Buda’yı Peygamber sayan (s. 69),
7- Şakk-ül-kamer mucizesini bıyık altından alaya alan (s. 82),
8- Miracı, ruhî bir hâl sayan, Mirac’ı Allah’a mekân tayin etmiş olmak gibi gösteren (s. 92),
9- İslam’dan önce Kudüs’te mescid bulunmadığını iddia edip, Mescid-i Aksa’yı dolayısıyla Kur’anı bile yalanlamaya kadar giden (s.93),
10- Eserini, Fransızlardan gördüğü misafirperverliğe mukabele için yani kiliseyi memnun edebilmek için yazdığını itiraf eden… (Önsöz)
Evet, bütün bunları eyleyen, dinden, imandan yoksun bir bedbahtın, âlim ve mütefekkir diye piyasaya sürülmesinden büyük felaket düşünülemez. Din simsarları böyle kitapları basa dursun…(Türkiye’nin Manzarası)

44. Haktan Akdoğan:
Cinlere uzaylılar diyen bazı uzaylıları putlaştıran, hayali ufolardan söz eden Kuran ve Sünnete aykırı görüşleri olan ehli bid’at bir kimsedir.

UZAY HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKEN DOĞRU BİLGİLER:
Evrendeki yerimiz, yedi göğün en altı  olan  içinde milyarlarca yıldızı taşıyan 1. gökteki Saman Yolu Galaksisidir.  İçinde yaşadığımız dünya ise, güneş sistemine bağlı bir gezegendir. Güneş sistemi ise, Saman Yolu Galaksisi içinde bulunan milyarlarca yıldızdan birisidir.. Güneş‘e en yakın yıldız sistemi Alfa Centauri ise, güneşimizden ortalama uzaklığı 4,37 ışık yılıdır. Yani oraya, en modern füze(Saatte 45.000 km) hızla 75 bin yılda ancak gidebilir (1).
Bunun anlamı, orada yaşadığı varsayılan insansı uzaylılar, bizim füzelerin on katı hızında füze yapsalar, dünyamıza hiç durmadan ancak yaklaşık 18 bin 750 yılda gelebilirler. Buna hangi canlının ömrü yeter ve hangi teknoloji ürünü alet 18 bin 750 yıl hiç durmadan ve arızalanmadan yol alabilir?
Bunlardan başka akla gelen bir olumsuzluk daha var. O meçhul uzaylılar dünyalıları ziyaret için neden on binlerce yıl bekleyip teknolojinin geliştiği bu çağı seçtiler.? Daha önce gelselerdi biz onları anlayamayacak mıydık yoksa..?!
Uzay canlılardan tamamen boş da değil. Cinlerin bir kısmı uzayda, yani diğer gezegenlerde yaşamaktadır.
Bu insansı uzaylılar masalını ABD, ancak geri kalmış cahil toplamlara yutturabilirler.  Onlar ancak, ABD’nin casus uyduları ve uçaklarıdır.
Hülasa uzaylılar hakkında saptırmaca hayali bilgiler üreten şarlatanlar aslında uzay hakkında herkesten daha cahildir.

Kaynakça:
(1-) “LHS 50 — High proper-motion Star” Bir ışık yılı ışığın bir yılda alacağı yoldur.)

 

45- Hasan El-Benna

İlk zamanlarda İhya, Envarü’l-Muhammediyye ve Tenvirü’l-Kulub gibi ananevi kitapları okumayı âdet edinmiş iken, tahsil için geldiği Kâhire’de Reşid Rıza’nın sohbetlerine ve modernizmin merkezlerinden biri olan el-Mektebetü’s-Selefiyyeye devam ederek dünya görüşünü değiştirmiştir. Reşid Rıza’nın el-Menar adlı mecmuasını 1940’a kadar neşr etmiştir.

Memleketin manevi kalkınması cihetiyle Cemaleddin Efgani ve Muhammed Abduh’un koymuş olduğu kaideleri esas alır. Bunların halkı dinen ve ahlaken faydalı bir cihete götürdüğünü; akideyi doğru bir temele oturttuğunu iddia eder. (Hatıralar, 268, 273)

Modernist olduğu halde, hiçbir zaman açıkça reformdan bahsetmedi; netameli mevzulara pek girmedi. Üstatlarının sivri taraflarını kendi şahsiyetiyle örtmeye çalıştı. Bunlardan farklı olarak sadece entelektüelleri değil, halkı da davasına katmaya çalıştı. Misyonunu, hem selefi çizgide hem de ehl-i sünnet ve tasavvuf yolunda diye birbirine mütenakız unsurlarla vasıflandırdı.

46- Ömer Özsoy;
“Kur’ân’da Allah çelişkiler içerisindedir” diyerek küfre sapmıştır.
47- İlhami Güler:
“Kur’an’da ki bazı kıssalar Peygamberin uydurmasıdır ve atılmalıdır”
diyerek küfrünü izhar etmiştir.

48- Hayrettin Karaman:
Kabir alemi ile ilgili ehli sünnet dışı görüşleri mevcuttur.
LİNK:
https://www.cubbeliahmethoca.com.tr/tr/reddiyeler/mehmet-okuyan/hazreti-meryem-validemize-cift-cinsiyetli-diyen-mehmet-okuyan-in-kur-an-dan-getirdigi-delil-tam-bir-tahrifat-12719

49- Enbiya Yıldırım:

ENBİYA YILDIRIM’IN BAZI  SAPKIN GÖRÜŞLERİ…
Ankara İlahiyat Hadis Öğrt. Üyesi. Tarihsellik fikrinin öncüsü ekip olan “Ankara Okulu” mensubu. Eserlerinde akla hayale gelmeyecek boyutta İslam itikadına aykırı fikirler var. Tarihsellikte son derece fanatik.
Bir örnek vermek gerekirse, Enbiya Yıldırım’ın, “Rivayetlerin Şekillenmesinde İnsan Olgusu Üzerine Bir Analiz” konulu makalesinde baştan sona, “ancak azgın bir müsteşrik bunları söyler” dedirten vahim fikirler var. Makalenin, 148-163 sayfaları arasının tamamı, Hadis, sünnet, hadis usulü, hadis rical kitapları, Buhari ve Müslim gibi sahih hadis kaynakları başta olmak üzere tüm hadis literatürü, muhaddisler, sahabe başta olmak üzere tüm hadis ravileri, Kur’an’ı Kerim ve Hz. Peygamber (s.a.v) hakkında tepeden tırnağa, iman ve İslam sıfatıyla asla bağdaşmayacak içerikte ağır bir zehir kusuluyor. En sonunda da “bugün elimizdeki hadislere güvenilmez, o halde bugün oturup yeniden hadis metinleri yazmalıyız” diyor.
Makaleden birkaç somut örnek:
a-“Hz. Peygamber’in kavram dünyası, her konuda birebir Kur’an’a uymaz”… (!) (s. 148).
b-“Hz. Peygamber ile ashabı arasında tam anlamıyla bir iletişim yoktur (!). Dolayısıyla, Hz. Peygamber’in söz ve fiillerinin hakikate ·en yakın şekilde nakli sorunu ortaya çıktı(!). Bu bağlamda Hz. Peygamber’in ne kadar anlattığı da sahabenin ne kadar anladığı da sorunludur (!) (s.148).
c-Sayfa 148’de, “Bir kere Hz. Peygamber Cebrail’i görmesi ve hakikate olan yakınlığının fazlalığı nedeniyle özellikle olgusal içeriği olmayan metafizik konulardaki kelimelere yüklediği anlam …” diye devam eden cümlelerde, Hz. Peygamber (s.a.v.) kendi iç dünyasında anladığını kendi kelimelerine dökerek vahyi/Kur’an’ı ortaya koyduğunu anlatmakta ki, bu ifadeler, Kur’an’ın Allah kelamı değil, peygamber sözü olduğu anlamına gelir. (Fazlurrahman’ın görüşü).
d-“Doğal olarak herkes bir şey anlayacaktır ama herkesin anladığı kendi zihin yapısına, sahip olduğu kültürel formasyana göredir” (s.148).
Bu ifadeler, sahabe tarafından hadislerin doğru anlaşılmadığı rastgele, herkesin, eksik, fazla, doğru, yanlış anladığı neyse, ona bir de kendi kültürünü de ekleyerek naklettiğini (!) anlatmaktadır. Böyle bir düşünce, sahabeye de onların eğitim ve kontrolündeki Hz. Peygamber (s.a.v.)e de hakarettir. Ve bu düşünce bile tek başına hadisleri çürütmeye yeter de artar, haşa!
e-“Hz. Peygamber’in Allah kavramına yüklediği anlamla sahabeninki aynı değildir (!), bu durum sahabe arasında da farklılık arz eder” (!) (s.149).
f-“Yahudilikten ve Hıristiyanlıktan İslam’a geçmiş olanların Hz. Peygamber’den duydukları karşısında zihinlerinin eski inanışlarına kayması ihtimali vardır” (!) (s.149). (Yani raviler hadislere güya eski inançlarından sakat fikirler sokmuşlar… haşa!)
g-Hadislerin aktarımında her bir kuşak arasında iletişim sorunu varmış(!). Yani hadis aktarılırken değişime uğramış; güya! (s. 149).
h-Hz. Peygamber dönemi insanların oluşturduğu toplumun günümüze göre ümmi (cahil kasdediliyor) ve mistik bir toplummuş(!). Böyle bir toplumda da büyüsel/majik akıl hakimmiş(!), obje ve olaylarda gizli kuvvetlerin varlığı kanaati varmış(!). Bu yüzden, sahabe, Hz. Peygamber’in fiil ve sözlerini sonraki nesle aktarırken bu şekilde yorumsamaya sokmuş olabilirmiş(!) (s.150).
i-“Hz. Peygamber’in övdüğü veya yerdiği bir şeyi, sahabi (veya ravi) daha fazla sevdirmek veya daha fazla korkutmak için bahsi geçen sevap veya azabı kendi muhayyilesinde büyüterek anlatmış ve aktarmış olabilirler. (!) Parti başkanlarının veya şeylerin hocların yanlarında yer alan sadakat ehli insanların yaptığı gibi mübalağa ile anlatabilirler.” (!) (s.150).
j- “Sonuçta her insanın duygusallığı, hisleri ve psikolojik zafiyetleri farklıdır ve kişiliği sözünde çok etkili olduğundan, insan, sözünü kendi psikolojik modlarına göre şekillendirir, bazı şeylerin tonunu artırır. Dolayısıyla bir şeyi kendi bakış açısına büründürüp modifiye eder.”! (s. 151).
k-“Tarihsellik sorunu bir yana…” diye başlayan cümlesiyle, hadislerin tarihsel olarak da değerlendirmesi gerektiğine işaret ediyor (s. 161).
l-“Hz. Muhammed’in hadisleri ile sünnetlerinde bir kesinlik göremiyoruz.” (!) (s. 161). Bu sözle Enbiya bey, “mütevatir hadis” dahi inkar etmiş oluyor.
m-Enbiya Yıldırım’ın, hadisler için, “yorumun yorumu” ve “beşer sözünden farksız”, “Sorun Hıristiyanlıktan farklı değildir” diyor (s. 161).
n- Ve Enbiya Yıldırım’a Göre Yapılması Gereken İş: Batı’yı örnek alarak hadisleri yeniden ele almak ve yeniden inşa etmekmiş! (Yani hadisleri ayıklamak ve yeniden yazmak…).
(Kaynak olarak bkz. Arayışlar, VI/11; “GÜNÜMÜZDE SÜNNETİN ANLAŞILMASI” [SEMPOZYUM TEBLİG VE MÜZAKERELERİ], 29-30 Mayıs 2004 Bursa, s. 145-169); http://isamveri.org/pdfdrg/D141153/2005/2005_YILDIRIME.pdf )
Enbiya Yıldırım’ın Mustafa İslamoğlu’nun Tv’si Hilal Tv’de de Mehmet Okuyan’la birlikte sakat fikirlerini dile getirdiği programları mevcuttur. (https://youtu.be/ORzpSpRdet0 ; https://youtu.be/REwJotzlxVM ) .
Örnek verilen ikinci linkteki videoda, Buhari Müslim hadisleriyle sabit olan Peygamber Efendimiz’in göğsünün yarılarak kalbindeki Şeytan’ın etki ettiği kanın alındığını inkar ediyor, “ben böyle bir Peygamber’e inanmıyorum, onun da benim gibi günah işlem kabiliyeti olsun ki iman edeyim” diyor…
Enbiya Yıldırım, son yıllarda Diyanet misafiri/görevlisi olarak gittiği hac görevi sırasında, sağına soluna ve hacılara sürekli, devletin terör örgütü ilan ettiği Alpaslan Kuytul reklamı yapmıştır. Bilgi müsellemdir.
Son yılda, bir yerlere hazırlamak için kamuoyu nezdindeki kötü algıyı yıkmak için görüşlerinden döndüğü gibi bir iyi algı oluşturma gayretine gidildi. Bu algı kesinlikle inandırıcı değil. Böyle bir şey varsa, Enbiya Yıldırım’ın yazdığı eserleri imha edip bunu kamuoyuna ilan etmesi gerekirdi.

www.dintahripçileri.com  \ Alıntı \

50- HAYRETTİN KARAMAN, BEKİR TOPALOĞLU VE ALİ ÖZEK ABDESTTE AYAKLARINI YIKAMIYOR İNCE ÇORABA MESH EDİYORLAR

İSAV’ın, Topkapı’daki Eresin Otel’de (2005 olabilir) yaptığı bir toplantıda, Akâid-i Nesefî’nin tercümesi olan 16 sahifeden ibâret bir kitapçık dağıtıldı.
Akaid-i Nesefî, Ömer-i Nesefî’ye ait ehl-i sünnet akâidinin özü olan küçük bir eser. Dağıtılan bu tercümeyi Sayın Ali Özek yapmış. Eserde mesh meselesi de geçiyor. Sayın Ali Özek, mesh meselesini “Seferde ve hazarda mesh üzerine mesh yapmayı câiz görürüz” diye doğru olarak tercüme etmiş. Fakat, bu doğruya parantez içinde “Çoraba da mesh edileceğine dair” bir ilâve yaparak doğruyu yanlışa çevirmiş…
Bunu kendisiyle konuştumsa da kabule yanaşmadı. Çoraba meshedilemeyeceğini söyledimse de “Hadiste çoraba mesh var” diyerek reddetti. Evet var ama ancak yukarıda saydığımız şartları taşıyan çoraplara meshedilebilir. Sayın profesöre “Çoraba meshedilebilmesi için bazı şartların bulunması lâzım” diyerek fıkhî meseleleri hatırlattımsa da “Çorap çoraptır” diyerek bir çırpıda reddetti. Hem şart falan tanımıyor hem de “O şartları âlimler uydurmuş” diyerek âlimleri de suçluyordu.
Bunun üzerine kendi ayağındaki ince çorapları göstererek, “Hocam siz bu ayağınızdaki çoraplara meshediyor musunuz?” dediğimde “Tabii ediyorum” diye cevap verdi. Ve ilave etti: “Şimdi burada ayakları yıkamak kolay mı?”
22-24 Mayıs 2009’da, M. Ü. İlâhiyât Fakültesi ve İSAV ortaklaşa “Büyük Türk Bilgini Mâtürîdî ve Mâtürîdîlik” başlıklı Uluslararası Sempozyum düzenledi. Açılışı Bağlarbaşı Kültür Merkezi’nde yapılan toplantının açılış konuşmasını yapanlardan biri de Prof. Ali Özek idi.
Açılış tebliği Prof. Bekir Topaloğlu tarafından yapıldı. Bekir Topaloğlu aynı zamanda İmam
Mâtürîdî Hazretleri’nin Te’vîlâtü’l-Kur’ân tefsirini baskıya hazırlıyordu
Bu durumda, Bekir Topaloğlu’nun ehl-i sünnete ters olan bazı ilâhiyatçılar gibi konuşmayacağı düşünülür
Bu düşünceyle konuşmasından sonra çay molasında yanına vardım ve usûl-i hakîmâne ile Ali Özek’in çoraba mesh ile ilgili söylediklerini aktardım.
Zannediyordum ki, “Olmaz öyle şey! Ayaklar yıkanmadan abdest câiz olmaz!” diyecek…
Öyle yapmadı. Beklediğimin tam tersini söyledi. “Ben de çoraba meshediyorum” dedi…
Hatta Hayrettin Karaman’ın da çoraba meshettiğini söyledi.
Kendisi çoraba sadece meshettiğini söylemiyor, bunu müdafaa da ediyordu.
Ne bekliyordum, neyle karşılaştım. Tabii ki şok oldum!
Kendisine İmam-ı Âzam Hazretleri’nden, diğer mezhep imamlarından ve mezheplerin bu konudaki hükümlerinden bahsedecek olduysam da “Mezhebler beni bağlamaz” deyip işin içinden çıktı.
Bu sempozyum M. Ü. İlâhiyât Fakültesi Konferans Salonu’nda devam edecekti. Bekir Topaloğlu’nun sözleriyle yaşadığım şokun tesiri henüz üzerimdeydi. İkinci gün Prof. İsmail Karaçam’ı gördüm
Bekir Topaloğlu’nun beklemediğim sözleriyle meydana gelen şokun tesirinden kurtulmak ve biraz rahatlamak düşüncesiyle İsmail Karaçam’a yaklaştım. Hal hatır sorduktan sonra sırasıyla önce Ali Özek’in söylediklerini sonra Bekir Topaloğlu’ndan duyduklarımı anlattım ve “Hocam ne dersiniz buna” dedim?
Zannediyordum ki, onların sözlerine tepki gösterecek ve “Nasıl böyle söylerler” diyecek.
Onun da bana ikinci bir şok yaşatacağını nereden bilebilirdim?
“Ben de çoraba meshediyorum” demesin mi!
Devam etti:
“Hayrettin Bey de meshediyor.”
Hayrettin Bey dediği Hayrettin Karaman.
(Bu arada şunu öğrendim. Hayrettin Karaman, “Biz bizeyken ayaklarımıza meshedelim ama dışarıda yıkayalım” diyormuş.)
ALİ ÖZEK ŞÖYLE DİYORDU: “USULÜ FIKIH, MÜSLÜMANLARA YOLLARINI ŞAŞIRTTI (!)” 
Nakleden:  Ali EREN

51- Ferit Aydın (Eski Şeyh):
Bu şahıs da tasavvuf düşmanıdır ve ehli sünnet değildir. Hakkında geniş bilgi edinmek isteyen bağlantımızı (linkimizi) tıklasın:
https://islamdergisi.com/genel/eski-seyh-ferit-aydin-necidir/
52- Murat Gezenler(DEAŞ zihniyetlidir),
53- Recep Baltacı(
DEAŞ zihniyetlidir),
54- Cemil Kılıç(
ateistleri ve deizmi över),
55- Ebu Eymen(
DEAŞ zihniyetlidir).
Bu isimlerdeki şahısların sosyal medyadaki sohbetleri ehli sünnet karşıtıdır. Cemil Kılıç ateist ve deistleri över
diğer üçü ise İŞİD(DEAŞ) zihniyetlidir.
56- Mehmet Görmez: Mehmet Görmez Kuran-ı Kerim’i Allah kelamı değildir diyor. Kuran’a İlahi kelam demeyen nasıl müslüman olabilir?
57- Cübbesiz Mahmut: Cübbesiz Mahmut da mealci ve ehli sünnet Hocalara dil uzatmaktadır…
58- Cihat Kısa: 9 Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Cihat Kısa Hz. Meryem’e ‘fuhuş’ iması yapmıştır. Cihat Kısa’nın derhal görevden alınmasını elzemdir…
59- Zeynep Işık Büyükbay:
Zeynep Işık Büyükbay’ın Konuşmalarında Kur’ân’a, Sünnet’e ve Ehl-i Sünnet İ’tikâdına Muhâlif Birçok Bâtıl Fikirler Mevcût Olduğundan Müslümanları Bu Husûsta Uyanık Olmaya Dâvet Ediyoruz!
https://www.youtube.com/watch?v=cKtKd…60- HALİS AYDEMİR
“Ayet de olsa reddederim”  Diyen DİYK Üyesi Halis Aydemir Kimdir?

Halis Aydemir’in videosu sadece hadislere olan sakat bakışını göstermiyor aynı zamanda korkunç zihniyetini de ortaya koyuyor. Kaza namazları hakkında verilen hadisleri inkar edip,
“Biz bunu âyet bile olsa reddederiz” ne demektir? Onun bu tavrı -hâşâ- Cenâb-ı Hakk’a açık bir isyan değil midir?

Cübbeli Ahmet hocanın videosunda ise Halis Aydemir denilen kimse Hadisi şeriflerin itikatta delil olamayacağı ifade edilir.
Halis Aydemir kendisini ne sanıyor acaba? Hz. Ali ve on iki imamlar, İmamı Azam ve diğer dört mezhep imamları ve diğer büyük imamlar yanıldı da bu adam  mı doğruları söylüyor? Yazıklar olsun!

61- Ömer Çelakıl: Bu şahıs, Kuran’a ehli sünnete uymayan manalar verip bazı mucizeler ihdas etmesidir.
62- Nurettin Yıldız:
YUMUŞATILMIŞ VEHHABİ NURETTİN YILDIZ’IN EHLİ SÜNNET DIŞI İFADELERİ:
“Hz. Ebûbekir bizim hayatımıza ulaşamaz. Gelsin internet çağında bir Ebûbekir Sıddık olsun göreyim onu…” (Nurettin Yıldız)

“Muhyiddin-i Arâbi ve Sadreddin Konevi Batı’nın mikroplarını Müslümanlara taşımıştır…” (Nurettin Yıldız)
“Ebu Hanife, Ahmed b. Hanbel, ictihad için hangi şartları taşıyorsa İbn-i Teymiyye de aynı şartları haizdir… Kur’an sadece mezhep imamlarının istifade edeceği bir kitap değildir.”(Nurettin Yıldız)
“İbn-i Teymiyye döneminde mezhep mi vardı ki İbn-i Teymiyye’nin mezhebi olsun. Din elden gidiyordu…” (Nurettin Yıldız)
“Hilafet makamını hak etmediği halde işgal eden Osmanlı’nın, son yeteneksiz padişahlarının zevk-i sefasını (Enderun teravihini) ibadet diye bana sunuyorsun…”
“Keşke Fatih bir tane tefsir kitabını da baştan sona okumuş olsaydı o arada. Keşke tasavvuf yönü de ilerlemiş olsaydı.”
“Abdulhamid piyano çalmaktan Aziz Mahmud Hüdayi’nin yanına gitmeye fırsat bulamadı”


Facebookta, “Nurettin Yıldız ‘Allah Gökte mi Yerde mi Hala Alimler Bu İşi Halledemedi’ demiştir. Bunun üzerine Cübbeli Ahmet bir videoda şöyle konuşmuştur:
– “O da diyor ki ‘Allah yerde midir gökte midir’ sorusuna, ‘Bu iş ihtilaflıdır diyen adam ehli sünnet olur mu?’ diyor. Ben Nurettin Hoca’nın böyle bir konuya girdiğini veya cevap verdiğini bilmiyorum. Bir sitesi var herhalde her şeye fetva veriyor. Ben de dedim ki sesini arayın. Sesini bulamayınca dedim o zaman resmi bir adresi vardır herkesin. Resmi adresinden yayınladığı bir fetva vardır. Bunun üzerine getirdiler fetvayı. Çok büyük bir sıkıntı doğdu. ‘Bazı Müslümanlar Allah her yerdedir diyor, bazı Müslümanlar göktedir’ diyor doğrusu hangisidir demiş soruyu soran. Cevap ise ‘Bu asırlardan beri tartışılıyor.! Hobbala… Allah ne yerdedir ne göktedir, Allah mekandan münezzehtir. Tartışıldığını bile ilk duyuyorum. Tartışılıyor Vahabilerle Ehli Sünnet arasında tartışılıyor. Ehli Sünnet arasında böyle bir tartışma yok.
“BİR HOCA BÖYLE KONUŞMAZ”
‘Bu meseleyi kimse halledemedi’ diyor. Böyle bir din olabilir mi? Allah’ımızın sıfatıyla ilgili bir konuyu kimse halledememiş. İlmi bir cevap değil bu. Bir hoca böyle konuşamaz. Bizim dinimizde bu konu açıktır. ‘Ehli sünnete göre 2 görüş var’ diyor. İbni Teymiyye’nin görüşünü Ehli sünnet görüşü olarak empoze ediyor halka. (İbn-i Teymiyye ehli sünnet değildir).
Bir tanesine göre Allah göktedir diyor. Ehli sünnette böyle diyen bir alim yok. Millete yanlış bilgi vermeyelim. O zaman açıkça söyle. Ben bir kitap hazırlıyordum zaten. ‘Allah gökte değil’ kitabın adı.”
İslam Dergisi olarak biz de diyoruz ki; Allahu tealanın mekandan münezzeh olduğunu açıkça söyleyemeyen bir kimse ehli sünnet alimi olmaz.

Daha geniş bilgi için bağlantımızı (linki) tıkla:
https://islamdergisi.com/genel/nurettin-yildiz/


Profesör Ahmet Şimşirgil’den naklen:
İbni Teymiye’nin günümüzde en ateşli savunucularından biri ise Nurettin Yıldız’dır.Nurettin Yıldız bir taraftan onu savunmaya çalışırken bir taraftan da ne kadar bozuk yolda olduğunu kör gözlere sokarcasına göstermiş oluyor. Fakat ne kendi görüyor ne de dinleyenler anlıyor. Buyurun onun, Cenab-ı Hakkın cisim olduğu ve tevil konusunda fikirlerini savunurken kurduğu cümlelere dikkat kesilelim:

“…Mücessime cisme benzetmek demek. Bu dünyada en son İbni Teymiye’ye mâl edilebilecek bir şey. İbni Teymiye, Allah’ın isim ve sıfatları konusunun ilk asra döndürülmesi kavgasını yapıyor… Bu konuda dört mezhebi karşısına alıyor. İbni Teymiye mezhep imamlarına karşı çıkıyor, böyle yapmayın diyor. Eshâb-ı kirâm, Allah’ın ‘el=yed’ sözünü (te’vil edip) ‘gücü’dür dediler mi? Demediler. Biz de öyle diyelim, Eshâba uyalım, diyor.”
Yıldız, bu ifadeleri ile bir taraftan İbni Teymiye’nin dört mezhebi karşısına aldığını açıkça belirtirken diğer yandan dört mezhep imamının Cenab-ı Hakk’ın sıfatları hususunda Eshabın dolayısıyla Resulullah’ın akidesini reddettiler diyerek suçlamakta ve İbni Teymiye’yi haklı çıkarmaktadır. Bu nasıl bir iftiradır ki, İmam-ı Azam, İmam-ı Şafiî, İmam-ı Malik ve İmam-ı Ahmed bin Hanbel gibi büyük müctehid âlimler akaidin bu en temel mevzuunda yoldan çıkmış olsun?
Yine Nurettin Yıldız; “Ben İbni Teymiye’nin kitaplarını okudum Allah’ı insana mahlûkata benzettiğine dair bir şey göremedim” demektedir.

Demek ki Nureddin Yıldız, İbni Teymiye’nin “Beyanü Telbisi’l-Cehmiyye” adlı eserini ya okumamış veya anlamamış.

NURETTİN YILDIZ’IN SAPKINLIKLARI HAKKINDA GENİŞ BİLGİ BAĞLANTIYI TIKLA:
https://dintahripcileri.com/nurettin-yildiz/

 

63- Ömer Tuğrul İnançer

Ömer Tuğrul İnançer
Hz Muaviye Radıyallahu anh’ı tenkit ettiği videosunda
“Kimse bana Muaviye müdafii(savunucusu) kesilmesin” demesiyle,
Ayet ve hadislerle cennette mümin erkek ve kadınların olacağı ifade edilmesine karşın Cennette cinsiyet yok demesiyle,
Azaben Nâr mecaz deyip,
Allah’u teâla’nın azap tehdidini yok sayıp,
Peygamberimiz sallalahu aleyhi vesellemin ashabı ve vahiy katibi
Hz. Muaviye efendimizi tenkit eden,
Şapka taktığı için asılan alimlerimize

“Kafasızlık yaptılar” diyen birisi itikadı bozuk olup ehli sünnet değildir.

64- Yusuf El-Kardavi:
Çok şişirilen Yusuf El-Kardavi’de de maalesef ehli sünnet çizgisinden sapmalar görülmektedir.. Kardavi’yi eleştirenleri eleştirenler önce ehli sünnet nedir ve ne değildir onu öğrenmeleri gerekir, sonra Kardavi’nin Ehli Sünnetten ayrılıp ayrılmadığını buna göre değerlendirebilirler
*   *   *.
Kardavi’nin İslam fıkhı metodolojisine uygun olmayan bu düşünce yapısı ve kendi görüşleri ile fetvalar vermesi, onu kısa sürede Ehl-i sünnet âlimleri arasında tartışmalı konuma getirecektir.
Karadavi’nin gençleri mezhepsizliğe götürmede “zekice” kullandığı ibarelerden biri de “Taklit aklın çalışmasını durdurur” demesidir. Hâlbuki asıl olarak şeytanı, hevayı ve sapık mezhepsiz kişileri taklit etmek insanın aklını durdurur. Mezhepsizliğin bir diğer zararı ise insanı doğru yoldan çıkarır hatta nefsine kul eder.
Nitekim aklını kullananlar, sadece Kur’ân ve hadis diyenlerin kendi düşüncesiyle hareket ettiklerinde Kur’ân-ı kerim ve hadis-i şeriflere sık sık ters düştüklerini ibretle göreceklerdir. Nakil ve Ehl-i sünnet caddesinden ayrılanın aklı nasıl durur, Karadavi fetvalarında göstermiştir. Yalnızca İslam ülkelerinde değil, dünya medyasında geniş yer bulan iki fetva örneğine dikkat kesilelim:
“Üniversiteye alınmayan başörtülü kızlar başlarını açabilirler.”(!) Onun bu fetvasını ülkemizde de hem FETÖ elebaşının (28 Şubat sürecinde) hem de eski DİB Başkanımız Mehmet Görmez’in (2001 yılında yazdığı bir makalesinde) kullanmış olması düşündürücüdür.
Diğeri ise pek çok âlimle birlikte altına imza attığı bir fetva örneğidir: “ABD’deki Müslüman askerler, ABD’ye duyulan hürmet ve saygının yeniden tesis edilebilmesi için Afganistan gibi Müslüman ülkelere karşı savaşabilirler.” Bu hizmetinin karşılığını muhtemelen Batılıların da desteğini almak suretiyle Dünya Müslüman Âlimleri Birliğini kurmak ve başına geçmekle aldı. Uzun yıllar (2004-2018) bu birliğin başkanlığında bulunan Karadavi, fetvadaki görüşünden ancak dokuz sene sonra rücu edecektir. Batının ona karşı muhabbetinin izlerini buradan da anlamalıdır.
İşte mezhep tanımazlığın varacağı son nokta dinsizliğe köprü olmaktan başka bir şey değildir… Birisine rahmet okuyup eserlerini gençlere tavsiye edenler, şayet maksatlı değillerse o kişiyi “büyük âlim” diye övmeden önce küçük bir araştırma yapsalar yerinde olur. Yoksa bilmeden de olsa o köprüyü genişletmeye yaramaktan başka bir şey yapmayacaklardır…
TEFEKKÜR
Akâiddür çün İslâm’ın esâsı
Bu muhkem olmazsa olmaz bekâsı
Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil
30.09.2022
*****************
65- Pir Muhammed Hüseyin:
Pir Muhammed Hüseyin mezhepleri doğrudan inkar etmiyor lakin aynı Mustafa İslamoğlu gibi alttan alttan saldırıyor. Sinsi bir mezhepsizdir.
Bak:
INSTAGRAM:
https://www.instagram.com/hocagenc/
TWİTTER:
https://twitter.com/hocagenc
FACEBOOK:
https://www.facebook.com/genchoca571/
****
66- Z KUŞAĞI HOCALARI:
1- BAHADIR TELCİ SANAL ADI PURPLE BİXİ
2- Asrın Fahrettin Tok

3- CEMRE DEMİREL,
4- HUBEYB ÖNDEŞ Bunlar iki yüzlü korkak, müslüman görünümlü zihniyetlerdir. Z kuşağını peşine takmış kendi kafalarına göre din uydurup, islam, şeriat adına konuşmaktadırlar. Kendi kendilerine Kuran meali ve tefsir de yapıyorlar. Bunlar hem laik hem sözde müslüman. Bunlar liberal zımbırtısıyla İslam’dan çıkmış ehli sünnet düşmanı kimselerdir. Din hakkında paylaşımları ve videolarıyla gençleri zehirlemektedirler.
Bu tayfanın büyükleri dinsiz Edip Yüksel, ehli bidat Caner Taslaman, Emre Dorman, Mustafa İslamoğlu, Mehmet Okuyan, Abdulaziz Bayındır, Mustafa Öztrük, Celal Şengör gibi itikadı bozuk kimselerin yolunda sözde icazet almışlardır. Bunlar sosyal medya gibi yerlerde örgütlenmişler dini şeyleri mizah, alay konusu yapıyorlar. Bu münafıkların ortak yönleri devlete, askere, polise, İslam sanatkarlarından yararlanmak için internetteki yüzlerini gizleyen kimselerdir.
67- Said Havva:
Ehli Sünnet olmayan Seyyid Kutup’tan, Mevdudi’den, Hasan el-Bennâ’dan etkilenmiş, yeni Selefiyeci bir yol izlemiştir. Düşüncesinin temelini, 20. Yüzyılda Müslümanların modern dünya içindeki kötü durumu ve bu durumdan çıkış yolları oluşturur. O sebepten ehli sünnet olduğu söylense de ehli sünnet değildir.
68- El-Bani (Albani):
Nasirüddin Elbânî 1914’te Arnavutluk’un İşkodra şehrinde doğdu, 1999’da sürgünde ve ev hapsinde bulunduğu Amman’da vefat etti. Nâsıruddîn Elbânî bir saat tamircisidir. Bir hocası olmadan kendi kendine okuyarak hadis alimi olduğunu iddia etmektedir. İslâmî ilimlerden herhangi birinde bir hocası ve icazeti yoktur. Kur’an-ı Kerim’i veya herhangi bir hadîs, fıkıh, akaid, üsûl veya imlâ kitabını ezberlemediğini kendisi söylemiştir. Babası büyük bir Hanefî fâkihi olduğu halde kendisi Ehli Sünnet âlimlere saldırmaktan geri durmamıştır. Allahu Teâlâ’nın dostlarına ve tasavvuf ehline karşı aşırı saygısızdır.Önce Suriye’den, sonra Suudi Arabistan’dan çıkarılmış, 1999’da ölene kadar Amman-Ürdün’de ev hapsi altında yaşamıştır. Bid’atçıların, kendilerine has yeni yollar tutan reformcuların ve “Selefî” ve Vehhabî sempatizanlarının kıblesi olmaya devam etmektedir. Kitap tüccarlarının ve birçok eğitimsiz Müslümanın tercih ettiği bir yazardır. Çağımız Sünnî âlimlerinin ekserisi onun sapıklıkları hakkında ikazlarda bulunmuş ve birçokları onu reddeden makaleler veya kitaplar yazmışlardır.
69- İSRAFİL BALCI:
“Mi’râc Hâdisesi, Yahûdîlikten ve Zerdüşlükten Uyarlanma Bir Rüyâdır” diyen İsrafil Balcı, Miraçla alakalı hadisleri inkar ettiği ve İsra suresindeki ayetleri mezkür iddialarıyla yok saydığı için Ehli Sünnet değildir, ehli bidattır.
70- YASİN GÜNDOĞDU:
Y
asin Gündoğdu selefiyeciler gibi Hz. İsa gelmeyecek diyor. Oysaki ehli sünnet alimleri ittifakla Hz. Mehdi ve Hz. İsa gelecek diyor.
Kerem Önder hoca Yasin Gündoğdu hoca hakkında şöyle diyor:
* Google’da ufak bir araştırma yaptığımda, profilinde paylaştığı birkaç materyale şahid oldum ki, çok üzüldüm!
* Ne kadar mezhepsiz adam varsa bunun profilinde!
* İnsan bir tane de Ehli Sünnet hoca dinler yahu!
* Bozuk saat bile günde iki kez doğruyu gösterir.
* Bu nasıl saat (profil), hep yanlış adamları gösteriyor?* ‘Allah senin kimle evleneceğini bilemez!’ diyen Abdülaziz Bayındır’ın sohbetini paylaşmış;
* Altı iman esasından biri olan kaderi inkar eden Mustafa İslamoğlu’nu paylaşmış; ‘Kabir azabı yok!’, ‘Cehennem sonsuz değil!’ hezeyanlarını savuran Mehmet Okuyan’a methiyeler düzüyor!

Bu Bermuda üçgeninde bir tek Edip Yüksel eksik!”
Kerem Önder, “Bu adam yani Yasin Gündoğdu Ehli Sünnet bir alim olsa ehli bidat olan hocaları övemezdi” demiştir.71- Ali Küçük Hoca.Tevessülü inkar ettiği bir video ile sabittir. “Dua ederken Allah ile aranıza kimseyi koymayın” demiştir. Oysaki Peygamberimiz Hz. Ömer’in rivayet ettiği bir hadisi şerifte Hz. Adem Cennetten yeryüzüne indirilince duaları kabul edilmemişti.
71- Ali Küçük Hoca:
Ali Küçük Hoca hatalıdır. Böyle düşünüp savunması onu ehli bidat yapar.
Tevessül hakkında Hz. Ömer (r.a.) şöyle bir hadis rivayet etmiştir:
Peygamberimizin amcası Hz. Abbas ile tevessül ederek: “Ya Rabbi, kuraklık içinde kalınca Peygamberimiz ile sana tevessül ederdik. Bize yağmur verirdin, şimdi de O’nun amcası ile tevessül ediyoruz. Bizi suya kavuştur.” derdi ve yağmur yağardı.(5)
2) Gözleri kapanan biri, Peygamberimiz’e gelerek: “Ya Rasûlullah, gözlerim kapandı: Benim için Allah’a dua et” dedi. Peygamberimiz şöyle buyurdu: “Abdest al, iki rekat namaz kıl, sonra da şöyle de: “Allah’ım Peygamberin Muhammed ile sana tevessül ediyorum. Ey Muhammed, gözümün açılması için senin şefaatçi olmanı istiyorum. Allah’ım onun, hakkımdaki şefaatını kabul buyur.” Bunun ardından Hz. Peygamber (s.a.) şunları ilave etti:
– “Bir ihtiyacın olduğunda hep aynısını yap.” Bu olaydan sonra adamın gözleri açılmıştır.(6)
3) “Allah Resûlü, fakir muhacirler hürmetine müslümanlara zafer ve yardım ihsan etmesini Allah’dan dilerdi.”(7)
Kaynak:
5) Buharî, istiska, 15, 6) Tirmizi, Deavât, 49, İbn-i Mace, İkame, 5, İbn Hanbel IV 138 , 7) Taberani, el-Mu’cemu’l-kebir, l 292,
*******************************************************************************************

İSLAM DÜŞMANLARININ YERLİ MAŞALARI:

SAYOXOY, “İslam’da ve Kuran’da tesettür yoktur” demiştir.
Prof. Dr. Şahin Filiz,
“İsa’nın annesi Meryem geceleri bir yerlerden gelirdi” demiştir.
Cihat Kısa,
“Hadislerin hiçbiri lafzen peygambere ait değildir. Onları kulaktan kulağa sahabe üretti.” demiştir.
Prof. Dr. Halis Aydemir,
“Peygamberin babası fuhuş için kadınlara giderdi” demiştir. 
Prof. Dr. Mehmet Azimli
“Kalbinden (günahı önleyen) parça alınan peygambere tabi olmam” demiştir. 
Prof. Dr. Enbiya Yıldırım,
“Peygamber şarkıcı kadın dinlerdi.” demiştir. 
Prof. Dr. İsrafil Balcı,
“Peygamberin mizahi görüntüsü olabilir” demiştir.
İhsan Şenocak, maalesef selefiyeci hocalara övgü yapmakla ehli sünnet alimlerinden ayrılmıştır.

NOT: Yukarda İsimlerini Zikrettiğimiz Hocaların Hepsinin Temel Yanlışlarını Yazdım, Bu Temel Yanlışlardan Bazıları Onları Ehli Sünnet İtikadından Çıkarırken, Bazıları da Dinden Çıkarır…

Bu Kişilerin Sohbetlerini Dinlemeyiniz, Kitaplarını Okumayınız, Kanallarını Seyretmeyiniz.

 

 


B- EHLİ SÜNNETİ SAVUNAN
HOCALARIMIZ:

EHLİ SÜNNET HAKKINDA ÖN SÖZ
Dini mübini İslama Kuran, Sünnet, İcam-i Ümmet ve Kıyas-ı Fukaha sınırları içinde inanıp yaşayan ve anlatan alimlere Ehli Sünnet Müdafileri denilir. Bunların zıddını teşkil eden Ehli Sünnet İnancı dışına çıkıp Kuran’a kendi anlayışı ile mana ve hükümler verip Peygamberimizin yolundan çıkan kimselere ise ehli bidat, dinde reformcu denilir.

1- Başta Peygamberimiz(s.a.v.) ve değerli Ashabı ve Ehli Sünnet Alimleri ve Mürşidi Kâmillerinin hepsi ve dahi merhum üstadım;
H.H. Fahreddin Dinçkol Hocam (kuddise sirruh)
Mahmud Esad Coşan Hoca efendi (merhum)
Timurtaş Uçar Hoca efendi (merhum)
Hüseyin Hilmi Işık Hoca efendi (merhum)
Bekir Abdullah Hoca efendi (İslam Dergisi)
Ramazan Ayvalıoğlu Hoca efendi
Osman Ünlü Hoca efendi (TGRT)

Cevat Akşit Hoca efendi
Fatih Çıtlak Hoca efendi
Mehmet Ildırar Hoca efendi (Merhum Yarbay abi)
Ahmet Çağıl Hoca efendi (merhum)
Cübbeli Ahmed Hoca efendi (Ahmet Mahmut Ünlü)
Osman Nuri Topbaş

Mustafa Özşimşekler Hoca efendi
Fatih Kalender Hoca efendi
Ömer Faruk Korkmaz Hoca efendi
Ali Kara Hoca efendi
Ali Eren Hoca efendi
Kerem Önder Hoca efendi
Ali Ulvi Uzunlar Hoca efendi
Mahmud Eren Hoca efendi
Hasan Basri Balcı Hoca efendi
Ali Sözer Hoca efendi
Şemsettin Bektaşoğlu Hoca efendi
Şerafettin Kalay Hoca efendi
Resûl Bölükbaşı Hoca efendi
Hüsameddin Vanlıoğlu Hoca efendi
Halil Konakçı hoca efendi

NOT: BURADA GÜNÜMÜZ VEYA GÜNMÜZÜN BİR ÖNCEKİ MUHTEREM HOCALARININ İSİMLERİNİ ALDIK. GÖNLÜMÜZ İSTERDİ Kİ HEPSİNİN İSİMLERİNİ BURAYA ALALIM AMA BU İMKANSIZ.

EHLİ BİDAT DERNEKLER

İŞTE UZAK DURMAMIZ GEREKEN VEHHABİ VE ŞİA PROPAGANDASI YAPAN EHLİ SÜNNET DIŞI VAKIF VE DERNEKLER LİSTESİ…

1- KALEMDER ( Selefi-vehhabi )
2- İLME DAVET KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ ( Selefi-Vehhabi)
3- ASRI SAADET İLİM ARAŞTIRMA YAYMA DERNEĞİ
(Selefi-Vehhabi, ayrıca Ubeydullah Aslan denen vehhabinin derneğidir)
4- ÖNCÜ NESİL İNSANİ YARDIM DERNEĞİ ( selefi Vehhabi Ubeydullah Arslan buradada aktif rol oynar )
5- ÜLFET DER ( Selefi-Vehhabi )
6- ÇAĞRIDER( Selefi-Vehhabi )
7- İKRA İLİM KÜLTÜR VE YARDIMLAŞMA DERNEĞİ (Selefi-Vehhabi)
8- FURKAN DERNEĞİ ( Alpaslan Kuytul )
9- SÜLEYMANİYE VAKFI ( Abdulaziz Bayındır )
10- ENSAR VAKFI ( Nurettin Yıldız’a yakındır )
11- ANTİ KAPİTALİST MÜSLÜMANLAR OLUŞUMU
(İhsan Eliaçık Şia menşeili )
12- BAV BİLİM ARAŞTIRMA VAKFI ( Adnan Oktar)
13- MERİDYEN DESTEK DERNEĞİ (Reformisttir, Hayrettin Karaman’a şükran plaketi dahi sunmuştur ve Karaman bu dernek çatısı altında bir çok konferans vermiştir )
14- BAŞAK DER ( Mustafa İslamoğlu’na yakın)
15- ASYA DERNEĞİ (Mustafa İslamoğlu’na yakın )
16- YARDIMELİ AVRUPA DERNEĞİ (Mustafa İslamoğlu’na yakın)
17- MEŞALE EĞİTİM KÜLTÜR VE YARDIMLAŞMA DERNEĞİ (Mustafa İslamoğlu’na yakın )
18- KUBA EĞİTİM YARDIMLAŞMA DERNEĞİ ( Mustafa İslamoğlu’na yakın )
19- AYYILDIZ SİVİL TOPLUM DERNEĞİ (Sahte peygamber Muhammed Erol İstanbulinin derneğidir)
20- OSMANLI KÜLTÜRÜNÜ YAŞATMA DERNEĞİ ( Sahte peygamber İskender Evresenoğlu MİHR sapığının derneği )
21- MİHR HAVACILIK KULÜBÜ DERNEĞİ ( Sahte peygamber İskender Evresenoğlu MİHR sapığının derneği )
22- MANEVİ TEKAMÜL DERNEĞİ MT-DER ( Sahte peygamber İskender Evresenoğlu MİHR sapığının derneği )
23- OSMANLI MEDENİYETLER İTTİFAKI YAŞATMA DERNEĞİ ( Sahte peygamber İskender Evresenoğlu MİHR sapığının derneği )
24- TÜRKİYE CAFERİLERİ LİDERİ CAFERİLİK İNANCINI TANITMA ve ARAŞTIRMA DERNEĞİ ( Şii-Caferi derneği lideri Türkiye Caferileri lideri Selahattin Özgündüz’ dür)
25- DÜNYA KARDEŞLİK BİRLİĞİ EVRENSEL BİRLEŞİM DERNEĞİ ( V.Bülent Çorak adlı sahte peygamberin derneğidir, Hz Mevlana’yı istismar eder, uzaydan vahiy aldığını söyler, bir çok üyesi vardır )
26- İLMİ ARAŞTIRMA EĞİTİM KÜLTÜR DAYANIŞMA VE YARDIMLAŞMA DERNEĞİ ( Selefi – Vehhabi)
27- HİKMET VAKFI – ( İbni Teymiyyeci )
28- OKUR-DER ( Selefi – Vehhabi )

BİDAT EHLİ HARİCİ KAFALI KANALLAR
01- Tevhid Dersleri
02- Babul İlim
03- Tevhid Muhafızı
04- Tevhid Mühendisi
05- Şehâdet Mektebi
06- Tevhid Cenneti
07- Vasat Kitabevi
08- Tevhid Hanem
09- Sosyal Mescid

Bu Bidat Dernekleri Listesi Alıntıdır.


Yazan: Bekir Abdullah

DİKKAT: Hakaret, küfür, tehdit içeren mesajlarla ilgili gerekli yasal işlemler yapılır. Soru veya mesaj göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Aşağıdaki formu doldururken takma ad veya rumuz kullanabilirsiniz. İnternet sitesi kısmını boş bırakınız. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir. Eposta adresiniz yayımlanmaz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

“Ehli Bidat Hocalardan 71 Tanesi Deşifre Edildi” üzerine 473 yorum.

  1. Hocam organ nakli sağlar arasında yapılabilir. Sağlığında rızası ile organını başkasına verebilir. Ancak ölen kişinin hiçbir organı işe yaramıyor. Bunu bildikleri için beyin ölümünü ölüm olarak kabul ediyorlar. Halbuki dinimize göre beyin ölümü ölüm değildir. Dinimize göre bir kişinin öldüğünün kabul edilmesi için kalbinin durması, solunumun durması, nabzının durması gerekir. Bunların dışında başka şartlar da gerekiyor olabilir. Mesela beyni öldü diye organları alınan hastalardan bazılarının acı çektiği için doktora saldırdığı görülmüş. Birçok hastadan beyni öldü diye organı alınıyor ama o hastanın acı çektiği tespit edilmiş. Batılı belgesellerde bu anlatılıyor. Türkiye’de de “Organ Nakli ve Gizlenen Gerçekler” diye bir kitap yayınlandı. Bu yazdıklarımdan bahsediyor. Cübbeli Ahmet Mahmut Ünlü bu nedenlerle beyin ölümü gerçekleşti diye kişiden organ alınmasını caiz görmüyor Yukarıda da yazdığım gibi kişinin beyin ölümünden sonra, kalbinin durması, nabzının durması, solunumun durması beklenirse o zaman alınan organ hiçbir işe yaramıyor. Ömer Öngüt’ün ben buna itiraz ettiğini duymamıştım itiraz etmişse de yerinde bir itirazdır. Yukarıda yazdığım beyin ölümü oldu diye hastadan organ alan doktora çektiği acı yüzünden saldıran hasta vakalarında o kişiye acı hissetmesin diye bir sürü narkoz verilmiş olmasına rağmen yaşanıyor. Bu nedenle ölen kişiden beyni öldü diye organlarının alınması dinimize nasıl uygun olsun. O kadar narkoza rağmen beyni öldü diye organı alınan kişiler acı çekiyor ve doktora saldırıyorlar, bu konuda birçok yabancı belgeseller var.

    1. Organ nakli diri olandan rızası ile almak caizdir. Beyin ölümü ölüm değildir. Kalbi durmadan beyni ölenden organ almak cinayettir.

  2. Burda sizin yaptığınız tarikat ehlinolan ve olmayanlar olmuş. Gerçekten içlerinde çok itikadı bozuk olanlar var ama çok iyi hocalar da var. Allah tan korkun. Allah arşa istiva etmiştir ayet bir kere buna inanmayan dinden çıkar bunu söylemeyi bile bidat saymışsnz. Ahiretininzi biraz olsun düşünyrsanz aklınızı başına alınız. İftira büyük vebaldir

    1. Siz kimsiniz ki bizi yargılıyorsunuz? Gerçek şahsınızı dahi gizleyip aldatmaca bir logo kullanmaktasınız.
      Burada sizin ehli dalaletten olan bazı sapıkları ehli sünnet sanmanız tamamen hayali ve zannidir. Kanıtınız yok. Oysaki biz onların dalalet ehli olduklarına dair belgelerini buraya yazdık sizin gibi kafadan kurmaca yazmadık. Ama siz daha burada yazılanları bile okumadan hayal aleminden atıp tutuyorsunuz. Biz elbette Allah’tan korkarız ama Allah’tan korkmayan sizsiniz. Attığınız iftiralardan dolayı asıl sizin Allahtan korkmanız gerekir.
      Bir de sana tavsiyemiz “Ehli Sünnet Birisi” diye bir başlık kullanmaktasınız. Bu başlık ile temiz müslümanları kandırma, adatma.! Vebali çok büyüktür altında boğulursun.!!!

  3. Osman ünlü’ye -tgrt- Cübbeli Ahmet hoca reddiye yaptı siz ehli sünnet hocalar arasına yazmışsınız. Birde şunu merak ettim cevaplarsanız sevinirim. Ömer Tuğrul bu dediklerinizi yapmış ise Serdar Tuncer neden kanalında çıkardı, onu geçtim başka yanlışları da oldu Serdarin da, Ömer Tuğrul öldüğünde Cübbeli Ahmet hoca bir yazı paylaşmıştı yanlış birisi olduğuna dair, Semerkand rahmet mesajı paylaştı, sonra Cübbeli Ahmet hoca yazısını sildi o da Allah rahmet eylesin dedi. Ki şuan Serdar Tuncer Muhammed Saki Hz. İntisapli. Cübbeli hoca bir videosunda diyor ki Saki Hz şeriat konusunda dikkatli hz. Muaviyeye laf eden vekili görevden aldı dedi. Bu durumda şuan vekili olan serdar Tuncer sürekli Ömer Tuğrulu anıyor. Tövbe edip hatasından mı döndü acaba.

    1. Biz Cübbeli hocanın talebesi değiliz uydusu da değiliz. Osman Ünlü’de Cübbeli Ahmet hoca da ehli sünnet alimidir. Her ikisinin de ehli sünnete aykırı bir fikrine işine rastlamadık. Onların aralarındaki tartışmalar herkesin anlayacağı kadar basit değil. Ömer Tuğrul’u tanımam. Serdar Tuncer de bir alim değil. Sosyal medyada yazı yazan bir müslüman.
      Biz herkesin takipçisi değiliz. Bidat ehli bir alimin bidatlarına rastlarsak veya güvenilir bir kaynaktan alırsak sayfamızdan atarız. Sahabelerin hiç birine kem söz edene ise asla müsamahamız yoktur.

  4. Allah sizden razı olsun.benimde bir sorum olacaktı.diyarbakirli pir Muhammed Hüseyin r.a ehli sunnetmi.elimde Allah’ın el efalul husnasi ve aşk 3 cilt kitabı ve ben kimim kitabıyla hediye gelen meal kitabı var.okuyorum ama bu din işi ciddi bir mesele Allah muhafaza etsin.

    1. Allah sizden de razı olsun.
      İki tane Muhammed Hüseyin vardır.
      Birisi Muhammed Hüseyin Fazlullah (Arapça:محمد حسين فضل الله veya Seyyid Muhammad Hussein Fadl-Allāh) (16 Kasım 1935, Lübnan – 4 Temmuz 2010, Lübnan) Şii ve Müslüman din adamıdır. Lübnan’daki İslamcı örgüt olan Hizbullah ile bağlantısı olduğu ileri sürülmekteydi.
      İkincisi de Pir Muhammed Hüseyin’dir.
      O da kadiri tarikatı meşayıhlarından olduğunu iddia ediyor.
      Akaidini İslami yaşayışını yakinen bilmiyoruz. Ama meal göndermesi islami iyi bilmediğini göstermektedir. Çünkü Müslüman dinini Kuran ve sünnetin fıkhi tefsiri İslam İlmihallerinden öğrenmelidir. Mealden din öğrenmeye kalkan şaşkın ve sapkın olur.

Bir yanıt yazın