İçki, Kumar, Putlar ve Fal Okları (Burçlara İman) Şüphesiz Şeytan İşi Pisliklerdir

 

 

ibdtSORU1: İslam da burçların yeri nedir ve sınırı nereye kadardır?

CEVAP:
Peygamber (s.a.v.) Efendimiz buyurdular ki:
-“Ahir zamanda fala(burçlara) inanıp, kaderi inkâr edenler  çıkacaktır” (Tirmizi)
    BURÇ: Dünyanın güneşin çevresinde 365 günde aldığı mesafenin mevsimsel dönüşüme sebep olduğu yerlere verilen isimdir. Burçların bunlardan başka evrende bir etkinliği  bulunmamaktadır. Burçlara göre kendilerine yön veren insanlar düştükleri cehalet çukuruna aldırmayarak; “fala inanma falsız kalma.” veya evlenecek olanlar birbirlerine  “burcun nedir?” gibi sözler ederler.
İslamdan uzak bazı kimseler, taklidi iman sahibi kimselere hurafeleri benimsetmek için fal gibi, burçlar gibi batıl şeyleri yüce İslam dinine dayandırmaya çalışarak cahil kimseleri kandırmaktalar. Bu kimseler her gün yıldız falı saçmalıkları ile insanların kaderi hakkında bir takım yorumlarda bulunarak insanları gerçek dinden uzaklaştırıyorlar.
Hâşâ, insanların huylarını, karakterlerini ve kaderlerini hiç bir şeyden haberi olmayan dünyanın yörüngesi durumundaki burçlar belirleyeceklerdi de, Tevrat, İncil ve Kur’an niçin gönderildi?

Şu bir gerçektir ki, geleceği  Allah’tan başka hiç kimse bilemez. Bununla ilgili ayet mealen:
– “De ki: göklerde ve yerde gaybı Allah’tan başka bilen yoktur.” (en-Neml, 27/65).
Kur’an falcılığın şeytan pisliği olduğunu şu ayette açıkça belirtmektedir:
-“Ey İnananlar! İçki, kumar, putlar ve fal okları şüphesiz şeytan işi pisliklerdir, bunlardan kaçının ki saadete eresiniz. Şeytan şüphesiz içki ve kumar yüzünden aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah’ı anmaktan, namazdan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçersiniz değil mi? (Mâide, 90-91)

Burçlara göre insanların kaderini belirlemek bir çeşit sapık Cebriye inancına dayanır. İslâm’da burçlar yani falcılık kesinlikle haramdır. Gelecekten haber veren kâhini tasdik etmek küfürdür. (Elfâz-ı Küfür/ Mâturidiyye Akaidi)

Peygamber (s.a.v.) Efendimiz bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmuştur, mealen:
-“Bir kimse gider de verdiği haber konusunda kâhini (Cinci Hocayı) tasdik ederse, Allah’ın Muhammed’e indirdiğini inkâr etmiş olur.”
 (Tirmizî, Tahâret,102; Ahmed İbn Hanbel, II, 408).

İslâm âlimleri, sâbiîler gibi, tesiri yalnız yıldızlardan bilerek onlardan bir takım hükümler çıkarmaya kalkışmanın küfür ve şirk olduğunda ittifak etmişlerdir. (Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, VII, 5207).

Peygamber (s.a.v.) Efendimiz buyurdular ki, mealen:
-“Allah bu yıldızları üç şey için yaratmıştır: Onları göğün süsü kıldı, şeytanlara atılacak taşlar kıldı, kendileriyle yön tayin edilen işaret kıldı. Kim yıldızlar hakkında bunlardan başka yorumlar yapmaya kalkarsa hata eder ve nasibini kaybeder, kendisini ilgilendirmeyen ve bilgisi olmayan hatta bilmekte peygamberler ve meleklerin bile acze düştükleri bir hususta kendini külfete sokar.” 
Kütüb-ü Sitte(Hadis No : 5759)

 

ibni Halid el-Cühenî (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hudeybiye’de gece yağan yağmurun ardından sabah namazını kıldırdı. Namazı bitirince insanlara yöneldi ve şöyle dedi:

-“Rabbinizin ne dediğini biliyor musunuz?”
Eshab- Kiram:
−Allah ve Rasulü daha iyi bilir dediler.
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdular, mealen:

−”Allah-u Teâlâ dedi ki; Kullarımdan bazıları bana inanmış, bazıları da inkâr etmiş oldu. Kim Allah’ın kerem ve rahmetiyle bize yağmur yağdı derse o kimse inanmış ve burçların tesirini inkâr etmiştir. Kim de şu ve şu yıldızın etkisiyle bize yağmur yağdı derse o kimse beni inkâr etmiş ve burçların tesirine inanmıştır.” (Buhari)

SORU 2: Bir kişiyi ele alırsak, Cesed (Vücud), Kiramen ve Katibin melekleri, Ruh, Nebati Ruh, Hayvani Ruh ve Şeytan vs. kaç parçadır veya nasıl söylenir kaç kişiden teşkil olur. Ayrıca buradaki şeytan cinlerin yoldan çıkmışları mıdır?

CEVAP:
Yunus Emre’den rivayet edilen bir söz vardır: “Bir ben vardır benden içeri” Yunus Emre bunun böyle olmadığını bilen bir kimsedir. Öyle sanırız ki, onun kast ettiği ‘BEN’ sadece bunlardan birisidir olmalıdır. Zira insanın içinde beş “BEN“ vardır.
Bunlardan birisi; kötü haberlerin doğumuna vesile olan vesveseci şeytan,
İkincisi; kötü isteklerini durmadan tekrarlayan hayvani nefis,
Üçüncüsü; iyiliklerin kalpte doğmasına vesile olan ilham meleği,
Dördüncüsü; güzel ve aklı-ı selim düşüncelere vesile olan Hak Tealaya âşık rûh,
Beşincisi; İmam-ı Rabbani hazretlerinin “ADEM“ (yokluk) diye ifade ettiği yokluğun ta kendisi olan, Allahu Tealanın hadisi kudsi de buyurduğu; “İnsan Benim, Ben insanın sırrıyım” dediği Allah’ın emanetlerini yüklenen insanın özü, kendisi vardır.
İnsanın iç dünyasında bulunan bunlar, işin başında yoğurdun içinde yağ ile ayranın birbirine karıştığı gibi karışmış olduğundan, avam halk bunların herbirini diğerinden ayıramayıp bizzat kendisi sanmasından dolayı iç huzursuzluğundan bitab olur.
Manevi sahada ma’rifet ilminden biraz pay alanlar ise, yoğurdu yayıp da ayranın yağdan ayrıldığını fark ettikleri gibi, içerdeki ajanları fark ederler ve bunların hepsinin Allah’ın imtihanı gereği, Allahu Tealanın bir isminin tecellisi ile oluştuklarını görürler. İşte o zaman kalbte, gönül huzuru denilen iç barış sağlanmış olur.
Kiramen Katibin Melekleri insanın iç aleminde değil dış alemindedir. Onlar sevap ve günahları yazarlar. Ceset ve Bitkisel ruh insanın madde yönünü temsil eder. Şeytanlar iki türlüdür. Birisi Allah’ı inkâr eden insan şeytanları, ikincisi ise cinlerin kâfirleri olan cin şeytanlarıdır. Bunlar kötülükte birbirlerine yardımcı olurlar. Bu sebetendir ki cin şeytanları, mümini vesvese yolu ile hak yoldan çıkaramadıkları takdirde kendilerine yakın olan insan şeytanlarını devreye sokarak salih insanları küfre sürüklemeye çalışırlar. Kötü insanın kötülüğü hususunda bilhassa, kötü alimin kötülüğü kadar maneviyata zarar verici  bir şey yoktur.
Hepsinin şerrinden Allahu Tealaya sığınırız.

Vesselam.

(Visited 4.874 times, 6 visits today)
DIKKAT: Sitemize ya da yazarlarımıza hakaret veya küfür eden ve yazarlarımızı tehdit eden şahısların IP adresleri ve giriş saatleri sistemimiz tarafından kaydedilmektedir. Avukatımız aracılığıyla bu kişiler hakkında gerekli yasal işlemler başlatılacaktır. Yorum göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Dikkat! Yorum yazmadan önce aşağıdaki uyarıyı okuyunuz:
5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 125 Hakaret (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

Türk Ceza Kanununun yukarıda belirtilen maddelerine göre, sitemiz veya yazarlarımızın onur, şeref ve saygınlığını zedelemeye yönelik mesajlar gönderenler hakkında  gerekli yasal haklarımızı kullanacağımızı önceden bildiririz. Yorum yazarken nezaket kurallarına dikkat ediniz.

“İçki, Kumar, Putlar ve Fal Okları (Burçlara İman) Şüphesiz Şeytan İşi Pisliklerdir” üzerine 4 yorum.

  1. Selamünaleyküm hocam ben kuran kursu hocalığına adayım imam hatip lisesi okuyorum son sınıfdayım bir sorum var.birisi bana bir soru sorunca cvb verdim sonra kuranda başka yazıyor bn yanlış cvb vermişim ondan sonra bn çok korktum kuranı yanlış cevapladım diye bu yüzden kuran kursu hocası olmaktan korkuyorum bi daha yaparmıyım diye ne yapmalıyım inşallah anlatabilmisimdir.

    1. Siz Kur’an kursu öğretmenliği yapınız ancak ilimsiz fetva vermek çok büyük günahtır. Önce siz bir ilmihal okuyunuz. Sonra sorulan soruların cevabını oraya göre veriniz. Çünkü Kurandan mana çıkarmak büyük müçtehid alimlerin işidir. O günahınıza da tövbe ediniz ve yanlış fetva verdiğiniz kişiyi görürseniz ona da yanlış fetva verdiğinizi söyleyiniz ki kul hakkı olmasın.
      Kuran hocası demek Kurandan fetva çıkaran hoca demek değildir. Soru soranları müftüye yönlendiriniz. Veya bizim sitemize yönlendiriniz.

  2. Selamun Aleykum sorularıma cevap verdiğiniz ve özellikle de makale yaptığınız için teşekkürler ederim. Burçlar konusunda tabiki bir astrologun geleceği bildiğine inanmıyorum fakat şöyle bir şey diyemez miyiz. Şimdiye kadar yaratılmış insanları belirli kategorilere ayırsak (tabiki her insan eşsiz) kaba olarak üç beş başlıkta şu karekter özelliklerine sahip olması muhtemeldir demekde sıkıntı var mıdır. Ayrıca belirli bir kaba (sınırları çok geniş) tahminlerini metereoloji tahminleri gibi kabul edemez miyiz?

    Gelelim ikinci soru-cevap ve devamına, Bu yazdığınız beş beni, fiziki olarak düşünürsek beş tane ayrı mahluk mu var yok sa bir tane ruh var onun mertebeleri mi dir?
    Ayrıca terbiye edeceğimiz bu hayvani nefis olan mı?
    Vesveseci şeytan ve cinlerin şeytanları olunca iki koldan mı saldırıyorlar diyebilir miyiz?
    Yine bu bitkisel ruhta ayrı bir mahluk mu yoksa yine mertebesi mi?

    İnşaallah sorularımla sizi sıkmamış veya bunaltmamışımdır. Şimdiden anlayışınız için teşekkürler. Farklı sorularım olacak onlarıda soru-cevap kısmına yazayım Allaha emanet olun.

    1. SORU 1: Burçlar konusunda tabiki bir astrologun geleceği bildiğine inanmıyorum fakat şöyle bir şey diyemez miyiz. Şimdiye kadar yaratılmış insanları belirli kategorilere ayırsak (tabiki her insan eşsiz) kaba olarak üç beş başlıkta şu karekter özelliklerine sahip olması muhtemeldir demek de sıkıntı var mıdır? Ayrıca belirli bir kaba (sınırları çok geniş) tahminlerini metereoloji tahminleri gibi kabul edemez miyiz?
      CEVAP: Yaratıcı, insanları huy hus olarak belli türlere ayırmıştır. Ancak; burç saçmalığı ile değil, irsiyet sebebi iledir. Örnek: bazı ailelere mensup insanlar daha sıcakkanlı iken bazıları daha soğukkanlı olabilmektedir. Tabii bu bir genelleme değil ama çoğunluğu öyle olabilmektedir. Hazreti Ömer’in çabuk öfkelenme hali Müslüman olduktan sonra da devam etmiştir. Fakat, daha önceden nefsi için öfkelenen Hz. Ömer, daha sonraları sadece Allah’için öfkelenmiş olup, o hali de takdir edilmiştir.
      Tahmin etmek başka şey kehanette bulunmak başka şeydir. Tahminde kesin ifade yoktur. Tahmin tecrübeye dayanılarak söylenir. Uçurumun kenarında dolaşan kimseye, bastığı dalı kesene; “düşebilirsin” demek gibi. Kehanette ise kesinlik ifadesi vardır. Örnek: Kahin derki: “Sen 60 yaşında bir ölüm tehlikesi atlatacaksın veya; “Sen falanca ile evleneceksin ” gibi. Bu bilgileri ise gaipten aldığını iddia eder. Gaib haber, gelecekte ne olacağını bileceğini söylemektir. Geleceği ancak Allah bilir. Kahinlerin geçmiş zamana ait şeyleri bilmeleri gaib haber sayılmaz. Kaldı ki o tür haberleri kâfir cinler vasıtası ile elde ederler. O da şartlıdır. Şartları küfre ait işler yapmaları veya halkı şirke yönlendirmeleri şartı gibi…
      SORU 2: Beş “ben”i, fiziki olarak düşünürsek beş tane ayrı mahluk mu var, yoksa bir tane ruh var onun mertebeleri mi dir?
      Ayrıca terbiye edeceğimiz bu hayvani nefis olan mı?
      Vesveseci şeytan ve cinlerin şeytanları olunca iki koldan mı saldırıyorlar diyebilir miyiz?
      Yine bu bitkisel ruhta ayrı bir mahluk mu yoksa yine mertebesi mi?
      CEVAP: Beş ‘BEN’ fiziksel değil, metafiziktir ve her birisi insanın özü olan “ADEM”den ayrı birer mefhumdur…
      Terbiye edilecek olan insanın özü olan; “ADEM”dir. Adem hiçliktir. Ancak; onun terbiyesi hayvani nefsin paralelinde olur..
      Adem’e cin şeytanları, insan şeytanları ve hayvani nefsin istekleri ile üç koldan saldırı olur.
      Vesselam.
      NOT: Bu “ADEM” elif harfi ile değil, ayın harfi ile yazılır ki, Elif harfi ile yazılan Âdem peygamberle ilgisi yoktur.

Bir cevap yazın