Mezhepleri Birleştirmeye Çalışmak

ayet- gevşemeyin çekişmeyinKendisini Mehdi sanan bazı aklı kaçıklar medyayı da kullanarak hadlerini aşan sözler edip, müminlerin aklını bulandırmaktadır.  Bunlardan birisi televizyon kanallarından birine çıkmış;
– “Şia’da aynı Allah’a ve peygambere inanıyor, Ehli Sünnet de aynı Allaha inanıyor. Şia’da aynı Kur’an’a inanıyor, Ehli Sünnet de aynı Kur’an’a inanıyor. Öyleyse neden Şia ile Ehli Sünnet birleşip de İslam dünyasını güçlendirmiyorlar.?” diyerek süslü ve yaldızlı sözler ederek müminleri yoldan çıkarmaya çalışmaktadır.. Bu adamlar bu sözü söylemekle ne kadar din cahili olduklarını kendileri isbat etmektedir. Geçmişte kominizmin tek akıl, tek tip elbise, tek insan tipi felsefesinden etkilenen bu sefiller İslam alemini birleştirmek çabasına soyunmaktadırlar.
Alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimizin ” Ümmetimin alimleri arasındaki fark rahmettir” hadisini anlayamadıkları için ehli sünnetin kendi içindeki farklı içtihatlara da karşı çıkmaktadırlar. Daha da ileri giderek İslam alemini birleştirmek adına ehli sünnet dışı yollar ile ehli sünneti aynı kategoriye koyarak gerçek İslamı yok etmeye çalışmaktadırlar. Bu işe kaş yapacağım derken göz çıkarmak denilmez de ne denir?
Hiç bir ehli sünnet alimi farklı mezhepte olanlara şiddet uygulanmasına cevaz vermemiştir. Bu hasepten gerçek anlamda tarih boyunca asla bir mezhep çatışması çıkmamıştır. Bu iddiamızı, geçmişte bazı sultanların siyasi savaşlarını mezhep çatışmaları olarak göstermeye çalışan münafıklar kabul etmeyebilir. Yarasa ışıktan rahatsız olacak diye güneş yüzünü gizleyemez ki.
Geçmişte olduğu gibi bu günde ehli sünnet dışı mezhepleri kendi hallerine bırakıp hidayet bulmaları için Allah’a havale edip dua etmekten başka onlar için yapacağımız bir yol var mıdır? Hiç şüphesiz, her devirde olduğu gibi bugün de müminleri yanıltmaya çalışanları Allahu teala hüsrana uğratacaktır.
(Abdullah Bekir)

EHLİ SÜNNET İNANCI İLE ŞİA ARASINDAKİ BAZI FARKLAR:

(Not: Alttaki yazı bize ait değil, alıntıdır)

1- KUR’AN:
Ehli Sünnetin Kur’an Hakkındaki İtikadı:
Ehli Sünnet’e Göre:
Ehil Sünnet Kur’an’ın sıhhatine, fazla ve noksan olmadığına ittifak etmiştir. Ehli Sünnet Kur’an’ın Allah’ın kelamı olduğuna, hadis ve mahluk olmadığına, içinde batıl bir şeyin bulunmadığına ve müslümanların inanç ve muamelatta ilk kaynağının Kur’an olduğuna inanırlar.
Şianın Kur’an Hakkındaki İtikadı: :
Şia’dan bazılarına göre haşa Kur’an sıhhatli değildir. Kur’an kendi inançlarından herhangi biriyle çatıştığında mezheplerine uygun garip teviller yaparlar. Bu yüzden bunlara “Müteevvile” ismi verilmiştir. Kendi imamlarının sözleri onlara göre güvenilen teşri kaynağıdır. Daima Kur’an toplanırken ortaya çıkan ihtilafa işaret etmeyi severler.
2- HADİS
Ehli Sünnet’e Göre:
Hadisi şerifler şeriatta ikinci kaynak ve Kur’an’ı açıklayıcı mahiyettedir. Peygamberimizden(s.a.v.) sahih olarak gelen herhangi bir hadise muhalefet etmek caiz değildir. Hadislerin sahih olduğunu anlamak İslam Ümmeti alimlerinin Hadis Usulü hususunda ittifak ettiği kurallara dayanır.
Her hadis rivayet edenin belli bir tarihi, rivayet ettiği hadislerin sahih olup olmadığı tespit edilmiştir. Yalancıdan, meçhul şahıslardan sadece akrabalık vasfıyla hadis kabul edilmez.

Şiiler’e Göre:
Rasulullahın(s.a.v.) ehli beytine nisbet edilen ve siyasi savaşlarında Hz. Ali’nin yanında bulunanların rivayet ettiği hadislerden başkasını kabul etmezler. Hadislerin kabulünde sahih olup olmadığına, senedine ve ilmi metoda ehemmiyet vermezler. Çok defa meçhul şahıslardan rivayet ederler ve derler ki : Muhammed b. İsmail’den .o da ashabımızdan birinden, o da bir adamdan rivayet etti ki şöyle dedi…” Kitapları sıhhatinin ispatı mümkün olmayan on binlerce hadisle doludur. Ve bu hadisler üzerinde dinlerini bina etmişlerdir ” Bu tutumlarıyla Sünnet-i Nebeviye’nin dörtte üçünden fazlasını inkar etmişlerdir.

SAHABE
Ehli Sünnet’e Göre:
Ehli Sünnet sahabeye hürmet edilmesi ve onlardan razı olduklarına ittifak etmişlerdir. Çıkan anlaşmazlıklar samimi olarak yaptıkları ictihad kabilindendir. Ve o ortam geçmiştir. Onların anlaşmazlıklarını ele alarak nesiller boyu kin beslemek caiz değildir, Zira sahabileri Allahu Teala hayırla zikretmiş çok yerde methetmiş ve bazılarını tahdit ederek beraatlarını beyan etmiştir. Bu sebepten de kimsenin onları itham etmesi helal olmaz ve bunda kimsenin de bir menfaati yoktur.
Şiiler’e Göre:
Resulullah’tan sonra parmak sayısını aşmayacak kadar az bir topluluğun dışında bütün sahabenin kafir olduğuna inanırlar Hz Ali’ye çok özel bir makam verirler. Bazıları vasi, bazıları peygamber bazıları da ilah mertebesinde olduğuna inanırlar Sonra da kalkar müslümanlar hakkında Hz. Ali hususunda inançlarına göre hüküm verirler. Hz. Ali’den önce halife seçilenler ya zalim veya kafirdir.

TEVHİD (ALLAH’I BİRLEME) İNANCI
Ehli Sünnet’e Göre:
Allah’ın bir olduğuna, ortağı, benzeri olmadığına, kul ile Allah arasında vasıta bulunmadığına iman ederler. Sıfat hususundaki ayetlere tevil, inkar ve teşbih yapmaksızın inanırlar. Allah dini tebliğ için peygamberler göndermiştir. Onlar da dini tebliğ etmişler hiçbir şeyi gizlememişlerdir. Gaybı sadece Allah’ın bildiğine inanırlar. Şefaatin Allah’ın izni şartına bağlı olduğuna, duanın, adağın ve kurbanın sadece Allah için olacağına, Allah’dan başkasına caiz olmadığına inanırlar. Hayır ve şerrin Allah’ın mülkünde olduğuna, Allah’tan başkasının diri olsun ölü olsun kainatta tasarruf ve yetkisinin olmadığına, herkesin Allah’ın fadl ve rahmetine muhtaç olduğuna inanırlar. Allah’ı bilmek ise akıldan önce Şeriat ve Allah’ın ayetleriyle olacağına inanırlar. Her zaman hakkı bulması mümkün olmayan aklıyla insan imanını kuvvetlendirir.
Şiiler’e Göre:
Allah’ın birliğine iman ederler fakat bu inancı bazı şirke götüren tutumlarıyla bulandırırlar Allah’tan başkalarına, kullara dua eder onlardan isterler ve “Ya Ali, Ya Hüseyin, Ya Zeyneb bana şunu ver” derler. Allah’tan başkasına kurban keserler ve adak adarlar Ölülerden ihtiyaçlarının giderilmesini isterler Kendilerince malum duaları vardır. Bu dualarla ibadet ederler imamlarının masum olduğuna ve gaybı bildiklerine inanırlar, imamlarının kainatı idare ettiklerine inanırlar. Bu batıl inançlarını bina etmek için de kendilerine göre bir tasavvuf yolu icad ederler. Evliyanın, kutupların ve Ehli beytin (Allah’ın kudretinin dışında) hususi güç ve kuvvetlerinin olduğuna inanırlar. Dinde imtiyazlı bir tabaka olduğunu yayarlar ve bu imtiyazın veraset yoluyla oğullarına geçtiğini öğretirler. Allah’ı bilmenin akıl ile olduğuna Kur’an ayetlerinin aklın te’kidi mahiyetinde olduğuna. Kur’an’ın yeni şey getirmediğine inanırlar. Onlara göre Kur’an aklın eriştiği marifeti kuvvetlendirir.
RÛYETULLAH (ALLAH’I GÖRMEK)
Ehli Sünnet’e Göre:
Ahirette görmek mümkündür. Zira Kur’an’da : “O günde bazı yüzler parlaktır (çünkü) Rablerine bakmaktadırlar” buyurulmaktadır. (Ayrıca bu hususta sarih hadisler vardır).
Şiiler’e Göre:
Ne dünyada ne de ahırette görmek mümkün değildir
GAYB

Ehli Sünnet’e Göre:
Gaybı Allah’tan başkası bilemez. Allah gaybı kendisine has kılmıştır Ancak başta Hz. Muhammed olmak üzere peygamberlerine gayba ait bazı şeyleri bildirir. “Dilediğinden başka onun ilminden hiç bir şeyi kavrayamazlar.”
Şiiler’e Göre:
Gaybı bilmenin sadece kendi imamlarının hakkı olduğuna inanırlar (Gaybtan haber vermek Peygamberin hakkı değildir) Bu sebepden bazıları imamlarına ilahlık nisbet etmektedirler.
RÂSULULLAH’IN ÂLİ (EHLİ BEYTİ. TABİLERİ)
Ehli Sünnet’e Göre:
(En sahih kavle göre) İslam dini üzerine kendine tabi olanlardır. Bir rivayette Ümmetin en muttaki olanlarıdır. Başka bir rivayete göre de Beni Haşim ve Beni Abdul-Muttalip’ten mü’min olan akrabalarıdır.
Şiiler’e Göre:
Sadece damadı Alı ve onun bazı çocuklarıdır. Sonra onların oğulları, daha sonra da torunlarıdır
ŞERİAT VE HAKİKAT
Ehli Sünnet’e Göre:
Şeriat, hakikattir; hakikat, şeriattır. Resulullah ümmetinden hiçbir şeyi gizlememiştir. Bütün hayırları göstermiş ve tüm şerlerden sakındırmıştır. Cenabı Hak “Bugün size dininizi tamamladım.” buyurmuştur. Dinin kaynakları Kur’an ve Sünnet’tir. Tamamlayıcı başka bir şeye ihtiyaç yoktur. Amel, ibadet ve Allah’a kavuşmanın yolu vasıtasız olarak açıktır. Kulların hakikatini sadece Allah bilir. Peygamberden başka her şahsın sözü alınır veya reddedilir. Çünkü Peygamber masumdur.
Şiiler’e Göre:
Şeriat Peygamberin getirdiği ahkamdır. Ve sadece avam tabakası ile satıhcıları ilgilendirir. Halbuki Hakikat veya ilmi Hası Ehli Beyt’in imamlarından başkası bilemez. Onlar Hakikat ilmini veraset yoluyla nesilden nesile elde ederler Ve onların nezdinde sır olarak kalır imamlar hatadan masumdurlar ve amellerinin hepsi dindir. Onların her tasarrufu caizdir. Allah’a kavuşmak vasıtasız (imamlar olmaksızın) tamam olmaz. Bu yüzden kendilerine verdikleri isim ve lakaplarda ileri giderek “Veliyyullah. Babullah. Hüccetullah. Ayetullah EI-Masum vs.” gibi isimler verirler
FIKIH (HUKUK)
Ehli Sünnet’e Göre:
Ehli Sünnet Kur’an ahkamına bütün dikkatleriyle inceden inceye bağlıdırlar. Kur’an ahkamını Peygamber’in sünneti açıklar. Resulullah’ın söz ve fiillerinden sonra sahabenin ve güvenilir (sika) tabiilerin sözleri de büyük ehemmiyet kesbeder. Çünkü bu tabaka Resulullah’a zaman bakımından insanların en yakınları ve ona en bağlılarıdır. Allah bu dini tamamladıktan sonra hiç kimsenin yeni ahkam getirmeye hakkı yoktur. Fakat tafsilatın anlaşılmasında ve yeni meselelerin çözümünde İslam alimleri Kur’an ve Sünnet’in ışığı altında gayret sarfederler. Yoksa kendiliklerinden yeni şeyler getiremezler. Mutlaka ayet veya hadise dayanması gerekir.
Şiiler’e Göre:
Hukukta kendi imamlarına nispet ettikleri kendi kaynaklarına dayanırlar Kur’an ayetlerini Ümmet-i Muhammed’in galibiyetine muhalif olarak tevil ederler ve hukukta bunlara dayanırlar. Müctehid ve masum imamlarının yeni hükümler ihdas etme hakkı olduğuna inanırlar Aşağıdaki hususlarda Şii imamları yeni ahkam getirmişlerdir:
1 – Ezan, namaz vakitleri, namazın heyet ve keyfiyeti.
2 – Oruç vakitleri, orucu açma zamanı.
3 – Hac ve ziyaret işleri.
4 – Zekat meseleleri ve sarfolunacak yerler
5 – Miras
Ehli sünnete muhalefet etmeye son derece dikkat ederler ve anlaşmazlık dairesini genişletmeye özen gösterirler.
VELA (BAĞLILIK)
Ehli Sünnet’e Göre:
Vela tam bağlılık demektir. Ehli Sünnet “Resul’e itaat eden Allah’a itaat etmiştir” ayeti gereğince Resulullah’tan başkasına vela göstermezler. Resulullah’ın dışında kalan herkese Şeriat kaidelerinin hükmüne göre bağlanırlar. Çünkü Allah’a isyanda kula itaat yoktur.
Şiiler’e Göre:
Velayı imanın rükünlerinden biri olarak kabul ederler Onlara göre vela : Oniki imamı tasdik etmektir. Ehli beyte bu anlayış içinde vela göstermeyen onlara göre iman vasfıyla vasıflanamaz Arkasında namaz kılınmaz. Farz zekattan kendisine verilmez Ancak kafirlere de verilen adi sadakalardan verilebilir
TAKIYYE: (İNSANIN KORKUDAN İNANDIĞININ AKSİNİ SÖYLEMESİ VEYA ÖYLE GÖRÜNMESİ)
Ehli Sünnet’e Göre:
Ehli sünnete göre bir müslümanın diğer müslümanları sözüyle veya fiiliyle kandırması, aldatması caiz değildir. Çünkü Resulullah “Aldatan bizden değildir” buyurmuştur. Takıyye din düşmanı kafirlerden başkasına yapılamaz caiz değildir. Bu da sadece harp esnasında olur. Çünkü harp hiledir. Müslümanın hak hususunda cesur ve doğru sözlü olması, riyakar, yalancı ve sahtekar olmaması tam tersine iyiliği emredip kötülükten nehyetmesi gerekir.
Şiiler’e Göre:
Takıyye Şiiler’in bütün fırkalarında mezheplerinin gereği olarak kabul edilen bir farzdır. Takıyye usulünü gizli ve açık olarak öğreniyorlar ve onunla amel ediyorlar. Özellikle de kötü şartlarda. Bu durumlarda kendilerine göre öldürülmeyi hak etmiş kimseleri medih ve senada mübalağa ederler. Kendi mezheplerinden olmayana küfür hükmü tatbik ederler. Onlara göre gaye her türlü vasıtanın mubah olmasıdır Bu insanlar yalan, hile ve iki yüzlülüğün bütün üsluplarını mubah saymaktadırlar (Ehli sünnetin bazılarına göre imamın Kureyşten olması şart koşulur)
İMAMET VE DEVLET REİSLİĞİ
Ehli Sünnet’e Göre:
Devleti müslümanların arasından seçilen halife idare eder. Ve halifede denklik (İmamlarından rivayet ederler ki şöyle demişlerdir : -Takıyye benim ve babalarımın dinidir.- -Takıyyesi olmayanın dini yoktur.- Mutemet kitaplarından -İslam Kurtuluş ve Seadetin Yolu- isimli kitabın 109 uncu sayfasında şunlar vardır -Mükellefin nefsinde yahut malında bir zarara girme ihtimali varsa veya umumi düzene bir halel gelecekse onun emri bilmarufu terketmesi vaciptir. Bu hüküm Şia’nın özelliklerinden biridir ve Takıyye diye isimlendirilir.-), yani akıllı, bilgili, salih olarak bilinmesi, emin olması ve bu mesuliyeti yüklenecek güçte bulunması gerekir. Müslümanlardan onu hal ve akd ehli seçer. Adaletle hükmetmez ise veya kitap ve sünnet ahkamını çiğnerse onu azledebilirler. Bütün müslümanların ona itaati gerekir. İdare külfet ve mesuliyettir, mükafat ve ganimet değildir.
Şiiler’e Göre:
İdare Hz Alı ve Hz Fatıma’nın çocuklarında veraset usulüyle devam eder. işte bu idare meselesi yüzünden Şiiler hiçbir idareciye halisane bağlanmazlar Çünkü inançlarına göre Patıma evladı olmayan idareci olama? Bu düşüncelerinin tarihte gerçekleşmemesi üzerine bu inançlarına Ric’at nazariyesini eklediler. Ric’atın manası- Son imamları olun EI-Kaim ahir zaman yerden çıkarak bütün siyasi hasımları secek ve Şia’ya diğer fırkalar tarafından tarih boyunca gasbedilen haklarını geri verecek..
alıntıdır

(not: yazı Muhibbudin Hatip’e aittir. Şia Hakkında Bir Araştırma )

(Visited 307 times, 1 visits today)
DIKKAT: Sitemize ya da yazarlarımıza hakaret veya küfür eden ve yazarlarımızı tehdit eden şahısların IP adresleri ve giriş saatleri sistemimiz tarafından kaydedilmektedir. Avukatımız aracılığıyla bu kişiler hakkında gerekli yasal işlemler başlatılacaktır. Yorum göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Dikkat! Yorum yazmadan önce aşağıdaki uyarıyı okuyunuz:
5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 125 Hakaret (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

Türk Ceza Kanununun yukarıda belirtilen maddelerine göre, sitemiz veya yazarlarımızın onur, şeref ve saygınlığını zedelemeye yönelik mesajlar gönderenler hakkında  gerekli yasal haklarımızı kullanacağımızı önceden bildiririz. Yorum yazarken nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın