Bid’atler Ve Din Kardeşiği

    
SORU 1: Allahu Teala buyuruyor ki “Mümin müminin kardeşidir.” Bu mealdeki ayeti kerimeyi nasıl anlamalıyız?  

CEVAP: 
Mü’minlerin kardeşliği hususunu anlatan ayetin meali âlisi:

-“Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’tan korkun ki rahmete eresiniz.” (Hucurat-10)

Bu ayeti kerimeyi Peygamber (s.a.v.) Efendimizin şu mealdeki hadisi şerifleri ile açıklıyabiliriz:
-“Müslüman Müslümanın kardeşidir, ona zulmetmez, yardım eder.” [Buhari, Müslim]
-“Din kardeşinize rastlayınca selam verin!” [İ. Sünnî]
-“Mümin geçim ehlidir. O, din kardeşine rahatlık verir.” [Dare Kutnî]
-“Bir Müslüman, bir din kardeşine, onun hidayetinin artmasına vesile olacak hikmetli bir söz veya kendisini tehlikeden kurtaracak bir söz kadar iyi hediye veremez.” [Ebu Ya’la
-“Bir müminin, Müslüman din kardeşine, hayırla, sevgiyle ve şefkatle bakması, benim şu mescidimde bir yıl itikâf etmesinden daha sevabdır.” [İbni Lâl]
-“Bir Müslümanın din kardeşine üç günden fazla dargın durması helâl değildir.” [Ahmed]
-“Mümin beş çeşit şiddet arasındadır: Müslüman kardeşi onu çekemez, münafık ona buğzeder, sevmez onu, kâfir onun canına kasteder, kendi nefsi onunla uğraşır ve şeytan onu şaşırtmaya uğraşır.” [İbni Lâl]

Kadın veya erkekten buluğa ermiş aklı başında imanın altı şartını kabul eden herkes Müslümandır. İslam’ı kabul eden her mümin de manen birbirleriyle kardeştir. Amentü:
1-Allah’ın var bir olduğuna,
2-Meleklerine,
3- Kitablarına,
4- Tüm Peygamberlere
5- Öldükten sonra tekrar dirlişe ve ahiret gününe,
6-Kadere, hayrın ve şerrin Allah tarafından yaratıldığına inanan mümin ve müminedir.

Soru 2: Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem bildiriyor ki ;
– “Benim ümmetim 73 fırkaya ayrılacak biri doğru yolda kalacak.”  Bu bidat ehli de Müslüman oldukları icin cehennemde sonsuz kalmayacak tabi küfre düşmedilerse. Salih ve ehli sünnet olanlar mı ?

CEVAP: Bid’at : Peygamber (s.a.v.) efendimiz zamanında olmayan bir şeyi ibadet olarak yapmak veya inanmaktır.  Hirevî’ye göre: “Bid’at: Kitab ve sünnette gizli veya aşikar senedi olmayan şeydir. Bid’at-ı Hasene ise,  Kitab ve Sünnette gizli veya aşikar mesnedi olan demektir. 
Bid’atler üç kategoride ele alınmıştır.
Birincisi İtikatta bid’attir: Bunu işleyen küfre girer. Yani kâfir olur. Bidatın en tehlikeli ve kötüsü budur.
İkincisi amelde yapılan bid’atlerdir: Bunları işlemek büyük günah işlemektir.
Üçüncüsü Bid’at-ı hasenedir: Bunlarda kendi içinde ikiye ayrılır ki; ibadetlerde ve adetlerde bid’atlerdir.
İbadetlerde bidati hasene; bunlar hakkında İmamı gazali şöyle der:
-“Her bidat olan şey yapılması caiz olmayan hareket demek değildir. Çünkü öyle bidatler vardır ki, bidati hasenedir. Yani; güzel olan bidattir. İmamı Şafi der ki:
– Teravihi cemaatle kılmak , hazreti Ömer’in ortaya koyduğu bidattir. Fakat bu bidat güzel olan bidattir. Kötü olan bidat sünnete aykırı olan (veya bir sünneti ortadan kaldıran) bidattir.

Bidati Hasenenin ikincisi; adetlerde bidatlerdir ki, bunları işlemek günah değildir. Masada yemek yemek, kaşık ve çatal kullanmak, erkeklerin entari yerine dar olmayan pantolon giymesi, yakalı gömlek giymek gibi.

Not: Bidat konusunda sitemizin arama motoruna “Bidat Nedir”, ehli sünnet itikadı için “Ehli Sünnet İnancı
Nedir ” yazılırsa daha geniş bilgiye ulaşılır.

BİDATÇİLERden UZAK DURMALIYIZ:
Bid’at ehli ile arkadaşlık yapmak, oturup onunla sohbet etmek asla caiz değildir. İmam-ı Rabbani hazretleri ; “İyi biliniz ki, bid’at ehli ile konuşmak, kâfirle arkadaşlık etmekten, kat kat daha kötüdür. Bid’at ehlinden yılandan, canavardan kaçar gibi kaçmak gerekir” buyurdu. (260. mektb.)
Bid’at ehlinden başka herkese, dosta ve düşmana, Müslümana ve kâfire, daima güler yüz, tatlı dil göstermelidir. Bid’at ehline ve münafıklara ve açıkça günah işleyenlere tatlı dil ve güler yüz caiz olmadığı için, zaruret olmadıkça, bunlarla karşılaşmamaya, görüşmemeye çalışmalı, görüşülürse, zaruret miktarını aşmamalıdır. (Nikaye)
Peygamber (sav) Efendimizn bid’at ehli ile görüşmeyi yasaklayan hadis-i şeriflerinden bazıları :
-” Bid’at sahibine hürmet eden, İslamiyet’i yıkmaya yardım etmiş olur.” [Taberani]
-” Bid’at ehline sert davran! Allahü teâlâ, onlara düşmandır.” [İbni Asakir]
-” Onlardan kaçın! Sizi dalalete, fitneye düşürmesinler.” [Müslim]
-” Hasta olurlarsa, ziyaretlerine gitmeyin!” [Ebu Davud]
-” Karşılaşınca, onlara selam vermeyin!” [İbni Mace]
-” Onlarla birlikte bulunmayın, birlikte yiyip içmeyin!” [Ukayli]
-” Onların cenazelerine gitmeyin, onlarla birlikte namaz kılmayın!” [İbni Hibban]
-” Onlar benden değil, ben de onlardan değilim. Onlarla cihad, kâfirlerle cihad gibidir.” [Deylemi]
-” Kim bid’at ehlinden buğz ederek yüz çevirirse, Allahü teâlâ onun kalbini korkulardan emin kılar ve imanla doldurur. Bid’at ehline sert muamele edeni de, en büyük korku gününde emin kılar. Bid’at ehlini hakir ve zelil göreni de, Cennette yüz derece yükseltir. Bid’at ehline selam veren veya onu sevindirici şeyle karşılayan, Kur’an-ı kerimi küçümsemiş olur.” [Hatib]
-” Bir bid’at ehli öldüğünde İslam’da bir fetih vuku bulmuş gibi olur.” [Hatib]
-” Bir bid’at çıkaran, ölmeden önce mutlaka onun kötülüğüne maruz kalır.” [Taberani]
-” Bid’at ehlinden ilim öğrenmeye çalışmak, kıyamet alametlerindendir.” [Taberani]
-” Bid’at çıkarana, bunu yapana şeytan çok ibadet yaptırır, onu çok ağlatır.” [Mekt. Masumiyye c.2, m. 110]

Seyyid Abdülkadir-i Geylani hazretleri Gunye’de buyuruyor ki:
Hadis-i şerifte (Bid’at ehline, Allah için sert bakanın kalbini, Allahü teâlâ imanla doldurur ve korkulardan emin kılar) buyurdu. Tasavvuf büyüklerinden Fudayl bin Iyad, “Bid’at söyleyenleri ve yapanları sevenlerin ibadetlerini, Allahü teâlâ kabul etmez ve kalblerinden imanlarını çıkarır. Bid’at ehlini sevmeyenin ibadeti az olsa da, Allahü teâlânın bunu affetmesi umulur. Yolda bid’at sahibine karşı gelirsen, yolunu değiştir” buyurdu. Süfyan bin Uyeyne de, “Bid’at ehlinin cenazesinde bulunana cenazeden ayrılıncaya kadar, Allahü teâlâ gadab eder” buyurdu. (Mektubat-ı Masumiyye c.4, m.29)
Bid’at ehlinden böyle uzak durmanın sebebi bid’atin çok kötü bir iş olduğu içindir. Çünkü bid’at çıkaran dine ilave yapıyor, Allah adına, Resulü adına hükümler koymuş oluyor. Allah’ın ve Resulünün koyduğu hükümleri beğenmemiş oluyor. Her günahtan daha büyüğünü işlemiş oluyor.     
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Bugün kalbler kararmış olduğundan, bazı bid’atler güzel görünse de, hepsinden kaçınmak gerekir. Kıyamette hepsinin zararlı olduğu anlaşılacaktır. Hadis-i şerifte, (Her bid’at sapıklıktır) buyuruldu. [Kur’an-ı kerimde ise, (Bazı şeyleri faydalı sanıp seversiniz, halbuki sizin için zararlıdır) buyuruldu. (Bekara 216)]

Bid’atin zararı büyüktür. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
-” Bir bid’at çıkarınca, bir sünnet kaldırılmış, eksiltilmiş olur.” [İ.Ahmed]
-” Bid’atten sakının; her bid’at dalalettir ve her dalalet ehli de ateştedir.” [İbni Asakir]

     EK 1:
     Bid’at Ehlini Hoş Görmek: 
     SORU:
Bir yazar, (Mezhepsiz yazarların kitaplarında, yanlışlık ve bid’at de olsa, hoş görmek, yumuşak davranmak ve bir kardeş olarak onları sevmek gerekir! Mezhepsiz âlimlerin, kitaplarından uygun olanı alırız, yanlış olanı atarız) diyor. Bu caiz midir?
CEVAP: Yazar, (Bid’at ehline sevgi ile bakmalı, kardeş olmalıyız) diyor. Peygamber efendimiz de, (Bid’at ehline, selam vermeyin, sert davranın! Allah, onlara düşmandır. Onlardan kaçın! Sizi dalalete, fitneye düşürmesinler! Onlarla birlikte bulunmayın, onlarla namaz kılmayın, birlikte yiyip içmeyin, cenazelerine gitmeyin, kız alıp vermeyin! Ben onlardan değilim, onlar da benden değildir) buyuruyor. Resul-i ekrem efendimiz böyle buyururken, yazarın öyle davranması caiz olur mu?

(Kitaptaki faydalı yeri alır, zararlısını atarım) demek çok yanlıştır. Bir kitapta, itikadı zedeleyen, insanı küfre düşürücü bir ifade bulunursa, elbette o kitap çok zararlıdır. Kitap bilgi öğrenmek için okunur. Bilmediği bir şey onu küfre düşürebilir, ebedi felaketine sebep olabilir. Bir şeyin hak veya bâtıl, faydalı veya zararlı, iyi veya kötü olduğunu bilen, o konudaki kitabı niçin okusun? Bilmiyorsa, bâtılı hak, kötüyü iyi, zararlıyı faydalı zannedebilir. Pisliğin içinde faydalı şey ararken, üstüne necaset bulaşmasa bile, en azından kokusundan zarar görür. Bunun için mezhepsizlerin kitaplarını okumak çok zararlıdır. Dinimiz noksan değil ki, bir mezhepsizin kitabına ihtiyaç duyulsun. İslam âlimleri her meseleyi halletmiştir. Yenilik, reform âdetlerde olur, ibadetlerde yenilik olmaz. Kötü âlim, mezhepsiz âlimdir. Fakat mezhepsizliği över gibi, (Mezhepsiz âlimlerin iyi yönlerini almalıyız) demek hoş değildir.

  Âhirette Kurtulanlar Kimler Olacaktır?  

-“ Ebû Hüreyre’nin (ra) ve Abdullah bin Amr’in (ra) ayrı ayrı rivayetleriyle Peygamber Efendimiz’in (sav)
-“ Ümmetin yetmiş üç fırkaya bölüneceğini, bunlardan yalnız birinin kurtuluş fırkası olacağını” beyan buyurduğunu Dârimî’nin Siyerinden, Tirmizî’nin Süneninden, Süyûtî’nin Câmiü’s-Sağir’inden öğreniyoruz. Hadis şöyledir: “İsrailoğullarının başına gelen her şey, pabucun pabuca denkliği gibi, tıpa tıp ümmetimin başına da gelecektir. İsrailoğulları yetmiş iki fırkaya ayrılmışlardı. Ümmetim ise yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Onlardan bir fırkanın dışında hepsi Cehennem’dedir.”   
Ashab-ı Kiram sordu:
-“ Ya Resûlallah! O kurtulan fırka kimlerdir?”
Peygamber Efendimiz (sav):
-“ Benim ve ashabımın yolu üzere olanlardır” buyurdu.”   (Kaynak: Câmiü’s-Sağîr, 3/3292; Tirmizî, İman, 18)

Doğru İslam Ehli Sünnet yoludur. 1400 küsur yıldır binlerce büyük alim ve veliler bu yolu seçmişlerdir. Bu yolun dışında kalanların bu dünyada sadece kötü mazileri kalmıştır. İsteyen istediği yolu seçmekte özgürdür. Zira herkes ahirette seçiminden ve yaptıklarından sorumlu olacaktır.

 B İ D’A T L A R :

Bidatler ikiye ayrılır. Amelde bidat işlemek büyük günahtır. İtikatta bidat işlemek ise küfürdür.

A- İBADETLERDE  BİDATLER :

1- Kur’an-ı Kerim okumayı, zikir dua, namaz, tesbih v.b. şeyleri para ile yapmak.

2- Ölü yemeği yapmak ve yemek, kabir üzerinde mum yakmak, gelin ve cenaze önünde aşikare zikir yapmak

3- Nafile namazları cemaatla kılmak… Regaib, Kadir, Beraat, Tesbih ve sair nafile namazlar gibi.

4- Ta’dil-i erkânı terk etmek. Karganın gagasını yere vuruşu gibi namaz kılmak.

5- Namazda imamdan önce secdeye varmak, imamdan önce secdeden kalkmak gibi.

6- Namazda safları düzeltmemek gibi.

7- Kur’an-ı Kerimi ve ezanı (şarkı okur gibi) teganni ile okumak

8- Cenazelerde kabristanın içinde baş sağlığı vermek. Kabrin dışında olabilir. Daha sonra 40. Gece , 52. Gecelerde mevlid okutmak, yemek vermek .

9- Hutbe okunurken salatü selam getirmek, imamın duasına amin demek.

10- Namazdan sonra ki tesbihatlarda ayetel kürsi yerine salaten tüncina okumak

11- İsrafcı kimseye (ehil olmayana) sadaka vermek, camide dilenmek.

12- Kabirlere çabut bağlamak, dilek dilemek, Anaya, babaya, evladın üzerine yemin etmek
Örnek : “Anam avr. olsunki bu şöyledir” ” Çocuklarımın ölüsünü öpeyimki bu öyledir.” diyerek yemin etmek.

Bu sayılar dahada çoğaltılabilir.

B- İNANÇTA (itikatta) BİDATLAR:

Ehli Sünnet İtikadının dışında kalan itikatların hepsi Ehli Bidattır.

MUTEZİLE’lik BİDATI

H. 100-150. yılına kadar olan dönemdir.
İkinci asrın başlarında bid’atçı dört kişi ortaya çıktı. Sonraları bu dördü de ayrı ayrı birer sapık düşüncenin başı lideri durumuna geldiler.
Bu dört şahıs sırasıyla şu isimlerden oluşmaktaydılar:

1- Vasıl b. Atâ: Bu kişi Mutezile mezhebinin müessisidir. H. 131.
2- Ca’d b. Dirhem: H. 124.
3- Cehm b. Safvan: H. 128.
4- Mukatil b. Süleyman: H. 150.

l– Vasıl b. Atâ’nın Bid’atleri:
a) Büyük Günah İşleyenler Hakkındaki Görüşü:
Vasıl b. Atâ bu konuda, büyük günah işleyen kimse el-menziletü beyne’l-menzileteyn yani iki menzile arasında bir yerde kalır. “Bu kimse ne mümindir, ne de kafirdir.” demektedir.
Şehristanî’nin bildirdiğine göre, adamın biri, Hasan Basri’nin huzuruna gelir ve şunu sorar:

“Ey dinin imamı! zamanımızda öyle topluluklar türedi ki, bunlar büyük günah işleyenleri tekfir ediyorlar, onların kâfir olduklarını söylüyorlar. Öyle bir tekfir ki, kişiyi dinden çıkaran bir tekfir.

Öylesi kimseler de var ki, bunlar da büyük gunah işleyenler hakkında irca görüşünü savunuyorlar. Bunlara göre bir kimse eğer imanlıysa, büyük gunah işlemenin herhangi bir zararı yoktur. Çünkü bunların görüşüne göre amel imandan bir rükün değildir. Eğer bir kimse iman etmişse, onun masiyet sahibi olmasının bir zararı yoktur. Nitekim küfürle birlikte taatında faydası olmadığı gibi. İşte bunlar da bu ümmetin mürciesidirler.

Bize bu konuda itikad açısından ne söylemek istersiniz, hükmünüz nedir?”
Hasan-ı Basrî bu konuda düşünceye dalar, henüz kendisi bunu cevaplamazdan önce Vasıl b. Atâşöyle cevap verir:
“Biz böyle biri için, yani büyük günah işleyen için mutlak anlamda mü’mindir diyemeyeceğimiz gibi, yine mutlak manada o kâfirdir de diyemeyiz. Aksine böyle bir kimse iki menzile arasındaki bir menzilededir. Bu kişi mû’min de değil, kâfirde değildir.”

İşte bu olay bize Vasıl b. Atâ’nın yukarıdaki sözlerini söyleme nedenini açıkça ortaya koymaktadır.
b) Sahabe Hakkındaki Görüşleri:
Vasıl’a göre:
sahabeden savaşa katılanlardan iki taraftan birinde yer alan kimseler, herhangi bir sınırlama koymaksızın hepsi de fasıktırlar. Bu bakımdan kendisi, sahabenin adil olmaları noktasında, onları ta’n etmekte, sahabeye adillikleri açısından dil uzatabilmektedir. Bunlardan herhangi birisinin şahitliklerinin de kabul edilir olmadığını söylemektedir.

2- Ca’d b. Dirhem’in Bid’atleri:
Ca’d b. Dirhem, ilk kez Kurân’ın mahluk olduğunu söyleyenlerdendir. Yüce Allah’ın gerçek anlamda konuşmasını da inkar edenlerdendir.
Aynı zamanda yüce Allah’ın Hz. İbrahim’i kendisine halil edindiğini de inkâr edenlerdendir.
Yine kendisi yüce Allah’ın sıfatlarını ilk inkâr edenlerdendir. Bu konuda ilk kez söz ve görüş ortaya atanlardandır.
Hocası Vehb b. Münebbih, yüce Allah’ın sıfatlarına ilişkin fazlaca soru sorması üzerine, onun sapıklığa adım attığını dikkâte alarak, kendisine şöyle seslenmiştir:
“Yazıklar olsun sana ey Ca’d! Bu hususta soru sormakta aşırı gitme. Öyle sanıyorum ki sen helak olacak olanlardansın. Şayet yüce Allah bize, kitabında, kendisinin eli olduğuna, gözü olduğuna ilişkin haber vermemiş olsaydı, biz böyle bir şey de konuşmazdık..Böylece ilim, kelam ve diğer sıfatları zikrederek nasihat etmiştir.”

İbnu Teymiyye de şunları anlatıyor:
“islâm’da ilk Kez bu konuda görüş ileri sûren yani yüce Allah arş’ın üstünde değildir Doğrusu “istiva” burada “İstevla” anlamındadır, bu vb. gibi Cehm bin Safvan almıştır. Dolayısıyla Cehmiyecilik kendisine nisbet edilir olmuştur.

İmam Süyûtî de “el-Evâil” adını verdiği kitabında şu ifadelere yer veriyor:
“İtikad konusunda ilk kez ağzına iğrenç ifadeyi alan yani islâm inancı hakkında ilk kez ağıza alınmaması gereken bir görüşü ortaya atan Ca’d b. Dirhem’dir. Kendisi Ümeyye krallarından sonuncusu olan Mervan el-Himar’ın (Eşek Mervan’ın) müeddibidir. Bu adam: “Allah konuşmaz” fikrini ortaya atmıştır.

CEBRİCİYELİK BİDATI
3- Cehm bin Safvan’ın Bid’atleri:
Cehm, Ca’d b. Dirhem’in görüşlerini oturtmaya çalıştı. Bu görüşlerse şunlardan oluşmaktaydı:
Allah’ın sıfatlarını inkâr, Kur’ân’ın mahluk olması (yaratılmış olması). Daha sonra buna başkaca bid’atler de ilave etti:
Birincisi: Cebriyecilik görüşünü savunması:
Buna göre insan, hiçbir şey yapmaya kadir değildir, insan iktidar sahibidir diye bir vasıfla nitelenemez. İnsan yapacağı işlere mecbur bırakılmıştır.

İkincisi: İman sadece bilmekten ibarettir, görüşünü savunması.
Buna göre iman, kişinin sadece Allah’ı tanıması ve bilmesidir. Küfür de onu sadece bilmemek ve tanımamaktır.

Üçüncüsü: Cennet ve cehennem fanidirler.
Buna lâyık kişiler cennet ve cehenneme girdikten sonra her ikisi de yokolacaklardır. Bu adamın bu savunmasına ve iddiasına göre, sonsuza kadar sürecek olan hiçbir hareket düşünülemez.

Dördüncüsü: Yine bunun görüşüne göre yüce Allah’ın ilmi hadistir,
iddiasına göre yüceAllah, bir şeyi yaratmazdan önce ona ait malûmatı bilemez.[10]

4- Mukatil b. Süleyman’ın bid’atleri: (MÜŞEBBİHECİLİK BİDATI)

Mukatil de, yüce Allah’ın sıfatlarını isbat konusunda oldukça ileri giderek. Bunları cisimlerdirmiştir.
Belki de kendisini böyle bir görüşü savunmaya götüren taraf. Cehm b. Safvan’ın tümüyle Allah’ın sıfatlarını inkâr etmesi meselesi olmuştur.

Zehebî bu hususta şöyle diyor:
“Horasan’da Cehm b. Safvan diye biri ortaya çıktı, yüce Allah’ın sıfatlarını inkâra kalkıştı ve Kur’an’ın mahluk olduğunu savundu. Bu sırada yine Horasan’da aynı zamanda bir tefsir bilgini olan Mukatil b, Süleyman bunun, karşısına dikildi. Fakat oda yüce Allah’ın sıfatlarını isbat noktasında oldukça aşırı giderek. O’nu cisimlendirdi.”

İmam Ebu Hanıfe (r.a.)’den gelen rivayete göre demiştirki;
“Bize doğudan iki görüş (rey) geldi, her ikisi de iğrenç. Birisi inkarcı Cehm’i görüşü, sıfatları inkâr. Diğeri de müşebbiheci olan Mukatil’in görüşleri.”

Zehebî, İbn Hibban’dan naklederek şöyle diyor:
“Mukatil, Kur’an ilmine dair bilgiyi Yahudi ve Hıristiyanlardan alırdı. Haliyle bu da bu kesimin kitaplarına uygun görüşler olmaktaydı. Yüce Allah’ı yaratılanlara benzetiyor ve hadisi yalanlıyordu.”

(Visited 276 times, 1 visits today)
DIKKAT: Sitemize ya da yazarlarımıza hakaret veya küfür eden ve yazarlarımızı tehdit eden şahısların IP adresleri ve giriş saatleri sistemimiz tarafından kaydedilmektedir. Avukatımız aracılığıyla bu kişiler hakkında gerekli yasal işlemler başlatılacaktır. Yorum göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Dikkat! Yorum yazmadan önce aşağıdaki uyarıyı okuyunuz:
5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 125 Hakaret (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

Türk Ceza Kanununun yukarıda belirtilen maddelerine göre, sitemiz veya yazarlarımızın onur, şeref ve saygınlığını zedelemeye yönelik mesajlar gönderenler hakkında  gerekli yasal haklarımızı kullanacağımızı önceden bildiririz. Yorum yazarken nezaket kurallarına dikkat ediniz.

“Bid’atler Ve Din Kardeşiği” üzerine 7 yorum.

  1. ESSELAMUALEYKUM Hocam, anne baba ben Sunniylm dese fakat bu zamanda Misvak mı olur Cubbe mi olur dese evlat boyle anne babaya sair bidat ehline davrandıgı gıbı sert mı davranmalıdır ?Hızmetını gormemelğ midir

    1. Aleykümselam hayırlı ramazanlar.
      Anne baba kafir de olsa ehli bidat de olsa sert davranmamak lazım. Günah olan emirlerini kibarca reddetmek lazım gelir. Günah olmayan emirlerini ve hizmetlerini yapmak elzemdir.

  2. selamun aleykum hocam bi sorum olucakti.Aileden bir kisi surekli giybet ediyor,yalan soluyor ve insanlar hqkkinda hep kotu konusuyor bu insana anlatilmasina ragmen hala devam ediyorsa bu insan ile konusmamak dogru olurmu ?

    1. Aleykümselam Serkan Bey. Aileden bir kişi anne veya baba değilse, onlarla zaruret olduğunda görüşürsünüz. Şayet bu gıybet yapan kimse anne veya baba ise, onların ihtiyaçlarını karşılayıp gönüllerini alacak kadar görüşürsünüz.

  3. 9- Hutbe okunurken salatü selam getirmek, imamın duasına amin demek.

    10- Namazdan sonra ki tesbihatlarda ayetel kürsi yerine salaten tüncina okumak
    hocam bu ameller bidat mi ? yapılsa sıkıntı varmı

  4. hocam bid at ehlini nasıl anlıycaz,nasıl ayrımını yapacaz…çok kesin katı emirler hadisler varda.

  5. Sayın hocam
    Allahu Teala ilminize ilim katsın bizleri ehli sünnet vel cemeat yolunda sabit kılsın. Emeginize saglık

    Vesselam

Bir cevap yazın