Marifetullah Nedir?

Bir DamlaMa’rifetullah; Allah’ı tanımak ilmi demektir. Marifet sahibi olmak, marifetullaha kavuşmak Allah’ın ihlaslı kulu olmaktır. Marifetullaha ermiş kimse, Allahü teâlânın zatını ve sıfatlarını tanıyan kimse demektir. Allah’ın Zatını tanımak demek, O’nun Zâtının anlaşılamayacağını anlamaktır.

Bu babta Hazreti Ebu Bekr’in (r.a):
-”Allah’ın zatını idrak etmekten aciz olduğunu idrak etmek, gerçek idraktir.”  ifadesi, konuyu çok güzel açıklamaktadır.
Allahu Tealanın sıfatlarını tanımak, mahlukların sıfatlarına benzemediklerini anlamaktır.
Bir kalp de, iman olarak iki zıt şeyin sevgisi bir arada olamaz. Yani; bir kimse hem Allah’ı, hem O’nun düşmanlarını aynı anda sevemez. Birini severse, öbürünün sevgisi gider. Ancak, sevilmesi haram olmayan şeylerin sevgisi böyle değildir. Bir kimse aynı anda hem çocuklarını, hem eşini ve dostlarını sever, hemde Allah’ı ve Peygamberini sevebilir.  İşte, marifetullahın meydana gelmesi, kalbin mâsivanın muhabbetinden kesilmesi oranında çoğalıp, kurtulması buna bağlıdır. Bu hususu şu haber-i sadık teyid etmektedir.  Bir gün Allah’ın Elçisi:
-”Bir kimse beni herkesten daha çok sevmedikçe onun imanı kemale ermemiştir.” diye buyurduklarında, Hazreti Ömer(r.a.):
-”Ya Rasulullah, seni nefsim hariç, malımdan evladımdan daha çok seviyorum.” dedi.
Bunu üzerine Peygamber(s.a.v.) Efendimiz:
-” Olmadı Ya Ömer . İmanın kemale ermedi.” diye buyurdular.
Bunun üzerine Hz.Ömer:
“Ey Allah’ın Rasulü seni artık nefsimden de daha çok seviyorum” dedi.
Allahın Elçisi:
Şimdi imanın kemale erdi ya Ömer” diye buyurdular.
Bu durumda bir kimsenin evladını, eşini ve dostlarını sevmesi, Peygamberini sevmesine engel olmamaktadır. Yeter ki Allah ve Rasulünün sevgisi, diğerlerinin önünde olsun. Bu sevginin nasıl olacağını hazreti Ali, mübarek zevcesi hazreti Fatıma annemize sorduğunda, Fatıma (radıyallau anhâ) dan ancak bir Peygamber kızının verebileceği şu cevabı alır:
-“Kişi Allah’ı(cc) aklıyla ve ruhuyla sever, Peygamberini (sav) kalbiyle sever, eşini nefsiyle, çocuklarını ise şefkatiyle sever.”
İnsana üstünlük takvadandır. Takvanın kaynağı ise ma’rifetullahtır. Bu hususta üstadım H.H. Fahreddin Hocam(kaddesallahu sirrahul akdes) şöyle buyurdular;
-” Kişinin takvası kalbindeki ma’rifetullahı kadardır.”
Nitekim hazreti Ebu Bekir (r.a.), marifetullah yönünden eshabın hepsinden üstündür. Eğer başka bir sahabi, marifetullahta Ebu Bekr-i Sıddık’tan daha üstün olsa idi, üstünlük onun hakkı olurdu. Bir hadis-i şerifte şöyle buyuruldu, mealen:

-” Ebu Bekrin, sizden üstün olması, namaz ve orucunun çokluğu ile değildir. Onun kalbindeki Allah bilgisinin çokluğundandır. “ (Şevahid-ün-nübüvve) 

Marifetullahı kazanmak iki aşamadır:
Birinci aşama kabuktur. Marifetullahın kabuk kısmı olan zahiri bilgilere her mümin kitap okuyarak veya sohbet dinleyerek ulaşabilir.
Marifetullahın ikinci aşaması ise özdür. Öze ise ancak, nefsi tezkiye, ruhu tasfiye yolu ile ulaşılır. Buna da, ehli sünnet akaidini iyi öğrendikten sonra Kur’an ve sünnete göre ihlasla amel ederek  ulaşılabilir. Bunun için de zikir ve nefisle mücadele de vardır. Kalp masivadan arındırıldıktan sonra saf bir ayna olmadan bu mümkün değildir.  O vakit kalp melekut alemine de, lâhut aleminde ayinedarlık yapıp Hakkın nurunu yansıtabilsin ki bu takdir de tadılan nurun halavetiyle salikin içindeki putlar birer birer kırılabilsin. İşte o vakit Allah bilgileri, kalbe nur nehirleri gibi dökülmeye başlar.

“İki günü eşit geçen aldanmıştır.”  hadisi şerifinin manası; yapılacak ibadetlerin her gün çoğaltılması değil, Allah bilgisinin çoğaltılmasıdır. Bu hadisi şerifi; her gün biraz daha fazla namaz kılmak, daha çok oruç tutup sadaka vermek olarak anlarsak bunu uygulamak mümkün değildir.  Çünkü bir Müslüman en fazla, bir günde hiç durmadan 1000-1500 rekat namaz ile bir günlük oruç tutabilir. Bunu ölünceye kadar artırmanın ne imkanı, ne de zamanı mümkün değildir.
Bu hadisi şerifi farz ve sünnetleri yaptıktan sonra ilmi marifeti her gün biraz daha fazla artırmak olarak anlamalıyız. Eğer ki, bir kimsenin ilmi ma’rifeti her gün bir miktar artmıyorsa, işte o kimse hadisi şerifte zikredildiği gibi aldanmışlardan sayılmaktadır.
Vesselam.

 

(Visited 2.254 times, 1 visits today)
DIKKAT: Sitemize ya da yazarlarımıza hakaret veya küfür eden ve yazarlarımızı tehdit eden şahısların IP adresleri ve giriş saatleri sistemimiz tarafından kaydedilmektedir. Avukatımız aracılığıyla bu kişiler hakkında gerekli yasal işlemler başlatılacaktır. Yorum göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Dikkat! Yorum yazmadan önce aşağıdaki uyarıyı okuyunuz:
5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 125 Hakaret (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

Türk Ceza Kanununun yukarıda belirtilen maddelerine göre, sitemiz veya yazarlarımızın onur, şeref ve saygınlığını zedelemeye yönelik mesajlar gönderenler hakkında  gerekli yasal haklarımızı kullanacağımızı önceden bildiririz. Yorum yazarken nezaket kurallarına dikkat ediniz.

“Marifetullah Nedir?” üzerine 8 yorum.

  1. Günlük sayısını bilemediğim kadar ALLAH ismini zikr ediyorum ve sürekli abdestli bulunuyorum ayrıca namazlarını vakitlerinde kılıyorum.Bu halim neyi anlam kılıyor.Ayrıca Kur’an ı türkçe olarak her gün okumaya gayret ediyorum.Saygılarımla

    1. Allah kabul etsin. Günlük belli bir sayı belirtmeden zikir çekmek güzeldir ama ayrıca belli bir sayı ile de zikredersen daha da güzel olur.
      Bir de bir ilmihal okuyup akaid ve fıkıh bilgini artırırsan daha da güzel olur.
      Selam ve dua olsun sana.

  2. Selamunaleykum.Hocam marifetimizi artirmak icin neler yapabiliriz.Daha detayli aciklar misiniz.Hocam birde yedigimiz ekmeklerde insan kılı domuz kılı var deniyor.Tam bilmiyoruz.Annem babam da yemem icin zorluyorlar ve yemedigim zaman cok uzuluyorlar.Ne yapmaliyim bu konuda.Onlara asi olmak buyuk gunah.Ekmekte ise süphe var.Nasil davranmaliyim…Allah Teala razi olsun…

    1. Aleykümselam Mustafa kardeşim.
      Ekmek hakkında veya başka gıdalar hakkında çıkan o tür dedikodulara itibar etmeyiniz. Bu zaman da yalan ile doğru birbirine karışmıştır. Doktorun birisi çıkıp bir şeye şifalı yiyecek derken öbürü çıkıp onun söylediğinin tersini söylüyor.
      Devletin o işleri denetleyen yetkili organları vardır. Zararlı olan şeylere izin verileceğini sanmıyorum. Çünkü ekmeği onlar da yiyorlar.
      Marifetullahı kazanmak için bir islam ilmihali okumalısınız önce. Ondan sonra bildiklerinizle amale ederseniz Allah size bilmediklerinizi öğretir. Yani marifetullahı kalbinize ilham eder.

  3. Esselamu aleyküm ben Şafii mezhebine mensubum.Ve 3 yıllık kaza namazlarım var ben kaza namazlarımızı kılmıyordum ama sünnetleri kılıyordum bir akrabam da bana biz Şafii olduğumuz için kazalar bitmeden sünnete geçemezsin dedi bunu birde size sormak istedim cevaplarsanız çok sevinirim

    1. Aleykümselam Merve hanım. O akrabanız doğru söylemiştir. Hanefi de sünnetle birlikte farzlar kaza edilebilirken şafide bu mümkün değildir.

Bir cevap yazın