Hıristiyan ve Yahudiler Müslüman Olmadan Cennete Giremez

gül zambakSORU: Bir tarikat şeyhi, sadece:” LÂ İLÂHE İLLALLÂH” deyip,  “MUHAMMEDUN RASÛLULLÂH” demeyi kabul etmeyenlerinde, cennete girebileceğini söylemektedir. Bu görüş doğru mudur?
CEVAP: Bu görüş yanlıştır. Böyle itikat edenler küfre girer. Açıklamalarını aşağıda vereceğiz inşallah.

SORU: İnsanlar, bilmedikleri ve yanlış inanç üzere yetiştirilmelerinden dolayı niçin sorumlu olacaklar?
CEVAP:
İnsanları yanlış yetiştirenler sorumludur. Buluğa eren kimselerde, buluğa erdikten sonra doğruyu araştırmadıkları için sorumlu olacaklardır.

    
AÇIKLAMALAR:     
Allahu Tealanın rahmet ve yardımı tüm ehl-i imanın üzerine olsun.
Mekke’nin fethinde Peygamber(s.a.v.) Efendimizin amcası Abbas(r.a.) hazretleri, o vakit henüz müslüman olmamış olan Ebu Süfyan’la birlikte iki Kureyişliyi Rasulullah’ın çadırına getirdi. Peygamber(s.a.v.) ile Ebu Süfyan arasında bazı konuşmalardan sonra, Rasulü Ekrem Ebu Süfyan’a ve yanındaki iki kureyşliye, Allah’a ve Rasulüne iman etmeyi teklif ederek onlara:
– ” Lâ ilahe illallah Muhammedun Rasulullah” deyiniz, diye buyurdular.
Bunun üzerine Hakim ve Hudeyl isimli kişiler hemen söyleneni tekrarlayıp Müslüman oldular ancak; Ebu Süfyan, sadece; “La ilahe illallah”dedi ve sustu. Bunun üzerine Peygamber(s.a.v.) Efendimiz Ebu Süfyan’a, şehadetin ikinci kısmı olan;”Muhammedun Rasulullah”demesini de  istedi.
Ebu Süfyan:
– ” Ey Muhammed onunla ilgili kalbimde hala bir şüphe var “dedi.
Rasulullah bunun üzerine amcasına, onu çadırına götürmesini söyledi. Bu arada Abbas(r.a.) ile aralarında bazı konuşmalar geçince Abbas ona;
-“Yazıklar olsun sana iman et”diye telkinde bulununca, Ebu Süfyan şehadeti tamamlamak için tekrar Rasulullah’ın huzuruna çıktı ve müslüman oldu.

Muhammedun Rasulullah” demeyi kabul etmeyenlerin de cennete gireceğini iddia edenlerin iddiasını çürütmeye, Peygamber(s.a.v.) Efendimizle Ebu Süfyan arasında geçen bu olay yeterli, açık bir delildir.   

Bir kimsenin inancı, ehli sünnet inancı üzere, yani Peygamber(s.a.v.) Efendimizin ve sahabelerin İslamiyeti anladıkları ve inandıkları gibi değilse, bir cemaatin lideri olmanın veya bir tarikatın şeyhi olmanın hiç bir önemi yoktur. Allahu teala Kur’an’da şöyle buyuruyor, mealen:
“O Peygamber ve Mü’minler Peygamberin kendisine Rablerinden  indirilene(Kur’ân’a) iman ettiler.  Hepside Allah’a, meleklerine, kitablarına ve Peygamberlerine iman etmektedirler. “ (Bakara- 285) 
İslamiyette; Allahu teala Kur’an’da ve Kudsi Hadislerde ne beyan etmiş ve O’nun Rasulü hadislerinde ve sünnetlerinde ne beyan etmişse ve Eshabı kiram bir mevzuda nasıl icmaa etmişse, Müctehid İmamlar bunlara göre nasıl ictihat etmişlerse, ona bakılır. Zira Edille-i Şer’iyye (dini deliller) 4’tür; 1-Kur’an, 2-Sünnet, 3-Eshabın İcması, 4-Müctehid fakihlerin ictihatlarıdır. 
        
İnsanların ahiretteki kurtuluşu, Kur’ân’ın emrettiği, Peygamber(s.a.v) Efendimizin açıkladığı âmentüye iman etmekle mümkündür. “Ehl-i kitab” denilen yahudi ve hırıstiyanlar, Rasulullah’ın açıkladığı âmentünün tamamına iman etmedikleri için, ahirette Allahu tealanın merhametine nail olamayacaklardır. Allahu teala, Er-rahmân’dır; bu dünyada kafir, müslüman, herkese merhamet edendir. O, Er-Rahîm’dır; ahirette, sadece amentünün içeriğini kabul eden mü’minlere merhamet edecektir. Hırıstiyan ve yahudilerin ve gerekse başka toplumların, bu merhamete nail olabilmeleri için, şirki terk edip, Kur’an’ın âmentüsüne iman etmeleri gerekmektedir. Kur’an’ın amentüsünden birisi de, bütün peygamberlere ve İlahi kitablara inanmaktır. Nitekim ayeti kerimede, mealen;
“O iman eden kimseler ki, sana indirilen Kur’an’ı ve senden önce indirilen Kitabları tasdik ederler.”diye buyurulmaktadır. (Bakara /4)

“Lâ ilahe illallah” deyipte “Muhammedun Rasulullah “dememek, Peygamber (sallallahu aleyhi vessellem) Efendimizin peygamberliğini inkar içinse, bu açık bir küfürdür. Zira, O’nun peygamberliğini kabul etmemek, Kur’an’ı Kerimi Allahu tealanın kitabı olarak kabul etmemek demektir. Kuran-ı Kerimi Allah’ın kelamı olarak kabul etmeyenlerin durumunu, şu ayetler en açık bir şekilde belirlemektedir, mealen: 
İnkar edip bizim ayetlerimizi yalanlayanlar ise, işte bunlar ateşin arkadaşlarıdır, onlar orada ebedi kalacaklardır.”  (Bakara- 39)
Ehli kitab” denilen yahudi ve hırıstiyanlar, herkesin malumudur ki, Allah’ın ayetleri olan Kur’an-ı kerimi inkar etmektelerdir. Bu kimseler, Peygamber Efendimize ve O’nun Allah’tan getirdiği Kur’an’a inanmadıkları için ebediyyen ateşte kalacaklardır. Bir diğer ayette, mealen:
“Doğrusu Allah katında din, İslam’dır. O kitap verilenlerin(hırıstiyan ve yahudilerin) ayrılığa düşmesi ise, sırf kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki ihtirastandır. Her kim de Allah’ın ayetlerini inkar ederse, şüphe yok ki Allah, hesabı çabuk görendir.” (Âl-i İmran -19)
Bu âyet, Adem’den (a.s.) Peygamber (s.a.v.) Efendimize dek gelen tüm dinlere İslam denildiğini çürütmektedir. Zira yüce Kur’an, Allah katında dinin islam olduğu belirtildikten sonra, Hıristiyan ve Yahudilerden o kitap verilenler diye söz etmektedir. Allah katında dinin ancak islam olduğu bu ayette, bu kadar açık olarak belirtilmişken, birileri neye dayanarak ahirette sadece “Lâ ilâhe illallâh” diyenlerinde merhamete ereceğini iddia ederek cennete girebileceklerini söylüyorlar? Bir diğer ayette, mealen:
Allah’ın ayetlerini tanımayanlara, haksızlıkla peygamberleri öldürenlere(yahudiler) ve insanlar içinde adaleti ve insafı emreden kimselere kıyanlara acı bir azap müjdele.”  (Âl-i İmran -21 )
Peygamber(s.a.v.) efendimizin bildirdiğine göre, yahudiler bir saat içinde 43 nebi ve emr-i ma’ruf ve nehy-i anil-münker yapan 110 abidi öldürdüler. (Tibyan Tefsiri)  
İşte bunlar, dünya ve ahirette amelleri boşa gitmiş kimselerdir ve onları kurtaracak da yoktur.”          
 (Âl-i İmran-22)     
Kul in kuntum tuhibbûnAllâhe fettebiûnî yuhbibkumullâhu veyağfir lekum żunûbekum vAllâhu ğafûrun rahîm(un) (Âl-i Imran/31)
Mealen: (Rasûlüm) de ki: «Eğer Allahı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve suçlarınızı örtsün. Çünkü Allah çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir»   
Hırıstiyanlar ve yahudiler Allah’ı sevdiklerini ve O’nun dostları olduklarını söylemeleri üzerine, bu ayeti kerime nazil oldu ve ehl-i kitab, Muhammed (aleyhisselam)’a iman edip, O’na tabi olmakla   emrolundular. Bu emir kıyamete kadar bâkîdir.

Sahabeden Ebu Hureyre’nin(radıyallahu anh) rivayet ettiği şu hadis-i şerifle bu konu, daha da belirgin olarak açılmış olmaktadır:
Allah’ın Resûlü’ne biri geldi ve:
-‘Ey Allah’ın elçisi! Hıristiyanlardan Allah’a ve Resulü’ne inanmakta olan ve İncil’e sâdık biri, veya aynı şekilde Allah’a ve Resûlü’ne inanıpta Tevrat’a bağlı olan birisi, sonradan sana tâbi olmazsa, bu kişiler hakkında ne buyurursunuz?’ dedi.
Bunun üzerine Hz. Peygamber(s.a.v.) şöyle buyurdu:
 – “Nefsim yed-i kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki, bu ümmetten biri, veya Yahudi ve Hıristiyan bir kişi, beni dinlemez ve getirdiğimi kabul etmeden ölürse, kesinlikle Cehennemlik olur.”
Bu konu ile ilgili diğer bazı hadis-i şeriflerde de şöyle buyuruldu:
 -“Beni duyup iman etmeyen Yahudi ve Hıristiyan, elbette Cehenneme girecektir.” (Hakim)
 -“Cennete sadece Müslüman olan girer.” (Buhari)
Ve Cinn Suresinde mealen:     

Her kim, Allah’ı ve Rasulünü kabul etmeyip isyan ederse, muhakkak ona içinde ebedi kalacakları cehennem ateşi vardır.
(El-Cinn – 23)
Yüce Kur’ân, bu kadar açık bir ifade ile Allahı ve Rasulü Muhammed aleyhisselamı kabul etmeyenlerin ebediyyen cehenneme gireceğini bildirmesine rağmen, Kelime-i Tevhiddeki; “Muhammedun Rasûlullah” cümlesinin anlamını kabul etmeyenlerin cennete gireceğini söyleyenler, eğerki ahirette sonsuz azab çekmek istemiyorlarsa derhal imanlarını tazelemeleri ebedi kurtuluşa ermelerinin teminatı gereğidir.

İslam alimleri bu mevzu da şöyle açıklama yaparlar:

İmam Gazali: “Lâ İlahe illallah, cennetin anahtarı gibiyse, “Muhammedun Rasulullah”deyip inanmaksa, o anahtarın dişlileri gibidir.”diyor. Anahtarın dişlileri olmadan kapı açılmayacağı gibi, Muhammed aleyhisselama tabi olmadan da, cennete ve rahmete erilemeyeceği kesindir.
Saidi Nursi ise, 26. Mektub, 5 Meselede bu konuyu şöyle açıklamaktadır: ”Muhammedün-Rasûlullah” demeden mücerret “Lâ ilâhe illallah”demek, Cennet’e girmek için kâfî değildir .”    
Allahu Teala bir kimsenin; ”Muhammedun Rasulullah” inancını kabul etmeden cennete giremeyeceğini,  Bakara Suresi 285. ayetinde de haber vermektedir.
 “O Peygamber ve Mü’minler Peygamberin kendisine Rablerinden  indirilene iman ettiler.  Hepside Allah’a, meleklerine, kitablarına ve Peygamberlerine iman etmektedirler. “ (Bakara/ 285)

Bu ayetler ve imanla ilgili diğer ayetlerde de  belirtildiği üzere, Cenab-ı Allah, bizlerin nasıl iman etmesi gerektiğini bildirmektedir.

BİR SORU:
Bir hiristiyan veya yahudi peygamberimizi duysa “tamam kabul” dese, ama “ben kendi kitabımıza göre amel edeceğim” derse, şu an ki kitapları değişmiş vaziyette olduğunuda düşünürsek ne gerekir? Saygılar

CEVAP
Bu kimseler eğer iman etmişlerse Allahu tealanın şu emrine de uymaları farzdır.
Ey iman edenler, Allah’a itaat edin, peygambere de itaat edin de yaptıklarınızı boşa çıkarmayın!” (Muhammed Suresi/33 )
İslam alimlerinin açıklamalarına göre, bir kimse müslüman olduktan sonra, incil ve tevratla amel edemez. Zira o kimseler e Kur2an2a ve Rasulullah’a tabi olmak farzdır. Aksi durumda, o kimselerin bütün amelleri boşa çıkmış olur. Allahu teala Kur’an-ı indirmekle önceki semavi kitabları yürürlükten kaldırmıştır. Hiçbir kimsenin, İslamı kabul ettikten sonra diğer semavi dinlere göre ibadet etmesi uygun değildir.
Bir SORU: 
“Bilmedikleri ve yanlış inanç üzere yetiştirilmelerinden dolayı niçin sorumlu olacaklar?”
“Çocuğun yanlış yetiştirilmesinden dolayı ne günahı vardır?” Gibi savunmalar yapanlar vardır.

CEVAP:
Kim doğru yola giderse, sırf kendi iyiliği için gider; kim de sapıklık ederse, ancak kendi aleyhine eder; Hiçbir günahkar başkasının günahını yüklenmez! Biz bir peygamber göndermedikçe azap da etmeyiz. ” (isra-15)
Hiçbir Kimse Kendilerine İlahi mesaj ulaşmadan ve yanlış bilgilendirildikleri için azab görmeyecektir. Ancak, gerçek kendilerine geldikten sonra akledip kabul etmeyenler azab görecektir.
Büyük İslam alimi ve itikatta müctehid İmam-ı Rabbani (kuddise sirruh) hazretleri; Allahu tealanın peygamber göndermediği ve peygamberlerin tebliğinin kendilerine ulaşmadığı bir topluma iman etmemeleri sebebiyle azab etmeyeceğini Mektubat’ın 3.Cild 36. mektubunda belirtmektedir.
Akıllı ve büluğa ermiş bir kimse, İlahi mesajı duyduğu andan itibaren iman etmekle ve iman ettikten sonra, doğru bilgiye ve doğru amel yapmaya nasıl ulaşılması gerekiyorsa, onun yollarını aramakla sorumludur.  Anne-baba her nasıl yetiştirirse yetiştirsin, kişi taklitten kurtulup gerçek imana ulaşmaya çalışmalıdır. Çocuğa ve deliye günahta yoktur, azabta yoktur.  Öğrenmekten kaçınmak günahtır.   

Vesselam.

(Visited 411 times, 1 visits today)
DIKKAT: Sitemize ya da yazarlarımıza hakaret veya küfür eden ve yazarlarımızı tehdit eden şahısların IP adresleri ve giriş saatleri sistemimiz tarafından kaydedilmektedir. Avukatımız aracılığıyla bu kişiler hakkında gerekli yasal işlemler başlatılacaktır. Yorum göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Dikkat! Yorum yazmadan önce aşağıdaki uyarıyı okuyunuz:
5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 125 Hakaret (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

Türk Ceza Kanununun yukarıda belirtilen maddelerine göre, sitemiz veya yazarlarımızın onur, şeref ve saygınlığını zedelemeye yönelik mesajlar gönderenler hakkında  gerekli yasal haklarımızı kullanacağımızı önceden bildiririz. Yorum yazarken nezaket kurallarına dikkat ediniz.

“Hıristiyan ve Yahudiler Müslüman Olmadan Cennete Giremez” üzerine 1 yorum.

Bir cevap yazın