Hayreddin Karaman Ve İtikadî Meseleler

Mehmet Salih Arvas

SEN, KAFİRLERLE KOL KOLA CENNETE GİRECEKMİŞSİN, ÖYLE Mİ?
Bugün Tüyap Kitap Fuarının ilk günü idi ve aldığım kitaplardan biri Hayrettin Karaman’ın İz Yayıncılıktan 2010 senesinde neşredilen Itikadi Meseleler adlı küçük çalışmasıydı. Bir saat gibi bir zamanda okudum, okudukça beynim zonkladı. Bu adam daha geçen gün Umad toplantısında açılış konuşması yaptı ve birçok kimse tarafından hocaların hocası görülüyordu. Kitabından birkaç anektod paylaşacağım:
1- Açık açık Hıristiyanların cennete gideceğini yazmış hem de müslümanlar ile karşılaştırma yaparak.

İman ve amel-i salih hususunda müşterek olduğumuzu yazan bölümü acaba evveli ahiri neydi, bağlamından koparıyorlar çığırtkanlığı yapanlar için tamamıyla veriyorum:
“Hıristiyanlar cennete gidebilirler mi?
Kur’an’daki ayetlerden Bakara/2:62 ve Maide/5:69’a göre evet, gidebilirler. Ama yine Kur’an ayetlerinden Maide/5:72 ve Âl-i İmran/3:85’e göre ise, hayır, gidemezler. Demek ki, bu konuda da Kur’an’da çelişki vardır.
Hayır, Kur’an’da çelişki yoktur, çelişki bazı kafalardadır. Kur’an’ın cennete gireceklerini bildirdiği Yahudiler ve Hristiyanlar ile Cehenneme gireceklerini bildirdikleri arasında fark vardır.

(Peygamberimizin tebliği kendilerine ulaşmadan önce) Allah’a şirk koşmadan, Allah’ın bildirdiği dinlerine göre yaşayan ehl-i kitap (Yahudiler ve Hıristiyanlar) cennete girecekler, şirke düşenler, “İsa Allah’ın oğludur…” diyenler, kendi dinlerine göre zulmedenler, haram yiyenler cehenneme gireceklerdir. Nitekim Müslümanlar da böyledir, iman ve salih amel sahipleri cennete, günahkârlar ise cehenneme gireceklerdir. Bunun böyle olduğunu bildiren ayetler arasında çelişki yoktur, birbirini tamamlama, konuyu bütünüyle açıklama ilişkisi vardır.” ( Itikadi Meseleler Sahife 40-41)

2- Hayrettin Karaman, Mirac’ın ruh ile mi beden ile mi veya her ikisiyle mi yapıldığına dair soruya uzun uzun, dolambaçlı cevaplar vererek hem “ruhen ve bedenen ikisiyle birlikte mirac oldu” diyenlere göz kırparak hem de sadece ruhen diyenlere göz kırparak havayı yumuşattıktan sonra sonuca,
“en güvenilir kaynaklardan derleyen Muhammed Hamidullah’a bırakmış:
“Bu mucize tamamen ruhi-manevi alanda cereyan etmiş bir olaydır, (…) asla coğrafi ve turistik bir seyahat olarak değil.” ( Itikadi Meseleler S. 44-55)
Karaman bir de kendi görüşünü desteklemek için İmam-ı Rabbanî hazretlerine iftira atmıştır ve onun da 283. mektubunda miracı anlatırken ruhen olduğunu söylediğini iddia etmiştir.

283. MEKTUP – Miraç gecesinde Peygamberimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) Rabbini görmesi dünya yurdunda değil de ahiret yurdunda olduğunun beyanı hakkındadır. Mektup, Sofi Kurban’a (şeyh) yazılmıştır.

“Şöyle bir soru soruyorsun:
– Ehli sünnet vel cemaat ehli alimlerin icmaı; Cenab-ı Hakk’ın görünmesinin dünyada vaki olmadığı üzeredir. Hatta ehli sünnet alimlerinin bir çoğu Miraç gecesi Rasulûllah efendimizin (s.a.v) Cenab-ı Hakk’ı göremesini reddetmişlerdir. Hüccetül İslam İmamı Gazali der ki:
– En doğrusu Resulûllah efendimiz (s.a.v) miraç gecesi Rabbini görmemiştir.
Halbuki sen risalelerinde; Resulûllah efendimizin (s.a.v) Rabbini dünyada iken gördüğünü itiraf etmiştin. Bu nasıl oluyor?

Buna şöyle cevap veriyorum:
– Resulûllah efendimizin (s.a.v), Miraç gecesinde Rabbini görmesi dünyada vaki olmamıştır. Bilakis ahirette vuku bulmuştur. Çünkü, Resulûllah efendimiz (s.a.v) ne zaman ki Miraç gecesinde mekan ve zaman dairesinden çıktı ve imkanın -yaratıkların- darlığından kurtuldu, ezel ve ebedi bir an olarak buluverdi, başlangıcı ve sonu bir nokta olarak gördü. Cennet ehlinin de binlerce sene sonra Cennete girdiğini, hatta Abdurrahman b. Afv (r.a)’ın ashabın fakirlerinden beş yüz sene sonra Cennete gireceğini gördü. Bu kadar müddet geçtikten sonra Cennete girdiğini görünce bu gecikmenin sırrını ona sordu.
Öyleyse bu makamda vaki olan görüş, ahiretteki görülmesidir. Bu Cenab-ı Hakk’ın dünyada görülemeyeceğine dair olan icmaya da ters değildir.
Bütün işlerin hakikatini en iyi bilen noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah’tır.”
Mektubta görüldüğü üzere, İmam-ı Rabbanî hazretleri, Peygamber Efendimizin bedenen miraca gitmesinin mümkün olmadığını değil, ruyet ve görüşmenin bu alemde olmadığını söylemiştir. Bunu saptırıp da miracın bedenen vuku bulmadığını söyledi demek İmam-ı Rabbanî hazretlerine iftira olur.
3-Mehdi ve Nüzulü Isa ile alakalı kafası karışık herhalde ki, İsa aleyhisselamın vefat ettiğini detaylı şekilde anlatıp onun semaya ref edilemeyeceğini izah edip “Hz. İsa’nın yeniden geleceğini bildiren hadislerden hiçbiri mütevatir değildir. Tamamında ortak olan “yeniden gelecek” kısmı için mutevatir diyenler vardır, onlara göre de -bu ortak kısım dışında kalan- detaylar mutevatir değildir, delil olmaz. Bir iki kişinin rivayet ettiği bir hadisi, inanç konusunda delil kabul etmemek, Hz. Peygamber’e muhalefet değildir…” ( Itikadi Meseleler Shf. 67)

Tam Hayrettin Karaman’a cevap verelim derken bir de ne görelim, sadece bir sayfa sonra kendisi kendisine cevap vermiş ve iki zıd görüşü ard arda iki sayfada nasıl serdetmiş bizi hayrete gark etmiştir:
“Hz. İsa’nın yeryüzüne tekrar geleceğine inanıyor musunuz? İnanıyorsanız bunu hangi anlamda değerlendiriyorsunuz? İnanmıyorsanız neden?

Bu konuda tevatür derecesinde hadisler bulunduğu için inanıyorum…”
( Itikadi Meseleler S. 68)

EK 1:

HAYRETTİN KARAMAN VE DİNLERARASI DİYALOG

6 Haziran 2018

Sahâbe-i Kirâm’ın ve ecdâdımızın yüzyıllar boyu ne için cihâd ettikleri düşünülmeden ‘Bütün insanların Müslüman olmaları; dînin, Kur’ân’ın hedefi değildir.’ (Hayrettin Karaman, Polemik Değil Diyalog, s. 41); ‘Müslümanların çoğu; Peygamberin, bütün dîn sâliklerini İslâm’a çağırdığına inanırlar.’ (Hayrettin Karaman, a.g.e. s. 35)

‘Peygamberimiz, ‘Yahûdîler mutlaka Müslüman olsun!’ demiyor, ‘Hıristiyanlar mutlaka Müslüman olsun!’ demiyor.’ (Hayrettin Karaman, a.g.e. s. 35) ‘Diyaloğun hedefi, tek bir dîne varmak, dînleri teke indirgemek olmamalı.’ (Hayrettin Karaman, a.g.e. s. 36) ifadeleri kullanılmaktadır.

Bu görüşlerin değeri nedir?
Kur’ân elbette bütün insanları Müslüman olmaya çağırmaktadır.

“Ey îmân edenler! Allah’tan, O’na yaraşır şekilde korkun ve ancak Müslümanlar olarak can verin.” (Âl-i İmran s. 102)

“Allah nezdinde hak dîn İslâm’dır. Kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonradır ki aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Allah’ın âyetlerini inkâr edenler bilmelidirler ki Allah’ın hesabı çok çabuktur.” (Âl-i İmran s. 19)

“Kim, İslâm’dan başka bir dîn ararsa, bilsin ki kendisinden (böyle bir dîn) asla kabul edilmeyecek ve o, âhirette ziyan edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân s. 85)

“İşte onların cezası; Allah (c.c.)’ın, meleklerin ve bütün insanlığın lânetine uğramalarıdır.” (Âl-i İmrân s. 87) Şüphesiz ki Allah’ın, şerîat olarak Peygamber (s.a.v.)’i vasıtasıyla gönderdiği ve ondan başkasını kabul etmediği hak dîn İslâm’dır. Kendilerine İncil verilen Hıristiyanlar; aralarındaki düşmanlıktan, başkanlık, saltanat ve hükümdarlık ihtirası yüzünden, ancak kendilerine ilim geldikten ve gerçeği tam olarak anladıktan sonra ihtilâfa düştüler.

HAYRETTİN KARAMAN’IN PEYGAMBERİMİZİ (Sallallahu aleyhi ve sellem) ARADAN ÇIKARMA GAYRETLERİ

6 Haziran 2018

Hakk sözle bâtılı kast etmek sûretiyle: ‘Kur’ân-ı Kerîm’de ehl-i kitabla ilgili devamlı vurgulanan şey; Allah’a îmân, âhirete îmân ve amel-i sâlihtir.’ ‘Burada ‘Peygambere îmân edin’ demiyor.’ ‘…Kim Allah’a ve âhiret gününe (hakikaten) îmân edip sâlih amel işlerse, artık kendilerine bir korku yoktur ve onlar mahzûn olmazlar.’ (Mâide s. 69) (Hayrettin Karaman, Polemik Değil Diyalog 37) diyenlere verilecek cevap nedir?
Makbul îmânın bütün unsurlarının ayrı ayrı sayılmadığı genel mânâlı âyetlerde, “Zikru’l-cüz irâdetu’l-kül”. Yâni “parçadan bahsederek bütünü kastetmek” tarzı bir anlatım bulunduğunu, hem de Allah (c.c.)’a ve âhirete gereği gibi îmânın, Nebî (s.a.v.)’yi tasdik etmeden ve Kur’ân’ın ve Hz. Peygamber (s.a.v.)’in kılavuzluğu olmadan mümkün olamayacağını bilmek gerekir.

Böyle âyetlerde “Bu iki başlık dışındaki hususlara îmân edilmese de olur.” sonucunu çıkarmak; Kur’ân’ın asla onaylamayacağı bir neticelendirmedir. İ’tikad umdelerinin tamamına îmân etmekle birlikte sadece peygamberlerin bir kısmına îmân etmeyenler hakkında, “gerçek kâfirler” (Nisa s. 151) ifadesini kullanmış olan Kur’ân’ın; Kur’ân’a, Hz. Peygamber (s.a.v.)’e [hatta Yahûdîler bağlamında Hz. Mûsa (a.s)’dan sonra gelmiş peygamberlerin hiç birisine], meleklere… inanmayanların îmân iddiasını geçerli saydığını söylemek ve üstelik bunu “Kur’ân’ın gereği” olarak yapmak son derece yersizdir.

(Din Tahripçileri)


YORUM:

Artık hayret etmiyorum hiçbir olaya. Ehl-i sünnetin akide kitaplarında geçen umdeleri takla attıra attıra iptal etmeye çalış, hatta bu uğurda tezada düşüp zıd iddialari birbiri ardınca sırala, ama hem ehl-i sünnet ol hem müctehid ol ama aynı zamanda modernist ol reformist ol. Her dönemin her görüşün adamı ol, tasavvufa düşman iken tarikat ehlinin seksenlerde siyasette yükselişi ile tasavvufçu ol, diyalogcuların en başlarından iken maddi kuvvet kaybına uğrayınca feto düşmanı ol, ama hristiyan ve yahudileri cennete sokma gayretin devam etsin, yeter ki şöhret olmaktan bir an geri düşme de nasıl olursan ol.
Harun Çetin  10.11.2018

Yorum:
İzzet Uslubaş
BU ZAT AÇIK AÇIK İTİKADIMIZI SORGULAYACAK KADAR MÜFTERİ VE İTİKADI OLMAYANLARI DA KENDİ SAFINA ÇEKME GAYRETİ İÇİNDE OLAN, ORYANTALİST BİR YOL KESİCİDİR. OKUYUN EĞER BİR İLİM ADAMI; İSLAMİYETİ VE İTİKADİ KONULARI SORGULAMAYA BAŞLADIYSA BİLİN Kİ BU İSLAMİYETİN İÇİNİ BOŞALTMAK İÇİN ADETA DİREKTİF ALMIŞ BİRİSİDİR. EYVAHLAR OLSUN,YAZIKLAR OLSUN…

DIKKAT: Sitemize ya da yazarlarımıza hakaret veya küfür eden ve yazarlarımızı tehdit eden şahısların IP adresleri ve giriş saatleri sistemimiz tarafından kaydedilmektedir. Avukatımız aracılığıyla bu kişiler hakkında gerekli yasal işlemler başlatılacaktır. Yorum göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Dikkat! Yorum yazmadan önce aşağıdaki uyarıyı okuyunuz:
5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 125 Hakaret (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

Türk Ceza Kanununun yukarıda belirtilen maddelerine göre, sitemiz veya yazarlarımızın onur, şeref ve saygınlığını zedelemeye yönelik mesajlar gönderenler hakkında  gerekli yasal haklarımızı kullanacağımızı önceden bildiririz. Yorum yazarken nezaket kurallarına dikkat ediniz.

“Hayreddin Karaman Ve İtikadî Meseleler” üzerine 4 yorum.

  1. Hocam hayreddin karamanin yazısını size attım orda kendisine yöneltilen iddialara itham cevap usulu yazi yayimlamişti inceleyip bi yazi yazmanizi beklerdim sizden.

    1. Kardeşim o konuda hazırlığımız devam etmektedir. Lakin şu durmda Hayreddin Karamanın bir çok yanlışlarını buldum bilesin.

  2. bu adam, Dünya Müslüman Alimler Birliği Genel Başkan Yardımcılığına getirilen hayrettin değil mi,
    hizmetlerine (!) buradan devam edecek yani..?!
    ben bilmem, reis bilir… !? tabi tabii; dib görevini yapsın, aktif olsun,..vs

Bir cevap yazın