İslamiyet Nedir

Sultan Ahmet Camii, İstanbul

İslamiyet Nedir ve Ehl-i Sünnet İnancı:

Gökleri ve yerleri içindekilerle birlikte tüm oluşumları yaratıp, onları her an kudreti ile varlıkta durduran Allah, elbette ki bütün kemâl (olgun, eksiksiz) sıfatların sahibidir. Mahlukatın  tümü O’nu her an övüp, kutsasalar yine de O’nu kemali ile övmekten ve tesbihten (kutsamak) yana  eksik ve aciz kalırlar. O’nu kemali ile övmek ve tesbih etmek  ancak  O’na mahsustur.

İslam, Allahu Tealanın en son peygamberi ve rasulü  olan, Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) efendimize gönderdiği,  Allah’ın kitabı Kur’an-ı Kerim’de:  (mealen) “Allah katında din ancak İslamdır” diye beyan ettiği en son semavi dindir.

Bu gün “Lâ ilâhe illallâh diyen cennete girer” deyip, “Muhammedun rasulullah demek işin teferruatıdır” diyenler,  büyük bir yanılgı içindirler.  Bunlar Kur’an-ı Kerimi okuyupta,  Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) efendimizi kabul etmemenin,  O’na indirilen Kur’an-ı Kerim’i de kabul etmemek olduğunu bimezler mi? Haşa,  Kur’an’ı kabul etmemek işin teferruatı mı sayılıyor?  Şimdi; “Muhammed Allah’ın rasuludür” demiyen, “Kur’an-ı Kerim  Allah’ın kitabıdır”  diyebilir mi?   Kurân’a; “Muhammed aleyhisselam efendimize Allahu Tealanın en son indirdiği İlahi kitaptır.” diye inanmayan nasıl cennete girebilirmiş? Böyle inanmak Kur’an-ı Kerimi inkardır. 

      Şimdi bu itikata sahib olan kimseler; kendileri cennete girmeyi garantiledi de,  Peygamber efendimize ve O’na indirilen Kur’an-ı kabul etmeyen kimselerimi cennete gönderme çabasına girmekteler? Hem o cennete gideceğini umdukları kimseler; “La ilahe illallah” da demiyorlar. Onlar haşa;” İsa(a.s.) Allah’ın oğlu diyorlar. ”  Bu inançta olan kimseler henüz ahirete göçmeden,  tövbe kapısıda açıkken,  akıllarını başlarına alıp bu yanlış inançlarından tövbe etmeliler. Bu inançta olanlar bu inançla ahirete göçerlerse,  Allah’ın yüce kitabı Kur’an-ı Kerime göre oradaki yerleri ancak bir ateş çukuru olacaktır.   Böyle yanlış itikad edenlere  Allahu Teala’dan hidayet diliyoruz.

       İslam: İslam Dergisi sitemizde, İtikat (nasıl inanılır), amel (fiili ibadetler, emirler ve yasaklar), Ahlak (kötü davranışları terk ve Rasulullah’ın (s.a.v.) davrandığı gibi davranmak) olmak üzere üç kategoride açıklanacaktır. Bu üç kategoriyi kapsayan dini anlayışı  ruhen  ve bedenen ve ahlaken uygulamaya da Tasavvuf denilir ki bugün, böyle bir tasavvufi yaşayış ne kadar bilinmektedir ve hayata tatbik edilmektedir.  Biz Allah’ın yardım ve inayeti ile en doğru İslami anlayış ve yaşayış biçimi olan büyük islam alim ve velilerinin de tavizsiz olarak inanıp yaşamaya çalıştığı Ehli Sünnet Velcemaat inancını ve yaşayışını, İnşaallahu Teala bu sitede yazmaya devam edeceğiz.

       Ehl-i Sünnet İnancı: Rasulullah’ın (S.A.V.) ve eshabının temiz inançlarının bize ulaşmasına sebeb olan büyük islam alimleri; İmam-ı azam, İmam-ı şafii, İmamı Hanbel, imamı Malik, İmamı Buhari, İmamı Maturidi, İmamı Eşari,İmamı Gazali, İmamı Rabbani(k.s.) gibi daha burada isimlerini sayamadığımız nice büyük veli alimlerin en titiz çalımaları neticesinde, kaynağını Kur’an, hadis-i şerifler ve eshab-ı Kiramdan(Allah Onlardan razı olsun) alarak, günümüze kadar değiştirilmeden yine ehl-i sünnet alimlerinin vasıtası ile bozulmadan bize ulaştırılan en doğru inançtır.

 

İtikatta İmamımız İmam-ı Maturidi Hazretlerinin Kur’an ve Sahih Hadis-i Şeriflere dayalı

EHL-İ SÜNNET İTİKADI:

1- ALEMİN YARATILIŞI VE ALLAH’IN VARLIĞI:

2-Allah’ın Varlığı ve Birliği:

3- ALLAH’ın YARATIKLARA BENZEMEMESİ:

4-  ALLAH’ın SIFATLARI

Allahu Teala’nın Zatının Sıfatları:

1Vücud: Allah vardır, varlığı kendisindendir. Madde ve cisim değil, nasıldır diye düşünmek haramdır. Çünkü hayal edilen her şekil, akla gelen her görüntü  mahluktur.

2-Kıdem: Varlığının öncesi yoktur, yani ezelidir. Varlığının başlangıcı olan tüm mahlukata, varlığının bir başlangıcı olmayan,  ezelî bir varlığın olması gereklidir..

3-Bekâ: Allah’ın varlığının sonu yoktur.

4-Kıyambinefsihi: Hiçbir kimseye muhtaç değildir. Yemeğe, içmeğe, uykuya ihtiyacı yoktur. O’nu bir an ne uyku,  ne de dalgınlık tutamaz.

5-Vahdaniyet: Birdir, eş ve oğul edinmekten münezzehtir(Temizdir, yücedir.)  Ortağı ve benzeri yoktur. O doğurmamıştır, doğurulmamıştır. Hiç bir kimse O’na denk olamaz.

6- Muhaleftün li’lhavadis: Mahlukarından(yaratıklarından) hiçbirine benzemez.

ALLAHU TEALANIN SUBUTİ(manevi) SIFATLARI

1- Hayat: Allahu Teala diridir.                  5- Kudret: Allah’ın kudreti sonsuzdur.

2- İlim: O Allah(c.c.) ilim sahibidir.       6- İrade: Evrende herşey O’nun iradesi ile olur.

3- İşitme: O Allah(c.c.) işitendir.            7- Kelam: Allah’ın kelam sıfatı vardır.

4- Görme: O Allah(c.c.) görendir.           8- Tekvîn: Allah’ın fiili sıfatıdır. Var eder veya yokeder.

Allahu Teala’nın sıfatları ezeli ve ebedi olup, bütün kemal sıfatlar O’nundur ve eksik sıfatlardan münezzehtir.(temiz ve yücedir) . O’nun sıfatları ne zatının aynı, ne gayrısıdır. Kemal sıfatları ile ezelde vasıflanmıştır. Mahlukata güç veren , hayat verip yaşatan onları her an varlıkta durduran O’dur. Bilmek için beyine, görmek için göze, işitmek için kulağa, söylemek için dile,  sese ve harflere ihtiyacı yoktur. O ezelden ebede bir tek kelam konuşucudur. O’nun yüce Zatının ve sıfatlarının hakikatını düşünmek haramdır. Akıllar buna asla güç getiremez.h O’nu kalbde nasılsız ve niçinsiz, hiç bir şeye benzetmeden sevgi, saygı ve edeble ile hatırlamak  Allah’ı zikirdir.

5- İSİM VE MÜSEMMA (İsmi anılan )

Ehl-i Sünnete göre isim ve müsemma aynı şeydir. Allah’ın adını anan O’nu anmıştır.

6-  ALLAH’IN DENGİ VE BENZERİ OLMADIĞI

Hiç bir şey O’na denk olamaz. O’na her an muhataç olan, O’na asla denk olamaz. O benzersizdir.

7-  KELAM SIFATININ EZELİ OLUŞU

8-  TEKVÎN VE MÜKEVVEN:

9-  ALLAHU TEALA’nın GÖRÜLEBİLMESİ:

Ehl-i Sünnet , ahirette mü’minlerin Allahu Teala’yı görmelerinin aklen ve naklen vacib olacağını kabul etmiştir.

10- İRADE BAHSİ:

Ehl-i Sünnet Ulemaları Allahu Teala’nın Zatı ile kaim, kadim bir irade sıfatının varlığına iman etmiştir.

11- PEYGAMBERLİĞİN VARLIĞINI İSBAT:

Peygamber, aklın bilmekten aciz kaldığı şeyleri getirebilir. Akılların vereceği hükümleri üç kısma ayırmışlardır.

Vacib olan, mümteni(imkansız şey), caiz. Akıl vacib ile mümteni konusunda kolaylıkla hüküm verebilsede caiz hakkında duraklar. Olumlu veya olumsuz bir hüküm veremez.

12-Muhammed (s.a.v.)’in Peygamberliğinin İsbatı

Şimdi şu hakikat biline ki: bir peygamberin peygamberliğini isbat etmesi, yani kanıtlaması için bir mucize göstermesi ve bu mucizeyi görenlerin yalan söylemekten arınmış bir toluluğun sonrakilere nakletmesi ile ancak, o peygamberin peygamberliği kanıtlanması  mümkün olabilir. Muhammed alehisselamdan önceki peygamberlerin, peygamberliğinin isbatı Kur’an-ı Kerim’de adlarının peygamber olarak geçmeleri ile kanıtlanmıştır.

Peygamberlerin kesin sayısını ancak Allahu Teala bilir deriz.

Peygamber (s.a.v.) efendimizin nübüvvetini (peygamberliğini ) kanıtlayan islam alimleri, bu hususu üç bölümde incelemiş  bulunmaktalar.

1-Akli Mucize: Bu Kur’an-ı Kerimdir ki O’nun gibi bir kitabı hiç bir insan ve cinnin ve hatta bunların tamamının anlaşarak böyle bir kitabın bir benzerini oluşturmaları asla mümkün olamayacağını Allahu Teala Kur’an’da bildirmiştir. Bak:İsra Suresi Ayet: 88

Ayrıca şunuda burada belirtelim ki; Teknoloik bilgiler geliştikçe Kuar’an’da haberi verilen gökler, yerler, denizler ve sair şeylerle ilgili haberleri veren ayetlerin mucizevi bilgileri açığa çıkmaktadır.   İlerde bu gibi konulara da inşâllah girilecek.

2-Hissi Mucizeler: Bunlar Allah’ın Rasulünün mubarek şahısları ile ilgili olanlardır ki; gölgesinin yere düşmemesi ve kendisinin dışında olan mucizeler ki,  ayın ikiye bölünmesi ve sairleri gibi.

3-Mu’cizat-ı Haberiyye: Çok eski devirlerden vermiş olduğu haberlerin doğruluğunun kanıtlanmış olması ve Kıyamete kadar olacak zamanların içinde gelişecek  olayların kendisince haber verilmesi ki, Fıratın suyunun kesileceğini haber vermesi bunlardan biridir. Oraya baraj yapıldığında Fıratın suyunun ilk kez belli bir süreye kadar kesilmiş olmasıdır.

13- Peygamberliğin Özellikleri

a-   Sıdk: Bütün Peygamberler doğrulukları ile bilinmektedir. Hiçbir peygamberin asla yalancılığı olmamıştır.

b-  Emanet: Her peygamber  emin yani güvenilir insandır. Onlarda asla bir ihanet olmamıştır.

c-  Akıl: Peygamberlerin kendilerine mahsus bazı sıfatları bulunmaktadır: Bu akıldır ki peygamberler; peygamber olmayan diğer insanlardan daha akıllıdır.

d-   İsmet: günahsız olmalarıdır. Hayatlarının  hiçbir devresinde günah olan bir fiili işlememiş olmalarıdır.

e-   Tebliğ: Kendilerine Allah’tan vahyin gelmesidir.

14- Velilerin Kerametleri

Velilerin kerameti Ehli Sünnete göre caizdir. Hazreti Ömer’ın (radıyallahu anh) “Ya Sariyel Cebel” diyerek islam ordusunu 3 aylık mesafeden yönlendirmesi,  Kura’an’da Süleyman (a.s.) kıssasında geçen, Saba melikesinin tahtını Süleyman peygamberin huzuruna bir anda getirmesi olayı vs. gibi kerametlerin görülmesi, velilerin keramet göstermesini caiz kılar. Şu husus unutulmamalı; her velinin gösterdiği keramet,  tabi olduğu peygamberin vesilesi ile Allah (c.c.) tarafından yaratılmıştır. Hak yoldan sapan Mutezile Mezhebine göre keramet, nazar ve sihir mümkün görülmez. Ehli Sünnet Yoluna göre bunlar olağandır. Nazar; Kötü kalpli bir insanın kalbindeki kötülüklerin dışa radyasyon ışınları gibi bir ışın yayarak, üzerinde odaklanan kişiyi hasta yapmaya sebep olur. Bu husus, Rasulullah’ın (s.a.v.)hadisi şerifinde  mealen şöyledir: Şüphesiz Nazar haktır. Nazar deveyi kazana, ademi mezara sokar.

Günümüzde kerametleri inkar edenler, sapık Mutezile Mezhebi’nin mensuplarıdır.

15- Dört Halife ve Hz. Ali ve Hz. Muaviye Konusu

Ehli Sünnet Yoluna göre dört halifenin faziletleri,  halifelik sırasına göredir.

Hazreti Ali(r.a.) ve Hz. Muaviye(r.a.) arasında ki mesele içtihat meselesidir. Cahiller bunu kendi mesleleri gibi, nefsani olarak addederler.  Amma ki  Hz.Ali içtihadında isabetli görülmüş olup, Hz.Muaviye ise içtihadında yanıldığı belirtilmiştir. Müctehitlere ictihadında isabet ettiğinde on misli, yanıldığında ise, bir misli sevap olduğu bildirilmiştir. Bundan fazla bu konularda söz etmek bizim haddimize değildir.

16- İstitâat(kuvvet, kudret)

Ehli Sünnete göre ihtiyari (istekli)fiillerin işlenmesi için gerekli olan kuvvet kulda vardır.  Bu kudret fiil ile birlikte yaratılır. Kul bir işi yapmayı irade edince,  Allah’ta o işin kudretini ve o işi yaratır.  Kulun o yapılan işe iradesi sebep olmasından dolayı, kul o işten sorumludur.

Bu hususta kul; işinin yaratıcısıdır diyenler, yanılgıdadır. Kul yaptığı işte hiçbir  girişimi(yani; iradesi) yoktur diyenlerde yanılgı içindedirler. İşin yapılmasına kulun iradesi sebep oldu diye iman eden doğru yoldadır.

17- Güç Yetiremiyeceğimiz Şeyleri Yapmakla Sorumlumuyuz?

Ehli Sünnet alimlerinin açıklamalarına göre,  Allah (c.c.) kullarını güç yetiremeyeceği işleri yapmakla sorumlu tutmayacağını bildirmişlerdir. ( Kaynak Maturidiyye Akaidi)

Allah(c.c.) dinde kolaylık göstermiştir. Bunu yanlış yorumlayanlara mahal vermemek için burada şöyle açıklayabiliriz: Ayakları olmayanı , Allah(c.c.) Ayakta namaz kılmaya zorunlu kılmaz. Yıkanacak su bulamayana teyemmüm abdesti kolaylığını göterdiği gibi. Bu konular Ehli Sünnet Yolunun İlmihallerinde açık ve net olarak belirtilmiştir.

18- Kabir Hayatı  Vardır                                                                                                   

      Mü’min Suresi 45 . ayette ” Fevekâhullâhu seyyiâti mâ mekerû ve hâka biâli firavne sûül azâbi ”   Mealen “ Nihayet Allah O’nu onların tuzaklarının kötülüklerinden korudu ve Firavun’un kavmini de, o kötü azab kuşatıverdi.”  Aynı surenin 46. ayetinde :   ” Ennâru yu’raDûne  aleyhâ ğuduvven ve aşiyyê”  mealen:   “Onlara ateş,(kabirde) sabah ve akşam arz olunur.”  ” Ve yevme tekûmussâah. EdHılû âle Firavne eşeddel azâb”  ” Kıyamet koptuğu gün ise,  Firavun ve O’na tabi olanları azabın en şiddetlisine sokunuz.” diye,  Rabbul alemîn buyurur.

Ayeti Kerimede görüldüğü üzere,” ateşin Firavun ve tabilerine sabah ve akşam sunulacağı”  ifadesi ile bu azabın,  kıyametten önce olacağı anlaşılmaktadır. Zaten ayetin devamında: ” kıyamet koptuğu gün ise onları azabın en şiddetlisine sokunuz.”  ifadesi ile kabir azabının dünya hayatı ile, kıyametin kopması  arasında olduğu apaçık belirtilmiş oluyor.

Şimdi Kabir azabı gerek  Kur’an-ı Kerim’de ve gerekse sahih hadisi şeriflerde bu kadar açık bir ifade ile belirtimiş olmasına rağmen, Hâlen kabir azabını inkar eden kimseler,  cahilmi,  yoksa bilen kafirmi ?

          Ehli Sünnet Yolunun alimleri kabir hayatının var olduğunu, kabirde bulunan bazı ruhlara,  kabir azabının yapıldığını ve bazı ruhlarında cennet hayatına benzer bir yaşayışla ödüllendirilmekte olduğunu,  ayet ve hadis-i şeriflerle açıklamışlardır. Sanırım iman etmek isteyenlere sözün bu kadarı yeterli olur inşêallâhu rahmân.

19- İlahi İradenin Her Şeye Şamil(kapsaması) Olması

Allah’ın dilediği olur, dilemediği hiç bir şey de olmaz. Meydana gelen her şey Allahu Teala’nın iradesi, kaza ve kaderi ile olur. Hayır veya şer olsun fark etmez. Kullarının iradesinin sebep olduğu hayrı ve şerri Allah(c.c.) yaratır. Hayır işlerden razıdır, şer işlerden razı değildir. Madem ki yaptığımız işlerin yaratılmasına irademiz sebep olmakta,  o halde biz yaptıklarımızdan sorumluyuz.  “Dileyen inansın, dileyen inkar etsin. (Kehf Suresi Ayet: 29)

Alimlerimiz” Allahu Teala’nın iradesi ilmi ile beraber yürür.” demişlerdir. Yani; irade fiil ile beraber yürür. Allahu Teala’nın yarattığı her şey O’nun eseri olup, bu eserler O’nun muradıdır.

20- Kul İçin En Uygun Olanı Yaratmak Allah’a Vacib Değildir

Kullar için en uygun olanı yerine getirmek Allahu Teala’ya vacib olmadığı gibi, onlar için kötü olmayan şeyi seçerek yaratmakta üzerine bir borç değildir. Çünki biz imtihanda olduğumuzu bilelim.

21- Rızıklar

Ehli Sünnet Uleması bu konuda : “İnsanın yediği içtiği gerek helal, gerekse haram olsun, o kimsenin rızkıdır.”  Kul ise rızkını helal sebeplerden araması kendisine Allah(c.c.)’ün emridir.

22- Eceller

Öldürülen bir kimse eceli geldiği için ölmüştür. Öldüren ise Allah katında sorumludur.

23- Kaza ve Kader

Hak ehli Ulema şöyle dediler: “Yaratıkların her türlü işleri, durumları ve sözlerinin hepsi Allahu Teala’nın kaza ve kaderi ile vücud bulmaktadır.  Kaza: yapmak, takdir etmek demektir. Kader: Her bir yaratığı ona ait sıfatları ile belirleyip, tesbit etmektir.

24- Hidayete erdirmek ve Saptırmak

Ehli Sünnet alimleri şöyle belirtti” Allahu Teala’nın bir kulunu hidayete(doğruya) erdirmesi, o kulun nefsinde hidayetlenmeyi yaratması demektir. Saptırmak hususunda ise,  o kimsenin nefsinde sapmayı yaratması demektir.

25- Büyük Günah İşleyenlerin Durumu

İnkardan ve şirk koşmaktan başka büyük günah işleyen kimse, ne kafir ne de münafık olur. Günahkarlar gurubuna girerler.

26- İman ve İslam

Allahu Teala’ya iman etmenin farz olduğunu ehli kıble ittifakla kabul etmiştir. İhtilaf akıl ilemi iman etmenin , nakil ilemi iman edilmesinin gerekli olduğudur. Allahu Teala Kur’an-ı Kerim’de mealen” peygamber göndermediği bir kavime azab etmeyeceğini ” bildirmesiyle,  İmam-ı Rabbani (k.s.) hazretleri kendilerine peygamber gönderilmeyen bir toluluğun imandan sorumlu olmayacağına ictihat etmiş, Eşarilerde bu görüştedir. İmam Maturudi(k.s.) hazretlerinin ictihadına göre ise, akıl sahibi olan kimse imandan sorumlu tutulacağı yönündedir.

27-İMANIN MAHİYETİ

Hadis alimleri “iman kalb ile tasdik , dil ile ikrar, uzuvlarla amel etmektir.” dediler. Muhakkık alimlerimiz ise; “İman sadece kalb ile tasdiktir, dil ile ikrar dünyada islami ahkamın yürütülmesinde gereklidir. “ demişlerdir. Bu hükmü İmamı Azam Ebu Hanife eserinde zikretmiştir. Kur’an-ı Kerim’de geçen,” İman edip, salih amel işleyenler” ifadelerinden alimler, İman ve amelin birbirinden ayrı şeyler olduğunu anlamışlardır.

28- TAKLİT İMAN SAHİBİNİN DURUMU

İmamı Azam Ebu Hanife, ve Süfyan-ı Sevri gibi alimler; “mukallidin imanı sahihtir, fakat; istidlalı terk etmesi sebebiyle günahkardır.” demişlerdir. İstidlal demek;  bir şeyi kanıtlamak için, delil, yani kanıt bulmak demektir.

29- İMAN ARTMAZ ve EKSİLMEZ

İman tasdikten ibarettir. Bu imanda azalma veya çoğalma düşünülemez. İman edilecek şeyler artmaz ve eksilmez demektir, ancak imanın nuru artar ve eksilir.  Kendisine “sen müminmisin?” denilen kişi “ben inşeallah müminim ” demesi doğru değildir. “Ben elhamdulillah mü’minim “demesi ge

30- ÖLDÜKTEN SONRA TEKRAR DİRİLİŞ ve KIYAMET  HAKTIR

Öldükten sonra kabir hayatı, kıyametin kopması, Sur, Ruhların tekrar bedenlere dönüp yeniden diriliş, Mizan(Amellerin tartılması) , Sırat Köprüsü, İyilerin Cennete kötülerin cehenneme atılacağı haktır, doğrudur.  Allah’ı ve peygamberlerini, kitablarını ve onun içeriğini inkar edenler , meleklerini , yeniden dirilmeyi inkar edenler, Allah’a inandığı halde O’na ortak koşanlar, bütün bunlarla alay edenler hiç affedilmeyecek ve cehennemde sonsuz kalıcılardan olacaklar.

31- Melekler

Melekler erkek veya dişi değildirler. Nurdan yaratılmışlardır. Allahu Teala’nın emrinden asla çıkmazlar. Masum ve  günahsızlardır.

32- KIYAMET ALAMETLERİ

1- Küçük Alametler: Alimlerin azalması, Din ilminin azalması, Bilgisizliğin yayılması, Zina ve içkinin çoğalması, Erkeklerin azalması, Kadınların çoğalması, Mescitlerin çoğalıp cemaatın azalması, Binaların yükselmesi, Yolculuklar kısa olup,  uzaklığın aradan kalkması.

2- Büyük Alametler: Doğuda, Batıda ve Arap yarımadasında  olmak üzere üç yer batması, Dumanın yaygınlaşması, Hz. İsa’nın nüzulü, Yecüc ve Mecücün zuhuru, Dabbetül ardın çıkşı, Güneşin batıdan doğuşu, Kur’an’ın kalblerden ve mushaflardan silinmesi, Kabenin yıkılması.

33- BÜYÜK GÜNAHLAR

Büyük günahlar mümini imandan çıkarmaz. Kendisine fasık mümin denilebilir. Kendisine günah olan bir şeye, “bu günah değildir” demedikçe kafir denilmez.

34- KÜFÜR SÖZLER   (   Kişyi imandan çıkaran sözler)

Bir müslüman şu hallerden birine düşerse imandan çıkmış olur:  İnanılması farz olanlara ve haram olduğu kesin olanlara inanmayan, veya şüphe eden, veya alay eden kimse imandan çıkmış olur.
NOT: Bu küfür sözler konusunda daha geniş bilgi için “El-faz-ı Küfür bölümüne bakılabilir.”

 Kaynak : Sünni müslümanların İtikatta Mezhep İmamı,  İmam-ı Maturidi Hazretleri(k.s)

DIKKAT: Sitemize ya da yazarlarımıza hakaret veya küfür eden ve yazarlarımızı tehdit eden şahısların IP adresleri ve giriş saatleri sistemimiz tarafından kaydedilmektedir. Avukatımız aracılığıyla bu kişiler hakkında gerekli yasal işlemler başlatılacaktır. Yorum göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Dikkat! Yorum yazmadan önce aşağıdaki uyarıyı okuyunuz:
5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 125 Hakaret (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

Türk Ceza Kanununun yukarıda belirtilen maddelerine göre, sitemiz veya yazarlarımızın onur, şeref ve saygınlığını zedelemeye yönelik mesajlar gönderenler hakkında  gerekli yasal haklarımızı kullanacağımızı önceden bildiririz. Yorum yazarken nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın