Kur’an, Çağdaş Bilim ve Evrimciliğin Çürütülmesi

KURAN-~1

Bekir Abdullah

Kur’an’ın Tarık Suresi’nin ;

Tarık Suresi 6, 7.  ayetleri hakkında biyoloji ve Kur’an Biliminden yoksun materyalist bir felsefeci yazarın seviyesiz eleştirilerine şahit olmaktayız.
Kur’an’da çağdaş ilme uymayan ayetler bulunduğu kuruntusuna kapılan bu bedbaht kişi şöyle iddia ediyor:
Bilime ters olan bu ayetin ikna edici bir izahı yoktur. Kimi İslamcılar, bel kemiği ile kaburgalar arasından çıkanın sperm değil, insan olduğunu iddia eder. Kimi İslamcılar, bu ayeti testislerin başlangıçta yukarıda olmasıyla izah etmeye çalışır. Kimileri ise sperm ve oocyte ile kemik iliği arasında bağlantı kurmaya çabalar. Ama hiçbiri ayetin bilime uygunluğunu ortaya koyamamıştır.” 

CEVAP:
Bu şahsın iddia ettiği yanlış görüşlerini söz konusu ayetleri açıklayarak çürütüp yerden yere çaldık. İşte açıklamamız:
Allahu teala Tarık Suresi 6-7. ayeti kerimede
buyurmuştur ki (mealen):
” İnsan neden yaratıldığına bir baksın. (Tarık/5)
“O (insanı), kaburgalarla sulb(asılı sert şey) arasından çıkan, basınçlı bir su­dan yaratmıştır. (Tarık/7)

İZAHAT:
Bazı mealci ve tefsirciler kadının üreme organını açıklarken kaburgaların arasında imiş gibi anlatıyorlar. Bu hatadır. Oysa ki mezkür ayette kadının ve erkeğin üreme organı kaburgalar ile testisler arasında olduğu ve basınçla rahme düştükleri ima edilmektedir.
Umarım anlaşılmıştır.
Erkekten çıkan su yani meni ile kadının ayda bir rahme inen içi sıvı dolu yumurtası basınçlı su olarak ima edilmektedir. Erkeğin menisi malum anlaşıldığı gibi basınçla rahme aktığı gibi kadının yumurtası da ayda bir kez rahme yumurtalıktan basınçla rahme iner.. Rahme düşen yumurta içi su dolu çok ince bir zarla çevrilidir.
**********
Bilimle tam mutabık olan mezkür ayeti kerimenin manası bazılarının hataları sebebiyle yanlış anlaşılmış maddeci zihniyette bunu fırsata çevirerek haşa Kuran’ın bilimle çeliştiğini iddia ederek küfrünü yaymaya çalışmıştır..
Lakin yanlış tefsir ortaya çıkıp Ayetin bilimle çelişmediği görülünce materyalist şahıs İslamı seçip hakkı teslim edememiştir. Çünkü nasipsizdir.

     BİLİM; geçen 20. yüzyılda; “güneş yerinde sabittir” derken Kur’an; “güneş, ay, gece ve gündüz (dünya) her biri kendi yörüngesinde yüzerler. (Yâsîn-40)” demekteydi. Bugün güneşinde bir yörünge de hareket ettiği keşfedilmiştir.

     BİLİM; 20. yüzyılda göğün genişlemesinden bihaberken Kur’an; ”Göğü kudretimizle biz kurduk ve şüphesiz onu hep genişleteniz.”  (Zariyat-51) buyurarak 1400 yıl öteden uzayın genişlediğinden söz ediyordu.

    BİLİM; 20. yüzyılın sonlarına kadar yıldızların düştüğü yere Kara Delik derken Kur’an; “Yıldızların düştüğü yere yemin ederim ki.” (Vakıa-75) diye buyurarak, oranın kara delik değil yıldızlar mezarlığı olduğunu bildirmekte idi.
Bilim yanılır Allah asla yanılmaz.
 
    Bilimin de zaman zaman şaşmasına rağmen Kur’an asla şaşmaz.  Zira Kur’an İlahi vahiydir.  Eksiklik, Kur’an’da hata arayanın ilminde ve anlayışındadır.  İşte ilgili ayetlerin doğru tercümesi:

  

     Adamın maksatı üzüm yemek değil de bağcı dövmek ise üzümler ne kadar olgun ve tatlı olursa olsun onları asla beğendiremezsin. Allah’a inanmayan adam, Allah’ın kitabı Kur’an’dan ne anlar? Anlasaydı zaten Müslüman olurdu. Eğer bu evrimcilerde biraz akıl ve mantık olsaydı, balığın kaza geçire geçire sürüngene, sürüngenin kaza geçirerek iki ayaklı hayvana, o da kaza geçirdikten sonra maymuna, sonra insana döndüğüne inanmazlardı. İşte evrim dedikleri şeyin özeti budur.
Kaza geçiren bir bisikletin motosiklete, o da kaza geçirdikten sonra lüks bir arabaya evrimleştiğini gören var mıdır hiç?
Günümüzden 400 milyon yıl önce yaşamış bir köpek balığı fosili ile bu gün yaşayan köpek balığının aynı olduğu görülmektedir. Eğer evrim olsaydı bugünden o zamana kadar milyonlarca değişik ara fosillerin olması gerekirdi. Evrim Allah’ın sanatını görmezlikten gelmenin bir başka sığınağıdır. Güneşe gözleri kapamakla güneş yok olmaz.

    Allahu teala buyurdu ki:
–“İnkâr edenler bilmiyorlar mı ki gökler ve yer birbirine bitişikken onları ayırdık ve canlı olan herşeyi sudan yarattık; Hâla iman etmeyecekler mi?” (Enbiya-30)
Bu ayette evrenin tek bir atomdan yaratıldığına işaret vardır. Buna bugün ki bilim adamları “Büyük Patlama” ismini vermişlerdir.

-“Allah, bütün canlıları sudan yaratmıştır. Bunlardan, iki ayağı üzerinde ve dört ayağı üzerinde yürüyenler olduğu gibi, sürünerek gidenler de vardır. Allah dilediğini yaratır. Çünkü Allah, her şeye kâdirdir” (Nur-/45)

Başka ayetlerde ise, insanın sadece sudan yaratılmadığını, süzülmüş çamur olarak ifade edilen maddi besinlerden yaratıldığı ifade edilir:
– “And olsun ki biz insanı, çamurdan, bir sülâleden (süzülüp çıkarılmış çamurdan) yarattık. “(Mü’minûn-12)
– “Sonra onu emin ve sağlam bir karargahta (rahimde) nutfe (zigot) haline getirdik.” (Mü’minûn-13)

-“ Sonra nutfeyi bir alaka (embrio) yarattık, derken o alakayı bir mudga (bir çiğnem et parçası halinde) yarattık, derken o mudgayı bir takım kemik yarattık, derken o kemiklere bir et giydirdik, sonra onu diğer bir yaratık(ruh) olarak teşekkül ettirdik. Yapıp yaratanların en güzeli olan Allah, pek yücedir.”   (Mü’minûn-14)

  

 Allahu Teala Kur’an’a çamur atmaya kalkanların attıkları çamuru, yüzlerine sıvar.

Târık Suresi Ayet: 13 –
– “Kuşkusuz Kur’ân, ayırıcı bir sözdür.”

Târık Suresi Ayet: 14
– “O asla bir şaka değildir.”

Târık Suresi Ayet: 15
– “Haberin olsun ki, kâfirler hep hile kuruyorlar.”

Târık Suresi Ayet:
– “16 – Ben de hilelerine karşılık veririm.”

Târık Suresi Ayet: 17
– “Onun için sen kâfirlere mühlet ver, onlara az bir zaman tanı.”

EVRİMCİLİK:
İngiliz Darvin tarafından 200 yıl önce ortaya atılan evrim fikri ise bugün modern bilime göre çürütülmüş olup üzerinde durmaya bile değmez boş bir iddiadan ibarettir.
Fosil bilime göre çok eski çağlarda yaşayan insanla modern insan arasında hiçbir fark yoktur. Merak edenler araştırabilir.

Nature ve BBC’den insanın sözde evrimi senaryosunu çürüten haber

8 Haziran 2017 tarihinde Nature dergisinde yayınlanan bir makalede Fas’ta bulunan yeni insan fosillerinin ortalama 315 bin yıl yaşında olduğu konu edildi. Bu nedenle Homo sapiens neslinin bilinenden 100 bin yıl daha eskiye dayandığı yorumu yapıldı. Bu makaledeki iddialar, başta BBC olmak üzere, Sözcü gazetesi, Oda TV hatta Kıbrıs Postası gibi yerli haber kaynaklarında evrim senaryolarına destek gibi gösterilmeye çalışıldı.

nature-bbcden-insanin-sozde-evrimi-senaryosunu-curuten-haber

Öncelikle belirtmek gerekir ki insanın bilinenden daha eski bir geçmişe sahip olmasının evrimle hiçbir ilişkisi yoktur. Bu çalışma sonucunda yeni yaş tayini yöntemleri kullanılmış ve insan ırkına ait yaşamış bireylere ait 315 bin yıl öncesindeki fosiller bulunmuştur. Gerçekten de, daha önceden bilinen en eski fosil Doğu Afrika’da yaklaşık 200 bin yıl önce yaşadığı söylenen bir insana aitti. Bu yeni bilginin doğruluğunun teyit edilmesiyle birlikte insan neslinin bilinenden 100 bin yıl daha eskiye dayandığı ve Doğu Afrika yerine Kuzey Afrika’da en eski insana ait kalıntıların bulunduğu anlaşılmış olacaktır.

Bu fosille ilgili bilgiler farklı yorumlanmaya çalışılmış ve başta BBC olmak üzere, birçok yerli ve yabancı kaynakta evrimi kurtarmak adına çeşitli iddialar ortaya atılmıştır ancak bu çaba nafiledir. İnsanın daha eski tarihli fosillerinin bulunması ve bilinenden daha uzun süredir aynı fiziksel özelikleri korumuş olması evrime değil yaratılışa delil oluşturur. Bu gerçeği bilen Darwinistler fosilleri her zaman olduğu gibi gizlemişlerdir. Makaleye konu olmasıyla birlikte söz konusu fosillerin yaklaşık 55 yıldır var olduğu ancak bugüne kadar gizlendiği anlaşılmıştır.

Yıllarca gizlenen fosiller

1960’larda Jebel Irhoud bölgesinde Barit elementi için kazı çalışmaları yapan madenciler neredeyse tam bir insan fosili buldular. 1967 ve 1969’da ise aynı bölgede Jacques Tixier ve Roger de Bayle des Hermens tarafından ilerletilen kazılarda bıçak, ok ucu, buz kazıma aleti, delgi gibi aletlere de rastlandı. Bunlar haricinde kafataslarıyla birlikte bir çocuğa ait çene kemiği, uyluk kemiği, kalça kemiği fosilleri de kazılarda ortaya çıkartıldı. Ne var ki Darwinistlere göre bu dönemde insanın var olması, sözde evrim senaryosuna uymadığı için bulunan kemikler ve aletler 40 bin yıl yaşında gibi gösterildi ve Neandertallere ait olduğu iddia edildi ki bu iddia günümüzde çürütüldü.

Yine aynı bölgede 2004 yılından itibaren yapılan kazılarda 20 yeni insan kemiği fosili bulunduğu, bunların arasında üç yetişkin, bir genç ve yedi yaşlarında bir çocuğa ait kafatası, diş ve çene kemiği fosillerine rastlandığı açıklandı.

Ayrıca çok çeşitli aletlerin keşfedildiği, geyik kemiklerindeki izlerden bu insanların kasaplık yaptığının tahmin edildiği ve çeşitli yanık izlerinden yola çıkılarak o dönemde pişirme ve aşçılığın da var olduğunun düşünüldüğü yapılan açıklamalar arasındaydı.

Az önce de belirttiğimiz gibi evrimciler yaş tayinini 40 bin yıl gibi gösterdikleri fosilleri sözde Neandertal akrabaları olarak lanse etmişlerdi. Ancak 1969’da bulunan ve 40 bin yıllık olduğu iddia edilen bu çene kemikleri üzerinde yapılan yeni yaş tayini çalışmalarında bu kemiklerin de insana ait olduğu ve 280 bin ila 350 bin yıllık olduğu ortaya çıktı.

Prof. Hublin bu aldatmacayı; “Fosiller o zamanlar anlaşılmayacak kadar “ilkel” görünmüş, insanlar da bazı tuhaf iddialar ortaya atmışlar” diyerek geçiştirmeye çalışmıştır. Ancak bu örnek evrimcilerin bilimsel delilleri kendilerince nasıl çarpıtabildiklerini ve ne kadar yanlış iddialarda bulunabildiklerini gözler önüne sermesi bakımından önemlidir.

İngiliz Doğa Tarihi Müzesinde paleantropolojist olan Chris Stinger de, “1970’lerde bu fosilleri gördüğünü ve bunların Neandertallere ait olmadığını fark ettiği için şaşırıp kaldığını” itiraf etmiştir. Stinger durumu kurtarmak için, “Fosiller çok genç göründükleri için insana ait olabileceğini düşünemediğini” iddia etmiştir ancak bu çaba da nafiledir.

Prof. Hublin’in 2004 yılında bulduğu ancak bundan 13 yıl sonra gündem olan fosiller Darwinistleri çok büyük bir açmaza sokmuştur. İnsanın sözde evrimi senaryosunun çürütülmesinden rahatsızlık duyan pek çok evrimci bu fosilleri inkar etmeye ya da yeni senaryolar üretmeye çalışsalar da elde edilen tüm bilimsel veriler insanın evrim geçirmediğini açıkça ortaya koymaktadır.

Evrim için bir delil oluşturacak bulgu “ara-geçiş” formlarının ortaya konmasıdır. Bugüne kadar yer katmanlarının tüm seviyelerine ulaşılmış ve 700 milyondan fazla fosil elde edilmiştir. Bu fosillerin hepsi, hiçbir eksik veya hatası olmayan canlı türlerine aittir. Eski katmanlarda bulunan bir tür bir anda ortaya çıkmış, milyonlarca yıl içinde hiç değişmeden kalmış, ya günümüze ulaşmış ya da nesilleri tükenerek yok olmuştur ancak bu kadar fosil arasında tek bir ara geçiş formu canlıya rastlanmamıştır.

Evrimcilerin iddia ettiği gibi canlılar yavaş yavaş değişime uğrayarak gelişmiş olsalar idi, yer katmanlarında sayısız ara geçiş formu olmalıydı; hatta ara geçiş formlarının çok daha fazla görülmesi gerekirdi. Fosil kayıtlarında ara geçiş formlarının olmaması evrimi tamamen yıkan bir durumdur. Bu çalışmada bulunan 350 bin yıllık bu en eski insan fosilleri de evrime değil yaratılışa delil oluşturmaktadır.

Kaynaklar

http://www.nature.com/news/oldest-homo-sapiens-fossil-claim-rewrites-our-species-history-1.22114
http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-40198320?ocid=socialflow_facebook
http://www.sozcu.com.tr/2017/dunya/son-dakika-bilim-dunyasi-icin-muthis-bir-kesif-1885808/
http://odatv.com/evrim-kitaplarini-bastan-yazdiracak-bulus-0806171200.html
http://www.kibrispostasi.com/mobile/index.php?news_id=222894

(Visited 368 times, 1 visits today)
DIKKAT: Sitemize ya da yazarlarımıza hakaret veya küfür eden ve yazarlarımızı tehdit eden şahısların IP adresleri ve giriş saatleri sistemimiz tarafından kaydedilmektedir. Avukatımız aracılığıyla bu kişiler hakkında gerekli yasal işlemler başlatılacaktır. Yorum göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Dikkat! Yorum yazmadan önce aşağıdaki uyarıyı okuyunuz:
5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 125 Hakaret (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

Türk Ceza Kanununun yukarıda belirtilen maddelerine göre, sitemiz veya yazarlarımızın onur, şeref ve saygınlığını zedelemeye yönelik mesajlar gönderenler hakkında  gerekli yasal haklarımızı kullanacağımızı önceden bildiririz. Yorum yazarken nezaket kurallarına dikkat ediniz.

“Kur’an, Çağdaş Bilim ve Evrimciliğin Çürütülmesi” üzerine 1 yorum.

Bir cevap yazın