SORU-CEVAP

İslam dergisi web sitesi soru cevap sayfasında fıkıh, itikat, tasavvuf, tefsir, sünnet gibi çeşitli İslami konularda sorularınızı iletebilirsiniz.  Dini konulardaki sorular uygun görüldüğü takdirde bu sayfada yayınlanmakta ve cevaplandırılmaktadır.

Aşağıdaki formu kullanarak İslami konularda (fıkıh, itikat, sünnet, tefsir, tasavvuf, ilmihal gibi) sorularınızı gönderebilirsiniz.

İslam Dergisi

DİKKAT: Hakaret, küfür, tehdit içeren mesajlarla ilgili gerekli yasal işlemler yapılır. Soru veya mesaj göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Aşağıdaki formu doldururken takma ad veya rumuz kullanın.

Bir yanıt yazın

“SORU-CEVAP” üzerine 33.339 yorum.

  1. Selamün aleyküm bir video ararken videoyu bulmak için arama tuşuna falan falan ilah yazdım ki ilgili video çıksın bu küfür müdür?
    Falan kısmına atatürk yazdım onunla ilgili öğrenmenin çocuga söylettiği videoyu bulayım diye

  2. Hocam aylardır rahatsız edici düşüncelerden, vesveselerden kurtulamıyorum. Hissiyata bile dönüşüyor gerçekten çok yoruldum. Mesela kötü bir şey yapmadığım çok belli fakat kendimi buna inandıramıyorum bir düşünceyi bitiriyorum diğeri başlıyor. Ne yapmalıyım hocam? Lütfen yardımcı olun.
    Hayattan aldığım verim düştü hocam enerjimi diri tutmaya çalışıyorum dışarıya belli etmiyorum ama yoruldum gerçekten.

    1. İçinize kapanmayı kendi kendinize konuşmayı bırakın. İşinizle meşgul olun.

  3. Selamün aleyküm 2 ramazandır bazı olaylar yaşıyorum evde kuranımızı tesbihatımızı yapıyoruz geceleyin fark edeceğim şekilde karanlıkta beyaz yeşil mavi ışık gibi bir şey dolaşıyor bir gelip bir gidiyor baya fark edilir derecede bu nedir hocam

    1. Aleykümselam.
      Hz Adem’in cennette de dünyada da sakalı yoktu. Oğullarının da Şit peygamber hariç diğer sakalları yoktu. Bugünkü insanlar Şit peygamberin neslinden gelen Hz. Nuh’un evlatlarıdır.

  4. Soru:
    “Bir kimse İmanından şüpheye düşerek dinden çıksa geri girmesi için ne yapması gerekiyor kelime i şahadet yeterli olur mu”
    CEVAP:
    Ettiği şüpheden tövbe etmesi ve şehadet getirmesi gerek.

  5. selamun aleykum hocam
    eger vaktiniz varsa size bir konuhda danismak isterim
    hocam ben 27 yasindayim
    ben annemin dayisi var dayisi dedim annemden 7 8 yas buyuk en anneannemin en kucuk kardesidir
    bu korona virus sebebiyle oldu
    italyada yasiyordu
    simdi orda dul bir yengem var
    bizim buyuklerimiz ona tekrardan turkiyeye gelmesini soyledilerdi
    ve mart ayinda geldiydi
    ve bizim buyuklerimiz onun tekrardan evlenmesini soylediler
    ben iki kere evlendim ve bosandim iki kere
    iki kizda baska adamlarla oldulardi
    bende tovbe etigim bir daha evlenmiyecem
    diye
    bizim buyuklerimiz ve annem ve babam
    bana yengemle evlenmemi istediler dul ve cocuklu kadin ne yapar diye
    bende dedim gibi daha once iki kere evlenip bosandim
    zor biri bana kizini verir
    hocam sorum su
    annemin dayisinin esi 1970 dogumlu bense 1992 liyim
    aramizda 22 yas var iki tane oglu var biri benden bir yas kucuk digeri se 14yasinda
    annem yengesini cok seviyor
    ve bana oglum yengem sana iyi bir es olur
    hocam bizim buyuklerimiz boyle dedi diye annemin yengesi kabul etti
    ben de etim
    hama birisi bana bu haram dedi
    cunku kadin annemden bir kac yas buyuk
    babamdan da yasitlar
    hocam kadin cok iyi bir insan ve evet benden buyuk ama dinine bagli biri
    sonunda buldum boyle bir kadin
    hocam evlilimiz caiz midir?

    1. Siz ciddi misiniz?
      Aranızdaki 22 yaş farkı bir tarafa bırakalım annenizin veya kendi dayınızın hanımıyla evlenmeniz caiz değildir.

  6. Selamün aleyküm ben çok geç ergenliğe girdim lise 3 teyken benden meni gelmiyordu sadece xxxximin ucunda köpük gibi bir şey vardı çok ufak acaba yinede buluğa erdim denilebilir mi lise 3 te Meni Üniversite 1 de geldi

    1. Aleykümselam.
      Meni gelsin veya gelmesin 15 yaşına girdiğinde ergenliğe girmiş sayılırsın.

  7. Esselamu aleykum hocam.
    Ramazan-ı serifinizi tebrik ederim.
    Hocam,.ilk teravih namazını evimde kıldım çok şükür.
    Sureleri de sırasıyla okumaya çalışıyorum.
    Evde sadece esim var,.ayetleri sesli okumamda bir sakınca var mıdır?

    1. Aleykümselam. Sizin de ramazanı şerifiniz mübarek olsun.
      Malum şu durumda salgın sebebiyle camiler kapalıdır. Biz dahi evimizde eşimle birlikte cemaat yapıp teravihi kıldık.
      Eşinle birlikte cemaat yaptığında akşam, yatsı ve sabah namazlarının farzlarının ilk iki rekatlarında fatiha ve zammı sureleri sesli okumalısın. Aynı camide imamların kıldırdığı gibi. Teravih namazlarını ise kıyamda iken tüm rekatlarda fatiha ve zammı sureleri sesli okumalısın aynı camilerde kılındığı gibi. Vitir namazını ise kıyamda fatiha ve zammı sureleri sesli kunutları sessiz okumalısın.
      Niyet ederken de “Niyet ettim Allah rızası için teravih namazı kılmaya ve bana uyanlara imam olmaya niyet ettim ” diye niyet edersin.

    2. Peki hocam tek başıma kılarken de teravih namazının kiraatini sesli veya sessiz de yapabilir miyim?

    3. Teravih namazını tek başına kılarsan kendin duyabileceğin kadar ya da biraz daha sesli okuyabilirsin.

  8. Selamunaleyküm hocam lütfen islam alimleri hocaları olarak şu ufocu medyumcu zevatlara bir dur deseniz onlar hakkında onların yalanları sahtekarlığı hakkında uzaylıların aslında olmadığı hakkında makale ehli sünnet yoluyla kitap yazı videolar hazırlasanız çünkü insanlar aşırı derecede dini ilmihal farz vacibleri bırakıp ufo bilgilerini videolarını makalelerini kitaplarını okuyor araştırıyor öğretiyor çevresine çocuğuna hocam farkındamısınız bilmiyorum googlede araştırırsanız yotubede insanlar bu işlere merak salmış inanmış onları yaratıcı tanrı görüyor hatta görmeyenler itikadı bozup allah c.c. uzaylı görüyor kısacası ufocu medyumcu kişilerin peşine takılıp gidiyorlar bir dur deseniz inanın arkam çok büyük olsa cihat radikal örgütler gibi haktan akdoğan ve erhan kolbaşını ölüm lisetesine alırdım biliyorum allahtan başka kimse can alamaz ama çok öfkeleniyorum ya kendi çevrelerinde sarhoş olacaklar yada dini islamı allahı muhammedi bu işlere katmayacaklar hocam vallahi insanlar milyonlarca yorum atıyor ufo uzaylı konusuna olmayan şeyler hep galaktik federasyon galaktik konsey hep olmayan şeyler ama insanlar kafayı yemiş bu insanlar ufocular medyumcular üç kağıtçı sahtekar bu işlerlerden ekmek yemek için cahil avam halkı kandırıyor keşke cübbeli ahmet hoca bunların yanlış olduğunu bir video ile açıklasa insanlar peşini bıraksa belki o zaman onları terk eder bu insanlar cübbeli ahmet hoca EHLİ SÜNNETİN KALESİ ve tabiki sizin gibi değerli hocalarımızda öyle hocam

    1. Aleykümselam Selçuk kardeşim. Hassasiyetinize müteşşekkiriz. Osmanlı Devlieti yokki Şeyhül İslamın fetvası ile o şeytanlar susturulabilsin. Bazı TV’ler malum münafık kimselere aittir. O tür kimseleri konuşturarak onları hem şöhret yapıyorlar hem müslümanların itikadını bozuyorlar. Lakin özü doğru olanları Allahu teala o şeytanlardan koruyor. Sizin gibi sadık müminler ehli sünnet alimlerini o zalimlerden ayırıyor. Ama özünde çürüklük olanlar ise o sahtekarlara inanıp ebediyen mahvoluyorlar.
      Size düşen vazife hakkı arayan samimi kimseleri İslam Dergisi sitemize veya diğer ehli sünnet sitelere veya kitaplara veya videosu olan ehli sünnet alimlere yönlendirmektir.
      Benim çabamla ne olur deme.
      Herkes senin gibi yaparsa Hak batıla biiznillah galebe çalar.
      Bir misal vardır.
      Topal karıncaya evliyanın birisi lisanı hal ile sorar:
      – Nereye gidiyorsun, der. Karınca;
      – Hacca gidiyorum, der. Evliya;
      – Bu topal ayakla bu kısa ömürle oraya varmaya gücün ve zamanın yeter mi, der. Karınca;
      – Biliyorum bu kısa ömürle bu topal ayakla oraya varamam ama o yolda ölürüm hiç olmazsa der.
      Bizler de o topal karıncayı örnek aldık yola çıktık.
      Vesselam.

  9. Zamanında arkadaşımın telefonunu araşırız konuşuruz diye almıştım. Ama ben ona kendimi yakın hissetmiyorum ve aramak ta istemiyorum bazı özelliklerini sevmediğim için. Ona söz vermiş sayılır mıyım?

    1. Sevmeme nedeniniz ahlaki bir durumsa uzak durunuz. Yani onun ahlaki kötü ise yakın olmamak evladır.

  10. allahumme einni ala zikrike ve şükrike ve husni ibadetike duasını namazda selam vermeden önce rabbenadan sonra okuyabilir miiyim?

    1. اَللَّهُمَّ اَعِنِّي عَلَى ذِكْرِكَ وَ شُكْرِكَ وَ حُسْنِ عِبَادَتِكَ
      Bu dua namazdan sonra okunabilir..

  11. Hocam selamün aleyküm sürekli aklıma kötü kötü olmayacak düşünceler geliyordu ve nefsimin bağımlı olduğu istekler geliyordu bende kendimi tutamıyordum sonra bende bunun için günde 100 kere allahın bir esması ile tövbe etmeye başladım ve istekler ve düşünceler geçti bunun hikmeti nedir hocam

    1. Aleykümselam.
      Şeytan insanın kalbini boş gördüğünde hortumunu oraya salar akla hayale gelmeyen çeşitli vesveseler getirerek kişiyi günah sokmaya çalışır. Allah sizin kalbinize o esmayı ilham etmiş şeytanın tuzağından kurtulmuşsun.

  12. Manevi halimi çok etkiliyen bir rüya gördüm tabir ederseniz çok sevinirim
    Rüyamda ablam tevrata annem incile inanıyordu ve ablam cinnet geçirerek bana saldırıyordu bende bağırarak ablam ve anneme islam dinini peygamberimizi kuranının delillerinin anlatıyordum diğer peygamberlere bende iman ettiğimi ama son peygamberin peygamberimiz olduğunu yalvararak anlatıyordum
    Hatta kuranın demir ispatını bile söylüyordum ablam ise hala hz musa diye bağırıyordu. Sonra sakinleşti ve yavaş yavaş beni dinlemeye başladı. Aynı şekilde annemde
    Yani içimizde ki niyet mi geçerli olur hocam

    1. Annen ve ablana maneviyatlarının düzelmesi için dua ve dini telkinler etmelisin.

  13. Selamunaleyküm hocam anunnakileri duydunuzmu anunnakiler kimdir internette youtubede çok fazla makalesi videosu resimleri var kimdi bunlar gerçekten varlarmı?

    1. Aleykümselam.
      Anunnakiler putperest Sümerlerin ve diğer kabilelerin uydurmalarıdır.

  14. Selamun aleykum, ben akşam namazinin sunnetini kilarken biri hizlica konuştu, o sirada son oturuş ettahiyatu okuyordum, ve o duanin neresinde olduğumu unuttum yani yanildim ama ben o duanin nerede kaldiğimi emin olmadiğim bir yerinden devam ettim ve namazima devam edip bitirdim. Yanildiğinda sehiv secdesi gerek olduğunu biliyorum ama nasil kilindiğini bilmediğim icin öylece namazima devam ettim ve bitirdim. şimdi sorum ne yapmam gerek? Sunnetin kazasi yok, bu sunneti yeniden kilmam gerekirmi? Eğer kilmam gerekirse farzindan öncemi yoksa sunnetin sonrasindami? Ve böyle şeylerden dinden çikilirmi?

    1. Ettahıyyatüyü okumak vaciptir. Terkinde sehiv secdesi gerekir. Namazı bozacak kadar yanlış okuduysanız o sünneti vakit çıkmadan hemen kılmalıydınız. Vakit çıkmış ise istiğfar ediniz. Sabah namazının sünneti, öğle namazının sünneti kaza edilir.

  15. Selamün aleyküm bir yemin ettiğimizde içimizde ki niyet mi geçerli olucaktır. Yani diyelim ki çocuğun elimden bir şey alırken senin elindeki yastığı almıyacam diye yemin edenin niyeti alıp götürmüyeceğidir. sonra yastığı yere indirmek için götürmeden alıp yere indirse yemini bozulur mu?

    1. Ne amaçla yemin ederseniz ediniz yemin olur. Bozulursa kefaret ödersiniz.

  16. Yeni doğan bebekleri şeytan sıktığı için ağlarlarmış bu doğru mu cidden sıkıyor mu yoksa mecazen mi ?

    1. SORU: “Yeni doğan bebekleri şeytan sıktığı için ağlarlarmış bu doğru mu cidden sıkıyor mu yoksa mecazen mi ?”
      CEVAP:
      Yeni doğan çocukların gazı olur, yada karnı aç olur, yada başka sebepten ağlar.

  17. Istemeyerek oruç yok diye bir söz çıktı ağzımdan o söz ile ilgili videoya bakacaktım sonra oruç var dedim tevbe ettim kelime i şehaddetde getirdim imanımı yeniledim orucun var olduğunu biliyorum Islama göre sorun var mıdır
    Bide namaz kılmayan kafir olurmu…

    1. Sehven küfür ve şirk işlenirse veya söylenirse küfür ve şirk olmaz lakin öyle durumda hemen “estağfirullah” demelisiniz.

  18. hiç arkadaşım çevrem yok hayatta yalnızım ve memurum ama, baskı, mobbing, milletin içinde fırça yiyorum ama inanın yediğim fırça hocam boş yani yaptığım hata felan yok inanın sadece beni diğerlerinden ayırıyorlar. Bazen işi anlamayınca gerizekalı muamelesi yiyorum. İşten ayrılsam annem ve babam beni evden atacak söyleyince bile fırça yiyorum dövecekmiş gibi konuşuyorlar ama ben sinirlensem bile cevap vermiyorum anne baba dinimizde yeri ayrı ama para biriktirip evden kaçmayı düşünüyorum. Hocam istesem bile kötü insan olamıyorum hep güleryüzlü ve mütevazi biriyim herkes bana mülayim insansın diyorlar ama böyle olduğum için beni sürekli kullanıyorlar ve küçük, aptal görüyorlar sadece yaşlı amcalarım, teyzelerim ve akrabalarım beni çok sever onlar yüzüme güler. Hocam bir de sürekli hasta oluyorum stresten olduğuna inanıyorum çünkü hastaneye gidiyorum tedavi oluyorum bu sefer başka yerde hastalığım çıkıyor. Hocam vallahi yemin ederim neredeyse vücudumun her yerinde kronik ağrı var ve bu hastalıklarımın tedavisi bile yok şimdi de bağırsaklarımda yoğunluk ağrı var. Cildimde, saçımda, yüzümde seboreik dermatit var, dışarı da gezerken çok utanıyorum arada kafamı bile kaldıramıyorum utancımdan dışarıda gezerken inanın. 3-4 senedir dua ediyorum hocam artık herşey birike birike bunalıma girdim, tek isteğim mutlu olmak ama olamıyorum. Her gün ağlamak istiyorum. Artık intihar kafama girmeye başladı arada kanıyorum sonra biraz kendime geliyorum. Hocam inanın kötü bir insan değilim hatta beni akrabalarım ve köye gittiğim zaman dedelerim amcalarım ninelerim beni çok sever beni görünce hep yüzleri güler. Çoğu akrabalarım der senin benim yerinde ayrı diye. Neden böyle oluyor sizce hocam acaba ben bir yerde yanlış mı yapıyorum ? Dinimi de çok seviyorum inanın hocam okula gittiğim zaman bile şimdiki gençler dinden fazla uzak dine laf söyleyince tanımasam bile atılırdım. Hocam çok uzun oldu kusura bakmayın cevabınız için gerçekten çok teşşekkür ederim, rahatsız ettiysem kusura bakmayın. ALLAH’a emanet olun. ALLAH sıhhatler versin. Selam ve dua ile…

    1. Sen doğru ol başkası seni eğri biliyorsa bilsin.
      Sen Allah’a kul ol da seni bilmeyen bilmesin.
      Zararlı arkadaşın olacağına hiç arkadaşın olmasın.
      Unutma ki dünyaya Allah’a kulluk yapmaya geldin
      İntihar edersen İlahi huzura ne yüzle gideceksin

  19. Selamun Aleyküm.Dinsizlerin İki iddiası var bende
    2 soru şeklinde siz muhterem hocama sormak istiyorum.
    1.sorum)
    Rum Suresinde “Rumlar en yakın yerde yenildiler” ifadesi var burdaki “ednal arz” en yakın yer manasına geliyormuş.
    Müfessirlerde bundan maksat arap topraklarına en yakın yer yani şam olmalıdır demişler.
    Hocam Rum Ve persler arasındaki savaşlar birçok cephede gerçekleşti Antakya dışında ve Kudus civarındaki savaşlar (613-614) en büyüklerinden,Kaynaklarda Perslerin Antakyada rumları yendikten sonra şam,kudus gibi yerleride işgal ettikleri yazılı lakin Şam o zaman Bizansa bağlı bir devlet olan gassanilerdeydi ve Persler gassanileri yenip şamı almış zaten buda onların çöküşünü hızlandırdı
    Ozaman ayetteki “En yakın yerde yenildiler” ifadesinden hangi bölgeyi anlamalıyız Şam demişler ama bahsettiğim gibi Orda rumları değil gassanileri yendiler.
    2.Sorum) Rum Suresi 48.ayette” Allah rüzgarları gönderir, böylece bir bulut kaldırırda onu gökte yayar ” diye devam eden bir ayet var.
    Anladığım kadarıyla dinsizler burda şunu diyor;
    Bulutlar rüzgarsızda hareket eder,rüzgarsız şekilde dünyanın dönmesiyle ve havanın kendi akışında sürüklenirler rüzgar eğer varsa bunların sadece hızını artırır diyorlar.
    Yani demek istedikleri bulutların rüzgar olmadanda dünyanın dönmesi ve havanın kendi akışı içinde hareket edebildiği.
    Bu ayeti nasıl anlamalıyız hocam ?

    1. Aleykümselam.
      C-1 İnkarcılar ayetteki Rumların Farsları yakın bir zamanda yeneceği mucize haberi göstermemek için konuyu çarpıtıyorlar. Ufak tefek çarpışmaları savaş göstererek asıl verilmek istenen mucizeyi örtbas etmeye çalışmaktalar.
      Gassaniler Romalıların vassalıdır. Genel tarihte o sıralarda Rumlar yani Doğu Romalılar ile Farslılar arasında iki büyük savaş olmuştur. Birinci savaşta Romalılar yenilmiş 7 yıl sonra ikinci savaşta Romalılar Göktürklerle anlaşıp İranlıları yenmişlerdir. O savaştan sonra İranlılar bir daha toparlanamamış, Hz. Ömer ve Hz Osman zamanında tamamen yıkılmışlar ve çoğunluğu Müslüman olmuştur.
      Allahu teala ayeti kerimede “Kafir ve fasıkların haberine hemen inanmayın araştırın” buyurmaktadır.
      İslam düşmanları her devirde yalan ve iftiralarla İslamı karalamaya çalışmışlardır. Ama güneş balçıkla sıvanamaz.

      Konu muteber Taberi Tefsirinde şöyle izah edilir:
      “Rumlar size en yakın bir yerde mağlup oldular. Onlar bu mağlubiyetten sonra birkaç sene içinde galip geleceklerdir. Eninde sonunda emir Allah’ındır. O gün mü’minler, Allah’ın yardımıyla sevineceklerdir. Allah, dilediğine yardım eder. O, herşeye galiptir, çokça merhamet edendir.

      Farslar Rumlara, size en yakın yerlerden biri olan Şam topraklarında galip geldiler. Farsların Rumlara galip gelmesinden sonra, birkaç yıl içinde Rumlar da onlara galip geleceklerdir. Farsların galip gelmesinden önce de sonra da emir Allah’ındır. O, yarattıkları hakkında dilediğini yapar. Bir kısmını diğerlerine galip getirir veya mağlup ettirir. Rumların Farslara galip gelecekleri günde ise, Allah’ın, kitap ehli Rumlara yardım etmesiyle mü’minler sevineceklerdir. Allah, yarattıklarından dilediğine yardım eder. Nitekim Bedir savaşında yardım etmiştir. Allah, kâfirleri cezalandırmada herşeye galiptir, yarattıklarından tevbe edip onun itaatına dönenlere çokça merhamet edendir.”

      Abdullah b. Abbas bu âyet-i kerime’nin izahında şunları zikretmiştir:

      “Allah’a ortak koşan müşrikler, Farslıların Rumlara galip gelmesini istiyorlardı. Çünkü onlar da kendileri gibi putperestti. Müslümanlar ise Rumların Parslara galip gelmesini istiyorlardı. Zira Rumlar ehl-i Kitap idiler. Müşrikler, Parsların galip geldiklerini Hazret-i Ebubekir’e haber verdiler. Hazret-i Ebubekir bu durumu Resûlüllah’a bildirdi. Resûlüllah ona: “Fakat yakında Rumlar Farslara galip geleceklerdir.” buyurdu. Hazret-i Ebubekir Resûlüllah’ın bu söylediğini müşriklere anlatınca müşrikler şöyle dediler. “Sen, bizimle kendi aranda bir vakit tayin et. Eğer biz (Bizim, tarafını tuttuğumuz Farslar) galip gelirsek şu ve şu şeyleri vereceksin. Şâyet siz (Sizin taraftarı olduğunuz Rumlar) galip gelirseniz size şu ve şu şeyler vardır.” Hazret-i Ebubekir aralarında beş sene takdir etti. O dönemde Rumlar Farslara galip gelemediler. Bunun üzerine Hz Ebubekir durumu tekrar Resûlüllah’a anlattı. Resûlüllah da Hazret-i Ebubekir’e: “Sen vadeyi daha fazla yapmadın mı?” dedi. Nihâyet Rumlar Farslara galip geldiler, İşte Allahü teâlâ bu âyet-i kerimelerde bu durumu beyan etmektedir.”

      “Süfyan es-Sevrî, Rumların Farslara galip gelmelerinin, Bedir savaşının yapıldığı gün gerçekleştiğini söylemiştir.” Tirmizî, K. Tefsir el-Kur’an, Sûre: 30, bab: 3, Hadis no: 3193 / Ahmed b. Hanbel Müsned, C.1,S.304

      SORU:2
      2.Sorum) Rum Suresi 48.ayette” Allah rüzgarları gönderir, böylece bir bulut kaldırırda onu gökte yayar ” diye devam eden bir ayet var.
      Anladığım kadarıyla dinsizler burda şunu diyor;
      Bulutlar rüzgarsızda hareket eder,rüzgarsız şekilde dünyanın dönmesiyle ve havanın kendi akışında sürüklenirler rüzgar eğer varsa bunların sadece hızını artırır diyorlar.
      Yani demek istedikleri bulutların rüzgar olmadanda dünyanın dönmesi ve havanın kendi akışı içinde hareket edebildiği.
      Bu ayeti nasıl anlamalıyız hocam ?

      C-2 Allahu teala buyurdu ki(mealen):
      – Allah O’dur ki, rüzgarları gönderir de bir bulut savururlar. Derken onu gökyüzünde nasıl dilerse öyle serer, parça parça da eder. Derken yağmuru görürsün, aralarından çıkar. Derken onu kullarından kimlere diliyorsa döküverdi mi derhal yüzleri güler. (Rum/48)

      Rüzgar havanın hareketinden olur. Yani soğuk hava ile sıcak hava yer değiştiğinde hava hareketi oluşur. Buna yel, rüzgar fırtına kasırga deriz.
      Hiç hava hareketi olmamış olsa bulutlar asla yerinden kımıldamaz. Kafirler bulut bazen kendiliğinden gider diyecek kadar beyinsizdir.
      Rüzgar bazen aşağıdan bazen çok yükseklerden eser. Bazende o kadar hafif eser ki insan bunu hissedemez. İnkarcılar evin penceresinden yaprakları savuran rüzgarı seyreden çocuk gibidir. Çocuk kapalı yerde olduğu için rüzgarı hissedemez aklı da ermediği için yaprakların kendiliğinden uçuştuğunu sanır. Çocuk mazurdur da inkarcıyı nasıl mazur görebiliriz?

    2. Cevabınız için teşekkürler, lakin 1.soruma yanıt alamadım sanki.
      Ayette “Size en yakın yerde yenildiler” deniyor.
      Alimlerden belkide çoğu en yakın yeri şam olarak söylemişler.
      Lakin İran ve bizans antakya dışında ve kudus civarında iki büyük savaşa girdi 613 ve 614 de.
      İranlılar şamıda aldı lakin şamda rumlar değil gassaniler yani hristiyan araplar vardı ozaman nasıl En yakın yer şam oluyor hocam?
      Sizce “En yakın yerde yenildilerden” maksat en yakın yer neresidir?
      İki büyük savaşdan kastım iranlıların bizansları yendiği iki büyük savaş 613 ve 614 de bunlarda Antakya dışında ve kudus civarında olmuş İranlılar Bizansları yenince ordan şam ve bazı beldeleri aldılar ama bizanslardan değil gassanilerden aldılar yani Dolayısıyla en yakın yer şamdır denmesini anlamadım demek istediğim budur

    3. Sizin kaynaklarınızla bizim kaynaklarımız arasında fark var. Sizin kaynaklarınızın çoğu gayrimüslim tarihçilere dayanıyor. Bizim kaynaklarımız ise sağlam tarihçiler İslam tarihçilerine dayanıyor.
      * Kuran, Müslüman Aarapları kast ederek; “(Romalılar) Size en yakın yerde yenildiler” buyurmuştur ama yer belirtmemiştir.
      Önemli olan burada Kuran’ın daha sonra İranlıların yenileceği mesajının gerçekleşmesidir. Allahtan başka hiç bir kimse kısa bir süre sonra ikinci büyük bir savaş olacağını ve bu savaşta Romalıların galip geleceğini bilemez. Kuran bu mucize mesajı vermiş ve olay o yıllarda gerçekleşmiştir. Kuran savaş şu bölgede şu yılda olacak diye belirtmemiştir.
      Persler ile Romalılar arasında vuku bulan ikinci büyük savaş, Romalıların Göktürklerin desteğini alarak İranlıları yenmesiyle gerçekleşmesidir. O büyük savaştan sonra İranlılar bir daha toparlanamamış Hz Ömer ve Hz Osman devrinde Müslüman Araplar son İran küfür imparatorluğunu tarihten silmiştir..
      * Gassaniler ayrı bir devlet değildi. Doğu Roma’nın eyaleti idi.
      Gassaniler (Arapça: الغساسنة‎ el gasâsinet), 200-636 yılları arasında Suriye’de hüküm sürmüş Monofizit Hristiyan Arap devleti. Bizans’a(Doğu Roma’ya) bağlı bir tampon devlet olarak hem güneyden gelebilecek yağmacılar hem de İran tehditine karşı kullanılmıştır.

      RUM SURESİ ELMALI TEFSİRİ:
      Ayet:2- Rumlar yenildi. Peygamberimizin gönderildiği sıralarda Doğu Roma, İran, Gök Türk İmparatorluğu ve Çin devleti, dünyanın en büyük devletleriydiler. Hindli Süleyman Nedevî efendinin Asr-ı Saadet tarihinde ifade ettiği üzere peygamberliğin beşinci, yani Milâdın 613. yıllarında bu iki komşu ve rakib devlet, birbirleriyle kanlı bir savaşa girişmişlerdi. İran, İkinci Hüsrev’in, Rum Hirakl’in hükmü altındaydı, sınırları Dicle ve Fırat nehirleri üzerinde birbiriyle birleşiyordu. Filistin, Suriye, Mısır ile Irak’ın bir bölümü ve küçük Asya (Anadolu) Rumlara tabi idi. İranlı’lar, Rumlara iki taraftan saldırdılar. Dicle ve Fırat üzerinde (ezreât ve Busrâ) mevkilerinden Suriye’ye, Azerbeycan ve Ermenistan tarafından küçük Asya’ya saldırdılar. İran orduları, Rum kuvvetlerini her iki cepheden geri atarak denize dökünceye kadar takip etmiş, Suriye’deki bütün mukaddes şehirleri zabtetmiş, Milâdın 614. yılında bütün Filistin’i ve Kudüs’ü ele geçirmişti. Bu istilâ sırasında bütün kiliseler yıkılmış, bütün dini binalar tahrib edilip kirletilmişti. İranlılara katılan yirmi altı bin yahudi, altmış binden fazla hıristiyanı kılıçtan geçirmişlerdi. İran kisrasının sarayı, öldürülen otuz bin kişinin kafatası ile donatılmıştı.

      Bu istilâ tufanı, burada durmayarak Mısır’ı da basmış, Milâdın 616. yılında İranlı’lar bir taraftan Nil vadisini işgal ederek İskenderiye’ye ulaşmışlar, diğer taraftan bütün Anadolu’yu ele geçirerek İstanbl’un boğaziçi sahillerine kadar gelmişler, doğu Roma İmparotorluğu’nun başkenti olan Kostantıniye (İstanbul) şehrinin karşısında görünmüşler, saltanatlarını Irak, Suriye, Filistin, Mısır ve Anadolu’ya yaymışlardı. İranlılar, girdikleri her yerde ateşgedeler (Ateşe tapanların, ateş yaktıkları tapınaklar) meydana getiriyorlar ve böylece Hıristiyanlığın çıktığı yerlerde ateşperestliği yayıyorlardı. Doğu Roma İmparatorluğu’nun bu yenilgisi karşısında kendisine tabi bulunan birçok vilâyetler isyan etmiş, Afrika’daki ülkeler, Avrupa tarafındaki vilâyetler, hatta İstanbul’a komşu şehirler, bu devletin egemenliğinden çıkmak istemişler ve çıkmışlardı. Kısaca doğu Roma İmparatorluğu darmadağın olmuş, helâk olup yerlere serilmişti.

      Romalıların bu yengilgi haberi Mekke’ye ulaştığı zaman müşrikler sevinmiş ve müslümanlara karşı onların yenilgisinden duydukları sevinci açığa vurmuşlar: “Siz ve hıristiyanlar kitap ehlisiniz, biz ve Fâris (İranlılar) ümmiyiz; bizim kardeşlerimiz, sizin kardeşlerinizi tepelediler. Biz de sizi tepeleriz” demişlerdi. Bunun üzerine Hz. Muhammed’in bir mucizesi olmak üzere bu âyet inip buyuruldu ki: Gerçi Rumlar yenildi yerin en yakınında, Mekke toprağının, yani Arabistan’ın en yakınında; Şam’da yahut Rum başkentinin pek yakınında, yani Anadolu’da İstanbul civarında demek olabilir ki, ikisi de doğrudur. O sırada Rum İmparatorluğu öyle perişan olmuştu ki, iç isyanlarla devlet ihtilâle uğramış, ordusu dağılmış, hazinesi boşalmış, imparator Hirakl, İstanbul’u terkederek Kartaca’ya kaçmayı bile kurmuştu. İranlıların galip kumandanları, zaferin verdiği sarhoşlukla şu barışı teklif etmişler: İmparator, İranlılar tarafından istenecek her şeyi verecektir. Bu cümleden olarak bin yük altın, bin yük gümüş, bin yük ipek, bin at, bin kadın teslim edecektir. Rum İmparatorluğu, bütün bu aşağılayıcı şartları kabul etmiş, bu esaslar üzerinde barışı imzalayacak delegeler göndermişlerdi.

      Bu delegeler, İranlıların yanına vardıkları zaman Husrev, şu sözleri de söylemiş: “Bu yeterli değildir. Bizzat imparator Hirakl, karşıma zincirler içinde gelerek asılıp çarmıha gerilmiş olan ilâhına karşılık ateşe ve güneşe tapmalıdır.” İşte o yenilgi, böyle bir yenilgiydi. Böyle bir çöküş içinde Romalıların birkaç yıl zarfında canlanıp yeniden galip geleceklerine kesinlikle hüküm vermek şöyle dursun, ihtimal vemek bile normal olarak akılların havsalasına sığacak bir şey değildi.

      Rum Suresi ayet:3 – Fakat böyle bir zamanda Allah Teâlâ, Resulüne gayptan şu haberi bildiriyordu: Bununla birlikte onlar, bu yenilgilerinin ardından kesinlikle galip gelecekler. Hem uzak değil. Birkaç yıl içinde ki, “bıd” kelimesi üçten dokuza kadar olan bir sayıyı ifade eder, nitekim bu âyet inince Hz. Ebu Bekir (r.a.), o sevinen müşriklere şöyle demişti: “Allah, sizin gözlerinizi aydınlatmayacak, peygamberimiz haber verdi. Yemin ederim ki, Rumlar birkaç yıl içinde İranlılara mutlaka galip geleceklerdir.” Buna karşı Übeyy b. Halef: “Yalan söylüyorsun, haydi aramızda bir müddet tayin et, seninle bahse girelim.” dedi ve her iki taraf ta on deve üzerine bahse girişip, üç yıl müddet tayin ettiler. Ebu Bekir, durumu Resulullah’a haber verdi. Resullullah (s.a.v.) “Bıd’, üçten dokuza kadardır, miktarı artır, müddeti uzat.” buyurdu. Bunun üzerine Ebu Bekir çıktı, Übeyy’e rast gelince o: “galiba pişman oldun” dedi. Ebu Bekir de: “Hayır” dedi, gel seninle bahsi artıralım, müddeti de uzatalım, haydi dokuz seneye kadar yüz deve yap. O da: “Haydi yaptım” dedi. Tirmizî’nin Sahih’inde rivayet ettiği üzere “Bedir” günü Rumlar, İranlılara galip geldiler, Ebu Bekir de sonra onu Übeyy’in vârislerinden aldı, peygambere götürdü. Peygamber (s.a.v.) de ona: “Bunu tasadduk et” buyurdu.

  20. Selamunaleyküm hocam Allah Celle Celalühünün arşı nurdan bir uzaymı içinde milyonlarca yıldızı barındıran ve şekli anlatılmışmıdır ışıktan ışıksal bir şeymiş

    1. Kuran’ı Kerimde geçen Arş, Kürsî’nin üzerindedir. Bu suretle Kürsî taht manasında düşünülürse Arş, onu kuşatan saray ve sarayın tavanı olarak kabul edilir. Bir rivayette Kürsî, Arşın ayağının konulduğu yerdir.

      Bu iki mana itibarıyla Arş, İslâm’a göre, bütün alemi kuşatan, sınırlandırılması ve takdir edilmesi beşer aklının dışında kalan ve gerçeğini Allah’ın bildiği yüce bir makamdır. Yedi kat gök, Cennet, Sidre, Kürsî Arş’ın altında tasavvur edilir. Arş’ın sınırı, alemi tasavvurun son sınırıdır. Arş’tan evvelki Sidre-i Müntehâ* geçilmeden Allah’ın cemâli = (Cemâlullah) * müşahede edilemez. Resulullah (s.a.s.) Mirac gecesinde (bk. İsrâ, 1, Necm, 1 vd.ayetler) Sidre-i Müntehâ’yı geçerek Arş’a ulaşmıştı. Yukarda da belirtildiği gibi Arş’a taht ve tahttan kinaye olarak mülk ve saltanat manası verilmişti. (Arş, 7/54) Ayette: “…Sonra Arş üzerine istiva buyurdu…” denilmektedir.

      Bilinen manasıyla taht, bir hükümdarın hükûmet işlerini yürütürken üzerine kurulduğu bir cisimdir. Fakat “tahta çıktı” denilince, “hükûmet işlerini yani saltanatı eline aldı” manası anlaşılır. Yedi kat sema’nın üstünde ve bütün âlemi içine alan Arş’ın, bilinen taht manasıyla sınırlanamayacağı şüphesizdir. Binaenaleyh bahse konu olan “el-Arş” kelimesi mecazî ve kinayi bir mânâ ifade eder. O halde Arş’ın cisim olduğu iddia edilemez. Arş’ı bütün bir cisim tasavvur etsek bile, cihet ve cismaniyyetin hepsi Arş’ın sınırında sona erdiğinden, bunun üstünde bir cisim, mekan ve cihet tasavvuru tezat olur.

  21. Allahın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun kerem hocam… önceleri ben tek idim bizaman sonra arkadaşıma izlettim sizi şuan ise ailecek izliyoruz sizi rabbim yar ve yardıımcınz olsun.

    sorum şudur. hadisi şerifte geçenramazan aynın ilk gününün cumaya denk geldiği zaman gökten 2 ses duyulacak miş sizden ricam bu konuyu ele alıp aydınlatırmısınız bizi

    kalın sağlıcakla

    1. Aleykümselam ve rahmetullahi ve berakâtüh.
      Değerli kardeşim ismimiz Kerem değil Bekir’dir.
      Söz konusu mevzuya gelince ilgili,
      1. Hadis:
      “Rasulullah (sav) şöyle buyurdu:
      Ramazan ayının 15’inde Cuma günü kuşluk vaktinde bir sayha (gökten bir ses) olur. Bu olay Ramazan’ın ilk gününün Cumaya denk geldiği ayda olur. Uyuyanı uyandıran bir hidde (çöküş, yıkılış) olur. Cuma gününün gecesinde esir kadınlar odalarından çıkar, hür olurlar.
      *O sene depremler ve nezlenin çok olduğu bir senedir.* Ramazan ayı o senenin Cuma gecesine denk geldiğinde, sizler Ramazan’ın 15’inde Cuma günü sabah namazını kıldığınızda evinize girin, pencerelerinizi kapatın, bedeninizi koruyun, kulaklarınızı kapayın, Sayha (gökten gelen sesi) duyduğunuzda Allah’a secde edin ve şöyle deyin:
      *Subhanel Kuddüs, Subhanel Kuddüs, Rabbunal Kuddüs*
      (Ey Rabbimiz Sen Kusursuzsun, Sen Yücesin). Kim böyle yaparsa kurtulur, kim yapmazsa helak olur.” (Nuaym bin Hammad, Fiten, s.151)
      2. Hadis:
      “Rasulullah (sav) şöyle buyurdu:
      Ramazan ayında bir ses olur. Dediler ki Ya Rasulallah! Başında mı, ortasında mı, sonunda mı olur? Buyurdu ki:
      Ayın ortasında olur. Ramazan’ın 15’i Cuma günü gece yarısında bu ses olur. 70 bin kişi (yani,birçok kişi) bayılır (şoka girer), bir çok bakirenin bakireliği gider, bir çok kişi kör olur. Dediler ki, Ya Rasulallah! Bundan kim kurtulur? Buyurdu ki:
      Evinde kalan, secde yaparak Allah’a sığınan ve O’nun büyüklüğünü söyleyen kurtulur. Bu sesi diğer bir ses takip eder.
      *İlk ses Cebrail’in sesi, ikinci ses ise şeytanların sesidir.* Ramazan’da ses, Şevval’de kargaşa, Zilkade’de kabileler ayrışır, Zilhicce’de hacılara saldırı olur. Muharrem ayının başında belalar olur sonunda da ümmetimin Mehdi ile Fereci (kurtuluşu) olur.” (Taberani, Mucemül Kebir, 18. Cild, s. 332)
      3. Hadis:
      “Mehdi’nin çıkışından önce doğudan bir kuyruklu yıldız doğar. Işığı yeryüzündeki insanları aynı dolunayın aydınlatması gibi aydınlatır. Kıvrılıp iki tarafı birleşecek şekilde sanki de tekrar geri döner.” (Mucemu’l Ehadis-i İmam Mehdi, cild:1, s.272)
      Açıklama:
      Yukarıdaki ilk 2 Hadis-i Şeriflerde Peygamber Efendimiz (sav) *ilk gününün ve 15 gününün Cuma gününe denk geleceği bir Ramazan ayından bahsediyor.*
      Bu Ramazan ayında bazı alametler olacağı ve bunların da Hz. Mehdi’nin çıkış alametlerinden olduğunu anlıyoruz.
      Bu seneki Ramazan ayı 24 Nisan Cuma başlayacak. Çok enteresan bir şekilde *24 Nisan Ramazan’ın ilk günü Cuma gününe denk geliyor ve Ramazan’ın 15 günü yine 8 Mayıs Cuma gününe denk geliyor.*
      Hadiste gökten gelecek bir sesten bahsediyor. Bu ses gökyüzünde ortaya çıkacak bir alamet olabilir veya uydudan, televizyon ve internet aracılığıyla söylenecek dünya çapında büyük bir olay olabilir tam olarak mahiyetini Allah bilir.
      3. Hadiste Hz. Mehdi’nin çıkışından önce görülecek olan bir kuyruklu yıldızdan bahsediliyor. Bu kuyruklu yıldızın parlaklığı, dünyadan görülecek olması ve yörüngesinde tekrar geri dönmesi Gök bilimcilerin gözlemlediği Nisan ayının ortalarında görülecek olan Atlas Kuyruklu Yıldızına tamamen benzemektedir.
      Yine geçen hafta NASA’nın bildirdiği göre, Nisan ayının ortalarında 4 km. büyüklüğünde dev bir meteor dünyaya yaklaşmakta. Ayrıca çarpma ihtimalinin olduğu da belirtildi.
      Peygamberimiz (asm)’in bahsettiği Hadislerdeki alametlerin ne olduğunu tahakkuk ettiği zaman net anlamış olacağız. Bütün bu harika olayların günümüzde görülmesi Ahirzamanın yaşanmakta olduğumu bizlere göstermektedir. Dünyamızın içerisinden geçtiği zorlu süreçlerden sonra karanlığı delen aydınlık bir dönemi göreceğimizi Allah’ın bizlere Kur’an’da vaad ettiklerinden anlıyoruz.
      *Gökyüzüne ve târıka (sabah yıldızına ) yemin ederim. Târıkın ne olduğunu nereden bileceksin? (O, karanlığı) delen yıldızdır.* (Kur’an-ı Kerim, Tarık Suresi: 86/1-2-3)

      CEVAP:

      1. İlk rivayetin kaynağı için bk. Nuaym b. Hammad, el-fiten, 1/228.

      Arapça internet sitelerinde “Merkezu’l-Ezheri’l-alemi’l-fetva” dayandırılan bilgilerde, söz konusu rivayetin “münker, mevzu ve yalan olduğu” bildirilmiştir.

      İbnu’l-Cevzi, el-Akili, ez-Zehebi bu görüştedir.

      Zaten senedinde bulunan İbn Lehia, metruku’l-hadis olarak bilinmektedir.

      Ezher merkezinin bu fetvası da “korona” ile irtibatı kurulan bu rivayetle ilgili sorulara cevap vermek üzere konuyu tahlil etmiştir.

      2. Hafız Heysemi bu hadisin çok zayıf olduğunu, senedinde bulunana Abdulvahhab b. Dahhak’ın metruku’l-Hadis olduğunu bildirmiştir. (bk. Mecmau’z-Zevaid, 7/310, hno: 12373)

      Metruku’l-Hadis, yalan söylemekle itham edilen raviyi veya onun naklettiği rivayeti ifade eder.

      3. İlk iki hadis zayıf veya uydurma olduğuna göre, onlara dayandırılan bu rivayetin durumu da iç açıcı değildir.

  22. hocam iyi geceler
    1 ; bir kitapta liseye devam edebilmesi için bir mucize mümkün olmuştu birde uğursuz bir ağrı diye bir ifade var.
    2 :bir şarkıda beni benimle bu cehennemde bırak diye söz geçiyor bunlar elfazı küfür müdür

    1. İyi geceler.
      1- MUcize sadece peygamberlere verilir. Olağan üstü olaylara mıcize demek yanlıştır.
      2- “şarkıda beni benimle bu cehennemde bırak ” sözü küfür değil ama hoş bir kelimede değil.

  23. Selamunaleyküm hocam arapça Allah yazısını çok kafaya takıyorum ne yapmalıyım çok psikolojim bozuldu namazda kılsam kuranda okusam aklımdan çıkmıyor boş işlerlede uğraşmıyorum daha öncede burda soru sordum kaç hafta önce

    1. O zaman ne yapacağını yazmıştık. Tavsiyemize uyarsan düzelirsin

  24. Hocam bir de arkadaşım takıntı hastası da çok üzülüyor acaba soruyu gizleseniz olur mu çok üzülüyor çok ağlıyor

    1. Tamam sildik. Sorusunun başkaları tarafından gözükmesini istemiyorsa buraya soru göndermesin. Sitemizin facebook sayfası var oraya mesaj göndersin kendisinden başka kimse göremez onu.
      Alttaki linke mesaj göndersin.
      https://www.facebook.com/islamdergisi/

  25. Arkadaşınızın kim olduğu bilinmiyor. O sebeple soruyu gizlemeyeceğiz.
    Küfre düşen bir kimse işlediği küfür ve şirkleri hatırlayamıyorsa “Allah’ım, bildiğim ve bilmediğim sebepten dolayı işlediğim küfür ve şirke pişman oldum ve tövbe ettim” demelidir.

  26. Selamunaleyküm hocam burak atının yüzü erkek yüzümü yoksa bayan yüzümü bazı minyatürlerde kadın yüzü olarak temsil edilmiş ama yarısı hayvan başı insan şeklinde onu biliyorum

    1. Aleykümselam.
      Burak, cennet bineğidir. Katır büyüklüğünde nurdan bir binektir. Yüzü ne insan ne de hayvandır.

  27. Selamünaleyküm bir misal anlatırken diğelim ki bu masayı ben yarattım dedim sonra hemen estağfurullah dedim oluşturdum diye düzelttim acaba burda küfre mi dültün hocam

    1. Aleykümselam.
      Yanılarak unutarak ağızdan küfür çıkması küfür olmaz.
      Estafirullah deyip hemen düzeltmek gerek.

  28. Hocam, eşi istediği zaman birlikte olmayan ve onun yerine internetten diziler izleyen ve korona virüsünden ötürü ailesine bir süre gidilmemesini rica edilmesine rağmen, eşinin sözlerini dinlemeyip haftada iki kere ailesine giden kadının durumu nedir, dinimiz bu konu hakkında ne söylemektedir?

    1. Peygamberimiz, kadın veya erkekte geçerli bir hastalık (karı-koca her ikisinde de virüs belirtisi) olmadığı halde kocasının yatağına girmeyen kadına Allah ve meleklerinin lanet edeceğini beyan buyurmaktadır.

  29. Selamun aleykum hocam.
    Hocam, tarikat şeyhi ve yazar olan ömer tuğrul inançer’in Hz muaviye rh’ı eleştirmesi ve “kusura bakmayın hâlâ mı hz muaviye diyeceğim” diyerek saygı duymamasını nasıl karşılamalıyız? Ayrıca kendisinin iddia ettiği gibi, Hz muaviye rh, Hz Ali rh ve çocuklarına rh hutbelerde hakaret ettirmiş midir?

    1. Aleykümselam.
      Hz Muaviyeye hakaret eden bir kimse ehli sünnet de olamaz şeyh de olmamaz. Olsa, olsa sapık şeyh olur. Bütün ehli sünnet uleması ve ashabın ittifakıyla Hz. Ali ile Hz Muaviye arasındaki mesele içtihat meselesidir.
      Hz Muaviye Hz Ali’nin zamanında halife değildi. Hz Ali’nin oğlu hz Hasan babasından sonra halife seçildi. Daha sonra kendi rızası ile halifeliği Hz MUaviye’ye devretti.
      Ancak Hz Muaviye vefat ettikten sonra oğla lanetli Yezit ehli beyte hakaret ettirmiştir babası değil.

  30. Bahsettiğin kimseler ehli sünnettir.
    Peygamberimiz Kelime-i tevhidi sık sık söyleyerek imanınızı yenileyiniz ” buyurmuştur.
    Küfre girip girmediğinizi tam olarak bilebilmeniz için ehli sünnetin akaidini çok iyi bilmeniz gerekir.

  31. Selamunaleyküm hocam Allah Celle Celalühü cennette şekilsiz biçimsiz mekandan münezzeh yani keyfiyetten münezzeh şekilde görülecek deniliyor bu doğrumu?

    1. Aleykümselam.
      Allah her türlü şekilden ve şekilsizlikten münezzehtir. Cennette Onun cemali(güzelliği) görülecektir. Ama bu görmek zamandan, mekandan münezzeh, nasılsız ve niçinsizdir.

  32. bir süre bitkisel hayattan sonra ölen şehitmidir.. cuma gecesi ve 3 aylar içinde ölende şehit olurmu

  33. Selamun Aleyküm Hocam bir soru sormuştum da görmediniz sanırım bu konuda sizden cevap bekliyorum sizin tevil edebileceğinizi düşünüyorum.
    (Müslim,Kader) kısmında bazı hadisler var.

    Hadislerin başlangıcında şöyle ifadeler var benzer şekilde.
    1)Hadis şu şekildedir; ”Gerçekten nutfe anne rahmine kırk gecede düşer.”
    2)Melek nutfenin üzerine rahimde kırk yahut kırk beş gecede karar kıldıktan sonra girer..”
    Hadislerin zahirinde nutfenin anne rahmine düşmesi 40 gün sürer ve nutfenin rahimde karar kılması/yerleşmesi 40 yahut 45 gece sürer denmiş.
    Şuan ki mevcut tıp ilminde kameralarla izleme sonucu anne rahmine girme ve tutunması işlemi toplam 7 gün sürmektedir.
    O zaman Burayı nasıl açıkları, raviler Resulullahı (s.a.v) yanlış anlamış denebilir mi nasıl açıklarız konuyu?

    1. Aleykümselam.
      Huzeyfe hadisinde “Sizden birinizin anne rahmindeki yaratılışı 40 gün içinde tamamlanır” buyrulmuştur. Burada sizin de gördüğünüz gibi tutunmadan söz edilmez. Hadisi şerifte söz edilen 40-45 günü tutunma evresi olarak algılamak hadisi yanlış anlamaktır. O bahsettiğiniz bir haftalık tutunma süreci bu 40 gün evresi içine girer. Hadisi şerifte sözü edilen o 40-45 gün tutunma değil tamamlanma sürecidir.

    2. Hocam sizin bahsettiğiniz gibi bir hadis var lakin başka hadisden bahsediyorum ,hadisi müslim,kader kısmında şu hadisi görebilirsiniz
      1)”Gerçekten nutfe rahimin içine 40 gecede düşer”
      2)”Nutfe rahimde kırk yahut kırkbeş gecede karar kılınca melek üzerine iner”
      Bu iki hadis net olarak böyle geçiyor bunu nasıl tevil ederiz diye sordum hocam
      Karar kılmaktan maksat tutunma değil tamamlanma süreci demişssiniz galiba 2. Hadisi bu şekilde açıklamıssınız.
      Peki 1.Hadisde (Muslim,Kader):”Gerçekten nutfe anne rahmine kırk gecede düşer”
      Bu hadisi nasıl açıklarız hocam
      Son olarakda müsadenizle birşey eklemek isterim muhterem hocam.
      Karar kılmak kelimesi birşeyi seçmek onun üzerinde durmak manasındadır.
      Siz bu kelimeyi tamamlanması olarak anladığınızı söylediniz bu kelimenin nasıl böyle bir manası oluyor

    3. Hadis ve ayet mealleri Türkçeye çevrilirken ya bilgi eksikliğinden yanlış çeviri yapılıyor ya da kasıtlı olarak yanlış çeviri yapıldığı için insanların kafası karıştırılmaktadır.
      1)”Gerçekten nutfe rahimin içine 40 gecede düşer”
      Bu çeviri son derece yanlıştır.
      Nutfe kadının yumurtası ile erkeğin sperminin birleşiminde oluşur ki buna zigot denir.
      Bu durumda zigot rahme düşmeden önce dışarıda oluşmuş gibi bir anlam çıkıyor ki bu çok yanlış bir tercümedir.
      2)”Nutfe rahimde kırk yahut kırk beş gecede karar kılınca melek üzerine iner”

      Bu iki hadis net olarak böyle geçiyor bunu nasıl tevil ederiz diye sordum hocam.

      Bu ikinci hadisin anlamı farklıdır. Nutfe bu ifade edilen sürede şekillenir. Melek onun hakkında takdir edilen şeyi görülmeyen bir yazı ile alnına yazar.
      *******************
      Karar kılmaktan maksat tutunma değil tamamlanma süreci demişssiniz galiba 2. Hadisi bu şekilde açıklamıssınız.
      Peki 1.Hadisde (Muslim,Kader):”Gerçekten nutfe anne rahmine kırk gecede düşer”
      Bu hadisi nasıl açıklarız hocam? Bunu yukarıda açıladım.
      *******************
      Son olarakda müsadenizle birşey eklemek isterim muhterem hocam.
      Karar kılmak kelimesi birşeyi seçmek onun üzerinde durmak manasındadır.
      Siz bu kelimeyi tamamlanması olarak anladığınızı söylediniz bu kelimenin nasıl böyle bir manası oluyor?
      Karar kılmayı mütecim söylüyor hadisin orjinali öyle demiyor. Aslı(etemmün) tamamalanmak olan kelimeyi mütercim yanlış tercüme etmiş.

    4. Bir önceki yazımızda yeterli açıklamayı yaptık tekrar açıklama yapmayacağım.
      Yanlış ve yetersiz tercüme edilmiş hadis meallelerine bakıp “bu hadis bilimle çelişiyor çünkü uydurmadır” diyen zındıkların etkisinde kalmış olmalısınız.
      Ehli sünnet alimleri sahih hadisleri kılı kırk yararak nakletmişlerdir. Onlarda hata aramanızı bilgi eksikliğinize yoruyorum.
      Size bu konuda bir bilgi vereyim:
      İmamı Buhari hz leri bir kimseden hadis almaya gidiyor. Adamın devesini bir tutam otla çağırdığını sonra deveye o otu vermediğini görünce Buhari hazretleri ondan hadis almaktan vazgeçiyor.
      Niçin öyle yaptığını soranlara;
      – “Devesini aldatandan hadis alamam” diyor.
      İmamı Buhari her nakil aldığı hadisi şerif için gusül abdesti alır ravza-i mutahharada iki rekat namaz kıldıktan sonra kabri şerife dönüp
      – “Ey Allahın Rasulü bu hadis senin sözün müdür?” derdi.
      Kabri şeriften
      – “Evet o söz benim sözümdür” cevabı geldikten sonra İmam Buhari hazretleri o hadisi şerifi kayıt ederdi.
      Bir gün yine gusül abdesti aldıktan sonra iki rekat namaz kılıp
      – “El-hayâü minel imân hadisi senin sözün mü ey Allahın Rasulü?” dedi.
      Kabri şeriften
      – “Hayır o söz bana ait değil” cevabı geldi.
      İmam Buhari hadis ravilerini yeniden inceledi kaynak sağlam idi. Buna karşın her defasında Kabri şeriften “Hayır o söz bana ait değil” cevabı geldi.
      İmamı Buhari bunu tam üç kez yapınca kabri şeriften;
      – “Ey İmam! El-hayaaaaü minel-imân sözü benim sözümdür” cevabını işitti.
      Meğer İmamı Buhari, “el-hayâü” lafzını bir elif uzatırmış. Oysaki orası dört elif uzatılması gerekiyordu. O sebepten Peygamberimiz “o söz benim değil” buyururmuş.
      En küçük bir tecvid hatası bile olmayan hadisler hakkında menfi söz etmek çok vahimdir.

  34. Kurandaki büruc suresi tam olarak neyi anlatıyor yani şu günümüzdeki burçlarla bağlantısı var mı insanlar neye dayanarak kuranda geçiyor burçlar diyorlar ?

    1. BUrçlar Allahın yarattığı akılsız fikirsiz gök cisimleridir.
      Sure-i Buruc/ayet/1 – Burçlar sahibi gökyüzüne, ayet/2 – Vaad olunan o güne (yemin olsun).

      Bu iddiayı dile getirenlerin herhangi bir bilimsel veya istatistiksel araştırması yahut kanıtı bulunmamasına rağmen, yoğun biçimde doğum tarihlerinde gezegenlerin dizilişinin insan karakterlerini ve yaşam çizgilerini belirlediğine inanılır. Biz bilim insanları ise, bu düşüncenin herhangi bir gerçekliği bulunmadığını ısrarla dile getiririz.
      Örneğin Ay’ı ele alalım:
      Ay’ın çekim etkisinin insan üzerindeki etkisi bir elmadan farksızdır. Üzerinizden geçen bir uçak yahut bir kuş, sizin üzerinizde Ay’ın uyguladığına eşit, bazen de daha fazla çekim etkisi uygular. Gezegenlerin uyguladığı kütleçekim etkisi ise, bundan çok çok daha azdır ve bizler tarafından hesaplanabilir.
      Burç yorumlayıp para kazananlar ise size derler ki; “yok biz kütle çekimini kastetmiyoruz”. Sürekli bir “enerji” kelimesi dolanmıştır dillerine. Bu sürekli bahsettikleri sözde enerjinin ne olduğunu söylemedikleri gibi, ne olduğunu bulmaya dair herhangi bir çalışmaları da bulunmaz.
      Gezegenler dikkate alınabilecek enerji kaynağı da değillerdir. Jüpiter ve Uranüs haricinde hiçbir gezegenin denklemlere katılmayı hak edecek derecede bir iç enerji kaynağı yoktur. Bunlar, doğrudan Güneş’ten aldıkları ışığı yansıtırlar. Ama burç yorumlayıp para kazananlar size “kastettiğimiz enerji bu değil, kozmik bir enerji var, bilim henüz keşfedemedi” cümlesini söylemekten geri durmazlar. Onlara göre ne kadar çok bilinmez mistik alan olursa, inandırıcılıkları da o kadar yüksektir.
      Böylesi görseller kullanınca Ay, Astroloji vs ne kadar havalı, inandırıcı ve mistik görünüyor değil mi?
      ********************************************
      Burçlar hakkında Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, (mealen):
      −”Allah-u Teâlâ dedi ki; Kullarımdan bazıları bana inanmış, bazıları da inkâr etmiş oldu. Kim Allah’ın kerem ve rahmetiyle bize yağmur yağdı derse o kimse inanmış ve burçların tesirini inkâr etmiştir. Kim de şu ve şu burcun (yıldızın) etkisiyle bize yağmur yağdı (şu işim şöyle oldu, bu işim kötü veya iyi oldu) derse o kimse beni inkâr etmiş ve burçların tesirine inanmıştır.” (Hadis-i Buhari)
      Geniş bilgi için Linki Tıkla:
      https://islamdergisi.com/genel/burclarin-etkisine-inanmak-puta-tapmak-gibi-sirk-midir/

Bir yanıt yazın