Pınar Kür’ün Hazmedemediği Başörtüsü


TesettürPınar Gür adındaki bayana göre; “BAŞÖRTÜLÜLERLE PLAYBOY KIZLARI AYNI ZİHNİYETTE” imiş. Bu
bayan Müslümanların Başörtüsü ile alay ederek, “başörtüyü gericilik olarak görüyorum” demektedir. Ve daha da ileri giderek, başörtülü kızlara Playboy kızları benzetmesi yapmaktadır.

Pınar Kür, “Ben öyle başını, şurasını burasını örten kadınlarla, tamamen Playboy dergisine çıplak poz veren kadınlar arasında zihniyet olarak fark görmüyorum. İkisi de kendisini nesne olarak sunuyor, özne olarak sunmuyor. Biri diyor ki, ben gencim güzelim, şöyle bacaklarım var, böyle göğüslerim var, göstereceğim diyor. Erkekleri böyle tavlayacağım” diyor ve şöyle devam ediyor: “Başını örten de, o da adamları azdırmamak için kapatıyor. İnançta böyle bir şey yok. Dindar bir ailede büyüdüm. Teyzem nenem namaz kılan insanlardı” ifadelerini kullanarak farz oluşu  Kur’an’la sabit olan başörtüsünü inkar edip aşağılamakta ve hem de Müslüman bir aileden geldiğini söyleyerek güya Müslüman olduğunu ima ederek çelişkiye düşmektedir.. Başka inkarcılar da aynen bu yaşlı kadının dediği gibi demektedir fark ne? …………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………..

Allah’ın emirlerden birisi de, kadınların ve erkeklerin belli bir ölçüde örtünmesidir. Erkekler göbek ile diz arasını, kadınlar ise elleri ve yüzleri dışında kalan yerleri kapatmaları farzdır. Allah’ın örtünme emrine inanıp da örtünmeyenler de Müslümandır. Ancak bunlar yalnızca örtünmedikleri için günaha girerler.     Allah’ın örtünme emri Müslüman kadınlar için bir sıkıntı değil, aksine; Allah’ın inanan kadınlara bir lütfu, bir iyiliğidir. Nitekim ayeti kerimede mealen;
-“Ey Peygamber sen eşlerine ve kızlarına ve diğer mü’minlerin kadınlarına örtünmelerini söyle ki, onlar örtüsüz dışarı çıkmasınlar. Zira, onların örtülerinin üzerlerinde olmaları, onların bilinipte sıkıntı çekmemelerine daha fazla yakındır. (Azhab S.58)
-“ Vel-yedribne bi-Humurihinne alâ cuyûbihinne”
mealen; “O mü’mine kadınlara söyle baş örtülerini yakalarının üzerlerine kadar örtsünler”( Nur S. 31)
Kur’an’da başörtüsü yoktur.” diyen münkirlerinin yanıldıklarını belgelemek için, yukarıdaki ayet mealinin orjinalinde geçen “Humur” kelimesinin bütün İslam alimlerinin tercümelerinde ve tefsirlerinde ve bütün Arabça sözlüklerde “başörtüsü “ olarak geçmektedir.
Bu ayeti kerime bizlere, kadınların Allah’ın örtünme emrini uyguladıkları takdirde, bir çok rahatsız edici durumlardan kurtulabileceklerini haber vermektedir. Günümüzde pek çok tartışmaya neden olan üç kelime: tesettür, türban ve kadın… Her ağızdan farklı bir yorum çıkıyor bu kelimelerle ilgili.. Tesettür ve türban için çağdışı ifadeleri ve bu ikisinin kadının özgürlüğünü kısıtladığı hakkındaki pek çok yorumlar… İşte bu ortamda ben de meseleyi farklı bir zaviyeden görmemizi istedim. Tesettür, türban ve bu iki kavramın kadınla ilişkisi nedir? Bu soruyu cevaplayarak işe başlayalım.

Tesettür kelimesi Arapça kökenli bir kelime olup örtünme anlamına gelmektedir haliyle anadan üryan doğan insanoğlunun örtünmeye ve giyinmeye olan ihtiyacı ile ortaya çıkmış bir kavramdır. Nitekim tesettür denilince akla daha çok kadınların örtünmesi gelmektedir. Bunun nedeni kadınların örtünmesi gereken uzuvların erkeklerinkine oranla oldukça fazla olmasıdır. Bazı kadınların bunu bir kısıtlama ve modernizme aykırı bir fiil olarak görüp kendi tabirleriyle cüretkârca ve özgürce güzelliklerini sergilemelerine karşın işin aslı sanıldığı gibi değildir. Aynı zamanda Kur’anı Kerim’de bizlere verilen bir emir olan örtünme kadınlar için bir kısıtlama gibi görünmesine rağmen aslında onların korunmasını, günlük ve sosyal hayatta daha rahat ve özgür hareket etmesini sağlayan bir düzenlemedir. Peki nasıl?

Kadın zarif yaratılışlı bir varlıktır. Her ne kadar sosyal alanda erkeklerle eşit haklara sahip olsa da fiziksel anlamda eşit olamaz. Kadınların zarif yaratılışı erkeklere hitap edecek, onlara hoş gelecek şekildedir. Bir kadının zinetlerini göstererek sokakta tek başına salınarak gezmesi, sokağın ortasında ağzı sonuna kadar açık ve sahipsiz bırakılan bir kese altının durumu gibidir. Görenlerin zihnini bulandırabilir ve farklı düşüncelere sevk edebilir. Hatta zaten sütü bozuk diye tabir edilen ahlaksız insanların kötü bir fiili gerçekleştirmesine yol açabilir. “Essebebu kel fail (sebep olan yapan gibidir”) sırrınca hem erkek hem de onu günaha sevk eden kadın günaha girecektir. Bu tür bir durumda bakışlardan, söylenen söz ve yapılan hareketlerden rahatsız olmak istemeyen bir kadının örtünmeye dikkat etmesi gerekir.

Bazı kimseler bize; “Sizler dışarıda örtünüyorsunuz ama okula geldiğinizde açılıyorsunuz. Ya tam örtünün  veya açılın. Bu şekilde örtünmenize bir sevap alamazsınız.” diyorlar.  Bu sözlerin anlamı şöyle söylemek gibidir; “sabah namazını kılmadın ise, diğerlerini de kılmana gerek yok” demek, veya; “sabah kahvaltını yapmadınsa, 24 saat hiç bir şey yiyip içmene gerek yoktur.” demek  gibidir batıl bir sözdür. Böyle söylemek çok büyük bir vebaldir, günahtır.  Bu gibi sözleri söyleyenler şeytana yardım eden kimselerin ta kendileridir. Bunların bu tür sözlerinin Allah katında hiç bir değeri olmayıp, tamamen başkalarından duydukları uyduruk sözlerdir. Allahu Teala, şeriate dayanmaksızın din adına söz uyduran sefihlere hidayet versin.

 Sözde çağdaş olan bu kimseler, sık sık kadın erkek eşitliğinden söz ederlerken, neden başı açık kadınlarla başı kapalı kadınların bu ülkede aynı haklara sahip olmadığından söz etmezler? Bu ülkede başı kapalı kadınlar, ikinci sınıf vatandaşlık muamelesi görüp kamuya alınmazken, kendileri devletin her türlü imkanlarından faydalandıklarında, neden eşitlikten yana suskun kalırlar? Kendilerinin aradıkları insan hakları ise, ötekilerin aradıkları ne hakkıdır? Çıplaklık çağdaşlık oluyorsa, Afrika’da, Amerika’da,  Avusturalya’da yaşayan, anadan doğma çıplak olarak dolaşan, insan eti yiyen yamyamlar nedir? İnsan eti yiyenler medeni oldular da, başlarını Yaratıcılarının rızası için kapatanlar mı çağdışı oldular? Çıplaklık çağdaşlığın gereği oluyorsa, bu sözleri ifade eden yarı çıplakların durumu ne olmaktadır?  Bu kimselerin tahsil ve kültür düzeyleri diğerlerinden daha mı farklı ?   Bu gibi kimseler, kendilerine verilen emanet bedenlerinin Allah’ın bir emaneti olduğunun bilincinde bile değiller. Kendilerini yaratan varlıktan haberi olmayan bu basiretsiz kimseler nasıl çağdaş olabilirler? Bu kimseler, bir kaç Yunan felsefesi ve mitolojisi okumakla, kendilerini gerçek anlamda tahsilli ve yüksek kültür sahibi çağdaş kimseler sayıyorlarsa, öylesi bir çağdaşlık olsa olsa çağdışılık olur. O duruma çağdaşlık denilmez, ona ancak putperest gericilik denir…      

Vesselam.

Köre ne gerek köre
Göz odur ki Hakkı göre
Gündüz gören göz

Vardır merkepte bile

(Visited 209 times, 1 visits today)
DIKKAT: Sitemize ya da yazarlarımıza hakaret veya küfür eden ve yazarlarımızı tehdit eden şahısların IP adresleri ve giriş saatleri sistemimiz tarafından kaydedilmektedir. Avukatımız aracılığıyla bu kişiler hakkında gerekli yasal işlemler başlatılacaktır. Yorum göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Dikkat! Yorum yazmadan önce aşağıdaki uyarıyı okuyunuz:
5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 125 Hakaret (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

Türk Ceza Kanununun yukarıda belirtilen maddelerine göre, sitemiz veya yazarlarımızın onur, şeref ve saygınlığını zedelemeye yönelik mesajlar gönderenler hakkında  gerekli yasal haklarımızı kullanacağımızı önceden bildiririz. Yorum yazarken nezaket kurallarına dikkat ediniz.

“Pınar Kür’ün Hazmedemediği Başörtüsü” üzerine 2 yorum.

Bir cevap yazın