Salebe’nin Zekatı

kabe1Behlül DanePeygamber (s.a.v.) Efendimiz zamanında Medine’de Salebe isminde bir zat yaşardı. Bu zat mescidden hiç ayrılmaz devamlı ibadet ederdi. Bir gün aklına zengin olup daha çok hayır hasenat yapmak fikri mi, yoksa başka bir düşünce mi geldi artık, mescidden kalkıp doğruca Rasulullah’ın huzuruna geldi ve zengin olması için Peygamber (s.a.v.) Efendimizin  kendisine dua etmesini istedi. Peygamber Efendimiz  Allahtan hakkında hayırlı olanı istemesini tavsiye etti ise de o ısrarla zengin olması için dua istedi. Rasulullahın duası sebebiyle zengin olunca da ibadetleri terk etti. Malının zekatını vermesi için gelen memurları da kovdu.
Şevahid-ün Nübüvve kitabında deniyor ki: Allahü teâlâ Salebe hakkında;
-“Onlardan kimi de, “Eğer bize lütuf ve kereminden ihsan ederse, muhakkak zekâtını vereceğiz, gerçekten salihlerden olacağız” diyerek Allah’a kesin söz vermişti. Ne zaman ki Allah, kereminden isteklerini verdi, cimrilik edip yüz çevirdiler. Zaten yan çizip duruyorlardı) buyurdu.
Salebe’nin kabilesi bunu işitince Salebe’ye, (Helak oldun. Allahü teâlâ senin hakkında âyet gönderdi) dediler. Salebe, Resulullaha gelip, (İşte malımın zekâtı, kabul eyle) dedi. Resulullah;
-“Allahü teâlâ senin zekâtını kabul etmekten beni men etti) ve (Sen kendi kendine ettin! Sana söyledim, sözümü dinlemedin) buyurdu ve onun zekâtını almadı.
Resulullah vefat ettikten sonra Salebe zekâtını Hazret-i Ebu Bekir’e getirdi. Hazret-i Ebu Bekir de;
-“Resulullahın kabul etmediğini ben nasıl kabul edebilirim) buyurdu.
Hazret-i Ömer’in halifeliği zamanında zekâtını ona da getirdi. O da kabul etmedi; fakat Hazret-i Osman halifeliği sırasında kabul etti.)
Burada iki soru:
1- Salebe sahabeden değil miydi? Normal bir Müslüman bile zekât verdiği halde, bir sahabi nasıl zekât vermez? Tevbe ettiği halde, zekâtı niye kabul edilmiyor?
2- Hazret-i Osman niye kabul etti?
CEVAP
1-
Salebe münafıktı. Allahü teâlâ onun münafık olduğunu, tevbe de etmeyeceğini bildiği için zekâtını kabul etmedi. Halk arasında ayıplanmamak için, münafıklığı meydana çıkmaması için zekât vermek istedi. Allahü teâlâ da, Müslümanların bu oyuna gelmemesi için zekâtını kabul etmedi. Tevbe suresinin 76. âyetinin sonunda, (hüm mu’ridun) buyuruluyor. Tefsirlerde, (Onlar yan çizenlerdendi, sağa sola yalpalayanlardandı, döneklerdendi, sözünde durmayanlardandı, itiraz edenlerdendi) gibi manalar verilmiştir. Bundan sonraki iki âyetin meali:

(Allah’a verdikleri sözü tutmadıkları ve yalan söyledikleri için, O da bu yaptıklarının sonucunu kıyamete kadar kalblerinde sürüp gidecek bir münafıklığa çevirdi.) [Tevbe 77]

(O münafıklar bilmez mi ki, Allah, onların gizlediklerini de bilir, fısıltılarını da.) [Tevbe 78]

2- Resulullahın kabul etmediğini hazret-i Ebu Bekir de, bir örnek olsun diye kabul etmedi. Hazret-i Ömer ise, her bakımdan hazret-i Ebu Bekir’e tâbi olduğu için o da, kabul etmedi. Böylece münafıkların zekâtlarının kabul edilmeyeceği kesinleşti. Hazret-i Osman’ın zekâtı alıp almaması, artık fark etmiyordu. Kâfirin verdiği şeyi almanın bir mahzuru olmadığı için, zekât olarak değil, bir bağış olarak kabul etti. Bu da kâfirlerin hediyelerini kabul etmenin caiz olduğunu göstermektedir.

Kaynakça:
Kaynaklarda Salebe b. Hatıb el-Ensarî olarak bir çok tefsirde yer
alan bu kıssa, tarih / siyer ve hadis kaynaklarında da yer almıştır.(mesela bakınız;
İbnu’l-Esîr, Üsdu’l-ğabe, 1/237-238; Mecmau’z-zevaid, 7/21-32) ve; ( Taberî, İbn Kesir, Tevbe, 9/75-77. ayetlerin tefsiri).

Bu kişinin Bedir ve Uhud savaşlarına katılan Salebe b. Hatıb el-Ensarî mi, yoksa aynı adı taşıyan başka bir kimse mi olduğu konusunda ihtilaf vardır.(bk.el-istiab, 78; Üsdu’l-ğabe, 237; İbn Aşur, ilgili
ayetlerin tefsiri).

(Visited 954 times, 1 visits today)
DIKKAT: Sitemize ya da yazarlarımıza hakaret veya küfür eden ve yazarlarımızı tehdit eden şahısların IP adresleri ve giriş saatleri sistemimiz tarafından kaydedilmektedir. Avukatımız aracılığıyla bu kişiler hakkında gerekli yasal işlemler başlatılacaktır. Yorum göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Dikkat! Yorum yazmadan önce aşağıdaki uyarıyı okuyunuz:
5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 125 Hakaret (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

Türk Ceza Kanununun yukarıda belirtilen maddelerine göre, sitemiz veya yazarlarımızın onur, şeref ve saygınlığını zedelemeye yönelik mesajlar gönderenler hakkında  gerekli yasal haklarımızı kullanacağımızı önceden bildiririz. Yorum yazarken nezaket kurallarına dikkat ediniz.

“Salebe’nin Zekatı” üzerine 2 yorum.

    1. Aleykümselam Lütfi Bey.
      Dergimizin gündemi ile ilgili konulardan bilgi sahibi olmak için internet adresimiz:
      http://www.islamdergisi.com tıklarsanız karşınıza çıkacak olan ilk sayfamız gündem konusudur.

Bir cevap yazın