Kur’an’da ve Sahih Hadislerde Şefaat Vardır

SORU: Mutezile Mezhebi mensupları ile Vehhabilerin ülkemizdeki uyduları olan kimseler şefaate inanmamaktadır. Kur’an’da Şefaat var mıdır?

CEVAP: Allahu Teala şefaat hakkında Meryem Suresi 87 ve Tâhâ suresi 109’da buyurmaktadır ki, mealen:
– (O gün) Rahmân (olan Allah)’ın katında bir ahd almış olan kimseden başkaları     şefaat etme hakkına sahip olamayacaklardır.” (Meryem – 87) 

– “O gün, Rahmân’ın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnud olduğu kimselerden başkasının şefaatı fayda vermez.” (Tâhâ-109)

– “Allah, onların geleceklerini de, geçmişlerini de bilir. Onlar ise O’nu ilmen kavrayamazlar.” (Tâhâ- 110)

Ayetel kürside “Men zellezî yeşfeu ındehû illâ biznihi” ifadesi geçer. Rabbimiz burada şefaat etme yetkisinin sadece kendisine ait olduğunu belirtirken dilediği kullarına da şefaat etme yetkisini vermeyeceğini belirtmiyor.

 

MAKAM-I MAHMUD:

Allahu Teala Peygamber Efendimize atfen :
-“Rabbinin seni Makam-ı Mahmud’a (övgüye değer bir makama) yükselteceği ümit edilir.” (İsra 79) buyurdu.
Ebu Hureyre’nin rivayetine göre Peygamber (s.a.v.) Efendimize bu ayette zikredilen  Makam-ı Mahmud’dan sual edildi. Resulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
“Bu şefaattir” diye cevap verdi.
(Tirmizi, Tefsir 17 (nr.3136); Beyhaki, Şuabü’l-İman, nr 300). Bir başka hadisi şerifte:

   -“Ey falan! Bize şefaat et, ey falan bize şefaat et diyecekler. Sonunda şefaat etme işi bana kalacak. İşte makam-ı Mahmud budur.” (Buhari, Tefsir 11; zekat 52)

      Peygamber Efendimizin Kıyamette şefaat edeceği özel bir makamı vardır. Her ezanın arkasında, Allahu Tealaya, Resulüllah efendimizi bu makama ulaştırması için dua etmekteyiz. Peygamber Efendimiz ezanı tekrar edip, ezan duasını okuyanlara da şefaat edeceğini bildirmiştir. (Buhari ezan, 8, 17; Ebu Davud, Salat, 37) 
 Rasulullah (s.a.v.) Allahu tealanın,  peygamberlere, evliyalara , alimlere ve şehitlere şefaat izni vereceğini şu hadisi şerifinde bildirmektedir:

-” Kıyamette Peygamberler, âlimler ve şehidler şefaat eder.” (Kaynak; İbni Mace )

      Yukarıda adı geçen her iki ayeti kerimede şefaatin Allah katında ahd almışlara verileceği apaçık belirtilmiştir. Her kim; “Şefaat yoktur” derse, bu ayetleri inkâr etmiş olmaktadır. Kur’an’ı Kerim’e, Peygamber (s.a.v.)Efendimizin hadislerine bakmadan mana verenler şunu iyi bilmeliler ki, Kur’an, Muhammed aleyhisselama indirilmiştir. Kur’an’ı en iyi anlayan da O’dur. Öyle ise şefaatı inkar edenler, şefaatla ilgili ayetlere kendi akıllarına göre anlam vermeden önce, Ehl-i Sünnet Alimleri gibi, doğru manaya ulaşmak için

İmam-ı Rabbani Hz. nin Dergahı
İmam-ı Rabbani Hz. nin Dergahı

  
     Allah’ın Rasulü’nün hadis-i şeriflerine ve Eshab-ı Kiramın icmasına bakarak, onlar o hususta nasıl bir açıklama yapmışlarsa, onun parelelinde anlam vermelidirler.  Rasulullah’ın hadis-i şeriflerinde şefaat şu mealde açıklanmaktadır:
” Her peygamberin müstecab (Allah’ın kabul edeceği) bir duası vardır. Her peygamber o duayı yapmada acele etti. Ben ise bu duamı kıyamet gününde, ümmetime şefaat olarak kullanmak üzere sakladım (kullanmayı ahirete bıraktım). Ona inşaallah, ümmetimin şirk koşmadan ölenleri nail olacaktır.” ( Buhari-Tevhid/ 5076)
      Rasulullah (sav) buyurdular ki:
Şefaatim, ümmetimden büyük günah sahipleri içindir.” [Tirmizi, şu ziyadeyi kaydeder: “Hz. Cabir (ra) dedi ki: “Kebair (büyük günah) ehli olmayanın şefaate ne ihtiyacı var!”] Cabir(r.a.)den (Tirmizi/Kıyamet-5077)

    Şefaati inkar edenler eğer gerçekten Müslüman olsalardı, şefaatle ilgili ayet ve hadisi şerifleri nasıl görmezlikten gelemezlerdi. 

 

 

(Visited 1.660 times, 1 visits today)
DIKKAT: Sitemize ya da yazarlarımıza hakaret veya küfür eden ve yazarlarımızı tehdit eden şahısların IP adresleri ve giriş saatleri sistemimiz tarafından kaydedilmektedir. Avukatımız aracılığıyla bu kişiler hakkında gerekli yasal işlemler başlatılacaktır. Yorum göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Dikkat! Yorum yazmadan önce aşağıdaki uyarıyı okuyunuz:
5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 125 Hakaret (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

Türk Ceza Kanununun yukarıda belirtilen maddelerine göre, sitemiz veya yazarlarımızın onur, şeref ve saygınlığını zedelemeye yönelik mesajlar gönderenler hakkında  gerekli yasal haklarımızı kullanacağımızı önceden bildiririz. Yorum yazarken nezaket kurallarına dikkat ediniz.

“Kur’an’da ve Sahih Hadislerde Şefaat Vardır” üzerine 10 yorum.

  1. ben ise birçok “red”cileri ayet-el kürsi’den örnek vererek sustururum…
    “men zellezî yeşfeu indehû illâ bi iznih” yani, “ALLAH(cc)ın izni dışında kim şefaat edecekmiş” yazar, eğer şefeat olmasaydı orada “ALLAH(cc) dışında kim şefaat edecekmiş” yazması gerekmez miydi der ikna ederim…

    1. Değerli kardeşim düşüncen için teşekkür ederiz. Fakat, Âyetelkürsideki o ifadeyi münkir kişi konuyu çarpıtmak için kulanabileceğini düşünerek diğer ayetlerden örnek verdik..Buna rağmen onu da ekledim.

  2. O bilir, onların önlerinde ve artlarında ne varsa ve Allah rızâsına mazhar olandan başkasına şefâat de edemezler ve onlar, onun korkusundan ürkerler.( ENBİYA 28)

    Bu ayette cehenneme gireceklere şefaat edilemeyeceğini anlıyoruz.

    1. O bilir, onların önlerinde ve artlarında ne varsa ve Allah rızâsına mazhar olandan başkasına şefâat de edemezler ve onlar, onun korkusundan ürkerler.( ENBİYA 28)
      Bu ayette Allah’ın rızasına mazhar olanlar günahlı ve günahsız tüm Müslümanlardır. Çünkü Allah iman edenden razıdır. Ancak günahları sevaplarından çok olanların bir süre cehenneme gitmesi gerekecektir. İşte şefaat bunlarla birlikte hiç cehenneme gitmeyecek müminlerin derecelerinin yükseltilmesi gerekenleredir.
      Kafirlere ise şefaat haramdır.

    2. Merhaba Bekir bey. Öncelikle şunu merak etmekteyim.Ne mezunusunuz? Kaç yıldır ilahiyatın içindesiniz? Ne iş yaparsınız? Aşağıda bi sayfadan bulduğum bir yazı var. Hanginiz doğruyu söylüyor?

    3. Tahsilimi merak ediyorsunuz. Üniversite mezunuyum. Ayrıca Medrese tahsili yaptım. Kuran, hadis, fıkıh, tefsir, tasavvuf dersleri aldım.
      Toptan kitap dağıtım işi ile meşgulüm. Kendime ait işyerim var.
      İlahiyatla iştigalim 40 yıla iki kaldı..
      Bunları bilmeniz size bir şey kazandırmaz a kardeşim. Zira bir kimse ilimle hidayete ermiş olsaydı iblis şeytan olmaz, ismi azam duasını bilen Belam bin Baura lanetlenmezdi.
      Sizin yaptığınız tereciye tere satmak gibi bir şey. Bize kopyaladığınız ayet meallerini bizim okumadığımızı mı sanıyorsunuz?!
      İmdi gelelim şefaat konusuna. 1400 yıldır ehli sünnet alimleri şefaat konusunu yanlış anlattılar da bu düzmece İngiliz piyonu olan selefiyeci reformist hocalar mı doğruyu yazar oldular..?!
      Bilmelisiniz ki Peygamberimizin Kuran’dan verdiği açıklamalarına ve eshabın rasulullahtan anladıkları Kuran anlayışına ters düşecek manada Kuran’a kendi aklı ve mantığı ile mana verenler kafir oldular.
      Size de Rabbimden hidayet diliyorum. Umarım doğruyu anlarsınız biiznillahi Teala.

      ŞEFAAT HAKKINDAKİ AYET VE HADİSLER(mealen):
      SORU: Mutezile Mezhebi mensupları ile Vehhabilerin ülkemizdeki uyduları olan kimseler şefaate inanmamaktadır. Kur’an’da Şefaat var mıdır?

      CEVAP: Allahu Teala şefaat hakkında Meryem Suresi 87 ve Tâhâ suresi 109’da buyurmaktadır ki, mealen:
      – (O gün) Rahmân (olan Allah)’ın katında bir ahd almış olan kimseden başkaları şefaat etme hakkına sahip olamayacaklardır.” (Meryem – 87)

      – “O gün, Rahmân’ın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnud olduğu kimselerden başkasının şefaatı fayda vermez.” (Tâhâ-109)

      – “Göklerde ve yerdekilerin hepsi O’nundur.
      O’nun izni olmadan katında kim şefaat edebilir?” (Bekara/255)

      Demek ki Onun izni ile şefaat varmış bilesin.

      MAKAM-I MAHMUD:
      Allahu Teala Peygamber Efendimize atfen :
      -“Rabbinin seni Makam-ı Mahmud’a (övgüye değer bir makama) yükselteceği ümit edilir.” (İsra 79) buyurdu.
      Ebu Hureyre’nin rivayetine göre Peygamber (s.a.v.) Efendimize bu ayette zikredilen Makam-ı Mahmud’dan sual edildi. Resulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
      “Bu şefaattir” diye cevap verdi. (Tirmizi, Tefsir 17 (nr.3136); Beyhaki, Şuabü’l-İman, nr 300). Bir başka hadisi şerifte:

      -“Ey falan! Bize şefaat et, ey falan bize şefaat et diyecekler. Sonunda şefaat etme işi bana kalacak. İşte makam-ı Mahmud budur.” (Buhari, Tefsir 11; zekat 52)

    4. Yazıyı okumamışsınız anlaşılan. Yazıda şefaat yoktur sonucu hiçyok. Niçin bu cevabı verdiniz anlamadım?

    5. Yazınız “Merhaba Bekir bey. Öncelikle şunu merak etmekteyim.Ne mezunusunuz? Kaç yıldır ilahiyatın içindesiniz? Ne iş yaparsınız? Aşağıda bi sayfadan bulduğum bir yazı var. Hanginiz doğruyu söylüyor?”
      diyorsunuz.
      Yazınızın devamında şefaati inkar eden yazılar vardı. Onları bir yerden kopyalamışsınız. Ve hanginiz doğru söylüyorsunuz sorunuzu da başkısma yazmışsınız.
      Biz de size şefaatin hak olduğunu ayetlerle belgeledik ve şefaati inkar edenlerin kafir olacağını yazdık.

    6. Bekir efendi! Sen okurken gözlüğünü takmıyorsun anlaşılan. Papağan gibi aynı cevabı tekrarlayıp duruyon. Fena sıkıştın kafir yaftası vurup sıyrılmaya çalışıyon. Söyle bakalım peygamberin şefaat edeceği kuranda yazıyormu? Ayetle açıkla bakalım.

    7. İsmail efendi! Ben acizane sizin yazınızı okuyorum velakin bir yanlış anlaşılma oluyor sanıyorum.
      Ben size kâfir yaftası vurmuş da değilim. Şefaati inkâr edenlerin kafir olduğunu ehli sünnet uleması beyan etmiştir demek istedim ki, öyledir de. Siz bize şöyle bir soru yöneltmişsiniz:
      “Sen okurken gözlüğünü takmıyorsun anlaşılan. Papağan gibi aynı cevabı tekrarlayıp duruyon. Fena sıkıştın kafir yaftası vurup sıyrılmaya çalışıyon. Söyle bakalım peygamberin şefaat edeceği kuranda yazıyormu? Ayetle açıkla bakalım.” diye uslûbe riayet etmeden bize hakaret ediyorsunuz.
      İsmail efendi! Gözlük takmak ayıp mı? Eğer ayıp ise, ben o ayıbı bakkaldan almadım. Yoksa o ayıbı vereni mi beğenmiyorsunuz? Ben papağan değilim en az sizin kadar Adem oğluyum.
      Diyorsunuz ki: “Söyle bakalım peygamberin şefaat edeceği Kuran’da yazıyor mu? Ayetle açıkla
      bakalım?”
      İşte sana ayetle açıklıyorum:
      – “O gün, Rahmân’ın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnud olduğu kimselerden başkasının şefaatı fayda vermez.” (Tâhâ-109)
      Ayeti kerimede geçen, “Rahmân’ın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnud olduğu kimselerden başkasının şefaatı fayda vermez.” ibaresinin peygamberlere atıf olduğunu kabul etmeyenler, imanlarını gözden geçirmelidir.
      Allahu Teala Peygamber Efendimize atfen :
      -“Rabbinin seni Makam-ı Mahmud’a (övgüye değer bir makama) yükselteceği ümit edilir.” (İsra 79) buyurdu.
      Ebu Hureyre’nin rivayetine göre Peygamber (s.a.v.) Efendimize bu ayette zikredilen Makam-ı Mahmud’dan sual edildi. Resulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
      “Bu şefaattir” diye cevap verdi. (Tirmizi, Tefsir 17 (nr.3136); Beyhaki, Şuabü’l-İman, nr 300). Bir başka hadisi şerifte:
      -“Ey falan! Bize şefaat et, ey falan bize şefaat et diyecekler. Sonunda şefaat etme işi bana kalacak. İşte makam-ı Mahmud budur.” (Buhari, Tefsir 11; zekat 52)
      -” Kıyamette Peygamberler, âlimler ve şehidler şefaat eder.” (Kaynak; İbni Mace )
      -” Her peygamberin müstecab (Allah’ın kabul edeceği) bir duası vardır. Her peygamber o duayı yapmada acele etti. Ben ise bu duamı kıyamet gününde, ümmetime şefaat olarak kullanmak üzere sakladım (kullanmayı ahirete bıraktım). Ona inşaallah, ümmetimin şirk koşmadan ölenleri nail olacaktır.” ( Buhari-Tevhid/ 5076)

      Hadisi şeriflere inanmayanların karşısına ise şu ayetlerle çıkarız:
      – Biz o peygamberleri mucizelerle ve kitaplarla gönderdik. Ey Peygamberim! Sana da Kur’ân’ı indirdik ki, insanlara vahyedileni açıklayasın. Belki onlar da düşünürler. (Nahl/44)
      Bu ayeti kerime Rasulullahın sözlerinin Kuran’ın tefsiri olduğunu açıkça belirtmektedir. Hadis yok diyen bu ayeti de inkar etmiş olur. Ayeti inkar eden ise, elbette kafirdir.
      – Arkadaşınız (Muhammed) sapmadı, azmadı.
      – O, hevâdan (arzularına göre) konuşmaz.
      – O(nun konuşması kendisine ) vahyedilenden başkası değildir. (Necm/2,3,4)
      Bu ayetler ise, Rasulullahın(sallallahu aleyhi ve sellem) kendi hevasından bir şey söylemediğinin açık beyanıdır.

      Ayetler ve hadislerle sana açıkladım umulurki ön yargısız okur ve anlarsınız. Vesselam.

Bir cevap yazın