Sünnilik Ne Demektir?

Ayet- Siz doğru yolda olduğunuz takdirde...“Sünnilik ne demektir?
Sünnilik demek; Peygamber Efendimizin
(sallallahu aleyhi ve sellem) ve Eshabının yoluna
“Ehli Sünnet Vel-Cemaat” denir.  Bunun kısaltılmışına SÜNNİLİK denir. Bu hak ve mübarek yol, İslamiyet, dört hak mezhep vasıtası ile bize gelmektedir.
Sünnilik diye bizim bir dinimiz yok” demek, İslamiyyet diye bir din yok demektir.” Bozuk fırkalar MEZHEP değil, bidat çıkmazıdır.

Yanlışlar ve sapkınlar eleştirilirken, doğrular feda edilmemelidir…

SORU 1: Mezhep Karşıtları; “Bu ümmeti niçin parçalayıp mezheplere bölüyorsunuz?” diyorlar.
GERÇEKTEN, EHLİ SÜNNETE İNANANLAR  MEZHEPÇİLİK YAPARAK MÜSLÜMANLARI BÖLÜYORLAR MI..?

CEVAP: Bir kimse ehli sünneti kabul etsin veya etmesin ama, şunu herkes bilsin ki, mezhep alimlerimiz asla ümmeti bölüp parçalamak maksadı ile mezhep çalışmaları yapmamıştır. İslam tarihinde de gerçek anlamda bir mezhep çatışması olmamıştır. Bizim aramızda ne zaman bir kargaşa çıkmışsa, dış düşmanlarla içerdeki münafıklar birleşip zaman zaman Müslümanlar arasında ufak tefek çatışmalar çıkarmaya çalışmışlardır. Ama asla istedikleri sonuca ulaşamamışlardır.
Müslümanların yüzde 90’ı bir ehli sünnete mensup olmasına karşın 1400 yıl boyunca asla bir mezhep mensubu diğerine mezhebinden dolayı sataşmamış onunla savaşmamıştır. Ehli sünnet mensupları tarih boyunca ehli sünnet olmayanlara asla zulüm etmemiş aynı mahallede yan yana barış ve huzur içinde yaşamışlardır. Ancak selefiyeci mealciler ve dinde reformcular,  ehli sünnete mensup samimi Müslümanlara küfür ve şirk isnat ederek fitne ve fesat çıkarma girişiminde bulunmakta ve onların samimi inançlarını bozmaya çalışmaktadırlar
Günümüzde bazı örgütler çıkıp kendi mezhepleri adına cinayetler işliyorlar. Bunların savunduğu mezhep ister Sünnilik, isterse Şia olsun veya daha farklı bir mezhep olsun, bunların yaptıkları cinayettir kendileri de katildir.. Bunlar kendilerini Allah’ın askeri sanıyorlar ama; bunlar aslında şeytanın askerleridir.

Peygamber (s.a.v.) Efendimiz :”
-” Ümmetimin alimleri arasındaki ayrılık rahmettir.”  ve “Ümmetimin alimleri asla yanlış üzerinde  ittifak etmezler.” buyurdular.
En büyük müçtehid Peygamber Efendimizdi. Eshab-ı Kiramın her biri birer müçtehiddi. Her birisi sırat-ı müştekim olan ehl-i sünnet mezhebinden sapmadan ayrı ayrı içtihatları vardı. Bir çoüunun içtihadı birbiri ile aynı olmakla beraber bazılarının içtihadları kısmen de olsa farklı idi. Rasulullah Efendimiz onlara “siz ne yapıyorsunuz?” demedi. Hatta Rasulullah (s.a.v) bir çok kez Hz. Ömer’in (r.a.) içtihatlarını doğru buldular.
Eshaptan sonra başka milletlerde de Müslüman olanlar çoğalınca ve içtihat derecesinde alimler de azalınca, müçtehid olmayan Müslümanların müçtehid olanlara tabi olmaları elzem oldu. Bu sebepledir ki Tabiin devrinde 100’ün üzerinde hak mezhep ortaya çıktı. Bu hak mezhepler yıllar içinde daha çok rağbet edilen mezheplere yerini bırakarak Müminler 4 hak mezhepte karar kıldı.  Daha sonraki yıllarda mezhep kuracak kadar içtihat ehli alimler de olmadığı için yeni bir mezheb kurulmadı.
Farz veya haram olduğu Kur’an ve sünnetle kesin olarak belirlenmiş mevzularda içtihat yapılamaz. Misal: İçkinin, domuzun, kumarın haram oluşu, orucun, namazın ve haccın farz oluşu gibi.. Dört hak mezhebin aralarındaki ayrılık da Kur’an ve Sünnetle haram veya farz olduğu kesin olarak belirlenmemiş mevzulardan ibarettir. Kur’an’da Mezhep Var mıdır? Niçin Dört Mezhep?

(Visited 267 times, 1 visits today)
DIKKAT: Sitemize ya da yazarlarımıza hakaret veya küfür eden ve yazarlarımızı tehdit eden şahısların IP adresleri ve giriş saatleri sistemimiz tarafından kaydedilmektedir. Avukatımız aracılığıyla bu kişiler hakkında gerekli yasal işlemler başlatılacaktır. Yorum göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Dikkat! Yorum yazmadan önce aşağıdaki uyarıyı okuyunuz:
5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 125 Hakaret (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

Türk Ceza Kanununun yukarıda belirtilen maddelerine göre, sitemiz veya yazarlarımızın onur, şeref ve saygınlığını zedelemeye yönelik mesajlar gönderenler hakkında  gerekli yasal haklarımızı kullanacağımızı önceden bildiririz. Yorum yazarken nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın