Zaman Tarikat Zamanı Değil İman Kurtarma Zamanı mıdır?

İmam-ı Rabbani Hz. nin Dergahı
İmam-ı Rabbani Hz. nin Dergahı

Yazan: Abdullah Bekir HOCA

Soru 1: Hocam bazı kimseler; “Zaman tarikat zamanı değil iman kurtarma zamanıdır” derler. Bu söz ne anlama gelir?
Cevap 1: Tarikat hakikata ulaştıran bir yoldur. O halde kendisine ulaşmak için yolu olmayan hakikat nasıl hakikat olabilir?
Bir şey hem hakikat olacak, hem de yolu olmayacak. Böyle bir şey düşünülebilir mi?
Gerçek şu ki, burada anlam kargaşası vardır. Tarikat iman kurtarma sebeplerinden en önde gelenlerindendir. İnsanı, taklidi imandan hakiki imana taşıyan en önemli sebeplerden birisidir. Onun içindir ki; tatmadan anlaşılamayan şey tasavvuftur…

Cevap 2: Risale-i Nur da geçen; “Devrin tasavvuf veya tarikat devri olmadığı, devrimizin iman kurtarma zamanı olduğu” ifadesine cevabımız şudur:
İmanın dereceleri vardır. Taklidi iman avam halkın imanıdır. Delillere dayalı iman ki, buna bazı kelam ilmi sahibi olanlar hakiki iman derler ki, bu da kelam ilmi sahibi kimselerin imanıdır. Şuhut ve Keşifle elde edilen imandır ki, buna şuhudi ve keşfî iman denir. Şühûdi iman enbiyanın ve meleklerin imanı, keşfî iman ise evliyanın imanıdır.

Tasavvuf; kişinin taklidi ve delillere dayalı imanını taklitten ve delillerden alarak  keşfî (gönül gözü ile görerek) imana ulaştırır. Tasavvuf ehli insanlar nice binlerce inançsızın hidayete gelmesine sebep olmuşlardır. Günümüzde işin edebiyatını yapan bazı kimseler Saidi Nursi’nin yukarıdaki; Devir tarikat devri değil, iman kurtarma zamanıdır.” sözünü kendi anlayışları çerçevesinde kullanarak insanların önlerini tıkamaya çalışıyorlar. Bunların ne kadar iman kurtardıkları sorgulanabilir. Ayinesi iştir kişinin lafına bakılmaz. İman kurtarmak öyle kolay bir iş midir?
Tasavvuf, tövbedir, taharettir, samimiyettir, vahdeti şuhuttur, vuslattır, ve fena fillaha eriştir ve gerçek anlamda;
İman Kurtarma Yolu Tasavvuftur.
Bunlar her devirde her mümine en elzem olan şeylerdir. O halde hangi cemaat şuuru ile bunlara ermek mümkündür?

İTİRAZ: yukarıda “Tasavvuf; kişinin taklidi ve delillere dayalı imanını taklitten ve delillerden  keşfi (görerek) imana ulaştırır. ” diyorsunuz. Bu dünyada Peygamberler bile Allah’ı göremediler siz nasıl olurda evliyanın imanına görerek diyorsunuz?
CEVAP: O cümledeki kastımız Allah’ın bu dünyada görüleceği anlamında değildir. Allah’ın verdiği bir ışıkla velinin, İlahi isimlerin nurlarını  ve melekleri o ışıkla görmesidir.

     Saidi Nursi Diyor ki:

    ”İ’lem eyyühe’l-aziz! Tevfik-i İlahi refiki olan adam, tarikat berzahına girmeden zahirden hakikate geçebilir. Evet, Kur’an’dan, hakikat-i tarikati, tarikatsiz feyiz suretiyle gördüm ve bir parça aldım. Ve keza, maksud-u bizzat olan ilimlere ulüm-u aliyeyi okumaksızın isal edici bir yol buldum. Seriüsseyir olan bu zamanın evladına, kısa ve selamet bir tariki ihsan etmek rahmet-i hakimenin şanındandır.” sözleri özetlenirse, Sadi Nursi şunu anlatmak istiyor:

    “İlahi başarının yakını, arkadaşı olan adam bil ki, tarikat geçidine girmeden üveysi olarak tarikatta hasıl olan bazı ilahi tecellilerini, alemlerin Rabbi Allah bana bu ilahi nurları bir parça da olsa tattırdı.”
Saidi Nursi, bu tadın üveysilik yolu (tarikatı) ile kendisine tattırıldığını ve bu tarikatle olgunlaştığını itiraf etmektedir. Böylece, kendisinin de tasavvufun bir başka nevi olan üveysilik yolu ile hakikata erdiğini itiraf etmiş bulunmaktadır.

      Allahu Teala’nın nurlarına mazhar olmak yolu ikidir

     Birincisi: Allahu Teala’dan gelen ilahi feyzler Rasulullah’a, O’ndan da kamil bir mürşide, Mürşitten de taliblere yansıtılır.
     İkinci yol:  Allah’tan Rasulullah’a, Rasullah’tan vefat etmiş bir velinin ruhuna, ondan da Allah’ın diediği kimseye veya arada bir veli olmadan doğrudan Rasullullah’tan o kimseye. İlahi feyzin nurlarının verilmesi bu ahvalde gerçekleşir..
     Vesselam.

(Visited 921 times, 1 visits today)
DIKKAT: Sitemize ya da yazarlarımıza hakaret veya küfür eden ve yazarlarımızı tehdit eden şahısların IP adresleri ve giriş saatleri sistemimiz tarafından kaydedilmektedir. Avukatımız aracılığıyla bu kişiler hakkında gerekli yasal işlemler başlatılacaktır. Yorum göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Dikkat! Yorum yazmadan önce aşağıdaki uyarıyı okuyunuz:
5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 125 Hakaret (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

Türk Ceza Kanununun yukarıda belirtilen maddelerine göre, sitemiz veya yazarlarımızın onur, şeref ve saygınlığını zedelemeye yönelik mesajlar gönderenler hakkında  gerekli yasal haklarımızı kullanacağımızı önceden bildiririz. Yorum yazarken nezaket kurallarına dikkat ediniz.

“Zaman Tarikat Zamanı Değil İman Kurtarma Zamanı mıdır?” üzerine 12 yorum.

  1. Esselamualeykum, hocam böyle konuşarak pusuda bekleyenlere yol gösteriyorsunuz .
    İslam akıl mantık dinidir mükemmel bir düzenle, ilimle, sanatla, bu kainatı yaratan Cenab-ı Hak ve birçok yönden mu’cize olduğunu göze, kulağa, akla, ilme ilan eden bir Kur’an-ı Kerimi varken.
    Tamam şeyh var mirşid var ”(gönül gözü ile görerek)” demişsiniz oda var ama insan kanıt istiyor hayalle gönülle bu zamanda olmuyor bunu anlamamız lağzım. Gerçekten böyle yazıları okurken, bu düşünceye sahip insanlarla konuşurken hocalarınıza şeyhlerinize olan sevgim saygım azalıyor.İnsan Allah’a , ahirete inanmıyo siz neyden bahsediyorsunuz.

    1. Biz yazılarımızla yüz binin üzerinde sorulara cevap verdik, milyonlarca insanın hidayetine vesile olduk bizi menfi olarak eleştiren H.Ağca siz ne yaptınız?
      Diyorsunuz ki, “İslam akıl mantık dinidir “. Bu sözünüzde küfür belirtisi vardır.
      Bil ki, İslam akıl ve mantık dini değil İlahi vahiy dinidir. Lakin İslam selim akla ve salim mantığa ters düşmez.
      İslam akıl ve mantık dini demek, -haşa- Peygamberimizin kendi akıl ve mantığına dayanarak bu dini uydurduğunu iddia etmektir. Bu ise küfürdür.
      Allahu Teala bu kainatı ilimle sanatla değil “kün(ol)” emri ile yarattı. Hakeza ilim ve sanatı da “kün(ol)” emri ile var etti. Allahu tealanın bir şeyi yaratması için bir şeylere ihtiyacı yoktur. O dilediğinde yoktan var edendir.
      Allahu tealanın varlığına kanıt isteyen kendisini araştırırsa hiç bir şeyin sahibi olmadığını her şeyin bir sahibin Allah olduğu kanısına varır. Ota, böceğe bakıp Allahı isbat etmeye kalkanlar suyun için su arayan balıklar gibi ahmaktır.
      Tasavvuf hakkında salahiyetli olmayan cahillerin yorum yapması ise rüyasında hindistanı görmeye çalışan eşekler gibidir. Tasavvuf, Kuran ve Sünnete teslimiyetle yapılan ibadetlerin neticesidir. Nefsini temizleyen gönül aynasının pasını silen ancak İlahi nurları ve melekut aleminin esrarını görebilir.
      Böyle birinin kanıt araması Kabenin için de Kabeyi arayan adamın sersemliği gibidir.
      Allaha ve ahirete ebu cehiller, firavunlar inanmadı diye biz Allahın dinini tebliğ etmekten vazmıgeçelim?

  2. Selâmün aleyküm
    Ayinesi iştir kişinin lafına bakılmaz. Hocam buyrun ‘iş’e bakın. Kaç kişi Risale-i Nur okuyarak imanını kurtarmış görürsünüz. Risale-i Nur 50den fazla dünya diline basıldı acaba haberiniz var mı? Nasıl oldu peki ? Bediüzzaman ve ve talebelerinin fedakarlıklarıyla oldu. Çünkü tekkemize kapanıp hodgamlık yapmıyoruz.

    1. Aleykümselam.
      Madem ayinesi iştir kişinin de kaç kişiyi meyhaneden batakhaneden kurtardınız?
      Allah’ın varlığına inanan mütedeyyin kimselerin aklına Allahın varlığını isbat etmeyi düşürüp bir ömür boyu şüphelerle boğuşturmak mı iman kurtarmak?
      Allah’ın varlığını isbatlamaya kalkmakla iman kurtarılmaz.
      Kendinizin bir hiç olduğunu isbatlarsanız daha doğru iş yapmış olursunuz.
      Kimin verdiği ilim ve kudretle kimi isbat edeceksiniz?
      Ehl-i Sünnet İtikadını öğretmek, Allah’ın emirlerini sevdirmek yasaklarından sakındırmakla iman kurtarılır.
      Risale-i Nurları Türkçeye bile çevirmekten çekinmekte olduğunuz halde 50 den fazla dünya diline çevirseniz ne yazar?
      Müslümanların sayısı mı arttı, imanları mı daha güçlü oldu?
      Biz ne tekkeye kapanıp nefsinin derdi ile hodgamlık yapanlardanız, ne de Allahın verdiği ilim ve kudretle Allahı isbat etmeye kalkanlardanız.
      Madem ki görmemiz var, mademki işitmemiz var, mademki bilincimiz, irademiz var, o halde bize düşen bunların bize emanet verildiğinin bilincine varmak ve bunları bize bahşedene minnettar kalmaktır.
      Bizim işimiz yüce Yaradanı isbat etmek değil, Kur’an’ın ifadesiyle O’nun üzerimizdeki iyiliklerini anmak ve Rabbimizin yüceliğini anmaktır.
      Allahın varlığını isbat etmeye kalkanların delilleri kadar şüpheleri de vardır.

  3. Zaman tarikat zamanı değil, hakikat zamanıdır.” diyen Üstadımıza; tarikat şeyhlerinin bakış açısı, düşünceleri nasıldır acaba?

    Yazar: Sorularla Risale, 19-12-2009
    Risale-i Nurlarda bir hüküm verilirken; gerekçeleri ve şartları iyice izah ve ispat edildikten sonra hüküm verilir. Bu gerekçeleri ve şartları kavrayan bütün insaf ve vicdan sahibi şeyhlerin, Üstad’ın bu hükmüne itiraz etmesi düşünülemez.

    Eski zamanda tatbik edilen tarikat metotları ve terbiye sistemleri, halihazırdaki tarikatlarda mevcut değildir. Yani eskide bir tarikat müridi seyrü sülûk edebilmek için riyazet, uzlet, terk-i dünya gibi ağır ve meşakkatli bir terbiye sürecinden geçerdi. Şimdi aynı namdaki tarikat mensupları; lüks arabaya biniyor, lüks giyecekleri giyiyor, lüks gıdaları tüketiyor, büyük holding ve şirketlerin başında bulunuyor. Bu vaziyette manevi terakki ve tekemmül gerçekleşmez. Ancak imanını muhafaza edip farzları yaparsa, bu zamanın müridi için en büyük kazançtır.

    Eski zamandaki tarikat meslekleri şu anda şeklen devam ediyor, içerik olarak devam etmiyor. Bu da Üstad’ın “zaman tarikat zamanı değildir” tezini ve görüşünü doğrular ve teyit eder bir durumdur.

    Üstad’ın “zaman tarikat zamanı değildir” demesinde; tarikatları inkar ya da gereksiz görme manası yoktur. Burada kast edilen mana; eski zamanda tarikatler tarafından tatbik edilen terbiye sistemlerinin, bu zamanda tatbik edilmesinin imkansız bir dereceye gelmiş olmasıdır. Bu zamanın şartları ve gerekleri; riyazet ve uzlet gibi metotları tatbik etmeye elverişli değildir. Üstad Hazretleri bu müşkül durumu; “zaman tarikat zamanı değil, cemaat zamanıdır” şeklinde tarif ediyor.

    Aynı sözün benzer bir manasını tarikatın en büyük reisi İmam Rabbani söylüyor. Tarikatta gidebilmek için İmam Rabbani iki şartı gerekli görüyor. Birisi sağlam ve tahkiki iman, diğeri ise farzların edasıdır; şayet bu ikisinde kusur ve eksiklik varsa tarikatta gidilmez diyor.

    Tarikat, ancak iman ve ibadet temelinde yükselen bir binadır, temel yoksa bina da olmaz. Bu zaman insanlarının çoğunda bu ikisi eksik olduğuna göre; tarikatta gitmesi mümkün değildir. Gitse de şeklen ve sureten gider, şimdiki tarikat erbabının gittiği gibi

    Özet olarak halihazırdaki tarikatlar suret olarak tarikat gibi duruyorlar, içerik olarak dini birer cemaattirler. Buna da eleştirmeden saygı duymak gerekiyor. Zira oraya gidenler mensubiyet duygusu ile imanlarını muhafaza edip farzlarını eda ediyorlar, bu da bu zamanda çok önemli kazançtır.

    Öyle ise Üstad Hazretlerinin bu tezini gerekçeleri ile anlayan hiçbir tarikat şeyhi, bu teze küsmemek, darılmamak gereklidir. Üstad Hazretleri burada ilmi ve içtimai bir tespitte bulunuyor, bu tespiti iyi analiz eden her insaf sahibi de bu tespiti kabul eder kanaatindeyiz. Ama bu ifadeleri farklı değerlendiren bazı şeyhler de çıkıp itiraz edebilirler, nitekim zaman zaman böyle şeyhler de çıkmıştır.

    1. “Eski zamanda tatbik edilen tarikat metotları ve terbiye sistemleri, halihazırdaki tarikatlarda mevcut değildir. Yani eskide bir tarikat müridi seyrü sülûk edebilmek için riyazet, uzlet, terk-i dünya gibi ağır ve meşakkatli bir terbiye sürecinden geçerdi. Şimdi aynı namdaki tarikat mensupları; lüks arabaya biniyor, lüks giyecekleri giyiyor, lüks gıdaları tüketiyor, büyük holding ve şirketlerin başında bulunuyor. Bu vaziyette manevi terakki ve tekemmül gerçekleşmez. Ancak imanını muhafaza edip farzları yaparsa, bu zamanın müridi için en büyük kazançtır.”
      Bu izahat her kim tarafından yapıldı ise onun tarikattan bihaber olduğu buz gibi aşikardır. Zira yukarıda tarif edilirken riyazat ve mücahede nefis yolu tarikatının evradlarındandır. Ruh yolu tarikı ile hiç alakalı değildir. Kaldı ki nefis yolu tarikatında o tür riyazat ve mücahede halen geçerli olmasına rağmen uygulayanları kalmamıştır. Ancak ruh yolu tarikatı(Nakşibendilik) hiç bir değişime uğramadan devam etmektedir ve esas işi iman kurtarmaktır bazılarının yanlış bildiği gibi değildir.
      İman kurtarmak için önce kişinin kendi nefsini Müslüman etmesi lazım. Bu da tarikatte seyir ve süluku tamamlamadan mümkün değildir. İman kurtarmaya çalıştığını iddia edenlerin nefislerinin kölesi durumunda olduklarını gördüğümüz de bu onların iddialarında gülünç ve zavallı durumda olduklarını göstermektedir.
      Yani; yüzmeyi öğrenmeden boğulmakta olanları kurtarma iddiaları abesle iştigaldir.

  4. Yurd disinda bütün neslimizi tamamen kaybettik. Diyanet basta olmak üzere, bütün islami grublar, bu dehsetli durumu, dert edinmek istemiyor… 40- 50 sene sonra büyük facia icindeyiz. Müslümanlar kah kah, kih kih gününü gün ediyor!

    Avrupadan Kovulan imamlar-i internette arastiriniz : Muhterem Agabeyim; 2005 senesinde bu fakir acizane – islami sokak hizmeti – diye bir hizmet sekli icad etti. Hazirladigim sitede islami faydali siteleri bir araya getirdim. Kagitlari kart gibi kesip, site adresimin mühürünü bastim. Semtimizde 32 bin tane dagittim. Cocuklarla, genclerle, ebeveynlerle,hatta Danimarkalilarla dahi sohbet ederek bu kagitlari dagittim. insanlarla saatlerce sohbet ediyorum. Yeni nesil, Chp zamaninda evlerde Kur’ani Kerim bulundurmak,18 sene ezan yasagina inanamiyorlar. Muzaffer Alev Kopenhag

    Gercek yakin tarihimiz – diye internette arayiniz! Muhterem Agabeyim, Allah sizden razi olsun. Dertlerimizi tek tek yazmissiniz. Gercek yakin tarihimizi hic bilmiyoruz! Avrupali tarihciler ve devlet adamlari, tarihimizi ve gercek yakin tarihimizi biliyorlar! “Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu” sözü aynı zamanda Kuran’da geçen bir ayettir. Ayet aşağıdaki gibidir;
    “De ki: Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak aklı selim sahipleri öğüt alır.” (Zümer, 39/9). – Avrupadan kovulan imamlar – diye internette arastirmaliyiz.
    Muzaffer Alev Kopenhag

    5816 numarali Dünyada bir esi olmiyan acayip kanun kaldirilmalidir. Mustafa Kemal’in korunmaya ihtiyaci yoktur. Bu siteye – Gercek Mustafa Kemal kimdir – diye internette arayip girdim. Mesela bu fakir, sitelerimden birinde, 20 sene evvel Nokta dergisinde, Mustafa Kemalin italyan bir hanimdan olan oglunun okudugumu yazmistim. Mustafa Kemale cok benziyen bu evladiyla nicin bir Mustafa Kemal Filmi yapmadiklarini sormustum bir yazimda. Aradan seneler gecti, simdi Mustafa Kemalin iki oglu daha ortaya cikti. – Mustafa Kemalin oglu – diye internette arastiriniz, lütfen. – Gercek yakin tarihimiz – diye de bir arastirma yaparsaniz bazi gercekleri ögrenebilirsiniz.
    Muzaffer Alev Kopenhag

    Avrupadan Kovulan imamlar- i i.nette arastiriniz! : Muhterem Agabeyim; 90-100 senedir seytani hilelerle kandirilan zavalli halkimiz, artik perdenin arkasinda ki gizli gücleri görebilmeli. – Gercek Yakin tarihimiz – diye internette arastirma yapabilmeli! Cevrelerinde samimi dindar münevverleri arayip bulmali ve cilginca bosluktaki genclerimizi ve cocuklarimizi imansizliktan kurtarmaya calismali! Bütün okullarimizin spor salonlari herkese acik 5 vakit namaz kilinan, evlere ödünc kitap ve Cd. ler veren kütüphaneli mescitler olmali.
    Muzaffer Alev Kopenhag

    Yurd DISINDA bütün neslimizi kaybettik uyuyoruz : Yüksek teknoloji silahlarina sahip olup, islam alemini 90 senedir sömüren gizli sömürgeciler, kölelerini kaybetmek istemiyorlar! Müslümanlari istedikleri Zaman islam düsmani gavur, istedikleri Zaman uyduruk müslüman yapiyorlar! Müslümanlarin cogunlugu gercek ihlas, ittihad ve samimiyetle cilginca islam icin calismazsa islamiyet dahi yok edilebilir! Avrupadan kovulan imamlar ve Gercek yakin tarihimiz, diye internette arastiriniz! Allah rizasi icin islami hizmet yapiniz!
    Muzaffer Alev Kopenhag

    Her mahalleye birer islami cocuk kütüphanesi acilmali, evlere ödünc kitab, Cd. ve oyuncaklar verilmeli. Bu cocuklara Osmanlica Risale i Nurlari okumayi ve anlamayi ögretmeli…
    Muzaffer Alev Kopenhag

    http://www.islamvecocuk.wordpress.com https://www.google.dk/search?q=17+årig+pige+konverterer&emsg=NCSR&noj=1&ei=W7AHU_m3DsHx4QTKqIBQ

    Danimarkali Genc KIz Müslüman oldu, diye internette arayiniz!
    https://www.google.dk/#q=DANiMARKALi+GENC+KIZ
    ikinci sitede Bütün müslümanlara kafir diyen, azgin Vehabiler bu güzel mevzuu da neler yazdi! internette ; Hempher Abdul vehab , diye arastiriniz lütfen! Cocuklarimiz kötü örnek yapiliyorlar!
    Muzaffer Alev Kopenhag

    Avrupa da neslimizi niçin kaybettik! Muzaffer Alev Avrupaya Diyanet İmamları 1984 senesinde gelmeye başladı. İnanınız Diyanet İmamlarının durumu aynı ordumuzda ki subaylarımız gibi. 4 senelerini, simdi 5 senelerini doldurup Türkiye ye mahkemesiz kovulmadan gidebilmek için cahil bırakılan halkımız konuşuyor, alim imam efendiler dinliyorlar hep! Birkaç müslüman çocuğuna, Allah Rızası için birazcık dinimizi öğretmiye teşebbüs eden imam efendiler hemen mahkemesiz Türkiye ye kovuluyorlar. Zavallı imamlar aynı çocuklar gibi korkarak yaşıyorlar. Cami Cemaatlerinin ve idarecilerinin Konsolosluğa şikayetinden korkuyorlar! Yani başlar ayak, ayaklar birer baş olmuş! İmamlar sinsi hilelerle kovulunca, cemaatleri hiç birşey anlamıyorlar. Yeni gelen imam korkusundan namazı kıldırıp hemen evine kaçıyor. Zira halkımız dedikodu hastası olmuş. Aslında herkes herkese düşman ama dışarıya göstermemeye çalışıyorlar. Avrupada ki neslimizi hep kaybettik. Kimsenin umrunda değil. İnternette; – Avrupadan kovulan imamlar – diye arayınız.
    Muzaffer Alev Kopenhag 08 Mart 2013 Cuma 02:47

    http://www.islamvesulh.wordpress.com
    http://www.journeyislam.wordpress.com
    http://www.secretslavery.wordpress.com
    http://www.esir.webbyen.dk
    http://www.islamidavet.wordpress.com...
    http://www.islamveiman.wordpress.com
    http://www.islamvecocuk.wordpress.com
    http://www.esircocuk.wordpress.com
    http://www.genclerlesohbet.wordpress.com
    http://www.genclerlesohbet1.wordpress.com
    http://www.muslumanlarmelektir.wordpress.com

    17 årig pige konverterer til Islam : 17 yasinda ki Danimarkali Kiz Müsluman oldu! : https://www.google.dk/#q=17+årig+pige+konverterer+til+Islam+

    12 years old Justin tells how he convert to islam : 12 Yaşındaki çocuk İslamiyet’i seçti – Video : http://www.milligazete.com.tr/haber/12_Yasindaki_cocuk_Islamiyeti_secti/296990#.Un63UL57yUk

    Milli Gazete – Hak Geldi, Batıl Zail Oldu | Mehmed Şevket Eygi –
    İstanbula Yüksekten Bakmak
    http://www.milligazete.com.tr
    Türkiye ve dünyadaki tüm son dakika gelişmelerini ve bilgi servislerini Milli Gazete farkıyla izlemenin ayrıcalığını yaşayın

    İstanbulu anlamak için Ayasofya’daki namazı görmelisiniz

    http://www.risalehaber.com

    Eygi, İstanbul’u anlayabilmek için Padişahların Ayasofya’da namaz kıldığını görmek gerektiğini söyledi

    Beğen · · Tanıtımını Yap · Paylaş.

    Milli Gazete – Hak Geldi, Batıl Zail Oldu | Mehmed Şevket Eygi – Çok mu İleri Gidiyorum?

  5. s.a,

    Bediüzzaman hazretlerinin ifadelerini üveysi tarikat olarak anlamak için çok uğraştım lakin bir türlü anlayamadım. Sizlerin nasıl böyle bir sonuca vardığınıza hayret içinde hayrette kaldım. Envar Neşriyat baskısı Sözler kitabı sayfa 492 de şöyle diyor :

    ”Öyle de, zahirden hakikata geçmek iki suretledir. Biri: Doğrudan doğruya hakikatın incizabına kapılıp, tarîkat berzahına girmeden, hakikatı ayn-ı zahir içinde bulmaktır. İkincisi: Çok meratibden seyr ü sülûk suretiyle geçmektir.
    Sözler ( 492 )”

    Üstad tarikat berzahına girmeden diyor. Ayn-ı zahir içinde diyor. Dahası sizlerin alıntı yaptığınız yerde üstad ”bir yol buldum diyor.” Sizler okudğunuzu nasıl anlıyorsunuz aziz kardeşlerim yeni bir yol bulmayı nasıl üveysi tarikat olarak anlıyorsunuz. Bu zamanda ihsan edilmiş bir tarik diyor. Sizler ise yeni bulunan ve bu zamanda ihsan edilen bir yolu ”bilinen bir yol olan üveysi tarik olarak” anlıyorsunuz. Hayret hayret içinde kaldım. Yazmayacaktım lakin hayretimi ifade etmeden duramadım. Saygılarımla. Allah’ın rahmeti üzerinize olsun.

    1. Muhterem Koray Bey. Bunda hayrette kalınacak bir durum göremiyorum. Tüm ümmetin alimleri, velileri ve avam müminleri Peygamber Efendimizin vesilesi ile Allahu Tealadan feyz almaktadır. Arada bir mürşit olmadan doğrudan Rasulullah’tan feyz alan her velî ve alim de üveysî ismi ile anıla gelmiştir. Bediüzzaman hazretleri de o alim velilerden birisidir. Selam ve hürmetler.

  6. DEVİR İMANI KURTARMA DEVRİ DİYENLER NASIL NEYDEN EMİN OLUYORLAR İMANLARININ KURTULDUĞUNA VEYA BAŞKALARININ KURTULACAĞINA,BİR SANİYE SONRASINI BİLE BİLEMEYEN İNSAN NASIL İMAN KURTARIYOR,DEVİR İMANI KURTARMAYA VESİLE OLMA DEVRİ DENSE NEYSE,AMA TARKİKAT YAŞAMAK YOL GÖSTERMEKTİR,

    1. Tarikat kişinin cennetteki derecesini artırmak içindir.oysa Risale-i nur insanların imanını kurtarmak içindir.Tarikatsin cennete gidilir, lakin imansız asla..Ve tarikat meyve gibidir, oysaki Risale-i nurlarda geçen iman kakikatleri ekmek, su gibidir. ve her daim ihtiyacımız vardır.Meyve yemeden insan yaşayabilir oysaki ekmek ve susuz…

    2. “Tarikat kişinin cennetteki derecesini artırmak içindir. Oysa Risale-i nur insanların imanını kurtarmak içindir.”
      Diyorsunuz ki bu sözünüz tarikatten hiç anlamadığınızı ifade için bu yeter. Zira tarikatte zikir dahi amaç değil araçtır. Amaç İlahi rızadır. “İlahi ente maksudi ve rıdake matlubi”. Bir kimsenin nefsini terbiye etmeden başkasının imanını kurtarmaya çalışması, yüzmeyi öğrenmeden suya atlayıp başkasını boğulmaktan kurtarmaya çalışması gibidir ki bu boş bir iddiadır…

      Yine diyorsunuz ki; “Tarikatsiz cennete gidilir, lakin imansız asla..” Bu sözünüz de tarikatten hiç mi hiç anlamadığınız göstermektedir. Zira imansız tarikat olmaz ki cennete imansız gidilsin. Oysa ki tarikatsız nefsin olgunlaşıp başkalarını terbiyeye ehil olması asla mümkün değildir.

      Ve yine diyorsunuz ki; “Ve tarikat meyve gibidir, oysaki Risale-i nurlarda geçen iman hakikatleri ekmek, su gibidir. ve her daim ihtiyacımız vardır. Meyve yemeden insan yaşayabilir oysaki ekmek ve susuz…”
      Bu sözünüzde yanlıştır. Zira Tarikat meyve gibi değil, bir ağacın dalları gibidir ki, dalsız meyve abestir.

      Risalei nurlarda geçtiğini iddia ettiğiniz iman hakikatleri imanın kabuğudur. Yani ilmel yakindir. İlmel yakin el feneri ile karanlıkta cisimleri tanımak gibidir. Bir tarafı görürken diğer taraf karanlıkta kalır. Bir şüpheyi giderirken binlerce şüphe doğar. Evvel ki alimler buna ilmi kelam derler ki İmamı Gazali hazretleri; “ilmi kelam sahipleri asla şüpheden kurtulamazlar.” diyerek bu görüşü teyit etmiştir.
      Oysa tarikaktte seyir ve süluk yapıldıktan sonra aynel yakine ve hakkal yakine kavuşulur ki bu da güneş ışığında cisimleri tanımak gibidir. Güneş ışığında her şey apaçık görülür ve aynel yanin ve hakkal yakin nurunda şüphe namına kalbde hiç bir şey kalmaz ve iman kemale erer ve iman kurtarma bundan sonra başlar…

Bir cevap yazın