Mezhepsizliğin Maksadı, Tarihi ve Üstatları

mzhpszlr1Yazan: Abdullah Bekir HOCA

Mezhepsizlik Mezhebinin (Mealciliğin) temelini kuran, İslamı dıştan yıkmaya gücü yetmeyip içten yıkmayı hedefleyerek Müslüman ülkelerini bölüp, sömürge haline getirmek isteyen İngilizlerdir.

İngilizlerin fitne çıkartarak Müslümanları çökertmekteki asıl hedefleri Ortadoğu’nun zengin petrol yataklarını sömürmek idi.
İngiliz sömürgecileri Mezhepsizliği ilk olarak Vehhabilik adı altında, kendi ihanetlerine yatkın Suudi Arabistanlı din adamı  Muhammed bin Abdülvehhab’a kurdurmuşlardır. Bu sapık adam bazı dünyevi menfaatlere sahip olmak için, İngiliz casuslarından Hempher’le işbirliği yaparak, ingilizlerin İslamiyet’i yok etmek çalışmalarına alet olmuştur.
Muhammed bin Abdülvehhab, İbni Teymiye’nin Ehl-i sünnete uymayan kitaplarını okumuş, (Şeyh-i necdi) diye meşhur olmuştu. Düşünceleri, ingiliz paraları ve ingiliz silahları karşılığında, köylüler ve Deriyye ahalisi ile reisleri Muhammed bin Süud tarafından desteklendi. Sapık din adamı ibni Teymiye’nin fikirleri ile Hempher’in yalanlarının karışımının adı Vehhabilik olmuştur.
Abdülvehhab oğlu Muhammed, 1738 senesinde Vehhabiliği ilan etti. İngilizlerin siyasi ve askeri yardımları ile, Arabistan’a yayıldı.
Vehhabilere inanan Deriyye hakimi Abdülaziz bin Muhammed bin Süud ilk olarak 1791 senesinde, Mekke emiri şerif Galib efendi ile harp etti. Daha önce, vehhabiliği gizlice yaymışlardı. Sayısız müslümanları öldürüp, kadınlarını, çocuklarını ve mallarını almışlar ve işkence ettiler.
Daha sonraki yıllarda Mısır’da faaliyetlerini sürdüren İslam düşmanı İngilizler, piyon olarak sicilli mason Muhammed Abduh’u kullanmışlardır. 1905 yılında Kahire müftüsü iken 2. Abdulhamid Han tarafından görevden alınan sicilli mason Muhammed Abduh, Abdulhamid Han tahttan indirilince Mısır’da tekrar faaliyetlerine İngilizlerin desteği ile talebesi sicilli mason Cemaleddin Efgani ile devam etmiştir…

Bunların Türkiye’deki uzantıları olan dalalet ehli mealciler, Hak mezhepleri ve tasavvufu inkar edip, tasavvuf büyükleri evliyaullahı müşrik olmakla itham etmektedirler. Bu karanlık adamlar, Kur’an-ı Kerim’i yalnız kendileri biliyor ve okuyor görüntüsünü vermeye çalışarak mezheplere tabi olan samimi Müslümanları ve samimi tasavvufçuları bilgisizlik ve müşrik olmakla suçlayarak kendileri küfre girmekteler.

İmam-ı Azam, İmam-ı Şafi, İmam-ı Ahmed Bin Hanbel, İmam-ı Maliki Hazretleri hakkında mesnetsiz ve desteksiz göndermeler yaparak müminlerin saf gönüllerini bulandırmaya çalışmaktalar.  “Kurt dumanlı havayı sever” sözünü söyleyenler boşuna söylememiş olsalar gerek. Öyle bir taktik geliştirmeye çalışmaktalar ki, 1400 yıldır onca alim ve evliyaullah hakikatleri görememişler de -haşa- bunlar  araştırıp doğruları bulduklarını zihinlere kazımaya çalışmaktalar. Kendi akıllarına  göre Kur’an’a mana vererek, 1400 yıldır Kur’an ve Sünnet yolundan ayrılmayan, bu hususta en ufak bir taviz dahi vermeyen bu devasa alimleri; “Mezhepçilik yaparak müslümanlar arasında ayrılık yaptılar.” diye suçlamak gafletinde bulunmaktalar.
İmam-ı Azam Hazretleri ki sahabelerden bir çoğu ile muhatab olmuş bir ilim okyanusu iken bu mealciler, mesnetsiz olarak bu büyük alimlere çamur atmaya kalkışıp, İslam Alimlerini Kur’an’ın ayetlerinden habersizmiş görüntüsü vermeye çalışmaktalar. Mademki her şeyi Kur’an’da görmek istiyorlarsa, namaz ve oruç kelimeleri “Kur’an’da görülmedi” diye namazı ve orucu yok mu sayacaklar? Nasıl ki Kur’an-ı Kerim’de namazın ifadesi salat, orucun ifadesi savm olarak  geçiyorsa, mezhebin ifadesi de Kur’an’da sırât(yol) olarak geçmektedir. Sırâtın en doğrusu da “sırât-ı müstekîm”dır. Allahu Teala Kur’an’da buyuruyor ki;
-”(Rasulüm) Muhakkak ki, sen en doğru yoldasın.” (Yâ Sîn Suresi./4)
İşte bu ayeti kerimeye göre Rasulullah’ın yolunun yani mezhebinin sır’ât-ı müstekîm olduğunu bu ayet belirlemiş oluyor. O’nun yolu ise, ehl-i sünnet yolunun(mezhebinin) ta kendisidir. Yine Fatiha suresinde beş vakit namazlarımızda;
-“ihdines-sırâtal-müstekîm” (Rabbimiz bizi en dğru yol olan Rasulünün yolu Ehli sünnet yolu olan sırat-ı müstekîme erdir”) diye okumuyor muyuz?
Zira O Rasulun (selam ve salat O’na olsun)kendisi Sahih-i Buhari’de ki bir hadislerinde:
-“Kurtuluşa erenler Benim ve Eshabımın yolunda gidenlerdir.” diye buyurmaktadır.
Allahu Teala Kur’an’da buyuruyor ki, mealen:
Ey Rasulüm de ki, eğer Allah’ı seviyorsanız geliniz bana uyunuz ki, Allah’ta sizi sevsin günahlarınızı bağışlasın. Allah affedicidir, Allah merhametlidir.” (Âl-i İmran /31)
Bu ayetlere ve bu ayetlerin manalarına benzer manada ki diğer ayetlere göre de, Rasulullah’a uymak farz olduğuna göre, Rasulullah’ın mezhebi, yani sırat-ı müstekîma uymak hepimize farz oluyor.    Müctehid alimler de, bu en doğru yola nasıl tabii olunur, bunun içtihadını yaparak halkı en doğru yola çağırmışlar. Bu alimler “benim çağırdığım sırat-ı müstekımın adı Hanefilik olsun” dememişler. Onu, o zamanda yaşayan halk ifade etmişler ve öyle anıla gelmişlerdir. İtikatta tek olan Ehl-i Sünnet Yolu(Mezhebi) devam edegelmiş, amelde ise yüzün üzerindeki farklı ictihatlardan günümüze sadece 4 mezheb kalmıştır.   Rasulün yolu olan itikatta Ehl-i Sünnet Yolu (Sırat-ı Müstekîm), yani mezhebi, amelde ise 4 mezheb günümüze dek gelebilmiştir. Allah, bu hak mezheblerin günümüze kadar ulaşmasına vesile olan müslümanların mekanlarını cennet kılsın. Allahu teala, o müctehid ve mukallid alimlerimizin bu çalışmalarına bol ecirler versin.
Bugün, bu din düşmanlarının piyonluğunu yapanlar, gerek bazı özel Televizyonlarda ve gerekse internette ki karanlık sitelerde pusuda bekleyen leopar gibi, meselenin bilincinde olmayan Müslümanları tuzağa düşürerek gerçek İslam Ehli sünnetten koparmaktalar. Onunla da kalmayıp sapıttıkları o Müslüman gençleri tekrar Müslümanların kuduz bir hayvan gibi salarak kâfirlerin ekmeklerine yağ sürmektedirler…
“Kur’an Dini”, “Bize Kur’an Yeter”, “Tevhid Ehli” gibi isimler adı altında İslam düşmanlarına hizmet eden bu gafiller, kendilerini gerçek Muvahhid addedip, gerçek Müslüman olan ehli sünneti şirk ile suçlamaktalar. Bu piyonlar bilerek veya bilmeyerek  sözde tevhid adına İslam düşmanlarına hizmet edip İslama ihanet içindedirler.
Müslümanlar dinilerini Kur’an meallerinden değil, İslam İlmihallerinden öğrenmelidir.

İslam düşmanlarına hizmet eden bu dalalet ehli mealcilere , Allahu Tealanın hidayet vermesini temenni ve niyaz ediyoruz.

NOT:
En soldaki resim Mason Muhammed Abduh’a aittir(1849-1915). Sağdaki ise çağdaşı Cemalddin Efgani’ye (D: 1838-1992)aittir.
Muhammed Abduh 1849’da Aşağı Mısır’ın bir köyünde dünyaya geldi.
1885’te Beyrut’a döndü burada Yahudilik, Hristiyanlık ve Müslümanlığı bir araya getiren dernekler kurdu. Osmanlı idaresinde bulunan Beyrut’taki faaliyetleri zararlı görülerek ülke dışına sınırdışı edilmesi üzerine 1888’de Kahire’ye döndü.  11 Temmuz 19015’te İskenderiye’de vefat etti.

 

 

 

(Visited 360 times, 1 visits today)
DIKKAT: Sitemize ya da yazarlarımıza hakaret veya küfür eden ve yazarlarımızı tehdit eden şahısların IP adresleri ve giriş saatleri sistemimiz tarafından kaydedilmektedir. Avukatımız aracılığıyla bu kişiler hakkında gerekli yasal işlemler başlatılacaktır. Yorum göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Dikkat! Yorum yazmadan önce aşağıdaki uyarıyı okuyunuz:
5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 125 Hakaret (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

Türk Ceza Kanununun yukarıda belirtilen maddelerine göre, sitemiz veya yazarlarımızın onur, şeref ve saygınlığını zedelemeye yönelik mesajlar gönderenler hakkında  gerekli yasal haklarımızı kullanacağımızı önceden bildiririz. Yorum yazarken nezaket kurallarına dikkat ediniz.

“Mezhepsizliğin Maksadı, Tarihi ve Üstatları” üzerine 6 yorum.

  1. Sayın “Ses” kardeşim. Siz soruyorsunuz ki;
    (Burada yazılan Ayetler mezhep olarak acıktan ne belırtıyorkı ? Siz Ayetleri işinize geldiği gibi yorumlamışsınız sadece ayrıca vahhabi dediğiniz kişiler sünnetten baska hiç birşey yapmıyor ve Ebu hanife bizzat kendi son 5 senem olmasaydı dıyor Allah korusun cehennemdeydım dıyor ? Siz mezhebı neye dayanarak ortaya atıyorsunuz mezhep görüş demek.) diyorsunuz.

    Orada yazılan ayetler çok açıktır. Ona rağmen biz yine de açıklamak gereğini gördük ve şerhler koyduk. Hiç bir şeyi de işime geldiği gibi değil gerektiği gibi yazdım.
    Ayrıca yanlışınızı düzelteyim. İmamı Azam hazretleri:
    “Son beş yılım değil, son iki senem olmasaydı Numan(kendi ismidir) helak olmuştu buyurmuşlardır.
    Ayrıca bu sözü, “tasavvufa girmeseydim helak olacaktım” demek istediği için söylemiştir.
    Tabiin devrinde mezhep yoktu diyorsunuz halbuki İmamı Azamın ve Hasan-ı Basri hazretlerinin sahabelerle görüşen ve bunların tabbiin devrinde yaşadıklarından bile haberiniz yok.
    Mezhepleri biz ihdas etmedik mezhepler sahabe ve tabiin devrinden bu tarafa vardır hala anlamazlık ediyorsunuz. Vehhabilik de mezhepleri inkar eden bir mezhep değil mi?
    Ayrıca bu zamanın Müslümanları mezhepleri din yerine değil, dinin hükümlerinin izahı yerine koymaktadır. Size bunu kim empoze etmişse o adam zır cahilmiş.
    Vehhabi dediğimiz kimseler sadece Kur’an mealleri ile amel eden kimselerdir. Kurucuları da İngilizlerdir. Muhammed oğlu Abdulvehhab’a Müslümanları parçalamak ve Osmanlıyı yıkmak için kurdurmuşlar ve başarmışlardır da. Lütfen biraz tarih okuyunuz.
    Sorularınızın tamamının cevabı yazımızın içindedir.
    Lütfen, mevzuyu anlamanız için yazımızı önyargısız bir şekilde okumak için değil, anlamak için okuyunuz.

    Allah’a emanet olunuz

    1. Ehl-i Sünnet İslamiyetin bel kemiği mesabesindedir. Onu korumak her Müslümana farzdır.

  2. xxxx 1738 yılında fotoğraf makinesi mi vardı ? gidin önce cehaletinizi giderin bu resimler kimbilir kaç yılına ait….
    şeyhına tapan zavallılar sizi..

    1. Ey haddini bilmez vehhabi takma isimli kişi! Kendi cehaletini başkalarının aynasında mı görmektesin ki böylesine kin ve nefret kusmaktasın?
      O yazıdaki resimler, senin büyüklerin olan Abduh (D:1849-Ö:1915) ve Cemalettin Efganidir(D:1838-Ö:1892). Bu sapık din adamları, fotografın icadından sonra dünyaya gelmiş kimselerdir. Sizin gibilerin tarih bilgisi de dini yorumlarınız gibi yalan ve iftiralarla doludur. Ne kadar terbiye aldığın da küfürlü kelimelerinden okunmaktadır.
      Diyorsun ki; “sizi gidi şeyehe tapanlar”. Sana diyorum ki; Şeyh de kim oluyormuş ki şeyhe tapılsın? Yoksa sen öyle bir iş mi çeviriyorsun ?

      Şimdi fotoğraf kaç yılında icat olmuş bir zahmet şurayı okuyuver de cehaletini gider:

      William Talbot adındaki İngiliz, 1835 yılında, negatiften alınma ilk pozitif baskıyı yaptı.
      l839′da, Louis Daguerre, gümüş plak üzerine görüntü aldı. Aynı çıkış noktasından temellenen çalışmalar birbirini izledi. Hülasa fotoğrafçılık 1839 yılından bu tarafa vardır.

    2. Kin ve nefret dolu sözler kusan Vahhabi isimli kişiye cevaben;
      Cahilliğin de Vahhabiliğin kadar diz boyu… Fotoğraflarla ilgili ansiklopedik bilgiler (Britannica) mevcuttur.
      İlk fotoğraf Cemaleddin Afgani’ye aittir: http://www.britannica.com/EBchecked/media/113105/Jamal-ad-Din-al-Afghani-1883?topicId=299778
      İkinci fotoğraf da yine Muhammed Abduh’a aittir: http://www.britannica.com/EBchecked/media/112044/Muhammad-Abduh?topicId=892
      Burada kimse şeyhe vs tapmıyor. Siz bizleri Allah’tan başkasına tapmakla suçlayarak çok büyük bir günaha girdiğinizin farkında mısınız?
      “Kimse kimseyi fasıklıkla suçlamasın. Buna hakkı yoktur. Kimse kimseyi küfürle de suçlamasın. Şayet küfür suçlamasında bulunur da, suçlanan kişide böyle bir sıfat yoksa, bu sıfat suçlayan kimseye döner.” (Buharî, Edeb 44)

Bir cevap yazın