Allah Vardır


Materyalist zihniyet evrenin bir yaratan olmaksızın kendi kendini var ettiğini iddia etmektedir. Bu çürük bir iddiadır. Olmayan bir şeyin kendi kendine varlık alemine çıkması mesnetsiz boş bir iddiadır. Böyle iddia etmelerinin amacı her kötülüğü istedikleri yapabilmek içindir. 

 

EVREN VE İÇİNDEKİLER HAKKINDA BİLİMSEL İZAHAT:
İçinde yaşadığımız görünen evrenin boşluğunu atomlardan oluşmuş madde denilen yoğunlaşmış enerji doldurmaktadır. Enerji diyoruz zira atomların yapısını enerjinin yoğunlamış parçacıkları oluşturmaktadır.
Malumdur ki, canlı ve cansızların  en küçük yapıtaşlarını atom denilen parçacıklar oluşturur. Canlıların maddesini oluşturan atomlarla cansızların maddesini meydana getiren atomların yapısını oluşturan enerjinin vasfı aynıdır hiçbir farkı yoktur. Bu da demektir ki canlılardaki ruh madde ötesidir bu maddesel evrene ait değildir…
Canlılar kendilerini ve çevresindekileri maddesel beyinle değil ruhla algılamaktadır. Maddesel beyin ve sinirler madde alemi ile ruhun arasındaki iletişim köprüsünden ibarettir.

CANLILIK 
Buna en küçük canlıdan başlayabiliriz. En küçük canlı hücre ve onun parçalarıdır.
Hücrenin Yapısı:
1)Çekirdekçik, 2) Çekirdek, 3)Ribozom, 4)Vezikül, 5)Granüllü (Tanecikli) Endoplazmik Retikulum, 6)Golgi Aygıtı, 7)Sitoiskelet, 8)Granülsüz (Düz) Endoplazmik Retikulum, 9)Mitokondriler, 10)Koful, 11)Sitoplazma, 12)Lizozom, 13)Sentriyoller Sosis veya çomak biçiminde, zarımsı bir yapıdır.
Her hücre bir sitoplazma ve çekirdekten meydana gelir. (Prokaryot canlılar hariç) Kromozomlar hücre çekirdeği içinde bulunurlar ve ipliksi yapıdadırlar. Kromozomlar, molekül yapıları çok iyi bilinen DNA (deoksiribo nükleik asit) zinciri ile histon denilen protein zincirinden oluşur.

Görüldüğü gibi hücrenin yapı taşları moleküllerden oluşmaktadır. Her molekül ise birkaç veya daha fazla cansız, eylemsiz, kör ve sağır atomlardan oluşur. Canlıların işitmesini, görmesini bir şeyi tatmasını, yapısındaki özellikleri üremek için diğer moleküllere aktarması bu kör ve sağır ölü atomlar yığını moleküllere bağlamak milyonlarca kör ve sağır adamın bir araya gelerek gören ve işiten bir kimse olduklarını iddia etmek kadar asılsız bir iddiadır.

Bu cansız, akılsız, eylemsiz, kör, sağır ve iradesiz parçacıklar olan atomların uygun ortamlarda birleşmesine molekül denilir. Moleküllerin bir araya gelmesinden canlıların yapı taşları hücreler meydana gelir. Hücrelerin bir araya gelmesinden organlar meydana gelir. Organların bir araya gelmesinden değişik canlılar meydana gelir.

ATEİSTLERİN YARATILIŞ HAKKINDAKİ ZIRVALARINI TENKİT
Evrenin bir yaratıcı tarafından yaratıldığını inkar edenlere göre evrendeki canlılar cansız kör, sağır ve bilinçsiz atomlar tarafından yaratılmış. Yani canlılar kendi kendilerini yaratmış. Bu ölü atomlar anlaşıp uygun ortamlarda bir araya gelerek canlıların yapı taşları olan molekülleri oluşturmuşlar. Sonra bu akılsız, kör ve sağır moleküller tekrar anlaşıp bir araya gelip kromozomları, DNA’ları ve canlı hücrelerini oluşturmuşlar sonra da en basitten en zoruna dek kendilerini geliştirerek tüm evrendeki canlıları oluşturmuşlar. Yani; şehirleri köyleri canlı insanlar değil de ölü insanlar imar etmiş.

Bu inanç; Süleymaniye Camiinin taşlarının uzaktan iletişimle anlaşıp bir araya gelmesi ve tekrar anlaşarak bir proje yaptıktan sonra her bir taşın yerli yerine gelip o devasa eser Süleymaniye Camiini Mimar Sinan’sız inşaa etmeleri anlamına gelir ki bu batıl bir iddiadır.

Milyonlarca körü, sağırı ve DELİYİ bir araya getirerek bunlardan bir tane gören, işiten ve akıllı bir adam çıkaramazsınız.

Doğa denilen toprak, su, ateş ve hava 15 milyar yılda cansız varlık bir el arabasını bile yaratamamışken  bunca akıllı varlıkları yarattığına inanmak delilik değilse, idraksizliktir, basiretsizliktir Yüce Yaratıcıyı tanımamak için kasten uydurulan akıl tutulmasıdır.

Ateistler zaman zaman hayali resimler çizerek, kurgu filimler yapıp akılsızları sapkınlık üzerinde tutmaya çalışırlar. Bunların hiçbirisinin bilimsel dayanağı mantıklı bir açıklaması yoktur olamazda.

Bir kimse kendisinde olmayan bir şeyi veremez. Yok ki verebilsin. Mesela 1000 TL’si olan birisinden 1001 TL alamazsın çünkü fazladan 1 TL’si yoktur. Hiç parası olmayandan 1 TL bile alamazsın. Olacak ki verebilesin.
Doğa denilen kör,  sağır, bilinçsiz varlıkta bilen, gören işiten, akıllı bir canlıyı var edemez. Çünkü bu vasıflar kendisinde yoktur.

O halde biz insanlarda bulunan insani duygular olan görme, işitme, irade, bilinç gibi üstün duyguları Rabbimiz bize emanet olarak vermiştir. Çünkü O Allah basîr’dir, semi’dir hay’dır alîm’dir

Yani; Allah görendir, işitendir. İrade sahibidir, diridir.

Evet öyledir. Allahu teala kainatı yani evreni yarattığında emaneti göklere ve yere ve dağlara sundu. Onlar emanti yüklenmeye yanaşmadılar,  korktular. O emaneti insanlar kabul etti.
– Biz o emaneti göklere, yere ve dağlara arz ettik, onlar, onu yüklenmeye yanaşmadılar, ondan korktular da onu insan yüklendi. O gerçekten çok zalim ve çok cahildir. (Ahzab/72)

 O emanetler; aklımız, şuurumuz, irademizdir. Onlar maddeden değildir. Dünyaya ait duygular değil İlahi emanettir.

İMAMI AZAM HAZRETLERİNDEN BİR MENKIBE

Müslümanların merkezi Bağdat’a bir gün bir ateist filozof gelir. Yolu İmamı Azam hazretlerinin ders verdiği medreseye uğrar.  Allah’ın varlığını kabul etmediğini herşeyin kendi kendine yaratıldığını iddia ederek orada bulunan medrese öğrencileriyle tartışır.
Durum üzerine öğrenciler İmamı Azam’a bir haberci gönderirler. Hz. İmam bir süre sonra çıkar gelir. Ateist filozof:
– Neden geciktin ey İmam? Yoksa benim ilmime karşı koyamayacağından mı korktun? der.
Hz. İmam:
– Hayır! Durum senin sandığın gibi olmadı. Benim evim Dicle’nin karşı tarafındadır. Bu tarafa geçebilmek için kayık lazım oldu. Bekledim ki ağaçlar kendi kendine kesilsin, biçilsin, ölçülsün, çivilenip kayık olsunlar da bu tarafa geçebileyim. İşte o yüzden geciktim” der. Ateist bir kahkaha attıktan sonra;
– Hiç öyle şey olur mu? Ağaçların kendi kendine kesilip kayık olduğu nerede görülmüştür. Usta lazımdır ki kayık olabilsin. Bu adamla mı beni tartıştıracaktınız?” diyerek İmamı küçümser.
İmamı Azam:
– İşittiğime göre sen kainatın, bunca canlı varlıkların kendi kendine var olduğunu iddia edermişsin. Ama görüyorum ki bir kayığın bile kendi kendine olamayacağını şimdi kendin söyledin” deyince ateist filozof, bu beklenmedik cevap karşısında şaşırıp kalır,  verecek cevap bulamayıp orayı terk eder.
Yazan: Bekir Abdullah 06 Mayıs 2021

 

112 - 3
DIKKAT: Sitemize ya da yazarlarımıza hakaret veya küfür eden ve yazarlarımızı tehdit eden şahısların IP adresleri ve giriş saatleri sistemimiz tarafından kaydedilmektedir. Avukatımız aracılığıyla bu kişiler hakkında gerekli yasal işlemler başlatılır. Soru veya mesaj göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Bir cevap yazın