Söz Taşımak, Gıybet

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Nemime yani söz taşımak, kovuculuk yapmak, emanete hıyanet etmektir.

Yalan, gıybet ve hıyanetten uzak durmalı. Şerefli ve asil kimse, sözünde durur. Akıllı olan, yalan söylemez. Mümin olan, gıybet etmez. Şu üç şey Allahü teâlâyı çok üzer:
1- Vakti boşa geçirmek,
2- İnsanlarla alay etmek,
3- Gıybet etmek.

Biri hakkında biri bir şey anlatıyorsa, onun iyiliklerini ve zararlarını düşünürüz, iyilikleri fazlaysa iyi insan deriz ve kötülüklerini görmeyiz. Allahü teâlâ bile ahirette terazi kuracak, sevablar sağ kefeye, günahlar sol kefeye konacak. Sevabları fazla gelirse, günahları affedecek. Allahü teâlâ kuluna böyle muamele ederse, bizim de öyle yapmamız gerekmez mi? Hemen kötülüğünden bahsetmek değil, iyiliklerini ve kötülüklerini beraber düşünmek lazım. İyilikleri fazla ise, kötülüklerini de affetmek lazım.

Bize başkası hakkında söz getirene hüsnüzan edip inanıyoruz da, söylenen kişiler hakkında niye hüsnüzan etmiyoruz? Dinen, biri biri hakkında bir şey söylerse kabul edilmez. Nemimeyi kabul etmek yani dinlemek, söylemekten daha kötüdür. Yani, biri gelir bize biri hakkında bir şey söylerse, bunu dinlemek söylemekten daha büyük günahtır; çünkü dinlemek, söylemesine izin vermektir. Söylenen söz doğru ise gıybet, yalan ise iftira olur.

Bize söz getirenleri düşman gözüyle görmeli; çünkü hem bizi günaha sokuyor, hem de din kardeşimizin kabahatini ortaya çıkararak onu hürmetten düşürmeye çalışıyor. Eğer yalan da varsa, Allahü teâlâya isyan ve şeytana itaat ediyor demektir.
Peygamber efendimiz,
– (En kötünüz, söz taşıyan, dostların arasını bozan ve ayıp araştırandır) buyuruyor.

Bize biri hakkında bir şey söylerlerse, şu altı şeyi yapmak gerekir:
1- Önce inanmamalı; çünkü söz getiren fâsıktır. Fâsıka inanılmaz. Sözüyle hareket edilmez.
2- Onu susturmalı; çünkü haram işliyor. Harama mani olmak ise farzdır.
3- Allah için onu sevmemeli; çünkü o âsidir, yani günah işlemiştir, âsiyi sevmemek vacibdir.
4- Kötülediği kimseyi kötü bilmemeli; çünkü suizan etmek haramdır.
5- Haber verdiği şeyi araştırmamalı; çünkü söz taşıyanın verdiği haberi araştırmak haramdır.
6- Onun gibi nemmamlık yapmamalı, yani duyduğumuzu bir başkasına bildirmemeli.

EK: 1
GIYBET VE KEFARETİ

Allahu teala ayeti kerimede buyurdu ki, mealen:
-” Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemeyi sever mi? İğrendiniz değil mi? O halde Allah’tan korkun; şüphesiz Allah, tövbeyi çok kabul edendir.”
 (Hucurat-12)
Ayetin İniş Sebebi:
Peygamber efendimizin (sallallahu aleyhi ve âlihi ve sellem) iki ashabı, Selman-ı Farisî’nin gıybetini ettiği için bu ayet nazil olmuştur.
Selman’ı Resul-i Ekrem’e yemek götürmesi için göndermişlerdi. Peygamberimiz de Selman’ı Usame b. Zeyd’in yanına gönderdi. Çünkü Usame, beytülmal görevlisiydi. Usame de;
– “Şimdilik verilecek bir şey yok” demişti.
İki arkadaş, Usame hakkında,
“O, cimrilik yaptı” dediler. Selman için de;
– “Onu Semiha kuyusuna gönderecek olsak onun da suyu kurur!” dediler.
Ayrıca kendileri bizzat Usame’nin yanına gelerek olayı soruşturdular.
Peygamber efendimiz (s.a.v.) onlara,
– “Ağızlarınızda et çiğnediğinizi görüyorum” buyurdu. Onlar,
– “Ey Allah’ın resulü! Biz bugün asla et yemedik” dediler.
Bunun üzerine Peygamberimiz şöyle buyurdu:
– “Evet, Selman ile Usame’nin gıybetini ederek onların etini yediniz!”
Bu olay üzerine yukarıdaki ayet nazil oldu. Böylece bütün Müslümanlar gıybetten men edildi. (Mecmau’l-Beyan, c.9, s.135; Tenbihu’l-Gafilin)
Hz. Ebu Hüreyre’den (r.a.): “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Gıybetin ne olduğunu biliyor musunuz?” Eshab:  “Allah ve Resûlü daha iyi bilir!” dediler.
Bunun üzerine: “Birinizin, kardeşini hoşlanmayacağı şeyle anmasıdır!” açıklamasını yaptı. Orada bulunan bir adam:
“Ya benim söylediğim anda varsa, (Bu da mı gıybettir?)” dedi.
Peygamber (aleyhissalatu vesselam) Efendimiz:
“Eğer söylediğin onda varsa gıybetini yapmış oldun. Eğer söylediğin onda yoksa bir de bühtanda (iftirada) bulundun demektir.” (Ebu Davud, Edeb 40)

Belli bir mümin veya zimmi kâfirin aybını, onu kötülemek için arkasından söylemek, gıybet olur. Gıybet, haramdır. Dinleyen, o kimseyi tanımıyorsa, gıybet olmaz.

Gıybet olunan kimse, bedeninde, nesebinde, ahlakında, işinde, sözünde, dininde, dünyasında, hatta elbisesinde, evinde, hayvanında bulunan bir kusur, arkasından söylendiği zaman, bunu işitince üzülürse, gıybet olur. Kapalı söylemek, işaret ile, hareket ile bildirmek, yazı ile bildirmek de, hep söylemek gibi gıybettir.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
-“Miraca çıkarıldığımda, bakırdan tırnaklarıyla yüzlerini ve göğüslerini tırmalayan kimseler gördüm. 
“Bunlar kim” dedim. Cebrail aleyhisselam, “Gıybet ederek insanların etini yiyen, şahsiyetlerini zedeleyen kimselerdir” dedi. (Ebu Davud)

Gıybetten sakınınız. Zira gıybetin bir kısmı(netice olarak) zinadan şiddetlidir. (Camiüs-Sağır)
Gıybetin kefareti:
Gıybet etmenin kefareti, üzülüp tevbe etmek ve helalleşmektir. Pişman olmadan helalleşmek, riya olur, ayrı bir günah olur.
Gıybet, üç türlüdür:
1- (Bu gıybet değil, onda olan şeyleri söyledim) demek. Böyle söylemekle, harama helal demiş olur ki, böyle bir itikatta küfür kokusu vardır.
2- Gıybet olunan, bunu duymuşsa, tevbe etmekle affedilmez. Onunla helalleşmek de gerekir. Bir hadis-i şerif meali: (Gıybetini yaptığı kişi, gıybet edeni affetmedikçe, mağfiret olunmaz.) [Deylemi]
3- Gıybet olunanın bundan haberi yoksa, tevbe ve istiğfar etmekle ve ona hayır dua etmekle affolur. (Ya Rabbi beni de, gıybetini ettiğim kişiyi de affet) diye dua… etmelidir! İki hadis-i şerif meali: (Gıybetin kefareti, gıybet edilenin mağfireti için dua etmektir.) (İbni Lâl)
“Gıybet eden, gıybet edilen için mağfiret dilerse gıybet günahına kefaret olur.”(Hatib)

EK: 2

KİMLERİN GIYBETİ OLMAZ?

Gıybet ayet ve hadislerle yasaklanmasına karşın her aleyhte söylenen sözler de gıybet olmamaktadır. Bunun sınırını yine Allah’ın elçisi Peygamber (s.a.v.) efendimiz mübarek hadisi şerifleri ile belirlemiştir. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) efendimiz buyurdular ki:
-“ Leyse lilğayabeti fâsıkîn.” meali; “Açıktan günah işleyip bundan dolayı utanıp üzülmeyenlerin kötülüklerini söylemek gıybet değildir.”  (Hadis-i Camiüs-Sagîr)
Peygamber (s.a.v.) efendimiz bir başka hadisi şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır:
-“ Üzkürul fâcira bimâ yahderahunnâsi.” meali; “Fasıkları fıskı (işledikleri kötülük) ile yâd ediniz ki, insanlar onların kötülüğünden korunsun.” (Hadisi Menavi)

Bu hadisi şeriflere göre; Müslüman gençlerin itikadını bozmak isteyen mezhepsiz neo selefiyecilerin bozuk itikatlarını, terki namazları, küfürbaz yalancı, iftiracı, dolandırıcı, ırız düşmanlarını ve zulmü ile tanınmış kimseleri ve alkoliklerin ve uyuşturucu kullananların durumunu soran kız babalarına bunların kötülüklerini söylemek gıybet değildir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bir cevap yazın