Aşk Nedir?

A-ALLAH LAFZIA  Ş  K     N  E  D  İ  R ?
Aşk; sevginin ifrat halidir. Aşık; sevdiği kimseyi gördüğünde veya sevdiğinin ismi anıldığında nabzı yükselir, gözbebekleri büyür, nefesi sıklaşır. Aşık insan, kalbinin göğüs kafesinde çırpınan bir kuş gibi olduğunu, aklının örtüldüğünü ve doğruyu yanlıştan ayırma gücünün zayıfladığını görür. Bu bapta Allah’ın Rasulü (s.a.v.) bir hadislerinde şöyle buyurmuştur : “Sevgi gözleri kör, kulakları sağır eder.”
Büyük mutasavvıflar aşkı 3 kategoride açıklamıştır:


1- Hayvani Aşk: Böyle bir sevgiye tutulanlar sevdiklerini kendi nefisleri için seven kimselerdir. Bu kimseler sevdiğinde istediği menfaati elde edemeyince, sevgisinin yerini kin, nefret ve intikam duyguları alır. Artık her türlü kötülüğü yapacak hale düşerler.. Aslında buna aşk demek de uygun düşmez çünkü bu hal aşk değil, hayvani arzulardır. Bu tür sevgi, hayvani aşk gurubuna girer. Bunların muhabbeti, öküz ile ineğin muhabbeti kadardır.

Günümüzde “aşık oldum” deyip kısa bir zaman sonra birbirlerine düşman olan tipler, bu kategoride olduklarını buradan  anlayabilirler. Bu tür aşkın ilahi aşka asla yolu yoktur. Böylesi aşklar ancak; karşılıklı çıkarlar devam ettiği sürece devam eder.

2- Ruhani Aşk; Bu da kendi arasında üçe ayrılır. Bundaki sevgi karşılıksızdır.
c- Birincisi, Leyla ile Mecnun’un sevgisinin benzerleri gibidir ki, bunlarda asla şehvet ve menfaat yoktur. Sevdiğini kendisi için değil, sevdiği için severler. Bunların aşkları bir mürşit tarafından doğru yönlendirilebilirse İlahi aşka köprü olabilir. Mecazi aşk İlahi aşka köprü oldu sözü bunlar için geçerlidir.
b- İkincisi, anne ve babanın çocuklarına olan sevgisi gibidir ki bunda da karşılık yoktur..
a- Üçüncüsü, bir Peygamberi veya evliyayı Allah için sevmektir. Bu türün en ulvisi budur. Bu da iki basamaktır: Fenafişşeyh  ve Fenafirrasul gibi. Bu tür aşk, İlahi aşka köprü olup başka yolu yoktur…

3- İlahi Aşk: Kişi fenafişşeyh ve ve fenafirrasul ahvallerini yaşadıktan sonra fenafillaha erer. Yani gölge varlığını Allah’ın varlığında yok eder. Aşkın en ulvi olanı, derin Allah sevgisinin ileri derecede bulunanı budur. Buna İlahi aşk denilir. Bu tür aşk, Peygamberlerde ve Evliyada bulunur. Bunlar, Hakk’ın rızası için gerektiğinde mallarını ve canlarını büyük bir minnetle feda ederler.. Bunlar da kendi araların da üçe ayrılır:
1- İlahi aşkın başlangıcı: Bu hal ağır bir cezbe halidir. Bunlarda ne korku, ne de ümit hali mevcut değildir. Bunlarda haya ve rıza hali de yoktur. Bunlarda sırf sevgi olduğu için bunlar taşkınlıkta bulunabilen velilerdir. Bunlar da sekr (sarhoşluk) vardır. Peygamberler ve Eshapları ve bu ümmetin en seçkin velileri hariç, her veli bu İlahi zevkin sarhoşluğu haline tutulur. Bu velilere meczup derler. Bunların akılları geçici bir süre bu sevginin zevki ile örtülür.
2- İlahi aşkın orta hali: Sekr halinden sahv haline geçen her mürşidi kamilde bulunan bir muhabbet halidir. Bunlar da tam ayık olmadıkları için ara ara bunlarda da muhabbet taşkınlıkları olabilmektedir. Bunlarda da muhabbetle birlikte ümit, korku, haya ve rıza halleri vardır ancak, Peygamber ve eshaplarına ve en seçkin velilere oranla daha düşük durumdadır…
3- İlahi aşkın en ileri hali: Peygamberler ve eshapları ve bu ümmetin en seçkin velileri bu hale sahiptirler. En başta Peygamberimiz olduğu halde derecelerine göre diğerlerinde ümit, korku, haya, rıza ve muhabbetullah en üst seviyelerdedir. Bunlarda sekr yoktur..
Bunlar Kur’an ve Sünnet dairesinin dışına bir milim dahi çıkmayan aşk ehli büyüklerdir.

(Visited 3.692 times, 1 visits today)
DIKKAT: Sitemize ya da yazarlarımıza hakaret veya küfür eden ve yazarlarımızı tehdit eden şahısların IP adresleri ve giriş saatleri sistemimiz tarafından kaydedilmektedir. Avukatımız aracılığıyla bu kişiler hakkında gerekli yasal işlemler başlatılacaktır. Yorum göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Dikkat! Yorum yazmadan önce aşağıdaki uyarıyı okuyunuz:
5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 125 Hakaret (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

Türk Ceza Kanununun yukarıda belirtilen maddelerine göre, sitemiz veya yazarlarımızın onur, şeref ve saygınlığını zedelemeye yönelik mesajlar gönderenler hakkında  gerekli yasal haklarımızı kullanacağımızı önceden bildiririz. Yorum yazarken nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın