Mehmet Okuyan Kabir Azabını İnkar Ederek Dalalete Düşmüştür

mehmet okuyan kabir azabını inkar etti.Günümüzde diplomalı din cahilleri o kadar çoğaldı ki maalesef bunlar ayet ve sahih hadislerle sabit olan kabir azabını dahi inkar ederek dini anlayışta dalalete düşüp debelenmekteler ve arkalarından da bir çok insanı da birlikte cehenneme sürüklemekteler..

SORU:  Mehmet Okuyan hoca bir sohbet videosunda Secde Suresi 21. ayetini misal vererek kabir azabını inkar etmektedir. Bunun yaptığı yorumu nasıl anlamalıyız.?
İşte ilgili ayet, mealen:
“Şu bir gerçek ki, onlara o en büyük azabtan önce yakın azabtan (dünyada) da tattıracağız. Umulur ki, (kötülükten) dönerler.” (secde/21).

CEVAP: 
Allahu Teala mealci ve reformcu bu kimselere hidayet versin. Kabir azabına delil secde suresi 21. ayet değil, Mü’min Suresi 45. ayeti kerimedir. Kur’an’ın mealini okumayı tavsiye eden bu adam Kuran’ın mealinden bihaber. Adam çarşaf gibi diploma almış ama kabir azabı ile haberin hangi ayette olduğunu bilmiyor..

Kabir azabını inkâr edenlerin iddialarını çürüten ayet, Mümin Suresi 46. ayeti kerimedir. Mealen;
”  Onlar (kabirde), sabah akşam ateşe arz olunurlar. Kıyamet kopacağı gün de: “Firavun  ve ona tabii olanları azabın en şiddetlisine tıkın!” (denilecektir).”(Mü’min-46)
Ayet, sabah ve akşam ifadesiyle, kabir azabının kıyametten önce olduğunu açıkça belirtmektedir. Sabah ve akşamın olmayacağı Kıyamet gününde ise, sabah ve akşam değil, Kıyamete mahsus gün bir olacaktır. Cennette, cennete mahsus gecesiz günler olacaktır. Cehennemin ise kendine mahsus zulmeti yani karanlığı olacaktır ki, sabah ve akşamın varlığı orası için söz konusu değildir.
Yukarıda açıklanan ayetin devamında mealen:
” Kıyamet koptuğu gün ise onları azabın en şiddetlisine sokunuz.”ifadesi ile kabir azabının dünya hayatı ile, kıyametin kopması  arasında olduğu apaçık belirtilmiş oluyor.
Zaten kabre; “berzah (geçit, ara) denilmesi de bundandır. Kabir azabı gerek  Kur’an-ı Kerim’de ve gerekse sahih hadisi şeriflerde bu kadar açık bir ifade ile belirtilmiş olmasına rağmen, hâlen kabir azabını inkâr etmekte direnen kimseler,  cahiller kategorisine girenlerden midir,  yoksa bile bile kafir olanlardan mıdır?
Sahih hadislere uydurma hadis diyen Hz. Osman ve Hz. Ali’nin katilleri olan Harici sapıkları; “Bize Kur’an yeter, bizi hadisler bağlamaz.” dediklerinde Hz. Ali; “Bunlar hadisleri inkar etmekle kâfir oldular.” diye fetva vermiştir. Bunun üzerine bu Harici sapıkları, Hz. Ali’yi de şehit etmişlerdir. Günümüzdeki hadis inkarcıları, o Harici Sapıklarının aynen devamıdır. Kaynak bilgi diye verdikleri bilgiler de, o sapıkların saplantılarından başka bir şey değildir.
……………..
……………..
……………..
K A B İ R   A Z A B I   H A K K I N D A   B A Z I   H A D İ S-İ   Ş E R İ F L E R:

Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Kabir Azabı ile ilgili şöyle buyuruyor mealen:
-“Ölüleriniz defnetmeme endişem olmasydı; işitmekte olduğum kabir azabını, size de işittirmesi için Allah’a dua ederdim.”   
(Müslim, Hadis-i şerifin manası Tâc-ul-usûl (C.1.S.378)

Peygamber (sav) şöyle sığınırlardı:
-“Allah`ım! Aczden, tembellikten, korkaklıktan, düşkünlük derecesine varan ihtiyarlıktan, cimrilikten sana sığınırım. Keza, kabir azabından sana sığınırım. Hayat ve ölüm fitnesinden sana sığınırım.”
(Buhari)

Nesâi. Hz. Enes’ten (r.a.) naklediyor:
-“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bir kabirden bir ses işitmişti: “Bu ne zaman öldü? (Bileniniz var mı?” buyurdular. “Cahiliye devrinde!” dediler. Bu cevaba sevindi ve: “Eğer birbirinizi defnetmemenizden korkmasaydım kabir azabını size de işittirmesi için dua ederdim” buyurdular.”  (Müslim, Cennet 68, (2868); Nesâî, Cenâîz 114, (4, 102).
Peygamber (sav) şöyle buyurdular mealen:
-“Her ölenin ameline son verilir, ancak Allah yolunda ölen murabıt müstesna. Çünkü onun ameli kıyamet gününe kadar artırılır. Ayrıca o, kabir azabına da uğratılmaz
.(Buhari) Tirmizi`nin rivayetinde şu ziyade mevcuttur:
-“Gerçek mücahid, nefsiyle cihad edendir.”

Peygamber (s.a.v.) Efendimiz bir başka hadisi şeriflerinde kabir azabı hakkında şöyle buyurdular:
-“Resulullah (sav) teşehhüdden sonra şunu okurdu: “Allahümme inni euzu bike min azabi cehennem ve euzu bike min azabi`l-kabri ve euzu bike min fitneti`d`Deccal ve euzu bike min fitneti`l-mahya ve`l-memat.”
Mealen:
-” Allah’ım, ben cehennem azabından sana sığınırım. Kabir azabından da sana sığınırım. Deccalin fitnesinden de sana sığınırım, hayat ve ölümün fitnesinden de sana sığınırım)”.
(Buhari)

Mehmet Okuyan “Cennet Cehennem Şu anda Yok” diyor

CEVAP:
Mehmet Okuyan şu videoda“cennet de cehennem de şu anda yok” diyor.
https://www.youtube.com/watch?v=L9rHhB29X0E
Oysaki yasin suresinde kavmini uyaran tebliğci (Habibün-Neccar) kavmi tarafından şehid edildiğini ve cennete girdiğini Allahu teala şu ayetlerde beyan eder:
(Yasin Suresi mealen):

25 – “Şüphesiz ki ben, Rabbinize iman getirdim, gelin dinleyin beni.”

26 – (Sonra ona) “haydi gir cennete!” denildi. O da dedi ki: “Ne olurdu kavmim bilseydi!”

27 – “Rabbimin beni bağışladığını ve beni kendilerine ikram edilen kullarından kıldığını.”

Cennetler şu anda olmasaydı Kuran’da o kimseye Allahu teala olmayan cennete “gir cennete” der miydi??
Bu konuda Rasulullah’ın(ona salât ve selam olsun) beyan ettiği hadis-i şerifler de vardır. Esasında cennetlerin henüz yaratılmadığını iddia eden sapık mutezile mezhebidir. Günümüzün mutezile mensubu bu tür naylon ilahiyatçılar, geçmişteki sapıkların sapkınlığını ısıtıp Müslümanların önüne kafaları karıştırmak ve medyatik olmak için getiriyorlar. Bunların bu iddiaları yeni bir fikir değil unutulmuş bir sapkınlıktır.
Bunların esas amacı peygamberimizin miracını inkar etmektir. Çünkü Peygamberimiz miraçta bizzat cennetleri teşrif ettiklerini buyurmuşlardır. Cennetler henüz yaratılmasaydı Rasulullah(salat ve selam olsun ona) nereyi gezecekti.?
Âl-i İmran Suresinde  Rabbimiz şöyle buyurmaktadır, mealen:
“Rabbinizin bağışına ve genişliği göklerle yer arası kadar olan, Allah’ın muttakkîler için hazırladığı cennete koşun!
(Âl-i İmran-133)
Allah, bu sakat zihniyetlilerin iddia ettiği gibi  henüz yaratılmamış cennet için muttakilere, genişliği göklerle yer arası kadar olan cennete  “koşun” der miydi?

Bedayül-Ahbar’da ve diğer muteber kaynaklarda nakledildiğine göre Cenab-ı Hakk’ın cenneti Adem’den iki bin yıl önce yarattığını belirtmektedir. Adem aleyhisselam Mekke ile Taif arasında yaratıldı ve 40 yıl kalıpta bekletildi. Sonra ona ruh verildi. Melekler secde ettiler iblis isyan etti. Daha sonra melekler ona gökleri gezdirdiler ve cennete getirdiler. Cennetin her yerinde “Lâ ilahe illallah Muhammedun Rasulullah” yazılı olduğunu gördü. O bir uyku esnasında Allah onun sol eğe kemiğinden Havva’yı yarattı. Bundan sonra Cenabı Hak Adem’e şöyle buyurdu, mealen:

“Dedik ki: “Ey Âdem, sen ve eşin cennette oturun, ikiniz de ondan dilediğiniz yerde bol bol yeyin, fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.” Bekara-35
Bu ayeti kerime, cennetin Adem’den çok önce yaratıldığını ve şu anda da halen var olduğunu gösteren açık bir belgedir.

“Bunun üzerine şeytan onları(n ayağını) oradan kaydırdı, içinde bulundukları (cennet yurdu)ndan çıkardı. Biz de: “Birbirinize düşman olarak inin, orada belirli bir vakte kadar sizin için bir karar yeri ve bir nasib vardır.” dedik. ” Bekara-36

HADİS-İ ŞERİFLERDE CENNET:

Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
–“ Cennette mü’min, çocuk arzu ettiğinde, hamli, doğumu ve yaş alması bir anda oluverir.” (Hadis-i Tirmizî, Cenneh, 23;)

Resulullah (sav) buyurdular ki:

– “Gümüşten iki cennet vardır. Kapları ve içinde bulunan diğer şeyleri de gümüştendir. Altından iki cennet vardır, kapları ve içlerinde bulunan diğer eşyaları da hep altındandır. Adn cennetinde, cennetliklerle Rablerini görmeleri arasında Allah’ın veçhindeki ridau’l-kibriyadan (büyüklük perdesinden) başka bir şey yoktur.” (Buhari, Tefsir, Rahman 1, 2, Bedu’l-Halk 8, Tevhid 24; Müslim, İman 180; Tirmizi, Cennet 3.)

Rasulullah (sav) buyurdular ki:

– “Cennette bir ağaç vardır ki, binekli bir kimse yüz yıl gölgesinde yürüse onu katedemez. İstersiniz şu ayeti okuyun: “Daimi gölgelerdedirler, çağlayıp duran su başındadırlar.”
(Vakıa 30-31).” (Tirmizi, Tefsir, Vakıa, Cennet 1)

Ebu Hureyre: Resulullah (sav) buyurdular ki:

“Cennette hiçbir ağaç yoktur ki gövdesi, altından olmasın.” (Tirmizi, Cennet 1)

Ebu Hureyre: Resulullah (sav) buyurdular ki:

“Cennette, yay kadar bir yer, güneşin üzerine doğduğu veya battığı şeyden (dünyadan) daha hayırlıdır.”

Tirmizi, Hz. Enes’ten şu ziyadede bulunmuştur:

“Sizden birinizin yayı kadar veya kamçısı kadar cennetteki bir yer, dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır. Cennet ehlinden bir kadın, arz ehline görünecek olsa, dünya ve içindekileri aydınlatır, arzla sema arasını güzel koku ile doldururdu, onun başörtüsü dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır.” (Buhari, Bed’ül-Halk 8, Tefsir, Vakı’a 1; Müslim, Cennet 6; Tirmizi, Cennet 1)

Sa’d İbnu Ebi Vakkas: Resulullah (sav) buyurdular ki:

“Cennette olan şeyden bir tırnağın azalttığı miktar, semavat ve dünya arasında dört ciheti de tezyin etmiş olarak görünürdü. Eğer cennet ehlinden bir adam dünya ehline zuhur etse ve bilezikleri görünse o(nun şavkı) güneşin ziyasını bastırırdı, tıpkı güneşin, yıldızların ziyasını bastırması gibi.” (Tirmizi, Cennet 7)

Büreyde (ra) Bir adam Resulullah (sav)’a: “Cennette at var mı?” diye sordu. Aleyhissalatu vesselam da:

“Allah Teala Hazretleri seni cennete koyduğu takdirde, kızıl yakuttan bir at üzerinde orada dolaşmak isteyecek olsan, o seni istediğin her yere uçuracaktır.” buyurdular.
Bunun üzerine diğer biri de: “Cennette deve var mı?” diye sordu. Ama buna Aleyhissalatu vesselam öncekine söylediği gibi söylemedi. Şöyle buyurdular:

“Eğer Allah seni cennete koyarsa, orada canının her çektiği, gözünün her hoşlandığı şey bulunacaktır.” (Tirmizi, Cennet 11)

Resulullah (sav) buyurdular ki:

“Cennette siyah gözlülerin (hurilerin) toplanma yerleri vardır. Orada, benzerini mahlukatın hiç işitmediği güzel bir sesle şarkı okurlar ve şöyle söylerler: “Bizler ebedileriz, hiç ölmeyiz! Bizler nimetlere mazharız, fakr bilmeyiz! Rabbimizdan razıyız, mükedder olmayız! Kendisinin olduğumuz beylerimize ne mutlu!”(Tirmizi, Cennet 24)

Resulullah (sav) buyurdular ki:

“Cennet ehlinin bir çarşısı vardır. Her cuma oraya gelirler. Derken kuzey rüzgarı eser, elbiselerini ve yüzlerini okşar. Bunun tesiriyle hüsün ve cemalleri artar. Böylece ailelerine, daha da güzelleşmiş olarak dönerler. Hanımları: “Vallahi, bizden ayrıldıktan sonra sizin cemal ve güzelliğiniz artmış!” derler. Erkekler de: “Sizler de, Allah’a kasem olsun, bizden sonra çok daha güzelleşmişsiniz!” derler.” (Müslim, Cennet 13)

Resulullah (sav) buyurdular ki:

“Cennette bir çarşı vardır. Ancak orada ne alış, ne de satış vardır. Sadece erkek ve kadın suretleri vardır. Erkek bunlardan bir suret arzu ederse o surete girer.”(Tirmizi, Cennet 15)

Cennetler yaratılmamış olsa idi Rasulullah böyle bir açıklama yapar mıydı?

ÜMMETİN UYANIŞ VAKTİ

Onlar uydursun dursun. Ümmette bir uyanış var Elhamdülillah. Ama daha çok çalışmalı bunların ipliğini pazara çıkarmalıyız. Bütün platformları kullanarak Peygamberimize karşı bayrak açıp din uyduranları deşifre etmeliyiz.

Kitapları yakılıyor, kanalları değiştiriliyor. Bu konuda çok olumlu bilgiler alıyoruz Elhamdülillah. Şayet biz Peygamberimizle indirilen dinin yolunda saf tutarak gayret edersek din uyduranlar bu ülkede barınamayacaklar…

Bekir Abdullah

(Visited 1.227 times, 1 visits today)
DIKKAT: Sitemize ya da yazarlarımıza hakaret veya küfür eden ve yazarlarımızı tehdit eden şahısların IP adresleri ve giriş saatleri sistemimiz tarafından kaydedilmektedir. Avukatımız aracılığıyla bu kişiler hakkında gerekli yasal işlemler başlatılacaktır. Yorum göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Dikkat! Yorum yazmadan önce aşağıdaki uyarıyı okuyunuz:
5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 125 Hakaret (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

Türk Ceza Kanununun yukarıda belirtilen maddelerine göre, sitemiz veya yazarlarımızın onur, şeref ve saygınlığını zedelemeye yönelik mesajlar gönderenler hakkında  gerekli yasal haklarımızı kullanacağımızı önceden bildiririz. Yorum yazarken nezaket kurallarına dikkat ediniz.

“Mehmet Okuyan Kabir Azabını İnkar Ederek Dalalete Düşmüştür” üzerine 2 yorum.

  1. Şöyle bir durum var eğer xxxxxxxxxxx gösterdiği delilleri okumuş olsaydınız yukarıdaki hadislerin ayetlerle nasıl zıt düştüğünü sizde görürdünüz. Lutfen sadece 1 kez okuyun inanin sizde gerçeği anlarsiniz

    1. Mehmet Okuyan denilen şahıs açık ayetlerin manasını kasten çarpıtarak kafir olmuş bir kimsedir. Böyle birinin hadisler hakkında söz söylemeye salahiyeti yoktur. Size tavsiyem derhal o şahıstan vazgeçiniz ki imanınız felah bulsun.
      Onun delilleri şia ve harici sapkınlarının delilleridir. Hadislerle ayetler asla zıt düşmez zıt düşen onların anlayış sapkınlığıdır. Şeytan da her sapkınlığına bir delil getirmiştir. şeytanın doğru yolda olduğunu söyleyebilir misiniz?

Bir cevap yazın