İslam Dergisine Giriş

Rahman ve Rahim olan Allah’ın ismiyle başlıyorum

           Büyük alim ve veli ikincibin yılının müceddidi İmam-ı Rabbani Ahmedi Faruki Serhendi kuddise sirruh hazretleri şöyle beyan ederler:

   “Ey oğul! Tüm varlıkların hülasası olan insanın yaratılmasından maksat oyun ve eğlence değildir. Yemek, içmek ve uyumakta değildir. Aksine,  yaratılıştaki amaç , insanın kulluk vazifelerini yerine getirmesi; Allahu Teala’ya karşı zillet, acziyet ve muhtaçlığını bilme ile daimi bir sığınma ve boyun eğme durumuna ulaşmasıdır. “

           “Şeriat-ı Muhammedi’nin getirdiği ibadetlerin amacı, kulların menfeatları ve islah olmaları  içindir. Yoksa bu yapılan ibadetlerin Allahu Teala’ya hiç bir faydası yoktur. Öyle ise bu ibadetler  sonsuz bir minnettarlık ve şükran duygusu içinde yapılmalıdır.

           “Allahu Subhanehu, mutlak olarak hiç bir şeye muhtaç olmadığı halde, emirler ve yasaklar koyarak kullarına ikramda bulunmuştur.  Öyle ise bu nimete layıkı ile şükretmemiz, minnettarlık ve şükran duyguları içinde dinin hükümlerini yerine getirmek için çaba göstermemiz gereklidir.”           İmam-ı Rabbani(k.s.)

İnsan yaratılıp da belli bir olgunluğa erişinceye kadar, kendisini, çevresindekileri, dünyayı ve evreni tanımaya çalışır. Akıl ile işin içinden çıkamadığı durumlarda kendisini ve herşeyi yaratan Yüce Varlığın mesajı imdadına yetişir.

Allah’ın ilahi mesajını almadan akıl kendi başına doğru bir sonuca asla ulaşamaz. Bunun bariz örnekleri hem günümüz toplumlarında hem de geçmiş toplumlarda görülmektedir. Çoğu Yunan filozoflarının Yaratıcının var ve bir olduğunu akılları ile bulup O’nu eksik sıfatlarla sıfatlandırmaları gibi… O’nu göklerin üzerinde oturan, maddi bir vücudu olan bir varlık sanmışlardır. Oysa ki O cisim değildir ve yer kaplamaz; cisimler ve cisimlerin kapladığı yerler de O’nun yarattıklarındandır. O, bunlar yokken de var idi.

İnsan düşünür… Ben kimim? Ne için bu dünyada bulunuyorum? Ben dünyaya gelmeden annemi, babamı ve annemden emeceğim sütü ve ihtiyaçlarımı kim var etti? Annem, annesinin karnında bir bebek iken mi bunu akletti? Buna imkan yok! Annemin annesi mi bunu akletmişti? İşte bu da en az onun kadar imkansız. Öyle ise ben anne rahminde iken, ben bu dünyaya geldiğimde bana lazım olabilecek her şeyi, o daracık evde hazırlayıp bunu lutfeden, herşeyi gören, bilen ve işiten bir Yaratıcı vermektedir. Peki beni yiyip içmek ve eğlenmek için mi var etti? Öyle değilse bunu nereden bileceğim? denildiğinde… O elbette bizi yemek, içmek ve eğlence için yaratmadı. Ayeti kerimede mealen “Ben insanları ve cinleri ancak (beni tanısınlar ve) bana kulluk etsinler diye yarattım” şeklinde bildirmektedir. Ama “dünyadaki nasibini de unutma” diyerek, sınırlarını Kur’an ve hadis-i şeriflerle belirlediği, sayısını bilmediğimiz kadar helal yiyecek ve içecekler var etmiştir. Haram olanlarda insanlar için çok büyük zararlar vardır. İçki, kumar, hırsızlık, domuz eti, leş yemek ve kan içmek gibi…

İnsan bu alemde belli bir süre yaşar, sonra göçme vakti geldiğinde zorunlu göçe tabi olur. Bu göç olayına insanlar ölüm demiştir. Evet görünüşte ölüm sanılan bu olay aslında, öte alem denilen ahirete göçüştür. İnsan emanet olarak aldığı beden elbisesini Hz Mevlana’nın beyan ettiği gibi soyunup çıkarır. Kabir denilen bir alem ruhların kıyamete kadar bekletildiği bekleme salonu gibidir. Öyle ise ölüm nefret edilecek bir olay değil, bilakis görevlerinin çoğunu yapmış imanlı bir kişi için ödüldür; mükafattır. Allah’ın Rasulünün belirttiği gibi “Ölüm mü’min için bir hediyedir” hadisi şerifi bir müjdedir.

Şimdi İslam Dergimizde bundan böyle Ehl-i Sünnet akaidinin ışığı ve yolunun doğrultusundan sapmadan, doğru İslami anlayışı inşaallahu Rahman burada açıklayacağız.

Yardım ve başarı Allah (C.C.)’tan…

(Visited 52 times, 1 visits today)
DIKKAT: Sitemize ya da yazarlarımıza hakaret veya küfür eden ve yazarlarımızı tehdit eden şahısların IP adresleri ve giriş saatleri sistemimiz tarafından kaydedilmektedir. Avukatımız aracılığıyla bu kişiler hakkında gerekli yasal işlemler başlatılacaktır. Yorum göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Dikkat! Yorum yazmadan önce aşağıdaki uyarıyı okuyunuz:
5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 125 Hakaret (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

Türk Ceza Kanununun yukarıda belirtilen maddelerine göre, sitemiz veya yazarlarımızın onur, şeref ve saygınlığını zedelemeye yönelik mesajlar gönderenler hakkında  gerekli yasal haklarımızı kullanacağımızı önceden bildiririz. Yorum yazarken nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın