ALIŞVERİŞTE VADE FARKINI EKLEMEK CAİZDİR

08050509898797ALIŞVERİŞTE VADE FARKINI EKLEMEK CAİZDİR

İslam dini, peşin veya va’deli olsun alışverişi mübah kılmıştır. Allahu Teala Sure-i Bakara’da buyuruyor ki, mealen:
-“Allah alışverişi mübah kılmış, faizi ise yasaklamıştır.”
Alışveriş peşin olursa normal olarak kâr etmek tabii olduğu gibi, va’deli olursa da insaf dairesinde karşı tarafı yıkmadan belirtilen zamanı ölçerek kâr etmek de tabi’dir. Her tarihte bu tip alışveriş olmuştur.

Alışverişte va’de farkını eklemek alimlerin cumhuruna göre caizdir (Neylü’l-Evtar). Bu hususta ulema arasında ihtilaf olmamıştır. Ancak; bazı anlayışı eksik olan kimseler, Peygamber (s.a.v.) Efendimizin:
-“Bir ateş için de iki satış yapmaktan men etmiştir” (Tirmizi) mealindeki hadisine dayanarak ; “Alışverişte va’de farkını eklemek caiz değildir.” diyorlar. Halbuki bu hadisi şerifte, va’de farkından hiç söz edilmez, fakihlerden hiç kimse de o hadise böyle bir mana getirmemiştir. Hadis ya akit içinde bir şartı koşmanın caiz olmadığını, mesela: Zeyd’in Halid’e; “evini bana yüzbin liraya satarsan ben de şu tarlamı yüz elli bine sana satarım.” demesi gibi. Veya semen (bedel) belli olmadığından mesela: “şunu peşin olarak bine, va’deli olarak iki bine sana sattım” şeklinde yapılan akdin muteber olmadığını ifade ediyor. Şayet semen belli olur, kesin bir fiyat üzerinde anlaşılır, mesela: Peşin olarak fiyatı bin lira olan bir meta’ için, veresiye iki bine sattım denilirse va’de farkı eklendiği halde, kesin olarak bu alış-veriş caizdir (al-ahvazı,Şarh al-Tirmizi, al_mühazzab, Muğni’l-Muhtaç, İbni Abidin). Hatta bir kimse satılık meta’ için peşin fiyatı şu kadardır, veresiye fiyatı da bu kadardır dese, yani hem peşin hem va’deli fiyattan söz edip, bilahare bir fiyat üzerine akit yapılsa yine caizdir (al-ahvazı..)

Muhammed al-Hamid, alışverişte vade farkını eklemek hususunda şöyle diyor: “Vade farkını eklemek haram değildir, faizle münasebeti yoktur” (Rüdudün ‚ala Ebatıl).

Ancak alışveriş ister peşin ister vadeli olsun insafa göre ceryan etmezse haram ve bereketsiz olur. Bunun için satıcı, kendi durumunu nazar-ı itibare alması gerektiği gibi alıcının durumunu da nazar-ı itibare alması gerekir.

EK BİLGİ:
SORU:
Alış verişte vade farkı istemek caiz mi?
CEVAP: Bir malı peşin ucuz, veresiye veya taksitle pahalı satmak caizdir. Vade farkı istemek ise caiz değildir. Vadeli satışla, vade farkı ayrı şeylerdir. Mesela 10 milyon liralık malı, ihsan ederek, 5 milyon liraya satmak caiz olduğu gibi, vadeli veya vadesiz olarak 15 milyon liraya satmak da caizdir. Fakat vadesi dolduktan sonra, ödenemeyen aylar için vade farkı almak caiz olmaz. Ancak müşteri borcunu verinceye kadar, paranın değeri düşse, malın satıcı tarafından satıldığı gündeki değeri istenebilir. Diyelim ki, satılan mal karşılığı olan 40 milyon lira ile o zaman bir altın lira alınabildiği halde, şimdi paranın değeri düştüğü için aynı kıymette altın alınamıyorsa, mesela bir altın 80 milyon lira olmuşsa, müşteriden bir altın veya o değerde para istemek caiz olur. Böyle yapmakla vade farkı alınmamış, satılan malın değeri istenmiş olur. Satıcı zarara uğramadığı gibi, müşteri de fazla para ödememiş olur. Bu, imam-ı Ebu Yusuf’un kavlidir. (Redd-ül Muhtar)
SORU: Ben her zaman 800 milyona peşin satılan bir malı veresiye 1 milyara alıyorum. Bir arkadaş, sana 800 milyon vereyim git peşin al, oraya vereceğin 1 milyar liralık çeki, bana ver dedi. Bu caiz olur mu?
CEVAP: Kitaplarda diyor ki:
Zengin on bin lira değerindeki malı fakire mesela 12 bin liraya veresiye satar. Fakir, malı alıp, başkasına, peşin on bin liraya satarak, on bin lira almış olur. Zengine 12 bin lira borçlu olur. Bu şekildeki satış caizdir.

Yine kitaplarda diyor ki:
Zengin, bin lira ödünç isteyen fakire, bir malı 2 bin liraya veresiye satar. Sonra arkadaşı Ali’yi gönderir, Ali de kendi için o malı fakirden bin liraya peşin alır, ama parasını henüz vermeden, o malı, zengine bin liraya satar, parasını fakire vermesini söyler. Zengin de, bin lirayı fakire öder. Günü gelince fakirden iki bin lirasını ister. Böyle satışa, Resulullah efendimiz izin vermiştir. (Kadihan)

Bu ifadelere göre, o arkadaştan 800 milyonu almak için, bir tükenmez kalemi veya başka bir malı ona 800 milyona peşin satarsınız. 800 milyonu fabrikaya götürüp malınızı alırsınız. O arkadaş da, bir tükenmez kalemi veya başka bir malı size bir milyara veresiye satar. Fabrikaya vereceğiniz bir milyarlık çeki o arkadaşa verirsiniz. Günü gelince arkadaşa bir milyar ödersiniz. Böylece faizden kurtulmuş olursunuz.

SORU: Bir malın peşin fiyatı 7 milyar, on ay taksitle alırsak 10 milyardır. Bir tüccar diyor ki, ben sana 7 milyar vereyim git malı al. 12 ay taksitle bana 10 milyar ödersin diyor. Bu uygun mu? Uygun değilse nasıl yapmalı?
CEVAP :
Bu faiz olur. 7 milyarlık malı peşin 10 veya 12 milyara alsan caiz olur. Zaruretsiz faize bulaşmamalı. Şöyle olursa faize bulaşmaz. Tüccar gidip o malı peşin alır. Veresiye size 10 milyara veya daha fazlasına satabilir. Bunun hiç mahzuru olmaz. Ayını uzatabilir, kısaltabilir. İstediği şekilde yapabilir. Parayı faizle veremez. Her işimizi dine uydurmalıyız. Dini kendimize uydurmamalıyız.

Belirsiz taksitle satış
SORU:
Taksitleri belirlemeden, bir yılda ara sıra ödemek şartıyla mal satmak caiz midir?
CEVAP
Caizdir, çünkü zaman bellidir. Bir yıl sonra ödenmesi gerekiyor.

SORU: Bir malı vadeli satarken, gecikme cezası da koymak caiz olur mu?
CEVAP:
Caiz olmaz, faiz olur. Fakat, borcun satış zamanındaki altın üzerinden değeri belirlenip de, (Vadesinde ödenmezse, alacağımızı altın üzerinden isteriz) denirse, o miktarı istemek caiz olur.

SORU: Birinin çok acil paraya ihtiyacı var, etrafındakilerden de borç para da bulamıyor. Bu kişi arabasını 10 milyara satarak aynı anda 12 milyara vade ile geri alıyor. Bu caiz midir? CEVAP Caiz değildir. Eğer arabayı peşin 10 milyara satar, birkaç gün sonra, 12 milyara taksitle geri alırsanız bu faiz olmaz. Ama anlaşmalı değil bu. Tam İlmihal’de şöyle bir bilgi var: Faiz günahından kurtulmak için (Iyne) yolu ile de ödünç vermek caiz olur. İbni Âbidin (Sarf) ve (Kefalet) sonunda buyuruyor ki: Iyne satışında zengin on lira değerindeki malı fakire mesela 12 liraya veresiye satar. Fakir, malı alıp, başkasına, peşin on liraya satarak, on lira almış olur. Zengine 12 lira borçlu olur. İmam-ı Ebu Yusuf’a göre caizdir.
Iyne, bir malı veresiye satıp, bunu aynı mecliste, bu müşteriden peşin ve ucuz satın almaktır. İkinci fiyat peşin olduğu için, böyle satışa, (Iyne satışı) denildi. İki fiyat, önceden kararlaştırılıp şart edilirse, sözbirliği ile haramdır. Önceden şart edilmezse, Şâfi’ide caiz olur. Müşteri, bu malı aynı mecliste, başkasına satarsa, caizdir. (Hadika, Berika)

 Vesselam

 

(Visited 521 times, 1 visits today)
DIKKAT: Sitemize ya da yazarlarımıza hakaret veya küfür eden ve yazarlarımızı tehdit eden şahısların IP adresleri ve giriş saatleri sistemimiz tarafından kaydedilmektedir. Avukatımız aracılığıyla bu kişiler hakkında gerekli yasal işlemler başlatılacaktır. Yorum göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Dikkat! Yorum yazmadan önce aşağıdaki uyarıyı okuyunuz:
5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 125 Hakaret (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

Türk Ceza Kanununun yukarıda belirtilen maddelerine göre, sitemiz veya yazarlarımızın onur, şeref ve saygınlığını zedelemeye yönelik mesajlar gönderenler hakkında  gerekli yasal haklarımızı kullanacağımızı önceden bildiririz. Yorum yazarken nezaket kurallarına dikkat ediniz.

“ALIŞVERİŞTE VADE FARKINI EKLEMEK CAİZDİR” üzerine 3 yorum.

  1. Sayın Hüseyin Bedel Bey . Biz burada bulunan hükümleri kendi kafamızdan uydurmuyoruz. Kur’an’a kendi anlayışımıza göre de hüküm çıkarmıyoruz. Reddül Muhtar’dan alıntı yaparak o vade farkı ile ilgili hükmü oraya koyduk.
    Reddül Muhtar’ın yazarı İbn-i Abidin hazretleri, Osmanlı döneminin en meşhur büyük fıkıh alimlerindendir. Zamanımızın sözde alimleri o büyük şahsiyetin eline hem ilim cihetinden, hem takva cihetinden, tabiri caizse abdest suyu dahi dökemezler.
    Onun için derim ki size; Kur’an’a kendi akıl ve anlayışınıza göre hüküm vermeye kalkmayınız zira, altından kalkamazsınız.. O büyük şahsiyetler Kur’an ve hadisi şerifleri sizlerden ve bizlerden çok daha iyi bilmekteydi. Onlar faizin kokusunu dahi almamış kimselerdir.
    Bizi tanımak istiyorsanız eğer, biz elhamdülillah Kur’an’ı sizden daha az bilmiyoruz. Buna rağmen haddimizi aşma cüretini göstermiyoruz…

  2. BİSMİLLAH
    SELAMUNALEYKUM
    BİR MALI TAKSİTLE ALIP, PEŞİN OLARAK BAŞKASINA SATILABİLİR Mİ?

    1. Sayın İ.AK. aleykümselam. Taksitle alınan bir malı, peşin satmakta bir mahzur yoktur.

Bir cevap yazın