Felsefe ve İslam

Büyük alim İmamı Gazali, “hiç bir felsefeci yoktur ki sapıtmış olmasın” demiştir.

İslam felsefeyi desteklemez. İslam da tefekkür vardır. Tefekkür ise felsefe değildir. Felsefe aklı ölçü alır. İslam ise vahyi ölçü alır.
Akıl herkeste aynı değildir. O sebeple bir felsefecinin doğru bulduğunu diğer felsefeci yanlış bulur. Gelmiş geçmiş en büyük felsefeciler Yunan felsefecileridir. Onlar dahi Allahın varlığının bir olduğunu akılları ile bulmuş lakin vahye uymadıkları için Allahın varlığını madde ve mekanlı sanmışlar.
Tefekkür ile felsefe arasındaki fark Nedir?
Felsefe her şeyi akılla ölçer akla uymayanı reddeder. Tefekkür sahibi ise, Allah’a ve vahye dayalı O’nun gönderdiklerine inanır Allah’ın insanlar üzerindeki iyiliklerini düşünür ve bu düşüncesi onun Allah’a ibadet şevkini artırır.
– “Onlar ki, gaybe inanır, namazı dosdoğru kılar, kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah rızası için harcarlar.” (Bekara/3)
Akla dayalı bilim, gözün yapısını inceler açıklar, cismin üzerine düşüp göze yansıyan ışığın gözden görme sinirlerine ulaşıp oradan da beyne ulaştığını ve orada görme hücrelerinde görme olayının gerçekleştiğini yazar, lakin bu görmenin nasıl gerçekleştiğini açıklayamaz ve aciz kalır.
İşte aklın sınırı oraya kadardır. Ötesi vahyin bildirdiği eksik sıfatlardan yüce Allahu Tealanın her şeyi yaratması gibi; görme ve algılama olgusunu da yarattığına iman etmektir.
– “O Allah, her an yeni bir tecellidedir (yaratmadadır).”
(Er-Rahmân/29)

Bekir    20.10.2017

ayet- onlar gaybe iman ederler

DIKKAT: Sitemize ya da yazarlarımıza hakaret veya küfür eden ve yazarlarımızı tehdit eden şahısların IP adresleri ve giriş saatleri sistemimiz tarafından kaydedilmektedir. Avukatımız aracılığıyla bu kişiler hakkında gerekli yasal işlemler başlatılacaktır. Yorum göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Dikkat! Yorum yazmadan önce aşağıdaki uyarıyı okuyunuz:
5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 125 Hakaret (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

Türk Ceza Kanununun yukarıda belirtilen maddelerine göre, sitemiz veya yazarlarımızın onur, şeref ve saygınlığını zedelemeye yönelik mesajlar gönderenler hakkında  gerekli yasal haklarımızı kullanacağımızı önceden bildiririz. Yorum yazarken nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın