Sovyetleştirme Siyasetinin Olumsuz Etkileri

SOVYETLEŞTİRME SİYASETİNİN OLUMSUZ ETKİLERİ

1917’de Rusya’da Bolşevik İhtilalinin ardından Orta Asya halkları 75 yıl boyunca asimilasyona tabi tutulmuşlar; İslam’ı yaşamları da önlenmiştir. Sovyet döneminde Türkler arasında ayrıştırıcı bir siyaset izlenmiş, Türkiye olumsuz tanıtılmış, Türkiye’ye karşı duyulan en ufak bir sevgi bile “Pan-Türkist” olarak damgalanmalarına sebep olmuştur. Bunun yanı sıra Sovyetlerin dinsizleştirme politikası da Orta Asya halklarında derin yaralara sebep olmuştur. Bu yaraların sarılabilmesi için öncelikle tarihi sürecin ve Sovyetlerin asimilasyon politikasının gözden geçirilmesinden fayda vardır. 

SOVYETLERİN MİLLİYETLER POLİTİKASI
Bolşevikler, 1924’te Türkistan birliği tehlikesini ortadan kaldırmak için, Türkistan’da 6-7 millet (Kazak, Kırgız, Özbek, Türkmen, Tatar, Karakalpak gibi) ortaya çıkardı. Eskiden milliyet çatışmaları sadece Ruslar ve Türkistanlılar arasında çıkıyordu. Ancak Bolşeviklerin uyguladığı siyaset sonucu Türk boyları arasında gerginlikler ve ayrılıklar çıkmaya başladı. Sovyet yönetimi ayrıca Tacikleri de Özbeklere ait ovalara yerleştirerek, Özbek-Tacik çatışmasını körükledi. Yine bu dönemde Azerbaycan’da yaşayan Türkler için “Azeri” tabiri Ruslar tarafından üretildi. Müslüman Türk boylarının her bir bölgede farklı bir milliyeti benimsemesi, Ruslar karşısında birleşmelerine mani olmuştur. Bu dönem öncesinde İsmail Gaspıralı’nın Rusya Müslümanları (veya Türkleri) için açtığı milli ve fikri uyanış, Sovyetler tarafından bertaraf edilmiştir.

SOVYETLERİN RUS GÖÇMENLERİ YERLEŞTİRME POLİTİKASI
Özellikle Kazakistan ve Kırgızistan’daki en verimli yerlere yüz binlerce Rus göçmen yerleştirilerek, Kazak-Kırgız toplulukları bu bölgelerden verimsiz alanlara sürüldü. Şehirlerde Kazakların sayısı azalırken, Rusların sayısı artırıldı. Bölgenin toplumsal yapısı değiştirildi. Benzer faaliyetler diğer bölgelerde de uygulandı.

* Bolşevik ihtilalinden sonra Rus göçmenlerin kendi bölgelerine yerleştirilmesine karşı duran, milli benliklerini korumak isteyen ve rejimi eleştiren düşünüler ve siyasetçiler ya kurşuna dizilerek öldürüldü ya da sürgüne gönderildi. Örneğin Tatar Milli Komünistlerinin lideri olan Mir Said Sultan Galiyev, her ne kadar komünizmi fikir olarak desteklese de İslam’a ve ezilmiş Türkî halklara saldırılmasını doğru bulmuyordu. Bu düşünceleri nedeniyle milliyetçi olmakla suçlandı ve kurşuna dizilerek öldürüldü. Kırım Özerk Sovyet Cumhuriyetinin  reisi Veli İbrahimov da fakir ve topraksız Tatarlara toprak dağıtması, Moskova’nın bölgeyi Ruslaştırmasına yönelik faaliyetlere direnmesi, alfabe değişikliğine karşı çıkması nedeniyle milliyetçilikle suçlanıp 1928’de kurşuna dizilerek öldürülmüştü. Tatarlardan 3500 kişi rejim karşıtı olmakla suçlanıp kıyıma uğradı.

* 1937-38’li yıllarda birçok aydın evinden alınarak bir daha haber alınmamak üzere ya kurşuna dizildiler ya sürgün edildiler. Özbekistan yöneticileri Feyzullah Hocaev, Ekmel İkramov, tanınmış yazarlardan Abdurrauf  Fıtrat, Abdülhamit Süleyman Çolpan, Kazaklar’dan Ahmet Baytursunov, Turar Rıskılov gibi çok sayıda aydın yok edildi.

SOVYETLERİN İKTİSAT POLİTİKASI
Türkistan’da yerli ticarethanelerin yerlerine Moskova kendi kooperatiflerini yerleştirerek ticareti kontrolüne aldı. Özbekistan’da sadece pamuk ekimine izin verildi. Bunun sonucunda Türkistanlılar buğday ve ekmek konusunda tamamen Ruslara bağımlı hale geldi. Yerli sanayi ve ticarethaneler kapatıldığı için yerli halk pamuk ürettiği halde bunu işleyemiyor, giysi üretemiyordu ve giyim konusunda da Ruslara bağımlı hale gelmişti. Aral gölü de suların aşırı tüketilmesi nedeniyle bu dönemde kurumaya başladı. Rusların hayvanlara zorla el koyduğu dönemde (1928), göçmenler hayvanlarını devlete teslim etmek yerine kestiler. Bunun sonucunda Kazakistan’da açlık ortaya çıktı ve bir milyon insan açlıktan öldü. Halkın bir kısmı da Çin’deki Doğu Türkistan bölgesine göç etmek zorunda kaldı.

SOVYETLERİN DİN KARŞITI SİYASETİ
1923’te toplanan kongrede Komünist Partisi, din karşıtı propagandalar için karar verildi ve bunun zemini hazırlandı. 1924’te camileri ibadethane olmaktan çıkarıp, vergi aldılar. Bolşevikler, 1925 yılından sonra ise tüm dinlere karşı toplu bir karalama kampanyası başlattılar. 1929 yılından sonra ise tüm din adamları tutuklanarak Ural ve Sibirya bölgelerine sürgüne gönderildi, bu esnada camiler de kapatıldı. Köy imamlarının evlerine ve eşyalarına el konularak sürüldü. Müslümanların bulunduğu bölgelerde vakıf mallarına el konuldu. Camiler gibi Kuran okulları da kapatıldı.

SOVYETLERİN AİLE VE KADIN POLİTİKASI
Geleneksel aile yapısını ortadan kaldırmak için aileler parçalanarak farklı yerlere yerleştirildi. Büyük ailelerin parçalanması sağlanarak akrabalık bağları zayıflatıldı. Örtünme yasaklanarak, kadınların zorla açılması sağlanmıştır.

SOVYETLERİN DİL SİYASETİ
* Bu dönemde Türk lehçelerinin birbirine en uzak olanları edebi dil olarak belirlendi. Her bir kavim için farklı bir edebi dil belirlendi. Özbekistan’da Farsça’nın etkisindeki Taşkent lehçesi Özbekler için edebi dil olarak belirlendi. Bu lehçe Kazakça, Kırgızca, Türkmence ve Türkiye Türkçesine en uzak modeldir. Her bir kavim için farklı edebi dilin belirlenmesiyle Türkistan birliğinin önüne geçildi. Ayrıca bu dönemde Rusça’nın Türkistan’da yayılması sağlandı.

* Sovyet Hükümeti 1928’de geçmişle olan bağı koparmak amacıyla Latin alfabesini getirmişti. Ancak aynı yıl Türkiye’de de Latin alfabesinin kabul edilmesi üzerine, Türkler arasında ortak edebi bir dil gelişmesini önlemek amacıyla sonraki yıllarda Latin alfabesi yerine Kiril alfabesini getirdi. Üstelik Özbek, Kazak, Türkmen, Kırgız gibi Türk lehçelerinin her birinde Kiril alfabesinin farklı bir türünü kullanmaya özen gösterdiler. Böylece birbirleriyle yazı dilinde de anlaşmalarının önüne geçilmiş olundu. Bu dönemde eski eserlere ulaşılmasına kesinlikle izin verilmedi, her bir cumhuriyetin farklı ağızlar benimsemesi de sistematik olarak gerçekleştirildi; böylece geçmişinden ve birbirinden kopuk ayrı milletler oluşturuldu. Bu dönemde sadece Moskova’nın izniyle çıkarılan yayınlara (dergi, gazete, kitap) izin verildi.

SOVYETLERİN TARİH POLİTİKASI
* Bolşevikler tarafından Kırgız, Türkmen, Kazak, Özbek ve Tatarların her birine farklı bir tarihi temel oluşturmak amacıyla yeni baştan tarih yazılmıştır. Her bir Türk boyu, yeni yazılan tarih kitaplarıyla birbirinden farklı milletler oldukları konusunda ikna edilmeye çalışıldı. Orta Asya tarihi, Marksist ideolojik dogmaya uygun olarak Ruslar tarafından yeniden yazıldı. Rus işgali, feodal baskılardan bunalan geri kalmış Türkistanlı halkların medeni bakımdan ileri Rusya Devletine gönüllü katılımıymış gibi gösterildi. Her bir cumhuriyetin tarihi yazılırken, Rusların geleneksel düşmanlarına, Polonyalılara ve Türklere karşı savaşmış şahsiyetler yüceltilerek anlatılmıştır. Mesela Osmanlılara ve Altın Orda’ya karşı savaşmış Timur bir Özbek kahramanı olarak gösterilmiş ve Özbeklerin Osmanlıları düşman gibi görmesi amaçlanmıştır. Türkistan’da kızıl orduya karşı basmacılar hareketine katılan ve Belcuvan’da şehit edilen Enver Paşa da Sovyet tarih kitaplarında İngiliz ajanı olarak gösterilmiştir.

SONUÇ;

Sovyetlerin dinsizleştirme ve asimilasyon politikaları çok derin yaralara yol açmıştır. Tüm bu politikalardan Orta Asya halkları gibi Kafkas halkları da etkilenmiştir. 1991’den itibaren Kırgızistan, Özbekistan, Kazakistan, Azerbaycan, Türkmenistan, Tacikistan bağımsızlığına kavuşarak Rusya’nın asimilasyon politikasından kurtulmuş; ancak Tataristan ve Kırım maalesef bundan faydalanamamıştır. 80 yıl öncesiyle karşılaştırıldığında Orta Asya halkları bu süre zarfında yoğun bir baskı altında tutulmuş ve kültür değişimi yaşamışlardır. Devrim öncesinde Özbek, Kazak, Kırgız gibi adlar mevcuttu; ancak bugünkü anlamda olduğu gibi her biri kendisini ayrı bir millet olarak görmüyordu. Bolşevik siyasetinin sonucunda her bir boyun kullandığı ağız farklılaşmış, kendine farklı bir edebi dil geliştirmiştir.

 

REFERANS:
Orta Asya Türk Tarihi (Anadolu Üniversitesi Yayınları, 2013), “Sovyet Dönemi ve Sonrasında Orta Asya” bölümünden özetlenmiştir.

(Visited 326 times, 5 visits today)
DIKKAT: Sitemize ya da yazarlarımıza hakaret veya küfür eden ve yazarlarımızı tehdit eden şahısların IP adresleri ve giriş saatleri sistemimiz tarafından kaydedilmektedir. Avukatımız aracılığıyla bu kişiler hakkında gerekli yasal işlemler başlatılacaktır. Yorum göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Dikkat! Yorum yazmadan önce aşağıdaki uyarıyı okuyunuz:
5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 125 Hakaret (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

Türk Ceza Kanununun yukarıda belirtilen maddelerine göre, sitemiz veya yazarlarımızın onur, şeref ve saygınlığını zedelemeye yönelik mesajlar gönderenler hakkında  gerekli yasal haklarımızı kullanacağımızı önceden bildiririz. Yorum yazarken nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın