İhlas Nedir ?

İHLASLA YAPILAN İBADET:A- Allah İsmi Bez Üzerinde
HER TÜRLÜ İBADET NAMAZ, ORUÇ, HAC, ZEKAT, CİHAT, SADAKA VE ALLAH’I ZİKİR VE DİĞER İBADETLER SADECE ALLAH RIZASI İÇİN YAPILDIĞI ZAMAN BİR DEĞERİ VARDIR. AKSİ HALDE KIYAMET GÜNÜ O AMELLER KİŞİNİN YÜZÜNE ÇARPILACAKTIR.

SORU: Daha çok hangi ibadetleri yapmayı tavsiye edersiniz?
CEVAP
Bir kimse, Peygamber efendimiz aleyhisselama en hayırlı amelin ne olduğunu sual edip, (İlim) cevabını alınca tekrar sordu:

– Ya Resulallah, ben amelden sual ediyorum. Siz ilimden bahsediyorsunuz.
– Allahü teâlâ, hiç ilimsiz ameli kabul eder mi? (B. Arifin)

Yine Peygamber efendimiz buyurdu ki:
(Bir müddet ilim mütalaa etmek, bütün geceyi ibadet ve namazlı geçirmekten efdaldir.) [Beyheki]

Şeytan, ihlas ve ibadeti çok olan bir âbidi kandırmak için insan kılığında, Âbidin evine gelerek dedi ki:
– Senin Cennetlik olduğunu öğrendim. İbadet ve ihlasın yedi bucağa yayılmıştır. Senden istifade edebilmek için bir müddet misafirin olmak istiyorum.

Âbid, [çok ibadet eden], şeytana bir oda verdi. Şeytan bir odaya çekilip yiyip içmeden ve uyumadan beş-on gün ibadet eder göründü. Âbid, hayret içinde dedi ki:
– Ey yabancı, aç, susuz ve uykusuz uzun müddet böyle nasıl ibadet edebiliyorsun?
– Çok günahkârdım. Tevbe ettim. İbadet kuvvetini tevbemden alıyorum.
– Aynı şeye kavuşabilmek için tevbe etmek şartı ile, hangi günahı tavsiye edersin?

Şeytanın tuzakları
Şeytan, bir adam öldürmesini söyledi. Âbid kabul etmedi. Zina teklifine de razı olmadı. Şarabı diğerlerine göre hafif gördüğü için, içip, sarhoş oldu. Şeytan, hemen âbidi kötü bir kadınla tanıştırdı. Âbid kadınla beraberken, kadının kardeşine haber verdi. Kardeşi sarhoşu döverken, âbid, kadının kardeşini bıçaklayıp öldürdü. Şeytan, hemen zaptiyeye haber verdi. Sarhoş suçüstü yakalanıp adalete teslim edildi. Neticede idama mahkum oldu.

Asılacağı sırada şeytan, kendisine secde ederse kurtaracağını söyledi. Âbid, elleri bağlı şekilde nasıl secde edeceğini sordu. Şeytan, (Gözlerinle olsa da yetişir) dedi. Âbid gözleriyle secde ederken idam edildi.

Menkıbedeki âbid, ilmi az olduğu için, günahı küçük görüp felakete maruz kalmış ve Allahü teâlâdan yardım isteyeceği yerde, şeytandan, medet bekleyerek imansız gitmiştir.

Bir kere Abdülkadir Geylani hazretleri çölde giderken, gaipten şöyle bir ses işitti: “Ey Abdülkadir! Ben senin Rabbinim! Sana haramları mubah, serbest kıldım.” Bunun üzerine Abdülkadir Geylani Euzü çekti. “Kovulmuş şeytandan Allahü teâlâya sığınırım. Sus ey melun!” diye bağırdı. Bunun üzerine aynı ses; “Ey Abdülkadir! Rabbinin izni ile çeşitli yerlerde bana aldanmayarak, şerrimden, kötülüğümden kurtuldun. Halbuki ben bu yolda yetmiş kişiyi yoldan çıkardım” dedi. Onun şeytan olduğunu nasıl anladığını sorduklarında; “Sana haramları helal ettim, sözünden anladım. Çünkü Allahü teâlâ böyle şeyleri emretmez” buyurdu.

İlimsiz amel sapıklıktır, amelsiz ilmin de vebali büyüktür. Hadis-i şerifde buyuruldu ki:
(İlmi ile amel etmeyen âlim, kıyamette en şiddetli azaba düçar olur.) [Beyheki]

Âlimler hariç, insanlar helak olmuştur. İlmiyle amel edenler hariç, âlimler de helak olmuştur. İhlas sahipleri hariç, ilmiyle amel eden âlimler de aldanmıştır. (Sehl bin Abdullah)

İhlas, her işte Allahü teâlanın rızasını gözetmek, kötülükleri gizlediği gibi, iyilikleri de gizlemek, övülünce sevinmemek, kötülenince üzülmemek, riyadan uzak olmaktır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(İhlas ile amel etmek, az da olsa yetişir.) [Hakim]

İmam-ı Rabbani
hazretleri, (Ebedi saadete kavuşabilmek için ilim, amel ve ihlas muhakkak gerekir) buyurmaktadır.

SORU: Çok ibadet etmek için ne yapmak gerekir?
CEVAP
Allahü teâlâ, muhakkak çok ibadeti değil, ihlaslı ve az da olsa devamlı olan ibadetleri makbul saymaktadır. Kur’an-ı kerimde Cenab-ı Hak, (Salih amel) işleyenleri övüyor. Salih, yani ihlaslı ameli tavsiye ediyor. Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:

(Amelin halis ise, azı da sana yeter.) [Deylemi]

(Allahü teâlâ, ancak ihlaslı olan ameli kabul eder.) [Nesai]

Demek ki ilim sahibi kimsenin, az da olsa ihlaslı amel etmesi kâfidir. Ancak devamlı olması da gerekir. Çünkü hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Allah indinde amellerin en kıymetlisi, az da olsa, devamlı olanıdır.) [Buhari]

İhlâs ne demektir?
SORU:
İslam Ahlakı kitabında, (İhlâs, ibadetleri, Allah emrettiği için yapmaktır) deniyor. Zaten herkes, Allah emrettiği için yapmıyor mu?

CEVAP
O cümlenin devamında açıklanıyor. İhlâs, ibadetleri, sırf Allah rızası için, başka hiçbir menfaat düşünmeden, onun emri olduğu için yapmaktır. Başka bir menfaat düşünülünce ihlâsı zedeler. Mal, mevki, hürmet, şöhret kazanmak için yapılan ibadete riya karışmış olur. Böyle ibadete sevab verilmez. Günah olur, azap yapılır. Demek oluyor ki:

1- İbadetler, Allahü teâlâ emrettiği için yapılmalı,

2- Onun rızasından başka, maddi, manevi hiçbir menfaat gözetilmemeli,

3- Her ibadet severek, beğenerek yapılmalıdır.

Biri noksan olursa
SORU:
(İslamiyet’e tam uyabilmek, ilim, amel ve ihlâsla olur) deniyor. Bunlardan biri noksan olursa niye uyulmuş olmuyor?

CEVAP
Üçünü ayrı ayrı açıklayalım: İlim, dinimizin emirlerini ve yasaklarını öğrenmektir. Amel, öğrendiklerini tatbik etmektir. İhlâs, bunları yalnız Allah rızası için yapmaktır. Bu üçünü yapan İslamiyet’e uymuş olur. İlim ve ihlâs var; fakat o ilimle amel etmiyorsa ne kıymeti olur? Mesela ilacın hastalığına şifa verdiğini biliyor; ama ilacı kullanmıyor. O ilacın ne faydası olur? Amel yoksa, ilmin o kimseye faydası olmaz. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:

(Amelsiz âlim, mum gibidir, kendini yakar, insanları aydınlatır.) [Bezzar]

İlim ve amel var; fakat ihlâs yoksa yani Allah rızası için değilse, gösteriş içinse yine kıymeti olmaz. İhlâslı olması şarttır. İhlâssız amel sahte para gibidir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Allahü teâlâ, ancak ihlâsla yapılan ameli kabul eder.) [Dâre Kutnî]

İhlâs ve amel var; fakat ilim yoksa bid’at işler, hurafelere dalar, yaptığı amel işe yaramaz. Onun için, (Amelsiz ilim vebal, ilimsiz amel sapıklıktır) buyurulmuştur. İki hadis-i şerif meali şöyledir:
(Allahü teâlâ, ilimsiz ameli kabul etmez.) [B. Arifin]

(İlimle az amel faydalı olur, ilimsiz çok amel kıymetsizdir.) [Deylemi]

Şair de diyor ki:
İlimsiz ihlâssız Cennet bulunmaz.
Amelsiz ilimle âlim olunmaz.

Dinimize uymak için
SORU:
Dinimize severek uymak için ne lazımdır?

CEVAP
İslamiyet’e severek uymak için ilmin yanında, bir de ihlâs lazımdır. İhlâs, işleri, ibadetleri, Allahü teâlâ emrettiği için yapmak, başka hiçbir menfaat düşünmemektir. Kalbde ihlâs hâsıl olması, kalbin zikretmesiyle, yani Allah ismini çok söylemesiyle olur.

Dünya düşüncesi hiç kalmazsa, kalb kendiliğinden zikretmeye başlar. Şişedeki su boşalınca, havanın şişeye kendiliğinden, hemen girmesi gibidir. İslamiyet’e uymak, kalbi kuvvetlendirdiği gibi, nefsi zayıflatır. Bu sebeple nefs, kalbin İslamiyet’e uymasını, mürşid-i kâmilin sohbetinde bulunmayı, kitaplarını okumayı istemez. Dinsiz, imansız olmasını ister. Akıllarına uymayıp, nefslerine uyan kimseler bunun için dinsiz olmaktadır. Nefs ölmez, fakat gücü kuvveti kalmayınca kalbi aldatamaz.

Nefs, bedene tatlı gelen şeylere düşkündür. Bunların iyi kötü, faydalı zararlı olduklarını düşünmez. İstekleri, İslamiyet’in emirlerine uygun olmaz. İslamiyet’in yasak ettiği şeyleri yapmak, nefsi kuvvetlendirir. Daha kötüsünü yaptırmak ister. Kötü, zararlı şeyleri, iyi gösterip, kalbi aldatır. Kalbe bunları yaptırarak, zevklerine kavuşmak için çalışır. Kalbin nefse aldanarak, kötü huylu olmaması için, dinimizin emir ve yasaklarına uyarak kalbi kuvvetlendirmek ve nefsi zayıflatmak lazımdır. Aklı kuvvetlendirmek, İslam bilgilerini okuyup, öğrenmekle olduğu gibi, kalbin kuvvetlenmesi, yani temizlenmesi de, dinimizin emir ve yasaklarına uymakla olur. (İslam Ahlakı)

İlim öğrenmeyip cahil kalmak çok kötüdür
SORU:
Bir arkadaşa kitap verdim. (Namaz kılmıyorum, günah da işliyorum. Bilerek yapmamak daha büyük günah olur, ben dinimi öğrenmek istemiyorum) dedi. Böyle söylemek uygun olur mu?

CEVAP
Yapamam diye dinini öğrenmemek daha büyük günah olur. Dinini bilmeyenin dini yok demektir.

Evet, amel edilmeyen ilim vebaldir, fakat ilim öğrenmemek bundan daha kötüdür. Onun için, (Amelsiz ilim vebal, ilimsiz amel sapıklıktır) denmiştir. Bunun için, amel edemem diye düşünerek, kitap okumamak, ilim öğrenmemek, asla uygun değildir. Öğrenmesi farz olan şeyi öğrenmemek, ayrı bir günah olur. Bir hadis-i şerif meali:
(Aynı günahı işleyen âlime bir, cahile ise iki günah yazılır. Âlim, yalnız günahın cezasını; cahilse, hem günahın, hem de o meseleyi öğrenmemenin cezasını çeker.) [Deylemî]

O hâlde kitap okumayı, ilim öğrenmeyi ihmal etmemelidir. Dinini bilmeyen nasıl doğru Müslüman olur ki? İlimden kaçmanın hiçbir mazereti olmaz.

İlim öğrendikçe, büyük zatların yazılarını okudukça, kalbine feyz de gelir ve dine uyma isteği artar.

Çok bilmek
SORU:
Cennete gitmek için çok okuyup çok şey bilmek yeterli midir?

CEVAP
Çok şey öğrenmek yeterli değildir. Şeytan da çok şey biliyordu. Cenneti Cehennemi de görmüştü, ama ihlâsı olmadığından kibirlenip Cehenneme gitti. İbadet az da olsa, bid’at karıştırmadan ihlâsla yapmak lazımdır.

İhlâslı olmak için
SORU:
İhlâs elde etmenin en etkili yolu nedir?

CEVAP
İhlâsı elde etmenin en etkili yolu sohbettir. Sohbet, evliya zatların kitaplarını severek okumak, öğrendiklerine uygun yaşamak ve hiç konuşulmasa da beraber olmak demektir. Şâh-ı Nakşibend hazretlerine uzak yoldan bir tüccar gelir. İçeri girip oturur. Bakar ki, mübarek zat hiç konuşmuyor, sükût ediyor. İçinden, (Bu kadar uzak yoldan geldim, bir şeyler anlatsa da, istifade etsem) diye düşünür. O anda Şâh-ı Nakşibend hazretleri başını kaldırıp tüccara, (Bizim sükûtumuzdan istifade edemeyen, konuşmamızdan hiç istifade edemez) buyurur. Hâlbuki Şâh-ı Nakşibend hazretleri, o sükût ânında kalbinden orada olanlara feyz akıtıyormuş. Demek biz istifade ettiğimizi bilmesek de, sohbette çok nimete kavuşuruz.

(Visited 165 times, 1 visits today)
DIKKAT: Sitemize ya da yazarlarımıza hakaret veya küfür eden ve yazarlarımızı tehdit eden şahısların IP adresleri ve giriş saatleri sistemimiz tarafından kaydedilmektedir. Avukatımız aracılığıyla bu kişiler hakkında gerekli yasal işlemler başlatılacaktır. Yorum göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Dikkat! Yorum yazmadan önce aşağıdaki uyarıyı okuyunuz:
5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 125 Hakaret (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

Türk Ceza Kanununun yukarıda belirtilen maddelerine göre, sitemiz veya yazarlarımızın onur, şeref ve saygınlığını zedelemeye yönelik mesajlar gönderenler hakkında  gerekli yasal haklarımızı kullanacağımızı önceden bildiririz. Yorum yazarken nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın