Adalar Vaizi Fahreddin Dinçkol Efendi

Nakleden Bekir Abdullah. “Üstadım Adalar Vaizi Fahreddin Dinçkol Hocamın hatırasına atıftır” :

Adalar Vaizi Fahreddin Dinçkol Hoca ile… “Gençlikteki İbadetin Tadı Başka…”
Altınoluk Röportaj
1993 – Ocak, Sayı: 083, Sayfa: 012

Adalar Vaizi olarak bilinen Fahreddin Dinçkol Hoca

efendi’yi Mecidiyeköy’deki evinde ziyaret ettik. Hocaefendi 86 yaşında ve yaşlılığın zorlukları gelip evlerine yerleşmiş. Güçlükle yürüyor. Bir duvarda t

alebelerinin nöbet listesi var. Her gece birisi gelip refakat ediyormuş. Kısa soru ve cevaplarla kısa bir sohbet oldu. Ancak Hocaefendi bu kısa cevaplar içinde oldukça önemli şeyler söyledi. Sohbetimizi buraya alıyoruz:

ALTINOLUK: Hocam sizi okumaya i1k kim sevketti?

DİNÇKOL: Benim babam Rüştiye mezunu idi. İlk mektebi on yaşında bitirdim. Teşvikiye taş mektepte oku-muştum. Ondan sonra seferberlik ve fakirlik hali kunduracılığa başladık. Yirmi üç yaşında Arabça’ya başladım.

ALTINOLUK: Kimden okundunuz efendim?

DİNÇKOL: Efendim 17 sene Hacı Cemal efendiye hususi olarak devam ettim. Sonunda Hacı Cemal efendinin bahçesinde Ömer Nasuhi Hocaların bulunduğu bir cemiyette bana icazet verdiler. 1946-1947 yılları. O zamanlar Beşiktaş Sinanpaşa’da imamlık yapıyordum. Sinanpaşa

‘da beş sene imamlık yaptıktan sonra Adalar’da vaizdik yaptım. Yirmiüç sene vaizlik hizmetim oldu. Üçbuçuk sene müftü vekilliği yaptım. Onbeş sene kadar önce buradan emekli oldum.

ALTINOLUK: Cemal efendide hangi dersleri okudunuz?

DİNÇKOL: Sarf, Nahiv, Mantık, Maani, Bedii, Usulü Fıkıh, Usulü Hadis gibi. Arabça kitapları terceme ettim. “Terceme edersen okuturum” demişti hocam.

ALTINOLUK: Sizi nerede okutuyordu hocam. O zam

anlar okumak yasak değil miydi?

DİNÇKOL: Yasakta o zamanlar. Kendi evinde okuturdu. Senelerce taki-bata uğradık. Ama nezarete alınmadım.

ALTINOLUK: Hocam Cemal efendiden biraz bahseder misiniz? Hoca efendide okurken geçiminizi nasıl sağlıyordunuz?

DİNÇKOL: Mesleğim kunduracılıktı. Hem geçimimi sağlıyordum hemde islamî ilimleri öğreniyordum.

ALTINOLUK: Kaç sene devam etti bu?

DİNÇKOL: Onyedi sene devam etti. Daha sonra icazet v

erdiler. Bütün bu okuduğum ilimler için verdiler.

ALTINOLUK: Cemal efendiden hatırınızda kalan neler var hocam?

DİNÇKOL: Hocaefendi Hukuk’u bitirmiş ve daha bir kaç ilimden de yüksek tahsili olan birisiydi. Hocamı severdim. Tam bir mücahiddi. Anadolu harbinin olduğu sıralar Anadolu’ya silah sevkederdi. Cemal efendi İstanbul’un meşhur hocalarındandı. Tanımayan yoktu.

ALTINOLUK: Cemal efendinin tasavvufla, tarikatle ilgi


DİNÇKOL:
Onyedi sene okudum ama tarikatten bahsetmedi hiç.si var mıydı hocam biliyor musunuz?

ALTINOLUK: Siz de talebe okuttunuz mu hocam? icazet verdiniz mi?

DİNÇKOL: Okuyan çok oldu. İcazet verdiklerimiz old

u. Kibrıslı Nazım Efendi de bizim talebemizdir.

ALTINOLUK: Efendim Nazım Efendi, Kıbrıs şeyhi olarak biliniyor. Hala dostluğunuz devam ediyor mu? Buraya geldikçe sizi ziyarete gelir mi? Yolunu nasıl buluyorsunuz?

DİNÇKOL: Bazen gelir. Yolu ehli sünnet yolu. Yani şeriate muhalif hareketleri yok. Kisve-i Muhammediye giyiniyor.

ALTINOLUK: Hocam o Kıbrıslı değil mi? Size Kıbrıstan mı gelip talebe oldu?

DİNÇKOL: Kıbrıslıdır. Ağabeyi burada mühendisti.


ALTINOLUK:
Hocam tasavvufla ilginiz var mı?O münasebetle geldi.

DİNÇKOL: Tasavvuf kolay bir şey değil. Zahir ve batın temizliği. Bunun neticesi tasavvuf oluyor. Her hangi bir şeyh efendiye intasabımız olmadı.

ALTINOLUK: Hocam Adalar vaizliğiniz oldukça uzun sürmüş.

mısınız?

 

DİNÇKOL: Yirmiüç sene bulundum Adalar’da. Üç sene müftü vekilliği yaptık. Orada iskeleden camiye, camiden iskeleye gider gelirdim. Orada oturmazdım, buradan giderdim. Cemaatım da vardı. Halk severdi.

ALTINOLUK: Hocam bunca sene orada vaizlik yaptığınıza göre kendi kendinize bu cemaat bundan hoşlanıyor, şu dilden anlıyor şeklin-de kanaatiniz olmuştur. Vaaz üslubunuz nasıldı?

DİNÇKOL: Gayet açık konuşurdum. Herkesin anlayacağı dilde söylerdim. Vaizlerimiz ayet-i kerimeye ve hadis-i şeriflere muvafık konuşurlarsa güzel olur. Geri kalan hikaye olur. Vaazlarımda kıssa

yla alakadar olmadım. Esasları anlattım. Şiir falan da okumazdım. Yaptığım vaazları ayet ve hadisten ilham alarak yapıyordum. Cenab-ı Allah rızasına muvafık etsin. Halkı nefret ettirici hareketler yoktu. Sevdirici hareketler vardı. Siyasete pek dokunmazdım. O yüzden devlet baskısına uğramadım.

ALTINOLUK: İstanbul’da başka nerelerde vaaz ettiniz hocam?

DİNÇKOL: Bayezit’ta, Abdülhakim Arvasi’nin vaaz ettiği yerde vaaz ettim. Laleli camiinde vaazettim. Sarıyer’de, Kavaklar’da vaaz ettik. Sahillerde çok camide vaaz ettik.

ALTINOLUK: Peki hocam yazdığınız veya hazırladığınız eser var mı?

DİNÇKOL: “Zahir ve Batın temizlik” diye küçük

bir eserimiz mevcuddur. Pamuk yayınları içinde çıktı.

ALTINOLUK: Hocam ebced ilmiyle de ilgilendiniz galiba.

DİNÇKOL: Evet ilgilendim. Hz. Adem’e ilk indirilen ilim Ebced ilmidir. Seyyid Ahmed Tevfik’in Mezahirul Vücud isimli eseri üzerinde çalıştım, Sohbeti esnasında yazılanlardan oluşuyor. Ebced çok güzel bir ilimdir. Ebcedde rakamlar tarihleri gösteriyor, kelimeler de Kur’an-ı Azimüşşan’daki esrarı gösteriyor. Şöyle mesela, Elif Lam. Elif, ebcedde bir

olarak da, on olarak da gösterilmiştir. Lam da otuzu gösterir. İkisi birlikte kırkı gösterir ki Peygamberimizin nübüvvetidir. Kırk, ebcedde mim mukabilindedir. “Hamd” kelimesinin başına geçiyor Muhammed oluyor. Peygamberimizin hakikatini Cenab-ı Hak’tan gayri hiç kimse idrak edemeyeceği için “Lillahi” deniyor. Yani onu medhü sena ancak Cenab-ı Hakk’a mahsustur. Bu ilim çok güzeldir ama Ebced’in hocasını bulamadım. En çok istifade ettiğim kaynak “Mezahirul Vücud”

Haccın esrarı hakkında da biraz uğraştım. Evden çıkarken veda ediyorsun, ölüm hali. İhrama gireceğin yer ğasilhane. Kefene giriyorsun. Kabe-i muazzama nazargah-ı ilahî. Cenab-ı Hakk’ın naza

rı orada. Malumualiniz Cenab-ı Hakk’ın nazarı dağları toz ediyor. O nazar halisane oraya gidenlerin üzerinde ne büyük tesir yapar. Kabe’nin etrafında dönmek, şeriat tarikat dairesinin etrafında dönmek. Hacerul Esved imza yeri. Gittiğine imza ediyorsun. Sonra Cebeli Arafat mahşeri hatırlatıyor. Kurban kesmek nefsi öldürmek. Bir gün Kabe-i Muazzama’da otururken bir siyahi geldi. “Sen nerelisin?” dedi. “İstanbulluyum” dedim. “Ben de Sudanlıyım” dedi. “Sen İstanbul’dan ben Sudan’dan ne kadar zaman geçerse geçsin, birbirimizi tanıyamazdık. Ama Kabe-i Muazzama bütün dünyanın müslümanlarını birbirine tanıtmak içindir” dedi. Zemzem havz-ı kevseri temsil ediyor.

ALTINOLUK: Hocam aşağı yukarı Türkiye’nin seksen yılım gördünüz. Türkiye müslümanlarının hali iyiye mi gidiyor kötüye mi? Kanaatiniz nedir?

DİNÇKOL: Rasülullah aleyhisselam efendimiz buyurur “Benden sonra hulefa gelecek, hulefadan sonra ümera, ümeradan sonra mülük. Mülük’tan sonra cebabire. Ondan sonra artık aydınlığa gidiyoruz. İnsanlar artık hakikati anladılar. Dalalet yolunun ne demek olduğunu bu gün

mü’minler artık anla-maya başladı. Onun için aydınlığa doğru gidiyoruz.

ALTINOLUK: Efendim Bosna Hersek konusunda ne diyorsunuz? Türkiye birşeyler yapmalı mıydı?

DİNÇKOL: Türkiye’nin ne olduğu Kıbrıs’tan anlaşılır. Kanımız pahasına aldığımız yerden askerimizi çıkar-maya uğraşıyoruz. Artık ne derece hükmünüz kalmış ortada. Sen kimsin, biz burayı kan


ALTINOLUK:
Şu sıralar size birşeyler okuyan var mı hocam?ımız pahasına aldık, diyemiyoruz. Diyecek ağzımız kalmamış artık. Za’fa uğramışız. Çok acıdır bu, çok acı.

DİNÇKOL: Sabahleyin mealden bir sayfa okuyorlar. Mezahirul Vücud’dan bir sayfa okuyorlar, bir de Tarikatı Muhammediye’den bir sayfa okuyorlar. Kalan zaman istirahatle geçiyor. Artık yaş seksen altıya geldi. Ecele doğru yaklaşıyorum.

ALTINOLUK: Çoluk-çoğunuz var mı Hocam?

 

DİNÇKOL: Altı çocuğum var. Üç oğlan üç kız.

ALTINOLUK: Efendim yaşlanmak tabii Allahü Teala’nın takdir ettiği bir hadise. Böyle zamanları nasıl değerlendirmeli? Dergimizin yaşlı okuyucuları da yararlansınlar.

DİNÇKOL: Sıhhatli zamanımızdaki ibadet olmuyor artık. Namazların yalnız farzlarını kılabiliyorum, o da teyemmümle. Pek hareket edemiyorum. Bu devre sönük bir devre. Hayat sönüyor artık.

ALTINOLUK: Hocam gençken ibadetlerini yapan insanların yaşlılığı güzel oluyor mu?

DİNÇKOL: Gençlik devresini çok arar insan. Eskid


ALTINOLUK:
Peki yaşlılıkta zikir hali nasıl oluyor hocam?en çok yazı yazardım, artık yazamıyorum. Şuradan şuraya gidemiyorum şimdi.

DİNÇKOL: Hayatta ne haldeyseniz o hal yaşlılıkta artık kalbe iniyor. Dil bile zor konuşuyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bir cevap yazın