Müctehid Alim Nasıl Olur?

Heratmosq1Kur’an-ı kerim ve hadis-i şeriflerde açıkça bildirilmeyen hususları, açıkça bildirilenlere benzeterek, hüküm çıkaran derin âlimlere (Müctehid) denir. Eshab-ı kiramın hepsi müctehid idi. Sünnette kapalı kalan yerleri, müctehid âlimler açıklamış, mezhepler meydana çıkmıştır. Bu mezheplerden yalnız dördü günümüze kadar ulaşabilmiş, diğerleri unutulmuştur.

Bu mezheplerin imanları, Eshab-ı kiramın ortak imanıdır. İmanda ayrılık caiz olmaz. Bu dört hak mezhebe, (Ehl-i sünnet) denir. Bu dört mezhepten hiçbirine uymayana mezhepsiz denir.

SORU: Annemle beyim Şafii mezhebindedir. Babam ise Hanefi mezhebindedir. Benim, beyimin mezhebine mi, yoksa babamın mezhebine mi girmem gerekir?
CEVAP: Bir kimse, hangi mezhebin hükümlerini iyi biliyorsa, o mezhebe göre amel eder. Babasının veya beyinin mezhebine göre amel etmesi gerekmez.

Türkiye’de Hanefi mezhebi daha yaygın olduğu ve Hanefi mezhebine ait Türkçe kitaplar daha çok olduğu için, Hanefi mezhebine göre amel etmeniz daha uygun olur.

Bazen Hanefi, bazen Şafii mezhebine göre hareket edilmez. Sadece, yapılması emredilen bir işi kendi mezhebine göre yapmak imkanı yoksa, o zaman diğer üç mezhepten birini taklit ederek o işi yapmak caiz ve gerekir. Sıkışık durum ortadan kalkınca taklit işine son verilir. (Hadika)

SORU: Biz Hanefiyiz, Şafii imama uyarken niyetimizde bir değişiklik oluyor mu? Müezzin ikameti kendi mezhebine göre mi okur? İmam kendi mezhebine göre mi imamlık yapar, yoksa Hanefi cemaatin mezhebine göre mi?
CEVAP: Ne niyette, ne de diğerlerinde bir değişiklik yoktur. Müezzin kendi mezhebine göre ikamet okur, imam kendi mezhebine göre namaz kıldırır.

SORU: “İslam’da zekat”, “İslam’da namaz”, “İslam fıkhında tasavvuf”, “İslam’da şu”, “İslam’da bu” diyorlar. “İslam’da zekat” denince, dört mezhepten birine göre zekat anlatılmış olmadığına göre, “İslam’da” diye kitap yazmak uygun mudur?
CEVAP: Bildirdiğiniz gibi, “İslam’da zekat” denince, hangi mezhebe göre söylenildiği bilinmiyor. “Hanefi’de zekat”, “Maliki’de zekat” denilmelidir. “İslam fıkhı” tabiri de böyledir. Hanefilerin fıkıh usulleri, Şafiilerin fıkıh usullerinden farklıdır. Tasavvuf ve fıkıh iki ayrı ilim dalıdır. “İslam tasavvufunda fıkıh” veya “İslam fıkhında tasavvuf” demek, ilimleri, mefhumları birbirine karıştırmak olur.

“İslam da şu”, “İslam’da bu” demek, mezhebi bilmemek veya kabul etmemektir. Bir kimse, İslam’a göre namaz kılamaz. Dört mezhepten birine göre kılması gerekir. Mesela imam arkasında Fatiha okuyan kimse, Hanefi’de vacibi terk etmiş olur. İmam arkasında Fatiha okumazsa, Şafii’de farzı terk etmiş olur. Onun için İslam’a göre namaz kılmak mümkün değildir. Diğer İslam’a görelerin de çoğu böyledir. Bunlar ince bilgidir, elbette mezhepsizler bunları bilmez. Farklı ictihad rahmettir, müslümanların işini kolaylaştırmaktadır.

(Visited 243 times, 1 visits today)
DIKKAT: Sitemize ya da yazarlarımıza hakaret veya küfür eden ve yazarlarımızı tehdit eden şahısların IP adresleri ve giriş saatleri sistemimiz tarafından kaydedilmektedir. Avukatımız aracılığıyla bu kişiler hakkında gerekli yasal işlemler başlatılacaktır. Yorum göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Dikkat! Yorum yazmadan önce aşağıdaki uyarıyı okuyunuz:
5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 125 Hakaret (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

Türk Ceza Kanununun yukarıda belirtilen maddelerine göre, sitemiz veya yazarlarımızın onur, şeref ve saygınlığını zedelemeye yönelik mesajlar gönderenler hakkında  gerekli yasal haklarımızı kullanacağımızı önceden bildiririz. Yorum yazarken nezaket kurallarına dikkat ediniz.

“Müctehid Alim Nasıl Olur?” üzerine 2 yorum.

  1. Güzel bir yazı ancak sahabenin hepsi müçtehid idi demek yanlış kaçmış. Sahabenin içinde de fukahası tefsir alımı cengaveri tüccarı her sınıftan insan vardı.sonrakilerin en büyük âlimi en Edna sahabeden kat kat derece olarak alttadır bu söylenebilir ancak tabiinden olup ilimde ictihatta sahabeden üstün olanlar vardır.

    1. Sahabe derken, sonradan mürted olanlara sahabe denilmez. Bütün ehli sünnet ulemasının ittifakına göre sahabeler gerek ilim yönünden ve gerekse takva yönünden sonra gelenlerden daha üstündür.
      Bunu böyle bilmezseniz Kurana olan itikadınız sarsılabilir. Neden derseniz? Çünkü Kuranı onlar bize nakletti. Onların güvenirliği hakkında şüpheye düşmek Kuran hakkında şüpheye götürür.
      Sahabelerin hepsi müçtehid idi. Öyle ki onlar bir ayet nazil olduğunda onu nasıl uygulayacağız diye düşünerek uyuyamazlar onu Rasulullaha sorarlar ve ona göre de amal ederlerdi. Onların bir çoğu yazmadıkları için eserleri de bilinmemektedir.
      Onlar, Rasulullahın üstün sohbetlerinde yetiştikleri için içtihatları da sonra gelenlerden daha isabetli idi.

Bir cevap yazın